Anket: İsraillilerin çoğunluğu Gazze savaşını kaybettiklerine inanıyor

Yüzde 86'sı Gazze Şeridi yakınlarında yaşamayı reddediyor ve yüzde 35'i göç etmeyi düşünüyor

 İsrailli göstericiler geçen eylül ayında rehinelerin serbest bırakılmasına yönelik bir anlaşma yapılmasını talep etti (DPA)
İsrailli göstericiler geçen eylül ayında rehinelerin serbest bırakılmasına yönelik bir anlaşma yapılmasını talep etti (DPA)
TT

Anket: İsraillilerin çoğunluğu Gazze savaşını kaybettiklerine inanıyor

 İsrailli göstericiler geçen eylül ayında rehinelerin serbest bırakılmasına yönelik bir anlaşma yapılmasını talep etti (DPA)
İsrailli göstericiler geçen eylül ayında rehinelerin serbest bırakılmasına yönelik bir anlaşma yapılmasını talep etti (DPA)

İsrail'in Gazze Şeridi'ni izole etme, Lübnan'daki savaştan yararlanma ve savaşı İran'a yayma tehditleri karşısında İsraillilerin çoğunluğu hala Hamas'a karşı zafer kazanılamayacağına inanıyor.

Bu çoğunluk, bir ankette İsrail'in "savaşta kaybettiğine" ya da böyle bir sorunun cevabını bilmediklerini ifade ederken, İsraillilerin ezici bir çoğunluğu savaş bittiğinde Gazze Şeridi yakınlarında ve "İsrail" sınırında yer alan Yahudi kasabalarında yaşamayı reddettiklerini” vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın İsrail kamu radyosu "Kan"dan aktardığı dün (Pazar) yayınlanan anketin sonuçları, İsraillilerin yüzde 27'sinin İsrail'in Gazze'deki savaşı kazandığına inandığını, yüzde 35'inin ise İsrail'in savaşı kaybettiğini söylediğini belirtirken, ankete katılanların geri kalanı, yani yüzde 38'i sorunun cevabını kesin olarak bilmediğini ifade etti.

Sonuçlar daha derinlemesine incelendiğinde, İsrail'in savaştaki sonucuna ilişkin belirsizliğin, ezici ve tam bir zaferden bahseden Binyamin Netanyahu liderliğindeki iktidarda bulunan sağ koalisyon partilerinin seçmenleri arasında da yaygın olduğu ve yüzde 47'lik bir kesimin İsrail'in kazandığını söylediği görülmektedir.

Muhalefetin yüzde 48'i İsrail'in bu savaşı kaybettiğini düşünüyor.

Ankete göre İsraillilerin yalnızca yüzde 14'ü savaşın bitiminden sonra Gazze Şeridi'ni çevreleyen kasabalardan birinde yaşamayı kabul ederken, yüzde 86 gibi ezici bir çoğunluk bölgede yaşamayı reddettiğini vurguladı.

Ankette İsrail vatandaşları ile Hamas'ın 7 Ekim'de başlattığı saldırının ve İsrail'in buna tepki olarak başlattığı savaşın kurbanları arasındaki ilişkinin boyutu belirlenmeye çalışıldı. İsraillilerin yüzde 12'si bir aile üyesini ya da yakın arkadaşını kaybettiğini, yüzde 36'sı savaşta ya da Hamas saldırısı sırasında öldürülen birini tanıdığını söyledi.  Bu da İsraillilerin yüzde 48'inin savaşla doğrudan bağlantılı olduğu ve savaşın sonuçlarından etkilendiği anlamına geliyor.

Maariv gazetesinin, savaşın İsrailliler üzerindeki etkisine ilişkin bir kamuoyu araştırmasının sonuçlarını yayınlaması dikkat çekici; bu anketin sonuçları, nüfusun üçte birinden biraz fazlasının bir yıldır devam eden savaş nedeniyle ülkeyi terk etme olasılığını düşündüğünü gösteriyor. Çünkü İsrail'in varlığına yönelik gerçek bir tehlike olduğuna ya da akıbetini bilmediklerine, İsrail'in yaşanması hoş bir ülke olmadığına inanıyorlar.

