'İlkel şifreli mesajlar’ savaş zamanlarında hayatta kalmak için kullanılmaya devam ediyor

Hamas lideri Yahya Sinvar, İsrail'in erişebileceği dijital bir ayak izi bırakmamak için elle yazılan mektuplar ve kuryeler kullanıyor

Sinvar, tünellerin dışındaki dünya ile elle yazılmış şifreli mesajlar aracılığıyla iletişim kuruyor (Getty Images)
Sinvar, tünellerin dışındaki dünya ile elle yazılmış şifreli mesajlar aracılığıyla iletişim kuruyor (Getty Images)
TT

'İlkel şifreli mesajlar’ savaş zamanlarında hayatta kalmak için kullanılmaya devam ediyor

Sinvar, tünellerin dışındaki dünya ile elle yazılmış şifreli mesajlar aracılığıyla iletişim kuruyor (Getty Images)
Sinvar, tünellerin dışındaki dünya ile elle yazılmış şifreli mesajlar aracılığıyla iletişim kuruyor (Getty Images)

İnci Mecdi

ABD Merkezî İstihbarat Teşkilatı’nın (CIA) El Kaide lideri Usame bin Ladin'i 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra 2011 yılında İslamabad'da bulması ve Bin Ladin’in ABD Donanması Özel Hareket Kuvvetleri (Navy SEALs) tarafından öldürmesi neredeyse on yıl sürdü. El Kaide lideri Afganistan dağlarında ve ötesindeki ceplerde izini kaybettirmenin bir yolunu bulmuştu. Bazen videoların içine gizlenen mesajlar ve şifrelerle dünyanın en tehlikeli terör örgütünü oradan yönetti.

Ölümünden sonra Pakistan'daki gizli bir karargâhta bulunan mektuplarına göre Bin Ladin, dış dünyaya mesaj göndermek için çoğunlukla kuryeleri kullanıyordu. Çünkü şifreli e-postaların, takip edilmesini engellemeye yeteceğine inanmıyordu. Aynı geleneksel iletişim yöntemi, İsraillilerin Hamas Hareketi’nin bazı liderlerinin, son olarak da Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye'nin geçtiğimiz temmuz ayında İran'ın başkenti Tahran'da kaldığı konutta tasfiye edilmesine rağmen, neden Hamas lideri Yahya es-Sinvar'a ulaşamadıklarını açıklayabilir.

Elle yazılan mektup ve notlar

ABD merkezli gazete Wall Street Journal (WSJ), Sinvar'ın İsrail'in kendisini takip edememesi ve nerede saklandığını bulamaması için telefon görüşmeleri, cep telefonu mesajları ve diğer dijital iletişim araçları, hatta şifrelenmiş olanlar da dahil olmak üzere dış dünyayla iletişim kurmak için teknolojiyi kullanmaktan büyük ölçüde kaçındığını ve ‘tünellerde saklanırken Hamas’ın operasyonlarını yönetmek için karmaşık bir kod sistemi ve elle yazılan notlar’ kullandığını ortaya çıkardı.

Mısır, Katar ve ABD’nin arabuluculuğunda 31 Temmuz öncesinde yürütülen ateşkese yönelik müzakerelerde bulunan Hamas Siyasi Büro Başkanı Heniyye'nin öldürülmesinden ve Sinvar'ın Hamas’ın başına geçmesinden sonra Sinvar’ın, Heniyye ile nasıl iletişim kurduğuna dair soru işaretleri oluştu. WSJ’ye göre Sinvar mektuplarını el yazısıyla yazıyor ve Hamas'ın güvenilir bir üyesine iletiyor. O da mesajı, bazıları sivil de olabilen bir kuryeler zinciri ile yerine ulaştırıyor. Mektuplardaki yazılar genellikle şifreli oluyor. Farklı zamanlarda ve koşullarda farklı alıcılar için farklı kodlardan oluşuyor. Bu sistem, Sinvar ve diğer Hamas üyeleri tarafından İsrail hapishanelerinde kaldıkları sırada geliştirildi. Son olarak mektup, Gazze'deki bir Arap aracıya ya da telefonla yahut başka yollarla yurtdışındaki Hamas üyelerine ileten bir Hamas ajanına ulaşıyor.

