Harris Trump'ı savunmaya geçiriyor

Göç, ekonomi ve ABD'nin küresel liderlik konumu gibi konularda birbirine taban tabana zıt iki görüş

TT

Harris Trump'ı savunmaya geçiriyor

Harris Trump'ı savunmaya geçiriyor

Milyonlarca Amerikalı, ekonomi, göç, demokrasi ve Amerikan liderliğinin dünyadaki durumu gibi temel konularda taban tabana zıt vizyonlar sunan Başkan Yardımcısı Kamala Harris ve eski Başkan Donald Trump arasındaki ilk ve belki de son hararetli münazarada adayların başkanlık seçimlerine ilişkin planlarının en net resmini gördü.

İki aday, seyircisiz bir stüdyoya dönüştürülmüş küçük, mavi ışıklı bir amfi tiyatroda bir araya geldi. Harris içeri girdikten sonra Trump'ın elini sıkmak için birkaç adım attı. Gergin bir başlangıcın ardından Philadelphia kentindeki 90 dakikalık münazara ABD televizyon kanalı ABC'de başladı.

Tartışma sırasında Harris, Trump'ın dikkatini çekmeyi ve onu savunmaya geçmesi için kışkırtmayı başardı. 2020 seçimlerini kaybettiğini hatırlattı ve diğer iddialarıyla ilgili alaycı yorumlar yaptı. Bu da Trump'ın, danışmanlarının ve destekçilerinin kendisini uzak tutmaya çalıştığı kişisel saldırılarda bulunmasına yol açtı.

xdcvfb
Tartışma sırasında ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris (AFP)

Harris, Trump'ı cezai mahkumiyetleri ve Kovid-19 salgınını ele alışı gibi konularda eleştirdi. Harris kavgacı tavrını savcılık hayatından aldığı ilhamla “Sayfayı çevirmenin zamanı geldi” diyerek sonlandırdı. Asık suratlı Trump sık sık yemi yutarak Harris'in eleştirilerine gerçek dışı iddialar, yanlış bilgiler ve kişisel saldırılarla karşılık verdi.

Taylor Swift, Harris ile birlikte

Diğer taraftan Amerikalı pop yıldızı Taylor Swift, Instagram hesabından 283 milyon takipçisine başkan yardımcısını desteklediğini ve seçimlerde ona oy vereceğini duyurdu.

zxcs
ABD'li pop yıldızı Taylor Swift (AFP)

Harris için dünkü münazara, birçoğu politika hedefleri hakkında daha fazla bilgi edinmek istediklerini söyleyen seçmenlerin gözünde kendini daha iyi tanımlamak için bir fırsattı.

Trump içinse bu münazara, kampanya sürecinde sık sık tercih ettiği cinsiyetçi ve ırkçı söylemlere başvurmadan başkan yardımcısına saldırma disiplinini gösterme şansı sundu. Moderatörler kendisine Harris'in ırksal kimliğini sorgulayan yorumları hakkında soru sorduklarında bile bu hakaretleri tekrarlamaktan büyük ölçüde kaçınmayı başardı. İki aday ayrıca ABD'nin nerede olduğuna ve seçildikleri takdirde nereye götüreceklerine dair keskin bir şekilde zıt vizyonlar ortaya koydu. Harris, orta sınıfa yönelik vergi indirimleri vaat etti. Trump ise önerdiği gümrük tarifelerinin ABD'nin müttefiklerinin ticarette aldatılmasını engellemesine yardımcı olacağını söyledi. Trump, Ukrayna'nın savaş alanında zafer elde etmemesi anlamına gelse bile, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı hızla sona erdirmek için çalışacağını vurguladı.

Biden'ın tam tersi

Bu, Beyaz Saray için üçüncü kez yarışan Trump'ın başkan adayı olarak yedinci, Harris'in ise ilk münazarasıydı ve belki de kendisini ve planlarını seçmenlere tanıtmak için en iyi şansıydı.

