Abhazya'daki siyasi kriz Devlet Başkanlığı’na ve parlamentoya kadar uzandı

Hükümet merkezini basan muhalifler, Aslan Bjania’nın istifasını istedi

Abhazya Devlet Başkanı Aslan Bjania, milletvekilleriyle bir araya geldi (AP)
Abhazya Devlet Başkanı Aslan Bjania, milletvekilleriyle bir araya geldi (AP)
TT

Abhazya'daki siyasi kriz Devlet Başkanlığı’na ve parlamentoya kadar uzandı

Abhazya Devlet Başkanı Aslan Bjania, milletvekilleriyle bir araya geldi (AP)
Abhazya Devlet Başkanı Aslan Bjania, milletvekilleriyle bir araya geldi (AP)

Sami Ammara

Abhazya Özerk Cumhuriyeti'ndeki muhalif gruplar, Rus işletmelerin bölgede artmasının yerel halkı turizm gelirlerinden mahrum bırakacağı gerekçesiyle Rusya ile imzalanan yatırım anlaşmasını protesto etmek için harekete geçti. Ancak bölgede, ‘darbe girişimi’ olarak nitelendirilen bu hamle, Abhazya'nın 1990'lı yılların başlarında Gürcistan'dan tek taraflı olarak ayrılmasından bu yana görülen en cesur adımlar olarak değerlendiriliyor.

Protestocular eylemlerine başkent Sohum'u diğer şehirlere bağlayan yolları ana köprüleri kapatarak başladı. Göstericiler, sis bombası ve göz yaşartıcı gaz kullanan güvenlik güçleri ve polisle çatıştı.

Göstericiler, Devlet Başkanlığı binası ve bazı devlet dairelerini ele geçirdi. Ardından parlamentoyu basan göstericiler, Abhazya Devlet Başkanı Aslan Bjania’yı ‘ülkenin çıkarlarını tehlikeye atmak ve iş adamlarına hizmet etmekle’ suçlayarak istifasını talep etti.

Parlamento Başkanı Lasha Ashuba, imzalanan anlaşmaya karşı çıktıkları için tutuklanan beş kişinin serbest bırakılmasını talep eden protestocuların yanında yer alarak Devlet Başkanı’na istifa etmesini isteyen bir mektup gönderdi.

Abhazya Özerk Cumhuriyeti Muhalefet patileri ve kamu kurumlarını birleştiren bir Koordinasyon Konseyi oluşturmayı başardıklarını duyuran protestocular, konseyin Devlet Güvenlik Servisi Başkanı Dmitry Kuchuberia ve İçişleri Bakanı Robert Kiut ile Devlet Başkanı Bjania’nın istifa etmesi ve yeni seçimler yapılana kadar devlet başkanlığına vekalet etmek üzere yardımcısının atanması talebini görüştüğünü açıkladılar.

Muhalefet kaynakları görüşmelerin sonucuna ilişkin çelişkili haberler verirken, görüşmelerde istenen sonuca ulaşılamadığını söylediler. Devlet Başkanı Bjania, protestocuların Devlet Başkanlığı ve parlamento binalarının boşaltması koşuluyla görevinden istifa etmeye ve erken seçimlere gitmeye hazır olduğunu ifade ederek Devlet Başkanlığı binasından ayrılıp köyüne gittiğini açıkladı.

Devlet Başkanlığı Basın Ofisi’nden kaynaklar, Bjania'nın istifa etmeyi reddettiğini ve Rusya ile yapılan yatırım anlaşmasının parlamentodan geri çekilmesine ilişkin belgeleri imzalamadığını söylediler. Kaynaklar, ‘yetkililerin mevcut durumu çözmek için gerekli tüm tedbirleri alacağını’ vurguladılar.

Devlet Başkanlığı Basın Ofisi, Abhazya'da yetkililer tarafından yapılan görüşmelerin ardından, Rusya’dan çeşitli şirketlerle yapılan yatırım anlaşmasının onaylanmasına ilişkin yasa tasarısının ülkedeki durumu istikrara kavuşturmak için geri çekilmesine ilişkin bir belge hazırlandığını duyurdu.

Devlet Başkanlığı Basın Ofisi’nden kaynaklar, Devlet Başkanı Bjania’nın Lasha Ashuba liderliğindeki bir grup milletvekiliyle bazı toplantılar gerçekleştirdiğini, muhalefetin Bjania’nın istifası talebini dolaylı olarak ele aldıklarını, ancak Bjania ve yardımcısının yanı sıra Başbakan ve hükümet üyelerinin mevcut olduğu toplantıları sürdürme kararı aldıklarını aktardılar.

