Bilim akademisi Royal Society'de Elon Musk tartışması: "Değerlerimize uymuyor"

Bir bilim insanı, Musk'ın üyeliğine tepki olarak akademiden istifa etti

Elon Musk'ın federal hükümette yapacağı kesintilerin bilimsel çalışmaları nasıl etkileyeceği henüz belli değil (Reuters) 
Elon Musk'ın federal hükümette yapacağı kesintilerin bilimsel çalışmaları nasıl etkileyeceği henüz belli değil (Reuters) 
TT

Bilim akademisi Royal Society'de Elon Musk tartışması: "Değerlerimize uymuyor"

Elon Musk'ın federal hükümette yapacağı kesintilerin bilimsel çalışmaları nasıl etkileyeceği henüz belli değil (Reuters) 
Elon Musk'ın federal hükümette yapacağı kesintilerin bilimsel çalışmaları nasıl etkileyeceği henüz belli değil (Reuters) 

Birleşik Krallık'ta Oxford Üniversitesi'nden bir bilim insanı, Elon Musk'ın üyeliği iptal edilmediği gerekçesiyle, ülkenin prestijli ulusal bilimler akademisi Royal Society'den ayrıldı.

Gelişimsel nöropsikoloji ve çocuklarda görülen iletişim bozuklukları alanında uzmanlaşan Profesör Dorothy Bishop, istifa mektubunu akademiye geçen hafta ilettiğini belirtti. 

Britanya'nın tanınmış gazetelerinden Guardian'ın görüştüğü Bishop, teknoloji milyarderi Musk'ın Royal Society üyesi olmasının, kuruluşun değerleriyle ters düştüğünü savunuyor. 

Bishop, Tesla ve SpaceX CEO'su Musk'ın "Bond hikayelerindeki kötü karakterleri örnek" aldığını ve elindeki "güçle serveti bilim insanlarını tehdit etmek için kullanacağını" öne sürüyor. 

Trump'ın seçim kampanyasına 100 milyon dolardan fazla bağış yapan Musk, Cumhuriyetçi liderin yeni kabinesinde Vivek Ramaswamy'yle birlikte DOGE'nin (Department of Government Efficiency / Kamu Verimliliği Bakanlığı) başına geçecek. Bishop, ABD'deki bilim dünyası için bunun kötü bir gelişme olduğunu savunarak şunları söylüyor: 

Musk'a Ulusal Sağlık Enstitüleri ve NASA dahil çeşitli kuruluşların bütçelerinde kesinti yapma konusunda sınırsız yetki verilmesiyle ABD'de bilimin geleceği pek parlak görünmüyor.

Musk, uzay teknolojisi ve elektrikli araç geliştirme alanındaki çalışmaları sayesinde 2018'de Royal Society üyesi olmuştu. 1660'da hayata geçirilen Royal Society, dünyada faaliyetlerini sürdüren en eski bilimsel akademi konumunda.

Akademinin kurallarına göre üyeler, tüm meslektaşlarına bir saygı ve sorumluluk duygusuyla davranmalı. Ayrıca kamusal açıklamalarda da akademinin değerlerine ters düşecek ifadeler kullanmamalı. Ancak Bishop, Musk'ın Aralık 2022'de attığı tweet'le bu kuralı ihlal ettiğini savunuyor. 

Teknoloji milyarderi, sözkonusu gönderisinde "Benim cinsiyet zamirlerim Yargılayın/Fauci'yi" ifadelerini kullanmıştı. ABD'nin koronavirüsle mücadelede en önde gelen ismi Dr. Anthony Fauci, maske takılmasını ve aşı yaptırılmasını savunmasıyla, muhafazakarların sık sık hedef gösterdiği kişilerden biri olmuştu. 2022'de Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü baş tıbbi danışmanı görevinden istifa etmişti. 

