Washington: Hamas’ın bazı şartlarını değiştirmesine rağmen Gazze'de ateşkes sağlanmasına yönelik çabalarımızı sürdüreceğiz

ABD Başkanı Joe Biden, görevden ayrılmadan önce kendisine siyasi bir zafer kazandıracak ve Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump'a karşı Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in şansını artıracak bir anlaşma yapmayı umuyordu. (AFP)
ABD Başkanı Joe Biden, görevden ayrılmadan önce kendisine siyasi bir zafer kazandıracak ve Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump'a karşı Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in şansını artıracak bir anlaşma yapmayı umuyordu. (AFP)
TT

Washington: Hamas’ın bazı şartlarını değiştirmesine rağmen Gazze'de ateşkes sağlanmasına yönelik çabalarımızı sürdüreceğiz

ABD Başkanı Joe Biden, görevden ayrılmadan önce kendisine siyasi bir zafer kazandıracak ve Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump'a karşı Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in şansını artıracak bir anlaşma yapmayı umuyordu. (AFP)
ABD Başkanı Joe Biden, görevden ayrılmadan önce kendisine siyasi bir zafer kazandıracak ve Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump'a karşı Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in şansını artıracak bir anlaşma yapmayı umuyordu. (AFP)

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Direktörü John Kirby, Hamas'ı ateşkes ve esirlerin serbest bırakılması konusunda bir anlaşmaya varılması için yapılan müzakereleri engellemekle suçladı.

Kirby, basın brifingi sırasında şunları söyledi: “Başkan Biden'ın yönetimi bir anlaşmaya varılıp varılamayacağını görmek için gece gündüz çalışıyor. Hamas şu anda bunun önündeki ana engel.”

Kirby, “Onlar (Hamas) esir takası anlaşmasının bazı şartlarını değiştirdiler, bu da bir anlaşmaya varmamızı zorlaştırdı. Hamas'ın öne sürdüğü yeni değişikliklere rağmen halen denemeye değer olduğuna inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya baskı yapmaya ve İngiltere'nin yaptığı gibi İsrail'e silah tedarikini durdurmaya istekli olup olmadığı sorusuna Kirby, “Bu anlaşmayı sağlamaya çalışmaktan daha fazla baskı uygulamadığımız bir şey düşünemiyorum” yanıtını verdi. İngiltere Başbakanı'nın Cuma günü Beyaz Saray'a yapacağı ziyarette bir dizi dış politika konusunun ele alınacağını açıklayan Kirby, ‘İngiltere'nin İsrail'e silah tedarikini durdurmasının kendilerini ilgilendiren bir konu olduğunu’ vurguladı.

Kirby, ateşkes müzakerelerinin durduğunu belirterek, Başkan Biden'ın Ulusal Güvenlik Konseyi yetkilileriyle yapacağı toplantının Başkan'ın günlük programının bir parçası olduğunu açıkladı.

Azalan şanslar

ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin Gazze Şeridi'nde ateşkes sağlanması ve Hamas'ın elindeki esirlerin serbest bırakılması için yeni bir öneri getirme şansı azaldı. Zira Biden'ın yardımcıları arasında ‘yeni fikirlerle ilerlemek ve bunları hem İsrail'e hem de Hamas'a sunmak isteyen bir akım’ ile ‘her iki tarafın katı tutumları ışığında yeni bir öneri sunmanın bir anlamı olmadığını düşünen başka bir akım’ arasında bir tür tartışma ve bölünme var. Bu sebeple Biden yönetimi yeni bir öneri sunmayı belirsiz bir süre için erteledi.

İktidarda sadece dört ayı kalan Biden yönetimi, Beyaz Saray'dan ayrılmadan önce Biden’a siyasi bir zafer kazandıracak ve yardımcısı Kamala Harris'in Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump'a karşı seçim yarışında güçlü bir destek elde etmesini sağlayacak bir anlaşmaya varmak için yoğun bir şekilde çalışıyor.

ABD yönetimi iki aydır bir anlaşmanın yakın olduğunu ve ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William Burns liderliğindeki ABD'li müzakerecilerin çözülmemiş konuların yüzde 90'ını hallettiklerini ifade ediyordu.

