Rusya'daki BRICS Zirvesi: Büyük sahne ve yeni ülkeler

Kazan’da BRICS’e yeni üyeler katılırken, grubun artıları ve eksileri herkes tarafından iyi biliniyor mu?

Rusya’da yapılacak olan BRICS Zirvesi 2024 logosu (Reuters)
Rusya’da yapılacak olan BRICS Zirvesi 2024 logosu (Reuters)
TT

Rusya'daki BRICS Zirvesi: Büyük sahne ve yeni ülkeler

Rusya’da yapılacak olan BRICS Zirvesi 2024 logosu (Reuters)
Rusya’da yapılacak olan BRICS Zirvesi 2024 logosu (Reuters)

Nazareth Seferian

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna'ya savaş açmasından bu yana kendisini uluslararası alanda izole etmeye çalışan Batı ülkelerine meydan okuyarak, Çin ve Hindistan'ın da dahil olduğu BRICS Zirvesi’nde liderlerle sahip olduğu ortak anlayışa vurgu yaptı.

Zirvenin düzenlendiği Rusya Federasyonu'na bağlı Tataristan Cumhuriyeti'nin başkenti Kazan'da gün boyunca bir dizi görüşme gerçekleştiren Putin, Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa ve Asyalı en büyük ortağı Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir araya geldi.

Putin, Şi ile görüşmesinin başında yaptığı açıklamada, “Uluslararası arenada Rusya-Çin iş birliği, küresel istikrarı sağlayan faktörlerden biri” ifadelerini kullandı.

Çin Devlet Başkanı Şi ise ‘kaotik’ diye tanımladığı bir dünyada ülkesi ile Rusya arasındaki ‘yakın’ ilişkilere övgüde bulundu.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov’a göre Putin-Şi görüşmesinde Ukrayna'daki çatışma ve Batılı ülkelerle ilişkiler ele alındı. Bir kez daha dünyada olup bitenlere ilişkin görüşlerde ve yaklaşımlarda önemli bir yakınlaşma olduğunu belirten Peskov, yaklaşık bir saat süren görüşmede Ukrayna dosyasına geniş bir zaman ayrıldığını belirtti.

Batılı ülkelerin ‘hegemonyasına’ son vermek isteyen Hindistan Başbakanı Modi ile bir araya gelen Putin, iki ülke arasında hem diplomatik hem de ticari alanda var olan mükemmel ilişkilere övgüde bulundu. Modi ise Putin’e, “Biz çatışmaların sadece barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Barış ve istikrarın hızlı bir şekilde yeniden tesis edilmesine yönelik çabaları tamamen destekliyoruz” diyerek yanıt verdi.

Şi gibi Modi de Rusya'nın Ukrayna'yı işgalini hiçbir zaman kınamadı.

Zirveye aralarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres'in de bulunduğu yaklaşık 20 liderin daha katılması bekleniyor.

Geçtiğimiz eylül ayında BRICS üyesi ülkelerin temsilcileriyle bir araya gelen Putin, “Bugüne kadar otuzdan fazla ülke (tam olarak 34) birliğimizin faaliyetlerine şu ya da bu şekilde katılmak istediklerini ifade ettiler. Bu yüzden Kazan'da onaylanacak olan bu yeni ortak ülkeler kategorisinin nasıl sınıflandırılacağı konusunda tüm BRICS katılımcılarıyla görüşmelere başladık” açıklamasında bulundu.

BRICS dönem başkanlığı şu an Rusya’da olduğu için Putin, 22-24 Ekim 2024 tarihleri arasında Kazan’da gerçekleştirilecek olan BRICS Zirvesi’nin önemini vurgulama fırsatını asla kaçırmıyor. Bu zirve, grubun yeni üyeleri olan Mısır, Etiyopya, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) resmi olarak ağırlanacağı ilk zirve olacak.

Zirvenin Rusya açısından önemi

Yeni üyelerin katılımıyla genişletilmiş olan BRICS Zirvesi, küresel ekonomik ve jeopolitik görünümdeki yerini sağlamlaştırmak üzere mi gerçekleşiyor? Peki, bu genişleme neye benzeyebilir?

Kazan’daki BRICS Zirvesi Rusya'ya, Batı dünyasına Kremlin'in bazı güçlerin umduğu kadar izole olmadığını göstermek için yeni bir platform sağlayacak.