Neredeyse her açıdan Harris'in performansı Başkan Joe Biden'ın geçtiğimiz Haziran ayında sergilediği berbat performansın tam tersiydi. Zira Harris, Biden'ın Trump'la yüzleşmesi sırasında yaşadığı kafa karışıklığının aksine, Trump'ın dikkatini çekecek şekilde tasarlanmış keskin ve odaklanmış cevaplar verdi. Harris, Trump'la yüzleşmek için yüz ifadelerini kullandı ve onun ‘aptalca’ ya da değersiz cevaplarından duyduğu hoşnutsuzluğu ifade etti.

sxdf
Cumhuriyetçi başkan adayı, eski Başkan Donald Trump (AP)

Harris, “Donald Trump 81 milyon insan tarafından Beyaz Saray'dan kovuldu, bu konuda açık olalım. Belli ki bununla başa çıkmakta çok zorlanıyor” ifadelerini kullandı. Harris, Trump'ın tarzından ve dört yıl önce 2020 başkanlık seçimlerini tersine çevirme çabalarından rahatsız olan Cumhuriyetçilere ve bağımsızlara seslenerek ‘sayfayı çevirme zamanının geldiğini’ vurguladı. Harris ayrıca, ‘ülkeyi, demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü savunmak’ için kampanyasında herkese yer olduğunu belirtti.

Trump, Ukrayna'nın Rusya'ya karşı savaşını kazanmasının ABD'nin çıkarına olduğunu söylemeyi iki kez reddetti. Harris, bunun ABD'nin NATO müttefiklerinin Trump'ın görevde olmamasına neden minnettar olduklarının bir örneği olduğunu söyledi.

Kedi ve köpek yiyorlar!

Eski başkan göçmenler hakkında kedi ve köpek yedikleri de dahil olmak üzere bir dizi iddiada bulunurken, Harris de Ohio'daki göçmenlerin komşularının kedi ve köpeklerini yediği yönündeki asılsız iddialara vurgu yaptı.

Harris, Kovid-19 salgını ülkeyi kasıp kavururken görevi bıraktığında Trump'ı ekonomi ve demokrasinin durumu nedeniyle sert bir dille eleştirmişti. Şimdi ise “Yaptığımız şey Donald Trump'ın pisliğini temizlemek oldu” dedi.

xscdvfb
Demokrat başkan adayı Kamala Harris, eski Başkan Donald Trump ile el sıkıştı (AFP)

Trump ise Harris'e önceki liberal pozisyonlarından bazılarını terk ettiği için saldırmakta gecikmedi ve “Şimdi benim felsefeme doğru gidiyor. Aslında ona bir MAGA (Make America Great Again) şapkası gönderecektim” dedi. Harris bunu gülümseyerek karşıladı. Harris, liberallikten uzaklaşarak ılımlı pozisyonlara kaymasını savunmaya çalıştı.

Harris bir Marksist

Harris, ekonomiyi iyileştirme planlarıyla ilgili bir soruya, çocuklu aileler ve küçük işletmeler için vergi indirimini uzatacağını söylerken, Trump'ın geniş gümrük tarifeleri uygulama planlarına, “sonuçta Amerikan halkı tarafından ödenecek mallar üzerinde bir satış vergisi” diyerek yüklendi. Trump, yüzü donuk bir şekilde “Benim satış vergim yok. Bu yanlış bir ifade. Bunu o da biliyor” diyerek yanıt verdi. Trump Harris'i bir kez daha ‘Marksist’ olmakla suçladı ve “Herkes onun Marksist olduğunu biliyor” dedi.

Harris'in Filistinlilere sempatisi… Trump'tan İsrail'e ölüm uyarısı

Trump Demokrat rakibi Kamala Harris'i ‘İsrail'den nefret etmekle’ suçladı. 7 Ekim'de İsrail'e yaptığı saldırının sonuçlarından Hamas'ı sorumlu tutan Harris ise şu ifadeleri kullandı: “İsrail'e her zaman kendini savunma fırsatı vereceğim. Ancak çok sayıda masum Filistinlinin, çocukların ve annelerin öldürüldüğü de bir gerçek. Bildiğimiz tek şey bu savaşın sona ermesi gerektiği. Diğer taraftan iki devletli çözüm temelinde bir Filistin devletinin kurulması gerekiyor. Ateşkese ve esirlerin serbest bırakılmasına ihtiyacımız var.”

Kendisi başkan olsaydı bu savaşın yaşanmayacağını iddia eden Trump, “Bunu hızlı bir şekilde çözeceğim. Başkan olmadan önce bile bunu yapacağım” dedi.