Rusya'nın devlet haber ajansı RIA Novosti'nin haberine göre Abhaz parlamentosunun dışındaki protestocuların henüz dağılmadığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın BBC'den aktardığı habere göre  Abhazya gazetesi Chegemskaya Pravda'nın Genel Yayın Yönetmeni İnal Khashig, Abhazya hükümetinin 2014 ve 2020 yıllarında protestocuların baskısı sonucu değiştiğini, ancak şimdi ne olacağının tahmin edilemeyeceğini belirtti.

Tarihteki olaylar

Abhaz tarihine göre protestocular Devlet Başkanlığı Sarayı’na davetsiz girerse bu, saray sahibinin saray üzerindeki ahlaki hakkını kaybettiği anlamına gelir. Gerçekten de güvenlik güçleri protestocu kalabalıkların ruh halini gördüklerinde geri çekildiler ve genel olarak bu sadece bir zamanlama meselesiydi.

Bu durum, 1990'lı yılların başlarında Gürcistan'dan tek taraflı ayrıldığını ilan etmiş olan bu özerk cumhuriyetin, 2003 yılında eski Sovyetler Birliği cumhuriyetlerinde gerçekleşen renkli devrimlerin ilki olan Gül Devrimi’ni ve ardından 2004 yılında Ukrayna'da gerçekleşen ‘Turuncu Devrim’i tekrarlamak isteyen Rusya karşıtı güçlerin hedefi olmaya devam ettiğinin bir göstergesi olabilir.

Bugün Gürcistan'da yaşanan olayları ve Gürcistan Meclisi’nin Rusya'nın iç işlerine müdahalesini önlemek için çıkardığı yasayı tekrarladığı gerekçesiyle muhalifleri tarafından protesto edilen ‘Yabancı Casuslar ve Ajanlar’ yasasını onaylamasıyla son dönemde yaşanan huzursuzluklar bu açıdan incelenebilir.

Dahası, Gürcistan'daki son olaylar, tarihinde tesadüfi bir gelişme değil, onu her zaman büyük Sovyet devletinin ayrılmaz bir parçası olan diğer Kafkas bölgelerinden koparmaya yönelik birçok girişimin bir tekrarından ibaret.

Bu bağlamda, perestroyka (sovyet sistemini komünist iskeletin üstünde liberalize etme ve demokratikleştirme süreci) yıllarının milliyetçi çatışmaların ve ayrılıkçı hareketlerin patlak vermesinin başlangıcı olduğu unutulmamalı. Gürcistan yönetimi, 1980'li yılların sonlarında, 1991 yılında resmi olarak dağılmadan önce Sovyetler Birliği'nden ayrılmaya çalıştı.

Şarku’l Avsat gazetesinin geçmiş sayılarında, Gürcistan’ın eski Devlet Başkan Zviad Gamsahurdia’nın 21. yüzyılın başlarında Abhazya’ya yaptığı bir saha ziyaretine dayanarak 1989 yılında ülkesinin Sovyetler Birliği'nden bağımsızlığını ilan ettiğini belirtmiştik. Hatta Gamsahurdia, daha da ileri giderek Abhazya, Acaristan ve Güney Osetya cumhuriyetlerinin Gürcistan Cumhuriyeti içinde sahip oldukları özerk statüyü kaldırma kararı aldı. Bu gelişme, Sovyetler Birliği'ne Gürcistan çerçevesi dışında girdiğini ve Sovyetler Birliği içinde kalmayı isteyip istememe hakkına sahip olduğunu ilan eden Abhazya da dahil olmak üzere, bu cumhuriyetlerin halklarının Sovyetler Birliği'nden ayrılmayı reddetmesi nedeniyle ayrılıkçı hareketlerin patlak vermesine neden oldu.

O zaman da bunun Cumhuriyet'in ve Kafkas Halkları Konfederasyonu'nu oluşturan komşu bölgelerin güvenliğini sarsan birçok karışıklığın patlak vermesinin bir başka başlangıcı olduğunu söylemiştik. Abhazya'nın ilk Devlet Başkanı Vladislav Ardzınba’nın Abhazya'nın Gürcistan'dan bağımsızlığını ilan etmesini desteklemek için Abhazya'ya maddi ve askeri destek sağladı.

