Kriz kavramı: Düşünce eleştirisi ve krizlerin yaratılması

Yaratıcılığın kendini yenileme yaklaşımı

Soldan sağa doğru Pierre Merlin, Roland Barthes, François Châtelet ve Joel Casamayor’un Paris 8 Vincennes Saint-Denis Üniversitesi’nin taşınmasını protesto etmek için 31 Ocak 1979 tarihinde Paris'teki Elysee Sarayı önünde gösteri sırasında birlikte çekilen bir fotoğrafı (AFP)
Soldan sağa doğru Pierre Merlin, Roland Barthes, François Châtelet ve Joel Casamayor’un Paris 8 Vincennes Saint-Denis Üniversitesi’nin taşınmasını protesto etmek için 31 Ocak 1979 tarihinde Paris'teki Elysee Sarayı önünde gösteri sırasında birlikte çekilen bir fotoğrafı (AFP)
TT

Kriz kavramı: Düşünce eleştirisi ve krizlerin yaratılması

Soldan sağa doğru Pierre Merlin, Roland Barthes, François Châtelet ve Joel Casamayor’un Paris 8 Vincennes Saint-Denis Üniversitesi’nin taşınmasını protesto etmek için 31 Ocak 1979 tarihinde Paris'teki Elysee Sarayı önünde gösteri sırasında birlikte çekilen bir fotoğrafı (AFP)
Soldan sağa doğru Pierre Merlin, Roland Barthes, François Châtelet ve Joel Casamayor’un Paris 8 Vincennes Saint-Denis Üniversitesi’nin taşınmasını protesto etmek için 31 Ocak 1979 tarihinde Paris'teki Elysee Sarayı önünde gösteri sırasında birlikte çekilen bir fotoğrafı (AFP)

Abdusselam Bin Abdulali

Kriz kavramını tanımlamanın belki de en etkili yolu, bu ifadenin Hipokrat ile başlayan eski Yunan’da yaşamış olan hekimler için ne anlama geldiğini hatırlamak olabilir. Yunanca ‘krinô’ fiilinden türetilen ‘krisis’ kelimesi ‘bir şeyi bir şeyden ayırma’ ve ‘ayırt etme’ anlamına geliyor. Kriz, iki şeyin birbirinden ayrılarak çözüldüğü ve kaderin belirlendiği anı ifade ediyor. Bir hastalığın ortaya çıkma sürecinde ise kriz, iyileşmeye ya da ölüme yol açan belirleyici aşamayı temsil eder. Bu sonsuz olmadığı gibi, olumsuz sonuçlanması kaçınılmaz olan sancılı bir süreç de değildir, zira olumlu sonuçlanma olasılığı vardır. En iyisi olacağın kesin olmamakla birlikte en kötüsü olacağı da kesin değildir. Kriz acı vericidir ve ‘kritik’ bir durum yaratır. Fransızcada aynı kökten türemiş olan ‘critique’ kelimesi kullanılır. Ancak olumsuz olduğu kadar olumlu da sonuçlanabilir.

Bir geçiş ve intikal hali

O halde kriz patolojik bir durumdur ve her zaman bir geçiş ve intikal halidir. ‘Geçici bir kriz’, bir doğum sancısı ve sarsıntı anıdır, ancak düzelebilir ve yeni bir dengeye oturabilir. Böylece sistem yeniden ‘sağlığına’ kavuşur ve normal şekilde çalışmaya devam eder. Fakat bu, sistemi tamamen bozmak, çalışmasını durdurmak ve ortadan kaldırmak için çalışan diğer olasılığın tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Dolayısıyla, her iki durumda da krizi sisteme dışarıdan dayatılan ve yukarıdan inen, temellerini sarsan ve dengesini bozan bir ‘kader’ olarak gören ‘dirilişçi’ kriz anlayışı kabul edilmez. Kriz burada sadece gerilimler yaratan ve yapıları sarsan bir doğum sancısı olarak görülse de canlanma ve yenilenmenin yanı sıra bozulma ve durgunlukla da sonuçlanabiliyor.

