Suikast girişimi sonrası Trump ve Harris’in Amerikan siyasetinin satranç tahtasındaki yerleri yeniden düzenleniyor

ABD başkanlık seçimlerine 7 hafta kala Demokrat Parti’nin başkan adayı Harris’in ivmesiyle ilgili soru işaretleri

Cumhuriyetçi Parti’nin başkan adayı Donald Trump, Demokrat Partili rakibi Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in fotoğrafının gölgesinde konuşurken (AP)
Cumhuriyetçi Parti’nin başkan adayı Donald Trump, Demokrat Partili rakibi Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in fotoğrafının gölgesinde konuşurken (AP)
TT

Suikast girişimi sonrası Trump ve Harris’in Amerikan siyasetinin satranç tahtasındaki yerleri yeniden düzenleniyor

Cumhuriyetçi Parti’nin başkan adayı Donald Trump, Demokrat Partili rakibi Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in fotoğrafının gölgesinde konuşurken (AP)
Cumhuriyetçi Parti’nin başkan adayı Donald Trump, Demokrat Partili rakibi Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in fotoğrafının gölgesinde konuşurken (AP)

ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris, eski Başkan Donald Trump’ın 13 Temmuz'da Pensilvanya eyaletine bağlı Butler ilçesinde, seçim kampanyası kapsamındaki bir miting sırasında düzenlenen ilk suikast girişiminden kurtulmasından sadece bir hafta sonra, yani 21 Temmuz'da seçim yarışına girdiğinde Trump’a karşı önemli bir ivme kaydetti.

Pazar günü ABD'nin California eyaletinde bulunan West Palm Beach'teki Trump International Golf Kulübü'nde Trump'a yönelik ikinci suikast girişiminin, Harris’in başkanlık seçimleri için adaylığını açıklamasından yaklaşık iki ay ve Cumhuriyetçi rakibini savunmada kalmak zorunda bıraktığı tek münazaradan yaklaşık bir hafta sonra Demokrat Partili adayın ivmesini etkileyip etkilemeyeceği konusunda soru işaretlerine yol açtı.

ABD'li yetkililer, Gizli Servis, Federal Soruşturma Bürosu (FBI), yerel polis ve diğer güvenlik ve hukuk birimlerinin, sadece iki ay arayla düzenlenen iki suikast girişiminin gerçekleştiği koşulları ortaya çıkarmak için sürdürdüğü soruşturmaların sonuçlanmasını bekliyorlar. Trump ve Harris arasında bir sonraki başkanın ismini belirleyecek yarışın son düzlüğünün önümüzdeki 7 kritik hafta da devam etmesi bekleniyor.

Amerikan siyasetinin satranç tahtasında dengeler geçtiğimiz birkaç hafta boyunca birkaç kez değişti. Eğer başkanlık yarışı Biden ile devam etseydi Trump’ın Beyaz Saray'a güçlü bir şekilde döneceğinin öngörüldüğü zamanlar oldu.Trump'a yönelik ilk suikast girişimi, onun gücünü arttıran bir faktöre dönüşünce Biden, Harris lehine seçim yarışından çekilmek zorunda kaldı. Harris, olağanüstü bir ivme kazanmış gibi görünüyordu. Ancak Trump'a yönelik ikinci suikast girişimi yaşandı. Peki denklem yeniden değişecek mi?

Biden ve Harris arasında

Harris, Demokratların Beyaz Saray'ı dört yıl daha elde tutma umutlarını yeniden canlandırdı. Harris, Biden'la yarışa devam edilmesi halinde Trump'ın lehine sonuçlanacağı neredeyse kesin gibi görünen Georgia, Wisconsin ve Arizona gibi eyaletlerini yeniden kazanmakla kalmadı, aynı zamanda Florida da dahil olmak üzere uzun süredir Cumhuriyetçilerin elinde bulunan kırmızı eyaletlerde de önemli ilerlemeler kaydetti. Hatta Iowa'da yapılan yeni bir anket Harris'in bu Ortabatı eyaletinde Trump'ın popülaritesini önemli ölçüde daralttığını gösterdi.