Bağımsız Devletler Topluluğu

Eski Sovyetler Birliği cumhuriyetlerinin (Estonya, Letonya ve Litvanya'dan oluşan üç Baltık cumhuriyeti hariç) devlet başkanları, 1991 yılı sonunda Bağımsız Devletler Topluluğu'nu (BDT) kurma fikri üzerinde anlaştılar. Gürcistan eski Devlet Başkanı Gamsahurdia’nın BDT’ye katılmayı reddetmesi, eski Sovyetler Birliği Dışişleri Bakanı ve Rusya'nın eski Gürcistan Valisi Eduard Şevardnadze’nin Gamsahurdia’yı iktidarını deviren muhalefete liderlik etmek üzere ülkesine dönmesini desteklemesinin fitilini ateşledi.

Ancak Şevardnadze’nin, dostu olan dönemin Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin liderliğindeki Rusya yönetimi tarafından desteklenen dönüşü, silahlı mücadelesini sürdüren ve 1992-1993 yıllarında acımasız bir savaş veren Abhazya'ya barış getirmedi.

Abhazya, Şevardnadze'nin başkent Sohum'da gözaltına alınmasıyla sonuçlanan büyük bir zafer elde etti. Şevardnadze, ancak Rusya Devlet Başkanı Yeltsin'in müdahalesiyle Abhazların elinden kurtuldu. O tarihten bu yana Abhazya, Gürcistan’ın defalarca kez müdahale girişiminde bulunmasına ve askeri güç kullanmasına rağmen 1993 yılından bu yana bir oldu-bitti olarak dayattığı bağımsızlık fikrinden vazgeçmedi.

Tarih sayfaları, Gamsahurdia’nın 1991 yılında Çeçenistan'ın Rusya'dan bağımsızlığını ilan eden arkadaşı General Cevher Dudayev'e sığındığını ve kendisi de geri dönme hayali kuran Yemenli bir mülteci olan Grozni Nehri’nin eteklerinde onunla buluştuğunu, kendisinin hala Gürcistan'ın meşru Devlet Başkanı olduğunu vurguladığını belirtiyor. Ancak dostu Dudayev'in güçleri, o dönemdeki olaylar nedeniyle ters yöne sürüklenen vatanını yeniden kurmasına yardım edemedi. Geri döndüğünde, nehre çok fazla su aktığını ve bu durumun onu hedefinden uzaklaştırdığını anladı. Bu da onu intihara sürükledi. Renkli devrimin başarılı olmasının ardından ailesi naaşını Gürcistan'a nakledene kadar kaldığı Çeçenistan topraklarına defnedildi.

Mihail Saakaşvili liderliğinde başlayan Gül Devrimi, arkadaşı Şevardnadze yönetimini devirdi. Saakaşvili’nin NATO ve Avrupa Birliği'ne (AB) katılma planını açıklarken ‘ayrılıkçı cumhuriyetleri’ yeniden kurma niyetinden bahsetmesi, savaş bulutlarının bölgeye geri dönmesine sebep oldu.

Sorunlar yeniden ortaya çıkarken Rusya, bölgedeki tarihi rolü nedeniyle, mevcut durumu korumak amacıyla devreye girdi. Gürcistan'ın Acaristan Özerk Cumhuriyeti'ni yeniden kurmasına göz yummuş olsa da şimdi ‘Putinist’ olan Rusya, geçmişte eski Devlet Başkanı Boris Yeltsin döneminde mevcut durumun devam etmesini kabullenememişti. Bu durum, 2006 yılında Abhazya ve Güney Osetya'ya ekonomik abluka uygulanmasına ilişkin İngiliz Milletler Topluluğu anlaşmasından ayrıldığını duyurmasına ve onları destekleme ve iki cumhuriyetin vatandaşlarının büyük çoğunluğuna Rus vatandaşlığı verme niyetini yeniden dile getirmesine ve nerede olurlarsa olsunlar vatandaşlarının çıkarlarını savunma hakkını ileri sürmesine neden oldu.

Uluslararası toplumun ezici çoğunluğu 1990'lı yılların başlarında Gürcistan'dan ayrıldığını ilan etmesinden bu yana Abhazya Özerk Cumhuriyeti’ni bağımsız bir devlet olarak tanımamış olsa da Rusya tarafından 2008 yılında Gürcistan’la olan savaşının ardından Güney Osetya ile birlikte tanındı.

