Hizbullah çağrı cihazı tuzağına nasıl düştü?

Beyrut'un güney banliyösünde patlayan bir çağrı cihazının kalıntıları (AFP)
Beyrut'un güney banliyösünde patlayan bir çağrı cihazının kalıntıları (AFP)
TT

Hizbullah çağrı cihazı tuzağına nasıl düştü?

Beyrut'un güney banliyösünde patlayan bir çağrı cihazının kalıntıları (AFP)
Beyrut'un güney banliyösünde patlayan bir çağrı cihazının kalıntıları (AFP)

Reuters, bu yılın başlarında Lübnan’a ulaşan bubi tuzaklı çağrı cihazlarının, İsrail'in Lübnan Hizbullahı’nı bir zayıflığına rağmen aldatıcı özellikleriyle yok etme planının bir parçası olduğunu yazdı.

Çağrı cihazları hakkında doğrudan bilgi sahibi olan Lübnanlı bir kaynağa ve Reuters tarafından görülen infilak etmiş çağrı cihazlarının detaylı analiz görüntülerine göre cihazları yapan ajanlar küçük ama güçlü miktarda plastik patlayıcıyı gizleyen bir pil muhafazası ve X ışınlarıyla tespit edilemeyen yeni bir fünye tasarladılar.

Reuters’ın arşivlenmiş çevrimiçi sayfalarda yaptığı araştırmaya göre ajanlar, bu yeni ürün hakkında hiçbir bilgi bulunmamasından kaynaklanan zafiyeti aşmak için çevrimiçi satış mağazaları ve sahte sayfalar oluşturdular. Hizbullah, çağrı cihazları hakkında internette araştırma yaptığında onu kandıracak çevrimiçi sayfalarda yer alan yanıltıcı yazılar yazdılar.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'tan aktardığı habere göre İran destekli Hizbullah’ın daha önce benzerine rastlanmayan darbeler indiren ve Ortadoğu'yu bölgesel bir savaşın eşiğine getiren yıllar süren bir operasyonu gerçekleştirmek için çağrı cihazlarına nasıl patlayıcı yerleştirildiğini ve pil özelliklerini kamufle etmek için özenle örülen hikayeyi ilk kez ortaya koyuyor.

Lübnanlı kaynağa ve ulaşılan görüntülere göre pildeki iki dikdörtgen hücre arasına altı gram beyaz plastik patlayıcı içeren ince kare bir levha yerleştirilmişti.

Kaynak, pil hücreleri arasında kalan boşluğun fotoğraflarda görülemediğini, ancak patlatıcı görevi gören yüksek derecede yanıcı bir madde şeridiyle doldurulmuş olduğunu belirtti.

Görüntüler, üç katmanlı sandviç tasarıma sahip patlayıcının siyah plastik bir ambalajın içine yerleştirildiğini ve bu ambalajın da yaklaşık bir kibrit kutusu büyüklüğünde metal bir muhafazanın içine konulduğunu gösterdi.

Kimliklerinin gizli tutulması şartıyla konuşan kaynak ve iki patlayıcı uzmanı, montaj işleminin alışılmışın dışında olduğunu, çünkü genellikle metal bir silindir olan alışılmış küçük fünye tipinde olmadığını ifade ettiler.

Metal bileşenler olmadığından, patlamayı yaratmak için kullanılan malzeme bir avantaj sağlıyordu. Plastik patlayıcılar gibi X-ışınları tarafından tespit edilemiyordu.

İki kaynak, Hizbullah'ın çağrı cihazlarını şubat ayında teslim aldıktan sonra patlayıcı kontrolü yaptığını, alarm verip vermeyeceğini görmek için havaalanı güvenlik tarayıcılarından geçirdiğini ve şüpheli bir şeye rastlanmadığını söylediler.

Reuters’a konuşan iki patlayıcı uzmanı, cihazların pil muhafazası içinde patlayıcıyı ateşlemeye yetecek bir kıvılcım oluşturacak şekilde tasarlanmış olabileceğini belirttiler.

Uzmanlar, patlayıcıların ve ambalajın hacmin yaklaşık üçte birini oluşturduğunu ve dolayısıyla, pilin 35 gramlık ağırlığıyla tutarlı bir enerji desteği sunduğunu vurguladılar.