sxdvf
ABD Başkanı Joe Biden dün Wilmington ve ardından Philadelphia'ya yapacağı ziyaret için Beyaz Saray'dan ayrılmadan önce gazetecilerle konuşurken (AP)

İlk suikast girişiminden sonra olduğu gibi, ikinci suikast girişiminden sonra da meydan okurcasına tepki veren ve gücünü gösteren Trump, Beyaz Saray'a dönüşünü engelleyebilecek hiçbir tehlike karşısında ‘pes etmeyeceğini’ ve ‘durmayacağını’ vurgulayarak kendisini Amerikan halkının amansız bir savunucusu olarak gösterdi. Seçim kampanyası danışmanları Chris LaCivita ve Susie Wiles bir e-postayla kampanya çalışanlarına ‘günlük işlerine gidiş gelişleri sırasında uyanık olmaları’ çağrısında bulundular. Ancak Trump'ın ne düşündüğünü en açık şekilde ifade eden kişi Trump'ın müttefiki Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham oldu. Graham, X platformundan yaptığı bir paylaşımda, Trump ile konuştuğunu ve onun ‘moralinin yerinde ve ülkemizi kurtarmak için her zamankinden daha kararlı’ olduğunu söyledi.

“Derin rahatsızlık duydum”

Biden ve Harris, olayı kınarken eski Başkana yönelik suikast girişiminden derin rahatsızlık duyduğunu söyleyerek siyasi şiddetin ABD’de yeri olmadığını vurgulayan Demokrat Partili adayın ivmesi üzerindeki potansiyel etkileri değerlendirdi.

Cumhuriyetçiler ve Demokratlar siyasi şiddeti kınama konusunda hemfikirdi. Temsilciler Meclisinde Cumhuriyetçilerin çoğunluk lideri Scalise, X hesabından yaptığı açıklamada siyasette şiddete kesinlikle yer olmadığını söyledi.

cdfvgbr
ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris (AP)

ABD Kongresi'nin alt kanadı Temsilciler Meclisi’nin Demokrat üyesi Adam Schiff de “Bu çılgınlık sona ermeli. Şiddet, siyasi farklılıklarımıza bir çözüm değil” diye yazdı.

Trump’a yönelik suikast girişimi, Des Moines Register gazetesi ve Mediacom Iowa tarafından yürütülen ve sonuçları pazar günü yayınlanan son ankete de yansıdı. Anket, Harris'in Iowa’da önde olan Trump ile arasındaki farkı yüzde 47'ye yüzde 43 olmak üzere 4 puana indirdiğini gösterdi. Bu sonuç, Trump'ın eyaletteki konumunun şok edici bir şekilde tersine döndüğünü de ortaya koydu. Çünkü ilkbaharda yapılan benzer bir anket, Trump'ın Iowa'da Biden'a 18 puan farkla yüzde 50'ye yüzde 32 önde olduğunu göstermişti.

Anket şirketi Selzer’in başkanı ve anket uzmanı Ann Selzer, “Trump için 4 puanın rahatsız edici olmadığını düşünmüyorum. Rekabet dramatik bir şekilde yoğunlaştı” değerlendirmesinde bulundu.

Çoğu analistin rahatlıkla kırmızı olacağına (Cumhuriyetçilerin sağlam bir çoğunluk elde edeceğine) inandığı Arizona, Nevada, Georgia, Kuzey Carolina, Pennsylvania, Michigan ve Wisconsin gibi salıncak eyalet (seçim sonuçlarını belirleyecek kararsız seçmenlerin bulunduğu eyaletler/swing states) olarak görülmeyen Iowa, bu yılki yarışta genellikle sonradan düşünülen bir yer oldu. Trump bu eyaleti 2016 yılındaki başkanlık yarışında 10 puan farkla, 2020'de de benzer bir farkla kazanmıştı. Bu fark 2024 yılında da Harris için aşılamaz görünüyor.

Kırmızı ve mavi eyaletler

Ancak Iowa, 2000 yılında Demokrat Başkan Yardımcısı Al Gore, 2004 yılında Cumhuriyetçi Başkan George W. Bush ve 2008 ve 2012 yıllarında eski Başkan Barack Obama lehine dönen bir salıncak eyalet oldu.

