Kuzey kuşatması taktiği, ‘Gazze'de ateşkes’ umutlarını öldürüyor mu?

Mısır ve Lübnan, ‘İsrail saldırganlığına son verilmesi’ çağrısında bulundu.

İsrail'in Gazze Şeridi'nin orta kesiminde yerinden edilmiş insanların yaşadığı bir okula düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybedenlerin cesetlerinin başında yas tutan Filistinliler (AFP)
İsrail'in Gazze Şeridi'nin orta kesiminde yerinden edilmiş insanların yaşadığı bir okula düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybedenlerin cesetlerinin başında yas tutan Filistinliler (AFP)
TT

Kuzey kuşatması taktiği, ‘Gazze'de ateşkes’ umutlarını öldürüyor mu?

İsrail'in Gazze Şeridi'nin orta kesiminde yerinden edilmiş insanların yaşadığı bir okula düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybedenlerin cesetlerinin başında yas tutan Filistinliler (AFP)
İsrail'in Gazze Şeridi'nin orta kesiminde yerinden edilmiş insanların yaşadığı bir okula düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybedenlerin cesetlerinin başında yas tutan Filistinliler (AFP)

İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki kuşatmayı yeni bir askeri planla ‘yasallaştırma’ çabaları, analistler tarafından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun olası bir ateşkes anlaşmasının önündeki ‘boşlukları ve engelleri genişletme’ ve haftalardır durmuş olan müzakereleri dondurma girişimi olarak değerlendirildi.

İsrail, son olarak Mısır ve Lübnan'dan olmak üzere birçok ülkenin yaklaşık bir yıldır devam eden savaşı durdurma çağrılarının ortasında, Hamas’a yönelik kuşatmayı arttırmak ve ikmal hatlarını engellemek için Gazze Şeridi'nin kuzeyini kapalı bir askeri bölge haline getirerek yeni bir taktiğe doğru ilerliyor.

İsrail'in Hamas lideri Yahya Sinvar'ın öldürülmüş olabileceğine dair bir soruşturmayla birlikte gelen bu hamlesi, Şarku'l Avsat'a konuşan uzmanlar tarafından ateşkes ve çözümden uzaklaşılması ve Netanyahu'nun esir krizini çözmekle ilgilenmeksizin Gazze'de olsun Lübnan'da olsun tüm cephelerde gerilimi tırmandırmaya devam etmesi olarak görülüyor.

Netanyahu'nun Lübnan cephesinde gerilimi tırmandırmaya devam etmesiyle eş zamanlı olarak İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN pazar günü Netanyahu'nun Gazze Şeridi'nin kuzeyini kuşatma planının ‘mantıklı ve düşünülen planlardan biri olduğunu, ancak başka planların da bulunduğunu’ söylediğini aktardı.

Emekli askeri komutanlar tarafından yayınlanan ve bu ay bazı milletvekilleri tarafından gündeme getirilen bir plan, Filistinli sivillerin Gazze Şeridi'nin kuzeyinden tahliye edilmesini ve buranın kapalı askeri bölge ilan edilmesini öngörüyor. Söz konusu plana göre İsrail, kalan tahmini 5 bin Hamas savaşçısını teslim olana kadar kuşatma altında tutacak.

İsrail'in tahminleri, bu kararın Hamas'ın elindeki esirler ya da Birleşmiş Milletler'in (BM) son tahminlerine göre İsrail ordusunun operasyonları nedeniyle 300 bin ila 500 bin kişinin yaşadığı kuzey Gazze'ye insani yardım ulaştırmakta güçlük çeken Filistinliler için ne gibi sonuçlar doğuracağı konusuna açıklık getirmedi.

xcdvfbrg
Ez-Zeytun mahallesinde yerinden edilmiş insanların yaşadığı bir okula düzenlenen İsrail saldırısında öldürülen çocuğunun cesedini taşıyan bir kadın (AFP)

Şarku’l Avsat’ın Times of Israel'den aktardığı habere göre dün Haaretz ve Maariv gazeteleri de dahil olmak üzere İsrail medyasında yer alan haberlerde, İsrail ordusunun askeri istihbaratının Sinvar'ın İsrail saldırılarında öldürülmüş olabileceğini söylemesi ve Şin-Bet'in Sinvar'ın hayatta olduğunu doğrulamasının ardından Sinvar'ın olası ölümüne ilişkin bir soruşturmadan bahsediliyor.

