İsrail'in Lübnan'a kara harekatına dair olası senaryolar

Geriye sadece ‘topyekûn savaş’ tablosunu tamamlayacak olan kara operasyonları kaldı

İsrail'in kuzeyindeki Lübnan sınırında konuşlandırılacak, İsrail ordusuna ait bir piyade savaş aracını taşıyan bir tır yoldan geçerken, 28 Eylül 2024 (AFP)
İsrail'in kuzeyindeki Lübnan sınırında konuşlandırılacak, İsrail ordusuna ait bir piyade savaş aracını taşıyan bir tır yoldan geçerken, 28 Eylül 2024 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'a kara harekatına dair olası senaryolar

İsrail'in kuzeyindeki Lübnan sınırında konuşlandırılacak, İsrail ordusuna ait bir piyade savaş aracını taşıyan bir tır yoldan geçerken, 28 Eylül 2024 (AFP)
İsrail'in kuzeyindeki Lübnan sınırında konuşlandırılacak, İsrail ordusuna ait bir piyade savaş aracını taşıyan bir tır yoldan geçerken, 28 Eylül 2024 (AFP)

Semir Ragıb

İsrail'in kara harekatına ilişkin Lübnan ve Gazze cepheleri arasındaki yaklaşımının, bu iki yer arasındaki askeri farklılıklardan ötürü aynı olmayacağı kesin, fakat operasyonel yaklaşımda ortak faktörler söz konusu. 2006 İsrail-Lübnan Savaşı, bize İsrail'in askeri stratejisi hakkında da fikir veriyor. Gazze Şeridi’ndeki hava saldırıları kara harekatından önce başlamış ve karşı tarafın ağırlık merkezlerine karşı planlanan görevler yerine getirilinceye, savunmalar yumuşatılıncaya, kuvvetler tüketilinceye, destekleyici ortam etkileninceye ve müzakere şartlarına boyun eğmeye ya da yüksek maliyetli kara operasyonlarına girmeye zorlanıncaya kadar karadaki kuvvetleri desteklemeye devam etmiştir.

İsrail ordusunun Gazze’ye yönelik hava ve topçu bombardımanları 7 Ekim'de, askeri operasyonları ise 27 Ekim'de başladı. İsrail, 2006 İsrail-Lübnan Savaşı’nda beş piyade ve zırhlı tugayının düşük muharebe etkinliği ve muharebe hazırlığı sonucu ortaya çıkan zayıflıkların üstesinden gelmek amacıyla özellikle aktif gücün iki katını temsil eden yedek kuvvetlere muharebe deneyimi sağlayan Gazze Şeridi’nde yürüttüğü savaştan faydalandı. Bu savaş aynı zamanda İsrail'in Hamas'la mücadele bahanesiyle silah, mühimmat ve teçhizat edinmesine ve diğer cepheler için hazırlık yapmasına olanak sağladı.

İsrail, 2006 İsrail-Lübnan Savaşı sırasında hava ve topçu bombardımanlarına 14 Temmuz'da başladı. Hizbullah’ın mevzilerini, silah depolarını, silah tedarik yollarını, iletişim merkezlerini, üslerini ve füze fırlatma rampalarını hedef aldı. İsrail ordusu, savaş uçakları ve topçularla yüzlerce Hizbullah hedefini vurdu. Bunlar arasında Hizbullah ofisleri, Güney Lübnan'ı Şam'a bağlayan otoyol ve diğer hedefler de vardı. Ardından 22 Temmuz'da kara harekatı aşamasına geçen İsrail, Lübnan'ın güneyine yaklaşık 2 bin asker gönderdi. Sınırlı bir kara harekatı başlatan İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki Hizbullah'ın kontrolünde olan Marun er-Ra’s ilçesini ele geçirdi. İsrail ordusu, operasyonlardan önce sivillere bu bölgeleri terk etmelerini söyleyen bildiriler attı. Ne var ki aynı senaryo şimdi bir kez daha tekrarlanıyor.

