Moskova, Washington'u Ankara ile Şam arasındaki normalleşme çabalarını engellemekle suçluyor

İdlib'e Türk askeri takviyesi devam ederken SDG ile gerilim artıyor

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Birleşmiş Milletler (BM) 79. Genel Kurulu'na katılımının ardından düzenlediği basın toplantısında (AFP)
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Birleşmiş Milletler (BM) 79. Genel Kurulu'na katılımının ardından düzenlediği basın toplantısında (AFP)
TT

Moskova, Washington'u Ankara ile Şam arasındaki normalleşme çabalarını engellemekle suçluyor

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Birleşmiş Milletler (BM) 79. Genel Kurulu'na katılımının ardından düzenlediği basın toplantısında (AFP)
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Birleşmiş Milletler (BM) 79. Genel Kurulu'na katılımının ardından düzenlediği basın toplantısında (AFP)

Rusya, ABD'yi her iki tarafın da olumlu tutumlarına rağmen Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi çabalarını engellemekle suçladı ve Türk askerlerinin Suriye'nin kuzeyindeki varlığı sorununa çözüm olarak Adana Mutabakatı'nın değiştirilmiş bir versiyonunun uygulanması olasılığını yeniden gündeme getirdi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, “ABD'nin faaliyetleri, Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin önünde büyük bir engel teşkil ediyor. Çünkü ABD her iki ülkenin de çıkarlarını göz ardı ederek her şeyi kendi başına yapmak istiyor. Fırat'ın doğusunda bir yarı devlet kuruyor, petrol ve tahılı kontrol ediyor ve gelirleriyle oradaki vekillerini finanse ediyor” ifadelerini kullandı.

sdcvfrgt
Suriye'nin kuzeydoğusundaki ABD güçleri (arşiv)

Lavrov, Birleşmiş Milletler (BM) 79. Genel Kurulu’na katılımının ardından düzenlediği basın toplantısında, BM Genel Kurulu'nun oturum aralarında Türk ve Suriyeli mevkidaşlarıyla ayrı ayrı görüştüğünü ve ‘her iki taraftan da ilişkileri normalleştirmek için müzakerelerin yeniden başlamasına olanak sağlayacak fikirler olduğunu’ belirtti.

Rusya, ABD ve normalleşme

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan defalarca Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'e Ankara ile Şam arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi için bir toplantı düzenlemesi çağrısında bulundu. Türkiye, Rusya'nın bu yöndeki çabalarını memnuniyetle karşıladı, ancak Şam Erdoğan'ın çağrılarına yanıt vermedi. ABD, BM Güvenlik Konseyi'nin 2015 tarihli 2254 sayılı kararı temelinde Suriye'de siyasi bir çözüm bulunmadan önce Türkiye ya da başkaları tarafından Şam ile ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik herhangi bir adımı kabul etmeyeceğini açıklamıştı. Lavrov, geçen yıl Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesinin ele alındığı toplantıların ‘olumlu’ geçtiğini kaydetti.

ascdvergth
Türkiye, Rusya ve İran dışişleri bakanları, New York'ta BM Genel Kurulu çerçevesinde bir araya geldi. (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Suriye'de siyasi çözüm için Astana sürecinin üç garantörü olan Türkiye, Rusya ve İran'ın dışişleri bakanları cuma günü New York'taki BM Genel Kurulu çerçevesinde bir araya geldi. Hakan Fidan, Sergey Lavrov ve Abbas Arakçi, Suriye'deki güvenlik durumunu, bölgede itidalin önemini, özellikle de İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının Suriye'de yeni bir şiddet sarmalına yol açmasını önlemeyi ve Türkiye-Suriye ilişkilerini normalleştirme çabalarını ele aldı.

Kaynaklar, bakanların İdlib de dahil olmak üzere Suriye'de sükunetin korunmasının önemini ve Ankara'nın terör örgütü PKK'nın Suriye'deki kolu olarak gördüğü Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) en büyük bileşeni olan YPG’nin mevcut durumu istismar etme girişimlerinin önlenmesi gerektiğini vurguladıklarını bildirdi.

Adana Mutabakatı’nın modernizasyonu

Türkiye'nin ABD destekli YPG konusundaki tutumu ve Şam'ın Türk ordusunun Suriye'nin kuzeyinden çekilmesi konusundaki ısrarı ile ilgili olarak Lavrov, terör tehdidiyle mücadele ve sınır güvenliğinin sağlanmasının yanı sıra Kürt meselesinin de elbette bu müzakereler sırasında ana konular arasında yer alacağını söyledi.