Demokratlar aylardır kasımdaki başkanlık seçimlerinde kendilerini Beyaz Saray'a taşıyabilecek kuzey eyaletlerinden Wisconsin, Michigan ve Pennsylvania’yı yakından takip ediyor. Çünkü bu üç eyalet, Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in seçim kampanyası ekibinin başındaki isimlerin temmuz ayında yazdıkları üzere ‘zafere giden en belirgin yol’.

sdvfbr
Eski ABD Başkanı Donald Trump (Arşiv - DPA)

Buna karşın Trump’ın seçim kampanyası ekibi, kuzeyde Büyük Göller çevresindeki ‘mavi dalga’ ile örtüşen gerçek bir ‘kırmızı dalga’ üçlemesiyle doğuya doğru kendi yoluna odaklandı. Trump’ın seçim kampanyasından bir yetkili, geçtiğimiz ay yaptığı “Kuzey Carolina'yı elimizde tuttuğumuz sürece Georgia ve Pennsylvania'yı kazanmamız yeterli olur. Kazanmak için ihtiyacımız olan tek şey bu” açıklamasında bulundu.

Ancak her iki kampanya ekibi de Minnesota, Virginia ve New Hampshire gibi eyaletlerde personel bulunduruyor ve her ikisi de yatırımlarını Arizona, Georgia, Michigan, Nevada, Kuzey Carolina, Pennsylvania ve Wisconsin gibi sadece 7 eyaletten ve Nebraska'nın 2. Kongre Bölgesi’nden oluşan daha küçük bir alana yapıyor.

Ancak Trump'a yönelik ikinci suikast girişimi, seçim kartlarını yeniden kararken hem Trump’ın hem de Harris’in Amerikan siyasetinin satranç tahtasındaki yerini ve güçlerini de yeniden düzenliyor.



İran'daki savaşın gerçek ölü sayısı konusunda belirsizlik devam ediyor

14 Mart 2026'da İran'ın İsfahan kentine düzenlenen hava saldırılarının ardından kent üzerinde yükselen duman bulutları (AFP)
14 Mart 2026'da İran'ın İsfahan kentine düzenlenen hava saldırılarının ardından kent üzerinde yükselen duman bulutları (AFP)
TT

İran'daki savaşın gerçek ölü sayısı konusunda belirsizlik devam ediyor

14 Mart 2026'da İran'ın İsfahan kentine düzenlenen hava saldırılarının ardından kent üzerinde yükselen duman bulutları (AFP)
14 Mart 2026'da İran'ın İsfahan kentine düzenlenen hava saldırılarının ardından kent üzerinde yükselen duman bulutları (AFP)

İran'da üç haftadır süren savaşta hayatını kaybedenlerin gerçek sayısı, resmi bir güncelleme yapılmaması ve ülkedeki çatışmanın bilançosunu belgelemeye çalışan yabancı insan hakları örgütlerinin çalışmalarını engelleyen tekrarlanan internet kesintileri nedeniyle, büyük bir belirsizlikle örtülü.

İran Sağlık Bakanlığı'nın son tahminleri, çatışmanın dokuzuncu günü olan 8 Mart'a dayanıyor.

O tarihte bakanlık, ülke genelinde ABD ve İsrail hava saldırılarında yaklaşık bin 200 sivilin öldüğünü açıklamıştı.

İran'da sansürün son derece sıkı olduğu bir ortamda, yabancı insan hakları örgütleri her zaman ülke içindeki yaşamla ilgili bilgi edinmek için en güvenilir kaynaklar arasında görülmüştür.

Ancak internet ve telefon bağlantılarının kesilmesi nedeniyle, bu örgütler sahadaki bilgi ağlarına ulaşmakta zorlanmaktadır.

ABD merkezli bir sivil toplum kuruluşu olan ve ocak ayında hükümet karşıtı protestoların şiddetle bastırılması sırasında ölenlerin sayısını belgelemede merkezi rol oynayan İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (Hrana), çatışmalarda 214'ü çocuk olmak üzere bin 407 sivilin öldürüldüğünü tahmin ediyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre HRANA müdür yardımcısı Skylar Thompson ajansa yaptığı açıklamada, “Bunun asgari rakam olduğunu, mutlak asgari rakam olduğunu düşünüyorum, çünkü tek bir anda her yerde bulunup olan bitenin boyutunu tam olarak kavrayacak kapasitemiz yok” ifadelerini kullandı.

