İran Devrim Muhafızları, "İsrail'le iş birliği gerekçesiyle" 12 kişinin tutuklandığını duyurdu

 İran bayrağı (Reuters)
İran bayrağı (Reuters)
TT

İran Devrim Muhafızları, "İsrail'le iş birliği gerekçesiyle" 12 kişinin tutuklandığını duyurdu

 İran bayrağı (Reuters)
İran bayrağı (Reuters)

Reuters’ın İran ISNA ajansından aktardığına göre, İran Devrim Muhafızları'nın dün (Pazar) yaptığı açıklamada, İran'ın 6 farklı eyaletinde 12 kişiyi "Siyonist rejimle (İsrail) iş birliği yapan ajanlar" oldukları ve ülkenin güvenliğine karşı eylemler planladıkları gerekçesiyle tutukladığını duyurdu.

İran, yetkililerin başta İsrail olmak üzere yabancı ülkelerin istihbarat servisleri için çalıştığını söylediği ajanların tutuklandığını defalarca duyurdu.

Son yıllarda İranlı yetkililer İsrail'i, bazı nükleer tesislerini sabote etmekle ve çok sayıda İranlı bilim adamına suikast düzenlemekle suçladı.

İran yargısının zanlıları İsrail'le iş yapmaktan suçlu bulmasının ardından pek çok kişi idam edildi.

Büyük ölçüde İsrail'in suçlandığı bir saldırıda Hizbullah üyelerinin kullandığı binlerce çağrı cihazı ve telsizin patlatılmasından beri, Ortadoğu'da gerilim artıyor.

Hizbullah ve İsrail, yaklaşık bir yıldır devam eden Gazze savaşıyla birlikte, aralarında meydana gelen türünün en şiddetli çatışmalarından birinde sınır boyunca karşılıklı ateş açıyor.

Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, temmuz ayı sonlarında İranlı yetkililerin İsrail'i suçladığı bir operasyonda Tahran'da suikasta kurban gitti. İsrail operasyonun sorumluluğunu üstlenmedi.



ABD-İsrail'in İran'a saldırısı: Geri dönüşü olmayan bir nokta

Fotoğraf: Majalla/Reuters
Fotoğraf: Majalla/Reuters
TT

ABD-İsrail'in İran'a saldırısı: Geri dönüşü olmayan bir nokta

Fotoğraf: Majalla/Reuters
Fotoğraf: Majalla/Reuters

Michael Horowitz

28 Şubat 2026 sabahı, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail İran'a karşı koordineli bir askeri saldırı başlattı. ABD tarafı saldırı için “Destansı Öfke Operasyonu” kod adını kullanırken, İsrail tarafı “Kükreyen Aslan Operasyonu” adını kullandı. Saldırı, Tahran, İsfahan, Kum, Karac ve Kirmanşah'taki çeşitli noktaları hedef aldı. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, operasyonu “İsrail Devleti'ne yönelik tehditleri ortadan kaldırmayı” amaçlayan “önleyici bir saldırı” olarak tanımladı. Başkan Trump ise Truth Social platformundan yayınladığı bir videoda, operasyonu İran'ın füze gücünü yok etmeyi ve rejimin nükleer silah edinmesini engellemeyi amaçlayan “büyük ve devam eden bir operasyon” olarak tanımladı.

Bu sınırlı bir operasyon değil ve her iki hükümet de bunun günlerce, hatta daha uzun sürebileceğine işaret etti.

Başkan Trump konuşmasında bunun sınırlı bir operasyon olmadığını açıkça belirtti ve İranlıları İslam Cumhuriyeti rejimini devirmeye teşvik etti

Bu sabahki operasyon, geçen yılki “Gece Yarısı Çekici Operasyonu”ndan önemli ölçüde farklı. Haziran 2025’teki saldırılar nükleer tesisleri hedef alırken, bugünkü operasyon füze fırlatma rampalarını, balistik füze altyapısını ve askeri komuta merkezini ve en önemlisi, ülkenin siyasi kalbini hedef alıyor.

