Musk'ın yöneteceği Devlet Verimliliği Bakanlığı’nın görevleri neler?

ABD'li milyarder Elon Musk, Donald Trump ile birlikte bir seçim mitinginde konuşuyor. (Reuters)
ABD'li milyarder Elon Musk, Donald Trump ile birlikte bir seçim mitinginde konuşuyor. (Reuters)
TT

Musk'ın yöneteceği Devlet Verimliliği Bakanlığı’nın görevleri neler?

ABD'li milyarder Elon Musk, Donald Trump ile birlikte bir seçim mitinginde konuşuyor. (Reuters)
ABD'li milyarder Elon Musk, Donald Trump ile birlikte bir seçim mitinginde konuşuyor. (Reuters)

ABD Başkanı seçilen Donald Trump, seçim kampanyasında eşi benzeri görülmemiş bir rol oynayan Tesla, SpaceX ve X'in sahibi milyarder Elon Musk ve iş adamı Vivek Ramaswamy'yi yeni Devlet Verimliliği Bakanlığı'nı yönetmek üzere görevlendireceğini açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Bloomberg News'ten aktardığına göre, ‘DOGE’ olarak kısaltılan Hükümet Verimliliği Bakanlığı, takıntılı olduğu dijital para birimi Dogecoin’in adını andırması için bu kısaltmayı veren milyarder Elon Musk'ın buluşu.

Devlet Verimliliği Bakanlığı'nın görevleri neler?

Trump, bakanlığın misyonunun ‘israfı kesmek’ olacağını açıkladı.

Trump yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Bu iki büyük Amerikalı (Musk ve Ramaswamy) birlikte, yönetimimin devlet bürokrasisini ortadan kaldırmasının, aşırı düzenlemeleri azaltmasının, savurgan harcamaları kesmesinin ve ‘Amerika'yı Kurtar’ hareketi için gerekli olan federal kurumları yeniden yapılandırmasının yolunu açacaklar.”

Trump, yeni departmanın ‘hükümetin dışından tavsiye ve rehberlik sağlayacağını’ ve çalışmalarına Beyaz Saray ve Yönetim ve Bütçe Ofisi ile irtibat kurarak ‘büyük ölçekli yapısal reform ve hükümete daha önce hiç görmediğimiz çığır açan bir yaklaşımı yönlendirmek’ için başlayacağını bildirdi.

Seçilmiş başkan çalışmalarını 4 Temmuz 2026'ya kadar tamamlayacaklarını ve Bağımsızlık Bildirgesi'nin imzalanmasının 250. yıldönümünde ülkeye bir ‘hediye’ olarak sunulacağını açıkladı.

Peki bu bakanlık nasıl çalışacak?

Bu konu henüz netlik kazanmış değil. Ancak Trump'ın söylediği gibi hükümet dışında faaliyet göstereceği için, olası bir mekanizma, Federal Danışma Komitesi Yasası (FACA) kapsamında faaliyet göstermesidir. Bu yasa 1972 tarihli olup, hükümete tavsiyelerde bulunan hükümet dışı üyeleri ve dış grupları düzenlemekte ve başkanın onlara hizmetleri için ödeme yapmasına ya da tazminat ödemesine izin vermekte, ancak bunu zorunlu kılmamaktadır.

Başka bir deyişle, Musk ve Ramaswamy'nin FACA kapsamındaki çalışmaları onları ‘hükümetin özel çalışanları’ haline getirecek. Böyle bir pozisyon ücretsiz olabilir ve diğer federal işlerin aksine, potansiyel çıkar çatışmalarını önlemek için bir kişinin varlıklarını veya ilişkilerini açıklamasını gerektirmez.

Bakanlık ne kadar kesinti yapmak istiyor?

Musk, federal hükümetin 6,5-7 trilyon dolarlık bütçesinde 2 trilyon dolarlık bir kesinti hedefi belirledi, ancak bu miktarın yıllık olarak mı yoksa çok yıllı bir planın parçası olarak mı kesileceği belli değil.

Trump bakanlık duyurusunda yıllık bir rakam kullanarak, “Yıllık 6,5 trilyon dolarlık hükümet harcamalarımızda var olan devasa israf ve dolandırıcılığı azaltacağız” dedi.

Peki bu neden daha önce olmadı?

Oldu ama hiç bu şekilde olmamıştı. Washington hiçbir zaman uygulanmayan harcama kısma planlarıyla dolu.

2010 yılında, Obama yönetimi altında federal açığı ele almak üzere kurulan Simpson-Bowles Mali Komisyonu, emeklilik yaşının ertelenmesi, sağlık hizmetleri maliyetlerinin sınırlandırılması ve vergi indirimlerinin kaldırılması yoluyla on yıl içinde 4 trilyon dolarlık kesinti yapılmasını önerdi.

Kongre bu öneri üzerinde hiçbir zaman harekete geçmedi. ‘Süper komite’ olarak adlandırılan yeni bir komite, 2011 yılında Obama ve Cumhuriyetçiler arasında bu konuda büyük bir pazarlık yapmaya çalıştı ancak başarısız oldu.

Trump 2016'da bütçeyi ‘makul bir hızla’ dengeleyeceği sözünü verdi, ancak 2021'de görevi bıraktığında ABD'nin borcu rekor seviyedeydi.

Neden bu kadar zor?

Ciddi bir bütçe açığı azaltımı, ABD'de İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemden bu yana görülmemiş düzeyde bir kemer sıkmayı gerektirecek ve muhtemelen Sosyal Güvenlik, Sağlık Sigortası ve gazi programlarında derin kesintiler içerecek.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.