İsrail, ABD’nin gönderdiği THAAD sisteminin yetersiz olmasından endişeli

Geriye kalan savunma sistemleri, İsrail’i çeşitli cephelerden gelen füze ve İHA’lara karşı korumaya devam etmek için yeterli değil

THAAD füze savunma sistemi (Reuters)
THAAD füze savunma sistemi (Reuters)
TT

İsrail, ABD’nin gönderdiği THAAD sisteminin yetersiz olmasından endişeli

THAAD füze savunma sistemi (Reuters)
THAAD füze savunma sistemi (Reuters)

Emel Şehade

ABD'nin balistik füzelere karşı Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunma (THAAD) bataryası ile 100 kadar askeri personelin İsrail’e ulaşmasıyla İsrail'de Hava Kuvvetleri’nin İran'dan ve çeşitli cephelerden gelebilecek herhangi bir balistik füze saldırısına karşı koyabileceğine dair oluşan iyimser havaya rağmen, İsrail'in savunma sistemlerindeki önemli eksikliklere ilişkin bir raporun ortaya çıkması, Tel Aviv'i çeşitli cephelerde ciddi bir meydan okumayla karşı karşıya bıraktı. Öte yandan hükümetin Lübnan'daki çatışmaları yoğunlaştırmak ve İran'a sert ve acı verici bir darbe indirmek için tehditlerini arttırdığı bir dönemde İsrail, İran'ın misillemede bulunma ihtimaline karşı hazırlık yapıyor.

Bazı güvenlik yetkilileri, İsrail'e THAAD sisteminin gönderilmesinden sonra bile İsrail'in tüm bölgelerini kapsayacak miktarda Arrow füzesi olmaması ve diğer sistemlerin yetersiz olmasından dolayı İran'ın Lübnan'dan Hizbullah’ın ve Yemen’den Husilerin de katılacağı balistik füzelerle saldırıya karşılık vermesi senaryosundan endişe ettiğini vurguladılar. Golani Tugayı’nın kullandığı askeri üsse yapılan İHA saldırısının ardından, anti-İHA sistemlerinin yetersizliğine ilişkin endişeler daha da arttı.

İsrail ordusu tarafından Golani Tugayı üssüne düzenlenen saldırıyla ilgili hazırlanan rapora göre Hizbullah iki İHA, roket güdümlü el bombaları ve üç füzeden oluşan kombine bir saldırı gerçekleştirdi. Rapora göre İHA’lar hava savunma sistemlerini manipüle etmeyi başararak radar ekranlarından kaybolurken Lübnan sınırından en az 60 kilometre uzaklıktaki askeri üsse doğru ilerledi. İHA’ları vurmak için savunma sisteminden çok sayıda füze fırlatılsa da başarılı olamadı.

Çok sayıda güvenlik yetkilisi ve hava savunma sistemleri uzmanı THAAD sisteminin tek başına İsrail'in hava sahasını koruyamayacağını vurgularken, geriye kalan savunma sistemleri, İsrail’i çeşitli cephelerden gelen füzelere ve İHA’lara karşı korumaya devam etmek için yeterli değil.

Aksa Tufanı Operasyonu’nun üzerinden bir yılı aşkın bir süre geçerken İsrail, Gazze Şeridi ve Lübnan cephelerinin yanı sıra İran'dan gelen iki saldırı ile Yemen’deki Husiler ve Irak'taki silahlı gruplar tarafından düzenlenen saldırılara karşı Demir Kubbe,

Davud Sapanı, Lazer Sistemi, Arrow-2 ve Arrow-3 dahil olmak üzere çeşitli savunma sistemlerin yanı sıra Lübnan ile aylarca süren çatışmaların ve İHA’lı saldırılara karşı başarısız olmasının ardından geliştirilen Sky Dew (Füze ve hava araçları tespit ve uyarı sistemi) uyarı sistemini bol bol kullandı.

İsrailli Yedek Tuğgeneral Zvika Haimovich, THAAD sisteminin Arrow sisteminin yanında önemli bir güç unsuru olduğunu ve İran'ın İsrail'e karşı 200'den fazla balistik füzeyle gerçekleştirdiği son saldırının ardından Washington'dan talep edildiğini söyledi. Haimovich’e göre THAAD sistemi, İsrail'in maruz kalabileceği onlarca füzeye karşı kendisini savunmasına yardımcı olacak.

Haimovich, şunları söyledi:

“İran'ın 200 balistik füzeyle saldırması senaryoları tehlikeli ve kapsamlı senaryolar. İsrail’in misillemesinin ardından İran ile çatışmanın devam etmeyeceği belirsiz. İsrail semalarının bir kez daha balistik füzelerle dolduğunu görebiliriz.”