WSJ’ye göre İsrail'in başta Hamas'ın askeri kanadının kurucularından Salih el-Aruri'yi Beyrut’ta düzenlediği suikast olmak üzere, Sinvar’ın yakın çevresinden kişileri bulup öldürmeyi başarmasından bu yana Sinvar'ın iletişim yöntemleri daha tedbirli ve karmaşık hale geldi. WSJ’ye konuşan Arap aracılara göre Aruri'nin ölümünden bu yana Sinvar neredeyse tamamen elle yazılan mektuplara ve sözlü iletişime geçti. Bazen ses kayıtlarını küçük bir yardımcı çemberi aracılığıyla dağıtıyor.

İsrail askeri istihbaratının Filistin işlerinden sorumlu eski başkanı Michael Milstein, İsrail ordusunun Sinvar'ı bulamamasının ana nedenlerinden birinin tüm şahsi hareketlerini çok sıkı bir şekilde koruması olduğuna inanıyor.

Gazze'de yaşayan Uluslararası Kriz Grubu (ICG) araştırmacısı Azmi Kişavi, Sinvar’ın Hamas’ın eski iletişim yöntemlerine geri döndüğünü söyledi. ICG’den başka araştırmacılar da Sinvar'ın Hamas üyeleri ve dış dünya ile iletişim kurmaya yönelik mevcut ilkel yaklaşımının, Hamas'ın ilk günlerinde kullandığı ve Sinvar'ın 1988 yılı ve sonrasında İsrail hapishanelerinde tutukluyken bizzat benimsediği bir sisteme dayandığını söyledi.

Sinvar hapse atılmadan önce İsrail'le iş birliği yaptığından şüphelenilen kişileri yakalamak üzere Hamas'ın Mecd adlı iç güvenlik teşkilatını kurmuştu. Mecd, İsrail hapishanelerinde de çalışmalarını sürdürdü. İsrail casusuna dönüşen eski bir Hamas üyesi tarafından yazılan ‘İbn Hamas’ (Hamas’ın oğlu) adlı kitaba göre Mecd’in hapishanelerde ‘es-Sevaid’ adı verilen ve şifreli mesajları bir koğuştan diğerine dağıtan ajanları vardı.

Yine aynı kitapta, es-Sevaid’lerin el yazısıyla yazılmış mektupları ekmeğin içine sarıp top haline getirip kuruttuktan sonra beyzbol oyuncuları gibi bu ekmek toplarını hapishanenin bir koğuşundan diğerine fırlatarak ‘Özgürlük savaşçılarından mektup var!’ diye bağırdıkları yazıyor.

Sabit telefon

Aralarında CIA Başkanı William Burns'ün de bulunduğu ABD'li üst düzey yetkililer, haziran ayında İsrail ve Hamas'ı ateşkese varmaya zorlamak için Ortadoğu'ya gittiler. Burns, Katar’ın başkenti Doha'da Katar Başbakanı Muhammed bin Abdurrahman bin Casim es-Sani ve Mısır İstihbarat Başkanı Abbas Kamil ile görüşmeler yaptı. Ardından Hamas yetkililerine bir anlaşma yapmaları için baskı uygulamak üzere Heniyye ile bir araya geldi.

İsrail, Hamas'ın tünellerde sabit hatlı bir telefon sistemi kurduğunu en az on yıldır biliyor. Şarku’l Avsat’ın Indepenedent Arabia’dan aktardığı analize göre İsrail’in Hamas ile arasında 2018 yılında günlerce sürecek bir çatışmaya yol açan başarısız operasyonu, İsrail ordusunun Hamas’ın telefon ağına girme girişimiydi.

Arabulucular, Gazze Şeridi’ndeki mevcut savaşın başlarında İsrail ile Hamas arasında İsrail'in Gazze Şeridi'ni işgalini önleyecek bir rehine anlaşması yapmaya çalışıyorlardı. Hamas'ın silahlı kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları’nın üyeleriyle görüşmek ve şifreli mesajlar iletmek üzere Gazze'ye haberciler gönderdiler.

WSJ’ye konuşan aracılar, Sinvar'ın Hamas'ın sabit hat ağındaki aracılarla tünellerde telefon görüşmeleri yaptığını, gün ve saati belirlemek için kodlar kullandığını söylediler. Aracıların aktardığına göre telefon görüşmelerinin ayarlanması için Sinvar, mesajlarda takma isimlerin yanı sıra bazen gerçek kimliğini gizlemek için hapishanede birlikte kaldığı kişilerin isimlerini de kullandı.

