Avrupa Birliği, "Trump 2.0" senaryosuna hazırlanıyor

Analizde, Trump'ın izlemesi beklenen AB karşıtı politikaların endişe yarattığına dikkat çekiliyor (Reuters)
Analizde, Trump'ın izlemesi beklenen AB karşıtı politikaların endişe yarattığına dikkat çekiliyor (Reuters)
TT

Avrupa Birliği, "Trump 2.0" senaryosuna hazırlanıyor

Analizde, Trump'ın izlemesi beklenen AB karşıtı politikaların endişe yarattığına dikkat çekiliyor (Reuters)
Analizde, Trump'ın izlemesi beklenen AB karşıtı politikaların endişe yarattığına dikkat çekiliyor (Reuters)

ABD'de 5 Kasım'da düzenlenecek başkanlık seçimi yaklaşırken, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri de Cumhuriyetçi lider Donald Trump'ın yarışı kazanması durumunda nasıl politikalar izleneceğini kararlaştırıyor. 

Fransa'nın kamu yayıncısı France 24'ün haberinde, eski ABD Başkanı Trump'ın, ilk dönemine kıyasla dış politikada daha katı bir "önce Amerika" yaklaşımını benimseyerek, AB ülkeleriyle ilişkilerin gerilmesine yol açabileceği değerlendirmesi yapılıyor. 

Analizde, "Trump 2.0 senaryosunda" AB ülkelerinin temelde iki konuda sorun yaşamaktan endişelendiği belirtiliyor.

Bunlardan ilki Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili. Trump, seçim kampanyasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le anlaşmaya vararak "Ukrayna savaşını 24 saatte bitirebileceğini" öne sürmüştü. 

Analizde, Trump'ın Ukrayna'ya desteği sonlandırmasıyla Kiev yönetiminin ciddi tavizler vermesine neden olabileceği ve "Avrupa'ya karşı Rusya tehdidini daha da artırabileceği" savunuluyor. 

ABD Kongresi, 24 Şubat 2022'de başlayan savaşta şimdiye dek Ukrayna'ya toplamda 175 milyar dolar değerinde yardım yapılacağını duyurdu. Bunun 106 milyar dolarının doğrudan Kiev yönetimine aktarılması öngörülüyor. 

Haberde, ABD Başkanı Joe Biden'ın, Trump'ın Ukrayna'ya desteği kesme tehdidine karşı harekete geçerek, görevi bırakmadan önce bu miktarın büyük kısmının Kiev'e ulaşmasını sağlamak istediği aktarılıyor. Biden'ın seçim yarışından çekileceğini açıklamasıyla Demokratlar adına dümene ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris geçmişti.

AB ülkelerinin, Trump'ın izleyeceği "izolasyonist dış politikaya" karşı Rusya'ya yaptırımları artırmaya çalıştığı ancak Macaristan Devlet Başkanı Viktor Orban gibi Putin ve Trump yanlısı liderlerin bu planlara itiraz ettiği belirtiliyor.

Ayrıca AB ülkelerinin savunma harcamalarını artırarak, Trump'ın Ukrayna'ya desteği kesmesi durumunda bunu telafi edecek adımlar atabilme kapasitelerini güçlendirmeyi hedeflediği yazılıyor.

Analize göre AB ülkelerinin ikinci endişesiyse ABD ve NATO ilişkileriyle ilgili. 2017-2021'de görev yaparken NATO'dan ayrılma tehditleri savuran Trump, seçim kampanyasında ülkenin başına gelirse bu yönde bir politika izleyeceğinin sinyalini veriyor.

Dönemin AB Komisyonu İç Pazardan Sorumlu Üyesi Thierry Breton, bu yıl ocakta yaptığı açıklamada, Trump'ın AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'e şunları söylediğini öne sürmüştü:

Avrupa saldırı altında kalırsa asla size yardım etmeye ve sizi desteklemeye gelmeyeceğiz. Ve bu arada, NATO öldü. Biz de ayrılacağız, NATO'dan çıkacağız.

Diğer yandan ABD Kongresi, geçen yıl NATO'dan çıkmaya yönelik herhangi bir kararın Senato'nun onayından geçmesini zorunlu hale getiren bir yasa çıkarmıştı. Analize göre Trump'ın, NATO'nun "altın kuralı" olan ittifak üyelerinin karşılıklı savunma desteğine dair tehditleri, AB ülkeleri için ciddi endişe yaratıyor. 

Finlandiya'daki Turku İleri Araştırmalar Enstitüsü'nden Oscar Winberg, ilk seçildiği dönemde Cumhuriyetçi Parti içinde Trump'ın "aşırılıkçı politikalarını frenleyen" bazı isimlerin olduğunu fakat eski liderin bunları tasfiye ettiğini ve tekrar seçilirse daha radikal politikalar uygulayabileceğini belirterek şunları söylüyor: 

Yönetimi muhafazakarlarla ve kendisine sadık isimlerle doldurmayı planlıyor. Daha önce onu tutan emniyet kemerleri ve hava yastıkları artık yok.

Independent Türkçe, Reuters, France 24, AP 



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.