Thomson şöyle devam etti: «Saldırıların boyutu ve ülke genelindeki hedeflerin vurulma hızı göz önüne alındığında, kayıpları aynı hızda belgelemek imkansızdır.»

İran Kızılayı kurban sayısına ilişkin tahminlerde bulunmuyor, ancak en son verilerine göre, 28 Şubat'tan bu yana süren savaşta 61 bin 555 ev, 19 bin şirket, 275 sağlık merkezi ve yaklaşık 500 okul hasar gördü.

Tahran'da bulunan AFP muhabirleri, saldırılar sonucu birçok sivil binanın hasar gördüğünü doğrulayabildi; bunlara patlamaların şiddetiyle yerle bir olan konutlar da dahildi. Ancak gazetecilerin resmi izin olmadan ülke içinde seyahat etmesine izin verilmediğinden şehir dışındaki hasarın ne olduğu ve boyutu bilinmiyor.

İletişim sorunları

Özellikle ocak ayındaki protestoların şiddetli bir şekilde bastırılmasının ardından, insan hakları örgütlerinin İran’ın resmi rakamlarına yönelik şüpheleri giderek artırıyor.

İran, bu protestolarda çoğu güvenlik güçlerinden olmak üzere yaklaşık 3 bin kişinin öldüğünü açıklasa da yurtdışında yaşayan araştırmacı ve aktivistlerin tahminleri, ölü sayısının 7 bin ile 35 bin arasında değişen çok daha yüksek rakamlara işaret ediyor.

Norveç merkezli insan hakları örgütü “Hengaw”dan Oyar Şeyhi, AFP'ye verdiği demeçte, İran'ın “verileri yayınlamaktan veya toplamaktan kaçınma geçmişine" sahip olduğunu söyledi.

“Hengaw” ve eksik resmi verilere güvenilir bir alternatif sunmaya çalışan diğer kuruluşların karşılaştığı en büyük sorun, savaşın başlamasından bu yana İran’da internetin neredeyse tamamen kesilmiş olmasıdır.

Şeyhi, «İnternet bağlantısı hiç olmadığı kadar kötü, bu yüzden ölü sayısına ilişkin doğru verileri elde etmek çok zor ve elimizdeki bilgiler son derece sınırlı» dedi.

İranlı yetkililerin yurt dışına bilgi gönderen kişileri tutuklayabileceğini ve İran'a yurt dışından telefonla ulaşmanın neredeyse imkansız olduğunu vurguladı.

Minab Okulu

Resmi rakamlara göre, Minab'daki bir ilkokulu hedef alan ve en az 165 kişinin ölümüne yol açan hava saldırısı, savaşta bugüne kadar yaşanan en büyük sivil kayıp olarak kabul ediliyor.

New York Times gazetesi tarafından yayınlanan bir ABD askeri soruşturmasının ilk sonuçlarına göre okul, bir hedef belirleme hatası sonucu, çatışmaların ilk gününde bir Tomahawk füzesi ile vuruldu.

Ayrıca, «Hengaw» örgütü, 7 Mart'ta ülkenin batısındaki Nakde kentinde bir un fabrikasına düzenlenen hava saldırısını belgeledi; saldırı sonucunda 11 işçi hayatını kaybetti, 21 kişi ise yaralandı.


Yahudi yerleşimcilerden Batı Şeria'da geniş çaplı saldırılar

İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)
İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)
TT

Yahudi yerleşimcilerden Batı Şeria'da geniş çaplı saldırılar

İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)
İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)

İsrailli yerleşimciler, Batı Şeria'daki yoğun ve geniş çaplı saldırılarına dün de devam ettiler. Batı Şeria’nın çeşitli noktalarında Filistinlilere ait daha fazla ev ve tesisi kundaklayan yerleşimciler, intikam sloganları attılar.