Başkan Trump konuşmasında bunun sınırlı bir operasyon olmadığını açıkça belirtti ve İranlıları İslam Cumhuriyeti rejimini devirmeye teşvik ederek şunları söyledi: “Biz işimizi bitirdiğimizde gidin ve iktidarı alın. Ondan sonra İran'ın kaderini İranlılar çizecektir. Bu, muhtemelen nesiller boyunca tek şansınız.” Sekiz dakikalık videosu açıkça rejim değişikliği çağrısında bulundu ve İran Devrim Muhafızları üyelerine “silahlarını bırakmaları halinde tam dokunulmazlık elde edeceklerini, aksi takdirde kesin ölümle karşı karşıya kalacaklarını” söyledi. Bu, rejim saflarında iç bölünmeler yaratma girişimi gibi görünüyor. Şimdiye kadar, 30 bine ulaşan bir can kaybına neden olmuş olabilecek protestoların büyük bir baskıyla bastırılmasının ardından rejim içinde ciddi bir iç bölünme yaşanmadı, ancak ABD Başkanı bunun değişebileceğine inanıyor gibi görünüyor.

Netanyahu, Trump ile aynı pozisyonu benimseyerek, ABD-İsrail operasyonunun İran halkının “kendi kaderini eline almasını” sağlayacak koşulları yaratacağını söyledi. Başkan Trump'ın Amerikalıların da can kayıpları yaşayabileceğinden bahsetmesi, bunun sınırlı bir saldırı değil, daha geniş bir operasyonun başlangıcı olduğunu gösteriyor.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre İlk saldırı dalgası İran'ın misilleme yapma kabiliyetlerine odaklanırken, Tahran'a yönelik saldırılar daha geniş bir yelpazedeki hedefleri hedef almış gibi görünüyor. Tahran'da, Dini Liderin ofislerinin bulunduğu, ağır şekilde tahkim edilmiş bir bölgede çok sayıda patlama yaşandığına dair haberler gelirken, Hameney'in başkentin dışında olduğu düşünülüyor. Ayrıca İran parlamentosu, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi ve İstihbarat Bakanlığı da dahil olmak üzere hükümet binalarının yakınlarında da patlamalar kaydedildi. İsrail'de kaynaklar, rejime ait herhangi bir yerin meşru bir hedef olduğunu vurguladı.

İran'ın yanıtı

Öte yandan İran’ın yanıtı çatışmanın sınırlı olmaktan çok uzak olduğunu gösteriyor. ABD-İsrail ortak saldırısından sadece birkaç saat sonra, İran, BAE, Bahreyn, Katar ve Kuveyt de dahil olmak üzere Körfez ülkelerine bir dizi füze saldırısı düzenledi. Bahreyn'de muhtemel hedef, büyük bir ABD deniz üssüydü.

İran, en güçlü kozlarından birini oynuyor. Körfez'i hedef alarak, çatışmanın alanını genişletiyor ve küresel ekonomide dalgalanmalara yol açabilecek bir enerji şoku tehdidinde bulunuyor. Körfez'i kapatmaya yönelik daha uzun süreli herhangi bir çaba, ABD doğalgaz fiyatları da dahil olmak üzere küresel ekonomi üzerinde önemli bir etkiye sahip olacaktır. Saldırıdan sadece bir gün önce, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Başkan Trump'ın fiyatları düşük tutma gücünü övüyordu.

