İran 'stratejik sabır' yaklaşımından neden vazgeçti?

İran, Nasrallah suikastı sonrası stratejik sabır yaklaşımını bıraktı

İran'ın İsrail'e düzenlediği füze saldırısının ardından Necef (Negev) Çölü yakınlarında İran'a ait bir füzenin kalıntılarının bulunduğu bölgeyi ziyaret eden insanlar, 3 Ekim (AFP)
İran'ın İsrail'e düzenlediği füze saldırısının ardından Necef (Negev) Çölü yakınlarında İran'a ait bir füzenin kalıntılarının bulunduğu bölgeyi ziyaret eden insanlar, 3 Ekim (AFP)
TT

İran 'stratejik sabır' yaklaşımından neden vazgeçti?

İran'ın İsrail'e düzenlediği füze saldırısının ardından Necef (Negev) Çölü yakınlarında İran'a ait bir füzenin kalıntılarının bulunduğu bölgeyi ziyaret eden insanlar, 3 Ekim (AFP)
İran'ın İsrail'e düzenlediği füze saldırısının ardından Necef (Negev) Çölü yakınlarında İran'a ait bir füzenin kalıntılarının bulunduğu bölgeyi ziyaret eden insanlar, 3 Ekim (AFP)

İyad el-Anber

İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney, elinde bir tüfekle Tahran'da verdiği cuma hutbesinde her ne kadar konuşmasına Hasan Nasrallah'ın ölüm ilanıyla başlasa da bu aslında İran'ın bir yıl önce 7 Ekim'de Hamas Hareketi’nin İsrail’e karşı düzenlediği Aksa Tufanı Operasyonu'nun başlamasından bu yana izlediği ‘stratejik sabır’ yaklaşımından vazgeçtiğinin açık bir ilanıdır.

Nasrallah'ın öldürülmesi İranlıları İsrail'le açık bir savaşa girmeye zorlamış gibi görünüyor. Bu savaşın öncülüğünü İran'ın desteğiyle Lübnan'ın güneyindeki çatışmayı yöneten Hizbullah yapıyor. Bugün bu savaş, belirli angajman kuralları olmayan ve güç gösterisi olduğu ve caydırıcılık dengesi olmadığı sürece tüm olasılıklara açık bir savaştır.

Nasrallah'ın öldürülmesi oyunun kurallarını değiştirdi. İran artık İsrail ile doğrudan bir çatışmaya girmesinin Tel Aviv'de Binyamin Netanyahu liderliğindeki Savaş Kabinesi’nin hedeflediği son olduğunu çok iyi bilmesine rağmen, İsrail'e karşı savaşta artık angajman çemberinin dışında kalamaz. İran’ın pes etme ya da seyirci rolüne razı olma lüksü yok.

Tahran tarafından 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana yapılan açıklamalar, İran'ın gerilimi tırmandırmak ya da bölgesel bir savaşa dönüştürmek istemediğini gösteriyordu. İran, İsrail tarafından geçtiğimiz nisan ayında Şam'daki konsolosluk binasına düzenlenen hava saldırısına misilleme olarak İsrail'e füzelerle saldırdıktan sonra yaptığı açıklamada bile İsrail ile bir savaşa girme niyetinde olmadığını, ancak uluslararası hukuka dayalı olan hakkını kullandığını vurguladı.

İsrail'in Lübnan'da Hizbullah'a karşı düzenlediği hava saldırılarının başladığı günlerde İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi yaptıkları açıklamalarda İran'ın ‘bölgede savaşın yayılmasını önlemeye’ çalıştığını vurguladılar. Arakçi, ABD’nin New York şehrinde düzenlediği basın toplantısında bir gazetecinin Hizbullah'ın İran'dan askeri müdahalede bulunmasını isteyip istemediğine ilişkin sorusuna verdiği yanıtta, Hizbullah'ın kendi kararlarını kendisinin verdiğini ve kendisini, Lübnan'ı ve halkını koruyabilecek kapasitede olduğunu söyledi.

