İran çağrı cihazı saldırısı sonrası tehlikede

İsrail operasyonunun yansımalarını yazan John Bolton, bunun Tahran'a doğrudan saldırı olasılığını artırdığını söylüyor

22 Eylül 2024'te İsrail'in hava saldırısında öldürülen Hizbullah lideri İbrahim Akil'in cenazesinden bir fotoğraf (AFP)
22 Eylül 2024'te İsrail'in hava saldırısında öldürülen Hizbullah lideri İbrahim Akil'in cenazesinden bir fotoğraf (AFP)
TT

İran çağrı cihazı saldırısı sonrası tehlikede

22 Eylül 2024'te İsrail'in hava saldırısında öldürülen Hizbullah lideri İbrahim Akil'in cenazesinden bir fotoğraf (AFP)
22 Eylül 2024'te İsrail'in hava saldırısında öldürülen Hizbullah lideri İbrahim Akil'in cenazesinden bir fotoğraf (AFP)

John Bolton

İsrail'in Hizbullah'a karşı patlayıcı yerleştirilmiş çağrı cihazlarını ve telsizleri patlatarak başlattığı şaşırtıcı saldırılar, İsrail'in istihbarat ve savunma güçlerinin yaratıcılığını ve becerikliliğini, düşmanın nüfuz alanlarının kalbine derin darbeler yöneltebilme yeteneğini gösteriyor. Gerçek şu ki, Hizbullah'ın üst düzey liderleri ve İran'ın Lübnan büyükelçisi gibi müttefikleri arasında yaşanan kayıplar ile Hizbullah'ın iç komuta ve kontrol sisteminin yakın vadede önemli ölçüde bozulması, onu dikkat çekici ölçüde savunmasız hale getiriyorlar.

Amerikalılar açısından Hizbullah'ın önde gelen lideri İbrahim Akil'in öldürülmesi özel bir önem taşıyor. Zira kendisi 1983'te Beyrut'un batı kısmında bulunan Amerikan büyükelçiliğine düzenlenen bombalı saldırı, ABD deniz piyadeleri ile Lübnan hükümetinin daveti üzerine çokuluslu barışı koruma gücüne katılan Fransız askerlerinin bulunduğu kışlalara düzenlenen bombalı saldırıların sorumlusudur. Öldürülmesiyle adalet kısmen de olsa sağlandı.

Yakın zamanda Hamas lideri İsmail Heniyye'nin Tahran'daki güvenli bir yerleşkede öldürülmesine ek olarak, İsrail'in, doğrudan hedef aldığı terörist vekillerinin yanı sıra ana düşmanı İran'ı çileden çıkardığı kesin.

Gelecek halen belirsiz olsa da bu an, İsrail'in “ateş çemberi” stratejisine (İran'ın İsrail'i çevreleyen grupları desteklemesine) yanıt olarak İran'a ve onun terörist vekillerine karşı misilleme operasyonlarını artırması için ideal bir fırsatı temsil ediyor. Şimdi İran'ın nükleer programı da şu ana kadarki en büyük tehditle karşı karşıya kalabilir.

Şu anda Ortadoğu'daki savaş alanı ne durumda?

Pek çok kişinin şu anda adlandırdığı şekliyle “kasvetli çağrı” operasyonunun (çağrı cihazlarının patlatılmasının) ardından İsrail, Lübnan'daki Hizbullah hedeflerine büyük saldırılar düzenledi. Bu saldırıların sona mı erdiği, yoksa terörle mücadeleye yönelik çok daha büyük çabaların yalnızca başlangıç ​​aşamaları mı olduğu belli değil. Son saldırılar ve diğerleri, Hizbullah'ın lider kadrosuna ve saldırı yeteneklerine daha fazla zarar verdi.

Buna rağmen Hizbullah'ın büyük ölçüde İran tarafından sağlanan veya finanse edilen devasa cephaneliği, Bekaa Vadisi ve Lübnan'ın diğer yerlerindeki kara kuvvetleri ve tünel ağları, onu İsrail için sürekli bir tehdit haline getiriyor. Hizbullah yakın vadede İsrail için İran'ın kendisinden daha tehlikeli. CIA, teröristlerin 150 bine kadar roket ve çeşitli türlerde füzelere sahip olabileceğini açıkça tahmin ediyor. Pek çok kişi, İsrail'in varlığını korumasının, İran'a karşı doğrudan herhangi bir büyük askeri önlem almadan önce Hizbullah'ın etkisiz hale getirilmesi gerektiğine inanıyor.

