Arakçi'nin bölgedeki ziyaret turu Gazze'yi mi, Lübnan'ı mı yoksa İran'ı mı kurtarmak için?

Bölgenin büyük jeopolitik değişimlerle karşı karşıya olduğu bir dönemde Arakçi'nin bölgedeki ziyaret turunun amacı ne?

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'yi Kahire'deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti, 17 Ekim 2024 (Mısır Cumhurbaşkanlığı resmi internet sitesi)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'yi Kahire'deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti, 17 Ekim 2024 (Mısır Cumhurbaşkanlığı resmi internet sitesi)
TT

Arakçi'nin bölgedeki ziyaret turu Gazze'yi mi, Lübnan'ı mı yoksa İran'ı mı kurtarmak için?

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'yi Kahire'deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti, 17 Ekim 2024 (Mısır Cumhurbaşkanlığı resmi internet sitesi)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'yi Kahire'deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti, 17 Ekim 2024 (Mısır Cumhurbaşkanlığı resmi internet sitesi)

Amr Imam

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin Ortadoğu’daki sekiz ülkeyi kapsayan bölgesel turu resmi olarak Gazze Şeridi ve Lübnan'daki gerilimi azaltmayı ve çatışmalara çözüm aramayı amaçlasa da seçtiği ülkeler, özellikle yeni bir bölgesel düzenin ortaya çıkmasına yönelik İran'ın hırsları ve korkuları hakkında çok şey ortaya koyuyor. Bu ülkeler; etki alanları, potansiyel destekçiler ve potansiyel arabulucular olmak üzere üç farklı kategoriye ayrılıyor.

İranlı Bakan’ın bölgesel turu, İran'ın nüfuzu altındaki Arap başkentlerinde, Tahran'ın Batı ile çatışmasında ulusal çıkarlarına ulaşmak amacıyla kontrolünü genişletmek ve gücünü yansıtmak için milislerini ve devlet dışı aktörleri kullandığı nüfuz bölgelerinde destek ve dayanışma mesajı vermek ve hatta bu başkentlerin ‘koruyucusu’ olarak hareket etmeyi amaçlıyor. Arakçi, Beyrut, Şam ve Bağdat'ta hükümet yetkilileriyle yaptığı görüşmelerde, ülkesinin Lübnan ve Gazze Şeridi’ndeki çatışmaları sona erdirmek için aktif çaba sarf ettiğini göstermeye çalıştı.

zxscdfv
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (AFP)

Arakçi’nin söz konusu ülkelerin başkentlerine yaptığı ziyaretin asıl amacı müttefik güçlere, milislere ve devlet dışı aktörlere İran'ın var olduğu ve onları güçlü bir şekilde desteklemeye devam edeceği, onları terk etmeyeceği ve savaşlarında yalnız bırakmayacağı konusunda güvence vermekti.

Arakçi, İran'ın Yemen'de desteklediği Husi milislerinin liderleriyle İran'ın bir diğer nüfuz alanı olan Yemen'i ziyaret edemediği için Umman'ın başkenti Muskat'a yaptığı ziyaret sırasında bir araya geldi.

İranlı Bakan, Tahran'a yakın gruplara, bölgenin bu grupların sonunu getirebilecek büyük jeopolitik değişimlerle karşı karşıya olduğu bir dönemde güvence verdi. Hamas'ın Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniyye'nin 31 Temmuz'da Tahran’ın merkezinde suikasta uğraması bu güçlerin çöküşünün başladığının açık bir göstergesiydi. Ancak asıl büyük gösterge, İran destekli Hizbullah lideri Hasan Nasrallah'ın Beyrut'ta öldürülmesi ve ardından İsrail'in 17 Ekim'de Hamas'ın yeni Siyasi Büro Başkanı ve aynı zamanda Hamas’ın Gazze'deki en üst düzey saha komutanı olan Yahya es-Sinvar'ın tesadüfen öldüğünü açıklamasıydı.

İran'ın hidra-kafalı canavarlarından birini vuran ya da yok eden her saldırı ile İran giderek zayıflıyor ve bölgedeki gücünün ve etkisinin bir kısmını kaybediyor.