İletişim kurmanın yaygın yolları

Gözlemcilere göre son yirmi yılda teröristler ve organize suçlular için mevcut seçeneklerin sayısı arttı. Tabii ki sıradan, yasalara saygılı vatandaşların birbirleriyle iletişim kurma olanakları da dijital teknolojideki büyümeye paralel olarak gelişti. Ancak radikal teröristler, izlenebilir bir 'dijital ayak izi' bırakmanın ve asıl göndericinin kimliğinin tespit edilmesini tehlikelerinin tamamen farkındalar. ABD istihbaratının, mesaj ve verileri elden teslim eden kuryelere güvenen Usame bin Ladin'in izini bulması da bu yüzden bu kadar uzun sürdü.

Dijital olsalar da anonim olarak satın alınabilen, cep telefonuna takılan, bir kez kullanılıp atılan ucuz ve yasal sim kartları gibi iletişim kurmanın yaygın yolları da var. Bu sim kartları Rusya ve Çin'deki şirket yöneticileri tarafından da cep telefonlarının hacklenmesine karşı bir önlem olarak kullanılıyor. Bununla birlikte sosyal medyada, sohbet odalarında ve oyunlarda da şifreli dil kullanılabilir. Bu yüzden e-oyun oynayanlar arasındaki yazışmalarda mesajları gizlemenin giderek yaygınlaşan bir yolu olarak karşımıza çıkıyor.

Terör eylemlerinin planlayıcıları da hedeflerini müzakere ederken kod ya da metaforlar kullanarak iletişim kurarlar. Örneğin, ABD’de gerçekleşen 11 Eylül saldırısının planlayıcılarından Muhammed Atta ve Remzi bin eş-Şibh, Dünya Ticaret Merkezi'nden ‘İmara’ (mimari), ABD Savunma Bakanlığı’ndan (Pentagon) ‘funun’ (sanat) ve Beyaz Saray'dan ‘siyase’ (siyaset) olarak bahsetmişlerdir.

Uydu telefonları, Mısır'daki 25 Ocak devrimi sırasında, hapishaneden kaçan Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan-ı Müslimin) üyelerinin iletişim kurmak için Thuraya mobil uydu telefonları kullandıkları söylentisiyle gündeme gelmişti. Bu telefonlar şifreleme teknolojisine sahip olsa da gizli dinlemeye karşı savunmasız bir yapıya sahip. Terör örgütlerinin liderleri, uzak ve az nüfuslu bölgelerde bile bu telefonların kullanımına karşı uzun zamandır temkinli davranıyor. Ancak gözlemcilere göre bu telefonlar, terör örgütlerinin liderleri arasında popüler bir iletişim aracı olmaya devam ediyor ve takip edilmelerini zorlaştırıyor.



Savaşı önlemeye çalışan İran, İsrail'in saldırması halinde ‘kararlılıkla karşı koyacağını’ belirtti

Tahran'da bir caddede İran Dini Lideri Ali Hamaney'in resminin bulunduğu bir duvarın önünden geçen insanlar, 29 Ağustos 2025 (Reuters)
Tahran'da bir caddede İran Dini Lideri Ali Hamaney'in resminin bulunduğu bir duvarın önünden geçen insanlar, 29 Ağustos 2025 (Reuters)
TT

Savaşı önlemeye çalışan İran, İsrail'in saldırması halinde ‘kararlılıkla karşı koyacağını’ belirtti

Tahran'da bir caddede İran Dini Lideri Ali Hamaney'in resminin bulunduğu bir duvarın önünden geçen insanlar, 29 Ağustos 2025 (Reuters)
Tahran'da bir caddede İran Dini Lideri Ali Hamaney'in resminin bulunduğu bir duvarın önünden geçen insanlar, 29 Ağustos 2025 (Reuters)

İsrail ile yeniden savaş çıkacağına dair söylentiler İran'da kamuoyunu meşgul etmeye devam ederken, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ülkesinin savaşı önlemek için çalıştığını vurguladı. Bu açıklama, Devrim Muhafızları Ordusu'nun (DMO) Mossad’a bağlı bir hücrenin çökertildiğini duyurmasının ardından geldi.

Yeni bir savaş olasılığıyla ilgili olarak Pezeşkiyan, Tahran'ın savaş istemediğini, ancak ABD veya İsrail'in İran'a saldırması halinde ‘kararlılıkla karşı koyacağını’ vurguladı.

İran televizyonunda yayınlanan röportajında, bir gazetecinin “İran halkı yeni bir savaş istemiyor” şeklindeki ifadesine yanıt olarak Pezeşkiyan, “Biz istiyor muyuz?” cevabını verdi.

Olası bir savaşı önlemek için hükümetinin sorumluluğunu vurgulayan Pezeşkiyan şu ifadeleri kullandı: “Biz elimizden geleni yapıyoruz... ABD ve İsrail ise İran'ı bölmek ve rejimi devirmek istiyor.”

İranlı yetkililer 19 Ağustos 2025'te, İsrail ile yapılan ateşkesin geçici olduğunu ve çökebileceğini belirtti. İran Dini Lideri Ali Hamaney’in Yüksek Askeri Danışmanı Yahya Rahim Safevi, Tahran'ın ateşkes halinde değil, ‘fiili savaş durumunda’ olduğunu ve en kötü senaryoya hazırlandığını; savunma ve saldırı kapasitesini güçlendirdiğini söyledi.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (Reuters)İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (Reuters)

Mossad hücresinin çökertilmesi

Diğer yandan DMO bugün, İran'ın kuzeydoğusundaki Horasan eyaletinde Mossad bağlantılı bir hücrenin tespit edildiğini ve çökertildiğini duyurdu. Söz konusu hücre, İran'ın kuzeydoğusunda sivil ve askeri yetkililere karşı operasyonlar düzenlemeyi planlıyordu.

Şarku’l Avsat’ın DMO'ya yakın Tesnim Haber Ajansı’ndan aktardığına göre, ordunun halkla ilişkiler departmanından yapılan açıklamada, “Horasan'daki DMO istihbarat örgütü tarafından yürütülen dikkatli ve sürekli istihbarat operasyonları ve yargı ile koordinasyon sonucunda, Mossad ile bağlantılı sekiz kişi tespit edilerek gözaltına alındı” denildi. Açıklamada, bu kişilerin Mossad ajanları tarafından özel eğitim aldıkları ve İsrail ile İran arasında son dönemde yaşanan çatışmalar sırasında, önemli askeri şahsiyetlerle ilgili bilgilerin yanı sıra hayati ve hassas merkezlerin koordinatlarını Mossad görevlilerine gönderdikleri belirtildi. Tesnim Haber Ajansı, gözaltına alınanların sivil ve askeri yetkililere karşı operasyonlar düzenlemeyi planladıklarını ve Meşhed kentindeki önemli merkezleri hedef alıp sabote etmeyi planladıklarını gösteren belgelere atıfta bulundu. Açıklamada, bu terörist hücrenin faaliyetleri arasında ayrılıkçı gruplarla iletişim ve iş birliği de bulunduğu belirtildi. DMO'ya yakın Fars Haber Ajansı, 13 Temmuz 2025'te, Tahran ile Tel Aviv arasında 12 gün süren savaşın dördüncü gününde, hükümetin üç kolunun başkanları ve bir dizi üst düzey İranlı yetkilinin katıldığı Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi toplantısını hedef alan İsrail suikast girişimini ortaya çıkardı.

İran İstihbarat Bakanı İsmail Hatib, 20 Temmuz 2025'te, tutuklanan casusların sayısını ‘ulusal güvenliğe zararlı’ olduğu gerekçesiyle açıklamayı reddetti.

İran güvenlik kurumları, geçen ay iki ülke arasında 12 gün süren savaş sırasında ‘casusluk’ ve İsrail'i desteklemek suçlamasıyla yüzlerce kişinin gözaltına alındığını duyurdu.


İsrail medyası: Yafa'da bir araçta meydana gelen patlamada 3 kişi yaralandı

İtfaiyeciler, Yafa'da bir araçta meydana gelen patlamanın neden olduğu yangını kontrol altına alıyor (İsrail Kanal 12)
İtfaiyeciler, Yafa'da bir araçta meydana gelen patlamanın neden olduğu yangını kontrol altına alıyor (İsrail Kanal 12)
TT

İsrail medyası: Yafa'da bir araçta meydana gelen patlamada 3 kişi yaralandı

İtfaiyeciler, Yafa'da bir araçta meydana gelen patlamanın neden olduğu yangını kontrol altına alıyor (İsrail Kanal 12)
İtfaiyeciler, Yafa'da bir araçta meydana gelen patlamanın neden olduğu yangını kontrol altına alıyor (İsrail Kanal 12)

Ynet haber sitesinin haberine göre İsrail polisi bugün yaptığı açıklamada, Yafa şehrinde bir arabada meydana gelen patlamada üç kişinin yaralandığını, ancak olayın adi suç niteliğinde olduğunun göründüğünü bildirdi.

Polis, Yafa'daki Kaminska Caddesi'nde bir araçta patlama olduğunu, iki kişinin orta derecede, bir kişinin ise hafif şekilde yaralandığını bildirdi.

İsrail'in 12. Kanalı televizyonu, polisin araç patlamasıyla bağlantılı bir şüpheliyi gözaltına aldığını bildirdi.