Geçtiğimiz günlerde ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve CIA Direktörü William Burns, ABD'nin birkaç gün içinde yeni ve güncellenmiş bir teklif sunacağını belirterek, bunun son teklif olacağını ve yönetimin boşlukları kapatmak için çok çalıştığını ifade etti. Ancak, aralarında Amerikalı Hersh Goldberg-Polin'in de bulunduğu altı esirin Hamas tarafından öldürülmesi ve Netanyahu'nun Philadelphia Koridoru üzerinde tam İsrail askeri kontrolü talep etmesi ve Mısır'ın bunu kategorik olarak reddetmesi gibi son gelişmeler Beyaz Saray'da hayal kırıklığının artmasına neden oldu.

Başarısız girişimler

Yetkililer bir anlaşmaya varılmasının önünde pek çok engel bulunduğunu ve bunların çoğunun her iki tarafın da kabul edemediği koşullarla ilgili olduğunu açıkladı. Bir Beyaz Saray yetkilisi, yetkililerin altı esirin Hamas tarafından öldürülmesinden üzüntü ve rahatsızlık duyduklarını, ancak buna rağmen yetkililerin ve Başkan Biden'ın danışmanlarının bir anlaşmaya varmak için fırsat aramaya, Mısırlı ve Katarlı arabulucularla iletişim kurmaya, tarafların pozisyonlarını ve müzakereleri durduran konuları gözden geçirmeye ve ABD'nin pozisyonunu yeniden değerlendirmeye devam ettiklerini kaydetti.

Başkan Biden'ın anlaşmayı ilerletme arzusu ve danışmanlarının yeni önerilerde bulunmanın beyhude olacağına inanması nedeniyle bir anlaşmaya varma şansına ilişkin şüpheler önemli ölçüde arttı.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, her iki taraftan da nihai bir anlaşma sağlanamaması halinde, 11 ay boyunca detaylı bir şekilde müzakere edilen şartların her an çökebileceğini kabul etti.

zxdcvf
İsrail güçleri, ateşkes anlaşmasına varma şansının azaldığı bir ortamda Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonlarını sürdürüyor. (AFP)

Beyaz Saray, Hamas'ı suçlayarak, hareketin, üzerinde anlaşmaya varılan sayıdan daha fazla sayıda müebbet hapis cezasına çarptırılmış Filistinli mahkûmun serbest bırakılması için yeni taleplerde bulunduğunu ve bunun İsrail tarafınca reddedildiğini belirtti. Biden yönetimi, Katarlı ve Mısırlı arabuluculara Hamas'a taleplerini hafifletmesi için baskı yapmaları çağrısında bulundu. Yetkililer, Hamas lideri Yahya Sinvar'ın bir anlaşmaya varmak istemediğini hissettiklerini, Hamas'la müzakere etmenin imkânsız olabileceğini ve bir ateşkes anlaşmasını asla kabul etmeyeceğinden endişe ettiklerini söyledi.

Yaratıcı seçenekler

CIA Direktörü William Burns, Londra'da Financial Times'a verdiği demeçte zor kararı vermenin Sinvar ve Netanyahu'ya bağlı olduğunu söyledi. Burns, “Arabulucular yaratıcı seçenekler formüle etmek ve seçenekler sunmak için çalıştılar. Ancak nihayetinde bu bir siyasi irade meselesi” şeklinde konuştu.

dvfbtrh
ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William Burns (AP)

Netanyahu ve Sinvar'ın tehlikede olan çok fazla şey olduğunu fark etmelerini ve bir anlaşmaya doğru ilerlemeyi kabul etmelerini umduğunu söyleyen Burns, “Arabulucularla elimizden geldiğince sıkı çalışmaya devam edeceğiz. Çünkü esirler ve ateşkes konusunda bir anlaşmaya varmanın alternatifi yok. Burada tehlikede olan Gazze Şeridi'ndeki tünellerde halen hayatta olan esirler ve Gazze Şeridi'ndeki masum sivillerin hayatları” ifadelerini kullandı. Burns, İngiliz mevkidaşı Richard Moore ile birlikte iki kurumun da itidal ve gerilimin azaltılması için tüm istihbarat kanallarını kullandığını vurguladı.