İranlılar, protesto kurbanları için düzenlenen 40. gün anma töreninde liderlik karşıtı sloganlar attı

İran karşıtı protestocular, 17 Şubat 2026'da Cenevre'de ABD ve İran arasında başlayacak dolaylı nükleer görüşmeler öncesinde Birleşmiş Milletler ofisi önünde pankartlar ve resimler taşıdı (AFP)
İran karşıtı protestocular, 17 Şubat 2026'da Cenevre'de ABD ve İran arasında başlayacak dolaylı nükleer görüşmeler öncesinde Birleşmiş Milletler ofisi önünde pankartlar ve resimler taşıdı (AFP)
TT

İranlılar, protesto kurbanları için düzenlenen 40. gün anma töreninde liderlik karşıtı sloganlar attı

İran karşıtı protestocular, 17 Şubat 2026'da Cenevre'de ABD ve İran arasında başlayacak dolaylı nükleer görüşmeler öncesinde Birleşmiş Milletler ofisi önünde pankartlar ve resimler taşıdı (AFP)
İran karşıtı protestocular, 17 Şubat 2026'da Cenevre'de ABD ve İran arasında başlayacak dolaylı nükleer görüşmeler öncesinde Birleşmiş Milletler ofisi önünde pankartlar ve resimler taşıdı (AFP)

AFP’nin doğruladığı videolara göre İranlılar dün, binlerce kişinin ölümüne yol açan protestoların başlamasının 40. gününde hükümet karşıtı sloganlar attılar.

Tahran'daki yetkililer ayrıca, 8 ve 9 Ocak'taki protestoların zirve noktasında hayatını kaybeden "şehitler" için anma töreni düzenledi.

İranlı yetkililer, aralık ayı sonlarında başlayan karışıklıklar sırasında 3 binden fazla kişinin öldüğünü açıkladı. Ölenlerin çoğunun güvenlik güçleri mensupları ve yoldan geçenler olduğu, ayrıca ABD ve İsrail'den destek aldıkları iddia edilen "terörist eylemlerin" faillerinin de bulunduğu belirtildi.

Başlangıçta artan hayat pahalılığına karşı ortaya çıkan protestolar, rejimi, özellikle de Yüksek Lider Ali Hamaney'i hedef alan sloganlara dönüşüp büyümeden önce bir süre hafiflemişti. Ancak son günlerde, İranlıların geceleri evlerinden ve çatılarından sloganlar attığını gösteren videolar ortaya çıktı.

Bazı videolarda ise birkaç kurbanın ölümünün 40. gününü anmak için düzenlenen anma töreninde toplanan kalabalıkların hükümet karşıtı sloganlar atıldığı görülüyor.

vffdv
Tahran'da bir kadın, İran'daki önceki hükümet karşıtı protestolarda hayatını kaybedenlerin 40. yıldönümünde öldürülen bir kişinin fotoğrafını gösteriyor (AFP)

Görüntülerde, Abadan'da (güneybatı) insanların ellerinde çiçekler ve bir gencin resmini taşıyarak, "Hamaney'e ölüm" ve "Şah çok yaşasın" diye slogan attıkları görülüyor.

Aynı şehirden bir başka videoda ise silah seslerine benzeyen sesler duyduktan sonra panik içinde koşuşturan insanlar görülüyor; ancak seslerin gerçek mermi olup olmadığı net değil.

İnsan hakları örgütleri tarafından yayınlanan videolarda ayrıca, kuzeydoğudaki Meşhed ve merkezdeki Necefebad şehirlerinde düzenlenen anma törenlerinde, kalabalıkların yönetim karşıtı sloganlar attığı da görüldü.

Tahran'daki Büyük Camii'de yetkililer tarafından düzenlenen 40. gün anma töreninde, kalabalıklar İran bayrakları ve "şehitlerin" resimlerini taşıdı; büyük kompleksin her yerinde millî marşlar ile "Amerika'ya ölüm" ve "İsrail'e ölüm" sloganları yankılandı.

Yetkililer, protestoların barışçıl bir şekilde başladığını, ancak daha sonra cinayet ve vandalizm içeren "ayaklanmalara" dönüştüğünü söylüyor ve şiddetten ABD ile İsrail'i sorumlu tuttuyor.

Törene, aralarında Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif ve Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani'nin de bulunduğu üst düzey yetkililer katıldı.

Tesnim haber ajansına göre Kaani, “Göstericileri ve teröristleri destekleyenler suçludur ve sonuçlarına katlanacaklardır” dedi.

