Trump ile Harris arasında seçimlere bir hafta kala kıyasıya yarış

Eski Başkan Trump, New York'ta destekçilerini toplarken Başkan Yardımcısı Harris Pensilvanya'da seçmenlerine hitap etti

Trump destekçileri pazar günü New York'taki seçim mitingi için toplandı (AP)
Trump destekçileri pazar günü New York'taki seçim mitingi için toplandı (AP)
TT

Trump ile Harris arasında seçimlere bir hafta kala kıyasıya yarış

Trump destekçileri pazar günü New York'taki seçim mitingi için toplandı (AP)
Trump destekçileri pazar günü New York'taki seçim mitingi için toplandı (AP)

ABD’de başkanlık seçimlerine dokuz gün kala adaylar arasında kıyasıya bir rekabet yaşanıyor. Başkanlık adayları Donald Trump ve Kamala Harris, seçim ve medya faaliyetlerini yoğunlaştırarak her bir seçmenin oyunu almaya çalışıyorlar.

Seçmenlerini New York'taki Madison Square Garden'da toplayan Trump, Demokratların çoğunlukta olduğu eyaletin çok fazla umut vaat etmemesine rağmen çalışıyor. Cumhuriyet Partili Temsilciler Meclisi adayları Trump'ın New York mitinginden duydukları memnuniyeti ifade ederek bunun ‘ılımlı’ bölgelerde şanslarını arttırdığını söylediler. Harris ise Latin kökenli ve siyah seçmenleri harekete geçirme çabalarını kritik öneme sahip Pennsylvania eyaletinin Philadelphia şehrinde düzenlediği bir miting ile sürdürüyor. İki aday da ABD'de bölünmenin en bariz şekilde görüldüğü ve heyecanın doruk noktasına ulaştığı seçim yarışlarından birinde seçmenleri ikna etmeye çalışırken anketler, önümüzdeki hafta salı günü yapılması planlanan oylama öncesinde yarışın başabaş gittiğine işaret ediyor.

Michiganlı Müslümanlardan destek

Trump, cumartesi günü kilit önemdeki eyaletlerden biri olan Michigan'da Müslüman toplulukların imamlarıyla bir araya geldi. Trump, burada ‘Ortadoğu'daki savaşı durdurma’ sözü vererek bölgedeki Müslüman toplulukların desteğini kazandı.

Harris Michigan'da Trump'la, İsrail'in Gazze Şeridi'nde yürüttüğü savaşı ve bu savaşın Lübnan'a uzanmasına öfkelenen çok sayıda Müslüman ve Arap asıllı ABD vatandaşı ile ABD otomobil endüstrisinin elektrikli araçlarla ne ölçüde yeniden şekillenebileceğinden endişe duyan sendikalı işçilerin de aralarında bulunduğu seçmenlerin oyunu kazanmak için yarışıyor.

Trump, Detroit banliyösündeki Novi şehrinde Müslüman toplulukların temsilcileriyle birlikte mitingde boy gösterdi ve bölgedeki bir grup imamla görüştüğünü söyledi. ‘Savaşları sona erdireceği ve Ortadoğu'ya barış getireceği’ için Müslüman seçmenlerin desteğini hak ettiğini vurgulayan Trump, “Onların tek istediği de bu” dedi. Trump’ın mitinginde konuşan Yemen asıllı ABD vatandaşı İmam Bilal ez-Zuhayri, Cumhuriyet Parti’nin adayı Trump’a desteğini teyit etti. Trump ayrıca otomobil sektörü işçilerine Detroit bölgesindeki ve ülke çapındaki ekonomik düşüşü tersine çevirmek için çalışacağı vaadinde bulundu.

Michigan, yaklaşık 8,4 milyon kayıtlı seçmeni ve kazanmak için gerekli olan 270 seçmenin 15'inin oyuyla seçimleri belirleyecek kıyasıya bir rekabetin yaşandığı ABD’nin yedi eyaletinden biri olmasının yanında Pennsylvania ve Wisconsin ile ‘mavi duvar’ diye adlandırılan Demokrat Parti'ye oy verme alışkanlığı edinmiş 18 eyalet arasında yer alıyor.

New York mitingi ve Pensilvan

Trump, New York'ta hiç şansı olmamasına rağmen Madison Square Garden’daki mitinge büyük önem verdi. Son günlerde Bruce Springsteen ve Beyonce gibi bazı ünlü isimler Demokrat Parti’nin adayı Harris’e desteklerini gösterirken Donald Trump, Rolling Stones, Madonna ve U2'nun çıkış yaptığı, NBA maçlarına ve ünlü buz hokeyi takımlarına ev sahipliği yapan ‘dünyanın en ünlü meydanında’ destekçilerini ağırlayarak seçim kampanyasının gücünü göstermeye çalıştı.

Eski Başkan Donald Trump, cumartesi akşamı düzenlenen seçim mitinginde Michigan'daki Müslüman toplumun temsilcileriyle birlikte (Reuters)

Madison Square Garden’ın adı aynı zamanda Nazi lideri Adolf Hitler'i destekleyen bir grup olan ‘Bund’ ile de ilişkilendiriliyor. Mekan, Bund’ın 1939 yılındaki mitinglerinden birine ev sahipliği yaptı.

Trump'ın Madison Square Garden mitinginde de daha önce ‘uyuşturucu bağımlısı’ ve ‘aptal’ olarak nitelendirdiği, defalarca kez saldırgan sözler söylediği ve şahsına hakaretlerde bulunduğu ABD Başkan Yardımcısı Harris’e yönelik eleştirilerini yeniledi. Trump ayrıca Başkan Joe Biden yönetiminin ele alamadığı ekonomi, enflasyon ve güvensizlikle ilgili konulara da değindi.

Demokrat Partili aday Kamala Harris, seçimleri belirleyecek en çekişmeli yedi eyaletten biri olan Pennsylvania’da en fazla oyu almak amacıyla siyah ve Latin kökenli seçmenlere hitap etti.

Demokrat aday (60), Pennsylvania'nın en büyük şehri olan Philadelphia’da siyahların gittiği bir kilise, bir berber dükkanı ve bir Porto Riko restoranını da kapsayan tüm gün süren bir seçim kampanyası etkinliği gerçekleştirdi.

İddialar

Harris'in seçim kampanyası ekibi, salı günü önemli bir konuşma yapacağını ve bu konuşma sırasında Trump'ın 6 Ocak 2021’de Kongre Binası Baskını olayından hemen önce destekçilerine hitap ettiği Beyaz Saray'ın metrelerce uzağından eski Başkan Trump hakkındaki ‘iddialarını’ sunacağını duyurdu.

Harris, dün televizyon kanalı CBS’ye verdiği röportajda, “Bunu orada yapacağım çünkü ABD’liler 20 Ocak'ta Oval Ofis’te kimin olacağını düşünmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı. Harris, Donald Trump ve politikalarının yarattığı ‘tehlikeye’ atıfla “Önceliği, çalışkan insanlar ve yaşlılar değil, kendisine benzeyen insanlar olacaktır” dedi.



Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.