Suriye'nin kuzeyinde ya çözüm ya da savaş bekleniyor

Türkiye'nin Suriyeli muhalif grupların hareketliliğinin yönlendirilmesinde rol oynaması ve İran’ın nüfuzunun sona erdirilmeye çalışması, mevcut durumu karmaşık hale getiriyor

Suriyeli muhalif grupların askeri tatbikatları ülkenin kuzeyinde yakında bir çatışmanın patlak verebileceğinin sinyallerini veriyor (Sosyal medya siteleri)
Suriyeli muhalif grupların askeri tatbikatları ülkenin kuzeyinde yakında bir çatışmanın patlak verebileceğinin sinyallerini veriyor (Sosyal medya siteleri)
TT

Suriye'nin kuzeyinde ya çözüm ya da savaş bekleniyor

Suriyeli muhalif grupların askeri tatbikatları ülkenin kuzeyinde yakında bir çatışmanın patlak verebileceğinin sinyallerini veriyor (Sosyal medya siteleri)
Suriyeli muhalif grupların askeri tatbikatları ülkenin kuzeyinde yakında bir çatışmanın patlak verebileceğinin sinyallerini veriyor (Sosyal medya siteleri)

Abdulhalim Süleyman

Suriye sahası son zamanlarda İsrail'in Gazze’de ve Lübnan'da yürüttüğü savaşın ve hızlanan bölgesel gelişmelerin bir yan etkisi olarak Suriye'nin kuzeyinde askerî harekât olasılığından bahsedilmesine tanık oluyor. “Halep Savaşı” başlığı altında yapılan bu konuşmalarda, stratejik öneme sahip olan Halep’in ve Suriye'nin kuzeyindeki diğer bölgelerin Türkiye destekli Suriyeli muhalif gruplar tarafından geri alınabileceğine işaret ediliyor. Öte yandan Suriye hükümet çevreleri de İdlib şehrini kontrol eden muhaliflerin bulunduğu cephelere askeri takviyelerde bulunulmasını teşvik ediyor.

Kesintisiz çatışmalar

Başta İdlib ve Hama kırsalları olmak üzere Suriye'nin kuzeyinin büyük bölümündeki temas hatları, bir süredir taraflar arasında topçular, füzeler ve insansız hava araçları (İHA) ile düzenlenen saldırıların eşlik ettiği çatışmalara sahne oluyor. Bu durum İran, Rusya ve Türkiye'nin Suriye rejim güçleri ve Suriyeli muhalif gruplara dayatılmasında başlıca rol oynayan Soçi’de imzalanan anlaşmalar ve mutabakatlar ile Astana Süreci’nin uygulanmasına yönelik talepler çerçevesinde temas hatlarını olası bir savaşın kızışacağı sahalar haline getiriyor.

Suriyeli muhalif gruplar tarafında, Türkiye söz konusu grupların askeri hareketliliğinin yönlendirilmesinde rol oynarken, Suriye hükümetinin kontrolündeki bölgelere yönelik herhangi bir saldırı olasılığı için en önemli sinyal Ankara'nın onayı olmaya devam ediyor. Ancak bu onay, Türkiye'nin Rusya ve İran'ın yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri'yle yaptığı hesaplamalara bağlıdır, çünkü tüm bu taraflar şu ana kadar Suriye'deki kontrol haritalarını değiştirmek için pozisyonlarını ya da anlayışlarını değiştirmemiştir. Lübnan'daki yangının şiddetlenmesine ve İran'ın bölgedeki etkisi nedeniyle yayılma ve genişleme olasılığına, İsrail'in bu etkiyi sona erdirme ya da en azından azaltma arzusuna rağmen, Suriye rejim bölgelerindeki noktalara ve merkezlere yönelik İsrail hava saldırılarına zaman zaman tanık olan kuzey Suriye de buna dahildir.

Suriyeli askeri analist Tuğgeneral Ahmed Rahal, Suriye'nin kuzeyinde askerî harekâtın başlayacağına ilişkin herhangi bir belirtinin bulunmadığını ve 2020 yılının mart ayından bu yana Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından onaylanan nüfuz alanları haritasının değişmediğini vurguladı. Rahal, Suriye'deki duruma ilişkin Türkiye-ABD-Rusya mutabakatında herhangi bir değişiklik olmadığını da belirtti.