İran'ın misilleme yapma gücü ortadan kalkarsa, ABD ve İsrail, haftalar sürse bile, rejimin daha geniş çaplı çöküşü için daha fazla hareket alanı bulacaktır

Husiler, Kızıldeniz'deki saldırılarına yeniden başlayacaklarını zaten duyurdular; bu da İran ve vekillerinin daha geniş çaplı bir ekonomik şok yaratmaya çalıştığının ve operasyonlarını askıya almaları için İsrail ile ABD üzerindeki baskıyı artırmayı umduklarının bir başka göstergesi.

fbfgrb
Trump, Hamaney ve Netanyahu'yu bir araya getiren bir fotoğraf (AFP)

ABD ve İsrail de bu olasılığı dikkate aldı. Ortak saldırının ilk saatlerinde, ABD ve İsrail saldırıları, muhtemelen denizden saldırılar için kullanılacak İran deniz üslerini hedef aldı. Başkan Trump, ABD saldırılarının amaçlarından birinin İran donanmasını “yok etmek” olduğunu vurguladı. İran'ın önemli deniz varlıkları da dahil olmak üzere bir dizi önemli hedef vurulmuş olsa da, İran hızlı saldırı botları, deniz mayınları, füzeler ve insansız hava araçları gibi izlenmesi daha zor olacak bir dizi asimetrik gücü halen koruyor. Körfez tamamen kapanmasa bile, seyrüseferi aksatacak herhangi bir sürekli saldırı durumu dünyayı etkileyecektir.

Hedefler

İran'ın hedefi nispeten açık görünüyor: ABD-İsrail harekatının mümkün olduğunca kısa sürmesini sağlarken, Amerikan kayıpları ve ekonomik acı yoluyla ağır bedeller ödetmek. Trump, operasyonun planlanan süresinin ne kadar olduğunu veya nihai biçimini belirtmedi. 14 Şubat tarihinden beri, ABD’li yetkililer Reuters'e, ordunun sadece nükleer ve füze tesislerini değil, aynı zamanda daha geniş devlet ve güvenlik altyapısını da hedef alan “haftalarca sürecek sürekli operasyonlar” için hazırlandığını söylemişti. Bu dil, tek bir cezalandırıcı saldırıdan ziyade stratejik bir harekata daha yakın bir şeye işaret ediyor; bu da uzun süreli bir çatışmaya dönüşme riskini taşıyor ve ABD'li üst düzey askeri liderler özel konuşmalarda bu riske karşı uyarıda bulunmuşlardı.

En önemli soru şu: İran, İsrail'e, Körfez'e ve bölgedeki ABD çıkarlarına yönelik devam eden füze saldırılarını sürdürebilecek mi? Yetkililere yönelik saldırılara ek olarak, büyük ihtimalle ABD ve İsrail İran'ın füze ve insansız hava aracı cephaneliğine ve deniz kuvvetlerine odaklanacak, İran'ı mümkün olan en kısa sürede susturmayı hedefleyecektir. Bu, ABD-İsrail operasyonlarının başarısını veya başarısızlığını belirleyecektir. İran yüksek maliyete sebep verecek misillemelerde bulunma gücünü korursa, ABD ve İsrail hedeflerini küçültmek zorunda kalabilir. Ancak, İran'ın misilleme yapma gücü ortadan kalkarsa, ABD ve İsrail, haftalar sürse bile, rejimin daha geniş çaplı çöküşü için daha fazla hareket alanı bulacaktır.


Hamaney öldü… İran tehditler savuruyor, Trump uyarıyor

Hamaney öldü… İran tehditler savuruyor, Trump uyarıyor
TT

Hamaney öldü… İran tehditler savuruyor, Trump uyarıyor

Hamaney öldü… İran tehditler savuruyor, Trump uyarıyor

İran, Pazar gecesi yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail iş birliğiyle Tahran’daki konutuna düzenlenen saldırıda İran’ın Yüksek Lideri Ali Hamaney’in öldüğünü doğruladı. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, ABD ve İsrail’i “benzeri görülmemiş” saldırılarla karşı karşıya bırakmakla tehdit etti.

ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada, Hamaney’in söz konusu saldırıda öldüğünü ve bu eylemin ABD ile İsrail’in İran’a yönelik eşi görülmemiş bir operasyonunun parçası olduğunu ifade etti. Operasyonun amacı, İran yönetimini devirmek olarak duyuruldu.