İngiltere'deki Newcastle Üniversitesi'nde lityum pil uzmanı olan Prof. Paul Christensen, bubi tuzaklı çağrı cihazlarının pilinde önemli miktarda hesaba katılmamış kütle olduğunu söyledi.

Lübnanlı kaynak, Hizbullah'ın bir noktada pilin beklenenden daha hızlı bittiğini fark ettiğini, fakat bu durumun büyük bir güvenlik endişesine yol açmadığını ve Hizbullah’ın patlamalara saatler kala bile üyelerine çağrı cihazı dağıtmaya devam ettiğini aktardı.

Takvimler 17 Eylül'ü gösterdiğinde Beyrut'un güney banliyölerinde ve Hizbullah'ın diğer kalelerinde binlerce çağrı cihazı eşzamanlı olarak patladı. Birçok vakada patlama öncesinde bir mesaj geldiğine dair bip sesi duyuldu.

Reuters’a konuşan görgü tanıklarına göre hastaneye kaldırılan yaralıların çoğu gözlerinden ya da karın bölgelerinden yaralanmış yahut parmakları kopmuştu. Bu da patlama sırasında cihazların yakınında olduklarını gösteriyordu.

Bu saldırı ve ertesi gün telsizlerin patlatıldığı ikinci saldırı sonucu 39 kişi öldü, 3 bin 400'den fazla kişi yaralandı.

Batılı iki güvenlik kaynağı, söz konusu saldırıların arkasında İsrail istihbarat servisi Mossad’ın olduğunu söylediler.

Reuters, bu cihazların nerede üretildiğini tespit edemezken Mossad üzerinde yetki sahibi olan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi yorum talebine yanıt vermedi.

Lübnan Enformasyon Bakanlığı ve Hizbullah Sözcülüğü de haberle ilgili yorum yapmaktan kaçındı.

İsrail, saldırıların arkasında olduğu iddialarını ne reddetti ne de doğruladı. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın çağrı cihazı ve telsiz patlamalarından bir gün sonra Mossad’ın elde ettiği ‘çok etkileyici’ sonuçları överken söyledikleri, İsrail'de teşkilatın saldırılardaki rolünün üstü kapalı kabulü olarak yorumlandı. ABD'li yetkililer saldırılardan önceden haberdar edilmediklerini söylediler.

En zayıf halka

Görünüşte çağrı cihazının güç kaynağı binlerce tüketici elektroniği ürününde kullanılan standart bir lityum-iyon pil gibi görünüyordu. Ancak LI-BT783 kodlu pilin bir sorunu vardı. Tıpkı çağrı cihazları gibi, piyasada mevcut değildi. Bu yüzden İsrail ajanları bu ürünler için sıfırdan bir arka plan hikayesi oluşturdular.

Çağrı cihazı saldırısında yer almayan İsrailli eski bir istihbarat ajanı Reuters'a yaptığı açıklamada, Hizbullah'ın satın aldıkları ürünleri kontrol etmek için sıkı tedarik prosedürleri uyguladığını söyledi.

Kimliğinin gizli tutulması şartıyla konuşan İsrailli eski ajan, “Arama yaptıklarında bir şeyler bulacaklarından emin olmak istersiniz. Ürün hakkında hiçbir şey bulamamak iyi bir şey değildir” yorumunda bulundu.

Kamuflaj hikayeleri ya da efsaneler yaratmak casuslarda olmazsa olmaz becerilerden biri. Ancak burada çağrı cihazı planını olağandışı kılan, bu pillerin popüler elektronik ürünlerde kullanılmış gibi gösterilmiş olması.

Ajanlar, çağrı cihazları için Hizbullah'ı özel olarak tasarlanmış AR-924 modelini mevcut ve tanınmış bir Tayvan markası olan Gold Apollo adı altında satarak kandırdılar.