Abhazya, bu çerçevede Rusya ile dostluk ve askeri iş birliği anlaşmasının yanı sıra Karadeniz kıyılarında Rusya’ya ‘askeri deniz üssü kiralama hakkı’ veren ve bugüne kadar yürürlükte kalmaya devam eden bir anlaşma imzaladı.



Arakçi, İran'da rejim değişikliğinin ‘yanılsama’ olduğunu yineledi... Hatemi, ABD ve İsrail'i uyardı

İran'da yayınlanan bir gazetenin bugünkü baskısının ön sayfasında ABD Başkanı Donald Trump'ın fotoğrafı ‘İran Venezuela değildir’ başlığıyla yer aldı. (EPA)
İran'da yayınlanan bir gazetenin bugünkü baskısının ön sayfasında ABD Başkanı Donald Trump'ın fotoğrafı ‘İran Venezuela değildir’ başlığıyla yer aldı. (EPA)
TT

Arakçi, İran'da rejim değişikliğinin ‘yanılsama’ olduğunu yineledi... Hatemi, ABD ve İsrail'i uyardı

İran'da yayınlanan bir gazetenin bugünkü baskısının ön sayfasında ABD Başkanı Donald Trump'ın fotoğrafı ‘İran Venezuela değildir’ başlığıyla yer aldı. (EPA)
İran'da yayınlanan bir gazetenin bugünkü baskısının ön sayfasında ABD Başkanı Donald Trump'ın fotoğrafı ‘İran Venezuela değildir’ başlığıyla yer aldı. (EPA)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi bugün yaptığı açıklamada, İran’da rejim değişikliği ihtimalinin ‘bazılarının yaşadığı bir yanılsamadan ibaret olduğunu’ söyledi.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün, ABD Başkanı Donald Trump’ı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu ve Avrupa’yı, ülkede son dönemde patlak veren protestolarda ‘gerilimi körüklemek’ ve halkı ‘kışkırtmakla’ suçladı.

 Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Pezeşkiyan, söz konusu aktörlerin iç gelişmelere müdahale ederek toplumsal huzursuzluğu körüklediğini savundu.

Arakçi, CNN’e verdiği demeçte İran’ın güvenliğinin son derece önemli olduğunu vurgulayarak, ülkesinin her türlü ‘terörist grupla’ mücadele etmeye hazır olduğunu belirtti. “Sistemimiz son derece sağlam ve temelleri o kadar güçlü ki, kişilerin değişmesi herhangi bir fark yaratmaz” diyen Arakçi, İran yönetiminin istikrarına dikkat çekti. Öte yandan İran’ın Mehr haber ajansı, Arakçi’nin, ülkesinin bölgede barış ve istikrarın korunması amacıyla bölge ülkeleriyle iş birliğine hazır olduğunu söylediğini aktardı. Arakçi ayrıca, İran’ın meşru çıkarlarını garanti altına alacak adil ve dengeli bir nükleer anlaşmaya açık olduğunu ifade etti.

Söz konusu açıklamalar, dün Türkiye’de gerçekleştirilen temasların ardından geldi. Türkiye Cumhurbaşkanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinde, Türkiye’nin ABD ile yaşanan kriz konusunda arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu ilettiğini duyurmuştu.

Arakçi, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, İran’ın, nükleer silaha erişimin engellenmesine yönelik güvenceler ile yaptırımların etkin biçimde kaldırılmasını içeren bir nükleer anlaşmaya hazır olduğunu kaydetti.

Arakçi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile İran-Türkiye ikili ilişkileri ile ortak ilgi alanına giren bölgesel konular hakkında yapılan görüşmelerin her zaman verimli ve yapıcı geçtiğini belirtti.

Arakçi, “Bu görüşmeler sırasında İran’ın hiçbir zaman nükleer silah edinmeyi hedeflemediğini bir kez daha vurguladım. Ülkemiz, İran tarafının meşru çıkarlarını güvence altına alan, nükleer silaha sahip olunmamasına yönelik teminatlar içeren ve mevcut haliyle yaptırımların kaldırılmasını öngören adil ve dengeli bir nükleer anlaşmaya hazırdır” dedi.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran’ın kendisine yönelik tehdit edilen bir askerî saldırıdan kaçınmak amacıyla bir anlaşma yapmak istediğine inandığını ifade etti. Tahran ise buna karşılık, füze kabiliyetlerinin müzakere konusu olmadığını yineledi.

