"Çarpık ve Müstehcen" Trump heykeli, yeniden ortaya çıktı

Eski ABD Başkanı ve Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayı Donald Trump'a benzeyen 13 metre uzunluğundaki çıplak heykel, Las Vegas'ın kuzeyinde Interstate 15 yakınlarında çitlerle çevrili bir alanda sergileniyor (AFP)
Eski ABD Başkanı ve Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayı Donald Trump'a benzeyen 13 metre uzunluğundaki çıplak heykel, Las Vegas'ın kuzeyinde Interstate 15 yakınlarında çitlerle çevrili bir alanda sergileniyor (AFP)
TT

"Çarpık ve Müstehcen" Trump heykeli, yeniden ortaya çıktı

Eski ABD Başkanı ve Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayı Donald Trump'a benzeyen 13 metre uzunluğundaki çıplak heykel, Las Vegas'ın kuzeyinde Interstate 15 yakınlarında çitlerle çevrili bir alanda sergileniyor (AFP)
Eski ABD Başkanı ve Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayı Donald Trump'a benzeyen 13 metre uzunluğundaki çıplak heykel, Las Vegas'ın kuzeyinde Interstate 15 yakınlarında çitlerle çevrili bir alanda sergileniyor (AFP)

Donald Trump'ın 13 metrelik çıplak heykelinin, geçen hafta Las Vegas yakınlarındaki bir otoyoldan kaybolduktan sonra Arizona'daki bir marihuana dispanserinin arkasında yeniden ortaya çıktığı bildirildi.

Heykel özel mülk üzerinde. Arazinin ana sahibi Tom Yarak, Axios'a bu eylemi siyasi bir duruş sergilemek için değil, ticari bir anlaşma çerçevesinde kabul ettiğini söyledi.

Yarak, basın kuruluşuna "Ben İsviçre gibiyim dostum" dedi.

"Çarpık ve Müstehcen" diye adlandırılan 2,7 tonluk heykel, ilk kez eylül sonlarında Interstate 15'in üzerinde yükselirken görüntülenmişti. 

Özel mülkte sergilenmesine rağmen yerel yetkililer eserin kaldırılmasını istemişti.
 

scdv
Eski ABD Başkanı ve Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayı Donald Trump'a benzeyen 13 metre uzunluğundaki çıplak heykel, Las Vegas'ın kuzeyinde Interstate 15 yakınlarında çitlerle çevrili bir alanda sergileniyor (AFP)

Cumhuriyetçi Parti'nin Nevada'daki kolu, bu eylemi kınayarak "içler acısı" diye nitelemiş ve "anlamlı bir diyalogdansa şoka uğratma" amacıyla tasarlandığını söylemişti.

Parti, yaptığı açıklamada "Başkan Trump ve Cumhuriyetçiler enflasyonu düşürmek, sınırlarımızı güvence altına almak, iş imkanları yaratmak ve tüm Amerikalılar için daha parlak bir gelecek sağlamak gibi önemli sonuçlar elde etmekle ilgileniyor" demişti.

Öte yandan Demokratlar, özellikle de Kamala Harris, anlamdan ziyade şok unsuruna öncelik veriyor. Başkan Trump, bu yarışta Nevada'daki meslek sahibi erkek ve kadınların haklarını savunan tek aday.

Bu kukla girişiminde rol alanlar, halihazırda isimlerini saklı tutsa da The Wrap'e eserin "şeffaflık, kırılganlık ve siyasi figürlerin kamusal kişilikleri üzerine cesur bir ifade" olmayı, "siyasette şeffaflığa veya şeffaflık eksikliğine dair tartışmalara ilham vermeyi, görenleri siyasi etki üzerine eleştirel bir şekilde düşünmeye teşvik etmeyi" amaçladığını anlatmıştı.

Clark County'nin Las Vegas'ın dışına yerleştirilen Donald Trump heykeline ilişkin açıklaması.
"Sosyal medyada paylaşılan bilgiler doğru değil. Clark County, Trump'ın heykeline izin vermedi ve heykel özel mülkte sergilendi. Varlığından haberdar olduktan sonra Komisyon Üyesi Kirkpatrick, mülk sahibiyle iletişime geçti ve heykelin kaldırılmasını istedi. Bundan kısa süre sonra heykel kaldırıldı."

Serginin organizatörleri, Çarpık ve Müstehcen'i ülkenin farklı yerlerine turneye çıkarmayı planladıklarını da söylemişti.

Hem Nevada hem Arizona, 2024 seçimleri için önemli salıncak eyaletler olarak görülüyor.

The Independent'ın anket takibine göre Kamala Harris, Donald Trump'ın yaklaşık yüzde 3 puan önünde.

Bu üstünlük, salıncak eyaletlere de yansıyor ve Harris, Arizona'da 3 puanla, Nevada'da 7 puanla Trump'ın önünde yer alıyor.
Independent Türkçe



İkinci sonbahar merceğinde iki projenin çatışması ve 4 konu

Güney Lübnan'daki Zibkin köyünü hedef alan İsrail hava saldırısının vurduğu yerden dumanlar yükseliyor, 4 Ekim 2024 (AFP)
Güney Lübnan'daki Zibkin köyünü hedef alan İsrail hava saldırısının vurduğu yerden dumanlar yükseliyor, 4 Ekim 2024 (AFP)
TT

İkinci sonbahar merceğinde iki projenin çatışması ve 4 konu

Güney Lübnan'daki Zibkin köyünü hedef alan İsrail hava saldırısının vurduğu yerden dumanlar yükseliyor, 4 Ekim 2024 (AFP)
Güney Lübnan'daki Zibkin köyünü hedef alan İsrail hava saldırısının vurduğu yerden dumanlar yükseliyor, 4 Ekim 2024 (AFP)

Refik Huri

Gazze savaşının ve Lübnan'daki destek savaşının ikinci sonbaharının arifesinde, çatışma aynı olmasına rağmen parametreler önemli ölçüde değişti. Hizbullah'ın Aksa Tufanı operasyonunun ertesi günü başlattığı Hamas hareketine destek savaşı, bölgesel düzeyde Gazze savaşından daha büyük ve daha tehlikeli bir hal aldı.

Netanyahu hükümetinin Hizbullah’a karşı yürüttüğü güvenlik ve askeri savaşta açıkladığı hedefler, yerinden edilmiş İsrailli yerleşimcilerin Celile'deki yerleşim yerlerine geri dönmelerini sağlamanın ötesine geçerek, Hizbullah’ın gücünü hedef alma, siyasi ve askeri düzeydeki üst düzey liderlerine suikast düzenleme hedefine geçiş yaptı. Bu, Gazze savaşının açıklanmış “Hamas'ı ortadan kaldırma” hedefinin tekrarıdır. Ama her iki durumda da açıklanan hedefler gerçekçi ve gerçekleşmesi mümkün görünmüyor. Mümkün olan büyük yıkımlara yol açmak ve stratejik zafere dönüştürülmesi zor taktiksel kazançlar kaydetmektir.

Ancak esas çatışma savaş sonrası aşama içindir. Filistin, Irak, Lübnan ve Yemen'de Arap meşruiyetleri dışındaki arenalar birliği, onun davası adına olsa da Filistin'den daha büyük bir oyunda jeopolitik ve stratejik bir hareketten ibarettir. Keza Ortadoğu meselelerinin çözümünü Gazze Savaşı’nın ve şimdi de Üçüncü Lübnan Savaşı’nın sonucuna bağlamak, bölgeyi iki hususu kabul etmeye zorlama girişiminden başka bir şey değildir. Birincisi, Arap rolünü ortadan kaldırmaya yönelik bölgesel çabadır. İkincisi, Rusya, Çin ve Avrupa'nın sınırlı rolüyle birlikte Amerikan şemsiyesi altında iki proje, büyük İsrail projesi ile büyük İran projesi arasındaki çatışmaya odaklanmaktır.

İlk proje Filistin'i ortadan kaldırmayı ve halkını dağıtmayı hedefliyor, ikinci proje ise  geniş bölgesel hedeflerini gerçekleştirmeye ve uluslararası denklemlerdeki rolünü elde etmeye giden yolda Filistin bayrağını taşıyor. Hamas hareketi açısından, İsrail'i şiddetli ve derinden sarsan Aksa Tufanı operasyonu, denizden nehre Filistin’i kurtarma yolunda bir ilk adımdı. Tahran açısından ise bu, ABD'nin Ortadoğu'da desteklediği ve koruduğu statükoyu sarsacak ve iki kapı açacak bir hareketti. Birincisi, Büyük Şeytan ile vekiller aracılığıyla dolaylı çatışmaya girme kapısı, ikincisi de onunla, dört Arap başkentinde genişleyen nüfuzunu pekiştirecek bölgesel bir anlaşma müzakere etme kapısı. Netanyahu hükümetinin Gazze savaşı ile başlattığı şey, Aksa Tufanının ardından Hamas hareketini zorunlu olarak bitirmeye yönelik bir savaştı. Zorunlu olarak dedik çünkü Filistin bölünmesinin devam etmesi ve İsrail ile Hamas'ın her biri Filistin'in tamamını istediği için reddettikleri iki devletli çözümün önlenmesi için bir poliçe olarak İsrail Hamas’a bahis oynuyordu. Netanyahu'nun Aksa Tufanı’ndan önce bakanlarına “içinizden kim Filistin devletinin kurulmasına karşıysa Hamas'ı Gazze'de tutsun” dediği bir sır değil.