Türkiye'nin sahadan verdiği mesaj

Ancak geçtiğimiz hafta Türk Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu'nun Afrin’deki bir askeri üsse yaptığı inceleme ziyareti sırasında Türkiye'nin Suriye topraklarında kontrol ettiği bölgelerden yakında çekilmek gibi bir planı olmadığı ve bölgede meydana gelebilecek olası askeri gelişmelere hazır olduğu yönünde sahadan dikkat çekici bir mesaj verildi. Bu mesaj, özellikle Suriyeli muhalif grupların kontrol ettikleri bölgelere bitişik alanlarda İran ve Hizbullah'ın nüfuzunun azalması olasılığıyla birlikte, koşulların herhangi bir yönde değişmesi halinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sahada hazır olduğunun işareti olarak görülebilir. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre ziyaret için Kürt bölgesi Kefer Cenne'deki askeri üssün seçilmesi, Türkiye'nin Suriye ile uluslararası sınırlar içindeki askeri operasyonlarına her zaman ulusal güvenliğini gerekçe göstermesi nedeniyle, Zeytin Dalı Harekâtı olarak bilinen askeri operasyonu sonucunda kontrolü altına aldığı bölgeden bir başka mesaj daha veriyor.

Türkiye'nin bu adımı, Suriye rejiminin Devlet Başkanı Beşşar Esed, daha sonra siyasi ve medya danışmanı Buseyna Şaban ve son olarak da Suriye'nin Moskova Büyükelçisi Beşşar el-Caferi tarafından iki ülke arasında zirve düzeyinde yapılacak herhangi bir toplantının ön şartı olarak Türkiye'nin Suriye topraklarından çekilmesi yönünde defalarca yapılan çağrılara doğrudan bir yanıt niteliği de taşıyor.

Orgeneral Bayraktaroğlu'nun ziyareti aynı zamanda Suriyeli muhalif grupların, özellikle Heyetu Tahriru’ş-Şam'ın (HTŞ) da aralarında bulunduğu bazı muhalif grupların yer aldığı Fetih’ul-Mubin Operasyon Odası’nın gözetiminde askeri tatbikatlar düzenlediği bir dönemde gerçekleşti. Öte yandan Suriye ordusu, muhalif grupların kontrolü altındaki bölgelerle temas hatlarının bulunduğu Hama, İdlib ve Halep kırsalına takviye birlikler gönderdi. Yerel gözlemcilere göre Suriye ordusu bu adımı, Hizbullah savaşçılarının bazı noktalardan çekilmesiyle oluşan boşluğu doldurmak için attı.

Beklenen çatışma

İdlib’den siyasi analist Abdulkerim el-Ömer, Suriye'deki askeri hareketliliğin tüm bölgedeki gerilimin bir parçası olduğunu düşünüyor. Dolayısıyla Ömer’e göre özellikle İran destekli milislerin, Hizbullah üyelerinin ve Suriye ordusu güçlerinin aralıksız bombardımanlara tuttuğu muhalif grupların ise gelecekte ortaya çıkabilecek her türlü hesap için hazırlık yaptığı Suriye'nin kuzeybatısında askeri bir çatışmanın patlak vermesi ihtimali çok yüksek.

Silahlı muhalif grupların, Rusya'nın kendi tarafındaki herhangi bir askeri eyleme vereceği tepkiyi ve grupların ne ölçüde hazırlıklı olduğunu göz önünde bulundurduklarını düşünen Ömer, el-Meyadin'de Suriye rejiminin kontrolündeki bölgeler ve İran destekli milisler tarafından muhalif grupların kontrolündeki bölgelere yönelik devam eden bombardımanlara rağmen şimdiye kadar sakin bir atmosferin hâkim olmaya devam ettiğini belirtti.

Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası toplum tarafından bölgede sükûnet ve ateşkes için yapılan çağrılara rağmen, İran'ın bölgedeki varlığının sona erdirilmesine yönelik ‘yukarılardan’ bir karar olduğunu söyleyen Ömer, bunun gerçekleşebileceğini ve mevcut siyasi gerçeklik ve sahadaki durum çerçevesinde Suriye rejimi ve muhalefeti arasında bir çatışmanın patlak verebileceğini düşünüyor.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Trump, UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili belgelerin yayınlanması emrini verecek

ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
TT

Trump, UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili belgelerin yayınlanması emrini verecek

ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, federal kurumların UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili hükümet dosyalarını "tanımlamaya ve yayınlamaya" başlaması emrini vereceğini söyledi; bu, Amerikalıların on yıllardır talep ettiği bir adımdı.

Trump, Truth Social platformunda şunları yazdı: "Bu konunun yarattığı büyük ilgi göz önüne alındığında, Savunma Bakanı'ndan ve diğer ilgili bakanlık ve kurumlardan, uzaylı yaşamı, tanımlanamayan hava olayları ve uçan dairelerle ilgili hükümet dosyalarını belirleme ve yayınlama sürecini başlatmalarını isteyeceğim."

ABD Başkanı dün yaptığı açıklamada, selefi Barack Obama'nın bir podcast'te uzaylı varlıkların olduğundan rastgele bahsetmesiyle "gizli bilgileri" ifşa ettiğini iddia etmişti. Trump, Gürcistan gezisi sırasında Air Force One uçağında gazetecilere, "Konuşmayı sınırların dışına taşıdı... Bunu yapmamalıydı. Korkunç bir hata yaptı" dedi.

Cumartesi günü yayınlanan Brian Tyler Cohen ile yaptığı bir röportajda Obama'ya uzaylıların gerçek olup olmadığı soruldu. Obama şu yanıtı verdi: "Onlar gerçek ama ben onları görmedim ve 51. bölgede tutulmuyorlar. Büyük bir komplo olmadığı ve bunu Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'ndan gizlemedikleri sürece yeraltında bir tesis yok."

51.bölge, Nevada'da bulunan gizli bir Hava Kuvvetleri tesisidir ve bazıları burada uzaylı varlıkların kalıntıları ve düşmüş bir uzay gemisinin bulunduğunu tahmin etmektedir. Şerku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre 2013 yılında yayınlanan CIA arşivleri, buranın son derece gizli casus uçakları için bir test alanı olduğunu gösterdi.

Obama, pazar günü yaptığı bir paylaşımda, evrenin enginliği göz önüne alındığında uzaylı yaşamının olasılığının yüksek olduğunu belirterek, açıklamalarını netleştirdi. Ancak, aradaki muazzam mesafeler nedeniyle uzaylıların Dünya'yı ziyaret etme olasılığının düşük olduğunu ifade etti.

Perşembe günü, uzaylı yaşamına dair herhangi bir kanıt görüp görmediği sorulduğunda Trump, "Gerçek olup olmadıklarını bilmiyorum" diye yanıt vermişti.


İran’ndan Guterres'e: Askeri saldırıya maruz kalırsak kararlı bir şekilde karşılık vereceğiz

İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)
İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)
TT

İran’ndan Guterres'e: Askeri saldırıya maruz kalırsak kararlı bir şekilde karşılık vereceğiz

İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)
İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)

İran, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e yazdığı bir mektupta, askeri saldırıya maruz kalması halinde bölgedeki "düşman gücün" üslerini, tesislerini ve varlıklarını meşru hedefler olarak değerlendireceğini bildirdi.

İran'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği, dün gönderdiği mektubunda, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran hakkındaki açıklamalarının "askeri saldırı olasılığını çok gerçekçi bir şekilde gündeme getirdiğini" belirterek, İran'ın savaş istemediğini vurguladı. Mektupta, askeri saldırı durumunda İran'ın "kararlı bir şekilde" karşılık vereceği teyit edildi.


Danimarka, usulsüz kayıt nedeniyle İran bayraklı bir gemiyi alıkoydu

Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)
Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)
TT

Danimarka, usulsüz kayıt nedeniyle İran bayraklı bir gemiyi alıkoydu

Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)
Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)

Danimarka denizcilik yetkilileri dün, ülkenin sularında demirlemiş olan İran bayraklı bir konteyner gemisinin, usulüne uygun olarak kayıtlı olmadığı gerekçesiyle alıkonulduğunu açıkladı.

Londra Borsası Grubu'ndan alınan verilere göre konteyner gemisinin adı "Nora" idi ve Komor Adaları bayrağı taşıyordu; ancak Danimarka yetkilileri Reuters'e e-posta yoluyla Komor Adaları'nın Kopenhag'a gemiyi kayıtlarında bulamadığını bildirdiğini söyledi.

Yetkililer, "Gemi, bayrak devleti Danimarka denizcilik yetkililerine tam olarak kayıtlı ve yetkilendirilmiş olduğuna dair kanıt sunana kadar alıkonulacaktır" diyerek, gemiyi serbest bırakmadan önce inceleyeceklerini belirterek, "Denetim, hava koşulları güvenli bir şekilde izin verdiğinde gerçekleştirilecek" ifadelerini kullandı.

Londra Borsası Grubu'ndan alınan verilere göre, "Noura" gemisi şu anda İran bayrağı altında seyrediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre haberi ilk duyuran Danimarka televizyon kanalı TV2, geminin çarşamba günü bayrağını Komor Adaları'ndan İran'a değiştirdiğini belirtti. Reuters, değişikliğin ne zaman gerçekleştiğini bağımsız olarak doğrulayamadı.

Londra Borsası Grubu'ndan alınan veriler, "Nora" gemisinin, ABD Hazine Bakanlığı'nın yaptırım listesinde yer alan ve daha önce "Cyrus" adıyla anılan bir konteyner gemisiyle aynı Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) numarasına sahip olduğunu gösteriyor.

IMO numaraları, isim veya bayrak değişikliklerinden bağımsız olarak değişmeden kalan kalıcı gemi tanımlayıcılarıdır.

Cyrus, ABD Yabancı Varlık Kontrol Ofisi'nin İran yaptırım programı kapsamında belirlenmiş olup, Londra Borsası Grubu'ndan elde edilen veriler, şirketin Argon Shipping ve Rail Shipping ile bağlantılı olduğunu göstermektedir.

Reuters, Argon Shipping ve Rail Shipping şirketlerine yorum almak için ulaşamadı.

TV2, geminin son 25 gündür limanda demirli ve kullanılmadan beklediğini bildirdi.