Washington: Hamas’ın bazı şartlarını değiştirmesine rağmen Gazze'de ateşkes sağlanmasına yönelik çabalarımızı sürdüreceğiz

ABD Başkanı Joe Biden, görevden ayrılmadan önce kendisine siyasi bir zafer kazandıracak ve Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump'a karşı Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in şansını artıracak bir anlaşma yapmayı umuyordu. (AFP)
ABD Başkanı Joe Biden, görevden ayrılmadan önce kendisine siyasi bir zafer kazandıracak ve Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump'a karşı Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in şansını artıracak bir anlaşma yapmayı umuyordu. (AFP)
TT

Washington: Hamas’ın bazı şartlarını değiştirmesine rağmen Gazze'de ateşkes sağlanmasına yönelik çabalarımızı sürdüreceğiz

ABD Başkanı Joe Biden, görevden ayrılmadan önce kendisine siyasi bir zafer kazandıracak ve Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump'a karşı Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in şansını artıracak bir anlaşma yapmayı umuyordu. (AFP)
ABD Başkanı Joe Biden, görevden ayrılmadan önce kendisine siyasi bir zafer kazandıracak ve Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump'a karşı Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in şansını artıracak bir anlaşma yapmayı umuyordu. (AFP)

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Direktörü John Kirby, Hamas'ı ateşkes ve esirlerin serbest bırakılması konusunda bir anlaşmaya varılması için yapılan müzakereleri engellemekle suçladı.

Kirby, basın brifingi sırasında şunları söyledi: “Başkan Biden'ın yönetimi bir anlaşmaya varılıp varılamayacağını görmek için gece gündüz çalışıyor. Hamas şu anda bunun önündeki ana engel.”

Kirby, “Onlar (Hamas) esir takası anlaşmasının bazı şartlarını değiştirdiler, bu da bir anlaşmaya varmamızı zorlaştırdı. Hamas'ın öne sürdüğü yeni değişikliklere rağmen halen denemeye değer olduğuna inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya baskı yapmaya ve İngiltere'nin yaptığı gibi İsrail'e silah tedarikini durdurmaya istekli olup olmadığı sorusuna Kirby, “Bu anlaşmayı sağlamaya çalışmaktan daha fazla baskı uygulamadığımız bir şey düşünemiyorum” yanıtını verdi. İngiltere Başbakanı'nın Cuma günü Beyaz Saray'a yapacağı ziyarette bir dizi dış politika konusunun ele alınacağını açıklayan Kirby, ‘İngiltere'nin İsrail'e silah tedarikini durdurmasının kendilerini ilgilendiren bir konu olduğunu’ vurguladı.

Kirby, ateşkes müzakerelerinin durduğunu belirterek, Başkan Biden'ın Ulusal Güvenlik Konseyi yetkilileriyle yapacağı toplantının Başkan'ın günlük programının bir parçası olduğunu açıkladı.

Azalan şanslar

ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin Gazze Şeridi'nde ateşkes sağlanması ve Hamas'ın elindeki esirlerin serbest bırakılması için yeni bir öneri getirme şansı azaldı. Zira Biden'ın yardımcıları arasında ‘yeni fikirlerle ilerlemek ve bunları hem İsrail'e hem de Hamas'a sunmak isteyen bir akım’ ile ‘her iki tarafın katı tutumları ışığında yeni bir öneri sunmanın bir anlamı olmadığını düşünen başka bir akım’ arasında bir tür tartışma ve bölünme var. Bu sebeple Biden yönetimi yeni bir öneri sunmayı belirsiz bir süre için erteledi.

İktidarda sadece dört ayı kalan Biden yönetimi, Beyaz Saray'dan ayrılmadan önce Biden’a siyasi bir zafer kazandıracak ve yardımcısı Kamala Harris'in Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump'a karşı seçim yarışında güçlü bir destek elde etmesini sağlayacak bir anlaşmaya varmak için yoğun bir şekilde çalışıyor.