Son zamanlarda birçok kez asıl amacın yerlerinden edilen İsraillileri silah zoruyla kuzeydeki evlerine geri döndürmek olduğunu vurgulayan İsrail'in bugün Lübnan'ın güneyine bir kara operasyonu düzenlemenin eşiğinde olduğu görülüyor. Bu da kuzeyde Hizbullah'la yaşanan çatışmanın giderek topyekun bir savaşa dönüşme ihtimalinin arttığı anlamına geliyor. Çatışmalar, kara harekâtı olmaksızın sözde ‘angajman kurallarına’ göre karşılıklı saldırılardan, hava harekâtına ve İsrail'in Lübnan'ı yoğun bir şekilde bombalamasına, Hasan Nasrallah ile Hizbullah’ın diğer üst düzey liderlerinin öldürülmesine ve Hizbullah'ın Beyrut’un güney banliyölerindeki komuta merkezinin bombalanmasına kadar tırmandı. Gelinen noktanın ‘Üçüncü Lübnan-İsrail Savaşı’ olarak adlandırılması için geriye sadece ‘topyekûn savaş’ tablosunu tamamlayacak olan kara operasyonları kaldı.

“Son zamanlarda birçok kez asıl amacın yerlerinden edilen İsraillileri silah zoruyla kuzeydeki evlerine geri döndürmek olduğunu vurgulayan İsrail'in bugün Lübnan'ın güneyine bir kara operasyonu düzenlemenin eşiğinde olduğu görülüyor.

İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi'nin Gazze Şeridi’ndeki savaşın başlamasından birkaç ay önce askerlerine yaptığı bir konuşmada söyledikleri askeri düşüncelerini özetler nitelikteydi.

Halevi, söz konusu konuşmasında şunları söylemişti:

“Kara harekatı kabiliyeti, her şeyden önce psikolojik bir değerdir. Düşman, düşmanının postallarını yerde hissedebileceğini bilir. Bu caydırıcılık için çok önemlidir. Savaşta belli bir başarı seviyesi vardır ve bu seviyeye kara harekatı olmadan ulaşılamaz.”

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant ise 27 Eylül Cuma günü kuzey bölgesine yaptığı bir ziyaret sonrası 91. Tümen Komutanı ve diğer üst rütbeli subaylarla birlikte düzenlediği basın toplantısında aynı düşünceyi yineleyerek bölgede hazırlıklı olunması gerektiğini vurguladı.

Gallant, şunları söyledi:

“Sadece geçtiğimiz yıl değil, uzun yıllardır bu fırsatı bekliyorduk. Buradaki pek çok unsurla yarım kalmış bir işimiz var. Nihayetinde hem bu bölgede hem de batı cephelerinde iyi bir şekilde yaşamak istiyoruz. Bu yüzden devam edin, zamanı kullanın. Hem düşman için hem de bizim kuvvetlerimiz için sürprizler olacaktır. Sizi elimizden geldiğince uyaracağız, ama bilinen dinamikler söz konusu.”

Lübnan'da savaş deneyimine sahip olan 98. Tümen, Güney Komutanlığı'na bağlı olarak Gazze Şeridi'nde aylarca süren operasyonların ardından ağustos ayı sonlarında Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'tan çekildi ve Hizbullah'la artan gerilim nedeniyle İsrail'in kuzeyinde yeniden konumlandırıldı. Paraşütçülerin ve komandoların Kuzey Komutanlığı'na bağlı 36. Tümen ve 91. Tümen'e katılmaları planlandı. 7. Zırhlı Tugay da 26 Eylül 2024 tarihinde yayınlanan bir fotoğrafa göre İsrail'in kuzeyinde tatbikat gerçekleştirdi. İsrail basını, 27 Eylül Cuma günü ordunun Lübnan'daki gerilimin genişlemesi halinde ve olası bir kara harekatına hazırlık olarak 6. ve 228. Yedek Tugayların yeniden konuşlandırıldığını aktardı. İsrail ordusu bu iki yedek tugayın yanı sıra kuzey bölgesinin güvenliğini sağlama çabalarını desteklemek ve bölge sakinlerinin evlerine güvenli bir şekilde dönmelerini sağlamak için birkaç yedek taburu daha seferber etti. Acil durum depoları açıldı, yedek askerlere lojistik ve savaş ekipmanları dağıtıldı.

Bu tedbirler kuzey cephesinde muharebe seferberliğinin tamamlandığını gösterirken Lübnan'da hava ve deniz operasyonlarının yanı sıra kara harekatını da içeren daha geniş kapsamlı bir çatışmaya işaret etti.

Herzi Halevi: “Kara harekatı kabiliyeti, her şeyden önce psikolojik bir değerdir. Düşman, düşmanının postallarını yerde hissedebileceğini bilir.