Dünkü tören, İran ve ABD arasında Cenevre'de yapılan ikinci tur müzakerelerle eş zamanlı gerçekleşti. Bu müzakereler, Washington'un ölümcül protestoların ardından Ortadoğu'ya bir uçak gemisi ve saldırı gurubu konuşlandırması ve Başkan Donald Trump'ın Tahran'a karşı askeri harekât tehdidinde bulunmasının ardından artan gerilimler arasında gerçekleşti.


Hamas’ın silahsızlanması için son tarih... Baskı taktiği Gazze anlaşmasını zorlaştırıyor

Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları arasında oyun oynayan çocuklar (AFP)
Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları arasında oyun oynayan çocuklar (AFP)
TT

Hamas’ın silahsızlanması için son tarih... Baskı taktiği Gazze anlaşmasını zorlaştırıyor

Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları arasında oyun oynayan çocuklar (AFP)
Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları arasında oyun oynayan çocuklar (AFP)

İsrail basınına yansıyan sızıntılar, yarın (19 Şubat Perşembe) Washington’da Gazze Şeridi’ne ilişkin başlıkları ele almak üzere yapılması planlanan Barış Konseyi toplantısı öncesinde gündeme geldi. Söz konusu sızıntılarda, Hamas’ın silahsızlanması için 60 günlük süre tanınacağı, aksi halde ABD’nin ‘yeşil ışığıyla’ savaşın yeniden başlayabileceği ifade edildi.

Sızıntıların, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hamas’ın derhal ve tamamen silahsızlanması yönündeki açıklamalarıyla büyük ölçüde örtüştüğü belirtiliyor. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, bu adımı ABD ile İsrail’in, söz konusu dosyayı toplantı gündemine dayatmak amacıyla kullandığı ortak bir baskı aracı olarak değerlendirdi. Uzmanlar, bu baskının ‘Gazze anlaşmasının seyrini sekteye uğratabileceği’ uyarısında bulundu.

Gazze’de 10 Ekim’den bu yana, Trump’ın sunduğu öneriye dayanan bir ateşkes anlaşması yürürlükte bulunuyor. Hamas’ın silahsızlandırılması, ABD’nin ocak ayı ortasında ikinci aşamasına geçildiğini duyurduğu planın temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Bu aşamanın, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nden kademeli çekilmesi ve bölgede istikrarın sağlanması için uluslararası bir gücün konuşlandırılmasıyla eş zamanlı ilerlemesi öngörülüyordu.

İsrail tarafı ise Trump yönetiminin talebi doğrultusunda Hamas’a silah bırakması için 60 günlük süre tanınacağını, sürenin yarınki Barış Konseyi toplantısının ardından başlayabileceğini belirtiyor. İsrail hükümet sekreteri Yossi Fuchs’un pazartesi akşamı yaptığı açıklamaya dayandırılan ve The Times of Israel tarafından aktarılan haberde, Hamas’ın talebe yanıt vermemesi halinde savaşın yeniden başlatılacağı tehdidinde bulunulduğu kaydedildi.

Bu gelişme, Trump’ın pazar günü sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımdan sonra geldi. Trump mesajında, “Hamas silahsızlanma taahhüdüne tamamen ve derhal uymalıdır” ifadesini kullandı.

Son sızıntı, aralık ayında gündeme gelen benzer bir iddiayı da hatırlattı. Israel Hayom gazetesi, ABD ile İsrail’in, Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında Florida’da gerçekleşen görüşmenin ardından Hamas’ın silahsızlandırılması için iki aylık bir takvim üzerinde uzlaştığını öne sürmüştü.

Trump söz konusu dönemde Netanyahu ile düzenlediği ortak basın toplantısında, “Hamas ve silahsızlanma konusunu ele aldık. Silah bırakmaları için çok kısa bir süre verilecek, sürecin nasıl ilerleyeceğini göreceğiz” demişti. Netanyahu ise o tarihte Fox News kanalına verdiği mülakatta, Hamas’ın yaklaşık 20 bin silahlı unsurunun bulunduğunu ve bunların yaklaşık 60 bin Kalaşnikof tüfeği bulundurduğunu savunmuş, savaşın hedeflerinin -başta Hamas’ın tamamen ortadan kaldırılması olmak üzere- henüz tam anlamıyla gerçekleşmediğini belirtmişti.

frrftgtr
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında, yerinden edilmiş insanların çadırlarının yanından geçen Filistinliler (AFP)

