Abhazya'daki siyasi kriz Devlet Başkanlığı’na ve parlamentoya kadar uzandı

Hükümet merkezini basan muhalifler, Aslan Bjania’nın istifasını istedi

Abhazya Devlet Başkanı Aslan Bjania, milletvekilleriyle bir araya geldi (AP)
Abhazya Devlet Başkanı Aslan Bjania, milletvekilleriyle bir araya geldi (AP)
TT

Abhazya'daki siyasi kriz Devlet Başkanlığı’na ve parlamentoya kadar uzandı

Abhazya Devlet Başkanı Aslan Bjania, milletvekilleriyle bir araya geldi (AP)
Abhazya Devlet Başkanı Aslan Bjania, milletvekilleriyle bir araya geldi (AP)

Sami Ammara

Abhazya Özerk Cumhuriyeti'ndeki muhalif gruplar, Rus işletmelerin bölgede artmasının yerel halkı turizm gelirlerinden mahrum bırakacağı gerekçesiyle Rusya ile imzalanan yatırım anlaşmasını protesto etmek için harekete geçti. Ancak bölgede, ‘darbe girişimi’ olarak nitelendirilen bu hamle, Abhazya'nın 1990'lı yılların başlarında Gürcistan'dan tek taraflı olarak ayrılmasından bu yana görülen en cesur adımlar olarak değerlendiriliyor.

Protestocular eylemlerine başkent Sohum'u diğer şehirlere bağlayan yolları ana köprüleri kapatarak başladı. Göstericiler, sis bombası ve göz yaşartıcı gaz kullanan güvenlik güçleri ve polisle çatıştı.

Göstericiler, Devlet Başkanlığı binası ve bazı devlet dairelerini ele geçirdi. Ardından parlamentoyu basan göstericiler, Abhazya Devlet Başkanı Aslan Bjania’yı ‘ülkenin çıkarlarını tehlikeye atmak ve iş adamlarına hizmet etmekle’ suçlayarak istifasını talep etti.

Parlamento Başkanı Lasha Ashuba, imzalanan anlaşmaya karşı çıktıkları için tutuklanan beş kişinin serbest bırakılmasını talep eden protestocuların yanında yer alarak Devlet Başkanı’na istifa etmesini isteyen bir mektup gönderdi.

Abhazya Özerk Cumhuriyeti Muhalefet patileri ve kamu kurumlarını birleştiren bir Koordinasyon Konseyi oluşturmayı başardıklarını duyuran protestocular, konseyin Devlet Güvenlik Servisi Başkanı Dmitry Kuchuberia ve İçişleri Bakanı Robert Kiut ile Devlet Başkanı Bjania’nın istifa etmesi ve yeni seçimler yapılana kadar devlet başkanlığına vekalet etmek üzere yardımcısının atanması talebini görüştüğünü açıkladılar.

Muhalefet kaynakları görüşmelerin sonucuna ilişkin çelişkili haberler verirken, görüşmelerde istenen sonuca ulaşılamadığını söylediler. Devlet Başkanı Bjania, protestocuların Devlet Başkanlığı ve parlamento binalarının boşaltması koşuluyla görevinden istifa etmeye ve erken seçimlere gitmeye hazır olduğunu ifade ederek Devlet Başkanlığı binasından ayrılıp köyüne gittiğini açıkladı.

Devlet Başkanlığı Basın Ofisi’nden kaynaklar, Bjania'nın istifa etmeyi reddettiğini ve Rusya ile yapılan yatırım anlaşmasının parlamentodan geri çekilmesine ilişkin belgeleri imzalamadığını söylediler. Kaynaklar, ‘yetkililerin mevcut durumu çözmek için gerekli tüm tedbirleri alacağını’ vurguladılar.

Devlet Başkanlığı Basın Ofisi, Abhazya'da yetkililer tarafından yapılan görüşmelerin ardından, Rusya’dan çeşitli şirketlerle yapılan yatırım anlaşmasının onaylanmasına ilişkin yasa tasarısının ülkedeki durumu istikrara kavuşturmak için geri çekilmesine ilişkin bir belge hazırlandığını duyurdu.

Devlet Başkanlığı Basın Ofisi’nden kaynaklar, Devlet Başkanı Bjania’nın Lasha Ashuba liderliğindeki bir grup milletvekiliyle bazı toplantılar gerçekleştirdiğini, muhalefetin Bjania’nın istifası talebini dolaylı olarak ele aldıklarını, ancak Bjania ve yardımcısının yanı sıra Başbakan ve hükümet üyelerinin mevcut olduğu toplantıları sürdürme kararı aldıklarını aktardılar.