ABD’nin süper güç olduğunun altını çizen Haimovich, “Savunma kabiliyetlerinin önemine ciddi bir şekilde baktığınızda, bunun bir sayı oyunu olmadığını görürsünüz. Nihayetinde bu savunma ve saldırının bir kombinasyonudur. Silah ekonomisine gelince, bu politikanın bir sonucudur. ABD'yi yönlendiren ve kararlarını belirleyen faktörün silah ekonomisi olduğunu düşünmüyorum” değerlendirmesinde bulundu.

sdcv
THAAD bataryası, Arrow'un yanında önemli bir savunma unsuru olarak görülüyor (Reuters)

Haimovich, siyasi ve askeri yetkililerin Lübnan'a karşı saldırıları artırma tehditlerinin hız kazanması ve Savunma Bakanı Yoav Gallant'ın Hizbullah'ın artık silahlarının üçte birinden fazlasına sahip olmadığı yönündeki açıklamaları karşısında, Hizbullah'a verilen zarara rağmen halen büyük bir askeri yeteneğe sahip olduğu uyarısında bulundu. Bununla övünmek için henüz çok erken olduğunu vurgulayan Haimovich, “Hizbullah toparlanıyor ve şoktan çıkıyor. Hizbullah komuta merkezi olmayan ve stratejik olarak çok iyi odaklanmış bir örgüt” diye konuştu.

Savaşın başlamasından bu yana çok sayıda sistem kullanan İsrail'in çok hedefli sistemlere sahip olması gerektiğini belirten Haimovich, THAAD, Arrow ve hatta Demir Kubbe'nin bile karşı koyamadığı İHA tehdidiyle ilgili olarak “Aylar önce, İsrail'in çoğu Hizbullah tarafından gerçekleştirilen bin 200'den fazla İHA ile saldırıya uğramasının ardından İHA tehlikesi konusunda uyarıda bulunmuştum. Bu çok cepheli bir meydan okuma ve Hizbullah açısından bu meydan okuma İHA’ları zamanında tespit etme sorunu ile daha da artıyor” yorumunda bulundu.

Haimovich, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Golani Tugayı üssüne düzenlenen saldırıda kullanılan İHA’nın nereden geldiğini tespit etme konusunda bir sorunla karşı karşıyayız. Çünkü hem deniz üzerinden hareket ediyor hem de derinlere nüfuz ediyor. Alçak irtifada uçtuğu için anti-İHA sistemlerinin eksikliği karşısında izleme cihazları göremiyor. Araştırmamız ve üstesinden gelmemiz gereken de bu.”

Arrow sistemlarini desteklemek için

Savunma ve güvenlik uzmanlarına göre İsrail, Arrow-2 ve Arrow-3 sistemlerinin kullanımında, Savunma Bakanlığı'nın bir raporunda da belirtildiği üzere bir ila üç milyon doları aşan çok yüksek maliyetleri nedeniyle büyük bir sorun ve hatta bir ikilemle karşı karşıya.

Bu maliyetin yanı sıra İsrail'in elinde kendisine fırlatılan tüm füzelere karşı koyabilecek yeterli miktarda füze de bulunmuyor. Özel standartlara göre Savunma Sistemi Birimi bir füzenin denize ya da karada açık bir alana düşeceğini öngörüyorsa, Arrow sisteminden füze fırlatılmıyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre bu durum, birkaç ay önce Tel Aviv'e düşen ve bir kişinin ölümüne, birkaç kişinin de yaralanmasına neden olan füze olayında da olduğu gibi hata yapma riskini de beraberinde getiriyor. Savunma Sistemi Komutanlığı, kontrol odasının füzenin açık bir alana düşmesini beklediğini ve onu vurmaya çalışmadığını iddia etmişti.

İsrail Güvenlik Bakanlığı'nda eski araştırmac Ehud İlam, İsrail ordusunun, İran'ın son saldırısında hava savunma sistemi Arrow’un, ekim ayı başlarında düzenlenen füzeli saldırının ardından Tel Aviv'e başka bir füzenin gönderilmesi olasılığına karşı ayırdığına dair bir his olduğunu belirtti.

İsrail ordusu savunma sistemlerindeki bu eksiklik karşısında, Lübnan’da ve Gazze’deki savaşta ağır mühimmat kullanımını onaylama yetkisine sahip subayların daha üst rütbelerden olması kararı aldığını duyurdu. Ordu bu adımı, mühimmat stoklarının azaldığı ve bazı ülkelerin İsrail'e silah ihracatına ambargo uyguladığı bir dönemde attı.

Washington'ın İsrail'e THAAD sistemi verilmesini onaylamasının ardından yapılan durum değerlendirmesi oturumunda hazırlanan bir raporda, THAAD sisteminin İsrail'de konuşlandırılması için ABD ile varılan anlaşmanın, ABD'nin kısıtlamalarından olduğu kadar, ordunun İran tarafından fırlatılabilecek yüzlerce füzeyle başa çıkmak için ABD tarafından sağlanacak ek füzelere ve önleyicilere duyduğu ihtiyaçtan kaynaklandığı belirtildi.

Miktar ve sayıların durumun gerçekliği hakkında çok şey söylediğine işaret eden rapora göre ne kadar çok füze fırlatılırsa, o kadar çok bombardıman uçağına, önleyiciye ve radara ihtiyaç duyuluyor.

İsrail Savunma Bakanı Gallant ve Genelkurmay Strateji Dairesi Başkanı Tümgeneral Eliezer Toledano’ya mühimmat ve savunma sistemlerinin yetersizliği konusunda sunulan bir raporda Gallant, bakanlığa geldiğinde ihtiyaç ile ordunun elindeki arasında büyük bir uçurum olduğunu ve savaştan önce bu açığın kapatılması için her şeyin yapılması talimatı verdiğini ancak bu talimatın yerine getirilmediğini belirtti. Rapora göre hala ABD’nin hava mühimmatına ve uçaklarına bağımlı olduklarını vurgulayan Gallant, “Ancak yerel üretimi teşvik etmek ve İsrail yapımı mühimmat ve silahlar üretmemizi sağlayacak her türlü yolu geliştirmek için var gücümüzle çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

İsrail Savunma Bakanlığı’nın ve ordusunun verilerine göre sadece Gazze Şeridi’nden ve Lübnan'dan İsrail'e bir yıl içinde 20 binden fazla roket ve topçu atışı yapıldı. Çoğu Lübnan'dan olmak üzere bin 200'den fazla İHA’lı saldırı düzenlendi. Öte yandan İsrailli askeri-endüstriyel şirketler, savunma sisteminin büyük eksikliğini gidermek için 24 saat çalışıyor.

Eski ABD Savunma Bakanı Ortadoğu İşlerinden Sorumlu Yardımcısı Dana Stroul, İsrail'in mühimmat sorununun ciddi olduğunu ve İran'ın İsrail tarafından düzenlenecek bir saldırıya misillemede bulunması ve Hizbullah'ın da buna katılması halinde İsrail'in hava savunma sistemlerinin tamamen tükeneceğini söyledi.

İsrail birkaç kat önleyici füze savunma sistemine sahip. En üst katta, saldıran füzeleri atmosferin yüzlerce kilometre dışında vuran Arrow-3 ve bir altında atmosferin sınırına yakın, 100 kilometreden daha uzak mesafedeki füzeleri vuran Arrow-2 yer alıyor.

Bunların altında Davud Sapanı sistemi bulunuyor. Bu sistem atmosferin içinde çok uzak mesafelerden gelen füzelere karşı savunma sağlıyor. En altta ise kısa menzilli füzeleri engelleyen ve bölgeleri koruyan Demir Kubbe var. İsrail basınında yer alan haberlere göre bu sistem Gazze'den İsrail'e atılan roketlerin çoğuna karşı kullanıldığından mühimmatının neredeyse tamamını tüketti.

Son dönemde kaydedilen deneyimler

İsrail Savunma Bakanlığı, Hizbullah’ın İHA’lı saldırılarını engellemek için İsrail merkezli bazı şirketlerin ürettiği çeşitli sistemleri denedi. Bakanlıktan yapılan açıklamada Bakan Gallant'ın da katılımıyla sekiz şirketin çeşitli teklifler sunduğu ve bunlardan bazıları üzerinde denemeler yapıldığı belirtildi. İHA’ları engellemeyi başaran çözümlerin hızlı bir geliştirme aşamasına geçirileceği ve operasyonel olarak test edileceği açıklandı.

Denemeler sırasında, anti-İHA sistemi prototipler konuşlandırıldı. Farklı menzillerde ve irtifalarda uçan İHA’ları önleme yetenekleri gösterildi. Açıklamaya göre geliştirilecek sistemler birkaç ay içinde konuşlandırılacak.

Savunma Bakanı Gallant, İHA tehdidinin Lübnan, Yemen ve Irak'a İHA tedarik eden ve bunları kendisi de kullanan ‘İran'dan gelen çok cepheli bir tehdit’ olduğunu söyledi.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.