Hamas'ın İsrail'e yönelik vahşi saldırısının ardından 8 Ekim 2023'ten bu yana, Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyine yönelik aralıksız füze ve topçu bombardımanı, yaklaşık 60 bin vatandaşı evlerini, çiftliklerini ve işyerlerini boşaltmaya zorladı. Bunun sonucunda ortaya çıkan büyük ekonomik aksaklıklar ve bombardımanlarda daha fazla terk edilmiş mülkün yıkılması tehdidi, İsrail'in 16 Eylül'de kuzeyden kaçmak zorunda kalan insanların geri dönüşünün ulusal bir savaş hedefi olduğunu ilan etmesine yol açtı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre bu, İsrail'in daha fazla askeri operasyon düzenleme ihtimaline işaret ediyor olabilir. İsrail'in geçtiğimiz yıl boyunca operasyonel planlarını çok gizli tutması gelecekteki gelişmeleri kesin olarak tahmin etmeyi zorlaştırıyor.

Hamas'a gelince, yeterince yer almayan dikkate değer gelişme, Biden yönetiminin, en azından önümüzdeki kasım ayında yapılacak başkanlık seçimlerinden önce, Gazze ihtilafında ateşkesi sağlama müzakereleri ile ilgili umutlarından büyük ölçüde vazgeçmiş görünmesidir.

Aslında İsrail ve Hamas'ın birbiriyle çelişen ve uzlaşmaz hedefleri vardı. İsrail, rehineleri karşılığında geçici bir ateşkesi kabul etmeye ve bazı Filistinli tutukluları serbest bırakmaya hazırdı; Hamas ise düşmanca operasyonların tamamen sona ermesini ve tüm İsrail güçlerinin Gazze'den çekilmesini talep etti. Dolayısıyla iki taraf arasında bir anlaşmaya varmak için gerekli alanın olmadığı neredeyse kesin görünüyor.

Bu nedenle İsrail, geri kalan üst düzey Hamas liderlerini hedef alma, askeri güç ve kapasitesini zayıflatma ve yok etme çabalarını sürdürecek. Ayrıca Hamas'ın Gazze'deki geniş tahkimatlarının yıkılmasına yönelik operasyonlar da tünel ağının tamamen ortadan kaldırılması için devam edecek. Dolayısıyla İran'ın “ateş çemberi" stratejisi kapsamındaki ilk saldırısı, küçük düşürücü bir yenilgiye doğru gidiyor gibi görünüyor, zira Tahran'ın Gazze'deki hakimiyeti yıkımdan başka bir şey getirmedi.

Öte yandan Yemen'deki Husi teröristler, İran'ın tam maddi ve siyasi desteğiyle Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz koridorlarını deniz trafiğine kapatmaya devam ediyorlar. Aynı zamanda uluslararası hava sahasında uçan Amerikan İHA'larını da hedef alıyorlar ve bu kapatma, bölgede büyük ekonomik sıkıntılara neden oluyor. Mısır, Süveyş Kanalı geçiş ücretlerinden elde edilen devlet gelirlerinde önemli bir düşüş yaşıyor ve bu da nüfusunun yaşadığı ekonomik zorlukları artırıyor.

Küresel düzeyde, Afrika Boynuzu’nun etrafından dönerek yapılan mal taşımacılığının artan maliyetleri birçok ülkeye yük getirirken, Husiler ve İran herhangi bir sonuçla karşılaşmıyor.

Tahran ve terörist vekillerinin bu hayati öneme sahip deniz yollarını kapalı tutmalarına izin vermek kesinlikle kabul edilemez. ABD'nin bağımsızlığından önce bile denizlerde seyrüsefer özgürlüğünün sağlanması kolonilerin güvenliğinin temel ilkesiydi. Buna rağmen İran'ın “ateş çemberi” stratejisinin birçok unsuruna karşı olduğu gibi Biden yönetimi Husilere karşı da tereddütlü davrandı, bu hayati önem taşıyan deniz iletişim hatlarını yeniden açmak için kararlı bir eylemde bulunmada veya bu tür eylemleri desteklemede başarısız oldu. Bir sonraki ABD başkanının bu etkisiz yaklaşıma ilişkin nasıl bir yol izleyeceği 20 Ocak 2025 sonrasına kadar netlik kazanamayacak.

Aynı şekilde ABD, Irak ve Suriye’deki Şii milis gruplar, 7 Ekim 2023'ten bu yana Amerikalı sivillere ve askeri personele 170'den fazla saldırı düzenlemesine rağmen, İran'a ve silahlandırdığı bu Şii milislere karşı cezalandırıcı tedbirler alma konusunda da başarısız oldu.

Biden yönetimi, özellikle ateş çemberi operasyon bölgesinde gerilim yükseldiğinde ve askeri faaliyetler arttığında dahi diplomatları, askerleri ve müteahhitleri sürekli risk altında bıraktı. İranlı güçlerin veya Şii milislerin saldırısının bunlar arasında ciddi can kayıplarına yol açması halinde ki bu ne yazık ki Biden yönetiminin eylemsizliği nedeniyle mümkün, bu, doğrudan İran'ı hedef alabilecek güçlü bir Amerikan yanıtını tetikleyebilir.

Tahran'daki Mollalar, Ortadoğu'da barış ve güvenliğe yönelik merkezi tehdit olmaya devam ediyor. Terörist vekillerinin giderek zayıflatılması ve ateş çemberi stratejisinin giderek sarsılmasıyla beraber, İran'ın hava savunmasına, petrol ve gaz üretim tesislerine, askeri üslerine, hatta nükleer silah ve balistik füze programlarına doğrudan saldırılar düzenlenmesi potansiyeli yüksek. Buna ek olarak giderek öfkelenen İranlı sivil nüfus, din adamlarının vatandaşlarının refahından çok dini aşırıcılıkla ilgilendiğini gördükçe, rejime karşı iç muhalefet artacak. Dolayısıyla kaçınılmaz ve acil soru şu; İran'daki İslam Devrimi, mevcut Dini Liderinin gidişinden sonra ayakta kalabilecek mi?

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.

                                                                                                                                                              



Beklenen saldırı dalgası İran savaşını sona erdirebilir mi?

Ortadoğu üzerinde gündüz devriye uçuşu yapan ABD’ye ait iki A-10 tipi savaş uçağı. (CENTCOM)
Ortadoğu üzerinde gündüz devriye uçuşu yapan ABD’ye ait iki A-10 tipi savaş uçağı. (CENTCOM)
TT

Beklenen saldırı dalgası İran savaşını sona erdirebilir mi?

Ortadoğu üzerinde gündüz devriye uçuşu yapan ABD’ye ait iki A-10 tipi savaş uçağı. (CENTCOM)
Ortadoğu üzerinde gündüz devriye uçuşu yapan ABD’ye ait iki A-10 tipi savaş uçağı. (CENTCOM)

ABD’nin İran’a yönelik geniş çaplı saldırıları yeniden başlatmaya hazırlandığı görülüyor. Ancak uzmanlara göre taraflardan herhangi birinin yıkıcı savaşı askerî yollarla kesin bir sonuca ulaştırması pek olası değil.

ABD ve İran güçleri, ticari gemilere yönelik saldırıların öne çıktığı bir çatışma düzenine yerleşmiş durumda. ABD, İran limanlarına abluka uygulamaya çalışırken, İran İslam Cumhuriyeti ise stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü pekiştirmeyi hedefliyor.

İki ülke de eylül ayının başından bu yana kara hedeflerine yönelik büyük çaplı saldırılar düzenlemedi. Ancak bu durum yakında değişebilir.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Brookings Enstitüsü Dış Politika Programı Direktörü Susan Maloney ajansa yaptığı açıklamada, “Şu anda ara seçimlerin hemen ardından saldırıların düzenlenebileceğini düşünüyorum” dedi. Maloney, 3 Kasım’da yapılacak ABD ara seçimlerine işaret etti.

ABD Başkanı Donald Trump, 28 Şubat sabahı Mar-a-Lago’da, CIA Direktörü John Ratcliffe, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles ile birlikte İran’a yönelik “Destansı Öfke” operasyonunun başlangıcını takip ediyor. (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 28 Şubat sabahı Mar-a-Lago’da, CIA Direktörü John Ratcliffe, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles ile birlikte İran’a yönelik “Destansı Öfke” operasyonunun başlangıcını takip ediyor. (AP)

Maloney, Ortadoğu’ya ek ABD askerî birlikleri ve teçhizatının sevk edilmesi, bölgedeki Amerikalılara yönelik uyarılar ve İsrail ordusunda alarm seviyesinin yükseltilmesi gibi olası saldırılara işaret eden gelişmelere dikkat çekti.

Maloney, Trump’ın “ara seçimlerden önce saldırı düzenlemeyeceğini açıkça ilan ettiğini” belirterek, böyle bir adımın seçim sandığında kendisine avantaj sağlamayacağını ifade etti.

ABD’nin İran’a karşı İsrail’le birlikte yürüttüğü savaş, özellikle akaryakıt fiyatlarını ciddi ölçüde artırması nedeniyle ABD kamuoyunda büyük ölçüde destek görmüyor. Savaşın, kritik öneme sahip ara seçimlerde Trump’ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti’ye yük getirmesi bekleniyor.

Maloney, mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını belirterek, ABD ablukasının “İranlılara daha fazla zarar verdiğini”, ancak Washington’ıun da çok sayıda deniz unsurunu ablukayı sürdürmekle meşgul ettiğini belirtti.

Trump cuma günü yaptığı açıklamada, Tahran’la bir anlaşmaya varılamaması hâlinde, şubat ayının sonlarında başlatılan İran’a yönelik ABD operasyonuna atıfla, “Destansı Öfke kapsamında küçük çaplı bir operasyon daha düzenleyebiliriz” dedi. Trump, bunun ne zaman gerçekleşebileceğine ilişkin bir tarih vermedi.

Öngörmek imkânsız

Ortadoğu Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Jason Campbell, yeni saldırıların yakın olabileceğine ya da ABD’nin, İran veya Yemen’deki müttefiki Husiler tarafından düzenlenebilecek saldırıları beklediğine ilişkin “kesinlikle güncel işaretler bulunduğunu” söyledi.

Campbell, USS Theodore Roosevelt uçak gemisinin Ortadoğu’ya konuşlandırılmasının planlandığını belirtti. Bu adımın, bölgedeki uçak gemisi taarruz gruplarının sayısını geçici olarak üçe çıkarabileceğini kaydetti. Ayrıca yeni bir ABD Deniz Piyadeleri seferî birliğinin bölgeye gönderilmesi kararına dikkat çekti.

Campbell, İsrail savaş uçaklarının yakın zamanda İran’a yönelik önceki saldırıları andıran bir “güç gösterisi” gerçekleştirdiğini de belirtti. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in İsrail’de Başbakan Binyamin Netanyahu ile görüştüğünü hatırlattı.

Ancak Campbell, “Burada zamanlamayı öngörmek imkânsız” dedi. Söz konusu adımların, yalnızca İran’ı müzakere masasına geri dönmeye zorlamak amacıyla atılıyor olması hâlinde, bunların kapsamının oldukça geniş olduğuna dikkat çekti.

Campbell’a göre Trump’ın seçenekleri, çatışmanın başlangıcına kıyasla daralmış durumda. Bölgedeki ABD üslerinin uğradığı hasar, olası bir kara harekâtını daha da zorlaştırıyor.

Tahran sokaklarından birinde sergilenen İran füzeleri. (Reuters)
Tahran sokaklarından birinde sergilenen İran füzeleri. (Reuters)

Campbell, “Bu aşamada, böyle bir operasyonun gerektireceği binlerce, hatta bazı senaryolarda on binlerce askerin güvenli biçimde toplanabileceği bir yer yok” değerlendirmesinde bulundu.

Maloney ise İran’daki geleneksel askerî hedeflerin büyük bölümünün önceki saldırılarda ciddi ölçüde zayıflatıldığını söyledi. Bu nedenle yeni bir saldırı dalgasının, sivil altyapıya ve İran halkını doğrudan etkileyen hedeflere yönelik daha fazla saldırıyı içerebileceğini belirtti.

Ancak Maloney’ye göre bu tür saldırıların veya başka herhangi bir askerî müdahalenin savaşı kesin bir sonuca ulaştırması beklenmiyor.

Maloney, “En başından beri bu, taraflardan herhangi birinin gerilimi daha da artırmasıyla sona erdirilemeyecek bir savaştı” dedi.

Campbell da bu görüşe katılarak, “Savaşın ilk 50 günündekilere benzer yeni İran saldırılarının, İran yönetimi açısından stratejik dengeyi nasıl değiştirebileceğini göremiyorum” ifadelerini kullandı.

Campbell, İran’ın büyük çaplı fiziksel hasara katlanmaya istekli olduğunu gösterdiğini belirterek, “Hedeflerin önemli bir bölümünü karma kullanımlı temel altyapıyı, hatta doğrudan sivil altyapıyı kapsayacak şekilde değiştirmek bile bu durumu kayda değer ölçüde değiştirmeyecektir” değerlendirmesinde bulundu.


Musk, Ukrayna ordusunu Starlink kullanım koşullarını ihlal etmekle suçladı

Elon Musk’un silüeti, Starlink logosunun yanında görülüyor. (Reuters)
Elon Musk’un silüeti, Starlink logosunun yanında görülüyor. (Reuters)
TT

Musk, Ukrayna ordusunu Starlink kullanım koşullarını ihlal etmekle suçladı

Elon Musk’un silüeti, Starlink logosunun yanında görülüyor. (Reuters)
Elon Musk’un silüeti, Starlink logosunun yanında görülüyor. (Reuters)

ABD’li milyarder Elon Musk dün yaptığı açıklamada, Ukrayna ordusunu Starlink uydu internet hizmetini saldırı amaçlı insansız hava aracı (İHA) operasyonlarında kullanarak sivilleri öldürmekle suçladı. Musk, bu kullanımın hizmet şartlarını ihlal ettiğini öne sürdü.

Musk, sahibi olduğu X platformunda yaptığı paylaşımda, “Ukrayna ordusu Starlink hizmetinin kullanım şartlarını ihlal ederek insanları öldürmek amacıyla saldırı amaçlı İHA operasyonları düzenledi. Bu açık geçen hafta kapatıldı” ifadelerini kullandı.

Musk, iddialarını destekleyecek herhangi bir kanıt veya somut örnek sunmadı.

Musk’ın sahibi olduğu SpaceX tarafından işletilen Starlink, kendi açıklamasına göre askerî saldırı operasyonları için değil, sivil ve savunma amaçlı kullanım için tasarlanmış ticari bir hizmet. Musk, şirketin askerî amaçlara yönelik diğer hizmeti Starshield’ın ise ABD hükümetinin kontrolünde olduğunu belirtti.

Ukrayna ordusu, Rusya’nın işgaline karşı hava savunmasında Starlink’ten yararlanıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre  uydu internet hizmeti, İHA operasyonlarının yanı sıra lojistik faaliyetler ve askerî iletişim açısından da önemli bir rol oynuyor.

Ukrayna, son günlerde ABD merkezli uydu internet hizmetine erişimin yavaşlatıldığından şikâyet etmişti. Ancak yaşanan aksaklıktan kimin sorumlu olduğu netlik kazanmamıştı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, dün yaptığı açıklamada Starlink ve Starshield iletişim hizmetlerinin yeniden çalışır duruma getirildiğini söyledi.

Zelenskiy, “Starlink ve Starshield hizmetleri, tüm kısıtlamalar uygulanmadan önceki hızlarına yeniden kavuştu. Şu anda hızlar olması gereken seviyede” dedi.


Pezeşkiyan, Putin ile görüşmek üzere gelecek hafta Moskova’yı ziyaret edecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 19 Ekim 2026 Pazartesi günü Tahran’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u kabul etti. (AP)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 19 Ekim 2026 Pazartesi günü Tahran’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u kabul etti. (AP)
TT

Pezeşkiyan, Putin ile görüşmek üzere gelecek hafta Moskova’yı ziyaret edecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 19 Ekim 2026 Pazartesi günü Tahran’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u kabul etti. (AP)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 19 Ekim 2026 Pazartesi günü Tahran’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u kabul etti. (AP)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın gelecek hafta Rusya’nın başkenti Moskova’ya giderek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşeceğini açıkladı. Ziyaretin, iki ülke arasında ikili iş birliği ve bölgesel gelişmelere ilişkin istişarelerin sürdürülmesi kapsamında gerçekleştirileceği belirtildi.

Arakçi, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un yakın zamanda Tahran’a gerçekleştirdiği ziyarete ilişkin mesajında, görüşmelerde siyasi ve ekonomik iş birliğinin geliştirilmesi, ortak anlaşmaların uygulanması ve İran ile Rusya arasındaki kapsamlı stratejik ortaklığın güçlendirilmesinin ele alındığını ifade etti.

Şarku’l Avsat'ın Mehr Haber Ajansı’ndan aktardığına göre Arakçi, “Bu ziyarette ortak çıkarlarımızı korumak, bölgesel barış ve istikrarı güçlendirmek amacıyla istişarelerin sürdürülmesinin önemini vurguladık. Diyalog ve istişareler, gelecek hafta iki ülkenin cumhurbaşkanlarının Moskova’da bir araya gelmesiyle devam edecek” ifadelerini kullandı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan. (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan. (AFP)

Lavrov’un Tahran ziyareti

Lavrov, 28 Şubat’ta savaşın başlamasından bu yana İran’a ilk ziyaretini geçen pazartesi günü gerçekleştirdi. Tahran’da Pezeşkiyan ve Arakçi ile bir araya gelen Lavrov, Arakçi ile düzenlediği ortak basın toplantısında Pezeşkiyan’ın “önümüzdeki günlerde” Moskova’yı ziyaret edebileceğini söylemiş, ancak kesin tarih vermemişti.

Lavrov, Tahran’dan yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nda savaş öncesindeki duruma dönülmesi çağrısında bulundu. Bu kapsamda “seyrüsefer özgürlüğünün yeniden sağlanması ve saldırıların tekrarlanmayacağına dair güvenceler verilmesi” gerektiğini belirten Rus Bakan, krize çözüm bulmak için çalışmaya hazır olduklarını ifade etti.

Rusya’nın “zor koşullara” rağmen İran ile ekonomik ve yatırım anlaşmalarını uygulamaktan vazgeçme niyetinde olmadığını söyleyen Lavrov, Rus uzmanların Buşehr Nükleer Santrali’ne kademeli olarak geri döndüğünü belirtti. Lavrov ayrıca iki ülke arasındaki ticaret hacminin geçen yıl yüzde 21 arttığını kaydetti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 19 Ekim Pazartesi günü Tahran’da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile görüştü. (EPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 19 Ekim Pazartesi günü Tahran’da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile görüştü. (EPA)

Arakçi ise söz konusu görüşmeler sırasında bölgedeki “güvensizlikten” ABD’yi sorumlu tuttu. “Ekonomik abluka, bölgemizdeki güvensizliğin başlıca nedenidir” diyen Arakçi, Rusya ile ilişkilerini “stratejik” olarak nitelendirdi. Kapsamlı stratejik ortaklık anlaşmasının yürürlüğe girmesinin ardından bu ilişkilerin “yeni boyutlar kazandığını” belirtti.

Pezeşkiyan ile Putin son olarak Türkmenistan’da bir araya gelmişti. Putin, ekim ayının başında yaptığı görüşmede Moskova’nın arabuluculuk çabalarına katkıda bulunmaya hazır olduğunu Pezeşkiyan’a bildirmişti.

Lavrov, Tahran ziyaretinden bir gün önce yaptığı açıklamada ise Tahran ile Washington arasındaki görüşmelerin çıkmaza girdiği bir dönemde Rusya’nın çabalarının “geniş çaplı bir savaşın yeniden başlamasını önlemeyi” amaçladığını söyledi.