Trump bugün yaptığı açıklamada, eğer İran, Hamaney’in ölümüyle sonuçlanan ABD ve İsrail saldırılarına karşılık verirse, Washington’ın Tahran’a “benzeri görülmemiş bir güçle” karşılık vereceğini yineledi.

Tahran ise saldırılara yanıt olarak İsrail ve ABD üslerinin bulunduğu Arap ülkelerine “meşru hedefler” olarak gördüğü noktalara yönelik füzeler attı.


CIA, İsrail saldırısından önce Hamaney’in konumunu tespit etmeye nasıl yardımcı oldu?

(foto altı) Airbus uydusundan alınan bir görüntüde, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in karargâhına yapılan saldırının ardından yaşananlar görülüyor, 28 Şubat 2026. (AP)
(foto altı) Airbus uydusundan alınan bir görüntüde, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in karargâhına yapılan saldırının ardından yaşananlar görülüyor, 28 Şubat 2026. (AP)
TT

CIA, İsrail saldırısından önce Hamaney’in konumunu tespit etmeye nasıl yardımcı oldu?

(foto altı) Airbus uydusundan alınan bir görüntüde, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in karargâhına yapılan saldırının ardından yaşananlar görülüyor, 28 Şubat 2026. (AP)
(foto altı) Airbus uydusundan alınan bir görüntüde, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in karargâhına yapılan saldırının ardından yaşananlar görülüyor, 28 Şubat 2026. (AP)

ABD ve İsrail’in İran’a saldırı hazırlıkları yaptığı bir dönemde, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) en kritik hedefin konumunu belirledi: İran Dini Lideri Ali Hamaney.

Yetkililer, CIA’nın Hamaney’i aylardır takip ettiğini ve onun nerede bulunduğu ile hareket alışkanlıkları konusunda artan bir güven kazandığını aktardı. Ardından, İranlı üst düzey yetkililerin dün sabah Tahran’ın merkezindeki Bastur bölgesinde yer alan liderlik kompleksinde bir toplantı yapacağı bilgisi ortaya çıktı. Daha da önemlisi Hamaney’in bu toplantıda hazır bulunacağı öğrenildi.

Yetkililere göre, ABD ve İsrail bu yeni istihbarat bilgilerini kullanmak amacıyla saldırının zamanlamasında kısmi değişiklik yaptı.

Bu bilgiler, iki ülkeye erken ve belirleyici bir zafer elde etme fırsatı sundu: İran’ın üst düzey yetkililerini etkisiz hale getirmek ve Hamaney’i ortadan kaldırmak.

Hızlı operasyon, ABD ile İsrail arasındaki yakın koordinasyon ve istihbarat paylaşımının düzeyini ortaya koyarken, geçen yıl 12 gün süren savaşın ardından iki ülkenin İran liderliği hakkında geliştirdiği istihbarat derinliğini de gözler önüne serdi.

Operasyon, İran liderlerinin, hem İsrail’in hem de ABD’nin savaş hazırlıklarıyla ilgili net sinyaller gönderdiği bir dönemde, kendi konumlarını gizlemek için yeterli önlem alamadığını da gösterdi.

İstihbarat raporlarına aşina kaynaklara göre CIA, Hamaney’in konumuyla ilgili ‘yüksek doğrulukta’ olduğu belirtilen bilgileri İsrail’e iletti. Bu kaynaklar ve operasyona dair detayları paylaşan diğer kişiler, askeri planlamanın hassasiyeti nedeniyle kimliklerinin açıklanmaması koşuluyla bilgi verdi.

İsrail, ABD’den aldığı bilgilerle kendi istihbaratını birleştirerek aylardır planladığı bir operasyonu hayata geçirdi: İran’ın üst düzey liderlerine yönelik hedefli suikast.

Başlangıçta ABD ve İsrail, saldırıyı gece karanlığında gerçekleştirmeyi planlamıştı, ancak Tahran’daki hükümet kompleksinde cumartesi sabahı yapılacak toplantıyla ilgili bilgiler doğrultusunda zamanlamayı değiştirdiler.