Mısır ve Lübnan dışişleri bakanlıkları tarafından dün yapılan ortak açıklamada, İsrail'in Filistin ve Lübnan topraklarına yönelik saldırganlığına son verilmesi ve çatışmaların genişleyerek büyük çaplı bir bölgesel çatışmaya dönüşmesini önlemek için etkili ülkelerin bu konuda rollerini oynamaları gerektiği çağrısında bulunuldu.

Açıklamada, ‘Ortadoğu'daki mevcut krizin, kapsamlı bir ateşkes sağlanması ve Gazze Şeridi ile Lübnan'a yönelik saldırıların durdurulması için barışçıl yollara başvurulması dışında bir çözüm yolu olmadığı’ vurgulandı.

Eski Filistin Büyükelçisi Berekat el-Ferra'ya göre Netanyahu tarafından tartışılan bu plan ve Sinvar'ın ölümünden bahsedilmesi, arabulucuların dikkatini dağıtıyor ve esirlerin hayatlarını umursamadan Gazze Şeridi'ni parçalama ve gerginliği tırmandırma yolunun devamı anlamına geliyor.

‘Netanyahu'nun Hizbullah'ı sınırlamak amacıyla Lübnan'ı hedef almaya devam etmesi ve krizin çözümünün anahtarı olan Gazze Şeridi'nde ateşkese odaklanmaması için ABD'nin yeşil ışık yaktığına’ inanan el-Ferra, İsrail Başbakanı’nın ‘sadece Lübnan ve Gazze'de değil, tüm cephelerde gerilimi tırmandırmak istediğini, çünkü bunun kendisini siyasi olarak ayakta tuttuğunu ve hesap verme yükümlülüğü altına sokmadığını’ vurguladı.

Arap Kalkınma ve Stratejik Araştırmalar Vakfı Başkanı ve strateji uzmanı Semir Ragıb'a göre olası plan, ‘savaşın başından beri kuzey Gazze'ye uygulanan kuşatmayı yasallaştırmayı’ ve böylece kapalı bir askeri bölge olduğu bahanesiyle Gazze Şeridi'ne yardım götürülmemesi ya da esirlerin hayatlarının tehdit edilmesi nedeniyle BM'den gelebilecek eleştirilerden kaçınmayı amaçlıyor.

Ragıb'a göre İsrail'in daha da yasallaştırmaya çalıştığı bu kuşatma sadece Filistin vatandaşlarını ya da ateşkesi değil, bir kısmı ya da tamamı kuzey Gazze'de bulunan esirleri de etkiliyor. Ancak Netanyahu onları hesaplarına dahil etmiyor.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan cumartesi günü yaptığı açıklamada, “Gazze Şeridi'nde ateşkes için halen bir yol gördüğünü, ancak ABD'nin henüz masaya bir şey koymaya hazır olduğu bir noktaya gelmediğini” söyledi.

İsrail'in Lübnan'a art arda düzenlediği saldırılar ve bu saldırıların Gazze'deki ateşkes üzerindeki etkilerinden duyulan endişe nedeniyle Al-Hurra kanalının internet sitesi dün İsrailli analist Yoav Stern'in şu sözlerine yer verdi: “Geçtiğimiz ay boyunca arabuluculuk ve müzakere çabalarının başarısız olduğu açıktı. Gazze Şeridi'ndeki büyük askeri operasyonların sona ermesiyle birlikte, başka büyük manevralar için yer kalmadığından, İsrail'in dikkati kuzeye (Lübnan'a) yöneldi. Hamas, İsrail ve Hizbullah arasındaki çatışmanın sonucunu görmek için bekleyecektir. Belki de İran ve bölgedeki müttefikleri tarafından daha büyük bir cephe açılacağını ve geniş çaplı bir savaş başlayacağını düşünüyor. Ancak ben birkaç hafta içinde müzakerelere geri dönüleceğini göz ardı etmiyorum. Çünkü Hizbullah tam bir cephe açmak istemiyor.”

Öte yandan Büyükelçi el-Ferra, yaşanan gerilim ışığında bir ateşkesin söz konusu olmadığını düşünüyor.

Netanyahu'nun ABD seçimlerinden önce tüm cephelerin açılması ve herhangi bir anlaşmayı bozmaya yönelik engelleyici planların görüşülmesi konusunda ısrarcı olacağına işaret eden Ragıb da ‘Gazze müzakereleri kuzey cephesi (Lübnan) sakinleşene kadar ertelenmeli’ görüşünde.



Washington-Tahran hattında gerilim: Şartlar masadan önce geldi

Washington-Tahran hattında gerilim: Şartlar masadan önce geldi
TT

Washington-Tahran hattında gerilim: Şartlar masadan önce geldi

Washington-Tahran hattında gerilim: Şartlar masadan önce geldi

Uluslararası başkentler, savaşın patlak vermesinden bu yana Washington ile Tahran arasında yapılacak ilk doğrudan görüşme olacak ve yarın (Cumartesi)  Pakistan’ın başkenti İslamabad’da başlaması beklenen kritik müzakereleri yakından takip ediyor. Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmaya devam etmesi ve Lübnan cephesinde gerilimin tırmanması, görüşmeler öncesinde atmosferi daha da gergin hale getiriyor.

İslamabad görüşmesi öncesindeki saatler kritik aşama olarak nitelendirilirken, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf şartların çıtasını yükseltti. Kalibaf, müzakerelere başlanmadan önce Lübnan’da ateşkes ilan edilmesi ve dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması gerektiğini söyledi. Bu iki adımın henüz yerine getirilmemiş yükümlülükler olduğunu vurgulayan Kalibaf, söz konusu şartların görüşmeler başlamadan önce uygulanması gerektiğinin altını çizdi.

Öte yandan ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, bugün (Cuma) Washington’dan Pakistan’a hareket etti. Vance, İran’ın “iyi niyetle” müzakere etmesi halinde “olumlu” bir sonuç elde etmeyi umduğunu ifade ederken, heyetinin “herhangi bir oyalama girişimini kabul etmeyeceği” uyarısında bulundu.

Vance’in ziyareti, ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’ı “arabuluculuk anlaşmasına uymamakla” suçladığı bir döneme denk geliyor. Özellikle İran heyetinin yapısına ilişkin belirsizlik dikkat çekiyor.

Sahada ise karşılıklı “ateşkes” üçüncü gününe girerken, hava saldırılarını kısmen durdurmada sınırlı bir başarı sağlandı. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin hâlâ felç durumda olması ateşkesi ciddi bir sınavla karşı karşıya bırakıyor. Trump bu durumu sert sözlerle eleştirerek, “Bu bizim aramızdaki anlaşma değil” uyarısında bulundu.

Bu arada Lübnan, önümüzdeki hafta yapılması planlanan “hazırlık toplantıları” ile kritik bir döneme giriyor. Söz konusu temasların, yeni bir “ateşkes” müzakere sürecinin önünü açması bekleniyor. Washington ve Tel Aviv’in “dosyaların ayrılması” yaklaşımında ısrar ettiği süreçte, İsrail’in Beyrut ile “doğrudan görüşmeler” yapılması yönünde bir teklif sunduğu da belirtiliyor.


Dünya Gıda Programı: Lübnan, savaş nedeniyle ciddi bir gıda güvenliği kriziyle karşı karşıya

Lübnan’ın güneyinde İsrail bombardımanından kaçan yerinden edilmiş çocuklar, sığınak olarak kullandıkları çadırların yanında dağıtılan yiyecekleri alabilmek için mücadele ediyor... Beyrut, 9 Nisan 2026 (AP)
Lübnan’ın güneyinde İsrail bombardımanından kaçan yerinden edilmiş çocuklar, sığınak olarak kullandıkları çadırların yanında dağıtılan yiyecekleri alabilmek için mücadele ediyor... Beyrut, 9 Nisan 2026 (AP)
TT

Dünya Gıda Programı: Lübnan, savaş nedeniyle ciddi bir gıda güvenliği kriziyle karşı karşıya

Lübnan’ın güneyinde İsrail bombardımanından kaçan yerinden edilmiş çocuklar, sığınak olarak kullandıkları çadırların yanında dağıtılan yiyecekleri alabilmek için mücadele ediyor... Beyrut, 9 Nisan 2026 (AP)
Lübnan’ın güneyinde İsrail bombardımanından kaçan yerinden edilmiş çocuklar, sığınak olarak kullandıkları çadırların yanında dağıtılan yiyecekleri alabilmek için mücadele ediyor... Beyrut, 9 Nisan 2026 (AP)

Dünya Gıda Programı (WFP) bugün yaptığı açıklamada, İran savaşının ülkeye mal tedarikini aksatması sonucu Lübnan’ın ciddi bir gıda güvenliği kriziyle karşı karşıya olduğunu bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre WFP Lübnan Ülke Direktörü Allison Oman, Beyrut’tan video bağlantı yoluyla yaptığı açıklamada, “Gördüğümüz şey yalnızca bir yerinden edilme krizi değil… Hızla bir gıda güvenliği krizine dönüşüyor” dedi.

Oman, gıda fiyatlarındaki sürekli artışın, özellikle yerinden edilmiş aileler arasında talebin yükselmesiyle birlikte gıdaya erişimi giderek zorlaştırdığı uyarısında bulundu.

ABD ile İran arasında iki haftalık ateşkes anlaşmasının, Pakistan’da yapılması planlanan görüşmelerden bir gün önce, bugün, artan baskılarla karşı karşıya olduğu belirtildi.

Washington, Tahran’ı Hürmüz Boğazı’na ilişkin yükümlülüklerini ihlal etmekle suçlarken, İsrail’in Lübnan’daki saldırılarının diplomatik süreci daha da karmaşık hale getirdiği ifade edildi. İran ise bu saldırıların ateşkes şartlarını ihlal ettiğini savundu. Oman, Lübnan’ın iki katmanlı bir krizle karşı karşıya olduğunu, özellikle güneyde bazı pazarların tamamen çöktüğünü ve bu bölgede pazarların yüzde 80’inden fazlasının artık faaliyet göstermediğini söyledi. Beyrut’taki pazarların ise giderek artan baskı altında olduğu aktarıldı.

Ayrıca birçok tüccarın, temel gıda stoklarının en fazla bir hafta yeteceğini bildirdiği ifade edildi.

dser
Lübnan’ın güneyinde İsrail bombardımanından kaçan yerinden edilmiş çocuklar, sığınak olarak kullandıkları çadırların yanında dağıtılan yiyecekleri alabilmek için mücadele ediyor... Beyrut, 9 Nisan 2026 (AP)

Güneydeki ulaşılması zor bölgelere gıda yardımlarının ulaştırılmasının giderek zorlaştığı, bu bölgelerin 2 Mart’tan bu yana İsrail hava saldırılarının yoğun bombardımanına maruz kaldığı belirtildi. Bu hafta Güney Lübnan’a giren WFP’ye ait bir yardım konvoyunun normalden çok daha uzun sürede, 15 saati aşan bir yolculukla hedef bölgeye ulaşabildiği aktarıldı.