İsrail vahşeti ortasında Gazze Savaşı'nın, Lübnan Savaşı'nın ve diğer destek savaşlarının nasıl sonuçlanacağını kimse bilmiyor. Ancak savaşların bazı sorgulamaların ve bir tür belirsizliğin konusu olan dört konuda ortaya çıkardıklarını herkes somut olarak görüyor. Birinci konu, Hamas'ın 2006'daki askeri darbeyle Filistin Ulusal Otoritesi'nden ayrılmasının, sadece Fetih hareketi ile yaşanan iktidar anlaşmazlığından ibaret olmadığının ortaya çıkmasıdır. Darbe sonucunda Gazze’de iktidar İsmail Heniyye liderliğindeki hükümete devredildi. Ayrılmanın nedeni iktidar çekişmesi kadar, Gazze'de  topraklarına hakim olmak için bir üs hazırlamak ve Filistin'i özgürleştirmeye çalışacak bir güç oluşturmak için altında tüneller kazımaktı.

İkincisi, kurucusu David Ben-Gurion'dan bu yana askeri doktrini, uzun bir savaşın sonuçlarına katlanamayacağı için savaşı kendi lehine sonuçlandıracak hızlı ve yıldırım savaşlarına odaklanan İsrail'in, uzun savaşlara hazırlıklı hale gelmesidir. İsrail artık Gazze'de, Lübnan cephesinde ve Yemen'de Husilere karşı bir yıpratma savaşını sürdürebilir, ardından da yıkıcı bir yıldırım savaşı aşamasına geçiş yapabilir hale geldi. Aynı zamanda Filistin devletinin kurulmasını engellemek ve Ortadoğu'da istikrar için “iki devletli çözüm”ü bir gereksinim olarak gören Amerikan yönetimine karşı çıkmak için önemli şeyleri kaybetmeye de hazır gibi görünüyor. Tarihçi Tom Segev, Ben-Gurion'un yoldaşlarına şöyle dediğini aktarıyor: Araplar birçok yenilgiye katlanabilir, ancak İsrail için tek bir yenilgi onun sonu demektir.

Üçüncü konu, General Şaron'un İsrail'in ABD'nin bölgedeki çıkarlarını düşük maliyetle koruyan “sabit bir uçak gemisi” olduğu yönündeki açıklamasını kabul eden ABD’nin, kendisini İsrail'i korumak için etkili bir Amerikan deniz, kara ve hava kuvvetini harekete geçirmek zorunda kaldığı bir durumda bulmasıdır.

Dördüncüsü, İran'ın bölgesel projesine yönelik çalışma stratejisinde kartları çift taraflı oynamasıdır. Bir tarafta İsrail ve ABD'ye düşmanca sloganları, hatta “ABD ve İsrail'e ölüm” sloganını benimsiyor. Gazze'de Hamas ve İslami Cihat’ın yanı sıra Yemen, Irak, Suriye ve Lübnan'daki mezhepçi ideolojik grupları silahlandırıyor, finanse ediyor ve destekliyor. Diğer tarafta ABD ile sadece nükleer programını değil, Gazze, Sana, Bağdat, Şam ve Beyrut üzerinden bölgesel meseleleri de müzakere ediyor.

Silahlı örgütler Tahran'ın ve onun İsrail, ABD ve tüm Batı'ya karşı bölgesel projesinin ilk savunma hattını oluşturuyorlar. Aynı zamanda, İslam Cumhuriyeti'nin tehlikede olmaları durumunda onlarla savaşacağı temelinde, İsrail ile yıpratma savaşlarına ve ülkelerindeki egemen rejimlerle siyasi çatışmalara girişiyorlar. Şimdi tehlikede olduklarında ise Tahran, örgütlerin kendilerini savunabilecek durumda olduklarını söylüyor ve ABD ile bir çatışmaya girme korkusuyla doğrudan müdahale etmekten kaçınıyor. Yakın zamanda İsrail'i 200 füzeyle vurması bile tek seferlik bir yanıttı ve savaşa katılmak değildi.

Gazze ve Lübnan'daki sahne derinlemesine bir gözden geçirmeyi gerektiriyor. Filistin devleti, Filistin Ulusal Otoritesi’nin rüyası, Arapların, Batının, Rusların ve Çinlilerin talebi, İsrail, Hamas ve İran'ın ise kabusudur. Lübnan'da rehin alınmış devletin kurtulması bir umuttur ve Aristo’nun dediği gibi umut uyanık insanın rüyasıdır.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.