Bishop, bu paylaşımla Musk'ın bilimden uzak bir pozisyon alıp aşı karşıtı propaganda yaptığını ve Fauci'yi tehlikeye soktuğunu savunuyor. Ayrıca teknoloji milyarderinin gönderisinin LGBT topluluğunu incittiğini de ileri sürüyor. 

Diğer yandan 29 Temmuz'da 17 yaşındaki bir saldırganın Southport'ta üç çocuğu öldürmesi sonrası Birleşik Krallık'ı sarsan radikal sağcı eylemler, Elon Musk'ın da gündemine girmişti. Musk, CEO'su olduğu Twitter'da "İç savaş kaçınılmaz" ifadelerini kullandığı bir paylaşım yapmıştı. 

74 Royal Society üyesi, ağustosta akademiye mektup yazarak Musk'ın "sağcı nefreti körüklediği" gerekçesiyle üyeliğinin sonlandırılmasını istemişti. Londra yönetimi de Musk'ın paylaşımına tepki göstermişti.

Independent Türkçe, Guardian, Research Professional News



Macron, Trump'ı NATO'yu özünden arındırmakla suçluyor... Hürmüz'ün askeri "özgürleştirilmesini" reddediyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Seul'deki Kore Savaşı Anıtı'nı ziyaretinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Seul'deki Kore Savaşı Anıtı'nı ziyaretinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu (AFP)
TT

Macron, Trump'ı NATO'yu özünden arındırmakla suçluyor... Hürmüz'ün askeri "özgürleştirilmesini" reddediyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Seul'deki Kore Savaşı Anıtı'nı ziyaretinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Seul'deki Kore Savaşı Anıtı'nı ziyaretinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu (AFP)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bugün Amerikalı mevkidaşı Donald Trump'ı, ittifak içindeki bağlılığı konusunda "her gün şüphe uyandırarak" NATO'yu özünden yoksun bırakmakla suçladı ve Hürmüz Boğazı'nı "özgürleştirmek" için yapılacak herhangi bir askeri operasyonun "gerçekçi olmayacağını" vurguladı.

Macron, Güney Kore’nin başkentine yaptığı ziyarette, "Eğer her gün bağlılığımız hakkında şüphe tohumları ekersek, onu içeriğinden arındırırız" diyerek, "Bu, her sabah şunu yapacağız, bunu yapmayacağız veya başka bir şey diyecek olan Amerikalı yetkililerin bugün taşıdığı bir sorumluluktur" ifadelerini kullandı.

Macron sözlerine şöyle devam etti: “Çok fazla konuşma, çok fazla kararsızlık var. Hepimizin istikrara, sakinliğe ve barışa dönüşe ihtiyacı var; bu bir gösteri değil.”

NATO ve Ortadoğu'daki çatışmaya ilişkin olarak Macron, Trump'ın pozisyonlarına atıfta bulunarak, “Ciddi olmalıyız ve ciddi olduğumuzda, bir önceki gün söylediğimizin tam tersini söylememeliyiz” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump (DPA)ABD Başkanı Donald Trump (DPA)

Hürmüz Boğazı'nın Kurtarılması

Hormuz Boğazı ile ilgili olarak şunları söyledi: “Hürmüz Boğazı'nın askeri bir operasyon yoluyla zorla kurtarılmasını savunanlar var; bu görüşü bazen Amerika Birleşik Devletleri de dile getiriyor.”

“Bunun gerçekçi olmadığını, çünkü çok uzun zaman alacağını ve boğazı geçen herkesi, önemli yeteneklere sahip İran Devrim Muhafızları'nın yanı sıra balistik füzeler ve bir dizi başka tehlikeyle karşı karşıya bırakacağını” vurguladı.

İran Nükleer Programı

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Macron, ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşın İran nükleer programı sorununu çözmediğini vurgulayarak, "derinlemesine müzakereler" çağrısında bulundu.

Macron, Seul'e yaptığı devlet ziyareti sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada, "Hedefli bir nükleer saldırı, sadece birkaç hafta sürse bile, nükleer soruna kalıcı bir çözüm sağlamayacaktır" dedi.