Lübnan’ın güneyinde dün gece ile bu sabah arasında geniş çaplı bir askeri tırmanış yaşandığı, İsrail savaş uçaklarının çeşitli kasabaları hedef alan hava saldırıları düzenlediği, buna karşılık Hizbullah’ın İsrail yerleşimlerini hedef aldığını duyurduğu bildirildi.

Hizbullah’ın, 28 Şubat’ta İran’a yönelik ABD ve İsrail saldırılarının ardından 2 Mart’tan bu yana Güney Lübnan ve İsrail içindeki hedeflere saldırılar düzenlediği ifade edildi.

İsrail’in ise buna karşılık Beyrut’un güney banliyösü başta olmak üzere güneydoğu ve kuzey Lübnan’daki çeşitli bölgeler ile Beyrut ve çevresine hava saldırıları düzenlediği, ayrıca Güney Lübnan’da kara saldırılarıyla ilerleyişini sürdürdüğü belirtildi.


Pentagon, Papa’nın Trump’a yönelik eleştirileri nedeniyle Vatikan Büyükelçisi’nin ‘azarlandığı’ iddialarını yalanladı

ABD’nin Virginia eyaletinin Arlington şehrindeki Pentagon binası, 9 Ekim 2020 (Reuters)
ABD’nin Virginia eyaletinin Arlington şehrindeki Pentagon binası, 9 Ekim 2020 (Reuters)
TT

Pentagon, Papa’nın Trump’a yönelik eleştirileri nedeniyle Vatikan Büyükelçisi’nin ‘azarlandığı’ iddialarını yalanladı

ABD’nin Virginia eyaletinin Arlington şehrindeki Pentagon binası, 9 Ekim 2020 (Reuters)
ABD’nin Virginia eyaletinin Arlington şehrindeki Pentagon binası, 9 Ekim 2020 (Reuters)

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) dün, Vatikan’ın ABD Büyükelçisi’nin ocak ayında çağrılarak Papa’nın açıklamaları nedeniyle ‘azarlandığı’ yönündeki haberleri yalanladı.

Şarku’l Avsat’ın The Free Press’ten aktardığına göre Christophe Pierre, ABD Savunma Bakanlığı’nda politika işlerinden sorumlu müsteşar Elbridge Colby tarafından ‘sert şekilde azarlandı’.

Haberde, Colby’nin Vatikan temsilcisine ABD’nin ‘istediğini yapabilecek askeri güce sahip olduğunu ve kilisenin bu gücün yanında yer alması gerektiğini’ söylediği öne sürüldü.

Ocak ayında yaptığı bir konuşmada Papa 14. Leo, ‘güce dayalı diplomasi’ olarak nitelendirdiği yaklaşımı eleştirmiş, Paskalya mesajında ise ‘savaş çıkarma gücüne sahip olanlara’ barışı tercih etme çağrısında bulunmuştu.

Pentagon, Colby ile görev süresi sona eren Pierre arasında ocak ayında gerçekleştiği belirtilen görüşmeye ilişkin söz konusu iddiaları reddetti.

Pentagon tarafından yapılan açıklamada, “Toplantıya ilişkin son haberler abartılı ve ciddi şekilde çarpıtılmıştır. Pentagon ve Vatikan yetkilileri arasındaki görüşme saygılı ve makul bir tartışmaydı” denildi.

Açıklamada ayrıca, görüşmede dış politikada etik konular, ABD ulusal güvenlik stratejisinin mantığı, Avrupa, Afrika ve Latin Amerika gibi başlıkların ele alındığı belirtildi.

ABD’nin Vatikan Büyükelçisi Brian Burch ise çarşamba günü Kardinal Pierre ile görüştüğünü ve söz konusu haberlerin ‘gerçeği yansıtmadığını’ söyledi.

Burch, Kardinal Pierre’in medyada yer alan iddiaları kesin bir dille reddettiğini, görüşmeyi ‘açık sözlü ancak son derece dostane’ ve ‘rutin bir toplantı’ olarak nitelendirdiğini aktardı.