Afwerki Burhan'a, ülkesinin Sudan'ın istikrar ve birliğinin yanında olduğunu söyledi

Sudan Halkı Girişimi, Putin'i vetosundan dolayı onurlandırmak üzere Sudan'ı ziyaret etmeye çağırdı

Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki ve Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan dün bir araya geldi. (Sudan Egemenlik Konseyi’nin X hesabı)
Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki ve Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan dün bir araya geldi. (Sudan Egemenlik Konseyi’nin X hesabı)
TT

Afwerki Burhan'a, ülkesinin Sudan'ın istikrar ve birliğinin yanında olduğunu söyledi

Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki ve Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan dün bir araya geldi. (Sudan Egemenlik Konseyi’nin X hesabı)
Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki ve Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan dün bir araya geldi. (Sudan Egemenlik Konseyi’nin X hesabı)

Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki, resmi bir ziyaret için ülkeye gelen Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile başkent Asmara'da gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından, hükümetinin güvenlik ve istikrarı sağlamak için Sudan'ın yanında yer aldığını açıkladı.

Burhan'ın Eritre ziyareti, Afwerki'nin Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) karşı savaşında Sudan ordusuna doğrudan destek verdiğini açıklamasından kısa bir süre sonra gerçekleşti. Afwerki, devam eden savaşı ülkesinin güvenliğini tehdit eden bölgesel bir savaş olarak nitelendirdi ve savaşın ülkesinin ulusal güvenliğinin bir uzantısı olduğu için ‘Kızıldeniz, Kassala, el-Gadarif ve Mavi Nil’ eyaletlerine yaklaşması halinde, ordusu ve kabiliyetleriyle Sudan ordusunu desteklemek için müdahale etme tehdidinde bulundu.

Burhan, Afwerki ile iki ülke arasındaki ilişkiler, Sudan'daki durumun gelişimi ve güvenlik ve istikrarı tesis etme çabaları üzerine bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Sudan Egemenlik Konseyi'nin medya metnine göre ev sahibi, Burhan'ın Sudan'daki son gelişmeler, ‘isyancı terörist milislerin vatandaşlara karşı işlediği ihlaller, Sudan devleti ve kurumlarının sistematik olarak tahrip edilmesi’ ve milisleri ortadan kaldırma ve yenilgiye uğratma konusundaki kararlılığı üzerine verdiği brifingi dinledi.

Eritre Devlet Başkanı Isaias dün Asmara Havaalanı’nda Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan'ı karşıladı. (Sudan Egemenlik Konseyi’nin X hesabı)Eritre Devlet Başkanı Isaias dün Asmara Havaalanı’nda Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan'ı karşıladı. (Sudan Egemenlik Konseyi’nin X hesabı)

Şarku’l Avsat’ın Sovereign Media'dan aktardığına göre Afwerki, ülkesinin güvenlik ve istikrarı sağlamak için Sudan'ın yanında yer aldığını ve bunun iki ülke halkları arasında uzun süredir devam eden ilişkilerin bir uzantısı olduğunu söyledi. Afwerki, “İki ülkenin ve halkların çıkarlarına hizmet etmek üzere ortak iş birliğinin ufkunu genişletmek için çalışacağız” dedi.

Eritre tarafsız kalmayacak

Afwerki birkaç gün önce, savaşın dört sınır eyaletine (Kızıldeniz, Kassala, el-Gadarif ve Mavi Nil) yaklaşması halinde ülkesinin Sudan ordusu lehine müdahale edeceği tehdidinde bulunmuştu. Sudan gazetesi et-Tayyar tarafından alıntılanan açıklamalarında Afwerki, “Savaş bu eyaletlere ulaşırsa, Eritre boş durmayacak ve tüm yetenekleriyle savaşa taraf olacak. Çünkü böyle bir durumda ulusal güvenliği tehlikede olacak” ifadelerini kullandı.

Geçtiğimiz ay Sudanlı bir basın heyeti ile birlikte Asmara'yı ziyaret eden Sudan gazetesi et-Tayyar'ın Genel Yayın Yönetmeni Osman Mirgani'ye göre Eritre Devlet Başkanı onlara, ülkesinin ‘devam eden savaşı Sudan'ı hedef alan bölgesel bir savaş olarak gördüğünü’ söyledi ve bununla yeterince ciddi bir şekilde ilgilenilmesi çağrısında bulundu. Afwerki ayrıca, “Savaşın ilk etapta gerçekleşmesine ve bir buçuk yıldan fazla sürmesine izin verilmemeliydi. HDK'ye karşı önleyici bir saldırı yapılmalıydı” dedi.