Rusya’nın Ukrayna’da 2022 yılının şubat ayından bu yana yürüttüğü savaşın başlamasından sonra Rusya Federasyonu topraklarında düzenlenen pek çok önemli uluslararası etkinlik gibi, Kazan'daki BRICS Zirvesi de Batı dünyasına Kremlin'in bazı güçlerin umduğu kadar izole olmadığını göstermeyi amaçlıyor. Zirvenin 24'ü lider olmak üzere 32 ülkeden gelecek heyete ev sahipliği yapacak olması, özellikle de bu ülkelerden bazıları BRICS üyesi olmadığı için önemli bir mesaj taşıyor. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev gibi Rusya'nın ‘yakın çevresindeki’ ülkelerin liderlerinin zirveye katılacaklarını açıklamaları doğal karşılanabilir. Ancak Kazan'a gelecek liderler listesinde BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da yer alıyor. Türkiye grup içinde aktif olarak daha büyük bir rol arayışında ve genişletilmiş BRICS'e katılımı önemli bir gelişme olacak.

Xjkdj
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kazan’da yapılacak zirve öncesinde BRICS İş Forumu'nun açılışı sırasında konuşurken 18 Ekim 2024 (AFP)

BRICS ülkelerinin liderleri arasında Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin yanı sıra, yeni seçilen İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da zirveye katılacak. Ayrıca Çin Devlet Başkanı Şi’nin de zirveye katılması bekleniyor.

İki silah: Dolar ve euro

Kazan'daki zirve Rusya'ya, özellikle ticaret ve finansal işlemler söz konusu olduğunda, Batı'nın hakimiyetini ‘dengeleyen’ bir dünya vizyonunu sunmak için bir platform sağlayacak. Rusya Maliye Bakanı Anton Siluanov, 10 Ekim'de Moskova’da düzenlenen BRICS finans seminerinde yaptığı açıklamada, “Bağımsız ve sürdürülebilir bir ödeme ve mutabakat altyapısının oluşturulması, BRICS ülkelerinin mali özerkliğini ve egemenliğini güçlendirmek için uluslararası para ve finans sisteminin temel unsurudur. Bu yıl BRICS'te sunduğumuz ve üzerinde çalıştığımız tekliflerin avantajlarından biri, ticaret engellerini en aza indirirken tüm taraflarca kullanılabilecek hızlı, ucuz, şeffaf ve adil bir mekanizmanın oluşturulmasıdır” ifadelerini kullandı.

2023 yılında petrol ticaretinin beşte birinin ABD doları kullanılmadan gerçekleştirildiği bildirildi. Böyle bir durum 10-20 yıl önce düşünülemezdi.

BRICS açıkça dolara olan bağımlılığı azaltmaya yönelik bir politika benimsiyor. Rusya'nın Güney Afrika Büyükelçisi Ilya Rogachev bunun gerekçelerini “Batılı ülkelerin BRICS üyelerine ve Küresel Güney ve Küresel Doğu'daki diğer ülkelere uyguladığı çok sayıda ekonomik yaptırım, dolar ve euroyu silah haline getirdiklerini söylememize neden oluyor. Dünyanın geri kalanı, ticari alışverişlerinde bu iki para biriminden uzaklaşmak zorunda kalıyor” diyerek özetledi.

BRICS'in dolara olan bağımlılığını azaltma girişimleri şimdiye kadar karışık sonuçlar vermiş olsa da BRICS ülkelerinin kendi yerel para birimleriyle daha fazla ticaret yapılması için baskı yapmaya devam etmeleri, bir tür ortak para birimine ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor. Örneğin, 2023 yılında petrol ticaretinin beşte birinin ABD doları kullanılmadan gerçekleştirildiği bildirildi. Böyle bir durum 10-20 yıl önce düşünülemezdi. Akademisyen Michael Corbin, konuyla ilgili yakın tarihli bir makalesinde, “BRICS’in dolarsızlaşma ve dijital para birimi çıkarma tehdidi yakın görünmese de özellikle Rusya ve Çin’in ABD dolarının kullanıldığı finansal yapıya bir alternatif oluşturmakta kararlı olduklarına şüphe yok” değerlendirmesinde bulundu.