Yerleşimciler dün gece Deyr el-Hatab, Beyta, Karyut, Deyr Şeref ve Nablus yakınlarındaki Havara dahil olmak üzere yeni köyleri saldırdı. En şiddetli saldırılar Deyr el-Hatab'da gerçekleşti. Bu saldırılarda 9 Filistinli yaralandı ve evler ile araçlar ateşe verildi.

Nablus Kızılayı Acil Yardım ve Acil Durum Merkezi Müdürü Amid Ahmed, sağlık ekiplerinin saldırı sırasında ayağından kurşunla yaralanan 45 yaşındaki bir vatandaşa müdahale ettiğini, ayrıca yerleşimcilerin saldırısı sonucu meydana gelen 8 yaralanma vakası daha olduğunu, bunların arasında bir kadının çürükler ve sıkılan bir gaz sonucu boğulma şikayeti yaşadığını bildirdi. Yerleşimciler Deyr el-Hatab'da evleri ve arabaları yakarken Beyta beldesine saldırıp, tarım arazilerini tahrip ettiler, asırlık zeytin ağaçlarını söktüler, bir evin duvarını yıktılar, Filistinlilere saldırıp dövdüler ve ana elektrik trafosuna ateş açarak bölgenin elektriğini kestiler.

fd
Yahudi yerleşimcilerin saldırısı sonucu hasar gören bir aracın fotoğrafı. Yerleşimciler ayrıca Batı Şeria'nın Nablus'un doğusundaki Deyr el-Hatab köyünde evlerin duvarlarına İbranice sloganlar yazdı (DPA)

Yahudi yerleşimciler, Karyut'ta da köyün doğu kesimindeki evlere saldırdı ve Filistinlilerle çatıştı. Ayrıca Barka köyündeki tarihi Mesudiye bölgesinde bir turistik çadırı, Deyr Şerif köyünde bir araç parkının bir bölümünü ve bazı araçları yaktı.

Ramallah'ta ise Barka köyü gece saldırısına uğradı. Saldırıda bir ‘sağlık kliniği’ ile bir ticari kamyon yakıldı. Öte yandan yerleşimciler, Ramallah çevresindeki hayati öneme sahip yolları kapatarak vatandaşların hareketini kısıtladı.

Saldırılarda yerleşimcilerin baskın düzenleyerek Filistin bayrağını indirip yerine işgal bayrağını astıkları ve duvarlarına ırkçı sloganlar yazdıkları Havara Lisesi de zarar gördü. Eğitim Bakanlığı bu saldırıyı, ‘eğitim hakkı ve güvenli öğrenim ortamına yönelik bariz bir ihlal’ olarak değerlendirdi.

fvfdev
Filistinliler, Batı Şeria'nın Cenin kentinin güneyindeki el-Fandakumiye köyüne İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırının ardından Pazar günü yanmış bir aracı inceliyorlar (AFP)

Saldırılar, Batı Şeria'da yaklaşık 20 noktayı hedef alan ve Calud, el-Fandakumiye, Seylat el-Dahr ve Batı Şeria'nın kuzeyindeki Karyut köylerinde evlerin, araçların ve mülklerin yakılmasını içeren önceki saldırılardan birkaç saat sonra gerçekleşti.

Yerleşimciler, pazar günkü saldırının İran'ın roket saldırılarına misilleme olduğunu, dünkü saldırının ise Nablus yakınlarında bir trafik kazasında bir yerleşimcinin öldürülmesine misilleme olduğunu iddia etti.

Yerleşimcilerin her iki saldırısı da özel platformlar üzerinden yapılan çağrıların ardından gerçekleşti. Filistinliler de özel gruplar aracılığıyla, büyük savaşın gölgesinde Batı Şeria'da bir tür başka savaşın başladığı izlenimi veren bu durum karşısında dikkatli olunması ve yerleşimcilere karşı koyulması yönünde çağrılar ve uyarılar yayınladı.

fvfdv
İşgal altındaki Batı Şeria'nın Havara beldesinde silahlı İsrailli yerleşimciler ve askerler (Arşiv - AFP)

Yahudi yerleşimciler, saldırıları sırasında intikam sloganları attılar ve saldırdıkları yerlere intikam sloganları yazdılar.

