Erdoğan, Riyad’daki zirvede Esed'in konuşmasını protesto etti mi?

Diplomatik kaynaklar, Erdoğan’ın Esed konuştuğu sırada salonu terk etmesinin perde arkasında neler yaşandığını Independent Arabia’ya anlattılar

Beşşar Esed konuşmasını yaparken salondan aktarılan görüntüde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın koltuğu boştu (Independent Arabia)
Beşşar Esed konuşmasını yaparken salondan aktarılan görüntüde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın koltuğu boştu (Independent Arabia)
TT

Erdoğan, Riyad’daki zirvede Esed'in konuşmasını protesto etti mi?

Beşşar Esed konuşmasını yaparken salondan aktarılan görüntüde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın koltuğu boştu (Independent Arabia)
Beşşar Esed konuşmasını yaparken salondan aktarılan görüntüde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın koltuğu boştu (Independent Arabia)

Mustafa el-Ensari

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, Filistin’deki ve Lübnan'daki saldırıların durdurulması için İsrail’e ve uluslararası topluma baskı yapmak amacıyla Riyad tarafından Gazze savaşından bu yana ikinci kez düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) - Arap Birliği Olağanüstü Ortak Zirvesi’nde hitap ederken salondan çıktığı iddia edildi.

Görüntülerde Beşşar Esed konuşmasını yaparken, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın koltuğunun boş olduğu, yerine Türkiye’nin Riyad Büyükelçisi Emrullah İşler’in vekalet ettiği görüldü.

Zirveye katılan diplomatik bir kaynak Independent Arabia'ya yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Esed konuşmasına başlamadan önce yerinden kalktığını, ancak nedeninin bilinmediğini söyledi. Kaynak, iki isim arasında zirvenin perde arkasında, aile fotoğrafı çekilirken ya da liderler yerlerini almadan önce salonda herhangi bir gerginlik yaşanmadığını da sözlerine ekledi.

Erdoğan’ın salondan çıktığı biliniyor, ama sebebi bilinmiyor

Bir Türk diplomatik kaynak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Azerbaycan'a gitmek üzere salondan ayrıldığını, zirveye katılan diğer liderler gibi kendisinin de bir gündeminin bulunduğunu ve salondan ayrılmasının normal olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı'nın salondan ayrılmasında herhangi bir protesto amacının olmadığını vurguladı.

Independent Arabia'ya konuşan kaynak, ‘İİT - Arap Birliği Olağanüstü Ortak Zirvesi’nin başarılı olduğunu ve herkesin, özellikle de güçlü konuşması Türkiye'de yankı uyandıran Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Filistin davasını güçlü bir şekilde desteklemekte kararlı olduğunu’ söyledi. Ülkesinin Riyad'a bu büyük uluslararası zirveyi organize ettiği için teşekkür ettiğini belirten kaynak, zirvenin ‘İslam dünyasını Filistin halkına adaletin sağlanması için uluslararası kurumlara baskı yapmak üzere tek bir güç olarak göstermeyi’ başardığını vurguladı. Kaynak, zirvenin başlarındaki çabalarının ne denli başarılı olduğunun, Filistin devletini tanıyan ülke sayısının sadece bir yıl içinde dokuza çıkmasında açıkça görüldüğünü kaydetti.

Suudi Arabistan devlet haber ajansı SPA, Erdoğan’ın zirveden erken ayrılmasının nedenlerinden birinin, kendisini zirve sırasında Filistin, Ürdün, Malezya ve Nijerya liderleriyle birlikte kabul eden Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile ikili görüşmeler yapması olabileceğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvede yaptığı konuşmada, Müslüman dünyasının İsrail'in zorla kabul ettirmek istediği şeylere teslim olmaması gerektiğini vurguladı. Erdoğan, ‘Filistin'de işlenen soykırım suçlarının faillerine karşı uluslararası hukuk ve BM Şartı temelinde zorlayıcı tedbirler alınması için’ ortak çaba gösterilmesi çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Türkiye'nin, İsrail'in Filistin topraklarını işgalinin bir maliyeti olduğunu anlamasını sağlayacak tüm somut ve gerçekçi önerileri uygulamaya hazır olduğunu’ ifade etti.

