İki İranlı yetkili: İsrail'in Beyrut'taki saldırıları sonrasında Kaani ile iletişim kesildihttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5068520-i%CC%87ki-i%CC%87ranl%C4%B1-yetkili-i%CC%87srailin-beyruttaki-sald%C4%B1r%C4%B1lar%C4%B1-sonras%C4%B1nda-kaani-ile-ileti%C5%9Fim
İki İranlı yetkili: İsrail'in Beyrut'taki saldırıları sonrasında Kaani ile iletişim kesildi
İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Arşiv- Reuters)
İki üst düzey İranlı güvenlik yetkilisi Reuters'e verdiği demeçte, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın geçen ay İsrail hava saldırısında öldürülmesinin ardından Lübnan'a giden İran Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile temaslarının, geçen hafta Beyrut'a düzenlenen saldırılardan bu yana kesildiğini belirtti.
Bir yetkili, perşembe günü Nasrallah'ın potansiyel halefi Haşim Safieddin'i hedef alan saldırı gerçekleştiğinde Kaani'nin Beyrut'un güney banliyölerinde olduğunu ancak Kaani'nin Safieddin ile görüşmediğini açıkladı. Yetkili, İran ve Hizbullah'ın o tarihten beri Kaani ile iletişim kuramadığını söyledi.
İsrail, İran destekli Lübnan Hizbullah grubuna karşı başlattığı saldırılarda güney banliyösünde çok sayıda hedefi vuruyor.
Şarku’l Avsat’ın Reuters'ten aktardığı habere göre ikinci yetkili, Kaani'nin Nasrallah'ın öldürülmesinin ardından Lübnan'a gittiğini, Safieddin'i hedef aldığı söylenen saldırıdan sonra İranlı yetkililerin kendisiyle iletişimini kaybettiğini belirtti. Hizbullah henüz Safieddin'in akıbeti hakkında yorum yapmadı.
İran Devrim Muhafızları'nın denizaşırı kolu olan Kudüs Gücü, Ortadoğu'da Tahran'la müttefik olan Hizbullah gibi silahlı gruplarla ilişkileri yönetmektedir. İran Devrim Muhafızları lideri Abbas Nilfuraşan, 27 Eylül'de yer altı karargâhının İsrail füzeleri tarafından bombalanması sırasında Nasrallah ile birlikte öldürülmüştü.
İsrail Genelkurmay Başkanı: Lübnan'da hedefli kara operasyonlarımızı yoğunlaştıracağızhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5254476-i%CC%87srail-genelkurmay-ba%C5%9Fkan%C4%B1-l%C3%BCbnanda-hedefli-kara-operasyonlar%C4%B1m%C4%B1z%C4%B1-yo%C4%9Funla%C5%9Ft%C4%B1raca%C4%9F%C4%B1z
İsrail Genelkurmay Başkanı: Lübnan'da hedefli kara operasyonlarımızı yoğunlaştıracağız
İsrail Başbakanı B,nyamin Netanyahu, yanında Savunma Bakanı Israel Katz (solda) ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ile birlikte, (DPA)
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyyal Zamir, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın İsrail'in ülkesindeki altyapıyı hedef almasını "egemenliğin açık bir ihlali" olarak nitelendirerek kınamasının ardından, İsrail güçlerinin Lübnan'daki Hizbullah'a yönelik hedefli kara operasyonlarını ve baskınlarını yoğunlaştıracağı uyarısında bulundu.
İsrail ordusu, Hizbullah tarafından kullanıldıkları bahanesiyle Litani Nehri üzerindeki köprüleri yıkma emrini uygulamaya başladı. Lübnan Ulusal Haber Ajansı, güneydeki çeşitli bölgelere baskınlar düzenlendiğini bildirdi.
Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Sur'un kuzeyindeki Litani Nehri üzerinde bulunan Kasımiye Köprüsü, bir hava saldırısında kısmen yıkıldı.
Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı dün, köprüye yapılan bir başka hava saldırısını bildirdi; köprü "ağır hasar gördü ve şu anda hizmet dışı." Ajans, ardı ardına gelen saldırıların elektrik hatlarına zarar verdiğini ve yakındaki kasabada elektrik kesintisine neden olduğunu belirtti.