Husi milisleri, 17 Ekim'de ABD Hava Kuvvetleri tarafından B-2 Spirit hayalet bombardıman uçakları kullanılarak gerçekleştirilen yoğun hava saldırılarına maruz kaldı. Saldırılarda Yemen'in çeşitli bölgelerinde bulunan beş silah deposu hedef alındı.

İran'ın hidra-kafalı canavarlarından birini vuran ya da yok eden her saldırı ile İran giderek zayıflıyor ve bölgedeki gücünün ve etkisinin bir kısmını kaybediyor. Belki de İran'ın mollaları (din adamları) yakında sahada yalnız olduklarını anlarlar ya da yaşanan bu hızlı gelişmeler onları şimdiden buna zorluyordur. Kahire'den bir analistin de belirttiği gibi İran, Direniş Ekseni'nin, daha doğrusu bölgedeki kendisine yakın gruplardan ördüğü ağın çökmesinin ya da zayıflamasının etkisini azaltacağını ve bölgede şekillenmekte olan çatışma karşısında kendisini yalnız bırakacağını biliyor. İsrail'in İran’ı vurmaya ve ABD'yi Ortadoğu'daki askeri çatışmalara sürüklemeye kararlı olduğu bir ortamda İran bu savaşta tek başına mücadele etmek zorunda kalacak.

Düşmanımın düşmanı

Arakçi'yi potansiyel olarak destekleyici başka bazı ülkelere ziyarette bulunmaya iten de aynı farkındalık gibi görünüyor. Bunlar, çözülmemiş anlaşmazlıklar ya da İsrail'in Gazze Şeridi’ndeki ve Lübnan'daki acımasız saldırılarının bir sonucu olarak İsrail ile ilişkileri şu anda gergin olan ülkeler.

Tel Aviv, İran'ın ekim ayı başlarında İsrail’in çeşitli bölgelerini hedef alan füze saldırılarına misillemede bulunmaya hazırlanırken Arakçi, aralarında Mısır ve Türkiye'nin de bulunduğu bu ülkelerde İran'ın tutumuna ya da atacağı adımlara destek arayarak bu gerilimlerden faydalanmaya çalışmış olabilir.

“Kahire ve Tel Aviv arasındaki mevcut gerginlikler, aralarındaki barış anlaşmasını zedeleyecek boyutta olmadığı gibi, yakın çevrelerinde ya da genel olarak bölgede aralarındaki yakın güvenlik koordinasyonunu da etkilemiyor.

Arakçi’nin Türkiye ziyaretinin nedenlerinden biri de İstanbul'da düzenlenen 3+3 Güney Kafkasya Bölgesel İşbirliği Platformu toplantısına katılmaktı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail'in Gazze Şeridi’nde yürüttüğü savaşın başlamasını takip eden haftalarda ve aylarda İsrail'in Lübnan ve Gazze'deki saldırılarını sürekli olarak eleştirmiş ve saldırıların durdurulması için güç kullanılması çağrısında bulunmuştu.

xscdvf
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul'da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile tokalaşırken, 19 Ekim 2024 (Reuters)

Aynı zamanda Mısır ve İsrail arasındaki ilişkiler, İsrail'in Gazze Şeridi-Sina Yarımadası sınırında bulunan ve ülkenin kuzeydoğusundaki Mısır topraklarını ve Gazze ile Sina arasındaki Refah sınır kapısının Filistin tarafını da içine alan bir toprak şeridi olan Philadelphia (Salahaddin) Koridoru'nu işgal etmesi nedeniyle gergin. Mısır ayrıca Gazze Şeridi'ndeki toplu yıkım, kitlesel açlık ve İsrail'in Gazze'ye yönelik devam eden saldırılarının, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin geçtiğimiz yıl çeşitli vesilelerle vurguladığı gibi, Kahire'nin ‘kırmızı çizgisi’ olarak nitelediği Filistin kıyı bölgelerindeki nüfusu Sina Yarımadası’na itmesinden çekiniyor.

Ancak Kahire ve Tel Aviv arasındaki mevcut gerginlikler iki başkent arasındaki mevcut barışa zarar vermediği gibi, yakın çevrelerinde ya da genel olarak bölgede aralarındaki yakın güvenlik koordinasyonunu da etkilemiyor. Mısır, ABD ve Katar'la iş birliği yaparak Hamas Hareketi ve İsrail arasında ateşkes ve esir takası anlaşması yapılması için çabalıyor. Bu çabalar önümüzdeki dönemde, özellikle de Yahya es-Sinvar'ın ölümünden sonra daha da ivme kazanabilir.

İran Dışişleri Bakanı Arakçi’nin uçağı 16 Ekim akşamı Kahire Uluslararası Havaalanı’na indiğinde Mısırlı mevkidaşı Bedir Abdulati tarafından karşılanmadı. Abdulati, ertesi gün İranlı Bakan’a ciddi bir mesaj ileterek bölgenin ‘feci bir çatışmaya’ sürüklenmesini önlemek için acilen harekete geçilmesi gerektiğini vurguladı.

Arakçi, Suudi Arabistan, Umman, Ürdün ve Katar'a yaptığı ziyaretler sırasında, İran’ın çıkarlarına yönelik bir saldırı yapılması durumunda bu ülkelerin hava sahalarının İsrail tarafından kullanılmayacağından emin olmaya çalıştı.

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, İran'ın en üst düzey diplomatına geniş çaplı bir bölgesel savaşın patlak vermesinin tüm bölge ülkeleri ve halkları için ciddi yansımaları olacağını söyledi. Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Sisi’nin bu açıklamasından bir gün önce yaptığı açıklamada Lübnan'daki krizi sona erdirmenin bir yolunun da Lübnan ordusunun birliklerini Lübnan'ın güneyinde konuşlandırması olduğunu söyledi.

Abdulati elbette İran'ın Hizbullah'a verdiği desteğin ve Lübnan'ın yanı sıra diğer bölge ülkelerinin iç işlerine müdahalesinin, Lübnan ordusunun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 1701 sayılı kararı uyarınca Lübnan'ın güney kesiminde kontrolü sağlamasını imkânsız hale getirdiğinin farkındaydı.

Arakçi’nin Kahire'de soğuk karşılanmasında Gazze Şeridi’nde ve Lübnan'da devam eden savaşın Mısır'a getirdiği ağır yükün yanı sıra özellikle Husilerin Kızıldeniz'in güney girişinde ve Babu’l-Mendeb Boğazı'nda ticari gemilere saldırarak nakliye hatlarını Süveyş Kanalı'ndan uzaklaştırması etkili oldu. Mısır için önemli bir döviz kaynağı olan Süveyş Kanalı’nın şimdiye kadar aylık gelirlerinde yüzde 60 oranında bir düşüş yaşandı ve bu durum Mısır'ın ekonomik sıkıntılarını daha da arttırdı.

Hayatta kalma mücadelesi

İran'ın göstermek istedikleri ile gizlemeye çalıştıkları arasındaki büyük fark, dışişleri bakanının sekiz ülkeyi kapsayan turu sırasında yaptığı bazı açıklamalarda açıkça görülüyordu. Arakçi, 13 Ekim'de Bağdat'ta ziyareti sırasında yaptığı bir açıklamada, ülkesinin bir savaş haline tamamen hazır olduğunu belirtmiş, ancak daha sonra İran'ın savaş istemediğini, aksine barış istediğini vurgulamıştı. Ancak İranlı Bakan, ülkesinin savaşa hazır olduğunu öylesine söylememişti. Zira İran, köşeye sıkıştırılırsa hayatta kalmak için dişiyle tırnağıyla savaşacak, ısıracak ve tırmalayacaktır.

xascsdv
Bahreyn Kralı Hamad bin İsa el-Halife, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'yi başkent Manama'da kabul etti, 21 Ekim 2024 (Reuters)

Arakçi’nin potansiyel arabulucular kategorisindeki bölge ülkelerine yaptığı ziyaret, İran'ın göstermek istedikleri ile saklamaya çalıştıkları arasındaki büyük uçurumu gözler önüne serdi. Arakçi, Suudi Arabistan, Umman, Ürdün ve Katar'a yaptığı ziyaretler sırasında, İran’ın çıkarlarına yönelik bir saldırı yapılması durumunda bu ülkelerin hava sahalarının İsrail tarafından kullanılmayacağından emin olmaya çalıştı.

Ancak Arakçi’nin bu ülkelerde daha önemli bir misyonu vardı. O da en iyi ihtimalle İsrail'in beklenen saldırılarını önlemek ya da en kötü ihtimalle İran'ın bu saldırılardan yara almadan çıkmasını sağlamak için potansiyel arabulucular aramaktı.

İranlı Bakan, bu misyona başlarken bu ülkelerin ağırlığının ve ABD de dâhil olmak üzere bazı bölgesel ve uluslararası aktörlerle yakın ilişkilerinin farkındaydı. Ancak bu misyon, İran'ın Arakçi'nin bölgesel turuna dahil olan ülkelere bunun karşılığında ne sunabileceği konusunda soru işaretlerinin ortaya çıkmasına neden oldu.

Potansiyel arabulucu kategorisindeki ülkelerin sükunetin sağlanmasında ve bölgenin tam ölçekli bir savaşa sürüklenmesinin önlenmesinde çıkarları olduğuna şüphe yok. Ancak asıl soru şu: İran’ı özellikle de bölgesel siyasetteki sicili göz önüne alındığında dipsiz bir uçuruma düşmekten kim kurtarmak isteyecek ve bu çabalar nereye uzanacak?

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Havana'daki çöp krizi: Kemirgenlerle yaşamaktan yoruldum

Aralık ayında bu fotoğrafların çekildiği başkentte kriz daha da büyüdü (AFP)
Aralık ayında bu fotoğrafların çekildiği başkentte kriz daha da büyüdü (AFP)
TT

Havana'daki çöp krizi: Kemirgenlerle yaşamaktan yoruldum

Aralık ayında bu fotoğrafların çekildiği başkentte kriz daha da büyüdü (AFP)
Aralık ayında bu fotoğrafların çekildiği başkentte kriz daha da büyüdü (AFP)

Onlarca yıldır ABD ambargosu altındaki Küba'da yaşam, Washington'ın adaya petrol tedarikini engellemesiyle daha da zorlaştı. 

Yakıt kıtlığı nedeniyle çöp kamyonları çalışamıyor. Başkent Havana başta olmak üzere tüm ülkede yaşanan çöp krizi büyüyor. 

New York Times (NYT), başkent sakinlerinin çöp yığınlarından şikayetlerinin arttığını aktarıyor. 

Resmi açıklamalara göre 30 bin çöp konteynırına ihtiyaç duyulan Havana'daki mevcut sayı yalnızca 10 bin ve bunların pek çoğu kötü durumda. 

2019'da Japonya yönetimi 100 çöp kamyonu hediye etse de 5 yıl sonra bunların bozulmaya başladığı haberleri devlet medyasına yansıdı.

Havana'daki 106 çöp kamyonundan yalnızca 44'ünün çalıştığı şubat başında devlet medyası tarafından bildirilmişti. 

Küba yönetimi, askerleri ve işçileri de çöp temizleme kampanyasına seferber etti. 

Amerikan gazetesi, Havana'da yaşayan 79 yaşındaki çöpçü José Fernández Zaldívar'ın şu ifadelerini aktarıyor:

Bazen çöp o kadar fazla oluyor ki evimin girişini kapadıkları için dışarı çıkamıyorum. Önce bir yol açmam gerekiyor. Çok fazla çöp var. Nereden geldiğini anlayamıyorum.

Kamu sağlığı uzmanları, çevredeki kirlilikle birlikte bu yaz sivrisineklerin sayısında ve ilgili hastalıklarda patlama yaşanabileceğini vurguluyor. 

Bu böceklerin bölgede dang humması ve Zika virüsü gibi çeşitli ciddi hastalıklara neden olabileceği hatırlatılıyor. 

Çöpü yakarak yok etme girişimlerinin arttığı gözlemleniyor ama ortaya çıkan dumanlar da sağlığa zarar veriyor. 

Marta Ramos Soler, sokaklara konulan çöp kutularının bölge halkı tarafından içindekilerle birlikte ateşe verildiğini söyledi. 

Geçen yıl kendisi, oğlu ve kaynanasının Chikungunya virüsü kaptığını belirten hemşire, "Kemirgenler ve hamamböcekleriyle birlikte pisliğin içinde yaşamaktan yoruldum" dedi. 

NYT, Trump'ın son yaptırımları öncesinde de sürdürülen Amerikan ablukasının etkisiyle yıllardır çöp sorununun yaşandığını öne sürüyor. Pek çok Kübalı'nın bu durumdan dolayı yönetimi de suçladığı iddia ediliyor. 

2018'de yapılan bir araştırmaysa Havana'daki krizle ilgili iki ana neden belirlemişti: Bozulan çöp kamyonları gibi mekanik sorunlar ve çöp toplayıcılarıyla kent sakinlerinin yaşadıkları yeri temiz tutmaya dair gönülsüzlüğü.

Başbakan Manuel Marrero'nun geçen sene devlet gazetesinde yayımlanan açıklamasında "Gerekli kaynaklara sahip olmadığımız doğru ama aynı zamanda inisiyatif alma, standartları yükseltme ve önceliklendirme konusunda da eksikliklerimiz var" dediği hatırlatılıyor. 

Diğer yandan ABD Başkanı Donald Trump ve danışmanlarının, Küba'ya saldırı senaryoları üzerinde çalıştığı bildiriliyor. 

Eski ABD görevlilerinin kurduğu VIPS (Veteran Intelligence Professionals for Sanity/Sağduyudan Yana Olan Emekli İstihbarat Profesyonelleri) ise bir açıklama yayımlayarak Küba'ya yapılacak herhangi bir müdahalenin kaybetmeye mahkum olduğunu savundu. 

Olası bir askeri harekatın ülkelerindeki Kübalıları birleştireceği ve adada doğrudan ABD'nin sorumlu olacağı bir insani felakete yol açacağı vurgulandı. Oluşabilecek göç krizinin çevredeki ülkeleri de etkileyeceğine işaret edildi. 

Washington'ın öne sürdüğünün aksine, Küba'nın terör örgütlerine destek verdiğine ya da Çin ve Rus casus üslerini barındırdığına dair herhangi bir kanıt olmadığı bildirildi.

VIPS'in açıklamasında ABD yönetiminin eski Küba lideri Raúl Castro hakkında bir iddianame hazırladığı da anımsatıldı. 

94 yaşındaki Castro'nun 1996'daki uçak düşürme olayıyla bağlantısına dair önemli bir kanıt olmadığı ifade edildi. 

Independent Türkçe, NYT, TeleSUR


Ukrayna savaşı köpekleri nasıl değiştirdi?

5. yılına giren savaş sırasında pek çok Ukraynalı, köpeklerini arkada bırakıp evlerinden uzaklara kaçtı (AFP)
5. yılına giren savaş sırasında pek çok Ukraynalı, köpeklerini arkada bırakıp evlerinden uzaklara kaçtı (AFP)
TT

Ukrayna savaşı köpekleri nasıl değiştirdi?

5. yılına giren savaş sırasında pek çok Ukraynalı, köpeklerini arkada bırakıp evlerinden uzaklara kaçtı (AFP)
5. yılına giren savaş sırasında pek çok Ukraynalı, köpeklerini arkada bırakıp evlerinden uzaklara kaçtı (AFP)

Evolutionary Applications adlı bilimsel dergide yayımlanan bir makale, Şubat 2022'de başlayan Ukrayna savaşının köpekleri nasıl hızla farklılaştırdığını gösteriyor.

Bilim insanları, Ukrayna'nın 9 bölgesindeki 763 köpeği inceledi.

Araştırmaya, sahipleri savaştan kaçarken geride bırakılan köpeklerle yaşamı boyunca sokakta kalmış köpekler de dahil edildi.

Cephe yakınlarında yaşayan köpeklerin kurt ve çakallar gibi vahşi akrabalarına daha fazla benzemeye başladığı görüldü.

Güvenli bölgelerde yaşayan köpeklerle karşılaştırıldığında, cephe hattındakilerin burun uzunluklarının orta seviyede olduğu tespit edildi.

Çoğunun vücut kütlesinin daha az olduğu da bildirildi. 

Cephedeki yaşlı, hasta ya da yaralı köpek sayısının daha az olduğu ve bu bölgelerdeki hayvanların gruplar halinde yaşamaya daha fazla meylettiği aktarılıyor.

Lviv Üniversitesi zoologlarından Mariia Martsiv, başyazarı olduğu makale için yaptıkları çalışma hakkında "Cephede daha rahat bir şekilde hayatta kalan köpekler 'vahşi' fenotipe sahip olanlar: Dik kulak, düz kuyruk ve daha az beyaz renk" diyor.

Gdansk Üniversitesi'nde doktora yapan Małgorzata Witek de yazarları arasında olduğu makale hakkında konuştu:

Savaş, güçlü bir filtre gibi, ekstrem koşullarda hayatta kalmayı sağlayan özellikleri destekliyor. Bizi en çok şaşırtan şey, bu özelliklerin ne kadar hızlı belirginleştiğiydi. Savaş görece kısa bir zaman önce başlasa da cephedeki köpeklerle diğerleri arasındaki farklar çok belirgin.

Witek, bunun hızlı bir evrimden kaynaklandığını düşünmediklerini de vurguladı. 

Bu çalışmayı haberleştiren New York Times (NYT), büyük köpeklerin mayınları tetikleme riskinin daha yüksek olması gibi etkenlere işaret ediyor.

Araştırmada cephedeki köpeklerin çoğunun hâlâ gıda için insanlara bel bağladığı gösterildi. 

Bazılarının Ukrayna askerleriyle birlikte yaşadığı, zaman zaman köpeklerin cephedeki cesetleri yediği vakaların da görüldüğü bildirildi. 

Gdansk Üniversitesi'nden Małgorzata Pilot bazılarınınsa insanlara ihtiyaç duymadığını vurguluyor:

Buna yabanileşme diyebiliriz.

NYT'nin görüş aldığı yaban hayatı uzmanı Euan Ritchie, kendisinin yer almadığı araştırmayı önemli bulduğunu söyledi:

Köpeklerin savaşın yıkıcı etkilerinden bu kadar açık biçimde etkilenmesine dair kanıtlar, o kadar da yer değiştiremeyen ve yaşam alanlarıyla gıdaları açısından daha kısıtlı olan diğer türler için de alarm işlevi görmeli.

Independent Türkçe, NYT, Evolutionary Applications


Trump, İsrail ile Hizbullah arasında saldırıların durdurulması konusunda anlaşma sağlandığını açıkladı

ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu görüşmelerinden birinde görüntülenirken (Arşiv - Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu görüşmelerinden birinde görüntülenirken (Arşiv - Reuters)
TT

Trump, İsrail ile Hizbullah arasında saldırıların durdurulması konusunda anlaşma sağlandığını açıkladı

ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu görüşmelerinden birinde görüntülenirken (Arşiv - Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu görüşmelerinden birinde görüntülenirken (Arşiv - Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, bugün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, İsrail’in Beyrut’a herhangi bir asker göndermeyeceğini duyurdu. Açıklama, Trump’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ardından geldi.

Trump, Truth Social platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“Başbakan Benjamin Netanyahu ile son derece verimli bir telefon görüşmesi gerçekleştirdim. İsrail’in Beyrut’a herhangi bir asker göndermeyeceğini teyit ettik. Yolda olan birlikler de geri çekildi. Aynı şekilde, üst düzey temsilciler aracılığıyla Hizbullah ile de son derece verimli görüşmeler yaptım. Taraflar, tam bir ateşkes konusunda anlaşmaya vardı. Buna göre İsrail Hizbullah’a saldırmayacak, Hizbullah da İsrail’e saldırmayacak.”

Trump’ın açıklaması, İsrail ile Hizbullah arasında son dönemde tırmanan gerilimin ardından geldi. Ancak taraflardan henüz söz konusu ateşkese ilişkin resmi ve ayrıntılı bir açıklama yapılmadı.