BRICS ve G7

Rusya ve Çin, Batı hegemonyasına karşı bir gündemi açıkça takip edebilirken, bazı BRICS üyeleri genişletilmiş BRICS’e katılımlarını diğer uluslararası gruplardaki rolleriyle birlikte gerçekleştirmekten mutlular. BRICS'in ilk üyelerinin tamamı aynı zamanda G7 üyesi. Hindistan, kendisini küresel sahnede önemli bir oyuncu olarak görüyor ve buna kendini giderek daha fazla kaptırıyor. Brezilya, BAE ve Güney Afrika'nın Batılı ülkelerle önemli siyasi ve ekonomik ortaklıkları var ve bunları diğer platformlarda da güçlendirmeye çalışacaklarına şüphe yok.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Yuri Ushakov: BRICS, küresel GSYH'nin yüzde 35,6'sını, G7 ise yüzde 30,3'ünü oluştururken, satın alma gücü paritesi açısından G7'yi geride bırakıyor.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Yuri Ushakov, bu yılın başlarında verdiği bir röportajda şunları söyledi:

“BRICS, küresel gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYİH) yüzde 35,6'sını, G7 ise yüzde 30,3'ünü oluştururken, satın alma gücü paritesi açısından G7'yi geride bırakıyor. BRICS, 2028 yılına gelindiğinde yüzde 27,8'e karşın yüzde 36,6 ile daha avantajlı hale gelecek. Üye ülkelerin küresel ekonomideki toplam payı 58,9 trilyon dolar. BRICS, dünya yüzölçümünün üçte birinden fazlasını (yüzde 36), dünya nüfusunun yüzde 45'ini (3,6 milyar kişi), toplam petrol üretiminin yüzde 40'ından fazlasını ve dünya emtia ihracatının yaklaşık dörtte birini oluşturuyor. Ancak Hindistan ve Brezilya'nın bu rakamlarda büyük bir paya sahip olduğu ve BRICS'in onlar için çıkarlarını gerçekleştirebilecekleri pek çok platformdan yalnızca biri olduğu da ortada.”

Daha fazla genişleme planları da dahil olmak üzere, genişleyen BRICS içinde dikkatle yapılan dengeleme hamleleri de öngörülebilir. Mısır ve İran arasındaki ideolojik anlaşmazlıklar ve Türkiye'nin de potansiyel olarak katılımı, önümüzdeki yıllarda önemli iç gerilimlere yol açabilir.

BRICS’e katılmak için bekleme listesinde olan diğer ülkeler arasında Bolivya, Myanmar, Pakistan ve Venezeula yer alıyor. Bunların hepsi de Brezilya ve Hindistan gibi mevcut üyelerle karmaşık iç hamlelerin yapılmasına ihtiyaç duyabilir.

Eski ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright'ın özel danışmanı ve eski Büyükelçi Stephen Sestanovich, BRICS’in göründüğü kadar bir bütün halinde olmadığını söyledi. Sestanovich’e göre Batı BRICS'te olup bitenleri dikkatlice izlemeli, ancak grubun bir bütün içinde olduğu varsayılmamalı. Sadece Ortadoğulu üyelerinin (Mısır, İran ve BAE) varlığının bile politik tutumlarındaki anlaşmazlıklara yol açabilecek farklılıklar olduğunu göstermeye yeterli olduğunu söyleyen Sestanovich, “Kazan'daki BRICS Zirvesi’nin bu farklılıklara son vermesi pek mümkün görünmüyor” diye ekledi.

Suudi Arabistan BRICS üyeliğini henüz teyit etmedi

Kazan'daki BRICS Zirvesi’nin başlıca konularından biri de yeni üye ülkelerle nasıl ilgilenileceği olacak. Yeni üyelerin katılımıyla genişleyen BRICS, yakında daha fazla üyeye mi sahip olacak yoksa yeni bir ‘ortak ülkeler’ kategorisi mi oluşturulacak? Rusya ve Çin kendilerini büyüyen bir grubun liderleri olarak görmekten memnun olsalar da diğer üyeler bu hızlı genişlemeye sıcak bakmıyorlar. Şarku’l Avsat’ın Majalla'dan aktardığı analize göre Hindistan ve Brezilya, genişletilmiş BRICS'e daha fazla üyenin, özellikle de Pakistan ve Bangladeş ya da Venezuela ve Kolombiya gibi yakın komşularının katılması halinde, bunun gruptaki rollerinin zayıflaması anlamına gelebileceğini düşünüyorlar.

Endonezya Ekonomik ve Hukuki Çalışmalar Merkezi Çin ve Endonezya Ofisi Direktörü Dr. Muhammad Zulfikar Rakhmat: BRICS, Çin'in gruptaki hakimiyeti göz önüne alındığında Batı karşıtı bir ittifak olarak görülüyor. Ancak Endonezya tarafsız olmak ve özgür ve aktif bir politika izleyerek mevcut duruşunu korumak istiyor.

BRICS'in genişleme süreci şimdiden şüphe uyandırıyor. BRICS tarafından 2023 yılında, Arjantin ve Suudi Arabistan'ın yanı sıra Mısır, Etiyopya, İran ve BAE'nin de üye olarak katılacağı duyurulmuştu. Arjantin'deki seçimler sonucu işler tersine döndü ve Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei liderliğindeki yeni hükümet politikada rota değiştirdi.

Öte yandan Suudi Arabistan henüz üyeliğini teyit etmezken, BRICS üyeliğinin artılarını ve eksilerini tartıyor. Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Ushakov daha önce Suudi Arabistan'dan Dışişleri Bakanı başkanlığında bir heyetin Kazan'a geleceğini açıklamıştı. Ancak zirveden sadece bir hafta önce Kremlin, Suudi Arabistan’ın BRICS üyeliğine dair kararsızlığını kabul etmek zorunda kaldı. Kremlin Sözcüsü Peskov, zirve gerçekleşeceğini belirterek “Suudi Arabistan'ı kimin temsil edeceği, bu zirvede temsil edilip edilmeyeceği konusunda ek bilgi sağlayacağız ve sonuç olarak bir çıkarımda bulunacağız” ifadelerini kullandı.

Endonezya tarafsız kalmayı tercih ediyor

Endonezya gibi genişletilmiş BRICS grubunun gelecekteki üyeleri olarak görülen ülkelerden de bazı tereddütler var. Endonezya merkezli Ekonomik ve Hukuki Çalışmalar Merkezi Çin ve Endonezya Ofisi Direktörü Dr. Muhammad Zulfikar Rakhmat, yaptığı değerlendirmede “BRICS, Çin'in gruptaki hakimiyeti göz önüne alındığında, Batı karşıtı bir ittifak olarak görülüyor. Ancak Endonezya tarafsız olmak ve özgür ve aktif bir politika izleyerek mevcut duruşunu korumak istiyor” dedi.

Xkkxk
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova'da düzenlenen BRICS İş Forumu'nda katılımcılara hitap eden Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa'yı dinlerken, 18 Ekim 2024 (AFP)

Dr. Rakhmat, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Endonezya'nın Çin, Hindistan veya BRICS üyesi diğer ülkelerle güçlü ilişkileri var. Dolayısıyla bu ülkelerle ilişkilerimizi güçlendirmek için çok taraflı başka bir foruma ihtiyacımız yok.”

Endonezya dünyadaki nikel ihracatının yaklaşık yüzde 30'unu gerçekleştiren önemli bir ülke. Genişleyen BRICS'e üye ya da ortak ülke olarak katılmasının grup için büyük bir başarı olacağı şüphesiz.

Eski ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright'ın özel danışmanı ve eski Büyükelçi Stephen Sestanovich: Rusya, zirveye ev sahipliği yapıyor olsa da BRICS'in en önde gelen üyesi değil. Putin, dünya sahnesinde olma fikrini seviyor ama BRICS Zirvesi Rusya'nın yalnızlığına son vermeyecek.

Kazakistan üyelik davetini değerlendirmeye devam ediyor

Gelecekte genişletilmiş BRICS'e üye olması için Çin tarafından resmi olarak desteklenen bir diğer büyük ülke ise Kazakistan. Ancak bu Orta Asya ülkesi zirveden sadece bir hafta önce, daveti Kazakistan'ın ulusal çıkarları açısından incelemeye devam ettiğini açıkladı. Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’in Basın Sekreterliği tarafından yapılan açıklamada, “Kazakistan, şu an için ve büyük olasılıkla öngörülebilir gelecekte, üyeliğe giden çok aşamalı bir yol ya da bu grubun gelişme beklentileriyle ilgili diğer konular da dahil olmak üzere, gruba üyelik başvurusunda bulunmayacak” denildi. Aynı açıklamada BM'yi ‘yeri doldurulamaz küresel örgüt’ olarak tanımlayan Basın Sekreterliği, Kazakistan'ın BM'ye öncelik verdiğinin altını çizerken, BM Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) reform yapılmasının ileriye dönük daha iyi bir yol olacağını kaydetti.

Peki, Kazan’daki BRICS Zirvesi Rusya için büyük bir zafer olacak mı? Genişleyen BRICS'in yakın gelecekte küresel düzenin önemli bir belirleyicisi olarak konumunu sağlamlaştıracak mı?

Stephen Sestanovich bu soruların yanıtı olarak “Rusya, zirveye ev sahipliği yapıyor olsa da BRICS'in en önde gelen üyesi değil. Putin, dünya sahnesinde olma fikrini seviyor ama BRICS Zirvesi Rusya'nın yalnızlığına son vermeyecek” diye konuştu. 

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.