Sonuçlar, yüzde 35'inin İsrail'den göç etme olasılığını araştırdığını (kalıcı göç üzerine çalışan yüzde 24 ve geçici göç üzerine çalışan yüzde 11 dahil), yüzde 65'i ise bu fikir üzerinde çalışmadığını belirtti.

Yüzde 47'si çocuklarının İsrail'de yaşamasını “çok istediğini”, yüzde 26'sı “istediğini” söylerken, yüzde 21'i çocuklarının İsrail'de yaşamasını istemediğini vurgulamış ve yüzde 6'sı ise bu sorunun cevabını bilmediğini söylemiş.

xascdvfegrth
Ben Gurion Uluslararası Havalimanı'ndaki yolcular (Reuters)

Anket verilerinin analizi, İsrail'de yaşamaktan memnun olanların yaşlı, dindar, Haredi ve koalisyon partisi seçmenleri olduğunu, İsrail'de yaşamaktan memnun olmayanların ise 30-44 yaş aralığındaki kişiler, genç çiftler ve muhalefet partisi seçmenleri olduğunu gösteriyor.

Ankete katılanların yüzde 66'sı İsrail'in yaşanması keyifli bir ülke olduğuna inanırken, yüzde 33'ü İsrail'in yaşanması güzel bir ülke olmadığına inanıyor. Yüzde 49'u kişisel güvenlik hissettiğini, yüzde 23'ü bunu hissetmediğini, yüzde 26'sı ise kişisel güvenlik durumunun ortalama olduğunu belirtti.

Yüzde 41'i İsrail'in güvenli olduğundan her açıdan emin olduğunu söylerken, yüzde 30'u kendini güvensiz hissediyor ve yüzde 27'si İsrail'in güvenlik seviyesini ortalama olarak değerlendiriyor.



İranlı yetkili: Mart ayı başında yapılacak yeni nükleer görüşmeler geçici bir anlaşmaya yol açabilir

İran’ın Buşehr nükleer reaktörü (Reuters)
İran’ın Buşehr nükleer reaktörü (Reuters)
TT

İranlı yetkili: Mart ayı başında yapılacak yeni nükleer görüşmeler geçici bir anlaşmaya yol açabilir

İran’ın Buşehr nükleer reaktörü (Reuters)
İran’ın Buşehr nükleer reaktörü (Reuters)

İranlı üst düzey bir yetkili bugün Reuters’a yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington arasında ülkesine yönelik yaptırımların kaldırılmasının kapsamı ve mekanizması konusunda görüş ayrılıkları bulunduğunu belirtti.

Yetkili, nükleer programla ilgili yeni görüşmelerin mart ayı başında yapılmasının planlandığını söyledi.

Yetkili, İran’ın yüksek zenginleştirilmiş uranyum stokunun bir kısmını ihraç etme, saflığını düşürme ve uranyum zenginleştirme konusunda bölgesel bir birlik oluşturma seçeneğini ciddi şekilde değerlendirebileceğini ifade etti. Karşılığında ise İran’a barışçıl amaçlarla uranyum zenginleştirme hakkının tanınması gerektiğini vurguladı.

“Görüşmeler sürecek ve geçici bir anlaşmaya varma imkânı mevcut” diyen yetkili, sürecin devam edeceğini kaydetti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, geçen hafta ABD ile yapılan nükleer görüşmelerin ardından birkaç gün içinde karşı öneri taslağı hazırlanmasını beklediğini açıklamıştı. Öte yandan Başkan Donald Trump, İran’a sınırlı askeri saldırılar düzenlemeyi değerlendirdiğini belirtmişti.

Yetkili, İran’ın petrol ve maden kaynaklarının kontrolünü Washington’a teslim etmeyeceğini, ancak Amerikan şirketlerinin İran’daki petrol ve gaz sahalarında her zaman faaliyet gösterebileceğini de ifade etti.


Witkoff: Trump’ın İran için belirlediği kırmızı çizgiler arasında ‘sıfır zenginleştirme’ de var

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
TT

Witkoff: Trump’ın İran için belirlediği kırmızı çizgiler arasında ‘sıfır zenginleştirme’ de var

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Başkan Donald Trump’ın İran’ın nükleer programına ilişkin bir anlaşmayı neden hâlâ kabul etmediğini sorguladığını söyledi. Witkoff, Washington’ın baskı uygulamasına rağmen Tahran’ın anlaşmaya yanaşmamasının Beyaz Saray’da şaşkınlık yarattığını ifade etti.