O halde kriz, çöküş ve düşüş aynı anlama gelmekten ziyade sistemin tarihsel hareketinin bir parçasıdır. Bu yüzden kapitalist sistem kendisini bir felsefe, yaratıcılık, ekonomi ve politika olarak sadece krizler yoluyla büyüyen bir nesne, krizi ise kendisine dışarıdan dayatılan bir lanet olarak değil, bileşenlerinden biri, hareketinin ve sürecinin özü ve dayanaklarından biri olarak görür. Kriz sadece konjonktürel bir olumsuz durum değildir. Sistemin entelektüel temellerini, siyasi kurumlarını ve ekonomik mekanizmalarını da şekillendirir.

Kriz burada sadece gerilimler yaratan ve yapıları sarsan bir doğum sancısı olarak görülse de canlanma ve yenilenmenin yanı sıra bozulma ve durgunlukla da sonuçlanabiliyor.

Ancak bu, krizin tüm sistemi etkilemesi gerektiği anlamına gelmez. Daha önce de söylediğimiz gibi, kriz bir hastalık gibidir, yani bir sistemi etkilerken diğerini etkilemeyebilir. Kriz, toplumları etkilediğinde de bu durum geçerli. Sistemin tamamını etkilemesi gerekmeyen bölgesel bir kriz olarak kalabilir. Her sosyal oluşumun farklı seviyelerde ve farklı zamanlara sahip olduğunu, dolayısıyla siyasi zamanın ekonomik zamanla ya da kültürel zamanla aynı olmak zorunda olmadığını kabul edersek, krizin yalnızca bölgesel olabileceğini ve bir noktada sıkıntı ve lanet, başka bir noktada ise nimet ve bereket olabileceğini de anlamış oluruz. Örneğin tarihçi İbn Kesir'in anlattığı, birbirini takip eden siyasi ve ekonomik krizlere tanık olan hicri dördüncü yüzyıldaki İslam toplumunu ve bu yüzyıldaki entelektüel gelişmeyi hatırlayalım. Antik Yunan ve modern Avrupa tarihinde, sözde kriz dönemlerinde gerçekleşen entelektüel gelişmenin pek çok örneğini de biliyoruz.

Bir yaratıcılık krizi mi?

Edebiyat eleştirmeni Roland Barthes, bir keresinde “Kültürel çalışmalarıma başladığımdan beri ‘yayıncılığın krizi, eleştirinin krizi, okumanın krizi, yaratıcılığın krizi, romanın krizi, şiirin krizi, sinemanın krizi’ gibi krizler hakkında bir şeyler duyuyorum” diye yazmıştı. Bununla birlikte, tüm bu sanatların ve türlerin, kendi yaşamı boyunca gördükleri refahı hiçbir zaman görmediklerini de kabul eden Barthes, örneğin ‘romanın krizinden’ söz ettiğimizde ne demek istediğimiz sorulduğunda “Bu sadece, artık 'romanın krizi' ifadesini, roman söz konusu olduğunda kullanmadığımız, ama olmadığında kullanabildiğimiz anlamına geliyor” yanıtını veriyor. Bugün sinemanın krizinden, şiirin krizinden ya da görsel sanatların krizinden bahsettiğimizde de aynı durum söz konusu. Belirli bir tür içinde kategorize edilemeyen ‘asi’ metinler ortaya çıktığında bir yaratıcılık kriziyle ya da bir yazı kriziyle karşı karşıya kalırız. Asi bir metin, normdan kopan bir metindir ve Barthes için metin, tam da budur. Krizsiz metin yoktur. Kriz her metnin doğasında vardır. Tüm metnin ve tüm yaratıcılığın özü krizdir.

Belirli bir tür içinde kategorize edilemeyen ‘asi’ metinler ortaya çıktığında bir yaratıcılık kriziyle ya da bir yazı kriziyle karşı karşıya kalırız.