Cumartesi günü Batı Şeria'nın kuzeyindeki Hermeş yerleşim birimi yakınlarında meydana gelen bir trafik kazası sonucu bir İsrailli yerleşimci hayatını kaybetti. İsrail polisi ve ordusu, olayın kaza mı yoksa Filistinliler tarafından gerçekleştirilen bir saldırı mı olduğunu belirlemek için soruşturma başlattıklarını açıkladı.

İsrail polisine teslim olan Filistinli, bunun bir trafik kazası olduğunu ısrarla savundu. Ancak İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve diğer yerleşimci aktivistler, resmî sonuçları beklemeden olayı cinayet ve saldırı olarak nitelendirdiler, bu da yerleşimcileri kışkırttı.

Smotrich, yerleşimcinin cenazesi sırasında yaptığı konuşmada, Filistin Yönetimi'ni ‘devirmek’ ve Batı Şeria'da tam bir İsrail kontrolü sağlamak için çalışacağına söz verdi. Smotrich, yerleşimcilere cenaze töreninin ardından intikam eylemleri gerçekleştirmeye çağırdı.

vdfv
Pazar günü Cenin'in güneyindeki Batı Şeria'daki el-Fandakumiye köyünde, İsrailli yerleşimcilerin saldırısının ardından hasar gören bir evi inceleyen Filistinliler (EPA)

Saldırılar, İsrail ordusunun yerleşimcilerin saldırılarının güvenliği etkileyebileceği gerekçesiyle Batı Şeria'ya bir piyade taburu gönderme kararı almasının ardından gerçekleşti.

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, savaş sırasında artan milliyetçi suç olaylarını kınayarak, bunlara karşı mücadele etme söz verdi.

Son saldırılar, 7 Ekim 2023'ten bu yana Batı Şeria'daki yerleşimciler tarafından başlatılan tırmanışın bir uzantısı ve bu saldırılar, İran'a karşı devam eden savaşla birlikte arttı. Savaşın başlangıcından bu yana Batı Şeria'daki yerleşimciler, dünyanın büyük çatışmaya odaklanmış olmasını fırsat bilerek 8 Filistinliyi öldürdü.

Öte yandan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas dün, İsrail’in yerleşim birimlerini genişletmesi, toprak ilhakı, artan yerleşimci terörü ve Filistin’in mahsup fonlarının dondurulması gibi politikalarının sonucu olarak Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki durumun ciddiyetine dikkati çekti.

Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyna, yaptığı açıklamada, “Gazze Şeridi’ne yönelik devam eden savaşın yanı sıra Batı Şeria’daki yerleşimcilerin işlediği cinayet, kundaklama ve yıkım saldırıları ne çatışmanın özünü değiştirecek ne de kimseye meşruiyet kazandıracak. Çünkü işgal devam ettiği sürece bölgede ve dünyada güvenlik ve istikrar sağlanamayacak” ifadelerini kullandı.

Ortadoğu’nun yaşadığı kriz ve savaşların tek çözümünün, Filistin meselesinin uluslararası meşru kararlar, Arap Barış Girişimi ve uluslararası hukuka uygun olarak adil bir şekilde çözülmesi olduğunu belirten Rudeyna, “Her ne kadar uzun, karmaşık ve kanlı bir süreç olsa da, dünyayı savaşların getireceği daha fazla felaketten kurtarmanın tek yolu budur” dedi.


Macron, Cubeyl Antik Kenti’ne ilişkin bir serginin açılışında ‘Lübnan'ın işgaline karşı’ uyardı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü'nde düzenlenen ‘Lübnan'ın Milenyum Şehri, Cubeyl’ sergisini ziyareti sırasında konuşma yaptı, 23 Mart 2026 (AP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü'nde düzenlenen ‘Lübnan'ın Milenyum Şehri, Cubeyl’ sergisini ziyareti sırasında konuşma yaptı, 23 Mart 2026 (AP)
TT