Rusya'nın devlet haber ajansı RIA Novosti'nin haberine göre Abhaz parlamentosunun dışındaki protestocuların henüz dağılmadığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın BBC'den aktardığı habere göre  Abhazya gazetesi Chegemskaya Pravda'nın Genel Yayın Yönetmeni İnal Khashig, Abhazya hükümetinin 2014 ve 2020 yıllarında protestocuların baskısı sonucu değiştiğini, ancak şimdi ne olacağının tahmin edilemeyeceğini belirtti.

Tarihteki olaylar

Abhaz tarihine göre protestocular Devlet Başkanlığı Sarayı’na davetsiz girerse bu, saray sahibinin saray üzerindeki ahlaki hakkını kaybettiği anlamına gelir. Gerçekten de güvenlik güçleri protestocu kalabalıkların ruh halini gördüklerinde geri çekildiler ve genel olarak bu sadece bir zamanlama meselesiydi.

Bu durum, 1990'lı yılların başlarında Gürcistan'dan tek taraflı ayrıldığını ilan etmiş olan bu özerk cumhuriyetin, 2003 yılında eski Sovyetler Birliği cumhuriyetlerinde gerçekleşen renkli devrimlerin ilki olan Gül Devrimi’ni ve ardından 2004 yılında Ukrayna'da gerçekleşen ‘Turuncu Devrim’i tekrarlamak isteyen Rusya karşıtı güçlerin hedefi olmaya devam ettiğinin bir göstergesi olabilir.

Bugün Gürcistan'da yaşanan olayları ve Gürcistan Meclisi’nin Rusya'nın iç işlerine müdahalesini önlemek için çıkardığı yasayı tekrarladığı gerekçesiyle muhalifleri tarafından protesto edilen ‘Yabancı Casuslar ve Ajanlar’ yasasını onaylamasıyla son dönemde yaşanan huzursuzluklar bu açıdan incelenebilir.

Dahası, Gürcistan'daki son olaylar, tarihinde tesadüfi bir gelişme değil, onu her zaman büyük Sovyet devletinin ayrılmaz bir parçası olan diğer Kafkas bölgelerinden koparmaya yönelik birçok girişimin bir tekrarından ibaret.

Bu bağlamda, perestroyka (sovyet sistemini komünist iskeletin üstünde liberalize etme ve demokratikleştirme süreci) yıllarının milliyetçi çatışmaların ve ayrılıkçı hareketlerin patlak vermesinin başlangıcı olduğu unutulmamalı. Gürcistan yönetimi, 1980'li yılların sonlarında, 1991 yılında resmi olarak dağılmadan önce Sovyetler Birliği'nden ayrılmaya çalıştı.

Şarku’l Avsat gazetesinin geçmiş sayılarında, Gürcistan’ın eski Devlet Başkan Zviad Gamsahurdia’nın 21. yüzyılın başlarında Abhazya’ya yaptığı bir saha ziyaretine dayanarak 1989 yılında ülkesinin Sovyetler Birliği'nden bağımsızlığını ilan ettiğini belirtmiştik. Hatta Gamsahurdia, daha da ileri giderek Abhazya, Acaristan ve Güney Osetya cumhuriyetlerinin Gürcistan Cumhuriyeti içinde sahip oldukları özerk statüyü kaldırma kararı aldı. Bu gelişme, Sovyetler Birliği'ne Gürcistan çerçevesi dışında girdiğini ve Sovyetler Birliği içinde kalmayı isteyip istememe hakkına sahip olduğunu ilan eden Abhazya da dahil olmak üzere, bu cumhuriyetlerin halklarının Sovyetler Birliği'nden ayrılmayı reddetmesi nedeniyle ayrılıkçı hareketlerin patlak vermesine neden oldu.

O zaman da bunun Cumhuriyet'in ve Kafkas Halkları Konfederasyonu'nu oluşturan komşu bölgelerin güvenliğini sarsan birçok karışıklığın patlak vermesinin bir başka başlangıcı olduğunu söylemiştik. Abhazya'nın ilk Devlet Başkanı Vladislav Ardzınba’nın Abhazya'nın Gürcistan'dan bağımsızlığını ilan etmesini desteklemek için Abhazya'ya maddi ve askeri destek sağladı.

