İsrail, İran'ın nükleer programını hedef almama konusunda ABD'ye ‘garanti vermiyor’

Pentagon’da ABD'nin seferberliğinin savaşı körüklediği mi, yoksa önlediği mi sorusu soruluyor.

ABD'li yetkililer, İsrail'in İran'ın füze saldırısına verdiği yanıtı desteklediklerini vurguladılar, ancak bölgesel bir yangından duydukları korkuyu da dile getirdiler. (Reuters)
ABD'li yetkililer, İsrail'in İran'ın füze saldırısına verdiği yanıtı desteklediklerini vurguladılar, ancak bölgesel bir yangından duydukları korkuyu da dile getirdiler. (Reuters)
TT

İsrail, İran'ın nükleer programını hedef almama konusunda ABD'ye ‘garanti vermiyor’

ABD'li yetkililer, İsrail'in İran'ın füze saldırısına verdiği yanıtı desteklediklerini vurguladılar, ancak bölgesel bir yangından duydukları korkuyu da dile getirdiler. (Reuters)
ABD'li yetkililer, İsrail'in İran'ın füze saldırısına verdiği yanıtı desteklediklerini vurguladılar, ancak bölgesel bir yangından duydukları korkuyu da dile getirdiler. (Reuters)

ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki yetkililer, ülkelerinin askeri yığınağının Ortadoğu'da savaşı önlemek yerine körükleyip körüklemediğini sorgularken, CNN üst düzey bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisinin İsrail'in İran'ın nükleer tesislerini hedef almayacağına dair Washington'a ‘güvence vermediğini’ söylediğini aktardı.

New York Times, Hamas'ın 7 Ekim'de İsrail'e karşı düzenlediği saldırıdan bu yana geçen 12 ay içinde çatışmanın giderek genişlediğini ve farklı derecelerde Yemen, Lübnan, Suriye, Irak ve İran'ı da içine aldığını bildirdi. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) bölgeye uçak gemileri, güdümlü füze destroyerleri, amfibi saldırı gemileri ve savaş filoları da dahil olmak üzere geniş bir silah yelpazesi gönderdi. Ayrıca bu hafta bölgede konuşlu yaklaşık 30 bin askere ‘birkaç bin’ asker daha ekleyeceğini ve hava gücünü iki katına çıkaracağını duyurdu.

Başkan Biden, takviye askeri teçhizat ve birliklerin İsrail'in kendisini savunmasına ve bölgedeki ABD güçlerini korumasına yardımcı olmayı amaçladığını açıkladı. Pentagon Sözcü Yardımcısı Sabrina Singh, Savunma Bakanlığı yönetiminin ‘bölgedeki ABD vatandaşlarını ve askerlerini korumaya, İsrail'i savunmaya ve caydırıcılık ve diplomasi yoluyla durumu sakinleştirmeye odaklandığını’ belirterek, ABD'nin artan varlığının ‘saldırganlığı caydırmayı ve daha geniş bir bölgesel savaş riskini azaltmayı’ amaçladığını vurguladı.

Savaşı genişletmek mi?

Diğer bazı Pentagon yetkilileri ise bir savaş gemisi filosu ve onlarca ABD saldırı uçağının İran ve vekil güçlerinden gelebilecek herhangi bir saldırıyı püskürtmeye yardımcı olmak için hazır beklediği göz önüne alındığında, İsrail'in Hizbullah'a karşı savaşını genişlettiğine dair endişelerini dile getirdiler.

Şarku’l Avsat’ın New York Times’tan aktardığına göre eski Pentagon yetkilisi Dana Stroul “Şu anda bölgede İranlılar müdahale ederse, İsrail'in savunmasını destekleyebilmemiz için yeterli hazırlık var. Eğer bir İsrailli askeri planlamacıysanız, tüm bunları ABD güçleri bölgeden ayrıldıktan sonra değil, bölgedeyken yapmak istersiniz” ifadelerini kullandı.