Mirgani, Facebook hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Afwerki'nin Sudan devletinin ‘öncelik’ olarak tanımladığı ‘güvenliğe’ ulaşmasının önemi konusunda kendilerini bilgilendirdiğini söyledi. Afwerki ayrıca şunu söyledi: “Sudan devleti hayatta kalma ya da yok olma sorunuyla karşı karşıya ve onu bu kaderden kurtarmak için Sudan halkının orduyla birleşmesi gerekiyor.”

Putin Port Sudan'ı ziyaret etmeye davet edildi

Öte yandan, idari başkent Port Sudan'da yüzlerce Sudanlı, Rusya'nın Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'ndeki vetosuna ve İngiltere ile Sierra Leone'nin savaşı durdurmak ve insani yardım ulaştırmak için sunduğu karar tasarısının reddedilmesine destek ve teşekkür için Rusya Büyükelçiliği'ne yürüdü. Kalabalık, ‘Teşekkürler Rusya, Rusya Sudan'da barış ve istikrarı destekliyor’ yazılı pankartlar taşıdı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Burhan, Ekim 2019'da Karadeniz kıyısındaki Soçi'de gerçekleştirdikleri görüşmede (AP)Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Burhan, Ekim 2019'da Karadeniz kıyısındaki Soçi'de gerçekleştirdikleri görüşmede (AP)

Rusya'nın Port Sudan Büyükelçisi Andrei Chernovol, hükümetinin Sudan halkının dostu olduğunu ve öyle kalacağını söyledi. Chernovol, “Sudan'daki iç durumu ve halkın, ordunun ve meşru hükümetin yanında olduğunu herkes biliyor. Bu tüm dünyada bilinen bir gerçek. Biz, Sudan halkının seçimine saygı duyuyoruz. Bu nedenle BM Güvenlik Konseyi'nde Sudan topraklarındaki yabancı varlığına karşı sesimizi yükselttik” şeklinde konuştu.

Yürüyüşü düzenleyen Sudan Halkı İnisiyatifi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i halk tarafından onurlandırılmak üzere Sudan'ı ziyaret etmeye çağırdı ve ülkesinin Port Sudan'daki büyükelçisini onurlandırdı.



Büyük riskler ve muazzam karmaşıklıklar... İran’ın uranyumunu güç kullanarak ele geçirmek ne anlama geliyor?

İran’daki Natanz Nükleer Tesisi’ni gösteren bir uydu görüntüsü (AP)
İran’daki Natanz Nükleer Tesisi’ni gösteren bir uydu görüntüsü (AP)
TT

Büyük riskler ve muazzam karmaşıklıklar... İran’ın uranyumunu güç kullanarak ele geçirmek ne anlama geliyor?

İran’daki Natanz Nükleer Tesisi’ni gösteren bir uydu görüntüsü (AP)
İran’daki Natanz Nükleer Tesisi’ni gösteren bir uydu görüntüsü (AP)

İran’ın nükleer programı etrafındaki gerilimin artmasıyla birlikte, ABD’nin bu programın askeri bir yola evrilmesini engellemek için hangi seçeneklere sahip olduğu sorusu yeniden gündeme geliyor. Zenginleştirilmiş uranyum stokunun güvence altına alınması amacıyla güç kullanımı seçeneği tartışılırken, uzmanlar ve eski yetkililer böyle bir adımın son derece karmaşık; askeri, teknik ve çevresel açıdan yüksek riskler barındıran ve uygulanması uzun sürebilecek bir süreç olacağı uyarısında bulunuyor.

Şarku’l Avsat’ın Washington Post’tan aktardığına göre, söz konusu stokun güvenliğini sağlamak amacıyla ABD askerlerinin sahaya gönderilmesi, uzun süreli bir operasyon gerektirecek. Bu tür bir müdahalenin, savaş koşullarında sahadaki zorlukların yanı sıra radyasyon ve kimyasal riskler nedeniyle ciddi tehlikeler içerdiği belirtiliyor.