Macron, Cubeyl Antik Kenti’ne ilişkin bir serginin açılışında ‘Lübnan'ın işgaline karşı’ uyardı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü'nde düzenlenen ‘Lübnan'ın Milenyum Şehri, Cubeyl’ sergisini ziyareti sırasında konuşma yaptı, 23 Mart 2026 (AP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü'nde düzenlenen ‘Lübnan'ın Milenyum Şehri, Cubeyl’ sergisini ziyareti sırasında konuşma yaptı, 23 Mart 2026 (AP)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron dün yaptığı açıklamada, ‘hiçbir işgalin kimsenin güvenliğini garanti etmediğini’ vurguladı. Macron, Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü'nde Cubeyl (Biblos) Antik Kenti ile ilgili bir serginin açılışında, İsrail'i Lübnan'daki kara operasyonlarının riskleri konusunda uyardı.

Fransız Haber Ajansı AFP'ye göre Fransa Cumhurbaşkanı, Lübnan Kültür Bakanı Gassan Selame'nin de katıldığı bir toplantıda, “Ne işgal ne de herhangi bir sömürge biçimi, ne burada ne de Batı Şeria'da ya da başka herhangi bir yerde, hiç kimsenin güvenliğini garanti edemez” dedi.

İran Dini Lideri Ali Hamaney’in 2 Mart'ta öldürülmesi üzerine Hizbullah'ın İsrail'e roket saldırısı düzenlemesinin ardından savaş Lübnan'a da sıçradı. O günden bu yana İsrail, Lübnan’a geniş çaplı hava saldırıları düzenliyor ve birlikleri Lübnan'ın güneyine çeşitli cephelerden giriyor. Son resmi verilere göre savaş Lübnan'da en az bin 39 kişinin ölümüne yol açtı.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, dünkü konuşmasında sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dini ayrışmaların yaşandığı bu dönemde, bazıları bizi giderek şiddetlenen savaşlara sürüklemeye çalışırken ve bazıları da bizi güvenliğin ancak korktuğumuz komşumuzu işgal ederek sağlanabileceğine inandırmaya çabalarken, Lübnan bize tek bir şeyi; uluslararası hukukun gücüne işaret ederek, evrenselliğin gücünü hatırlatıyor.”

vfgbvgf
Arap Dünyası Enstitüsü'nün yeni başkanı Anne-Claire Legendre, Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü'nde düzenlenen ‘Cubeyl, Lübnan'ın Milenyum Şehri’ sergisinin açılışında, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Lübnan Kültür Bakanı Gassan Selame'nin yanında bir konuşma yaparken, 23 Mart 2026 (AFP)

Lübnan'ın Cubeyl Antik Kenti’ne dair serginin ‘Lübnan'ın kaderine’ ve ‘mparatorluklara karşı direnişine’ dair ‘çok şey anlattığını’ belirten Macron’a göre bu sergi, Paris'te sergilenen çok sayıda eserin buraya ulaşmasını zorlaştıran «savaşa» karşı bir duruş sergiliyor.

Bugün açılacak ve 23 Ağustos'a kadar sürecek olan ‘Eski Bir Lübnan Şehri Olarak Biblos’ sergisi, MÖ 6900'den beri yerleşim yeri olan ve ‘dünyanın en eski limanı’ olarak kabul edilen bu Akdeniz kentinin tarihine derinlemesine bir bakış sunuyor.

Sergide, çoğu Lübnan'dan gelen yaklaşık 400 eseri ve Louvre Müzesi'nden seçilmiş bir koleksiyon yer alıyor.

Şubat ayında Beyrut'tan Paris'e sanat eserlerinin iki parti halinde nakliyesini denetleyen Lübnan Kültür Bakanlığı Arkeoloji Genel Müdürü Sarkis el-Huri, “Hazırlıklar zorluklarla doluydu” dedi.

Sevkiyatın üçüncü partisi mart ayı başlarında iptal edildi, ancak yaklaşık 20 taş yelken ve büyük bir mozaik tablosu, serginin açılışından birkaç gün önce sağ salim ulaştı.

Geçtiğimiz ay Jacques Lang'ın yerine Arap Dünyası Enstitüsü'nün yeni başkanı olan Anne-Claire Legendre, ‘bombardımanlara rağmen büyük bir cesaretle’ düzenlenen sergiye övgüde bulundu.