Askeri strateji uzmanı Muhammed el-Umde, söz konusu sızıntının ‘İsrail’in anlaşma sürecini yalnızca sekteye uğratmayı değil, tamamen başarısızlığa sürüklemeyi amaçlayan doktriniyle örtüştüğünü’ belirtti. El-Umde, özellikle bu yıl yapılacak seçimlerle bağlantılı çıkarlarının, Başbakan Binyamin Netanyahu’yu müzakereleri uzatmaya, süreci yavaşlatacak engeller ve savaşa dönüşü meşrulaştıracak gerekçeler üretmeye ittiğini savundu.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal ise sızıntının birden fazla hedef taşıdığını ifade etti. Nazzal’a göre bunlar arasında beklenti çıtasını yükseltmek, ikinci aşama resmen sabitlenmeden önce ‘oyunun kurallarının’ değişebileceği mesajını vermek ve daha önce gündeme gelen kademeli silahsızlanma önerisinden farklı fikirler ortaya atarak Hamas üzerinde baskı kurmak yer alıyor.

Nazzal, bu gelişmeyi Washington yönetiminin Gazze anlaşmasını ilerletme konusundaki ciddiyetini test eden bir adım olarak nitelendirdi. Netanyahu hükümetinin ise süreci karmaşıklaştırmak ve Barış Konseyi’nde ortaya çıkabilecek muhtemel uzlaşıların önünü kesmek istediğini dile getirdi.

Son sızıntılar, bir hafta önce gündeme gelen farklı bir iddiayla çelişiyor. New York Times gazetesi, kaynaklara dayandırdığı haberinde Washington’un Hamas’a yönelik yeni bir teklif hazırladığını yazmıştı. Haberde, İsrail’i vurma kapasitesine sahip ağır silahların teslim edilmesini öngören teklifin, ilk aşamada Hamas’ın bazı hafif silahları elinde tutmasına izin verebileceği ve önerinin önümüzdeki haftalarda sunulmasının planlandığı belirtilmişti.

fygfy
Geçtiğimiz pazar günü Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta yıkılmış binaların enkazı üzerine Ramazan süsleri asan Filistinliler (EPA)

Hamas ise silah konusunda tutumunu koruyor. Hareketin önde gelen isimlerinden Halid Meşal, bir hafta önce Doha’da düzenlenen bir forumda silahların tamamen bırakılması çağrılarını reddetti. “Halkımız hâlâ işgal altında. Bu nedenle silahsızlanma çağrısı, halkımızı kolayca ortadan kaldırılabilecek bir kurban haline getirme girişimidir. İsrail ise uluslararası düzeyde her türlü silahla donatılmış durumda” diyen Meşal, Barış Konseyi’ne ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu.

Askeri uzman Muhammed el-Umde, tartışmaların kademeli silahsızlanma önerisi etrafında şekillenebileceğini ancak iki aylık sürenin Hamas ya da başka bir yapının silah bırakması için yeterli olmayacağını savundu. El-Umde, “Hareket zaten böyle bir adım atmayacak ve bu yolu kabul etmeyecektir” dedi.

El-Umde’ye göre Hamas gibi bir yapının silahsızlandırılması, taraflar arasında bir mutabakat sağlansa dahi en az bir yıl sürecek bir süreç gerektirir.

Nizar Nazzal da çelişkili sızıntıların ‘müzakere sürecinde kullanılan bir baskı kartı’ olabileceğini ifade etti. Nazzal’a göre 60 günlük süre iki olası senaryoya işaret ediyor: Hamas’ı kısmi tavizlere zorlayarak Gazze anlaşmasının yavaş da olsa sürmesini sağlamak ya da anlaşmayı uzun süreli olarak dondurmanın ve İsrail’e daha geniş çaplı ihlaller için alan açmanın zeminini hazırlamak.


JD Vance: İranlılar Trump'ın bazı kırmızı çizgilerini kabul etmeye henüz hazır değil

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)
TT

JD Vance: İranlılar Trump'ın bazı kırmızı çizgilerini kabul etmeye henüz hazır değil

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, dün Cenevre'de ABD ile İran arasında yapılan ikinci tur müzakerelerin ardından yaptığı açıklamada, İran'ın ABD Başkanı Donald Trump'ın belirlediği bazı ‘kırmızı çizgileri’ kabul etmeye hala isteksiz olduğunu söyledi.

