Fırsatlar ve hayal kırıklıkları deposu Ortadoğu

Büyük “küçük ayrıntılar” Gazze'de ateşkes anlaşmasını engelliyor

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Fırsatlar ve hayal kırıklıkları deposu Ortadoğu

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

İbrahim Hamidi

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William Burns ve İngiliz Dış İstihbarat Teşkilatı (MI-6) Başkanı Richard Moore'un birkaç gün önce Londra'da Financial Times gazetesinin düzenlediği bir etkinliğe katılması emsal niteliğindeydi. Çünkü bu, çalışmalarının özü gizlilik üzerine kurulu iki kurumun başkanlarını bir araya getiren ilk platform oldu.

Burns ve Moore'un “istihbarat diplomasisi” kapsamındaki bu nadir buluşmada bütün dosyalar ile ilgili söyledikleri ilginçti. Rusya ve Çin’e karşı benimsenen savaş ve diplomasi arasındaki “gizli karışım” ve yapay zekaya yatırım yapmak için özel sektörle yapılan ortaklıklarla ilgili açıklamaları bilhassa dikkat çekiciydi.

Bu diyalogda dile getirilen önemli konular arasında rehine değişimi anlaşması ve Gazze'de ateşkes de vardı. Burns, birden fazla Amerikalı yetkilinin söylediklerini tekrarlayarak anlaşmanın yüzde 90'ının hazır olduğunu söyledi. Ekibinin, İsrail ile Hamas'ın anlaşmanın geri kalanına ilişkin tutumları arasındaki boşluğu dolduracak bir öneri hazırladığını belirtti. Ardından, Ortadoğu'da onlarca yıllık çalışma deneyiminin, kendisine anlaşmanın kalan kısmının en zoru olduğunu söylediğine ve birçok kişinin anlaşmanın bir sonraki aşamada tamamlanması konusunda “kötümser” olmasının nedenin bu olabileceğine dikkat çekti.

Gerçekten de Ortadoğu bir hayal kırıklıkları ve “kaçırılan fırsatlar” deposudur. Bunun yakın geçmişten iki örneği var. Başkan Joe Biden'ın şu anda  seçimlerde Demokrat Parti ve onun gölge adayı Kamala Harris'in şansını artırmak için Ortadoğu'da bir anlaşmaya varmaya çalışması gibi, eski başkan Bill Clinton, 2000 yılında Suriye devlet başkanı Hafız Esed veya Filistin devlet başkanı Yaser Arafat ile İsrail arasında tarihi bir anlaşmaya varılması için tüm ağırlığını koymuştu.

Mart 2000'deki Clinton-Esed zirvesi çöktü ve barış anlaşması sayfası kapandı. Esed barış anlaşmasını imzalamadan bu dünyadan ayrıldı

Suriye hattında barış anlaşması hazırdı ve İsrail'in 4 Haziran 1967 sınırına kadar Golan'ın tamamından çekilmesi, güvenlik düzenlemeleri, Tel Aviv ile Şam arasındaki barış ve normalleşme ilişkileri dahil tüm yönleriyle tamamlanmıştı. Geriye bir “küçük detay” kalmıştı; 4 Haziran sınırının sahada çizilmesi. Esed, “yüzmeye alışık olduğu” Taberiye Gölü kıyılarını kontrol etmek istiyordu, İsrail başbakanı Ehud Barak da “İsrail'in güvenliği için gerekli” olan gölün kıyılarından vazgeçmeyi reddediyordu.

Anlaşma metni şu anda olduğu gibi hazırdı, hatta daha da fazlası hazırdı; barış anlaşması metninin yüzde 99'u yazılmıştı ve geriye çok az şey kalmıştı. Ancak Mart 2000'deki Clinton-Esed zirvesi çöktü ve barış anlaşması sayfası kapandı. Esed barış anlaşmasını imzalamadan bu dünyadan ayrıldı.

Kudüs'ün geleceğine ilişkin “küçük bir detay” kalmıştı. Ama 2000 yılında müzakereler başarısızlıkla sonuçlandı. İntifada patlak verdi. Arafat kuşatıldı ve 2004'ün sonunda öldü

Haziran 2000'de Esed'in ölümüyle birlikte odak noktası Filistin hattına kaydı ve Clinton görev süresinin geri kalanında burada büyük bir atılım gerçekleştirmeye çalıştı. Temmuz ayında Camp David'de bir zirveye ev sahipliği yaptı ve Beyaz Saray'daki son anına kadar anlaşma üzerinde çalışmaya devam etti.

Tıpkı şu anda Gazze anlaşmasında ve çeyrek asır önce Suriye ile anlaşma sürecinde olduğu gibi, Filistin-İsrail anlaşmasının yüzde 90'ından fazlası hazırdı ve Filistin devleti, sınırları, silahsız olması, hava sahası, toprakların, mültecilerin ve yerleşimcilerin değişimi ile ilgili her şey kağıt üzerinde yazılıydı. Kudüs'ün, bazı mahallelerinin ve Mescid-i Aksa'nın geleceğiyle ilgili “küçük bir detay” kalmıştı. Ama 2000 yılında müzakereler başarısızlıkla sonuçlandı. İntifada patlak verdi. Arafat kuşatıldı ve 2004 yılı sonunda öldü. Ebu Ammar barış anlaşmasını imzalamadan bu dünyadan ayrıldı.

ABD şu anda, Gazze'de ateşkes anlaşmasının imzalanması ile rehine değişiminin Ortadoğu'da yeni bir dinamiğe yol açmasına bahis oynuyor

O zaman, barış anlaşmalarının imzalanmasının yeni bir Ortadoğu'ya giden yeni bir dinamiğe yol açacağına bahis oynanıyordu. Şimdiyse Burns ve Moore'un belirttiği gibi Amerikalılar, Gazze'de ateşkes anlaşmasının imzalanması ile rehine değişiminin bölgede “Hamas'ın fikirlerinden daha iyi bir fikir" sunmayı da içeren yeni bir dinamiğe yol açacağına bahis oynuyor. Anlaşmanın ayrıntıları arasında Gazze'de “ertesi gün” ve İsraillilerle Filistinlilerin birlikte yaşamasına olanak tanıyan siyasi bir çözüme giden sürecin başlatılması, Güney Lübnan'daki Mavi Hat ile ilgili uzlaşılar, Kızıldeniz'de seyrüseferin Husi saldırılarından kurtarılması yer alıyor ve bu unsurların Ortadoğu'da yeni bir bölgesel ufkun kapısını açması umuluyor.

Bölgenin geleceği, Gazze anlaşmasının Philadelphia ve Netzarim Koridorlarının kontrolü ile İsrail'in Gazze’den çekilmesine ilişkin yaklaşık yüzde 10'una bağlı. Ancak gerçek şu ki, geriye kalan bu “küçük ayrıntılar”, bir yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun temel tercihlerini ve siyasi geleceğini, diğer yandan Hamas'ın ve onun bölgesel ittifaklarının, özellikle de İran ile ittifakının önceliklerini özetliyor. Aslında Biden'ın danışmanlarından bazıları bunun Ortadoğu'da yeni bir “kaçırılan fırsat” olabileceğine ikna olmuş durumda. Ürdün ile Batı Şeria arasındaki Kral Hüseyin Köprüsü’nde yaşananlar, ister Amman'ın dediği gibi “bireysel bir eylem” olsun, ister Netanyahu'nun dediği gibi İranlı “şer ekseni”nin işi olsun, hayal kırıklıkları ve “kayıp fırsatlar” deposundan bir kor parçasından başka bir şey değil.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Macaristan, Moskova'ya karşı Avrupa yaptırımlarının geçmesini Kiev'in bir petrol boru hattını yeniden açmasına bağlıyor

Macaristan Başbakanı Viktor Orban (Reuters)
Macaristan Başbakanı Viktor Orban (Reuters)
TT

Macaristan, Moskova'ya karşı Avrupa yaptırımlarının geçmesini Kiev'in bir petrol boru hattını yeniden açmasına bağlıyor

Macaristan Başbakanı Viktor Orban (Reuters)
Macaristan Başbakanı Viktor Orban (Reuters)

Macaristan ve Slovakya başbakanları, Kiev'in ülkeye Moskova'dan petrol sağlayan önemli bir petrol boru hattını yeniden açmadığı sürece, Avrupa Birliği'nin Rusya'ya uygulamayı planladığı 20 günlük yaptırım paketinin Macaristan tarafından onaylanmasını engelleyeceğini açıkladı.

Başbakan Viktor Orbán, X platformunda şöyle yazdı: “Yaptırımlara destek yok. 20. paket reddedilecek.”

Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto ise şöyle yazdı: “Ukrayna, Druzhba boru hattı üzerinden Macaristan ve Slovakya'ya petrol sevkiyatını yeniden başlatana kadar, Kiev için önemli kararların alınmasına izin vermeyeceğiz.”

Ukrayna, kendi topraklarından geçen ve Rus petrolünü Slovakya ve Macaristan'a taşıyan boru hattının 27 Ocak'ta Moskova'nın düzenlediği saldırılarla hasar gördüğünü belirtiyor.

Şubat ayı başında, Avrupa Birliği Rusya'nın bankacılık ve enerji sektörlerini hedef alan yeni yaptırımlar önerdi. Bu önerilen paket, Moskova'nın 24 Şubat 2022'de Ukrayna'yı işgalinden bu yana 20. Yaptırım paketidir.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre yaptırımların yürürlüğe girmesi için 27 AB üye ülkesinin tamamının onayı gerekiyor.

Avrupa Komisyonu ayrıca, Rusya'ya yeniden ihracat riski yüksek olan ülkelere tüm kablosuz cihaz ve ekipmanların ihracatını yasaklamak için ilk kez zorlama önleme aracını devreye sokmayı planlıyor.

Slovakya Başbakanı Robert Fico dün akşam, Kiev boru hattını yeniden açmazsa Ukrayna'ya acil elektrik tedarikini kesme tehdidini yerine getireceğini söyledi.

Facebook'ta yaptığı bir paylaşımda, “Pazartesi günü (bugün) Ukrayna'ya acil elektrik tedarikinin kesilmesini talep edeceğim” diye yazdı.

“Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya dışında başka bir yerden petrol almamızı isterse, bu bize çok pahalıya mal olsa bile, buna cevap verme hakkımız var” dedi.


Putin, Rusya'nın "nükleer üçlüsünün" geliştirilmesini "mutlak öncelik" olarak görüyor

Putin, Kremlin'de Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısına başkanlık ediyor (AP)
Putin, Kremlin'de Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısına başkanlık ediyor (AP)
TT

Putin, Rusya'nın "nükleer üçlüsünün" geliştirilmesini "mutlak öncelik" olarak görüyor

Putin, Kremlin'de Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısına başkanlık ediyor (AP)
Putin, Kremlin'de Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısına başkanlık ediyor (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dün yaptığı açıklamada, ABD ile imzalanan Yeni START anlaşmasının süresinin dolmasının ardından Rusya'nın nükleer güçlerini geliştirmenin artık "mutlak öncelik" olduğunu söyledi.

Kremlin'in himayesinde düzenlenen askeri ve ulusal geçit törenleriyle kutlanan Vatan Savunucuları Günü'nde yayınlanan bir video mesajında Putin, “Rusya'nın güvenliğini garanti altına alan ve dünyada etkili bir stratejik caydırıcılık ve güç dengesi sağlayan nükleer üçlüsünü geliştirmek, mutlak öncelik olmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Putin, “ordunun ve donanmanın kapasitesini güçlendirmeye” devam edileceğini ve Ukrayna'da dört yıl süren savaştan elde edilen askeri deneyimlerden yararlanacağını taahhüt etti. Silahlı kuvvetlerin tüm kollarının, “savaş hazırlığı, hareket kabiliyeti ve en zorlu koşullarda bile operasyonel görevleri yerine getirme yeteneği” dahil olmak üzere iyileştirileceğini belirtti.

Dünyanın en büyük iki nükleer gücü arasındaki son anlaşma olan Yeni START anlaşması bu ayın başında sona erdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Washington, Rusya Devlet Başkanı'nın her iki tarafın nükleer silah cephaneliği sınırını bir yıl uzatma teklifine yanıt vermedi. Ancak Rusya, Washington da uymaya devam ettiği sürece Yeni START anlaşması kapsamındaki nükleer silah kısıtlamalarına uyacağını açıkladı.


ABD güçleri bir ay içinde Suriye’den tamamen çekilecek

TT

ABD güçleri bir ay içinde Suriye’den tamamen çekilecek

ABD güçleri bir ay içinde Suriye’den tamamen çekilecek

ABD’nin DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’na (DMUK) liderlik eden güçlerinin, DEAŞ’a karşı yürütülen operasyon kapsamında Suriye’den tamamen çekilmeyi planladığı bildirildi. Konuya ilişkin bilgi veren bir Suriye hükümet yetkilisi, bir Kürt kaynağı ve bir diplomatik kaynak, çekilmenin bir ay içinde tamamlanacağını belirtti. Bu açıklama, ülkenin kuzeydoğusundaki bir üssün boşaltılmaya başlanmasıyla eş zamanlı olarak geldi.

Adı açıklanmayan Suriye hükümet yetkilisi, “Bir ay içinde Suriye’den çekilecekler ve sahadaki hiçbir üslerinde askeri varlık bırakmayacaklar” dedi.

Kürt kaynak da aynı zaman çizelgesini doğrularken, diplomatik kaynak ise çekilmenin 20 gün içinde tamamlanabileceğini belirtti ve Washington’ın Suriye’de hiçbir askeri üs bırakmayacağını vurguladı.

ABD, 2014 yılında DEAŞ’ın Suriye ve Irak’ta geniş topraklar ele geçirmesinin ardından bu örgüte karşı kurulan DMUK çerçevesinde her iki ülkede de asker bulundurmuştu. Örgüt, 2019’a kadar kademeli olarak bu bölgelerden çıkarılmıştı.

Kürt kaynak, ABD’nin bugün Suriye’nin kuzeydoğusundaki ana üsten çekilmeye başladığını ve önceki iki üssü de iki hafta içinde boşalttığını belirtti.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, “Haseke’deki DMUK güçlerinin merkezi üssünden askeri ve lojistik araçların Irak yönüne çekilmesi süreci devam ediyor. ABD’nin Suriye’den çekilmesi bir ay içinde tamamlanacak” dedi.

dcfvgthy
Suriye’nin Kamışlı kentinde ABD ordusu devriyesi (Arşiv – Reuters)

ABD ordusu, bu ayın ortasında Suriye’deki stratejik bir üsten tamamen çekildiğini ve üssü Suriye güçlerine devrettiğini açıkladı. Bu gelişme, iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlenmesine işaret eden en son adım olarak değerlendiriliyor ve daha geniş çaplı bir Amerikan çekilmesine zemin hazırlayabilir. Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’dan aktardığına göre ABD güçleri, Suriye’deki kalan tüm üslerden önümüzdeki iki ay içinde çekilmiş olacak.

Haseke yolunda

Fransız muhabirlerinin aktardığına göre, Kürt güçlerinin son kalesi olan Haseke ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ni bağlayan uluslararası yolda bugün onlarca ağır kamyon görüldü. Kamyonlar, zırhlı araçlar ve önceden inşa edilmiş barınaklarla doluydu ve ABD askerî araçları ve helikopterler eşlik ediyordu.

Kürt kaynak, Amerikan hareketleri, “Haseke’deki DMUK güçlerinin merkezi üssünden askeri ve lojistik araçların Irak yönüne çekilme süreci devam ediyor” cümlesiyle aktardı.

fgthy
ABD, Suriye’deki Kasrak Üssü’nden çekilmeye başladı. (AFP)

Kaynağa göre önümüzdeki günlerde, kuzey ve doğu Suriye’deki iki kalan üsten askeri ve lojistik malzeme, radar sistemleri ve füzelerden oluşan ardışık konvoylar taşınacak. DMUK güçleri, askerlerin çoğunu hava yoluyla çekerken, kara birlikleri konvoylara eşlik edecek.

Hava müdahalesi

Son iki hafta içinde ABD, Tanf Üssü’den ve kuzeydoğudaki eş-Şeddadi yakınlarındaki bir diğer üsten ardışık olarak çekildi. Bu ikinci üs, Kürt güçlerinin DEAŞ mensuplarını tuttuğu bir cezaevine ev sahipliği yapıyordu; geçen ay bölgeye Suriye hükümet güçleri ilerlemişti.

DMUK, bu üsleri DEAŞ’a karşı savaşmak ve son yıllarda örgüte yönelik ağır hava saldırıları düzenlemek için kullanmıştı.

ABD, zaman zaman Suriye’de örgüte ait hedefleri vurduğunu açıklarken, Suriye makamları da aralıklı olarak örgüte bağlı hücrelere karşı güvenlik operasyonları yürütüyor.

Diplomatik kaynak, hem Şam hem Washington’la yakın ilişkisi bulunan ülkesinin bilgisine dayanarak, ABD’nin bölgedeki üslerinden havadan Suriye’ye müdahale edebileceğini, yani DEAŞ’a karşı potansiyel operasyonlar gerçekleştirebileceğini belirtti. Bu açıklama, örgütün iki yıl aradan sonra cumartesi günü yayımladığı ses kaydında hükümet güçleriyle çatışmaya çağrılmasıyla bağlantılı görülüyor.

DEAŞ halen uyuyan hücreler aracılığıyla hareket ediyor ve ara sıra saldırılar düzenliyor; son olarak hükümet güçlerine karşı bir saldırı gerçekleştirdi.

Ocak ayında ise Suriye ordusu, uzun yıllar örgüte karşı sert mücadele veren ve on binlerce militan ile ailelerini kamplar ve gözaltı merkezlerinde tutan Kürt güçlerinin kontrolündeki bölgelere ilerledi.

erg
Bir Amerikan kamyonu, Suriye’nin kuzeydoğusundaki Haseke vilayetinin Kamışlı kenti dışındaki bir otoyolda konvoy halinde ilerliyor. (AFP)

Bu ay içinde Washington, örgüte bağlı olduğu şüphesi bulunan 5 bin 700’den fazla tutukluyu kara yoluyla Irak’a naklettiğini açıkladı.

Aynı dönemde, el-Hol Kampı’nda bulunan ve örgüt üyelerinin ailelerini barındıran kamp, neredeyse tamamen boşaltıldı. Çoğu sakin bilinmeyen bir yere gitmişken, geride kalanlar Suriye’nin kuzeyindeki Halep kontrolündeki başka bir kampa nakledildi.

ABD, Ortadoğu’daki askeri varlığını güçlendirdi ve artan İran gerilimi nedeniyle bölgede iki uçak gemisi ve eşlik eden savaş gemilerini konuşlandırdı. Tahran ise olası herhangi bir saldırıya, bölgede Amerikan askeri hedeflerini vurarak yanıt vereceğini açıkladı.