Fakat Tahran, Nasrallah'ın öldürülmesinden sonra sadece söylemini değil, eylemlerini de değiştirdi. İran, savaşa doğrudan girme kararının maliyetinin yüksek olabileceğinin ya da karşılıklı misilleme sınırları içinde kalsa bile bir yıpratma savaşına sürüklenebileceğinin farkında olsa da İran topraklarından İsrail'e onlarca füze ile gerçekleştirilen saldırıdan sonra savaşa fiilen dahil oldu.

İran'ın hesapları artık stratejik sabır yaklaşımından vazgeçmekle direniş ekseninden kurbanlar feda etmekle sınırlı olduğunu düşünmek ve silahlı kollarının zayıflamasını kabullenmek arasında belirleniyor.

İran artık rakipleri karşısında stratejik sabır ve yumuşak güç yaklaşımını terk edip savaştaki varlığını güçlü bir şekilde yeniden ortaya koymaya başladı. Liderlik ettiği direniş ekseninde silahlı kollarına karşı yürütülen savaşın, nüfuzuna karşı yürütülen bir savaş ya da Irak, Yemen, Suriye ve Lübnan'da aktif olan silahlı adreslerle bağlantılı hale gelen ulusal güvenliğine karşı bir saldırı olduğundan artık emin. Bu yüzden Nasrallah suikastının ardından, İsrail’in Gazze'de yürüttüğü savaş boyunca takındığı diplomatik tutumun aksine sert bir şekilde müdahale etti.

İran’ın İsrail'e düzenlediği füze saldırısı, Hasan Nasrallah, İsmail Heniyye ve İranlı komutanların Lübnan ve Suriye'de İsrail tarafından hedef alınarak öldürülmesine bir tepki olmanın yanında İran'ın doğrudan askeri olarak hedef alınmasının ardından caydırıcılık seviyesini korumayı amaçlıyor. İranlılar Netanyahu hükümetinin Gazze'de Hamas'a ve Lübnan'da Hizbullah'a karşı yürüttüğü savaşla yetinmeyeceğini, stratejisinin Ortadoğu'yu silah zoruyla yeniden şekillendirmek olduğunu çok iyi biliyorlar. Bu yüzden İran, İsrail'in başını çektiği bu açık savaşta silahlı destekleyerek, askeri güç yoluyla başka bir gerçeklik dayatma stratejisine şimdiye kadar aynı geleneksel taktiklerle karşı koydu.

zxcsdv
Bağdat’ta Haşdi Şabi üyeleri, ABD’nin İran destekli grupları hedef alan hava saldırılarında ölen bir arkadaşlarının tabutunu taşırken, 25 Ocak 2024 (AFP)

İsrail'in İran'ın Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Genel Komutan Yardımcısı aracılığıyla İsrail'in İran'a saldırması halinde İsrail’in rafinerilerini ve doğal gaz sahalarını hedef alacağı yönündeki tehdidine rağmen İran saldırısına misillemede bulunması, iki taraf arasında bir tür caydırıcılık dengesi kurmuş olabilir. Ancak her iki taraf da topyekûn bir savaş değil, çatışma alanının Tel Aviv ile İran'ın bölgedeki silahlı güçleri arasında olabileceği sınırlı bir savaş istiyorlar.