İran ordusu yüksek alarm durumunda

İran Genelkurmay Başkanı Emir Hatemi, ABD ve İsrail’i herhangi bir saldırı düzenlememeleri konusunda uyardı. Hatemi, Washington’un Körfez bölgesinde gerçekleştirdiği geniş çaplı askerî yığınaklar ışığında, İran Silahlı Kuvvetleri’nin en üst düzeyde alarma geçtiğini belirtti.

İran resmi haber ajansı IRNA’nın aktardığına göre Hatemi, “Düşman bir hata yaparsa, bundan şüphesiz kendi güvenliğiyle birlikte bölgenin ve Siyonist varlığın güvenliği de zarar görür” dedi. Hatemi, İran Silahlı Kuvvetleri’nin ‘savunma ve askerî hazırlık açısından en yüksek seviyede’ bulunduğunu vurguladı.

Hatemi ayrıca, ABD Başkanı’nın İran’ın olası Amerikan saldırılarından kaçınmak için bir anlaşma arayışında olabileceğine yönelik açıklamalarının ardından, ülkesinin nükleer teknolojisinin ‘yok edilemeyeceğini’ ifade etti. Hatemi, “İran İslam Cumhuriyeti’nin nükleer bilim ve teknolojisi, bu vatanın bilim insanları ve evlatları şehit edilse bile ortadan kaldırılamaz” diye konuştu.

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak İranlı yetkililer, ülkede son dönemde yaşanan ve binlerce kişinin hayatını kaybettiği protestolara yönelik baskıların ardından artan gerilimi azaltabilecek taraflarla diplomatik temaslarını artırdı. Bu kapsamda Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Washington ile Tahran arasında arabuluculuk girişiminde bulunan Türkiye’yi ziyaret ederken, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani de Moskova’ya giderek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü. Görüşme, Kremlin tarafından da doğrulandı.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, son haftalarda İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Washington Ortadoğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve USS Abraham Lincoln uçak gemisini bölgeye gönderdi.


DMO, Bender Abbas'taki patlamanın ardından donanma komutanına suikast düzenlendiği iddialarını yalanladı

Tahran'da bir patlamanın neden olduğu yangının ardından yükselen duman (Arşiv – Reuters)
Tahran'da bir patlamanın neden olduğu yangının ardından yükselen duman (Arşiv – Reuters)
TT

DMO, Bender Abbas'taki patlamanın ardından donanma komutanına suikast düzenlendiği iddialarını yalanladı

Tahran'da bir patlamanın neden olduğu yangının ardından yükselen duman (Arşiv – Reuters)
Tahran'da bir patlamanın neden olduğu yangının ardından yükselen duman (Arşiv – Reuters)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) bugün, güneydeki bir şehirde sekiz katlı binada meydana gelen ve nedeni henüz belirlenemeyen patlamanın ardından donanma komutanının öldürüldüğüne dair haberleri yalanladı.

İran devlet televizyonu, patlamanın sekiz katlı bir binada gerçekleştiğini, iki katın ve birkaç aracın yanı sıra bazı dükkanların zarar gördüğünü bildirdi. İtfaiye ekiplerinin olay yerinde müdahale için hazır bulunduğu kaydedildi.

İran medyası patlamayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü bildirirken, bir yetkili basına bir kişinin hayatını kaybettiğini, 14 kişinin ise yaralandığını açıkladı.

Patlamanın yaşandığı Bender Abbas, Umman Sultanlığı ile İran arasında stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı üzerinde bulunuyor. Dünyada deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık beşte biri buradan geçiyor.

Olay, İran ve ABD arasındaki artan gerilim ortamında meydana geldi. Söz konusu gerilim, üç yıl aradan sonra ülkede patlak veren geniş çaplı protestolar ve Batı’nın İran’ın nükleer programına ilişkin endişeleriyle birleşiyor.

Öte yandan Tehran Times, itfaiye müdürünün açıklamasına dayandırdığı haberinde, Batı İran’daki Ahvaz kentinde bir binada meydana gelen gaz patlamasında dört kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Ülke genelinde aralık ayında patlak veren protestolar, ekonomik zorluklar nedeniyle başlamış ve İran rejimi için son yılların en büyük sınavlarından biri olarak kaydedilmişti.