İsminin açıklanmaması kaydıyla konuşan yetkililere göre, Ortadoğu'da bir dönem görev yapmış olan ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Charles Brown, Pentagon ve Beyaz Saray toplantılarında konuyu gündeme getirerek, ABD'nin bölgedeki varlığının artmasının genel savaş ‘hazırlığı’ ve ABD ordusunun Çin ve Rusya da dahil olmak üzere çatışmalara hızlı yanıt verme yeteneği üzerindeki etkisini sorguladı. Üst düzey bir ABD askeri yetkilisi, Brown, Savunma Bakanı Lloyd Austin ve diğer yetkililerin ‘çatışmayı kontrol altına almak ve İsrail'i cesaretlendirmek arasında bir denge kurmaya çalıştıklarını’ söyledi. Bir başka yetkili ise ‘Büyük Birader’ (yani ABD) yakınlardaysa İsrail'in saldırı düzenlemesinin daha kolay olduğunu belirtti.

Zor anlaşmalar

Yetkililer, özellikle İsrail'in varoluşsal tehdit olarak gördüğü eylemlere karşı harekete geçmeden önce ABD'yi önceden bilgilendirmeyeceğini açıkça belirtmesinden sonra, Pentagon için İsraillilerle başa çıkmanın daha zor hale geldiğini vurguladılar. ABD'li yetkililer, İsraillilerle Lübnan'a ‘sınırlı bir kara harekâtı’ konusunda anlaşmış olmalarına rağmen İsrail saldırılarının geniş çaplı bir operasyona işaret ettiğini belirttiler. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'a düzenlenen suikast konusunda ABD'li mevkidaşını operasyonun gerçekleşeceği zamana kadar bilgilendirmedi.

Pentagon yetkilileri Austin'in İsraillilerin bölgedeki ABD güçlerinin İran'ın olası misillemesine karşı savunmalarını arttırabilmeleri için önceden haber vermemesine kızdığını vurguladı. Austin'in tepkisi sorulduğunda Singh, “Hazırlıksız yakalandı” cevabını verdi.

Ancak daha sonra ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı General Michael Corella, bölgedeki ABD güçlerini korumak ve İsrail'in savunmasına yardımcı olmak için ilave birlikler (2 bin ila 3 bin) talep etti.

Birbirini izleyen ABD yönetimleri ABD ordusunu Ortadoğu'dan çekmeye çalıştı, ancak Biden yönetimi kendisini bir kez daha büyüyen bir ABD askeri gücü havuzuna ev sahipliği yapmak zorunda buldu.

Garanti yok

ABD Dışişleri Bakanlığı üst düzey yetkilisi, Hamas'ın 7 Ekim'de Gazze Şeridi'ni çevreleyen İsrail yerleşimlerine yönelik saldırısının birinci yıldönümünde İsrail'in karşılık verip vermeyeceğini bilmenin ‘gerçekten zor’ olduğunu belirtti. Yetkili, İsrail'in ABD'ye İran'ın nükleer tesislerinin hedef alınmasının söz konusu olmadığına dair güvence verip vermediği sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Öyle olmasını umuyoruz… Biraz bilgelik görmeyi bekliyoruz ama bildiğiniz gibi bunun garantisi yok.”

Yetkili, İsrail'in 7 Ekim saldırılarının yıldönümünü İran'a misilleme yapmak için kullanıp kullanmayacağı sorusuna “Bunu söylemek gerçekten zor. Tahminimce herhangi bir şey olursa, o günden önce veya sonra olacaktır” cevabını verdi. ABD'nin Gazze savaşının tırmanmasını engellemek için yaklaşık bir yıldır çalıştığını vurgulayan yetkili, “Şu anda savaşın eşiğindeyiz” dedi.

ABD'li yetkililer, İsrail'in İran'ın füze saldırısına verdiği yanıtı desteklediklerini vurgulasalar da Ortadoğu'da geniş çaplı bir bölgesel çatışmadan duydukları korkuyu dile getirdiler. Diğer yandan Başkan Biden, yönetiminin İran'ın nükleer programını hedef alan İsrail'i desteklemeyeceğini açıkladı. Biden dün (Cuma) yaptığı açıklamada, “Onların yerinde olsaydım petrol sahalarını vurmaktan başka alternatifleri de değerlendirirdim” dedi. Biden ayrıca, ABD'li yetkililerin İsrailli mevkidaşlarıyla ‘günde 12 saat’ temas halinde olduklarını belirtti.