Bağımsız Devletler Topluluğu

Eski Sovyetler Birliği cumhuriyetlerinin (Estonya, Letonya ve Litvanya'dan oluşan üç Baltık cumhuriyeti hariç) devlet başkanları, 1991 yılı sonunda Bağımsız Devletler Topluluğu'nu (BDT) kurma fikri üzerinde anlaştılar. Gürcistan eski Devlet Başkanı Gamsahurdia’nın BDT’ye katılmayı reddetmesi, eski Sovyetler Birliği Dışişleri Bakanı ve Rusya'nın eski Gürcistan Valisi Eduard Şevardnadze’nin Gamsahurdia’yı iktidarını deviren muhalefete liderlik etmek üzere ülkesine dönmesini desteklemesinin fitilini ateşledi.

Ancak Şevardnadze’nin, dostu olan dönemin Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin liderliğindeki Rusya yönetimi tarafından desteklenen dönüşü, silahlı mücadelesini sürdüren ve 1992-1993 yıllarında acımasız bir savaş veren Abhazya'ya barış getirmedi.

Abhazya, Şevardnadze'nin başkent Sohum'da gözaltına alınmasıyla sonuçlanan büyük bir zafer elde etti. Şevardnadze, ancak Rusya Devlet Başkanı Yeltsin'in müdahalesiyle Abhazların elinden kurtuldu. O tarihten bu yana Abhazya, Gürcistan’ın defalarca kez müdahale girişiminde bulunmasına ve askeri güç kullanmasına rağmen 1993 yılından bu yana bir oldu-bitti olarak dayattığı bağımsızlık fikrinden vazgeçmedi.

Tarih sayfaları, Gamsahurdia’nın 1991 yılında Çeçenistan'ın Rusya'dan bağımsızlığını ilan eden arkadaşı General Cevher Dudayev'e sığındığını ve kendisi de geri dönme hayali kuran Yemenli bir mülteci olan Grozni Nehri’nin eteklerinde onunla buluştuğunu, kendisinin hala Gürcistan'ın meşru Devlet Başkanı olduğunu vurguladığını belirtiyor. Ancak dostu Dudayev'in güçleri, o dönemdeki olaylar nedeniyle ters yöne sürüklenen vatanını yeniden kurmasına yardım edemedi. Geri döndüğünde, nehre çok fazla su aktığını ve bu durumun onu hedefinden uzaklaştırdığını anladı. Bu da onu intihara sürükledi. Renkli devrimin başarılı olmasının ardından ailesi naaşını Gürcistan'a nakledene kadar kaldığı Çeçenistan topraklarına defnedildi.

Mihail Saakaşvili liderliğinde başlayan Gül Devrimi, arkadaşı Şevardnadze yönetimini devirdi. Saakaşvili’nin NATO ve Avrupa Birliği'ne (AB) katılma planını açıklarken ‘ayrılıkçı cumhuriyetleri’ yeniden kurma niyetinden bahsetmesi, savaş bulutlarının bölgeye geri dönmesine sebep oldu.

Sorunlar yeniden ortaya çıkarken Rusya, bölgedeki tarihi rolü nedeniyle, mevcut durumu korumak amacıyla devreye girdi. Gürcistan'ın Acaristan Özerk Cumhuriyeti'ni yeniden kurmasına göz yummuş olsa da şimdi ‘Putinist’ olan Rusya, geçmişte eski Devlet Başkanı Boris Yeltsin döneminde mevcut durumun devam etmesini kabullenememişti. Bu durum, 2006 yılında Abhazya ve Güney Osetya'ya ekonomik abluka uygulanmasına ilişkin İngiliz Milletler Topluluğu anlaşmasından ayrıldığını duyurmasına ve onları destekleme ve iki cumhuriyetin vatandaşlarının büyük çoğunluğuna Rus vatandaşlığı verme niyetini yeniden dile getirmesine ve nerede olurlarsa olsunlar vatandaşlarının çıkarlarını savunma hakkını ileri sürmesine neden oldu.

Uluslararası toplumun ezici çoğunluğu 1990'lı yılların başlarında Gürcistan'dan ayrıldığını ilan etmesinden bu yana Abhazya Özerk Cumhuriyeti’ni bağımsız bir devlet olarak tanımamış olsa da Rusya tarafından 2008 yılında Gürcistan’la olan savaşının ardından Güney Osetya ile birlikte tanındı.

Abhazya, bu çerçevede Rusya ile dostluk ve askeri iş birliği anlaşmasının yanı sıra Karadeniz kıyılarında Rusya’ya ‘askeri deniz üssü kiralama hakkı’ veren ve bugüne kadar yürürlükte kalmaya devam eden bir anlaşma imzaladı.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.