Gold Apollo'nun kurucusu ve başkanı Hsu Ching-kuang, çağrı cihazı saldırısından bir gün sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, yaklaşık üç yıl önce şirketten ayrılan eski bir çalışan olan Theresa Wu ve ‘Tom adındaki büyük patronun’ lisans anlaşmasını görüşmek üzere kendisine başvurduklarını söyledi.

dsvfg
Altın Apollo Başkanı Hsu Ching-kwang, çağrı cihazı saldırısından bir gün sonra gazetecilere basın açıklamasında bulundu (AFP)

Hsu, Wu'nun patronu hakkında çok az bilgiye sahip olduğunu, ancak onlara kendi ürünlerini tasarlama ve her yerde bulunan Gold Apollo markası altında pazarlamaları için lisans verdiğini açıkladı.

Reuters, büyük patron Tom’un kimliğini ya da Wu'nun İsrail istihbaratıyla çalışıp çalışmadığını tespit edemedi.

Hsu, AR-924'ü gördüğünde etkilenmediğini, ancak şirketinin internet sitesine ürünün fotoğraflarını ve açıklamasını eklediğini, bunun da kendisine görünürlük ve güvenilirlik kazandırdığını söyledi. AR-924, internet sitesi üzerinden doğrudan satın alınamıyordu.

Çağrı cihazlarının ölümcül özellikleri ya da Hizbullah'a yönelik büyük çaplı saldırı hakkında hiçbir şey bilmediğini söyleyen Hsu, şirketinin bir komploya kurban gittiğini vurguladı.

Gold Apollo daha fazla ayrıntı vermeyi reddederken Wu, Reuters’ın çağrılarına ve mesajlarına yanıt vermedi. Ayrıca saldırılardan bu yana medyaya herhangi bir açıklamada da bulunmadı.

“Bu ürünü biliyorum”

Reuters’ın internet kayıtları ve meta veriler üzerinde yaptığı incelemeye göre AR-924 çağrı cihazını ve pili ile ilgili çevrimiçi sayfalar ve görüntüler 2023 yılının eylül ayında Gold Apollo ürünlerinin yanı sıra dayanıklı çağrı cihazı ve bataryası dağıtım lisansına sahip olduğunu söyleyen apollosystemshk.com adlı internet sitesine eklendi.

İnternet sitesinde Apollo Systems HK adlı bir şirketin Hong Kong adresi yer alıyor. Ancak adreste ya da Hong Kong’taki şirket kayıtlarında bu isimde bir şirket bulunmuyor.

Bununla birlikte bu yılın başlarında Taipei'de Apollo Systems adlı bir şirket kuran Tayvanlı iş insanı Wu, Wu, Facebook sayfasında ve şirket kayıtlarında bu siteye yer verdi.

Apollosystemshk.com internet sitesinde bataryanın olağanüstü performansından bahsediliyor. Şirketin internet sitesine ve YouTube'daki 90 saniyelik tanıtım videosuna göre eski nesil cihazlara güç sağlamak için kullanılan pillerin aksine, şirket pilinin 85 gün dayanması ve bir USB kablosuyla şarj edilebilmesiyle övünüyor.

Reuters, 2023 yılı sonlarında bu yeni pilleri satan iki çevrimiçi pil mağazasının ortaya çıktığını tespit etti. Pilin ticari olarak piyasada bulunmamasına rağmen pillerin konu edildiği çevrimiçi iki forumda katılımcıların bu pili tartıştığı ve Mikevog rumuzlu bir kullanıcı aynı yıl nisan ayında yaptığı bir yorumda “Bu ürünü biliyorum... Harika bir veri sayfası ve harika bir performansı var” diye yazdığı görülüyor.

Reuters, Mikevog’un gerçek kimliğini tespit edemedi.

Reuters’a konuşan eski bir İsrail istihbarat görevlisi ve iki Batılı güvenlik görevlisi internet sitesinin, çevrimiçi mağazaların ve forum tartışmalarının Hizbullah’ı kandırma girişimi esintileri taşıdığını belirttiler. Çağrı cihazlarının Lübnan'da havaya uçurulmasından sonra siteler internetten silinse de kaydedilmiş ve arşivlenmiş kopyalar hala görülebiliyor.

Çağrı cihazı patlamasının ardından Hizbullah liderleri aldıkları güvenlik önlemlerinin nasıl aşıldığını ve işin içinde casusların olup olmadığını anlamak için iç soruşturma başlattıklarını duyurdular.

Reuters’ın daha önceki bir haberine göre cep telefonlarının İsrail tarafından gizlice dinlemesi nedeniyle tehlikeli olduğunu fark eden Hizbullah, yılın başlarında çağrı cihazlarına geçiş yaptı.

Konuya ilişkin bilgi sahibi olan bir kaynak, Hizbullah’ın başlattığı iç soruşturmanın İsrailli ajanların Hizbullah'ın satın alma müdürünün AR-924'ü seçmesini sağlamak için nasıl agresif satış taktikleri kullandığını ortaya çıkarmaya yardımcı olduğunu söyledi.

Teklifi ileten satış elemanı çağrı cihazları için çok düşük bir fiyat teklif ettiğini söyleyen kaynak, satış elemanının teklif kabul edilene kadar fiyatı düşürmeye devam ettiğini de sözlerine ekledi.

Lübnanlı yetkililer, Lübnan'ın egemenliğinin ciddi bir ihlali olarak niteledikleri saldırıları kınadılar. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, 19 Eylül'de, İsrail tarafından öldürülmeden önce yaptığı son konuşmada, çağrı cihazı saldırılarının bir ‘savaş ilanı’ olduğunu söyledi ve İsrail'i cezalandırma sözü verdi.

Hizbullah, müttefiki Hamas’la dayanışma amacıyla İsrail askeri bölgelerine roket atmaya başladığı 8 Ekim 2023 tarihinden bu yana İsrail ile çatışıyor.

Çağrı cihazı saldırılarının ardından Hizbullah'a karşı topyekûn bir savaş başlatan İsrail, Lübnan'ın güneyine karadan girdi ve hava saldırıları düzenleyerek örgütün üst düzey liderlerinin çoğunu öldürdü.

Hizbullah'ın çağrı cihazı saldırılarıyla ilgili olarak halen devam eden iç soruşturması, patlamadan 11 gün sonra, 28 Eylül'de örgütüm satın alma işlerinden sorumlu, Önleyici Güvenlik Birimi komutanı ve Merkez Konseyi üyesi Nebil Kavuk’un bir İsrail hava saldırısında öldürülmesiyle sekteye uğradı.



Beklenen saldırı dalgası İran savaşını sona erdirebilir mi?

Ortadoğu üzerinde gündüz devriye uçuşu yapan ABD’ye ait iki A-10 tipi savaş uçağı. (CENTCOM)
Ortadoğu üzerinde gündüz devriye uçuşu yapan ABD’ye ait iki A-10 tipi savaş uçağı. (CENTCOM)
TT

Beklenen saldırı dalgası İran savaşını sona erdirebilir mi?

Ortadoğu üzerinde gündüz devriye uçuşu yapan ABD’ye ait iki A-10 tipi savaş uçağı. (CENTCOM)
Ortadoğu üzerinde gündüz devriye uçuşu yapan ABD’ye ait iki A-10 tipi savaş uçağı. (CENTCOM)

ABD’nin İran’a yönelik geniş çaplı saldırıları yeniden başlatmaya hazırlandığı görülüyor. Ancak uzmanlara göre taraflardan herhangi birinin yıkıcı savaşı askerî yollarla kesin bir sonuca ulaştırması pek olası değil.

ABD ve İran güçleri, ticari gemilere yönelik saldırıların öne çıktığı bir çatışma düzenine yerleşmiş durumda. ABD, İran limanlarına abluka uygulamaya çalışırken, İran İslam Cumhuriyeti ise stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü pekiştirmeyi hedefliyor.

İki ülke de eylül ayının başından bu yana kara hedeflerine yönelik büyük çaplı saldırılar düzenlemedi. Ancak bu durum yakında değişebilir.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Brookings Enstitüsü Dış Politika Programı Direktörü Susan Maloney ajansa yaptığı açıklamada, “Şu anda ara seçimlerin hemen ardından saldırıların düzenlenebileceğini düşünüyorum” dedi. Maloney, 3 Kasım’da yapılacak ABD ara seçimlerine işaret etti.

ABD Başkanı Donald Trump, 28 Şubat sabahı Mar-a-Lago’da, CIA Direktörü John Ratcliffe, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles ile birlikte İran’a yönelik “Destansı Öfke” operasyonunun başlangıcını takip ediyor. (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 28 Şubat sabahı Mar-a-Lago’da, CIA Direktörü John Ratcliffe, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles ile birlikte İran’a yönelik “Destansı Öfke” operasyonunun başlangıcını takip ediyor. (AP)

Maloney, Ortadoğu’ya ek ABD askerî birlikleri ve teçhizatının sevk edilmesi, bölgedeki Amerikalılara yönelik uyarılar ve İsrail ordusunda alarm seviyesinin yükseltilmesi gibi olası saldırılara işaret eden gelişmelere dikkat çekti.

Maloney, Trump’ın “ara seçimlerden önce saldırı düzenlemeyeceğini açıkça ilan ettiğini” belirterek, böyle bir adımın seçim sandığında kendisine avantaj sağlamayacağını ifade etti.

ABD’nin İran’a karşı İsrail’le birlikte yürüttüğü savaş, özellikle akaryakıt fiyatlarını ciddi ölçüde artırması nedeniyle ABD kamuoyunda büyük ölçüde destek görmüyor. Savaşın, kritik öneme sahip ara seçimlerde Trump’ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti’ye yük getirmesi bekleniyor.

Maloney, mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını belirterek, ABD ablukasının “İranlılara daha fazla zarar verdiğini”, ancak Washington’ıun da çok sayıda deniz unsurunu ablukayı sürdürmekle meşgul ettiğini belirtti.

Trump cuma günü yaptığı açıklamada, Tahran’la bir anlaşmaya varılamaması hâlinde, şubat ayının sonlarında başlatılan İran’a yönelik ABD operasyonuna atıfla, “Destansı Öfke kapsamında küçük çaplı bir operasyon daha düzenleyebiliriz” dedi. Trump, bunun ne zaman gerçekleşebileceğine ilişkin bir tarih vermedi.

Öngörmek imkânsız

Ortadoğu Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Jason Campbell, yeni saldırıların yakın olabileceğine ya da ABD’nin, İran veya Yemen’deki müttefiki Husiler tarafından düzenlenebilecek saldırıları beklediğine ilişkin “kesinlikle güncel işaretler bulunduğunu” söyledi.

Campbell, USS Theodore Roosevelt uçak gemisinin Ortadoğu’ya konuşlandırılmasının planlandığını belirtti. Bu adımın, bölgedeki uçak gemisi taarruz gruplarının sayısını geçici olarak üçe çıkarabileceğini kaydetti. Ayrıca yeni bir ABD Deniz Piyadeleri seferî birliğinin bölgeye gönderilmesi kararına dikkat çekti.

Campbell, İsrail savaş uçaklarının yakın zamanda İran’a yönelik önceki saldırıları andıran bir “güç gösterisi” gerçekleştirdiğini de belirtti. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in İsrail’de Başbakan Binyamin Netanyahu ile görüştüğünü hatırlattı.

Ancak Campbell, “Burada zamanlamayı öngörmek imkânsız” dedi. Söz konusu adımların, yalnızca İran’ı müzakere masasına geri dönmeye zorlamak amacıyla atılıyor olması hâlinde, bunların kapsamının oldukça geniş olduğuna dikkat çekti.

Campbell’a göre Trump’ın seçenekleri, çatışmanın başlangıcına kıyasla daralmış durumda. Bölgedeki ABD üslerinin uğradığı hasar, olası bir kara harekâtını daha da zorlaştırıyor.

Tahran sokaklarından birinde sergilenen İran füzeleri. (Reuters)
Tahran sokaklarından birinde sergilenen İran füzeleri. (Reuters)

Campbell, “Bu aşamada, böyle bir operasyonun gerektireceği binlerce, hatta bazı senaryolarda on binlerce askerin güvenli biçimde toplanabileceği bir yer yok” değerlendirmesinde bulundu.

Maloney ise İran’daki geleneksel askerî hedeflerin büyük bölümünün önceki saldırılarda ciddi ölçüde zayıflatıldığını söyledi. Bu nedenle yeni bir saldırı dalgasının, sivil altyapıya ve İran halkını doğrudan etkileyen hedeflere yönelik daha fazla saldırıyı içerebileceğini belirtti.

Ancak Maloney’ye göre bu tür saldırıların veya başka herhangi bir askerî müdahalenin savaşı kesin bir sonuca ulaştırması beklenmiyor.

Maloney, “En başından beri bu, taraflardan herhangi birinin gerilimi daha da artırmasıyla sona erdirilemeyecek bir savaştı” dedi.

Campbell da bu görüşe katılarak, “Savaşın ilk 50 günündekilere benzer yeni İran saldırılarının, İran yönetimi açısından stratejik dengeyi nasıl değiştirebileceğini göremiyorum” ifadelerini kullandı.

Campbell, İran’ın büyük çaplı fiziksel hasara katlanmaya istekli olduğunu gösterdiğini belirterek, “Hedeflerin önemli bir bölümünü karma kullanımlı temel altyapıyı, hatta doğrudan sivil altyapıyı kapsayacak şekilde değiştirmek bile bu durumu kayda değer ölçüde değiştirmeyecektir” değerlendirmesinde bulundu.


Musk, Ukrayna ordusunu Starlink kullanım koşullarını ihlal etmekle suçladı

Elon Musk’un silüeti, Starlink logosunun yanında görülüyor. (Reuters)
Elon Musk’un silüeti, Starlink logosunun yanında görülüyor. (Reuters)
TT

Musk, Ukrayna ordusunu Starlink kullanım koşullarını ihlal etmekle suçladı

Elon Musk’un silüeti, Starlink logosunun yanında görülüyor. (Reuters)
Elon Musk’un silüeti, Starlink logosunun yanında görülüyor. (Reuters)

ABD’li milyarder Elon Musk dün yaptığı açıklamada, Ukrayna ordusunu Starlink uydu internet hizmetini saldırı amaçlı insansız hava aracı (İHA) operasyonlarında kullanarak sivilleri öldürmekle suçladı. Musk, bu kullanımın hizmet şartlarını ihlal ettiğini öne sürdü.

Musk, sahibi olduğu X platformunda yaptığı paylaşımda, “Ukrayna ordusu Starlink hizmetinin kullanım şartlarını ihlal ederek insanları öldürmek amacıyla saldırı amaçlı İHA operasyonları düzenledi. Bu açık geçen hafta kapatıldı” ifadelerini kullandı.

Musk, iddialarını destekleyecek herhangi bir kanıt veya somut örnek sunmadı.

Musk’ın sahibi olduğu SpaceX tarafından işletilen Starlink, kendi açıklamasına göre askerî saldırı operasyonları için değil, sivil ve savunma amaçlı kullanım için tasarlanmış ticari bir hizmet. Musk, şirketin askerî amaçlara yönelik diğer hizmeti Starshield’ın ise ABD hükümetinin kontrolünde olduğunu belirtti.

Ukrayna ordusu, Rusya’nın işgaline karşı hava savunmasında Starlink’ten yararlanıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre  uydu internet hizmeti, İHA operasyonlarının yanı sıra lojistik faaliyetler ve askerî iletişim açısından da önemli bir rol oynuyor.

Ukrayna, son günlerde ABD merkezli uydu internet hizmetine erişimin yavaşlatıldığından şikâyet etmişti. Ancak yaşanan aksaklıktan kimin sorumlu olduğu netlik kazanmamıştı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, dün yaptığı açıklamada Starlink ve Starshield iletişim hizmetlerinin yeniden çalışır duruma getirildiğini söyledi.

Zelenskiy, “Starlink ve Starshield hizmetleri, tüm kısıtlamalar uygulanmadan önceki hızlarına yeniden kavuştu. Şu anda hızlar olması gereken seviyede” dedi.


Pezeşkiyan, Putin ile görüşmek üzere gelecek hafta Moskova’yı ziyaret edecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 19 Ekim 2026 Pazartesi günü Tahran’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u kabul etti. (AP)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 19 Ekim 2026 Pazartesi günü Tahran’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u kabul etti. (AP)
TT

Pezeşkiyan, Putin ile görüşmek üzere gelecek hafta Moskova’yı ziyaret edecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 19 Ekim 2026 Pazartesi günü Tahran’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u kabul etti. (AP)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 19 Ekim 2026 Pazartesi günü Tahran’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u kabul etti. (AP)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın gelecek hafta Rusya’nın başkenti Moskova’ya giderek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşeceğini açıkladı. Ziyaretin, iki ülke arasında ikili iş birliği ve bölgesel gelişmelere ilişkin istişarelerin sürdürülmesi kapsamında gerçekleştirileceği belirtildi.

Arakçi, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un yakın zamanda Tahran’a gerçekleştirdiği ziyarete ilişkin mesajında, görüşmelerde siyasi ve ekonomik iş birliğinin geliştirilmesi, ortak anlaşmaların uygulanması ve İran ile Rusya arasındaki kapsamlı stratejik ortaklığın güçlendirilmesinin ele alındığını ifade etti.

Şarku’l Avsat'ın Mehr Haber Ajansı’ndan aktardığına göre Arakçi, “Bu ziyarette ortak çıkarlarımızı korumak, bölgesel barış ve istikrarı güçlendirmek amacıyla istişarelerin sürdürülmesinin önemini vurguladık. Diyalog ve istişareler, gelecek hafta iki ülkenin cumhurbaşkanlarının Moskova’da bir araya gelmesiyle devam edecek” ifadelerini kullandı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan. (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan. (AFP)

Lavrov’un Tahran ziyareti

Lavrov, 28 Şubat’ta savaşın başlamasından bu yana İran’a ilk ziyaretini geçen pazartesi günü gerçekleştirdi. Tahran’da Pezeşkiyan ve Arakçi ile bir araya gelen Lavrov, Arakçi ile düzenlediği ortak basın toplantısında Pezeşkiyan’ın “önümüzdeki günlerde” Moskova’yı ziyaret edebileceğini söylemiş, ancak kesin tarih vermemişti.

Lavrov, Tahran’dan yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nda savaş öncesindeki duruma dönülmesi çağrısında bulundu. Bu kapsamda “seyrüsefer özgürlüğünün yeniden sağlanması ve saldırıların tekrarlanmayacağına dair güvenceler verilmesi” gerektiğini belirten Rus Bakan, krize çözüm bulmak için çalışmaya hazır olduklarını ifade etti.

Rusya’nın “zor koşullara” rağmen İran ile ekonomik ve yatırım anlaşmalarını uygulamaktan vazgeçme niyetinde olmadığını söyleyen Lavrov, Rus uzmanların Buşehr Nükleer Santrali’ne kademeli olarak geri döndüğünü belirtti. Lavrov ayrıca iki ülke arasındaki ticaret hacminin geçen yıl yüzde 21 arttığını kaydetti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 19 Ekim Pazartesi günü Tahran’da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile görüştü. (EPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 19 Ekim Pazartesi günü Tahran’da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile görüştü. (EPA)

Arakçi ise söz konusu görüşmeler sırasında bölgedeki “güvensizlikten” ABD’yi sorumlu tuttu. “Ekonomik abluka, bölgemizdeki güvensizliğin başlıca nedenidir” diyen Arakçi, Rusya ile ilişkilerini “stratejik” olarak nitelendirdi. Kapsamlı stratejik ortaklık anlaşmasının yürürlüğe girmesinin ardından bu ilişkilerin “yeni boyutlar kazandığını” belirtti.

Pezeşkiyan ile Putin son olarak Türkmenistan’da bir araya gelmişti. Putin, ekim ayının başında yaptığı görüşmede Moskova’nın arabuluculuk çabalarına katkıda bulunmaya hazır olduğunu Pezeşkiyan’a bildirmişti.

Lavrov, Tahran ziyaretinden bir gün önce yaptığı açıklamada ise Tahran ile Washington arasındaki görüşmelerin çıkmaza girdiği bir dönemde Rusya’nın çabalarının “geniş çaplı bir savaşın yeniden başlamasını önlemeyi” amaçladığını söyledi.