İranlı bir yetkili, Reuters’a verdiği demeçte, protestolarda en az 5 bin kişinin hayatını kaybettiğini, bunların arasında 500 güvenlik görevlisinin bulunduğunu açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü İran’a doğru bir ‘filo’ hareket ettiğini duyurdu. Birçok kaynak, Trump’ın İran’a yönelik seçenekleri değerlendirdiğini, bunların arasında güvenlik güçlerine yönelik hedefli saldırıların da bulunduğunu bildirdi.

Bugün erken saatlerde İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD, İsrail ve Avrupa liderlerini ülkesindeki ekonomik sorunları istismar etmekle, huzursuzluğu kışkırtmakla ve bazı kişilere ‘milleti parçalama’ imkânı sağlamakla suçladı.

ABD dün DMO’yu, Hürmüz Boğazı’nda iki gün sürecek mühimmatlı deniz tatbikatı düzenlemesinin ardından, ‘güvensiz hareketleri kabul etmeyeceği’ konusunda uyardı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’ın hızlı teknelerinin ABD savaş gemilerine çarpma riski taşıyan rotalarda hareket etmesi de dahil olmak üzere, güvensiz tatbikatlara tolerans göstermeyeceğini duyurdu.

CENTCOM tarafından yapılan açıklamada, “ABD güçlerine, bölgesel ortaklara veya ticari gemilere yönelik herhangi bir güvensiz davranış, gerilimi artırarak istikrarı bozma riskini yükseltir” denildi.


Pezeşkiyan: Trump, Netanyahu ve Avrupa son protestolarda gerilimi tırmandırdı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (Reuters)
TT

Pezeşkiyan: Trump, Netanyahu ve Avrupa son protestolarda gerilimi tırmandırdı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (Reuters)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, bugün (cumartesi) yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Avrupa’yı, ülkede yakın dönemde patlak veren protestolarda “gerilimi kışkırtmakla” ve halkı “tahrik etmekle” suçladı.

İran’ın yarı resmî Mehr Haber Ajansı’nın aktardığına göre Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran’ın bölgede barış ve istikrarın korunması için bölge ülkeleriyle iş birliğine hazır olduğunu, ülkenin meşru çıkarlarını güvence altına alacak adil ve dengeli bir nükleer anlaşmaya açık olduğunu söyledi.

Bu açıklamalar, dün (cuma) Türkiye’de gerçekleştirilen temasların ardından geldi. Türkiye Cumhurbaşkanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İranlı mevkidaşı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinde, Ankara’nın ABD ile yaşanan kriz konusunda arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu ilettiğini duyurdu.

Arakçi, X platformundaki paylaşımında da İran’ın, nükleer silaha erişimi engelleyecek güvence mekanizmalarını ve yaptırımların etkili biçimde kaldırılmasını içeren bir nükleer anlaşmaya hazır olduğunu vurguladı.

Arakçi, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile İran-Türkiye ikili ilişkileri ile ortak ilgi alanına giren bölgesel meseleler üzerine yaptığımız toplantı ve görüşmeler her zaman verimli ve yapıcı oldu” dedi.

Açıklamasında, “Bu görüşmeler sırasında, İran’ın hiçbir zaman nükleer silah peşinde olmadığını bir kez daha teyit ettim. İran tarafının meşru çıkarlarını güvence altına alacak; nükleer silah edinilmeyeceğine dair garantiler ile mevcut yaptırımların kaldırılmasını içeren adil ve dengeli bir nükleer anlaşmaya hazır olduğumuzu ifade ettim” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Trump ise dün (cuma), İran’ın askeri bir saldırıyı önleyecek bir anlaşma yapmak istediğine inandığını söyledi. Buna karşılık Tahran, balistik füze kapasitesinin müzakere konusu olmadığını yineledi.

İranlı yetkililer, son dönemde protestoların sert biçimde bastırılması ve binlerce kişinin hayatını kaybetmesiyle tırmanan gerilimi düşürmeye katkı sunabilecek taraflarla diplomatik temaslarını artırdı. Bu çerçevede Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Washington ile Tahran arasında arabuluculuk yapmaya çalışan Türkiye’yi ziyaret ederken; Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani de Moskova’ya giderek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü. Görüşme Kremlin tarafından da doğrulandı.

ABD Başkanı Trump, son haftalarda İran’a yönelik askeri saldırı tehdidini artırırken, Washington Orta Doğu’daki askeri varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi.