Arakçi Kahire'ye gerçekleştirmesi beklenen ziyaretinde hangi dosyaları ele alacak?

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, New York'taki BM toplantıları çerçevesinde İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile bir araya geldi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, New York'taki BM toplantıları çerçevesinde İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile bir araya geldi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Arakçi Kahire'ye gerçekleştirmesi beklenen ziyaretinde hangi dosyaları ele alacak?

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, New York'taki BM toplantıları çerçevesinde İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile bir araya geldi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, New York'taki BM toplantıları çerçevesinde İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile bir araya geldi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin yaklaşık iki ay önce göreve gelmesinden bu yana Kahire'ye ilk ziyaretini, Tahran'ın da çatışmaların taraflarından biri olduğu Ortadoğu'daki gerilimin arttığı bir dönemde yapması bekleniyor. Arakçi'nin diplomasi çantasında pek çok dosya var.

Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlara göre, İranlı resmi kaynakların ‘yakında Kahire'ye yapılacağını’ söylediği ziyaret, ‘Gazze ve Lübnan dosyalarının yanı sıra ikili ilişkiler ve İsrail'in bölgeyi kapsamlı bir savaşa sürükleyecek tepkisini önleyecek herhangi bir ateşkeste Kahire'nin arabuluculuğu’ başta olmak üzere kilit dosyalar taşıyacak.

Bu ayın başlarında İran, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın geçen ay sonunda Beyrut'a düzenlenen bir İsrail saldırısında ve Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye'nin temmuz ayında Tahran'da düzenlenen bir İsrail saldırısında öldürülmesine tepki olarak İsrail'e bir füze saldırısı düzenledi.

Tahran, İran'ın nükleer ya da petrol tesislerinin hedef alınabileceği ve bunun da bölgede ciddi bir gerilime yol açabileceği korku ve uyarıları arasında İsrail'in vereceği yanıtı bekliyor.

Bölge turu kapsamında uçağı dün (pazar) Bağdat Havaalanı’na indiğinde kısa bir açıklama yapan Arakçi, Bağdat ziyaretinin amacının ‘bölgeyi herhangi bir savaş felaketinden uzak tutmak için Irak hükümetiyle istişarelerde bulunmak’ olduğunu belirtti. Arakçi, “Bölge temkinli bir durum yaşıyor. Genişleyerek kapsamlı bir savaşa yol açabilecek çatışmaların şiddetlenme ihtimali var” ifadelerini kullandı.

 xcfdbgn
İsrail'in bir eve düzenlediği saldırının ardından meydana gelen yıkımdan (Reuters)

Bağdat ziyareti öncesinde İranlı medya kuruluşları, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'ne bağlı Noor News'in Irak Dışişleri Bakanlığı'ndan bir kaynağa dayandırdığı haberine göre Arakçi'nin önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın ‘bölgeyi sakinleştirecek önlemler’ konulu yazılı mesajıyla Kahire'ye gideceğini bildirdi. İran resmi haber ajansı IRNA da dün (Pazar) medya kaynaklarına dayandırdığı haberinde Arakçi'nin yakında Mısır'ı ziyaret edeceğini duyurdu. Arakçi'nin Kahire ziyareti sırasında Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, İstihbarat Şefi Abbas Kamil ve Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati ile görüşeceği belirtilirken, “Kahire'den Arakçi'nin ziyaretine ilişkin herhangi bir teyit gelmedi” denildi.

İran Dışişleri Bakanı geçtiğimiz iki gün içinde Katar ile Suudi Arabistan'a iki resmi ziyarette bulundu ve bu iki ülkenin yetkilileriyle ikili ve bölgesel konularda görüşmeler yaptı.

İran uzmanı ve İran Politikaları Analizi Arap Forumu Başkanı Dr. Muhammed Muhsin Ebu’n Nur'a göre bu ziyaret, İran'ın Kahire'den destek alma ya da İsrail'le gerilimin artırılması konusunda istişare veya koordinasyon sağlama girişimini içeriyor.