ABD yönetimi iki aydır bir anlaşmanın yakın olduğunu ve ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William Burns liderliğindeki ABD'li müzakerecilerin çözülmemiş konuların yüzde 90'ını hallettiklerini ifade ediyordu.

Geçtiğimiz günlerde ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve CIA Direktörü William Burns, ABD'nin birkaç gün içinde yeni ve güncellenmiş bir teklif sunacağını belirterek, bunun son teklif olacağını ve yönetimin boşlukları kapatmak için çok çalıştığını ifade etti. Ancak, aralarında Amerikalı Hersh Goldberg-Polin'in de bulunduğu altı esirin Hamas tarafından öldürülmesi ve Netanyahu'nun Philadelphia Koridoru üzerinde tam İsrail askeri kontrolü talep etmesi ve Mısır'ın bunu kategorik olarak reddetmesi gibi son gelişmeler Beyaz Saray'da hayal kırıklığının artmasına neden oldu.

Başarısız girişimler

Yetkililer bir anlaşmaya varılmasının önünde pek çok engel bulunduğunu ve bunların çoğunun her iki tarafın da kabul edemediği koşullarla ilgili olduğunu açıkladı. Bir Beyaz Saray yetkilisi, yetkililerin altı esirin Hamas tarafından öldürülmesinden üzüntü ve rahatsızlık duyduklarını, ancak buna rağmen yetkililerin ve Başkan Biden'ın danışmanlarının bir anlaşmaya varmak için fırsat aramaya, Mısırlı ve Katarlı arabulucularla iletişim kurmaya, tarafların pozisyonlarını ve müzakereleri durduran konuları gözden geçirmeye ve ABD'nin pozisyonunu yeniden değerlendirmeye devam ettiklerini kaydetti.

Başkan Biden'ın anlaşmayı ilerletme arzusu ve danışmanlarının yeni önerilerde bulunmanın beyhude olacağına inanması nedeniyle bir anlaşmaya varma şansına ilişkin şüpheler önemli ölçüde arttı.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, her iki taraftan da nihai bir anlaşma sağlanamaması halinde, 11 ay boyunca detaylı bir şekilde müzakere edilen şartların her an çökebileceğini kabul etti.

zxdcvf
İsrail güçleri, ateşkes anlaşmasına varma şansının azaldığı bir ortamda Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonlarını sürdürüyor. (AFP)

Beyaz Saray, Hamas'ı suçlayarak, hareketin, üzerinde anlaşmaya varılan sayıdan daha fazla sayıda müebbet hapis cezasına çarptırılmış Filistinli mahkûmun serbest bırakılması için yeni taleplerde bulunduğunu ve bunun İsrail tarafınca reddedildiğini belirtti. Biden yönetimi, Katarlı ve Mısırlı arabuluculara Hamas'a taleplerini hafifletmesi için baskı yapmaları çağrısında bulundu. Yetkililer, Hamas lideri Yahya Sinvar'ın bir anlaşmaya varmak istemediğini hissettiklerini, Hamas'la müzakere etmenin imkânsız olabileceğini ve bir ateşkes anlaşmasını asla kabul etmeyeceğinden endişe ettiklerini söyledi.

Yaratıcı seçenekler

CIA Direktörü William Burns, Londra'da Financial Times'a verdiği demeçte zor kararı vermenin Sinvar ve Netanyahu'ya bağlı olduğunu söyledi. Burns, “Arabulucular yaratıcı seçenekler formüle etmek ve seçenekler sunmak için çalıştılar. Ancak nihayetinde bu bir siyasi irade meselesi” şeklinde konuştu.

dvfbtrh
ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William Burns (AP)

Netanyahu ve Sinvar'ın tehlikede olan çok fazla şey olduğunu fark etmelerini ve bir anlaşmaya doğru ilerlemeyi kabul etmelerini umduğunu söyleyen Burns, “Arabulucularla elimizden geldiğince sıkı çalışmaya devam edeceğiz. Çünkü esirler ve ateşkes konusunda bir anlaşmaya varmanın alternatifi yok. Burada tehlikede olan Gazze Şeridi'ndeki tünellerde halen hayatta olan esirler ve Gazze Şeridi'ndeki masum sivillerin hayatları” ifadelerini kullandı. Burns, İngiliz mevkidaşı Richard Moore ile birlikte iki kurumun da itidal ve gerilimin azaltılması için tüm istihbarat kanallarını kullandığını vurguladı.