Bazı konularda görüşmelerin iyi gittiğini ve İranlıların daha sonra tekrar bir araya gelmeyi kabul ettiğini belirten JD Vance’e göre diğer konularda ise Başkan Trump’ın İranlıların hala kabul etmek ve ele almak istemediği bazı kırmızı çizgiler belirlediği aşikâr.

ABD televizyonu Fox News'ün “The Briefing” programında açıklamalarda bulunan Vance, “ABD Başkanı, İranlıların nükleer silah elde edememesi için diplomatik veya diğer yollarla bir çözüm bulmak için yoğun bir şekilde çalışıyor. Başkan elbette diplomasi yolunun doğal sonuca ulaştığına karar verme hakkını saklı tutuyor. Bu noktaya gelmememizi umuyoruz, ancak gelirse, karar başkana ait olacak” ifadelerini kullandı.

Vance, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Buradaki temel çıkarımız, İran'ın nükleer silah elde etmesini önlemektir. Nükleer silahların yayılmasını istemiyoruz. İran nükleer silaha sahip olursa, diğer birçok ülke de bu silahlara sahip olacak, bazıları dost, bazıları düşman olacak ve bu, Amerikan halkı için bir felaket olacak, çünkü dünyanın her yerinde en tehlikeli silahlara sahip aşırıcı rejimler ortaya çıkacak.”

Trump'ın geçtiğimiz cuma günü İran'da rejim değişikliğini desteklediğini belirten açıklamasıyla ilgili olarak ‘Başkan’ın Amerikan halkının çıkarlarına en uygun olduğunu düşündüğü ne varsa onu yapacağını’ söyleyen Vance, “Bence o, Barack Obama olmadığını açıkça ortaya koydu. Amerikan ulusal güvenliğine çok farklı bir yaklaşımı var ve onu savunmak için daha güçlü adımlar atmaya daha istekli” şeklinde konuştu.

dfvgbhy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi Cenevre'de (AP)

Amerikan halkının ‘İran'ın dünyadaki en düşmanca ve irrasyonel rejimlerden biri olduğunu anlamasının çok önemli olduğuna’ inandığını ifade eden ABD Başkan Yardımcısı, “Bu tür insanların, insanlık tarihinin en tehlikeli silahına sahip olmasına izin verilemez. Bu, güvenliğimiz ve çocuklarımızın geleceği için felaket olur. ABD Başkanı bunu hedefliyor. Bunun gerçekleşmemesi için elinde birçok seçenek ve araç bulunuyor” dedi.

Nükleer silahlar kırmızı çizgidir

Vance, kendisine yöneltilen “Görüşmeler balistik füze programı ve vekillere verilen desteği de içeriyor mu?” şeklindeki soruya, “Her şey masada. İran'ın terörizmi desteklemeyi kesinlikle durdurmasını istiyoruz. İran, dünyanın en büyük terörizm destekçisi devletlerden biridir. İran, ABD'nin ulusal güvenliğini birçok yönden tehdit ediyor, ancak en ciddi tehdit nükleer silaha sahip olmasıdır. Bu kırmızı çizgidir” cevabını verdi.

Vance, yanıtını şöyle sürdürdü:

“İranlılar nükleer silah peşinde olmadıklarını söylüyorlar. Ama biz bunun doğru olmadığını biliyoruz. Nükleer silaha sahip olma isteklerini doğrulayan birçok şey yaptılar. Amacımız bunun gerçekleşmemesini sağlamak. Tekrar söylüyorum; Başkan’ın bunun gerçekleşmemesini sağlamak için birçok aracı var.”

ABD Başkanı Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner ile Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlığındaki İran heyeti arasında Umman'ın arabuluculuğunda Cenevre'de yapılan görüşmeler, nihai bir anlaşma veya ortak bildiri olmadan sona erdi. Üçüncü tur için henüz bir tarih belirlenmedi, ancak her iki taraf da müzakereleri sürdürmeyi istediğini açıkladı.

Umman Dışişleri Bakanı Bedir bin Hamad el-Busaidi, görüşmelerin İran'ın nükleer programı, yaptırımların kaldırılması ve uranyum zenginleştirmesinin sınırlandırılması konularına odaklandığını belirterek, görüşmeleri ‘çok ciddi’ olarak nitelendirdi ve ortak hedeflerin belirlenmesi konusunda iyi ilerleme kaydedildiğini söyledi.