İran'ın bölgedeki mevcut gerginliğe iki şekilde yaklaştığı kesin: Askeri ve diplomatik. İran'ın Kahire'ye gelmeden ve bu konuda Kahire'yle koordinasyon kurmadan bölgede herhangi bir diplomatik yaklaşımın sürdürülemeyeceğini düşünen Ebu’n Nur'a göre, ‘özellikle de Tel Aviv'in geçen mayıs ayında Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafını ve Philadelphia Koridoru’nu kontrol altına almasının ardından Mısır ile İsrail arasında bir gerilim durumu söz konusu olduğundan’, Arakçi'nin ziyareti ikinci çerçeveye (diplomatik) giriyor. Bu ziyaret, bölge ülkelerini İsrail'e karşı harekete geçirmeyi, böylece ya tamamen Tahran'ın yanında yer almalarını ya da tarafsız kalmalarını sağlamayı amaçlıyor. Dolayısıyla İran, Kahire'nin desteğini arıyor ve İsrail'in sınırlı ya da büyük olması fark etmeksizin vereceği yanıtla ilgili tüm senaryolara hazırlık için Kahire'yle koordinasyonu sürdürüyor.

sxcdvg
Beyrut'un güneyindeki Choueifat kasabasında İsrail'in gece düzenlediği hava saldırısında hedef alınan fabrikadaki yıkımı inceleyen bir adam (AFP)

Şarku’l Avsat’ın Reuters'tan aktardığı habere göre İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant birkaç gün önce yaptığı açıklamada, İran'a füze saldırısının ardından verilecek yanıtın ‘ölümcül, kesin ve şaşırtıcı’ olacağını söyledi. Amerikan Axios internet sitesi de kaynaklara dayanarak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ‘İran'a karşı büyük bir askeri harekata’ hazırlandığını aktardı.

Ebu’n Nur'a göre İran, İran-İsrail çatışmasında ‘Mısır'ın her zaman dürüst bir arabulucu’ olduğuna inanıyor. Bu nedenle İran diplomasisinin Kahire ile koordinasyon içinde olması ya da İsrail'e vereceği yanıtlar konusunda görüş alması veya istişare etmesi gerekiyor.

Mısır Dışişleri Bakanlığı'ndan daha önce yapılan açıklamalara göre Gazze ve Lübnan krizleri ve bölgedeki gerilimin azaltılması Mısır Dışişleri Bakanı'nın bölgedeki çeşitli taraflarla temas ve görüşmelerinde ön sıralarda yer alıyor. Son olarak Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Âl Sani ile Gazze Şeridi'ndeki son gelişmeler ve Lübnan'daki gelişmeler ele alındı.

İran uzmanı Vicdan Afravi, Tahran'ın, ABD ve diğer büyük ülkelerle olan iyi ilişkilerinin yanı sıra, Ortadoğu'da olumlu bir rol oynaması, taraf tutmaması, ülkelerin içişlerine olumsuz bir şekilde karışmaması ve Gazze'deki arabuluculuk dosyasına öncülük etmesi nedeniyle Mısır'a büyük önem verdiğini düşünüyor.

İranlı uzmana göre ziyaretin amacı Mısır'ın ateşkeste olumlu bir rol oynaması ve İsrail'in büyük bir saldırıda bulunarak İran'ın sert bir karşılık vermesini ve bunun da bölgedeki tehditleri arttırmasını önlemek. Arakçi'nin ziyaretinde iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin de ele alınacağını belirten Afravi, mevcut gerginlik ışığında ilişkilerin normalleşmesi ihtimalini dışladı.

Bedr Abdulati, eylül ayı sonunda New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nun üst düzey oturumları çerçevesinde İran Dışişleri Bakanı ile bir araya geldi. Mısır Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre görüşmede, ‘İsrail'in haksız hamleleri ve bunun bölge güvenliğine yansımaları ışığında Gazze, Batı Şeria ve Lübnan'daki tehlikeli gelişmeler başta olmak üzere ortak çıkarları ilgilendiren çeşitli konularda görüş alışverişinde bulunuldu ve gerilimin düşürülmesinin ve bölge halkının güvenlik ve istikrarını tehdit eden bölgesel bir savaşa sürüklenmesinin önlenmesinin önemi vurgulandı.’



Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.