Fox News’e verdiği röportajda Witkoff, Trump’ın İran’ın tutumuna hayret ettiğini belirterek, “Neden teslim olmadıklarını merak ediyor... ‘Teslim olmak’ ifadesini kullanmak istemiyorum ama neden teslim olmadılar?” dedi.

Witkoff, Trump’ın ayrıca İran’ın ‘bu denli yoğun baskı ve bölgede sahip olduğumuz deniz gücünün büyüklüğü karşısında’ ABD ile temasa geçmemesini sorguladığını aktardı. Trump’ın, Tahran’ın nükleer silah edinme niyetinde olmadığını ilan etmesini ve hangi adımları atmaya hazır olduğunu netleştirmesini beklediğini dile getirdi.

ABD’li yetkili, Trump tarafından belirlenen kırmızı çizgilerin İran’ın uranyum zenginleştirmede ‘sıfır zenginleştirme’ seviyesini korumasını şart koştuğunu söyledi. Witkoff, İran’ın uranyumu sivil amaçlar için gerekli seviyenin ötesinde zenginleştirdiğini de ifade etti.

Witkoff, aynı röportajda, devrik İran Şahı’nın oğlu Rıza Pehlevi ile görüştüğünü de doğruladı.

Witkoff, “Başkanın talimatıyla onunla görüştüm” ifadesini kullanırken, görüşmenin içeriğine ilişkin ayrıntı vermedi.

Geçen hafta Pehlevi, Başkan Donald Trump’a İran’a yönelik askeri müdahale çağrısını yinelemiş ve ülkede bir ‘geçiş sürecine’ liderlik etmeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Witkoff’un açıklamaları, Trump’ın İran’a yönelik askeri saldırı tehdidinde bulunduğu ve bölgedeki askeri konuşlanmayı artırdığı bir dönemde geldi. Trump, aynı zamanda Tahran ile nükleer program konusunda bir anlaşmaya varma isteğini de dile getirdi.

İran’ın nükleer programı, Tahran ile Batılı ülkeler arasında yıllardır süren anlaşmazlığın merkezinde yer alıyor. Batılı ülkeler, İran’ın nükleer silah edinme ihtimalinden endişe duyuyor.


İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
TT

İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)

İran, Avrupa Birliği (AB) üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini terör örgütü olarak tanımladı.

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Tahran'ın İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu (DMO) terör örgütü olarak sınıflandıran AB'nin ‘yasadışı ve haksız’ olarak nitelendirdiği karara yanıt olarak harekete geçeceği belirtildi.

AB'nin 19 Şubat'ta aldığı karara yanıt olarak yayınlanan açıklamada, “Avrupa hükümetleri, İran silahlı kuvvetlerinin resmi bir kolu olan Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak tanımladığından, İran da karşılıklılık ilkesine dayalı önlemler alacaktır” denildi.

Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre Tahran’ın kararı 2019 yılında çıkarılan ‘ABD’nin DMO’yu Terör Örgütü Olarak Tanımlamasına Karşı Misilleme Tedbirleri Yasası'nın 7’nci maddesine dayanıyor. İran Dışişleri Bakanlığı, “ABD’nin bu konudaki kararını herhangi bir şekilde destekleyen veya buna uyan tüm ülkeler, İran tarafından benzer tedbirlere tabi tutulacaktır” açıklamasında bulundu.

Açıklama şöyle devam etti:

“Bu yasa ve 4’üncü madde dahil olmak üzere hükümleri uyarınca İran, AB üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini bu yasanın hükümlerine tabi kabul etmekte ve bunları terörist örgütler olarak sınıflandırıp ilan etmektedir.”

Bakanlık, bu önlemin İran'ın iç hukuku çerçevesinde, Avrupa hükümetlerinin uluslararası hukuk ilkelerini açıkça ihlal etmesine yanıt olarak alındığını vurgulayarak açıklamasını sonlandırdı.