"Diplomatik ve teknik müzakereler için bir çerçeve oluşturulmazsa, durum aylar veya yıllar içinde tekrar kötüleşebilir. Sadece derinlemesine müzakereler ve bir anlaşmaya varılmasıyla uzun vadeli takibi garanti altına alabilir ve herkes için barış ve istikrarı koruyabiliriz" şeklinde konuştu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve eşi Brigitte Macron (AFP)Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve eşi Brigitte Macron (AFP)

Uygunsuz açıklamalar

Öte yandan Macron, Amerikalı mevkidaşı Donald Trump'ın eşi hakkında yaptığı açıklamaları "uygunsuz ve gerekli standartlara uymayan" olarak değerlendirdi ve bu açıklamaların "cevap vermeyi hak etmediğini" söyledi.

Trump, Mayıs 2025'te Brigitte Macron'un Vietnam gezisi sırasında Fransız cumhurbaşkanının yüzüne yumruk attığını gösteren bir videoya atıfta bulunarak, "Eşi tarafından çok kötü muamele gören Macron, hâlâ çenesine aldığı çok sert bir yumruğun etkisinden kurtulmaya çalışıyor" demişti. Macron daha sonra bu iddiayı yalanlayarak, videonun bir dezenformasyon kampanyasının parçası olduğunu belirtmişti.


İran savaşı yeni bir tetikleyici... Çin gizlice nükleer silahlanma yarışına giriyor

Çin, savunma stratejisi izlediğini ve nükleer silahları ilk kullanan taraf olmama ilkesine bağlı kaldığını ısrarla belirtiyor. (Arşiv – Reuters)
Çin, savunma stratejisi izlediğini ve nükleer silahları ilk kullanan taraf olmama ilkesine bağlı kaldığını ısrarla belirtiyor. (Arşiv – Reuters)
TT

İran savaşı yeni bir tetikleyici... Çin gizlice nükleer silahlanma yarışına giriyor

Çin, savunma stratejisi izlediğini ve nükleer silahları ilk kullanan taraf olmama ilkesine bağlı kaldığını ısrarla belirtiyor. (Arşiv – Reuters)
Çin, savunma stratejisi izlediğini ve nükleer silahları ilk kullanan taraf olmama ilkesine bağlı kaldığını ısrarla belirtiyor. (Arşiv – Reuters)

 

Çin’in Sichuan eyaletinde yaşayan üç köylü, 2022 yılında yerel yetkililere gönderdikleri mesajda, hükümetin arazilerine neden el koyduğunu ve kendilerini neden evlerinden çıkardığını sordu. Köylüler, sorularına “Bu bir devlet sırrıdır” şeklinde kısa bir yanıt aldı.

CNN tarafından yürütülen bir araştırma, söz konusu ‘sırrın’ Çin’in nükleer kapasitesini büyük ölçüde genişletmeye yönelik gizli planlarıyla bağlantılı olduğunu ortaya koydu.

Tahliyelerin üzerinden üç yıldan fazla süre geçmesinin ardından uydu görüntüleri, köyün tamamen yıkıldığını ve yerine Çin’in en önemli nükleer silah üretim tesislerinden bazılarını destekleyecek yeni yapıların inşa edildiğini gösterdi.

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığına göre, Sichuan eyaletindeki bu tesislerde uydu görüntüleri ve çok sayıda Çin hükümet belgesinin incelenmesiyle tespit edilen genişleme, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Pekin’in onlarca yılın en büyük nükleer silah modernizasyon programını yürüttüğü yönündeki son iddialarını doğruluyor.

Trump’ın gelecek ay ‘tarihi’ olarak nitelenen bir ziyaret kapsamında Pekin’e gitmesi bekleniyor. Ziyarette, Trump’ın Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in nükleer programına yönelik bir sınırlama anlaşması için diyalog başlatmaya çalışacağı öngörülüyor.

