Avustralya, Rusya yanlısı yeni eksenden "derin endişe" duyuyor

İstihbarat yetkilisi, Batı'nın Çin, Kuzey Kore ve İran'ın oluşturduğu, Rusya'yı destekleyen yeni eksene yetişmeye çabaladığını söylüyor.

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Avustralya, Rusya yanlısı yeni eksenden "derin endişe" duyuyor

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

Avustralya'nın ulusal istihbarat ajansının başkanı, Kremlin'in müttefiklerinin, Kiev'in yanındaki Batılı ülkelere meydan okumasıyla Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını destekleyen ülkelerden oluşan "bir eksenin ortaya çıkmasını" endişe verici diye niteledi.

Hükümetin Ulusal İstihbarat Dairesi'nin başkanı Andrew Shearer, savaş sürdükçe Kuzey Kore, İran ve daha da önemlisi Çin'in, Avustralya dahil birçok ülke için "stratejik bir zorluk" yarattığını söyledi.

Shearer, Çin ve Rusya'nın temelini oluşturduğu yeni eksenin, savaşın başlamasından bu yana hafife alınmasıyla Pekin'in Moskova'ya çift kullanımlı malzemelerin yanı sıra ekonomik ve diplomatik destek sağlayarak cesaret verdiğini belirtti.

Canberra'daki Raisina Down Under konferansında konuşan Shearer "Çin'in Putin'e çift kullanımlı malzeme yardımlarıyla ekonomik ve diplomatik desteği, Putin'in ordusunu Ukrayna'da sahada tutarak masum Ukraynalıların öldürülmesine topçu mühimmatı ve füze yardımı kadar katkı sağlıyor" dedi.

Shearer, İran'ın Vladimir Putin'i, Şahed drone'ları sağlayarak desteklediğini, Kuzey Kore'ninse silahların ötesine geçen bir işbirliğiyle Rusya'yla daha yakın ilişkiler kurduğunu ve binlerce askerin Rus eğitim sahalarına akın ettiğini söyledi.

Shearer "Bu derin endişe veren bir stratejik gelişme ve hepimiz buna yetişerek etkili önlemler alabilmek için çabalıyoruz ama bunun dönemimizin stratejik zorluklarından biri olduğunu düşünüyorum" dedi.

Rusya'nın ithal ettiği makine aletlerinin yüzde 70'inden fazlası ve mikroelektroniklerin yüzde 90'ı Pekin'den geldiği için Çin, kritik parçalar tedarik ederek Moskova'nın silahlı kuvvetlerine destek vermekle suçlanmıştı.

Mayısta ABD, Çin ve Hong Kong merkezli 20'ye yakın şirkete Rusya'ya drone parçaları ve elektronik ihracatı yaptıkları gerekçesiyle yaptırım uygulayacağını açıklamıştı.

Ancak Çin, savaşa yardım suçlamalarını reddederek Pekin'in çift kullanımlı malzeme ihracatını, yasa ve düzenlemelerle uyumlu bir şekilde denetlediğini söylemişti.

Carnegie Endowment düşünce kuruluşunun Çin gümrük verileri analizi, Çin'in Rusya'ya her ay değeri 300 milyon doların üzerinde çift kullanımlı malzeme ihraç ettiğini göstermişti. Buna hem ticari hem de askeri uygulama ürünlerinin sevkiyatı dahildi.

ABD, Güney Kore, İngiltere ve Ukrayna'nın, Rusya'da 10 binin üzerinde Kuzey Kore askeri olduğunu doğrulaması ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'nin askerlerin savaşa girdiğini teyit etmesi endişeleri artırmıştı.

Zelenski, her akşam yaptığı açıklamalardan birinde "Kuzey Kore askerleriyle ilk çatışmalar küresel istikrarsızlıkta yeni bir sayfa açtı" demişti.

Rusya’nın savaşı genişletmek, gerçekten tırmandırmak üzere attığı bu adımı başarısız kıldığımızdan emin olmak için dünyayla birlikte her şeyi yapmalıyız.

Avustralya kendisi gibi Beş Göz İttifakı'nda yer alan ABD, Britanya, Kanada ve Yeni Zelanda'yla yakın ortaklığını sürdürüyor.

Albanese hükümeti, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşının başlangıcından bu yana 1,1 milyar Avustralya dolarından fazla (yaklaşık 25 milyar TL) para yardımı yaptı.

Independent Türkçe



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.