İsrail Genelkurmay Başkanı yaptığı açıklamada, “Hizbullah terör örgütüne karşı operasyon henüz başlangıç aşamasında… Bu uzun vadeli bir operasyon ve biz buna hazırız” dedi.
Ayrıca, “Şimdi, iyi tanımlanmış bir plana göre, hedefli kara operasyonlarını ve hava saldırılarını yoğunlaştırmaya hazırlanıyoruz. Sınırdaki tehdidi ortadan kaldırana ve kuzey İsrail sakinlerinin uzun vadeli güvenliğini sağlayana kadar durmayacağız” ifadesini kullandı.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz dün sabah, "Hizbullah teröristlerinin ve silahlarının güneye doğru hareketini engellemek ve terörist faaliyetler için kullanılan Litani Nehri üzerindeki bütün köprülerin derhal imha edilmesi" talimatı verdiğini açıkladı.
Litani Nehri, İsrail sınırının 30 kilometre kuzeyinde yer almaktadır.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail baskınlarını kınayarak, altyapıyı hedef almanın "tehlikeli bir tırmanış ve Lübnan'ın egemenliğinin açık bir ihlali, Lübnan'ın uzun zamandır diplomatik kanallar aracılığıyla dahil edilmemesi konusunda uyardığı kara işgalinin başlangıcı" olduğunu belirtti ve saldırıyı "sivillere karşı toplu cezalandırma" olarak nitelendirdi.
İsrail ile Hizbullah arasındaki mevcut çatışma, grubun İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in İsrail-ABD hava saldırılarında öldürülmesine misilleme olarak İsrail'e roket fırlatmasının ardından üç hafta önce patlak verdi.
İsrail, Lübnan'ın güneyine büyük çaplı hava saldırıları ve baskınlarla karşılık verdi; Lübnan yetkililerine göre bu saldırılar sonucunda bin 29 kişi öldü ve bir milyondan fazla kişi yerinden edildi.
İsrail çarşamba günü, Hizbullah'ı askeri teçhizat taşımak için kullanmakla suçlayarak, nehir üzerindeki iki köprüyü bombaladığını duyurdu.
Dün ise Lübnan'dan ateşlenen bir roketle kuzey İsrail'de bir kişi öldü. Bu, iki taraf arasındaki çatışmanın başlamasından bu yana Lübnan'dan fırlatılan füzenin İsrail'de can kaybına yol açtığı ilk olay oldu.
Evlerin yıkımının hızlandırılması
Katz açıklamasında, ordunun “İsrail kasabalarına yönelik tehditleri ortadan kaldırmak amacıyla sınıra bitişik köylerdeki Lübnan evlerinin yıkımını hızlandırma” talimatı aldığını söyledi.
Ulusal Haber Ajansı'na göre İsrail ordusu Lübnan'ın güneyinde, İsrail sınırına yakın Taybe kasabasında "birkaç evi havaya uçurdu."
İsrail yardım kuruluşu ZAKA, dün Lübnan'dan ateşlenen füzenin bir araca isabet etmesi sonucu bir kişinin öldüğünü doğruladı. İtfaiyeciler, doğrudan isabet alan iki araçtan alevlerin yükseldiğini bildirdi.
Magen David Adom ambulans servisinden sağlık görevlileri, olay yerine geldiklerinde iki aracın yandığını ve bunlardan birinin sürücüsünün ölü bulunduğunu belirtti.
Hizbullah ise sınır noktalarındaki İsrail asker yoğunlaşmalarını hedef alan bir dizi operasyonun parçası olarak, Misgav Am'da İsrailli düşman askerlerinin toplandığı bir yere roket saldırısı düzenlediğini açıkladı.
Parti ayrıca, Ulusal Haber Ajansı'nın topçu bombardımanı ve makineli tüfek sesleri duyduğunu bildirdiği Naqoura da dahil olmak üzere, Lübnan sınır kasabalarındaki İsrail askerlerinin toplandığı yerleri hedef aldığını art arda yaptığı açıklamalarda doğruladı.
Bu arada, Ulusal Haber Ajansı'na göre, İsrail hava saldırıları Lübnan'ın güneyindeki Hıam ve Nakura dahil olmak üzere birçok kasabaya ve ayrıca Bekaa Vadisi'ne (doğu) yönelik saldırılara devam etti.
Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre, güneydeki Bint Cibeyl ve Marjeyoun bölgelerine düzenlenen iki İsrail hava saldırısında 4 kişi öldü ve 7 kişi yaralandı.
İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada, cumartesi günü Mecdel Silm köyüne düzenlenen hava saldırısında partinin seçkin birliği Rıdvan Gücü'nün komutanı Ebu Halil Burci'yi öldürdüğünü bildirdi.
Hizbullah dün, sınır kasabaları Hıyam ve Nakura'da İsrail güçleriyle hafif ve orta silahlar ve roket güdümlü el bombaları kullanarak doğrudan çatışmalara girdiğini duyurdu.
Ayrıca, İsrail'in kuzeyindeki Ma'alot-Tarshiha'da İsrail askeri mevzilerine düzenlenen roket saldırılarının sorumluluğunu da üstlendi; devlet radyosu bu saldırılarda üç kişinin yaralandığını bildirdi.
İsrail ordusuna göre, sınırda 2 İsrail askeri öldürüldü.
İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki geniş bölgelerin sakinlerine kasabalarını boşaltmaları ve İsrail sınırının yaklaşık 40 kilometre kuzeyinde bulunan Zahrani Nehri'nin kuzeyine taşınmaları yönünde defalarca uyarıda bulundu.
Moskova, savaşın dördüncü haftasında "daha da kötü bir bozulma" bekliyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5254473-moskova-sava%C5%9F%C4%B1n-d%C3%B6rd%C3%BCnc%C3%BC-haftas%C4%B1nda-daha-da-k%C3%B6t%C3%BC-bir-bozulma-bekliyor
Moskova, savaşın dördüncü haftasında "daha da kötü bir bozulma" bekliyor
Rusya Devlet Başkanı, 23 Şubat'ta Moskova'da düzenlenen "Vatan Savunucuları" günü etkinliklerine katılımı sırasında (AP)
İran savaşının dördüncü haftasında Kremlin'in bakış açısı son derece karamsar görünüyordu. Moskova'nın çatışmanın gidişatını etkileme şansının ve bunun kilit ortaklarından biri üzerindeki potansiyel sonuçlarının azaldığına dair artan inançla birlikte, Kremlin'in seçenekleri, devam eden çatışmaya daha fazla karışmaktan kaçınmak ve yakın çevredeki etkilerini izlemekle sınırlı görünüyordu.
Rusya Devlet Başkanlığı Sözcüsü Dmitry Peskov, "Ortadoğu'daki durumun nasıl gelişeceğini aklı başında hiç kimse tahmin edemez, ancak işlerin kötüye gittiği açık" değerlendirmesinde bulundu.
Karamsar beklentilere rağmen, Moskova hâlâ Tahran'ın şu ana kadar çok güçlü ilk darbeyi savuşturmayı başardığına ve savaşı, Washington ve Tel Aviv kamplarındaki olası iç gelişmelere güvenerek, saldırganların enerjilerini tüketen bir çatışmaya dönüştürdüğüne inanıyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, savaşı sona erdirmek için hızlı bir arabuluculuk önererek, müzakere pozisyonunu güçlendirmeye çalışmıştı. Ancak bu teklif, İran'ın yeteneklerini zayıflatmak için askeri seçenekte ısrar eden Tel Aviv'de veya Washington'da pek ilgi görmedi.
Ortadoğu’da ABD ve İsrail ile İran arasında eşi benzeri görülmemiş bir savaşın yaşandığı dönemde, Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olmak üzere dört Körfez ülkesi, yıllardır sivil ve ticari faaliyetler kisvesi altında ‘uyuyan’ ve savaş sırasında harekete geçen İran’daki Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile Lübnan'daki Hizbullah’a bağlı hücreleri çökerttiklerini duyurdu.