Rusya’ya çalışmaya giden Afrikalılar, Ukrayna cephesine gönderiliyor: Cehennem gibi

CNN'in irtibata geçtiği (soldan sağa) Charles Njoki, Patrick Kwoba ve Francis Ndarua, Rusya safında savaşan Afrikalılardan (CNN)
CNN'in irtibata geçtiği (soldan sağa) Charles Njoki, Patrick Kwoba ve Francis Ndarua, Rusya safında savaşan Afrikalılardan (CNN)
TT

Rusya’ya çalışmaya giden Afrikalılar, Ukrayna cephesine gönderiliyor: Cehennem gibi

CNN'in irtibata geçtiği (soldan sağa) Charles Njoki, Patrick Kwoba ve Francis Ndarua, Rusya safında savaşan Afrikalılardan (CNN)
CNN'in irtibata geçtiği (soldan sağa) Charles Njoki, Patrick Kwoba ve Francis Ndarua, Rusya safında savaşan Afrikalılardan (CNN)

Rusya'ya çeşitli iş fırsatları için giden Afrikalılar, kendilerini Ukrayna cephesinde buluyor. 

CNN'in irtibata geçtiği Afrikalılar, kendilerine şoförlük veya güvenlik görevliliği gibi işler teklif edildiğini, yüksek maaş vaatleri sunulduğunu söylüyor. 

Ancak Rusya'ya vardıklarında askeri sözleşme imzalamaya zorlandıklarını, yeterli eğitim almadan cepheye gönderildiklerini öne sürüyorlar. Kenya, Gana, Nijerya ve Uganda gibi ülkelerden Rusya'ya giden kişilerden bazıları pasaportlarına el konduğunu, ülkeden ayrılamadıklarını iddia ediyor.

Amerikan medya kuruluşunun görüştüğü Afrikalıların neredeyse tamamı ülkelerine dönmek istediğini söylüyor. Irkçılık, psikolojik baskı ve ağır kayıplara dikkat çeken bu kişiler, cephede Afrikalıların daha riskli görevlere gönderildiğini öne sürüyor.

Haberde, sosyal medyaya servis edilen videolarda Afrikalı askerlerin Rus ordusundaki deneyimlerinden olumlu şekilde bahsettiği de belirtiliyor. Bu videolarla genellikle genç Afrikalı erkeklerin hedef alındığı yazılıyor. 

Kenyalı Patrick Kwoba da sosyal medya paylaşımlarından etkilenerek Rus ordusuna başvuru yapmış. Orduda güvenlik görevlisi olup çatışmaya gönderilmeyeceğini düşündüğünü belirten Kwoba, Ukrayna cephesinde geçirdiği 4 ayı "cehennem" diye niteliyor. 

Bir saldırıda yaralanıp izin aldığı sırada Kenya'nın Moskova Büyükelçiliği'ne ulaşarak ülkesine dönebildiğini söyleyen Kwoba, Rus ordusuyla sözleşmesini bitirenlerin bile serbest bırakılmadığını iddia ederek şunları söylüyor:  

Rus ordusuna adım attın mı ya kaçarsın ya ölürsün. Rusya'ya gidip sağ salim geri dönmek imkansız. Sözleşmesini tamamlayanları bile kalmaya zorluyorlar.

Ukrayna'nın Kenya Büyükelçisi Yuriy Tokar ise Rus ordusunda savaşan yabancıların Ukrayna açısında düşman kabul edildiğini vurgulayarak, Afrika ülkelerine bu insan akışını durdurma çağrısı yaptı.

Ukrayna istihbaratının değerlendirmesine göre, 2022'de patlak veren savaşın başından bu yana 36 Afrika ülkesinden 1400'den fazla kişi Rus ordusuna alındı. 

Rusya Savunma Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı, CNN'in iddialara ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Independent Türkçe, CNN, BBC


Refah sınır kapısından sadece 5 Filistinli hasta geçti

Salı günü Han Yunus'ta Filistinli hastaları tıbbi tedavi için Gazze Şeridi'nden ayrılmak üzere Refah sınır kapısına taşıyan ambulanslar ve otobüse BM'ye ait bir araç eşlik etti (AP)
Salı günü Han Yunus'ta Filistinli hastaları tıbbi tedavi için Gazze Şeridi'nden ayrılmak üzere Refah sınır kapısına taşıyan ambulanslar ve otobüse BM'ye ait bir araç eşlik etti (AP)
TT

Refah sınır kapısından sadece 5 Filistinli hasta geçti

Salı günü Han Yunus'ta Filistinli hastaları tıbbi tedavi için Gazze Şeridi'nden ayrılmak üzere Refah sınır kapısına taşıyan ambulanslar ve otobüse BM'ye ait bir araç eşlik etti (AP)
Salı günü Han Yunus'ta Filistinli hastaları tıbbi tedavi için Gazze Şeridi'nden ayrılmak üzere Refah sınır kapısına taşıyan ambulanslar ve otobüse BM'ye ait bir araç eşlik etti (AP)

İsrail'in pazartesi günü yeniden açtığı Refah Sınır Kapısı'ndan sadece kritik durumdaki 5 Filistinlinin tedavi için geçişine izin verildi.

Haberler, İsrail'in her gün iki akrabasıyla birlikte 50 hastanın bölgeden çıkmasına izin vereceğini öne sürüyordu ancak şimdiye kadar sadece küçük bir kısmının geçişine izin verildiği anlaşılıyor.

Yeniden açılış, geçen yıl ABD arabuluculuğuyla İsrail'le Hamas arasında sağlanan ateşkes anlaşmasının ikinci bölümünün uygulanmasında önemli bir adım olarak değerlendirilmişti.

Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) göre 18 binden fazla yaralı ve hasta tıbbi yardım bekliyor, Gazze Sağlık Bakanlığı ise bu sayının 20 binin üzerinde olduğunu tahmin ediyor. UNICEF, bunların 3 binden fazlasının çocuk olduğunu açıkladı.

Filistinli ve Mısırlı kaynaklara göre Gazze'ye dönmeyi beklediği söylenen binlerce kişiden yaklaşık 12'sine geri dönüş izni verilirken, 38'i güvenlik kontrollerinden geçemedi ve sınırın Mısır tarafında gecelemek zorunda kaldı.

DSÖ Sözcüsü Christian Lindmeier salı günü, "2 Şubat'ta DSÖ ve ortakları, 5 hasta ve 7 refakatçinin Refah sınır kapısı üzerinden Mısır'a tıbbi tahliyesini destekledi" dedi.

2025'teki ateşkes sırasında yapılan sınırlı sayıda tahliyeye atıfta bulunan Lindmeier, "Bu, 2025'ten bu yana bu güzergah üzerinden yapılan ilk tıbbi tahliye oldu" dedi.

vghy
Han Yunus'taki Filistinli hastalar, Refah sınır kapısına giden otobüste (AP)

Lindmeier, birçok hastanın tahliye beklerken öldüğünü de sözlerine ekledi.

"Hastaların aslında tahliye beklerken öldüğünü biliyoruz ve bu, sınırın sadece birkaç kilometre ötesinde yardımın mevcut olduğunu bilirken korkunç bir şey" dedi.

Refah, bombardımanın en yoğun olduğu dönemde, insani yardımın kısıtlanması ve binlerce gıda ve tıbbi yardım kamyonunun girişine izin verilmemesi nedeniyle son derece siyasi hale gelmişti.

Birleşmiş Milletler, İsrail'i Filistinlilerin hareket özgürlüğüne ve uluslararası hukuka uygun olarak insani yardımın girişine izin vermeye çağırıyor.

ergty
Gazze'ye geri dönen yaklaşık bir düzine Filistinliden biri olan Najat Rubaie (orta sağda), çocukların annesiyle birlikte Gazze'ye döndükten sonra torunlarından birini kucaklıyor (AP)

BM sözcüsü Stephane Dujarric pazartesi günü, "İnsani yardım ve özel kargoların girişini görmek istiyoruz" dedi.

Ve insanların Refah sınır kapısından geçişi açısından, elbette Filistinlilerin uluslararası hukuka uygun olarak istedikleri gibi girip çıkabilmeleri gerekiyor.

Save the Children, "Refah ve tüm sınır geçiş noktalarının derhal ve acilen açılmasını ve insani yardımın güvenli ve kısıtlamasız geçişinin sağlanmasını" talep etti.

Pazar günü bir İsrail savunma yetkilisi, sınır geçiş noktasının her iki yönde toplamda 150-200 kişiyi taşıyabileceğini söyledi.

Yetkili, hastaların refakatçileriyle birlikte ayrılması nedeniyle gidenlerin geri dönenlerden daha fazla olacağını da ekledi.