Kaynaklar, Başkan Biden'ın esirleri öldürmesi ve daha aşırı taleplerde bulunmasının ardından ‘Hamas'ı ödüllendiriyor ve daha fazla taviz veriyor’ gibi görünmek istemediğini belirtti.

Tek taraflı anlaşmayı dışlama

Hamas'ın elinde kalan beş Amerikalı esirin aileleri, ABD yönetimine Hamas ile ayrı bir anlaşmaya varması çağrısında bulunmuştu. Yetkililer, Hamas'ın elindeki beş Amerikalı esire karşılık ABD hapishanelerinde tutulan beş Filistinlinin takas edileceği bir liste sunmuş ve ABD yönetimi bir anlaşmaya varma fırsatlarını araştırmak üzere Katarlı yetkililerle temasa geçmişti. Ancak bu girişimlerin üzerine herhangi bir adım atılmadı.

Söz konusu takas anlaşması, sadece Amerikalı esirlerin serbest bırakılması karşılığında Hamas’ın başka taleplerde bulunması (hareketin terör listelerinden çıkarılması, Hamas liderlerinin yargılanmayacağına dair ABD garantisi talep edilmesi ve hareketin Gazze'de siyasi bir hareket haline gelmesinin sağlanması gibi) olasılıkları ve Biden yönetiminin terörist olarak gördüğü bir hareketle anlaştığı için eleştirilmesinin yanı sıra diğer İsrailli esirlerden vazgeçmesinin eleştirilmesi gibi pek çok tartışmaya yol açtı.

sxcdvfgrt
İsrail ile Hamas arasındaki çatışmaların ortasında Gazze Şeridi'ndeki esirlerin serbest bırakılması için Tel Aviv'de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetine karşı düzenlenen bir gösteriden (Reuters)

Yetkililer, Hamas'la tek taraflı bir anlaşmanın Biden yönetiminin ihtiyaç duymadığı bir tartışma ve eleştiri kapısı açacağını belirtti. ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan da esirlerin ailelerine yönetimin tüm seçenekleri değerlendirdiğini, ancak sonuçta İsrail'le bir anlaşmadan yana olduğunu söyledi.

Başkan Biden'ın bazı danışmanlarının bir anlaşmaya varmanın tek yolunun Başkan Biden'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu üzerinde daha fazla baskı kurması olduğuna inandıklarını, bunun da Başkan Biden'ın geçen hafta Netanyahu'nun bir anlaşmaya varmak için yeterince çaba sarf etmediği yönündeki yorumlarında ortaya çıktığını aktaran Washington Post, diğer yetkililerin ise Netanyahu'ya yönelik bu eleştirel yorumların, özellikle de Başkan Biden'ın güçlü etkisini kullanmak ve İsrail'e milyarlarca dolarlık ABD silahını durdurma kartını kullanmak istememesi nedeniyle, Netanyahu'nun tutumunda değişikliklere yol açacağından şüphe duyduklarını bildirdi.



İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
TT

İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)

İran, Avrupa Birliği (AB) üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini terör örgütü olarak tanımladı.

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Tahran'ın İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu (DMO) terör örgütü olarak sınıflandıran AB'nin ‘yasadışı ve haksız’ olarak nitelendirdiği karara yanıt olarak harekete geçeceği belirtildi.

AB'nin 19 Şubat'ta aldığı karara yanıt olarak yayınlanan açıklamada, “Avrupa hükümetleri, İran silahlı kuvvetlerinin resmi bir kolu olan Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak tanımladığından, İran da karşılıklılık ilkesine dayalı önlemler alacaktır” denildi.

Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre Tahran’ın kararı 2019 yılında çıkarılan ‘ABD’nin DMO’yu Terör Örgütü Olarak Tanımlamasına Karşı Misilleme Tedbirleri Yasası'nın 7’nci maddesine dayanıyor. İran Dışişleri Bakanlığı, “ABD’nin bu konudaki kararını herhangi bir şekilde destekleyen veya buna uyan tüm ülkeler, İran tarafından benzer tedbirlere tabi tutulacaktır” açıklamasında bulundu.

Açıklama şöyle devam etti:

“Bu yasa ve 4’üncü madde dahil olmak üzere hükümleri uyarınca İran, AB üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini bu yasanın hükümlerine tabi kabul etmekte ve bunları terörist örgütler olarak sınıflandırıp ilan etmektedir.”

Bakanlık, bu önlemin İran'ın iç hukuku çerçevesinde, Avrupa hükümetlerinin uluslararası hukuk ilkelerini açıkça ihlal etmesine yanıt olarak alındığını vurgulayarak açıklamasını sonlandırdı.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.


Pakistan’dan Afganistan sınırındaki silahlı unsurların “sığınaklarına” hava saldırıları

Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
TT

Pakistan’dan Afganistan sınırındaki silahlı unsurların “sığınaklarına” hava saldırıları

Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)

Pakistan, bu sabah erken saatlerde, Afganistan'ın desteklediği silahlı grupların üstlendiği son intihar saldırılarına misilleme olarak Pakistan-Afganistan sınır bölgesindeki yedi noktaya hava saldırısı düzenlediğini duyurdu.

Enformasyon Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Pakistan'ın ‘istihbarat bilgilerine dayanarak yedi terörist kampına ve sığınağına askeri operasyonlar düzenlediği’ belirtildi. Açıklamaya göre Ramazan'ın başlamasından bu yana üç intihar saldırısı düzenlendi.

Enformasyon Bakanı Attaullah Tarar, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı açıklamada, Pakistan'ın DEAŞ terör örgütünün bir kolunun hedef alındığını söyledi.

Tatar, açıklamada saldırıların yeri veya daha fazla ayrıntı belirtmedi.

Ancak Afganistan Hükümet Sözcüsü Zabihullah Mucahid bugün X üzerinden yaptığı açıklamada, ‘Pakistan tarafından Afganistan’ın Nangarhar ve Paktika illerinde sivillerin bombaladığını, kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere onlarca kişinin öldüğünü ve yaralandığını’ söyledi.

Bakanlık, operasyonların iki hafta önce İslamabad'daki bir Şii camisini hedef alan intihar bombalı saldırı ve son zamanlarda Pakistan'ın kuzeybatısında meydana gelen diğer intihar bombalı saldırılara misilleme olarak gerçekleştirildiğini açıkladı.

Pakistan tarafından bugün yapılan açıklamada, İslamabad'ın defalarca kez talepte bulunmasına rağmen, Kabil'deki Taliban yetkililerinin Afganistan topraklarını Pakistan'da saldırılar düzenlemek için kullanan silahlı gruplara karşı harekete geçmediği belirtildi.

Enformasyon Bakanlığından yapılan açıklamada, “Pakistan her zaman bölgede barış ve istikrarı korumak için çaba göstermiştir, ancak aynı zamanda vatandaşlarımızın güvenliği ve emniyeti de bizim en önemli önceliğimiz olmaya devam ediyor” denildi.

İslamabad ayrıca uluslararası topluma, Kabil'i geçtiğimiz yıl Doha’da varılan anlaşma kapsamında diğer ülkelere karşı düşmanca eylemleri desteklememe yükümlülüğünü yerine getirmesi için baskı yapmaya çağırdı.

Afganistan ve Pakistan arasındaki gerginlik, Taliban'ın 2021 yılında Kabil'in kontrolünü yeniden ele geçirmesinden bu yana tırmanıyor.

Son aylarda kanlı sınır çatışmalarıyla iki ülke arasındaki ilişkiler keskin bir şekilde kötüleşti.

Ekim ayında patlak veren ve Katar ile Türkiye'nin arabuluculuğunda ateşkesle sona eren çatışmalarda 70'den fazla kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı.

Ancak, Doha ve İstanbul'da birkaç tur görüşme yapıldıysa da kalıcı bir anlaşma sağlanamadı.