DMO ve Hizbullah'a bağlı uyuyan hücrelerle ilgili bu gelişmeler yeni değil, aksine bunlar uzun zamandır süregelen bir durum ve bu durum, 1980’li yılların ortalarından önce başladı. O dönemde, 1983 yılında Kuveyt'te bazı militanlar bombalı saldırılar düzenledi. Ardından saldırılar arka arkaya devam etti; bunların arasında 1988'de Kuveyt Havayolları'na ait bir uçağın kaçırılması da vardı. Bu olay medyada ‘el-Cebariye Uçağının Kaçırılması Vakası’ olarak biliniyordu. Bundan yıllar sonra Suudi Arabistan'nın el-Huber şehrinde bir patlama meydana geldi ve Lübnan'daki Hizbullah'ın desteğiyle yapılan captagon kaçakçılığı ve kara para aklama ağları ortaya çıktı.
İran'da Ayetullah Ali Hamaney suikastının ardından ortaya çıkan liderlik boşluğu, DMO ve Hizbullah’a bağlı uyuyan hücrelerin çeşitli yerlerde faaliyete geçmesine yol açarken, Tahran'ın Körfez ülkelerine yüzlerce balistik füze ve insansız hava aracı (İHA) ile düzenlediği saldırılar sırasında Körfez ülkelerinin savunma çabalarını baltalamak amacıyla harekete geçtiler. Bahreyn'deki güvenlik güçleri, dışarıdan gelen saldırılarla eş zamanlı olarak, içerideki uyuyan hücrelerin hareketliliğini tespit etti.
Katar'da terörist hücrelerin yakalandığına dair açıklamalar yapılmaya başladı. Doha, 4 Mart'ta DMO ile bağlantılı iki hücrenin ortaya çıkarıldığını ve 10 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Ardından Bahreyn'de yetkililer, 11 Mart'ta 4 kişilik bir hücreyi yakalarken, beşinci kişi kaçmayı başardı. Bu hücrenin üyeleri, casusluk faaliyetlerinde bulunurken, stratejik öneme sahip yerlerin fotoğraflarını çekiyordu.
Kuveyt’te düzenlenen 45. Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) toplantısından bir kare, 1 Aralık 2024 (AFP)
Kuveyt'te ise yetkililer, silah, insansız hava aracı, mühimmat ve telsiz cihazlarına sahip olan ve Hizbullah'a bağlı Lübnanlı ve Kuveytli 26 kişiyi gözaltına aldı. BAE’de yetkililer 19 Mart'ta, en az beş kişiden oluşan ve üyeleri Lübnan'daki Hizbullah'a mensup bir kara para aklama ve terörün finansmanı şebekesini çökerttiğini duyurdu.
Dengeli ilişkilerin ardından çıkan çatışma
Doha'nın on yıllardır Tahran ile sürdürmeye çalıştığı dengeli diplomatik ilişkilere rağmen, mevcut bölgesel gerginliğin boyutu İran'ı Katar topraklarındaki hücrelerini harekete geçirmeye itti. Katarlı güvenlik güçleri, DMO'ya bağlı iki hücrenin çökertildiğini ve 10 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Ayrıca İran’ın Doha'daki Büyükelçiliği'nden güvenlik ve askeri ataşelerin sınır dışı edilmesini talep etti. Analistlere göre bu gelişmeler, yıllardır iki ülke arasındaki ilişkileri belirleyen istisnai dönemin sona erdiğini ve Doha'nın da hedef tahtasına oturmasının ardından Katar'ın İran'ın sızmalarına karşı doğrudan çatışmaya dayalı farklı bir aşamaya girdiğini gösteriyor.
Manama ise ‘DMO ile iş birliği yapmak suçlamasıyla’ biri kadın dört kişiyi gözaltına aldı. Bu hücrenin görevi, yüksek çözünürlüklü görüntüleme ekipmanları kullanarak hayati öneme sahip ve askeri konumların fotoğraflarını çekmek ve kesin koordinatlarını belirleyerek bunları şifreli programlar aracılığıyla göndermekti. Bu grup, Bahreyn'in maruz kaldığı füze saldırılarıyla bağlantılı olarak faaliyet gösteriyordu. Hava savunma sistemleri onlarca füzeyi ve İHA’yı önledi. Soruşturmalar, hücrenin İran füzelerinin rotalarını düzeltmek ve özellikle Muharrak ilindeki yakıt tankerleri ve petrol tesisleri gibi hedefleri vurmasını sağlamak için bir ‘keşif birimi’ olarak çalıştığını ortaya koyuyor.