Dolayısıyla İran'ın hesapları artık stratejik sabır yaklaşımından vazgeçmekle direniş ekseninden kurbanlar feda etmekle sınırlı olduğunu düşünmek ve silahlı kollarının zayıflamasını kabullenmek arasında belirleniyor. İran'ın İsrail'e karşı koymaya ve Lübnan ile Suriye'de nüfuzunu kabul ettirmeye yönelik ulusal güvenlik stratejisinin ana aktörü olan Hizbullah, şu an tek başına savaşırken saha komutanları İsrail’in suikastlarıyla burun burunalar. Husiler İsrail'i hedef alıyor ve Kızıldeniz'den geçen ticari gemileri durdurmakla tehdit ediyorlar. Ancak şimdiye kadar İsrail'e karşı askeri bir cephe açamayan Husiler, İsrail’in Gazze'ye ve Lübnan'daki Hizbullah'a karşı gerçekleştirdiği askeri saldırıları da hafifletemediler.

Irak'taki silahlı grupların da saldırıları belirli sınırlar içinde kalıyor. İsraillilerle çatışmaya girebilecek bir cephe açamayan Irak'taki silahlı direniş gruplarının henüz doğrudan savaşa girme kararı almadığı görülüyor. Tutumları halen savaşa hazır olduklarını teyit etmekle sınırlı olmaya devam ediyor.

İsrail, sınırlarını güvence altına almak, caydırıcılığını yeniden tesis etmek ve askeri gücünü ve istihbarat üstünlüğünü sergilemekle başlayarak bölgede yeni bir gerçeklik dayatmak istiyor.

Şu an Tahran ve Tel Aviv arasındaki strateji çatışması en açık ve samimi aşamasında. İran bölge ülkelerindeki nüfuzunu ve gücünü korumak istese de şu an bu nüfuzu savunmak ve son 20 yılda elde ettiği kazanımları korumakla yetiniyor. Güç kullanma mantığını benimsiyor, ama bunu kullanırken pervasızca davranmak istemiyor. Tahran’daki Cuma hutbesinde bu hususa dikkati çeken Hamaney, “Görevimizi yerine getirme konusunda isteksiz değiliz, ancak aceleci ve duygusal da davranmayacağız. Siyasi ve askeri kararlara göre mantıklı ve doğru olan, doğru zamanda uygulanacaktır. Gerekirse önümüzdeki süreçte de gerekeni yapacağız” ifadelerini kullandı.

cxs s
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tahran'da yeni kabine atamalarını onaylamak üzere düzenlenen oturumda Şura Meclisi’ne hitap ederken, 21 Ağustos 2024 (AFP)

Öte yandan İsrail, sınırlarını güvence altına almak, caydırıcılığını yeniden tesis etmek ve askeri gücünü ve istihbarat üstünlüğünü sergilemekle başlayarak bölgede yeni bir gerçeklik dayatmak, ardından da bu gücü rakiplerine yöneltmek ve onların askeri kabiliyetlerini zayıflatmak istiyor. ABD'nin kasım ayında yapılması planlanan başkanlık seçimleriyle meşgul olmasından ve Washington'ın İsrail'i destekleyen müdahaleler dışında Ortadoğu'daki çalkantılı süreçten elini çekmesinden faydalanarak, bölgede bir sonraki ABD başkanının bir oldu bitti olarak ele almak zorunda kalacağı yeni bir gerçeklik dayatmaya çalışıyor. Dolayısıyla İsrail şu an ABD’deki başkanlık seçimlerinin yapılacağı 5 Kasım'a kadar zaman kazanma savaşı veriyor. Böylece kendi vizyonuna sahip olan ve özellikleri müzakerelerle değil kan, füzeler ve suikastlarla şekillenen yeni bir Ortadoğu yaratmayı umuyor.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.


Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
TT

Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Gazze için “Barış Konseyi”ne 10 milyar dolar sağlayacağını açıkladı ve bunu “savaş maliyetleriyle karşılaştırıldığında küçük bir rakam” olarak nitelendirdi. Trump, diğer üye ülkelerden gelen katkıların 7 milyar doları bulduğunu ve bağışların artmasının beklendiğini kaydetti.

Trump, “Barış Konseyi”nin açılışında yaptığı konuşmada, “Birlikte, yüzyıllar boyunca savaşın yıkımlarına maruz kalmış ve üç bin yıl süren katliamlarla boğulmuş bir bölgede kalıcı barış hayalini gerçekleştirebiliriz. Dünya, diğer çözülmemiş çatışmaların nasıl çözülebileceğini görmeli” dedi ve Birleşmiş Milletler’in çabalarını destekleyeceklerini vurguladı. Trump, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu açıkladı.

Gazze’ye odaklanan Trump, ateşkesin tüm rehinelerin (canlı ve ölü) serbest bırakılmasıyla sonuçlandığını ve Hamas’ın söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini söyledi, aksi hâlde “sert bir karşılık” verileceğini belirtti. Trump, “Şu anda dünya, önümüzdeki tek engel olan Hamas’ı bekliyor” dedi.

cfvdfv
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Devlet Bakanı Adil Cübeyr, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında (AFP)

Trump, toplantıya katılan ülkelerin yalnızca maddi katkıda bulunmadığını, bazı ülkelerin ateşkesi korumak ve kalıcı barışı sağlamak için personel göndermeyi taahhüt ettiğini kaydetti. Ortadoğu’nun “üç bin yıl boyunca imkânsız görülen bir barış” gördüğünü ifade eden Trump, bunun İran’ın nükleer kapasitesinin B-2 bombardıman uçaklarıyla yok edilmesinden kaynaklandığını belirtti ve bunun bölgesel barışın anahtarı olduğunu söyledi.

Norveç ve FIFA İşbirliği

Trump, geleceğe dönük planları da açıkladı; Norveç’in konseye ev sahipliği yapacağı, FIFA’nın Gazze’de projeler (futbol sahaları dahil) için 75 milyar dolar toplama kampanyasına katılacağı ve Japonya’nın bağış toplama girişimlerinde yer alacağı belirtildi. İran’a “barış yoluna katılma” çağrısı yapan Trump, aksi hâlde “farklı bir yol”la karşılaşacağını vurguladı ve İran’ın nükleer silaha erişimini önleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Trump, adını taşıyan Barış Enstitüsü’ne övgüde bulunarak, BM ile yakın koordinasyonu vurguladı ve konseyin bu çalışmaları güçlendireceğini ve performansı “denetleyeceğini” belirtti. “Barış savaştan çok daha ucuzdur” diyen Trump, konseyin “kararlı liderlikle imkânsızın mümkün hâle getirilebileceğini” gösterdiğini söyledi.

dsvfdv
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen “Barış Konseyi” toplantısından genel bir görünüm (AFP)

Konuşmasında ekonomik başarıları, Wall Street’teki gelişmeleri ve ilk yılında sekiz savaşı sona erdiren kişisel diplomatik başarısını öne çıkaran Trump, ekibini – Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, özel elçi Steve Witkoff, ve Jared Kushner dahil – “tüm zamanların en iyi ekibi” olarak nitelendirdi.

Trump, toplantıya katılan ülkelerin liderlerine teşekkür etti; Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i örnek göstererek, Pakistan-Hindistan ve Ermenistan-Azerbaycan gibi çatışmaların çözümünde oynadığı rolü vurguladı. Arap ülkelerine de teşekkür etti.

Filistinli Katılım

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze için “Barış Konseyi” dışında bir “alternatif plan” olmadığını belirtti. Konsey koordinatörü Nikolay Mladenov, Perşembe günü, Hamas’ın etkisinden bağımsız bir Filistin Ulusal Polisi oluşturmak üzere başvuruların açıldığını duyurdu. Mladenov, “Sadece ilk birkaç saatte bin kişi başvuruda bulundu” dedi.

fvgthyju
Endonezya Cumhurbaşkanı, Perşembe günü Washington’da düzenlenen Barış Konseyi toplantısında (AFP)

Filistin yönetiminin Gazze işlerini yönetecek teknik komitesinin başkanı Ali Şaas kısa bir konuşma yaptı; hükümetin Gazze’de istikrar sağlama yetkisine sahip olduğunu, ancak zorlu şartlarda çalıştığını belirtti. Şaas dört önceliği açıkladı: güvenliği sağlamak, iki ay içinde 5 bin askeri eğitip konuşlandırmak, onurlu iş imkânları yaratmak, insani yardımların devamını ve temel hizmetlerin yeniden sağlanmasını temin etmek.