Independent Türkçe


Trump, anket sonuçlarıyla övünse de istatistikler tersini söylüyor

ABD Başkanı Donald Trump, onay oranı düşüşte olmasına rağmen, anket sonuçlarının "şimdiye kadar aldığı en yüksek oran" olduğunu övünerek dile getirdi (Annabelle Gordon/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, onay oranı düşüşte olmasına rağmen, anket sonuçlarının "şimdiye kadar aldığı en yüksek oran" olduğunu övünerek dile getirdi (Annabelle Gordon/AFP)
TT

Trump, anket sonuçlarıyla övünse de istatistikler tersini söylüyor

ABD Başkanı Donald Trump, onay oranı düşüşte olmasına rağmen, anket sonuçlarının "şimdiye kadar aldığı en yüksek oran" olduğunu övünerek dile getirdi (Annabelle Gordon/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, onay oranı düşüşte olmasına rağmen, anket sonuçlarının "şimdiye kadar aldığı en yüksek oran" olduğunu övünerek dile getirdi (Annabelle Gordon/AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ikinci döneminde onay oranları düşmesine rağmen, anketlerden "şimdiye kadar aldığı en yüksek" sonuçlar çıkması hakkında övünüyor.

Pazartesi gecesi Truth Social'da Trump, "Şimdiye kadar aldığım en yüksek anket sonuçları. Belli ki halk, şimdiye kadarki en iyi ekonomiye sahip güçlü ve kudretli bir ülkeyi seviyor!" diye yazdı.

Ancak Amerikalıların çoğu aslında ekonomi yönetimi de dahil, Trump'ın yaptığı işi beğenmiyor.

The Economist/YouGov'un yeni anketi, Amerikalıların yüzde 54'ünün Trump'ın başkan olarak çıkardığı işi onaylamadığını, sadece yüzde 40'ının onayladığını buldu. Trump, partisi içindeyse hâlâ güçlü bir onay oranına sahip; Cumhuriyetçilerin yüzde 86'sı yaptığı işi destekliyor.

Ekonomi özel olarak sorulduğunda Amerikalıların yüzde 53'ü Trump'ın bu konudaki tutumunu onaylamadığını, sadece yüzde 39'u ise onayladığını söylüyor.

Ocak ayı başlarında yapılan son Associated Press-NORC anketi, Trump için daha da vahim bir onay oranı gösteriyor. Amerikalıların neredeyse yüzde 60'ı Trump'ın yaptığı işi onaylamazken, sadece yüzde 40'ı onaylıyor. AP-NORC anketine göre, Trump'ın onay oranı geçen ağustosta yüzde 45'ken, o zamandan beri çoğu ay düşüş gösterdi.

Daha da fazla Amerikalı, yüzde 62'si, Trump'ın ekonomi konusundaki tutumunu onaylamadığını söylerken, yüzde 37'si onayladığını belirtti.

Yakın zamandaki bir Reuters/Ipsos anketindeyse Trump'ın onay oranı yüzde 38'e düştü. Reuters'a göre bu anketin sonucu, Trump'ın ikinci dönemindeki en düşük onay oranıyla denk.

Trump yönetimi, özellikle geçen ay Minneapolis'te federal ajanların Renee Good ve Alex Pretti'yi öldürdüğü olaylar olmak üzere Minnesota'daki sert göçmenlik politikası nedeniyle son zamanlarda eleştirilerin hedefi oldu.

Reuters/Ipsos anketine göre, Trump'ın göçmenlik konusundaki onay oranı ikinci döneminin en düşük seviyesine geriledi; ankete katılanların yüzde 53'ü konuyu ele alış biçimini onaylamazken, sadece yüzde 39'u onayladı.

Federal verilere göre, enflasyon Aralık 2025'te yıllık bazda yüzde 2,7'de sabit kalırken, birçok Amerikalı hâlâ hayat pahalılığıyla mücadele ediyor.

ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu Tüketici Fiyat Endeksi'ne göre, geçen aralık ayında market fiyatları yüksek kaldı; kavrulmuş kahve yıllık bazda yüzde 18,7, çiğ kıymaysa yüzde 15,5 arttı. Federal hükümetin ocak ayı enflasyon rakamlarını 11 Şubat'ta açıklaması bekleniyor.

Trump, 2026 ara seçimleri öncesinde seçmenleri, yönetiminin "coşan" bir ekonomi yarattığına ikna etmeye çalıştı; bunu yakın zamanda Iowa'da yaptığı bir konuşmada da dile getirmişti. Ancak anketlere bakıldığında, Amerikalıların çoğu onun anlattıklarına inanmıyor.

Independent Türkçe