Bu gelişmeler, yıllardır Doha ile Tahran arasındaki ilişkileri belirleyen istisnai dönemin sona erdiğini işaret ediyor. Katar, İran’ın nüfuzuna karşı doğrudan çatışmaya dayalı farklı bir aşamaya giriyor.
Kuveyt ise İran'ın vekilleriyle, özellikle de Lübnan'daki Hizbullah üyeleriyle yaşanan güvenlik çatışmalarına dair geçmişi nedeniyle en hassas bölge olarak öne çıkıyor. Yakalanan hücreler diğer hücreler gibi faaliyet gösteriyor, ancak aynı zamanda ‘Soğuk Savaş’ döneminde kullanılan eski yöntemlere başvuruyor. Yetkililer, Mors alfabesiyle çalışan iletişim cihazlarına el koydu. Bunlar, sahiplerinin sandığı gibi elektronik olarak izlenmesi zor, yüz yıllık bir şifreli iletişim aracıydı ve Hizbullah'ın Lübnan'da yetkilileri ile üyeleri arasında iletişim kurmak için kullandığı ‘pager’ cihazlarına büyük ölçüde benziyor. Bu tekniğin kullanıldığının ortaya çıkması, binlerce kişinin bombalamada hayatını kaybetmesine yol açtı. Ayrıca Kuveyt hükümeti, baskınlarda kameralı insansız hava araçları, ayrıntılı haritalar ve suikastlara yönelik silahlar ele geçirdi.
BAE’de ise Devlet Güvenlik Teşkilatı, ticaret kisvesi altında faaliyet gösteren ve ‘terörist’ olarak nitelendirdiği bir şebekenin çökertildiğini duyurdu. Yetkililer, çökertilen şebekenin doğrudan bombalama veya terör eylemleri gerçekleştirmeyi amaçlamadığını, aksine ekonomiye sızarak İran ve Hizbullah'ın yurtdışı faaliyetlerini finanse etmek için para aklama faaliyetlerinde bulunduğunu açıkladı. Açıklamalara göre bu faaliyetler arasında, dünya pazarlarından modern ekipman satın almak, özellikle de insansız hava araçları için yedek parça gibi askeri amaçlarla da kullanılabilecek sivil teknolojiler yer alıyor. Şebekenin bazı yönleriyle ketamin ticareti ve kripto para birimleriyle bağlantılı olan yasadışı gelirleri aklamak için finansal altyapıyı kullandığını belirten yetkililere göre bu tür faaliyetler, doğrudan çatışma yerine ülkeleri içeriden tüketerek finansal altyapılarını hedef alıyor.
Sahada faaliyet gösteren birimler
DMO ve ona bağlı milislerin faaliyetleri hem askeri hem de istihbarat özelliklerini taşırken, finansman ve uygulama açısından organize suç şebekelerine yakın yöntemler kullanıyor. Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan aktardığı analize göre Lübnan dışında faaliyet gösterdiği iddia edilen bazı gruplar, hücreler arasında izolasyon ilkesine dayanan ve üyelerinin birbirlerini tanımadığı kapalı organizasyon yapılarıyla öne çıkıyor. Ayrıca, bu gruplar, uluslararası sınır kapılarından daha rahat geçiş yapabilmelerini sağlayan gerçek yabancı kimlik belgelerine sahip kişileri bünyesinde bulunduruyor.
‘Ölüm Birimi’ olarak bilinen yapıya gelince, bölgesel ve uluslararası soruşturmacılar tarafından siyasi suikastlarda parmağı olduğu düşünülüyor. Bu suikastların başında 2005 yılında Lübnan Başbakanı Refik Hariri'ye düzenlenen suikast geliyor. Lübnan Özel Mahkemesi, Hariri suikastından Selim Ayyaş'ı sorumlu tuttu. Ayrıca adli iddialara ve resmi soruşturmalara göre, Lübnan'daki muhaliflere yönelik suikastlar da bu birime atfedildi. Kuveyt'in ele geçirdiğini açıkladığı deliller, bu operasyonel modele uygun eğitim almış unsurların varlığına işaret ediyor.