Toplantının, İran Cumhurbaşkanlığı Ofisi, Dini Liderlik Ofisi ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin bulunduğu Bastur bölgesindeki güvenli kompleksin içinde yapılması öngörülüyordu.

İsrail, toplantıya savunma alanındaki üst düzey yetkililerin katılacağını tahmin ediyordu; bunlar arasında Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) Genel Komutanı Muhammed Bakpur, Savunma Bakanı Aziz Nasırzade, savaş zamanlarında askeri işleri yöneten Savunma Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani, DMO Havacılık ve Uzay Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Mecid Musevi ve İstihbarat Bakan Yardımcısı Muhammed Şirazi gibi isimler bulunuyordu.

Operasyon, İsrail saatiyle sabah 06:00 civarında savaş uçaklarının üslerinden havalanmasıyla başladı. Saldırıda görece az sayıda uçak kullanıldı, ancak uçaklar uzun menzilli ve yüksek hassasiyetli mühimmatla donatılmıştı.

Uçakların havalanmasından iki saat beş dakika sonra, yani Tahran saatiyle yaklaşık 09:40’ta, uzun menzilli füzeler kompleksi vurdu. Saldırı sırasında üst düzey yetkililer bir binada bulunurken, Hamaney yakınlardaki başka bir binadaydı.

İsrailli bir savunma yetkilisi, New York Times gazetesine gönderdiği mesajda, “Bu sabah Tahran’da eş zamanlı olarak birden fazla noktaya operasyon gerçekleştirildi. Bunlardan biri İran’ın siyasi ve güvenlik çevrelerinden önde gelen isimleri barındırıyordu” ifadelerini kullandı.

Yetkili, İran’ın savaş hazırlıklarına rağmen İsrail’in kompleks üzerindeki saldırısında ‘taktik bir sürpriz’ yaratmayı başardığını ifade etti.

Beyaz Saray ve CIA’den konuya ilişkin herhangi bir açıklama gelmedi.

İran resmi haber ajansı IRNA bugün, İsrail’in dün öldürdüğünü açıkladığı iki üst düzey askeri yetkilinin -Ali Şemhani ve Muhammed Bakpur- hayatını kaybettiğini doğruladı.

Operasyonun detaylarına vakıf kişiler, saldırının aylardır süren hazırlıkların ve titiz istihbaratın ürünü olduğunu belirtti.

Geçtiğimiz haziran ayında, İran’ın nükleer hedeflerine yönelik planlamalar sürerken, dönemin ABD Başkanı Donald Trump, Hamaney’in saklandığı yeri bildiklerini ve onu öldürebileceklerini açıklamıştı.

Eski bir ABD yetkilisine göre bu bilgi, dün ABD’nin dayandığı istihbarat ağıyla aynı kaynaktan elde edilmişti.

Ancak o tarihten bu yana ABD’nin topladığı bilgiler önemli ölçüde gelişti; eski yetkili ve istihbarat raporlarına vakıf diğer kaynaklar bu durumu doğruladı. 12 gün süren savaş sırasında ABD, Hamaney ve DMO’nun baskı altındayken nasıl iletişim kurduğunu ve hareket ettiğini daha iyi öğrendi.

Washington, bu bilgi birikimini Hamaney’i izleme ve hareketlerini tahmin etme kapasitesini artırmak için kullandı.

ABD ve İsrail ayrıca İran istihbaratının üst düzey subaylarının bulunduğu konumlarla ilgili özel bilgiler topladı. Dün liderlik kompleksine düzenlenen saldırının ardından yapılan ek operasyonlarda, istihbarat yetkililerinin bulunduğu bölgeler hedef alındı.

İran istihbaratının üst düzey subaylarından bazıları kaçmayı başardı, ancak istihbarat örgütünün en üst kademeleri ağır darbe aldı; birçok kıdemli subay öldü.