Trump, Perşembe günü 47’den fazla ülke liderinin, başbakan, dışişleri bakanı ve BM, AB, Dünya Bankası temsilcilerinin katıldığı konseyin ilk kurucu toplantısını açtı. Konseyin tartışmaları, yıkıcı savaşın ardından Gazze’nin yeniden inşası ve istikrarın sağlanmasına odaklandı.

fdbghyju
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen Barış Konseyi toplantısından bir kare (AFP)

Bu zirve, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD destekli ateşkes planını kabul etmesinden yaklaşık üç ay sonra gerçekleşti. Plan, iki yıl süreyle konseyin silahsızlanma ve Gazze’nin yeniden inşasını denetlemesini öngörüyordu. Başlıca sorunlar, Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Gazze’den çekilmesi, yeniden inşanın boyutu ve insani yardımların akışı. Ateşkes hâlen kırılgan; taraflar ihlal iddialarını sürdürüyor.

Hamas’ın silahı sorunu

Trump yönetimi, Hamas’ı silahsızlandırma konusunda resmi bir plan açıklamadı. Mısır, Katar ve Türkiye ile görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. İsrail, Hamas ve diğer Filistin grupları silahsızlanmayı kabul etmeden geniş çaplı yeniden inşaya izin vermeyeceğini açıkladı. BM’de ABD Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Hamas’a iki seçenek sunduklarını söyledi: “Kolay ya da zor yoldan silahsızlanma”.

Hamas, İsrail’in olası misillemelerinden endişe ederek silah teslim etmeye hazır görünmüyor. Hareket, Gazze yönetimini yeniden üstlenmiş ve ABD destekli teknik komiteye yetki devretmeye hazır. Ancak İsrail, komitenin Gazze’ye girişine izin vermedi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Hamas silahsızlanmadan yeniden inşa olmayacak” dedi.

Barış Gücü

Endonezya, yaklaşık 8 bin asker göndereceğini açıkladı. Arnavutluk, Fas ve Yunanistan’ın da Gazze’ye barış gücü olarak katılacağı belirtiliyor. Bu güç sınır konularını ele alacak, ancak Hamas’ın silahsızlanmasını denetleme yetkisine sahip olup olmayacakları belirsiz.

Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü Komutanı General Jasper Gievers, beş ülkenin – Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk – katılımını duyurdu. Ayrıca Mısır ve Ürdün polis eğitimine destek verecek. Endonezya, gücün yardımcı komutanlığı görevini üstlenecek.

Eleştiriler

Fransa Dışişleri Sözcüsü Pascal Confavreux, Avrupa Komisyonu’nun toplantıya katılımını sürpriz olarak nitelendirdi; Komisyon’un üye ülkeleri temsil yetkisi olmadığını vurguladı. Fransa, konseyin faaliyetlerini BM kararlarıyla uyumlu hâle getirmeden katılmayacağını belirtti.

Eleştiriler, konseyin BM’nin rolünü azaltabileceği ve ABD’nin alternatif bir yapı kurmak istediği endişelerinden kaynaklandı. Başkan Trump’ın geniş yetkileri – ömür boyu başkanlık, üye kabul ve fon kullanımı üzerinde tek yetki – eleştirildi.

Analistler, başarının mali taahhütlerle değil, üç temel zorluğun çözümüyle ölçüleceğini belirtiyor: Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Trump planına göre çekilmesi ve uluslararası ve yerel meşruiyete sahip istikrar gücü oluşturma kapasitesi.