İsrail’in askeri stratejisinde hile

Lübnan'daki askeri operasyonların ‘topyekun bir savaşa’ ve ‘kara muharebe operasyonlarına’ ya da İsrail tarafının söylemiyle ‘kara harekatına’ dönüşme olasılığına dair belirsizlik, savaş stratejisinin bir parçası.

Askeri stratejide hile yapmak, kandırmak ve yanlış bilgilendirmek, geçmişte, hatta İsrail ordusunun kurulmasından önce benimsedikleri İsrail askeri doktrininin önemli bir unsuru. Hileyle düşman için duruma dair yanlış bir tablo çizmek, düşmanın sistemi içinde belirsizlik yaratmak ve ‘karar verme’ sürecini bozmak amaçlanıyor.

zxvfbg
İsrail Hava Kuvvetlerine ait bir Apaçi helikopteri İsrail'in kuzeyinde Lübnan ile sınır bölgesi üzerinde uçarken

Hileyle, ordu düşmanın yanlış adım atmasını ve durumu değerlendirmeye çalışırken değerli olan zamanlarını boşa harcamasını sağlayabilir. Zayıflıklardan yararlanır ya da zayıflıklar yaratır. Düşmanın morali bozup motivasyonunu düşürür ve savaşma ruhunu köreltir. Hile yapmaktaki amaç beklenmedik bir yerde ve zamanda ortaya çıkarak düşmanı şaşırtmaktır. İsrail örneğinde hile, taktiksel, operasyonel, stratejik ve siyasi olmak üzere tüm düzeylerde var.

İsrailli liderler, Hizbullah üyelerine yönelik çağrı cihazı saldırısından sonra artık planlarını gizlemeyi bırakıp hile yapmaktan sahadaki gerçekliği değiştirmeye geçtiler.

Kuzey cephesindeki kara harekâtı bir an meselesi ve bu harekât, ancak siyasi hedefine, yani Hizbullah'ın İsrail tarafının 1701 sayılı BM Güvenlik Konseyi (BMGK) kararını uygulama taleplerini kabul etmesiyle ulaşılacak bir siyasi çözümle durdurulabilir.

Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.

 



FBI'ı hacklemekle suçlanan genç, Ürdün'de gözaltına alındı

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

FBI'ı hacklemekle suçlanan genç, Ürdün'de gözaltına alındı

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

Federal Soruşturma Bürosu'na (FBI) yönelik büyük bir siber saldırının beyinlerinden biri olduğu iddia edilen bir kişinin Ürdün'de gözaltına alındığı bildirildi.

Henüz genç yaşta olduğu anlaşılan Saif al-Din Khader, kötü şöhretli hacker grubu ShinyHunters'ın önde gelen üyelerinden biri olma şüphesiyle gözaltına alındı.

Grup, ABD kolluk kuvveti kurumunun iş başvuru sitesine sızarak kurum çalışanlarına ait 2 terabayttan fazla veriyi çaldığını iddia ediyor.

ShinyHunters'a göre çalınan veriler arasında tüm büro personelinin telefon numaraları, ev adresleri ve tıbbi bilgileri gibi hassas veriler yer alıyordu.

FBI, ilk olarak Reuters'ın duyurduğu bu son gözaltı haberini henüz resmen doğrulamadı.

FBI yaptığı açıklamada, "ShinyHunters'ın dahil olduğu iddia edilen son siber saldırı olayını kararlılıkla soruşturmaya devam ettiklerini, ortaklarıyla birlikte çalışarak birden fazla şüpheliyi halihazırda gözaltına aldıklarını ve sorumluların her birini adalete teslim etmek için hiçbir kaynağı esirgemeyeceklerini" belirtti.

cdfgthy
FBI Direktörü Kash Patel, 1 Temmuz 2026'da Washington DC'de düzenlenen basın toplantısına katılıyor (Reuters)

Kaynaklar Reuters'a, Khader'in ShinyHunters'ın diğer üyelerinin yerini tespit etmek amacıyla FBI ve küresel kolluk kuvvetleriyle işbirliği yaptığını söyledi.

Siber güvenlik firması CATO Networks'ün tehdit istihbaratından sorumlu başkan yardımcısı Etay Maor, FBI'a yönelik saldırının, kolluk kuvvetleriyle siber suç grupları arasında süregelen mücadelede "alışılmadık derecede kışkırtıcı bir hamle" olduğunu ifade etti.

Maor, The Independent'a, "ShinyHunters, sabit bir kadrodan veya altyapıdan ibaret olmadığını defalarca kanıtladı." dedi.

Grup, yöntemlerini değiştirip yeni hacker'ları bünyesine katarak çökertme operasyonlarına, tutuklamalara ve forumlarının ele geçirilmesine rağmen ayakta kalmayı başaran dirençli bir suç markası.

Diğer güvenlik araştırmacıları, ShinyHunters hacker'larının sağlık ve finans sektörlerinin yanı sıra kolluk kuvvetlerine bağlı çeşitli kuruluşları da hedef aldığına dikkat çekti.

Siber güvenlik firması Bitdefender'da araştırmacı olan Jade Brown, yakın tarihli bir tehdit raporunda grubu "hiçbir kural tanımayan bir suç girişimi" diye tanımladı.

Geçen hafta Hollanda polisi, ShinyHunters üyesi olduğundan şüphelenilen bir başka kişinin daha Amsterdam'da gözaltına alındığını açıklamıştı.

Polise göre 24 yaşındaki şüpheli, iki farklı cinayete teşvik girişiminden dolayı da soruşturuluyor.

Hollanda'daki siber suç soruşturmalarını yürüten Stan Duijf, "ShinyHunters grubu, çok sayıda ulusal ve uluslararası mağduriyetten sorumlu" dedi.

Bu gruba yönelik soruşturmada bir şüpheliyi gözaltına almış olmamız sevindirici.

Independent Türkçe


Trump: Boş koltuk haberi yapan gazeteciler tutuklanmalı

Haberlerde ABD Başkanı Donald Trump'ın 3 Ekim'de miting düzenlediği Ohio'daki 4 bin 500 kişilik lise spor salonunda boş alanlar olduğu belirtildi. Bu durum, Trump'ın binlerce kişinin geri çevrildiği yönündeki iddialarıyla doğrudan çelişiyordu (Reuters)
Haberlerde ABD Başkanı Donald Trump'ın 3 Ekim'de miting düzenlediği Ohio'daki 4 bin 500 kişilik lise spor salonunda boş alanlar olduğu belirtildi. Bu durum, Trump'ın binlerce kişinin geri çevrildiği yönündeki iddialarıyla doğrudan çelişiyordu (Reuters)
TT

Trump: Boş koltuk haberi yapan gazeteciler tutuklanmalı

Haberlerde ABD Başkanı Donald Trump'ın 3 Ekim'de miting düzenlediği Ohio'daki 4 bin 500 kişilik lise spor salonunda boş alanlar olduğu belirtildi. Bu durum, Trump'ın binlerce kişinin geri çevrildiği yönündeki iddialarıyla doğrudan çelişiyordu (Reuters)
Haberlerde ABD Başkanı Donald Trump'ın 3 Ekim'de miting düzenlediği Ohio'daki 4 bin 500 kişilik lise spor salonunda boş alanlar olduğu belirtildi. Bu durum, Trump'ın binlerce kişinin geri çevrildiği yönündeki iddialarıyla doğrudan çelişiyordu (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump pazartesi günü, hafta sonu Ohio'daki seçim kampanyası etkinliğine dair haberleri nedeniyle The New York Times ve diğer medya kuruluşlarından muhabirlerin "tutuklanması" gerektiğini öne sürdü.

Bu sert tepki, New York Times muhabiri Katie Rogers'ın, Trump'ın cumartesi günü Ohio'nun Vandalia kentindeki Butler Lisesi'nde konuşmasını bitirdiğinde "üst tribünlerin bazı bölümlerinin boş olduğunu" bildirmesinin ardından geldi. Rogers, etkinliğe ev sahipliği yapan okulun öğrenci merkezinin 4 bin 500 kişilik olduğunu belirtti.

Trump, Truth Social'daki bir dizi paylaşımda bu ayrıntılara itiraz ederek mekanın dolu olduğunu iddia etti ve boş görünen üst bölümlerin sadece izleyici hareketliliğinden kaynaklandığını savundu.

Trump, "Yalan Haberci New York Times, Ohio'daki o muhteşem ve tıklım tıklım mitingim hakkında 'mekan dolu değildi, bazı üst bölümler neredeyse tamamen boştu' diye 'haber yaptı'" ifadelerini kullandı.

Oysa gerçekte binlerce kişi içeri giremedi. Arena, tüm üst bölümler de dahil tamamen doluydu. Biletleri tamamen tükenen tüm mitinglerimde yaşanan durum şu: Üst bölümlerdekiler genellikle ana zemine doğru iner, bu 'yer değiştirme' süreci her zaman gerçekleşir!

Bir başka paylaşımında Trump, diğer siyasi figürlerle kıyaslandığında kendi mitinglerindeki kalabalıklara ilişkin medyada çıkan haberleri eleştirdi ve gazeteciler hakkında yasal işlem başlatılması çağrısında bulundu.

Trump, "Ohio'daki Arena zaten ağzına kadar doluydu. Buna rağmen hâlâ içeri girmeye çalışanlar vardı" diye yazdı.

New York Times 'Boş koltuklar vardı' diye yazdı. Oysa gerçekte hiç boş koltuk yoktu ve binlerce kişi geri çevrilmek zorunda kalmıştı. New York Times ve diğer pek çok Yapay Medya Kuruluşu, dürüst olmayan tutumları ve ülkemize verdikleri zarar nedeniyle tutuklanmalı. Bernie Sanders'ın mitingine 500 ila 1000 kişi katıldığında, bunu sanki gelmiş geçmiş en büyük etkinlikmiş gibi yansıtıyorlar. BAŞKAN DONALD J. TRUMP'ın mitingine ise 50 bin kişi geldiğinde, sanki hiç kimse gelmemiş gibi gösteriyorlar!

dfvghyju
Trump, Truth Social'daki paylaşımlarda medya kuruluşlarını çifte standart uygulamakla suçluyor ve ABD Senatörü Bernie Sanders'ın daha küçük kalabalıklara hitap ettiği etkinliklerin çok daha olumlu bir şekilde haberleştirildiğini öne sürüyor (AFP)

Trump ayrıca, etkinlikleriyle ilgili medya haberlerine karşı koymak amacıyla video kayıtlarından yararlandığını iddia etti.

Trump, "Konuşma yaptığım çeşitli arenaları görüntüleyen çekim ekiplerim var çünkü bazı Yalan Haber kaynakları, dürüstlükten uzak bir şekilde yalanlar ve gerçek dışı bilgiler yaymayı seviyor" diye yazdı.

Etkinliklerinin her zamankinden daha "büyük ilgi gördüğünü" savunan Trump, bunları "bir daha asla eşi benzeri görülmeyecek" türden "önemli olaylar" diye niteledi.

Cumhuriyetçi aday Jon Husted'ın, eski Demokrat Senatör Sherrod Brown'a karşı yürüttüğü Senato seçim kampanyasına destek amacıyla düzenlenen miting sırasında Trump, kalabalığın büyüklüğüne bizzat sahneden değinmişti.

Trump, "Dışarıda içeri giremeyen binlerce kişi var" demişti.

Eğer yerinizi bırakmak isterseniz, lütfen söyleyin, bir yolunu buluruz, buradan çıkabilirsiniz.

Independent Türkçe


İran’da ‘füze üreticisi’ Savunma Bakanlığına aday gösterildi

İran Savunma Bakanlığına aday gösterilen Mehrdad Ahlaki Kitapçi (Mehr)
İran Savunma Bakanlığına aday gösterilen Mehrdad Ahlaki Kitapçi (Mehr)
TT

İran’da ‘füze üreticisi’ Savunma Bakanlığına aday gösterildi

İran Savunma Bakanlığına aday gösterilen Mehrdad Ahlaki Kitapçi (Mehr)
İran Savunma Bakanlığına aday gösterilen Mehrdad Ahlaki Kitapçi (Mehr)

İranlı bir yetkili, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın ülkenin füze sanayisiyle yakın ilişkileriyle bilinen Mehrdad Ahlaki Kitapçi’yi Savunma Bakanlığı görevine aday gösterdiğini açıkladı.

Cumhurbaşkanlığı Yardımcısının Parlamento İşlerinden Sorumlu Danışmanı Sasan Veli Zade, Pezeşkiyan’ın Ahlaki Kitapçi’nin adaylığını Anayasa’nın bakanların Meclis’ten güvenoyu almasını öngören 133. maddesi uyarınca Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’a ilettiğini belirtti. İran’ın Mehr ajansının haberine göre Veli Zade, adaylığın resmen sunulduğunu doğruladı.

Milletvekillerinin, güvenoyu için yapılacak oylamanın tarihini belirlemeden önce Ahlaki Kitapçi’nin programını ve politikalarını incelemesi bekleniyor. Ancak İran’da güvenlik açısından hassas görevler için aday gösterilen isimlerin Meclis tarafından onaylanması çoğunlukla rutin bir prosedür olarak değerlendiriliyor. Zira bir ismin aday gösterilmesi ve kamuoyuna duyurulması, söz konusu kişinin dini liderin onayını aldığı anlamına geliyor.

Bununla birlikte İran medyasında yer alan haberlerde, dini liderin kamuoyunun karşısına çıkmamasının sürdüğü bir dönemde Ahlaki Kitapçi’nin adaylığının, atamanın siyasi sistemin en üst kademelerinde nasıl onaylandığı konusunda soru işaretlerine yol açtığı belirtildi.

Ahlaki Kitapçi’nin adaylığı, eski Savunma Bakanı Aziz Nasırzade’nin şubat ayında savaşın başında düzenlenen ABD-İsrail saldırılarında öldürülmesinin ardından boş kalan Savunma Bakanlığı makamı için geldi.

Mecid İbnürrıza, Nasırzade’nin öldürülmesinin ardından 2 Mart’ta Pezeşkiyan tarafından vekaleten Savunma Bakanlığı görevine atanmıştı ve o tarihten bu yana bakanlığı yönetiyordu.

Savunma Bakanlığında deneyimli isim

Ahlaki Kitapçi, İran Savunma Bakanlığında uzun yıllara dayanan deneyime sahip bir yetkili olarak biliniyor. İran’ın füze ve uzay sanayisiyle yakın bağlantıları bulunan Ahlaki Kitapçi, 2007 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından Savunma Bakanlığına bağlı ve balistik füze programıyla bağlantılı Şehit Bakri Sanayi Grubu’nun başkanı olarak tanımlanmıştı.

Eski Savunma Bakanı Hüseyin Dehkan, Kasım 2014’te Ahlaki Kitapçi’yi Havacılık ve Uzay Sanayileri Teşkilatı Başkanı olarak atamıştı. ABD ise 2020 yılında Ahlaki Kitapçi’ye yaptırım uygulayarak kendisini Savunma Sanayii Teşkilatı yöneticisi olarak tanımlamış ve konvansiyonel silahlarla bağlantılı faaliyetlerine işaret etmişti.

Ahlaki Kitapçi’nin adı, İran’a yönelik önceki yaptırımların Eylül 2025’te yeniden uygulanmasının ardından Birleşmiş Milletler yaptırım listesine tekrar dahil edildi.

Adı ayrıca Avrupa Birliği’nin yaptırım belgelerinde de yer aldı. Bu belgelerde Ahlaki Kitapçi, İran Savunma Sanayii Teşkilatı ile Havacılık ve Uzay Sanayileri Teşkilatındaki yetkililerden biri olarak tanımlandı.

fergthyu
Pezeşkiyan, askeri yetkililerle görüşmesi sırasında (İran Cumhurbaşkanlığı)

Ahlaki Kitapçi’nin adaylığının önemini artıran unsurlardan biri de Havacılık ve Uzay Sanayileri Teşkilatının Savunma Bakanlığı bünyesindeki kritik rolü. Teşkilatın faaliyetleri füze sanayisinin yanı sıra havacılık ve uzay sanayileri ile bu alanlarla bağlantılı bazı ekipman ve sistemleri kapsıyor.

Ordunun üst kademelerinde değişim

Dini lider Mücteba Hamaney, 10 Ağustos’ta son savaşta öldürülen komutanların yerlerini doldurmak üzere altı üst düzey askeri komutanı görevlendirmişti.

Atamalarda öne çıkan isimler arasında Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı olarak görevlendirilen Ali Abdullahî ile daha önce Kara Kuvvetleri Komutanlığı yapan ve yardımcılığına getirilen Keyumers Haydari bulunuyordu. Ahmed Vahidi ise tümgeneralliğe terfi ettirilmesinin ardından Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanlığına atanmıştı.

Bununla birlikte istihbarat alanındaki en hassas üst düzey görevlerin bir bölümü hâlâ kalıcı yöneticilerden yoksun bulunuyor.