Sichuan eyaletindeki en önemli tesisler

Öne çıkan tesislerden biri, Tongjiang Nehri kıyısında beş yıldan kısa sürede inşa edilen büyük ve güçlendirilmiş bir kubbe olarak öne çıkıyor. Uydu görüntülerine göre kubbenin hâlâ ekipmanla donatılma aşamasında olduğu ve henüz faaliyete geçmemiş olabileceği değerlendiriliyor.

Yaklaşık 3 bin 344 metrekarelik bir alanı kaplayan kubbe, 13 tenis kortuna eşdeğer büyüklüğe sahip. Yapı, radyasyon izleme sistemleri ve patlamaya dayanıklı kapılarla donatılmış beton ve çelik bir iskeletle çevrili bulunuyor. Ayrıca tesisin boru hattı ağı, yüksek havalandırma bacasına sahip bir binaya uzanıyor.

Uzmanlara göre bu özellikler ve gelişmiş hava işleme sistemleri, uranyum ve plütonyum gibi yüksek derecede radyoaktif maddelerin kubbe içinde tutulmasını sağlamak üzere tasarlandı. Bu durumun, Çin’in nükleer programının üretim kapasitesini artırmaya yönelik bir genişlemeye işaret ettiği belirtiliyor. Tesisin çevresinin üç katmanlı güvenlik çitiyle korunduğu da aktarıldı.

Gerileme belirtisi yok

Bu gelişme, uluslararası gerilimlerin arttığı bir döneme denk geliyor. Özellikle ABD ile Rusya arasında imzalanan ve ‘New START’ olarak bilinen nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik son anlaşmanın bu yılın başlarında sona ermesi ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Moskova ile Çin’i de kapsayacak yeni ve daha kapsamlı bir anlaşma arayışı bu süreci öne çıkarıyor.

Buna karşın, CNN’in haberine göre Sichuan eyaletinde yaşanan köklü değişimler, Çin ordusunun nükleer silah geliştirme faaliyetlerinde herhangi bir yavaşlama işareti olmadığını ortaya koyuyor.

Çin ise kendisine yöneltilen suçlamaları reddediyor. Çin Savunma Bakanlığı Sözcüsü Jiang Bin, ülkesinin ‘savunma odaklı bir strateji izlediğini ve nükleer silahı ilk kullanan taraf olmama ilkesine bağlı kaldığını’ ifade etti.

Ancak bazı uzmanlar, sahadaki büyük ölçekli değişimlerin nükleer programda temel bir dönüşüme işaret ettiğini belirtiyor. Analist Decker Eveleth, “Bu kapsamlı modernizasyon, sistemin dayandığı teknolojide köklü bir yeniden yapılanmaya işaret ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

All Source Analysis şirketinde analiz ve operasyonlardan sorumlu başkan yardımcısı olan Renny Babiarz da CNN için incelediği uydu görüntülerine dayanarak, bu tesislerde ‘yeni süreçler ve farklı ekipman türlerinin’ geliştirilmiş olabileceğini ifade etti.

Babiarz, “Sahada çok sayıda değişimin gerçekleştiği açık” dedi.

Bu genişlemenin, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in bölgesel gerilimlerin arttığı bir dönemde, özellikle Tayvan meselesi bağlamında stratejik caydırıcılık kapasitesinin hızlandırılması yönündeki talimatlarıyla da örtüştüğü belirtiliyor.

Gözlemciler, söz konusu adımların Çin’in de dahil olduğu, Soğuk Savaş döneminden daha karmaşık yeni bir nükleer silahlanma yarışına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Öte yandan, ABD’nin Çin’in kapasitesini olduğundan fazla değerlendirme ihtimalinin nükleer silahların yayılmasını daha da hızlandırabileceği endişesi dile getiriliyor.

Middlebury Enstitüsü’nde küresel güvenlik alanında çalışan Jeffrey Lewis, “ABD’de bazıları Çin’e karşılık verebilmek için nükleer silah üretim kapasitemizi ciddi biçimde artırmamız gerektiğini savunacaktır. Ancak biz onların yaptığını değil, yaptığını düşündüğümüz şeyi yakalamaya çalışacağız. Kendi kâbusumuzu büyüteceğiz. Bu son derece tehlikeli” ifadelerini kullandı.

İran savaşının Çin nükleer programı üzerindeki etkisi

Uzmanlar, ABD ile İsrail’in İran’a yönelik süregelen saldırılarının, Çin’in nükleer programını genişletme kararlılığını güçlendirmiş olabileceğini belirtiyor.

Lewis, “Eğer Çinli olsaydınız ve yaşananlara baksaydınız, silahsızlanmanın ya da kendinizi zayıflatmanın mantıklı bir seçenek olmadığını görürdünüz” değerlendirmesinde bulundu.

Lewis, “Trump yönetiminin İran’da attığı adımların sonuçlarından biri, Çin’i caydırmak ya da geri adım attırmak olmayacak; aksine daha fazla nükleer silah geliştirmeye yöneltecek” şeklinde konuştu.

Mevcut koşullar altında silahların sınırlandırılmasına yönelik anlaşmalara varılmasının zor göründüğünü belirten Lewis, Çin’in gerilimi düşürmek amacıyla ‘şeklî’ diyaloglara katılabileceğini, ancak esaslı tavizler vermesinin beklenmediğini kaydetti.


İran taş devrine döndürme söylemine karşılık ABD’ye yıkıcı saldırılar uyarısı

İran taş devrine döndürme söylemine karşılık ABD’ye yıkıcı saldırılar uyarısı
TT

İran taş devrine döndürme söylemine karşılık ABD’ye yıkıcı saldırılar uyarısı

İran taş devrine döndürme söylemine karşılık ABD’ye yıkıcı saldırılar uyarısı

ABD ile İran arasındaki gerilim, askeri ve siyasi söylemde dikkat çekici bir gerilime sahne oluyor. Taraflar, savaşın bir sonraki aşamasına ilişkin doğrudan tehditler savuruyor.

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin askeri hedeflerine ulaşmaya yaklaştığını belirterek, önümüzdeki haftalarda “son derece şiddetli” saldırılar düzenleyebileceklerini ve İran’ı “ait olduğu taş devrine geri döndüreceklerini” söyledi.

Buna karşılık Tahran yönetimi de benzer sertlikte açıklamalar yaptı. İran, “pişmanlık ve teslimiyet sağlanana kadar” savaşın sürdürüleceğini vurgularken, daha “yıkıcı, kapsamlı ve tahrip edici” saldırılarla operasyonların artırılacağını duyurdu. Bu karşılıklı söylem, sonucu henüz netleşmeyen olası bir müzakere sürecine ilişkin tartışmalar sürerken geliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Çarşamba akşamı televizyondan ulusa sesleniş konuşmasında, Amerikan ordusunun İran’a karşı yürüttüğü savaşta belirlenen hedefleri tamamlamaya yaklaştığını ve çatışmanın yakında sona ereceğini ifade etti.

Trump, “Önümüzdeki iki ya da üç hafta içinde onlara son derece ağır darbeler indireceğiz. Onları ait oldukları taş devrine geri göndereceğiz” dedi.

Öte yandan yarı resmi Tesnim Haber Ajansı’nın aktardığına göre, İran Silahlı Kuvvetleri’nin birleşik komutanlığı Hatemu’l-Enbiya  karargâhının sözcüsü İbrahim Zülfikari, Tahran’ın ABD ve İsrail’e “kalıcı pişmanlık ve teslimiyet” tattırana kadar Ortadoğu’daki savaşı sürdüreceğini belirtti.

Zülfikari, İran’ın askeri operasyonlarını daha “yıkıcı, geniş çaplı ve tahrip edici” saldırılarla tırmandıracağını ifade ederek, ABD ve İsrail’in İran’ın askeri kapasitesine ilişkin değerlendirmelerinin “eksik” olduğunu söyledi.