Obama'dan Trump'ın hamlesine tepki: "Tüm Amerikalılar tehlikede"

Barack Obama, son zamanlarda suçla mücadele kapsamında "tüm Amerikalıları tehlikeye attığı" için Trump'ı sert bir dille eleştirdi (Reuters)
Barack Obama, son zamanlarda suçla mücadele kapsamında "tüm Amerikalıları tehlikeye attığı" için Trump'ı sert bir dille eleştirdi (Reuters)
TT

Obama'dan Trump'ın hamlesine tepki: "Tüm Amerikalılar tehlikede"

Barack Obama, son zamanlarda suçla mücadele kapsamında "tüm Amerikalıları tehlikeye attığı" için Trump'ı sert bir dille eleştirdi (Reuters)
Barack Obama, son zamanlarda suçla mücadele kapsamında "tüm Amerikalıları tehlikeye attığı" için Trump'ı sert bir dille eleştirdi (Reuters)

Madeline Sherratt ABD Muhabiri 

Donald Trump'ın ulusal çaptaki büyük bir operasyon kapsamında Şikago'daki suç olaylarını bastırma tehdidinin ardından Barack Obama, ABD Başkanı'nı topa tuttu.

New York Times'ın (NYT) ele geçirdiği gizli belgeler, Trump yönetiminin şehir dışındaki bir deniz üssünü hazırlık alanı olarak kullanarak 200 iç güvenlik görevlisiyle birlikte Şikago'da geniş çaplı bir göçmen operasyonu planladığını perşembe günü ortaya çıkardı.

Buna karşılık eski ABD Başkanı, NYT'nin ünlü köşe yazarı Ezra Klein'ın Trump'ın paramiliter çabalarına ilişkin bir makalesine cevaben "tüm Amerikalılar tehlike altında" dedi. Klein, Trump yönetimindeki askerileştirme ve kolluk kuvvetleri çalışmalarını Substack'teki The Watch blogunda belgeleyen gazeteci Radley Balko'yla yaptığı röportaja makalesinde yer veriyor.

Obama perşembe günü X'te paylaştığı bir tweet'te "Bu röportaj [...] Son aylarda eyalet ve yerel polis fonksiyonlarının federalleştirilmesi ve askerileştirilmesiyle ilgili gördüğümüz bazı tehlikeli eğilimlere ilişkin yararlı bir genel bakış sunuyor" dedi.

Obama, "Adil yargılanma hakkı gibi temel ilkelerin aşınması ve yurt içinde ordumuzun kullanımının yaygınlaşması, tüm Amerikalıların özgürlüklerini tehlikeye atıyor ve bu durum hem demokratları hem de cumhuriyetçileri endişelendirmeli" diye devam etti.

Sınır çarı Tom Homan perşembe günü gazetecilere verdiği röportajda, Illinois'daki bir deniz üssünün kullanımıyla ilgili "görüşmeler" yapıldığını doğruladı.

Homan "Tartışılıyor. Planlama hâlâ tartışılıyor. Yani belki günün sonunda, ama evet, tartışılıyor" dedi. 

Şikago'da hâlâ suç sorunu var. Bu yüzden Başkan Trump, Amerikan halkına ülkeyi tekrar güvenli hale getirme sözü verdi.

Suç sorunları nedeniyle uzun süredir Şikago'yu hedef alan Trump, buranın "karışıklık" içinde olduğunu söyleyerek parçalanmış Demokrat liderliği suçluyor.

Trump "Şikago karışıklık içinde. Beceriksiz, son derece beceriksiz bir belediye başkanınız var. Ve muhtemelen bir sonraki adımda bunu düzelteceğiz" demişti.

Şikago'nun Demokrat Belediye Başkanı Brandon Johnson, geçen cuma yaptığı açıklamada, Trump'ın Ulusal Muhafızları Şikago'ya gönderme tehdidini "plansız, yersiz ve mantıksız" diye nitelendirmişti.

Kentin pazartesi günü yayımlanan en son suç raporuna göre 2025'in ilk 6 ayında şiddet suçları genel olarak yüzde 21,6 azalırken, cinayetler yüzde 33, silahlı saldırılarsa yüzde 38 düşüş gösterdi.

Washington DC gibi şehirlerdeki suç oranını haftalarca kınayan Trump, DC polisine suç oranını düşürmede yardım etmek üzere Ulusal Muhafızları (yakın zamanda Beyaz Saray yakınlarında çöp toplarken görüldü) ve federal ajanları devreye soktu.

 Independent Türkçe, independent.co.uk/news