Lavrov, Suriye ile Türkiye arasında 1998 yılında imzalanan Adana Mutabakatı'nın aktif hale getirilebileceğini yineleyerek, “Doğrudan uygulanması büyük olasılıkla mümkün olmayacaktır. Ancak sınır güvenliğinin sağlanması ve terörist gruplarla mücadelede ikili iş birliği fikri halen hayati önem taşımaktadır ve yeni gerçeklere uyarlanmalıdır” dedi.

sdcvfr
Türkiye'den Suriye'nin kuzeydoğusundaki SDG mevzilerine bombardıman (arşiv)

1998 yılında Suriye ile Türkiye arasında imzalanan Adana Mutabakatı, sınır güvenliği ve terörist gruplarla mücadele alanında ikili iş birliğine olanak sağlıyor. Mısır ve İran'ın arabuluculuğunda imzalanan mutabakat, Türkiye'nin PKK militanlarını takip etmek için sınır ötesinde beş kilometreye kadar ilerlemesine izin veriyor. Ancak Türkiye şu anda 30-40 kilometrelik bir mesafeyi koruyor ve 2019'da Rusya ile bu yönde bir hüküm içeren mutabakat imzaladı.

Lavrov, “Suriye'deki Kürt örgütlerinin terörizmle aralarına kesin bir mesafe koymaları, Suriye devleti içinde yaşamaktan başka çareleri olmadığını anlamaları ve Şam'la anlaşmaları gerektiğine inanıyorum. Anladığım kadarıyla Türk komşuları da bu konuda yardımcı olmaya hazır” şeklinde konuştu.

Konuyla ilgili olarak, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kürt Özerk Yönetimi'ne bağlı bir kadın örgütünün yetkilisi ve şoförü dün (pazar) Haseke vilayetine bağlı Kamışlı kırsalında içinde bulundukları aracın Türkiye’ye ait bir insansız hava aracı (İHA) tarafından bombalanması sonucu yaralandı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), yıl başından bu yana Suriye'nin kuzey ve kuzeydoğusunda SDG tarafından kontrol edilen özerk yönetimin etki alanlarına Türkiye tarafından düzenlenen 97 saldırıda 33 kişinin öldüğünü, 30'dan fazla askeri personel ile 4'ü kadın ve 3'ü çocuk olmak üzere 19 sivilin yaralandığını açıkladı.

Türk güçleri ve Suriye Milli Ordusu topçu birlikleri Münbiç'in kuzeyinde yer alan ve SDG'ye bağlı Münbiç Askeri Konseyi'nin kontrolündeki ed-Derec köyünü bombaladı. Bu operasyon, Türk güçlerinin cumartesi günü Rakka'nın kuzey kırsalında SDG kontrolündeki Tel Abyad'ın batısında bulunan Kazali köyünü ağır toplarla vurmasının ardından geldi.

sdfvbrgtyh
İdlib'e Türk askeri takviyesi (Arşiv)

Aynı zamanda Türkiye, Suriye'nin kuzeybatısında ‘Putin-Erdoğan bölgeleri’ olarak bilinen gerilimi azaltma bölgelerinde konuşlu askeri noktalarına takviye göndermeye devam ediyor.

Türk ordusu dün, İdlib'in güneyinde bulunan el-Mastume köyündeki üssüne 11 kamyon ve askeri araçtan oluşan yeni askeri takviyeler gönderdi. Söz konusu takviyeler, Halep-Şam Uluslararası Yolu'na (M5) bakan gözlem noktalarına, İdlib'in doğusu ve Hama'nın batısındaki Serakib ve Taftanaz eksenine ve Halep'in batısındaki Cebel-i Seman ve el-Atarib kenti yakınlarındaki gözlem noktalarına dağıtıldı.

Daha önce de asker, lojistik ve askeri malzeme taşıyan 163 Türk askeri aracı, eylül ayı boyunca Babu’l Heva ve Babu’s Selame gibi ana sınır kapılarından İdlib'deki çatışmasızlık bölgesine ve Halep'teki Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerinde Türk güçleri tarafından kontrol edilen alanlara giriş yapmıştı. Bu gelişme, İdlib ve Halep'te Suriye güçleri ile muhalif gruplar arasındaki gerilimin arttığı bir dönemde gerçekleşti.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.