Potansiyel kararın arka planı

ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik olası savaş için çeşitli gerekçeler sundu, ancak öncelikli hedefin Tahran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu sık sık vurguladı. Bununla birlikte, nükleer malzemelerin zorla ele geçirilmesi seçeneğine ne kadar hazır olduğu hâlâ net değil.

Özel eğitimli personelin çatışma bölgesine gönderilmesiyle ilişkili riskler göz önüne alındığında, alternatif bir seçenek olarak, bu malzemelerin askeri müdahale olmadan güvence altına alınmasını sağlayacak İran ile müzakere yoluyla bir anlaşmaya varılması öne çıkıyor.

Stok miktarı ve olası depolama yerleri

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (UAEA) göre, İran yaklaşık 440,9 kilogram uranyum zenginleştirmiş durumda ve bu uranyumun yüzde 60’a kadar zenginleştirilmiş olması, teknik olarak nükleer silah üretimi için gereken yüzde 90 seviyesine oldukça yakın.

UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi, geçen yıl AP’ye yaptığı açıklamada, bu stokun teorik olarak İran’a programını silahlandırmaya karar vermesi halinde 10 nükleer bomba üretme imkânı sağlayabileceğini belirtmiş, ancak bunun İran’ın halihazırda nükleer silaha sahip olduğu anlamına gelmediğini vurgulamıştı.

İran’ın nükleer programının barışçıl olduğunu sürekli olarak ifade etmesine rağmen, UAEA ve Batılı ülkeler, Tahran’ın 2003 yılına kadar organize bir nükleer silah programına sahip olduğunu değerlendiriyor.

Bu uranyumun, ulaşılması zor yer altı tünellerinde depolandığı tahmin ediliyor. UAEA denetçileri, İsrail ve ABD’nin saldırıları sonrasında İran’ın hava savunma sistemleri ve nükleer programının zayıflaması nedeniyle, yarı zenginleştirilmiş uranyumun bulunduğu alanları Haziran 2025’ten bu yana doğrulayamıyor. Bu durum, depolama noktalarının kesin olarak belirlenmesini daha da güçleştiriyor.

rgrbg
Analistlerin, İran’ın İsfahan kentindeki İsfahan Nükleer Teknoloji Merkezi kompleksindeki bir tünele yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum taşıdığına inandıkları bir kamyonun görüntüsü (AP)

Grossi, yaklaşık 200 kilogram yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun, İsfahan Nükleer Tesisi yakınlarındaki tünellerde depolanmış olabileceğini belirtti. Ek uranyum stoklarının Natanz Nükleer Tesisi’nde bulunduğu, daha küçük miktarların ise Fordo Nükleer Tesisi’nde yer alabileceği tahmin ediliyor.

ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard ise 19 Mart’ta Temsilciler Meclisi’nde düzenlenen oturumda, Amerikan istihbarat topluluğunun bu stokların yerlerini tespit etmede ‘yüksek güvene’ sahip olduğunu ifade etti.

Radyasyon ve kimyasal riskler

Yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum, dolduğunda yaklaşık 50 kilogram ağırlığında olan kaplarda ve uranyum hekzaflorür gazı formunda depolanıyor. Tahminlere göre, bu kaplardan 26 civarında bulunuyor; doluluk seviyelerine bağlı olarak sayı iki katına kadar çıkabilir.

Eski nükleer silah müfettişi ve Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü’nün kurucusu David Albright, bu kapların dayanıklı ve depolamaya uygun şekilde tasarlandığını belirtti. Ancak, hava saldırıları gibi durumlarda kaplara gelebilecek herhangi bir zarar, tehlikeli maddelerin sızmasına yol açabilir.

Kaplara nem girmesi halinde flor oluşabilir; bu element son derece toksik olup cilt, göz ve akciğerlerde ciddi hasara neden olabilir. Bu nedenle, söz konusu tünellere girecek ekiplerin özel tehlikeli madde koruma giysileri giymesi gerekecek.

Kuvvetler için saha riskleri

Eski ABD Başkanı Joe Biden döneminde ABD Kara Kuvvetleri Genel Sekreteri olan Christine E. Wormuth, İran’ın nükleer malzemelerinin kara kuvvetleriyle güvence altına alınmasının ‘son derece karmaşık ve yüksek riskli bir askeri operasyon’ olacağını belirtti.

dc
Sol üst köşede görünen kamyonun, analistlerin tahminlerine göre İran’ın İsfahan Nükleer Teknoloji Merkezi kompleksindeki bir tünele yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum taşıdığı düşünülüyor. (AP)

Nükleer Tehdit Girişimi’nin Başkanı olarak konuşan Wormuth, potansiyel depolama alanlarının çokluğunun görevi daha da karmaşık hale getirdiğine dikkat çekerek, böyle bir operasyonun muhtemelen insan kayıplarına yol açabileceğini vurguladı.

Wormuth ayrıca, yalnızca İsfahan’daki tesis için gerçekleştirilecek operasyonun bile en az bin askerlik bir gücün sahaya sevk edilmesini gerektirebileceğini ifade etti.

Alternatif bir yol olarak müzakere

Buna karşın, Ulusal Nükleer Güvenlik Yönetimi bünyesinde Nükleer Malzeme Geri Alma Ofisi’nin eski yöneticisi Scott Rooker, en iyi çözümün ‘İran hükümetiyle anlaşma yaparak bu malzemelerin tamamının güvenli şekilde kaldırılması’ olduğunu savunuyor.

Rooker, bu yaklaşımı desteklemek için 1994 yılında ABD’nin Kazakistan ile iş birliği içinde Sovyetler Birliği topraklarından yaklaşık 600 kilogram nükleer silah uranyumunu gizli bir operasyon kapsamında taşıdığı Yakut Projesi’ni örnek gösteriyor. Bu malzemeler, Sovyet nükleer programının artıklarından oluşuyordu.


Macron, Trump'ı NATO'yu özünden arındırmakla suçluyor... Hürmüz'ün askeri "özgürleştirilmesini" reddediyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Seul'deki Kore Savaşı Anıtı'nı ziyaretinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Seul'deki Kore Savaşı Anıtı'nı ziyaretinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu (AFP)
TT

Macron, Trump'ı NATO'yu özünden arındırmakla suçluyor... Hürmüz'ün askeri "özgürleştirilmesini" reddediyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Seul'deki Kore Savaşı Anıtı'nı ziyaretinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Seul'deki Kore Savaşı Anıtı'nı ziyaretinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu (AFP)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bugün Amerikalı mevkidaşı Donald Trump'ı, ittifak içindeki bağlılığı konusunda "her gün şüphe uyandırarak" NATO'yu özünden yoksun bırakmakla suçladı ve Hürmüz Boğazı'nı "özgürleştirmek" için yapılacak herhangi bir askeri operasyonun "gerçekçi olmayacağını" vurguladı.

Macron, Güney Kore’nin başkentine yaptığı ziyarette, "Eğer her gün bağlılığımız hakkında şüphe tohumları ekersek, onu içeriğinden arındırırız" diyerek, "Bu, her sabah şunu yapacağız, bunu yapmayacağız veya başka bir şey diyecek olan Amerikalı yetkililerin bugün taşıdığı bir sorumluluktur" ifadelerini kullandı.

Macron sözlerine şöyle devam etti: “Çok fazla konuşma, çok fazla kararsızlık var. Hepimizin istikrara, sakinliğe ve barışa dönüşe ihtiyacı var; bu bir gösteri değil.”

NATO ve Ortadoğu'daki çatışmaya ilişkin olarak Macron, Trump'ın pozisyonlarına atıfta bulunarak, “Ciddi olmalıyız ve ciddi olduğumuzda, bir önceki gün söylediğimizin tam tersini söylememeliyiz” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump (DPA)ABD Başkanı Donald Trump (DPA)

Hürmüz Boğazı'nın Kurtarılması

Hormuz Boğazı ile ilgili olarak şunları söyledi: “Hürmüz Boğazı'nın askeri bir operasyon yoluyla zorla kurtarılmasını savunanlar var; bu görüşü bazen Amerika Birleşik Devletleri de dile getiriyor.”

“Bunun gerçekçi olmadığını, çünkü çok uzun zaman alacağını ve boğazı geçen herkesi, önemli yeteneklere sahip İran Devrim Muhafızları'nın yanı sıra balistik füzeler ve bir dizi başka tehlikeyle karşı karşıya bırakacağını” vurguladı.

İran Nükleer Programı

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Macron, ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşın İran nükleer programı sorununu çözmediğini vurgulayarak, "derinlemesine müzakereler" çağrısında bulundu.

Macron, Seul'e yaptığı devlet ziyareti sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada, "Hedefli bir nükleer saldırı, sadece birkaç hafta sürse bile, nükleer soruna kalıcı bir çözüm sağlamayacaktır" dedi.

"Diplomatik ve teknik müzakereler için bir çerçeve oluşturulmazsa, durum aylar veya yıllar içinde tekrar kötüleşebilir. Sadece derinlemesine müzakereler ve bir anlaşmaya varılmasıyla uzun vadeli takibi garanti altına alabilir ve herkes için barış ve istikrarı koruyabiliriz" şeklinde konuştu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve eşi Brigitte Macron (AFP)Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve eşi Brigitte Macron (AFP)

Uygunsuz açıklamalar

Öte yandan Macron, Amerikalı mevkidaşı Donald Trump'ın eşi hakkında yaptığı açıklamaları "uygunsuz ve gerekli standartlara uymayan" olarak değerlendirdi ve bu açıklamaların "cevap vermeyi hak etmediğini" söyledi.

Trump, Mayıs 2025'te Brigitte Macron'un Vietnam gezisi sırasında Fransız cumhurbaşkanının yüzüne yumruk attığını gösteren bir videoya atıfta bulunarak, "Eşi tarafından çok kötü muamele gören Macron, hâlâ çenesine aldığı çok sert bir yumruğun etkisinden kurtulmaya çalışıyor" demişti. Macron daha sonra bu iddiayı yalanlayarak, videonun bir dezenformasyon kampanyasının parçası olduğunu belirtmişti.


İran savaşı yeni bir tetikleyici... Çin gizlice nükleer silahlanma yarışına giriyor

Çin, savunma stratejisi izlediğini ve nükleer silahları ilk kullanan taraf olmama ilkesine bağlı kaldığını ısrarla belirtiyor. (Arşiv – Reuters)
Çin, savunma stratejisi izlediğini ve nükleer silahları ilk kullanan taraf olmama ilkesine bağlı kaldığını ısrarla belirtiyor. (Arşiv – Reuters)
TT

İran savaşı yeni bir tetikleyici... Çin gizlice nükleer silahlanma yarışına giriyor

Çin, savunma stratejisi izlediğini ve nükleer silahları ilk kullanan taraf olmama ilkesine bağlı kaldığını ısrarla belirtiyor. (Arşiv – Reuters)
Çin, savunma stratejisi izlediğini ve nükleer silahları ilk kullanan taraf olmama ilkesine bağlı kaldığını ısrarla belirtiyor. (Arşiv – Reuters)

 

Çin’in Sichuan eyaletinde yaşayan üç köylü, 2022 yılında yerel yetkililere gönderdikleri mesajda, hükümetin arazilerine neden el koyduğunu ve kendilerini neden evlerinden çıkardığını sordu. Köylüler, sorularına “Bu bir devlet sırrıdır” şeklinde kısa bir yanıt aldı.

CNN tarafından yürütülen bir araştırma, söz konusu ‘sırrın’ Çin’in nükleer kapasitesini büyük ölçüde genişletmeye yönelik gizli planlarıyla bağlantılı olduğunu ortaya koydu.

Tahliyelerin üzerinden üç yıldan fazla süre geçmesinin ardından uydu görüntüleri, köyün tamamen yıkıldığını ve yerine Çin’in en önemli nükleer silah üretim tesislerinden bazılarını destekleyecek yeni yapıların inşa edildiğini gösterdi.

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığına göre, Sichuan eyaletindeki bu tesislerde uydu görüntüleri ve çok sayıda Çin hükümet belgesinin incelenmesiyle tespit edilen genişleme, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Pekin’in onlarca yılın en büyük nükleer silah modernizasyon programını yürüttüğü yönündeki son iddialarını doğruluyor.

Trump’ın gelecek ay ‘tarihi’ olarak nitelenen bir ziyaret kapsamında Pekin’e gitmesi bekleniyor. Ziyarette, Trump’ın Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in nükleer programına yönelik bir sınırlama anlaşması için diyalog başlatmaya çalışacağı öngörülüyor.

Sichuan eyaletindeki en önemli tesisler

Öne çıkan tesislerden biri, Tongjiang Nehri kıyısında beş yıldan kısa sürede inşa edilen büyük ve güçlendirilmiş bir kubbe olarak öne çıkıyor. Uydu görüntülerine göre kubbenin hâlâ ekipmanla donatılma aşamasında olduğu ve henüz faaliyete geçmemiş olabileceği değerlendiriliyor.