Kaçakçılık meselesine gelince yapılan birçok güvenlik soruşturması, özellikle ketamin kaçakçılığı yapılan Ürdün, Yemen ve Suriye-Lübnan sınırı olmak üzere uyuşturucu kaçakçılığı rotalarını İHA parçaları ve patlayıcı nakliyesi için kullandığı iddia edilen şebekeleri ortaya çıkardı.
Şu anda bu gruplar, 2008 yılında Şam'da suikasta kurban giden Hizbullah lideri İmad Muğniye tarafından kurulan bir güvenlik ekolünün uzantısı çerçevesinde harekete geçti.
Şu anda bu gruplar, 2008 yılında Şam'da suikasta kurban giden Hizbullah lideri İmad Muğniye tarafından kurulan bir güvenlik okulunun uzantısı olarak harekete geçti. Bu okulun en önde gelen üyeleri ve daha sonra liderleri arasında, 2016 yılında yine Şam'da öldürülen ‘Zülfikar’ lakaplı Mustafa Bedreddin de yer alıyordu.
Bedreddin, 1983 yılında Kuveyt’te meydana gelen bombalı saldırıların arkasındaki beyin olarak kabul ediliyor. Irak-İran Savaşı sırasında Kuveyt, ABD ve Fransa büyükelçiliklerini, Kuveyt Havalimanı'nı, bir petrol tesisini ve bir konut kompleksini hedef alan bir dizi saldırıya sahne oldu. Kuveytli soruşturmalara göre savcılık Bedreddin'i, geleneksel patlayıcılara gaz ekleyerek yıkıcı gücünü iki katına çıkaran bir patlatma tekniği kullanmakla suçladı. Bu teknik, aynı yıl Beyrut Havaalanı yakınlarındaki Deniz Piyadeleri kışlasının bombalanmasında da kullanılmıştı. Bedreddin Kuveyt'te yakalandı ve idam cezasına çarptırıldı, ancak 1990'da Irak'ın Kuveyt'i işgal etmesinin ardından hapishanelerin kapılarının açılmasıyla kaçmayı başardı. Bir grup tarafından deniz yolu ve bir tekneyle İran'a kaçırıldı, oradan Beyrut'a döndü. Lübnan basınında yer alan haberlere göre, 2005 yılında Ayyaş ve diğerleriyle birlikte eski Başbakan Refik Hariri'nin suikastına karıştığı, Lübnan Özel Uluslararası Mahkemesi tarafından da teyit edildi.
Kuveyt Havayolları uçağının kaçırılması, Kuveyt'te tutuklu bulunan Bedreddin ve 17 arkadaşının serbest bırakılması için bir şantaj operasyonu olarak gerçekleştirildi. 1988 yılında 16 gün süren operasyonu İmad Muğniye yönetti. Operasyon, Kuveytli vatandaşların öldürülmesi ve cesetlerinin Kıbrıs Adası üzerinde uçaktan atılmasıyla sona erdi.
Bu acı hatıralar, 2023 yılında Kuveyt hükümetini, bazıları tarafından henüz iyileşmemiş yaraları yeniden deşmek olarak görülen ‘el-Cebariye’ dizisinin yayınlanmasını yasaklamaya itti.
BAE’nin Dubai Limanı'ndan ayrılan bir yük gemisi, 15 Mart 2026 (AP)
Bedreddin, 1983 yılında Kuveyt'te meydana gelen bombalı saldırıların planlayıcısı olarak kabul edilmektedir. Irak-İran Savaşı sırasında Kuveyt, ABD ve Fransa büyükelçiliklerini, Kuveyt Havalimanı'nı, bir petrol tesisini ve bir konut kompleksini hedef alan bir dizi saldırıya sahne oldu.
Bu tür eylemler, Kuveyt ve diğer Körfez ülkeleriyle sınırlı kalmadı, 1996 haziranında Suudi Arabistan’daki el-Huber Kulelerinde meydana gelen ve bir Suudi vatandaşı ile 19 Amerikan askerinin ölümüne yol açan bombalı saldırıyla Suudi Arabistan’a da sıçradı. ABD ve Suudi Arabistan tarafından yürütülen soruşturmalar, eylemi Ahmed İbrahim el-Mugsel’in planladığına ve Hicaz Hizbullahı'nın gerçekleştirdiğine işaret etti. Mugsel, daha sonra 2015 yılında Beyrut'ta tutuklandı. Bu saldırıyı gerçekleştirmek için Lübnan'daki Hizbullah merkezlerinde veya İran'daki DMO üslerinde eğitilmiş Suudi vatandaşları kullanıldı.