Bu anlamda, kriz mutlaka bir eksikliğin habercisi olmak zorunda değil. Edebi yaratıcılığın dışında bir örnek alır ve bunu bilim tarihinden çıkarırsak bu doğrulanabilir. Örneğin, 19’uncu yüzyılda matematikte yaşanan krizleri ele alalım. Bu yüzyılda matematiğin çeşitli dallarında, önce geometri alanında Öklid dışı geometrilerin ortaya çıkmasıyla başlayan, üsler krizi ve modern cebirin ortaya çıkmasıyla sona eren, birbirini izleyen kriz dönemlerinin yaşandığı biliniyor. Dünyanın farklı yerlerinde Bernhard Riemann, János Bolyai ve Nikolay Lobaçevski gibi isimler ortaya çıktığında eksiklikten ziyade geometri bolluğu ve sistem çokluğu vardı. Farklı bir geometri yaratmak için geometrinin babası olarak anılan Öklid’in terimlerinden birini değiştirmenin yeterli olduğu anlaşıldı. Öklid geometrisinin temelini oluşturan epistemolojik kavramsal birikimin, matematiksel doğruluk ve aksiyomatizasyon kavramlarının ortaya çıkışıyla artık yeni geometrilerle birlikte ‘çalışamayacağı’ görüldü. Immanuel Kant gibi bir filozof tarafından ortaya atılan ‘geometrinin Öklid'in elinden, mantığın ise Aristoteles'in elinden çıktığı’ gibi tam olarak şekillenerek ortaya koyulduğu inancının kanıtlanamaz olduğu görüldü.

sCDVERGTH
Kaliningrad'daki Filozof Immanuel Kant Müzesi’nden bir kare (AFP)

Kriz, Öklid'in yapmadığı bir şeyi geometrik bir olgu olarak adlandırmaya başlamamızdan kaynaklanıyor. Burada da kriz, kavramsal birikimimizin yeni gelişmelere ayak uyduramamasında yatıyor. Bu durumun, matematiksel hakikat kavramının, ‘matematiksel nesnenin’ doğasının ve hatta matematiksel sistemin anlamının yeniden gözden geçirilmesini gerektireceği kesin.

Öklid'in sisteminin işlevsiz olmasının nedeni dışarıdan dayatılan bir lanet değil, Öklid'in önermelerinden birini kanıtlamak için tekrarlanan girişimlerden kaynaklanan ‘özündeki doğum sancısı’ olmasıdır.

Burada bizi ilgilendiren Öklid'in sisteminin işlevsiz olmasının nedeni dışarıdan dayatılan bir lanet değil, Öklid'in önermelerinden birini kanıtlamak için tekrarlanan girişimlerden kaynaklanan ‘özündeki doğum sancısı’ olmasıdır. Bu kusurun sonucu bir olumsuzluk değil, tam tersine geometrik ve epistemolojik bir zenginlik ve geleneksel ‘rasyonaliteyi’ en iyi işlediği yerden, Kant'ın ifadesiyle ‘kraliyet yolundan’ vuran felsefi bir gelişmeydi.

Hatta bunun, alanı ne olursa olsun, düşünmenin kendisine ilişkin kavrayışımızı değiştirdiğini söyleyecek kadar ileri gidebiliriz. Eğer bu geleneksel rasyonaliteden kurtulursak ve artık kendimizi düşünceyi tüm sağlıklı düşünmeler için bir başlangıç noktası olarak kullanılacak yöntemler arayışı olarak görmekle sınırlamaz ve düşünmeyi esasen gerileme, refleksiyon ve eleştiri olarak ele alırsak, düşünce bir eleştiriye ve krizlerin yaratılması sürecine dönüşür. Krizler ise düşüncenin hastalıkları olmaktan çıkıp düşüncenin doğum sancısı ve onu yeniden inşa etmeye devam eden sarsıntılar haline gelir.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.