Daha önceki bir salon terk etme hareketine misilleme olarak gönderilen bir mesaj olabilir

Ancak Öğretim Üyesi Prof. Dr. Samir Salha, Türkiye'nin bu hamlesinin iki ülkenin dışişleri bakanları arasında daha önce yaşanan bir olayla ilgili misilleme olarak kasıtlı yapılmış olabileceğini, fakat bunun aynı zamanda, zirvenin bazı katılımcı ülkeler tarafından iki düşman komşuyu birbirine yakınlaştırmak için kullanılabileceğini de belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığına göre Salha, şunları söyledi:

“Evet, Türkiye'nin Suudi Arabistan Büyükelçisi Emrullah Eşler'in Erdoğan'ın yerine oturduğunu ve heyete liderlik ettiğini gördük, ama Beşşar Esed, konuşmasına başlar başlamaz Cumhurbaşkanı'nın salonu terk ettiğini doğrulayan herhangi bir görüntü görmedik. Ancak Erdoğan'ın kasıtlı olarak mı bu şekilde ayrıldığını bilmiyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın toplantıyı kasıtlı olarak terk etmiş olma ihtimali de var. Zira geçtiğimiz eylül ayında benzer bir toplantıda Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad, Türk mevkidaşı Hakan Fidan konuşmasına başlar başlamaz salonu terk etmişti.”

Mikdad, Mısır’ın başkenti Kahire'deki Arap Birliği merkezinde düzenlenen Arap Birliği 162’nci Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’nda Fidan’ın konuşmasını yapmak üzere kürsüye davet edildiği sırada salonunu terk etti. Bu hareket, Şam'ın Ankara'nın toplantıya katılmasını reddettiğinin bir ifadesi olarak değerlendirildi.

Mısır basınından kaynaklar, Dışişleri Bakanı Fidan’ın konuşması sırasında Şam'ın toplantıdaki temsil düzeyini düşürdüğünü, Mikdad’ın yerini Suriye heyetinden bir üyeye bırakarak salondan tek başına ayrıldığını, Suriye'nin toplantıda temsil edilmeye devam ettiğini ve Fidan’ın konuşması sona erdikten sonra toplantıya geri döndüğünü belirtti.

Perde arkası mı var?

Erdoğan daha önce Esed'i kendisiyle görüşmeye davet etmiş, ancak Esed, böyle bir adıma karşı olmadığını belirtse de bu konuda olumlu bir hamlede bulunmamıştı. Ancak Suriye basınında yer alan haberlere göre Esed, herhangi bir görüşmeden önce Türkiye'nin Suriye'den geri çekilme niyetini açıklamasını şart koştu.

Türk basınında çıkan haberlere göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık bir ay önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'den ilişkilerin normalleştirmesi için Şam ile Ankara arasında arabuluculuk yapmasını istediğini ve ‘normalleşmenin kendilerine de fayda sağlayacağını bildiğini’ söyledi.

Mısır gibi büyük Arap ülkelerinin Türkiye ile ilişkilerinin düzelmesini, Suriye topraklarından çekilmesine bağladıkları söyleniyor. Prof. Dr. Samir Salha, bu konudaki değerlendirmesinde “Geri çekilmenin gerçekleşip gerçekleşmediğinden bağımsız olarak kesin olan bir şey varsa o da Ankara ve Şam arasındaki yakınlaşmayla ilgili gözlerden uzakta yürütülen pek çok siyasi ve diplomatik çabaya rağmen, belki son aylarda Türk liderlerin, özellikle de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ağzından çıkan mesajlar dışında gerçek bir ilerleme kaydedilmedi. Fakat bu mesajların iki taraf arasında pratik adımlara dönüştürülmesine yönelik herhangi bir hamle de görmedik” diye konuştu.

Muhtemelen engelleri aşmak ve böyle bir Türkiye-Suriye zirvesinin gözlerden uzakta yapılmasını kolaylaştırmak isteyen Arap başkentleri vardır. Dolayısıyla böyle bir protestonun gerçekten var olup olmadığını ya da iki ülke arasında perde arkasında bir şeyler olup olmadığını bilmiyoruz. Buna karşın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın salonu terk ettiğiyle söylenenler arasında böyle bir protestonun olduğunu teyit edecek herhangi bir görüntü görmediğimizin unutulmaması gerektiğine dair önemli bir nokta var.

Zirve, katılan tüm liderlerin konuşmalarını yapmak istemeleri nedeniyle uzayınca, liderlerin bir kısmının konuşmalarını yaptıktan ve aile fotoğrafı çektirdikten sonra ayrıldıkları görüldü. Zirvenin açılışından ve konuşmasını yaptıktan sonra Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad Al Sani'nin yerine Dışişleri Bakanı vekalet ederken Tacikistan Devlet Başkanı İmamali Rahman’ın da konuşmasını yaptıktan sonra salondan aceleyle ayrıldığı görüldü. Ancak Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve diğer liderlerin salonu terk etmelerini gerektiren siyasi bir sebep olmadığından tüm gözler Türkiye ve Suriye liderlerinin üzerindeydi.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.