Suudi Arabistanlı yetkililer, İran'ın vekillerini 1987'de Ras Tanura petrol kompleksinde bir atölyenin yakılması ve 1988'de Cebail Sanayi Şehri'nde Sadaf Petrokimya Şirketi çalışanlarına saldırı da dahil olmak üzere başka eylemlerle de suçluyor. Soruşturmalara göre bu milislerin ayrıca, 1987 Hac sezonunda İranlı hacılar tarafından gerçekleştirilen ve yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği çatışmalarda ve izdihamlara yol açan ayaklanmalarda da parmağı var.
Katar Petrol Şirketi tarafından işletilen ve başkent Doha'nın yaklaşık 80 kilometre (50 mil) kuzeyinde yer alan, ülkenin LNG üretimi ile gazın sıvılaştırılması faaliyetlerinin merkezi olan Ras Laffan Sanayi Şehri, 6 Şubat 2017 (AFP)
Lübnan'da ise 1984 haziranında Hizbullah yanlısı göstericiler, Beyrut'un Ras bölgesinde bulunan Suudi Arabistan Büyükelçiliği binasına baskın düzenledi. Bu eylemin sorumluluğunu o dönemde Hizbullah'ın eylemleri için paravan olarak kullanılan İslami Cihad Örgütü üstlendi. Büyükelçiliğe yapılan saldırı münferit bir olay değildi. Zira bunu, 17 Ocak 1984 tarihinde er-Ruşe bölgesinde Suudi Arabistan'ın Lübnan Başkonsolosu Hüseyin Faraş'ın kaçırılması olayı izledi. Faraş, aylarca alıkonulduktan sonra, aynı yılın mayıs ayında serbest bırakıldı.
Hizbullah ve DMO, Suriye’de Beşşar Esed rejiminin çöküşüyle birlikte, ciddi finansal baskılarla karşı karşıya kaldı. Zira Batı ve Lübnan kaynaklı tahminlere göre yıllık milyarlarca dolar gelir getiren ketamin üretim ve ihracat ağı kapatılmıştı.
Hizbullah ve DMO, Suriye’de Beşşar Esed rejiminin çöküşüyle birlikte, ciddi finansal baskılara maruz kaldı. Zira Batı ve Lübnan kaynaklı tahminlere göre yıllık milyarlarca dolar gelir getiren ketamin üretim ve ihracat ağı kapatılmıştı. Güvenlik soruşturmaları, ketaminin uyuyan hücrelere nakit finansman sağlamak için bir araç olarak kullanıldığını gösteriyor. Lübnanlı yetkililer, bundan birkaç hafta önce Suudi Arabistan ile koordineli olarak, Körfez ülkelerine büyük miktarda sevkiyat yapmak üzere hazırlanan Baalbek bölgesindeki bir fabrikayı ele geçirdiklerini duyurdu.
Mali açıdan bakıldığında, ABD ve Avrupa kaynaklı soruşturmalar, Kuzey ve Güney Amerika, Afrika ve Ortadoğu’daki ağları birbirine bağlayan paralel bir finansman mekanizması olarak (Hizbullah’a bağlı hayır kurumu) Karz-ı Hasen’e işaret ediyor. Bu soruşturmalar, kaçak petrol ve ketamin gelirlerinin kripto para birimlerine dönüştürüldüğü ve daha sonra sivil paravanlar altında faaliyet gösteren emlak ve ticari şirketler aracılığıyla nakde çevrildiği iddia edilen yöntemlerden bahsediyor. Bu şirketler arasında teknik danışmanlık, yedek parça ticareti ve ikinci el araç ticareti yapan şirketler bulunuyor.
Batı kaynaklı güvenlik değerlendirmeleri, bu ağların birbirinden bağımsız olarak faaliyet göstermediğini, aksine bir bütün olarak entegre bir operasyonel yapı oluşturduğunu ve araçlarının dört on yıl boyunca bombalama ve kaçırma yöntemlerinden İHA ve siber savaş tekniklerinin kullanımına kadar uzandığını ortaya koyuyor.
* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة