Sih diasporası siyaseti: Hindistan ve Kanada arasında bir beka mücadelesi

Halistan Hareketi, iki ülke arasındaki ilişkileri tehdit ediyor

Eduardo Ramon/Al Majalla
Eduardo Ramon/Al Majalla
TT

Sih diasporası siyaseti: Hindistan ve Kanada arasında bir beka mücadelesi

Eduardo Ramon/Al Majalla
Eduardo Ramon/Al Majalla

Şakir Hüseyin

Hindistan ve Kanada, hızlı ve yoğun gelişmelerin yaşandığı bir günde karşılıklı olarak üst düzey diplomatlarını sınır dışı ederek Kanada Başbakanı Justin Trudeau'nun Eylül 2023'teki G20 zirvesi için Yeni Delhi'ye yaptığı ziyaretten bu yana tırmanan diplomatik krizi daha da kötüleştirdi.

İki ülke arasındaki bu gerginliğin geçmişi, ayrılıkçı Halistan Hareketi’nin önde gelen destekçilerinden Hardeep Singh Nijjar'ın geçtiğimiz yıl haziran ayında Kanada'nın British Columbia eyaletinin Surrey kentinde maskeli saldırganlar tarafından öldürülmesine kadar uzanıyor. Hindistan, Nijjar'ı ‘terörist’ olarak ilan etmiş ve Nijjar'ın davasını Kanadalı ve Hint yetkililer arasındaki üst düzey toplantılarda görüşmelerin başlıca gündem maddelerinden biri haline getirmişti.

Ancak anlaşmazlığı arkasında Hint diasporası, özellikle de Kanada toplumu ve siyasetinde önemli bir rol oynayan Sih diasporası gibi geniş çaplı bir bağlam yatıyor. Hindistan hükümetinin endişeleri muhtemelen Kanada'daki Sih diasporasının siyasi faaliyetleri ve etkisinin ötesine kadar uzanıyor. Ancak Hint yetkililer, yerel ve diplomatik hassasiyetler nedeniyle bu konuları doğrudan tartışmaktan kaçınıyor olabilir. Hindistan, Kanada'yı yıllardır defalarca kez Halistan Hareketi’nin yanında ‘teröristlere ve suçlulara’ güvenli bir liman olmakla suçladı.

Hindistan'ın Pencap bölgesinde bir Sih devleti kurmayı amaçlayan Halistan Hareketi, 1980'li yıllarda zirveye ulaştı, ancak Hint güvenlik güçleri tarafından düzenlenen ve büyük insani kayıplara neden olan operasyonlar sonucu bastırıldı. Bugün Halistan fikri Hindistan içinde aktif bir desteğe sahip değil. Olaylar, Sihlerde derin yaralar açarken olayların anıları hala acı veriyor.

Hindistan Hükümeti, Halistan Hareketi’nin şimdi ya da gelecekte herhangi bir şekilde yeniden ortaya çıkmasını sağlayabilecek her türlü girişime karşı temkinli olmaya devam ediyor. Böyle bir olasılık Hindistan’ın başlıca endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Bu durum, sık sık yapılan resmi açıklamalar ve Yeni Delhi ile Ottawa arasında devam eden anlaşmazlıkların yanı sıra Hindistan'daki kamuoyu söyleminde de açıkça görülüyor.

Kanada, yaklaşık 800 bin Sih'in yaşadığı Pencap dışındaki en büyük Sih topluluğuna ev sahipli yapıyor. Sihler, kendilerini Hindistan'daki baskın din olan Hinduizm'den ayıran tek tanrılı bir dine mensuplar. Öte yandan Hindistan kökenli Kanada vatandaşlarının sayısı geçtiğimiz yıl itibariyle 1,5 milyonu aşarken aralarında Sihlerin de bulunduğu 178 bin yerleşik olmayan Hindistan vatandaşı Kanada'da ikamet ediyor.

Kanada'daki Sih siyaseti, Hindistan'ın yargı yetkisi ve kontrolü dışında gerçekleştiğinden Hindistan için endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Burada “Hindistan, Justin Trudeau iktidarda olsun ya da olmasın Sih göç politikalarını etkileyebilir mi?” sorusu ortaya çıkıyor.

Hindistan ve Kanada arasındaki diplomatik anlaşmazlık, uluslararası hukuk bölümünde okuyan öğrencilerin için uzun yıllar boyunca önemli bir çalışma konusu olacağa benziyor.

Tartışma Trudeau ile mi sınırlı?

İster Hindu milliyetçisi Hindistan Halk Partisi (Bharatiya Janata Partisi/BJP) iktidarda olsun, ister muhalefetteki seküler eğilimli Hindistan Kongre Partisi (INC) yeniden iktidara gelsin, isterse de inançsız Marksistler Delhi'de kontrolü ele geçirsin, bu mesele var olmaya devam edecek.

Hindistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalarda Kanada Başbakanı Justin Trudeau sorunlu ilişkilerin arkasındaki başlıca suçlu olarak gösteriliyor. Hindistan, Liberal Parti lideri olarak 2015 yılından bu yana üç seçim kazanan Trudeau'dan genel olarak rahatsızlık duyuyor.

Sih protestocular bir protesto gösterisi sırasında Kanada ulusal bayrağını ve Kanada Başbakanı Justin Trudeau'yu tasvir eden pankartları ateşe verdiler, 23 Eylül 2023 (AFP)

Hindistan ve Kanada arasındaki diplomatik anlaşmazlık, uluslararası hukuk bölümünde okuyan öğrencilerin için uzun yıllar boyunca önemli bir çalışma konusu olacağa benziyor. Altı Hint ve altı Kanadalı diplomatın karşılıklı olarak sınır dışı edilmelerinden önce Hindistan tarafından yapılan açıklamalar krizin tırmanacağının açık sinyallerini veriyordu.

Hindistan Dışişleri Bakanlığı tarafından o gün Kanada'ya ilişkin yapılan üç yazılı açıklamadan ilkinde Hindistan'ın Kanada'dan, Hindistan Yüksek Komiseri (İngiliz Milletler Topluluğu ülkelerindeki büyükelçiye eşdeğer) ve diğer diplomatların Kanada'da devam eden bir soruşturma davasıyla ilgili olabileceğini belirten diplomatik bir mesaj aldığı duyuruldu.

Birkaç saat sonra Kanada Büyükelçiliği maslahatgüzarı bakanlığa çağrıldı. Bunu, aralarında Yüksek Komiser Vekili Stuart Ross Wheeler'ın da olduğu Kanadalı diplomatların sınır dışı edildiğini duyuran bir başka açıklama izledi.

Mevcut dinamikler, Trudeau yönetimindeki Hindistan-Kanada ilişkilerinde önemli zorluklar olduğunu gösteriyor.

Wheeler bakanlıktaki toplantıdan çıktıktan sonra gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Kanada, Hindistan hükümetinin ajanları ile Kanada topraklarında bir Kanada vatandaşının öldürülmesi arasında bağlantı olduğuna dair inandırıcı ve tartışılmaz kanıtlar sundu. Şimdi Hindistan'ın yapacağını söylediği şeyi yapma ve bu iddiaları soruşturma zamanı. Bu olayın aydınlatılması her iki ülkenin ve her iki ülke halkının menfaatine olacaktır. Kanada, Hindistan ile iş birliği yapmaya hazır.”

Kanada'ya kadar ulaştı. Trudeau, yaptığı bir açıklamada “Yabancı bir hükümetin Kanada topraklarında Kanada vatandaşlarını tehdit etmesine ya da öldürmesine asla müsamaha göstermeyeceğiz” dedi. Kanada Başbakanı, Hint diplomatları ‘gizli-kapaklı ve zorlayıcı uygulamalarla’ bilgi toplamak ve bunları Kanadalıları hedef almak üzere organize suç gruplarına aktarmakla suçladı.

Hindistan aynı gün Trudeau'yu Hindistan’a karşı ‘düşmanlık yapmakla’ suçlayan bir açıklama yayınladı. Açıklamada Kanada Başbakanı’nın 2018 yılında Agra, Ahmedabad, Mumbai, Amritsar ve Mumbai'yi ziyaret ettiği ve Delhi'deki etkinliklere katıldığı yedi günlük resmi ziyaretine atıfta bulunuldu.

Siyasi gözlemciler, Hindistan hükümetinin açıkça istekli görünmediği ziyaretle ilgili gerginliğe dikkat çekmişlerdi. Hindistan basını da o dönemde Hindistan hükümetinin ‘ziyaretin düzeyini düşürdüğünü’ bildirmişti. Hindistan Başbakanı Narendra Modi de Trudeau'ya Gujarat gezisinde eşlik etmezken diğer yabancı ülke liderlerinin ziyaretleri sırasında alışılageldiği üzere bir karşılama tweeti atmadı.

Ancak Trudeau, mevcut duruma meydan okumaya karar verdi ve turu kendi ülkesindeki siyasi profilini yükseltmek için kullanıyor gibi bir tablo çizdi. Sihizm'in en kutsal dini mekânı olan Altın Tapınak'ı ziyaret ederken büyük bir saygı gösteren Trudeau, Sihlerin en kutsal dini mekanını ziyaret eden Trudeau, o zamanki eşi Sophie, c ve oğlu Xavier James ile Mumbai'de film yıldızı Shah Rukh Khan ve ailesiyle birlikte poz verirken Bollywood yıldızlarından daha göz alıcı görünüyordu.

Hindistan Dışişleri Bakanlığı tarafından geçtiğimiz hafta pazartesi günü yapılan açıklamada, ‘2018 yılında Hindistan'a yaptığı ve belirli bir seçmen kitlesinin gözüne girme çabası olarak görülen ziyaretin geri teptiği ve kendisini utandırdığı’ sözleriyle Hindistan'ın Trudeau'ya yönelik rahatsızlığı bir kez daha ifade edildi.

Hindistan, bu ziyaret sırasında Trudeau'yu görmezden gelirken Hint basını onun abartılı kıyafetleriyle alay etti. Trudeau, Hindistan'ın umduğunun aksine, 2019 yılında ve iki yıl erken yapılan 2021 seçimlerinde yeniden galip çıktı.

Mevcut dinamikler, Trudeau iktidarı sırasında Hindistan-Kanada ilişkilerinde önemli zorluklar olduğunu gösterirken Kanada’da farklı bir partinin iktidara gelmesi halinde ilişkilerin iyileşmesinin umulmasa da Kanada'da hangi parti iktidarda olursa olsun sorunların var olmaya devam edeceği ön görülüyor.

Hindistan, bu yılın nisan ayında Toronto'da Sih topluluğunun düzenlediği ve Halistan Hareketi yanlısı sloganların atıldığı bir etkinlik nedeniyle sert bir diplomatik protestoda bulunmuştu. Etkinliğe Trudeau'nun yanı sıra muhalefet Lideri ve Muhafazakar Parti Başkanı Pierre Poilievre, Yeni Demokrat Parti (NDP) lideri Jagmeet Singh, Toronto Belediye Başkanı Olivia Chow ve çok sayıda milletvekili katıldı.

NDP lideri Singh

Kanada’da NDP lideri Jagmeet Singh, Sih meselelerine ilişkin açık sözlü tutumları, özellikle de Hindistan'daki 1984 yılında yaşanan olayları ‘soykırım’ olarak tanınması yönündeki çağrıları nedeniyle Hindistan hükümeti için tartışmalı bir isim. Jagmeet Singh, geçtiğimiz nisan ayında Khalsa Günü münasebetiyle düzenlenen bir etkinlikte Sihleri Hindistan'daki 1984 olaylarını ‘soykırım’ olarak tanımaya çağırdı.

scsdvd
Yeni Delhi'deki Kanada Yüksek Komisyonu, 16 Ekim 2024 (AFP)

Dönemin Hindistan Başbakanı Indira Gandhi, 1984 yılının haziran ayında bir grup silahlı Sih ayrılıkçıyı Sihler için en kutsal dini mekan olan Altın Tapınak'tan çıkarmayı amaçlayan bir askeri operasyon olan 'Mavi Yıldız Operasyonu' için talimat verdi. Operasyon, aynı yılın ekim ayında kendisine suikast düzenleyen İndira Gandhi'nin Sih korumaları da dahil olmak üzere pek çok Sih'i kızdırdı. Suikast, Sihlere karşı aşırı bir şiddet ve kaos dalgasının fitilini ateşledi.

O yıl yaşanan olaylar Sihlerin zihninde hâlâ tazeliğini koruyor.

Mavi Yıldız Operasyonu sırasında iktidarda olan INC, son yıllarda Sih toplumunun desteğini yeniden kazanmayı başardı. INC tarafından geçtiğimiz ay yapılan açıklamada BJP ve Rashtriya Swayamsevak Sangh'ın (RSS) Indira Gandhi hükümetine Altın Tapınak'a askeri operasyon düzenlemesi için ‘baskı yaptığı’ öne sürüldü.

INC, Sihlerin BJP'nin Pencap'ın çıkarlarına zarar verdiğini düşündükleri, Hindistan'daki Hindu milliyetçiliğinin en yaygın şekli olan ‘Hindutva’ ideolojisine uygun politikalarına ilişkin artan endişelerinden faydalanıyor. BJP hükümetini 2021 yılında tartışmalı tarım yasalarını kabul edildikten bir yıl sonra yürürlükten kaldırmaya zorlamayı başaran Pencap liderliğindeki ‘çiftçi hareketi’ de INC’nin son zamanlarda çıkarı için kullandığı en önemli konulardan biri.

1984 yılında yaşanan olaylar Sihlerin zihninde hâlâ tazeliğini koruyor.

Kanada'daki ve başka ülkelerdeki Sih diasporası çiftçilerin hükümete karşı başlattığı protesto hareketini destekliyor. Sihler – tıpkı diğer dini azınlıklar ve Müslümanlar gibi - Hindistan'ın Hindutva politikalarını, kimliklerine yönelik bir tehdit olarak görüyor. BJP'nin ideolojik babası olarak RSS, Hindistan siyasetini büyük ölçüde etkiliyor. RSS’nin amacının Hindistan'ı bir ‘Hindu devletine’ (Hindu Rashtra) dönüştürmek olduğu biliniyor.

NDP lideri Jagmeet Singh, Hindistan hükümetini ve politikalarını şiddetle eleştiren bir bildiri yayınladı. Singh’in lideri olduğu NDP ise Kanada hükümetinden Hindistan'a karşı diplomatik yaptırımlar uygulamasını istedi ve RSS’nin Kanada'da yasaklanması çağrısında bulundu.

Bu siyasi ortamın Hindistan ve Kanada'nın aralarındaki anlaşmazlıkları gidermelerini kolaylaştırması pek mümkün görünmüyor. Kanada'da Başbakan Justin Trudeau, Dışişleri Bakanı Melanie Joly ve Kamu Güvenliği Bakanı Dominic LeBlanc'ın Hintli diplomatları sınır dışı etme kararlarını desteklemek için kullandıkları belgeleri polis ve güvenlik kurumları sağladı. Kanada Kraliyet Atlı Polisi (RCMP) tarafından ‘Kanada'da Hindistan hükümeti ajanlarıyla bağlantılı şiddet içeren suçların işlendiği’ belirtilen yazılı bir açıklama yayınlandı. Bu açıklamada, Kanada siyasi liderliği tarafından yapılan suçlamaları güçlendirdi.

Kanada tarafından Hint diplomatlara sınır dışı edildikleri bildirmeden önce Kanada Dışişleri Bakanı Melanie Joly, yaptığı bir açıklamada, “Hindistan'dan soruşturmada iş birliği yapmak üzere diplomatik ve konsolosluk dokunulmazlıklarından feragat etmesi istendi” dedi.

Hindistan ise Kanada'yı Hint diplomatlara yöneltilen suçlamaları ‘uydurmakla’ suçladı ve bunları Trudeau hükümetinin ‘oy kazanma siyasetine odaklanan siyasi gündeminin’ bir parçası olduğunu öne sürdü.

Kanada Başbakanı Justin Trudeau, geçtiğimiz yıl G20 Liderler Zirvesi’nin oturum aralarında Hint mevkidaşı Narendra Modi ile bir görüşme gerçekleştirdi. Kanada Parlamentosu'nda yaptığı konuşmada bu görüşmeden duyduğu memnuniyetsizliği açıkça dile getiren Trudeau Nijjar'ın öldürülmesi konusunu doğrudan Modi'ye ‘kesin bir dille’ ilettiğini belirtti.

Trudeau'nun Parlamentonun alt kanadı Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmadaki sert tutumu Hindistan ve Kanada arasındaki diplomatik gerilimi arttırdı. Trudeau bu konuşmasında Nijjar'ın öldürülmesiyle ‘Hindistan hükümeti ajanları arasında olası bir bağlantıya’ atıfta bulunarak iki ülke arasındaki gergin ilişkileri daha hassas bir aşamaya taşıdı. Bu gerilim çerçevesinde son tartışma kimseyi şaşırtmadı.

Kanada polisinin Hindistan hükümetini ‘31 yaşındaki azılı gangster Lawrence Bishnoi tarafından yönetilen suç şebekesiyle çalışmakla’ suçlaması sonrası suçlamalar yeni bir boyut kazandı. Hindistan’da bir hapishanede tutulan Bishnoi, halen suç şebekesine emirler vererek suç işlemeye devam ediyor gibi görünüyor. Bishnoi'nin adı, 2022 yılında Pencaplı şarkıcı Sidhu Musiwala'nın ve kısa bir süre Mumbai'de 66 yaşındaki eski Maharaştra Yasama Meclisi Üyesi Baba Siddique'nin öldürülmesi gibi yüksek profilli suçlarla ilişkilendirildi.

Bishnoi'nin suç şebekesinin geçtiğimiz yıl 20 Eylül'de Kanada'nın Winnipeg kentinin kuzeybatısında ölü bulunan Sukhdul Singh Gill cinayetinde de parmağı olduğundan şüpheleniliyor.

Kanada, Hindistan'a son derece ciddi ve uzun vadede diplomatik gerilimi tırmandırma potansiyeline sahip suçlamalar yöneltiyor. Şu an ne Kanada ne de Hindistan, gerilimin daha fazla tırmanmasını istiyor. Bunun nedeni, iki ülke arasındaki yakın ticari faaliyetler ve halkları arasındaki temas da dahil olmak üzere güçlü bağların olması.

Kanada'nın Trudeau'nun geçtiğimiz yıl yaptığı gibi Hindistan'dan kendileriyle iş birliği yapmasını istemeye devam etmesi, Hindistan'ın ise Kanada'nın baskılarına cevap vermeden Kanada'ya karşı sert bir tutum sergilemesi bekleniyor. Hindistan ayrıca Kanada'nın suçlamalarının Araştırma ve Analiz Kanadı (RAW) olarak bilinen dış istihbarat teşkilatınin üzerinde topladığı dikkatleri dağıtmak için elinden geleni yapacaktır.

Ancak Hindistan, son tartışmalarda daha özgüvenli ve iddialı görünen Kanada ile ilişkilerinde daha temkinli davranabilir. Kanada'nın kendine olan güveninin bir kısmı Avustralya, İngiltere, Yeni Zelanda ve ABD'den oluşan istihbarat ittifakı Beş Göz’den (FVEY) aldığı destekten kaynaklanıyor olabilir.

En nihayetinde Hindistan'ın Batı teknolojisine, finansına ve pazarlarına ihtiyaç duyması ve Hint diasporası ile olan bağları göz önüne alındığında, Kanada'ya karşı katı önlemler alma ihtimali oldukça zayıf. Buna karşın Kanada'nın FVEY ortaklarından gelen açıklamalar, Hindistan'ın bu ülkelerle iyi ilişkilere sahip olmasına rağmen Kanada'ya karşı tutumunu desteklemek için onlara güvenemeyeceğini gösteriyor.

Geçtiğimiz yıl yaşanan olaylar, Hindistan'ın Kanada'nın gelecekteki adımlarını garantili bir şekilde tahmin edemeyeceğini kanıtladı. Zira her an yeni bir diplomatik kriz patlak verebilir ve bu durum uzun vadeli iş ve yatırım kararları için önemli zorluklar yaratabilir. Nihai sonuçlara varmak için henüz çok erken olsa da kesin olan bir şey var ki o da Kanada'daki Sih diasporası siyasetinin etkisinin, Hindistan-Kanada ilişkilerinin Hindistan'ın çıkarlarının aksine şekillenmesinde rol oynayacağı gerçeğidir.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Lodra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.