Kaynaklar, Başkan Biden'ın esirleri öldürmesi ve daha aşırı taleplerde bulunmasının ardından ‘Hamas'ı ödüllendiriyor ve daha fazla taviz veriyor’ gibi görünmek istemediğini belirtti.

Tek taraflı anlaşmayı dışlama

Hamas'ın elinde kalan beş Amerikalı esirin aileleri, ABD yönetimine Hamas ile ayrı bir anlaşmaya varması çağrısında bulunmuştu. Yetkililer, Hamas'ın elindeki beş Amerikalı esire karşılık ABD hapishanelerinde tutulan beş Filistinlinin takas edileceği bir liste sunmuş ve ABD yönetimi bir anlaşmaya varma fırsatlarını araştırmak üzere Katarlı yetkililerle temasa geçmişti. Ancak bu girişimlerin üzerine herhangi bir adım atılmadı.

Söz konusu takas anlaşması, sadece Amerikalı esirlerin serbest bırakılması karşılığında Hamas’ın başka taleplerde bulunması (hareketin terör listelerinden çıkarılması, Hamas liderlerinin yargılanmayacağına dair ABD garantisi talep edilmesi ve hareketin Gazze'de siyasi bir hareket haline gelmesinin sağlanması gibi) olasılıkları ve Biden yönetiminin terörist olarak gördüğü bir hareketle anlaştığı için eleştirilmesinin yanı sıra diğer İsrailli esirlerden vazgeçmesinin eleştirilmesi gibi pek çok tartışmaya yol açtı.

sxcdvfgrt
İsrail ile Hamas arasındaki çatışmaların ortasında Gazze Şeridi'ndeki esirlerin serbest bırakılması için Tel Aviv'de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetine karşı düzenlenen bir gösteriden (Reuters)

Yetkililer, Hamas'la tek taraflı bir anlaşmanın Biden yönetiminin ihtiyaç duymadığı bir tartışma ve eleştiri kapısı açacağını belirtti. ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan da esirlerin ailelerine yönetimin tüm seçenekleri değerlendirdiğini, ancak sonuçta İsrail'le bir anlaşmadan yana olduğunu söyledi.

Başkan Biden'ın bazı danışmanlarının bir anlaşmaya varmanın tek yolunun Başkan Biden'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu üzerinde daha fazla baskı kurması olduğuna inandıklarını, bunun da Başkan Biden'ın geçen hafta Netanyahu'nun bir anlaşmaya varmak için yeterince çaba sarf etmediği yönündeki yorumlarında ortaya çıktığını aktaran Washington Post, diğer yetkililerin ise Netanyahu'ya yönelik bu eleştirel yorumların, özellikle de Başkan Biden'ın güçlü etkisini kullanmak ve İsrail'e milyarlarca dolarlık ABD silahını durdurma kartını kullanmak istememesi nedeniyle, Netanyahu'nun tutumunda değişikliklere yol açacağından şüphe duyduklarını bildirdi.



İran'ın çöküşünün bölge üzerindeki potansiyel etkisi nedir?

Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen bir mitingde, rejim karşıtı protestocular, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026
Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen bir mitingde, rejim karşıtı protestocular, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026
TT

İran'ın çöküşünün bölge üzerindeki potansiyel etkisi nedir?

Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen bir mitingde, rejim karşıtı protestocular, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026
Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen bir mitingde, rejim karşıtı protestocular, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026

Ömer Önhon

İranlılar, 1979 devriminden sonra iktidarı ele geçiren rejimi protesto etmek için sayısız kez sokaklara döküldüler; bu, İslam Cumhuriyeti tarihinde çok tanıdık bir sahne haline geldi. Ancak bu kez, protestolar daha derin ve daha tehlikeli anlamlar taşıyor.

Protestoların itici gücü artık rejimin ideolojik ve baskıcı doğasıyla sınırlı değil; günlük yaşamın her yönünü etkileyen boğucu bir ekonomik krizi de içerecek şekilde genişledi. Öfke yayılırken, dikkat çekici bir gelişme yaşandı; geleneksel olarak rejimin destekçileri olarak kabul edilen ve daha önce protestolardan uzak duran Tahran Kapalı Çarşı tüccarlarının da protestolara dahil olması. Onların dahil olması, rejim için endişe verici bir değişimi temsil ediyor, ancak bu, rejimin yakın zamanda yıkılacağının kesin bir göstergesi değil.

Bu harekete karşılık olarak, İran makamları protestoları bastırmak için rejim güvenlik güçlerini, Devrim Muhafızlarını ve Besic olarak bilinen sadık milisleri büyük sayılarda sokaklarda konuşlandırdı. Tahminler, yaklaşık üç bin kişinin öldürüldüğüne, binlerce kişinin de yaralandığına ve tutuklandığına, gerçek can kaybının ise resmi rakamlardan üç veya dört kat daha yüksek olabileceğine işaret ediyor.

Krizi açıklarken, İran rejimi yaşananları ülkeyi istikrarsızlaştırmayı amaçlayan yabancı müdahaleye ve ekonomiye olan ciddi etkisinden dolayı uluslararası yaptırımlara bağlıyor. Bu iddialar bir miktar doğruluk payı içerse de, krizin kökenleri çok daha derine iniyor ve esas olarak rejimin kendi içindeki yapısal dengesizliklerden kaynaklanıyor gibi görünüyor.

Enflasyon yüzde 45 ile 50 arasında seyrediyor, İran tümeni yabancı para birimleri karşısında değerinin önemli bir kısmını kaybetti, emekli maaşlarını ödeme sorunu kötüleşiyor ve İranlılar genel bir tükenmişlik ve bitkinlik duygusu yaşıyor. Halk her geçen gün daha da fakirleşirken, rejimin elitleri ve fırsatçıları, adaletsizlik duygusunu daha da artıran yaygın yolsuzluk ortamında servet biriktirmeye devam ediyor.

Ekonomik krizin yanı sıra, İran makamları yıllardır Tahran'daki hava kirliliği de dahil olmak üzere kronik sorunlarla başa çıkmayı başaramadı; bu sorunlara şimdi kuraklık krizi de eklendi. Bu arada, ülkenin kıt kaynakları, çoğu ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırılarla büyük ölçüde yok edilen çok sayıda silahlanma programına yönlendirildi.

İran'da yaşananlar, Ortadoğu'da gerçekleşen dönüşümlerin daha geniş bağlamından ayrılamaz. Rejimin bölgesel ve uluslararası politikaları yıllar içinde kendisine o kadar çok düşman kazandırdı ki, olası çöküşü uluslararası alanda kendisine karşı pek sempati uyandırmıyor gibi görünüyor

Şarku'l Avsat'ın Al Majalla'dan aktardığı analize göre İran'da yaşananlar, Ortadoğu'da gerçekleşen dönüşümlerin daha geniş bağlamından ayrılamaz. Rejimin bölgesel ve uluslararası politikaları yıllar içinde kendisine o kadar çok düşman kazandırdı ki, olası çöküşü uluslararası alanda kendisine karşı pek sempati uyandırmıyor gibi görünüyor.

Suriye krizinin yankıları bölge ve dünya genelinde hâlâ tazeyken, nüfus ve doğal kaynaklar açısından Suriye'den çok daha büyük bir ülke olan İran'ın çöküşünün potansiyel etkileri düşünüldüğünde endişe daha da artıyor. Bu olasılık, bölgenin çok ötesine uzanan sarsıntılara neden oluyor. Dolayısıyla ilk soru şu: Rejim gerçekten devrilecek mi ve böyle bir değişimin maliyeti ne olacak? Bunu daha ağır bir soru izliyor: Eğer böyle bir durum yaşanırsa, sonrasında sahne nasıl görünecek?

Bu bağlamda, ABD ve İsrail, İranlı protestoculara açık desteklerini açıkladılar. Doğu ve Batı arasındaki ticaret ve enerji yollarında stratejik bir konuma ve yine dünyanın en büyük petrol ve doğal gaz rezervlerinden birine sahip olan İran, ABD Başkanı Donald Trump için Gazze, Venezuela ve Grönland'a benzer bir başka cazip yatırım fırsatı olarak öne çıkıyor.

Trump, rejim protestocuları öldürürse müdahale tehdidinde bulundu ve İranlılara gösterilerinin ivmesini artırma çağrısı yaptı. Ancak, ölümlerin durduğuna ve rejimin protestocuları infaz etme planlarının olmadığına dair bilgilere sahip olduğuna dair son açıklamaları, gerçek niyetleri konusunda bazı belirsizlikler yarattı.

cdfgthy
İran'ın Tahran şehrinde bir kadın sokakta yürüyor, 15 Ocak 2026 (Reuters)

Buna paralel olarak, arka kapı diplomasisi yoluyla İran'ın bazı ABD talepleri karşısında geri adım attığına dair iddialar dolaşıyor. ABD kaynakları ve bilgi sahibi medya kuruluşları, ABD Başkanı’nın hâlâ seçeneklerini değerlendirdiğini ve olası bir askeri müdahalenin tam ölçekli bir işgalden ziyade sınırlı ve belirli olacağını bildiriyor.

Ancak, Venezuela ve başka yerlerde zaten yük altında olan ABD, herhangi bir çatışmanın kontrolden çıkabileceğini kabul ediyor. İran direnir ve karşı saldırı başlatırsa, Washington, bölgeye ve ötesine yayılacak öngörülemeyen sonuçları olan uzun süreli bir çatışmaya sürüklenebilir.

Bu bağlamda, üst düzey bir İranlı yetkilinin, ABD tarafından saldırıya uğramaları durumunda ülkelerinin Suudi Arabistan, BAE ve Türkiye'deki ABD üslerine saldırı düzenleyeceğini söylediği aktarıldı. Önlem olarak, ABD, Ortadoğu'daki en büyük ABD askeri üssü olan Katar'daki el-Udeyd Hava Üssü'nden bazı askeri personelini geri çekti.

İsrail ise, İran'da açıkça rejim değişikliği arayışında olup, yerine Şah dönemini anımsatan dost bir yönetimin gelmesini umuyor. Buna karşılık, Suudi Arabistan, Kuveyt, Umman ve bölgedeki diğer ülkeler, askeri müdahale veya savaşın olumsuz sonuçları korkusuyla itidal çağrısında bulundular, topraklarının herhangi bir askeri operasyon için kullanılmasına izin vermeyeceklerini vurguladılar.

En çok endişe duyan ülkeler arasında Türkiye öne çıkıyor. İran ile ekonomik ve sosyal bağlarına rağmen, iki ülke Ortadoğu, Kafkasya ve Orta Asya'da bölgesel rakiplerdir; bu rekabet, Suriye'deki kriz ve iç savaş sırasında özellikle belirgin hale geldi.

Ankara, diğer bölgesel güçler gibi, askeri müdahalenin olumsuz sonuçlar doğuracağına inanıyor. Yeni bir kitlesel göç dalgası, Irak ve Suriye'dekine benzer bir Kürt sorununun ortaya çıkması ve enerji arzında aksamalardan korkuyor. Buna ek olarak, İsrail ile dost yeni bir İran yönetiminin kurulması endişesi de var; bu durum Türkiye için son derece rahatsız edici bir olasılık.

Prensip olarak, İranlıların liderlerini seçmelerine olanak tanıyan özgür seçimler yoluyla rejim içinden değişim, en iyi çözüm yolu gibi görünüyor. Ancak rejimin sertlik yanlısı kurmaylarının ve ona sadık olanların iktidarı kolayca bırakacağını hayal etmek zor

Bu bağlamda, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, özellikle İsrail'i işaret ederek, bir dış müdahale olduğunu belirtti. İsrail’in İran'daki protestolardan istediği sonucu alamayacağını varsayması, rejimin çökmesi olasılığından şüphe duyduğu şeklinde yorumlanabilir.

Fidan, 24 saat içinde İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile iki telefon görüşmesi yaptı ve ayrıca ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack ile de temasa geçti. Bu, Türkiye'nin gerilimi kontrol altına alma ve durumu yatıştırma yönündeki diplomatik çabaları olarak görülebilir.

sdvfd
Lahey'de düzenlenen ve İran'daki kitlesel protestoları destekleyen bir mitingde göstericiler İran bayrakları ve pankartlar taşıdı, 10 Ocak 2026 (AFP)

Bu Türk yaklaşımı, Ankara'nın 2011'deki Suriye'ye yönelik tutumunu hatırlatıyor; o zaman da komşu ülke olarak Esed rejimini reformları uygulamaya, protestocuların taleplerini dinlemeye ve güç kullanmayı bırakmaya çağırmıştı. Ancak rejim o dönemde oyalamayı tercih etmişti.

Prensip olarak, İranlıların liderlerini seçmelerine olanak tanıyan özgür seçimler yoluyla rejim içinden değişim, en iyi çözüm yolu gibi görünüyor. Ancak rejimin sertlik yanlısı kurmaylarının ve ona sadık olanların iktidarı kolayca bırakacağını hayal etmek zor.

Buna karşılık, İran muhalefeti cesur ve kararlı görünüyor, ancak birleşik bir siyasi cephe ve tek bir birleştirici lider yokluğundan muzdarip. Bu boşlukta, bazı göstericiler, İran'ın son Şahı'nın oğlu ve ABD'de ikamet eden, son zamanlarda kendisini lider ve kurtarıcı olarak göstermeye çalışan Rıza Pehlevi'nin geri dönmesini talep ettiler.

Rıza Pehlevi’nin bir rolü olabilir, ama İranlıların çoğunluğunun, hatta rejime karşı olanların bile, Mollalar yönetimini 46 yıl önce devirdikleri ve nefret ettikleri bir monarşi sistemi ile değiştirmek isteyeceğine inanmak zor. Bununla birlikte, iç ve uluslararası güç mücadelelerinin karmaşık ağı göz önüne alındığında, tüm senaryolar muhtemel olmayı sürdürüyor.


Netanyahu, Gazze'deki Yürütme Kurulu’nun yapısına itirazının ardından iktidar koalisyonuyla bir araya geldi

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Arşiv – Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Arşiv – Reuters)
TT

Netanyahu, Gazze'deki Yürütme Kurulu’nun yapısına itirazının ardından iktidar koalisyonuyla bir araya geldi

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Arşiv – Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Arşiv – Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bugün iktidardaki koalisyon ortaklarını toplantıya çağırdı. Bu adım, Netanyahu’nun Beyaz Saray tarafından Gazze Şeridi’nin yönetimini denetleyecek Barış Konseyi kapsamında ilan edilen Yürütme Kurulu’nun yapısına itiraz etmesinin ertesi günü geldi.

Beyaz Saray dün, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’nde savaşı sona erdirmeyi hedefleyen 20 maddelik planı çerçevesinde, başkanlığını Trump’ın üstleneceği Barış Konseyi’nin çatısı altında faaliyet gösterecek Yürütme Kurulu’nun kurulduğunu duyurmuştu.

Danışma niteliğinde olduğu belirtilen Yürütme Kurulu’nda, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Katarlı diplomat Ali ez-Zavadi’nin yanı sıra çeşitli bölgesel ve uluslararası yetkililerin yer aldığı kaydedildi.

Netanyahu’nun ofisi cumartesi gecesi geç saatlerde, Yürütme Kurulu’nun yapısına itiraz etti. İsrail Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamada, “Trump tarafından kurulan ve başkanlığını bizzat üstlendiği Barış Konseyi’ne bağlı Yürütme Kurulu’nun yapısının ilanı, İsrail ile herhangi bir koordinasyon sağlanmadan yapılmış olup, İsrail’in politikalarıyla çelişmektedir” ifadesi kullanıldı. Açıklamada, Başbakan Netanyahu’nun, İsrail’in çekincelerini ele almak üzere Dışişleri Bakanı’na ABD Dışişleri Bakanı ile temasa geçmesi talimatını verdiği belirtildi.

Açıklamada itirazın gerekçeleri ayrıntılandırılmadı. Ancak Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre İsrail, Ekim 2023’te savaşın başlamasından bu yana iki ülke arasındaki ilişkilerin ciddi şekilde bozulması nedeniyle, savaş sonrası Gazze Şeridi’nde Türkiye’nin herhangi bir rol üstlenmesine daha önce de sert biçimde karşı çıkmıştı.

Trump’ın, Hakan Fidan’ı Yürütme Kurulu’na dahil etmenin yanı sıra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı da Barış Konseyi’ne katılmaya davet ettiği bildirildi. İsrail medyasında yer alan haberlere göre, iktidar koalisyonu liderleri bugün Yürütme Kurulu’nun yapısını görüşmek üzere bir araya geldi.

Netanyahu’nun liderliğini yaptığı Likud Partisi’nin Sözcüsü, “Koalisyonun saat 10.00’da bir toplantısı planlanıyor” açıklamasını yaptı, ancak toplantının içeriğine ilişkin ayrıntı vermedi.


İranlı yetkili: Protestolarda 500 güvenlik görevlisi dahil 5 bin kişi hayatını kaybetti

 ‘İran bizim vatanımızdır’ yazan Farsça bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (EPA)
‘İran bizim vatanımızdır’ yazan Farsça bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (EPA)
TT

İranlı yetkili: Protestolarda 500 güvenlik görevlisi dahil 5 bin kişi hayatını kaybetti

 ‘İran bizim vatanımızdır’ yazan Farsça bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (EPA)
‘İran bizim vatanımızdır’ yazan Farsça bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (EPA)

İranlı bir yetkili bugün yaptığı açıklamada, ülkede yaşanan protestolarda en az 5 bin kişinin hayatını kaybettiğinin tespit edildiğini, yaşamını yitirenler arasında yaklaşık 500 güvenlik görevlisinin de bulunduğunu söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre yetkili, ‘teröristler ve silahlı kışkırtıcıların’ masum İranlıların ölümünden sorumlu olduğunu ileri sürdü.

Konuya ilişkin hassasiyet nedeniyle adının açıklanmasını istemeyen yetkili, en şiddetli çatışmaların ve en yüksek can kaybının, ayrılıkçı Kürt grupların faaliyet gösterdiği ülkenin kuzeybatısındaki bölgelerde yaşandığını ifade etti.

Yetkili, nihai can kaybı sayısının keskin biçimde artmasının beklenmediğini belirterek, ‘İsrail ve yurt dışındaki silahlı grupların’ sokaklara çıkanlara destek ve silah sağladığını iddia etti.

Aynı bağlamda, İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rızai de bugün yaptığı açıklamada, Avrupa Troykası’nın büyükelçilerinin doğrudan ‘terör unsurlarının’ yanında yer aldığını ve olayların yönlendirilmesinde etkin rol oynadığını savundu.

Rızai, İran’daki ilgili kurumların, bazı Batılı ülkelerin İran içinde cinayetler işlemek üzere terör gruplarını organize etmek amacıyla dolar ve yabancı para transferleri yaptığını gösteren belgelere sahip olduğunu öne sürdü.

Diğer yandan İran Yargı Erki Sözcüsü Asgar Cihangir ise ülkede yaşanan son olayların sıradan karışıklıklar olmadığını, Batılı ülkeler tarafından yönlendirilen terör eylemleri olduğunu söyledi. Cihangir, içerideki terör hücrelerinin liderleri ve yurt dışındaki bağlantılarının ortaya çıkarıldığını belirterek, yargı sürecinde şiddet olaylarına kandırılarak katılan kişiler ile yabancı istihbaratlara çalışan teröristler arasında ayrım yapılacağını kaydetti.