Yaklaşık 3 bin 344 metrekarelik bir alanı kaplayan kubbe, 13 tenis kortuna eşdeğer büyüklüğe sahip. Yapı, radyasyon izleme sistemleri ve patlamaya dayanıklı kapılarla donatılmış beton ve çelik bir iskeletle çevrili bulunuyor. Ayrıca tesisin boru hattı ağı, yüksek havalandırma bacasına sahip bir binaya uzanıyor.

Uzmanlara göre bu özellikler ve gelişmiş hava işleme sistemleri, uranyum ve plütonyum gibi yüksek derecede radyoaktif maddelerin kubbe içinde tutulmasını sağlamak üzere tasarlandı. Bu durumun, Çin’in nükleer programının üretim kapasitesini artırmaya yönelik bir genişlemeye işaret ettiği belirtiliyor. Tesisin çevresinin üç katmanlı güvenlik çitiyle korunduğu da aktarıldı.

Gerileme belirtisi yok

Bu gelişme, uluslararası gerilimlerin arttığı bir döneme denk geliyor. Özellikle ABD ile Rusya arasında imzalanan ve ‘New START’ olarak bilinen nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik son anlaşmanın bu yılın başlarında sona ermesi ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Moskova ile Çin’i de kapsayacak yeni ve daha kapsamlı bir anlaşma arayışı bu süreci öne çıkarıyor.

Buna karşın, CNN’in haberine göre Sichuan eyaletinde yaşanan köklü değişimler, Çin ordusunun nükleer silah geliştirme faaliyetlerinde herhangi bir yavaşlama işareti olmadığını ortaya koyuyor.

Çin ise kendisine yöneltilen suçlamaları reddediyor. Çin Savunma Bakanlığı Sözcüsü Jiang Bin, ülkesinin ‘savunma odaklı bir strateji izlediğini ve nükleer silahı ilk kullanan taraf olmama ilkesine bağlı kaldığını’ ifade etti.

Ancak bazı uzmanlar, sahadaki büyük ölçekli değişimlerin nükleer programda temel bir dönüşüme işaret ettiğini belirtiyor. Analist Decker Eveleth, “Bu kapsamlı modernizasyon, sistemin dayandığı teknolojide köklü bir yeniden yapılanmaya işaret ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

All Source Analysis şirketinde analiz ve operasyonlardan sorumlu başkan yardımcısı olan Renny Babiarz da CNN için incelediği uydu görüntülerine dayanarak, bu tesislerde ‘yeni süreçler ve farklı ekipman türlerinin’ geliştirilmiş olabileceğini ifade etti.

Babiarz, “Sahada çok sayıda değişimin gerçekleştiği açık” dedi.

Bu genişlemenin, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in bölgesel gerilimlerin arttığı bir dönemde, özellikle Tayvan meselesi bağlamında stratejik caydırıcılık kapasitesinin hızlandırılması yönündeki talimatlarıyla da örtüştüğü belirtiliyor.

Gözlemciler, söz konusu adımların Çin’in de dahil olduğu, Soğuk Savaş döneminden daha karmaşık yeni bir nükleer silahlanma yarışına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Öte yandan, ABD’nin Çin’in kapasitesini olduğundan fazla değerlendirme ihtimalinin nükleer silahların yayılmasını daha da hızlandırabileceği endişesi dile getiriliyor.

Middlebury Enstitüsü’nde küresel güvenlik alanında çalışan Jeffrey Lewis, “ABD’de bazıları Çin’e karşılık verebilmek için nükleer silah üretim kapasitemizi ciddi biçimde artırmamız gerektiğini savunacaktır. Ancak biz onların yaptığını değil, yaptığını düşündüğümüz şeyi yakalamaya çalışacağız. Kendi kâbusumuzu büyüteceğiz. Bu son derece tehlikeli” ifadelerini kullandı.

İran savaşının Çin nükleer programı üzerindeki etkisi

Uzmanlar, ABD ile İsrail’in İran’a yönelik süregelen saldırılarının, Çin’in nükleer programını genişletme kararlılığını güçlendirmiş olabileceğini belirtiyor.

Lewis, “Eğer Çinli olsaydınız ve yaşananlara baksaydınız, silahsızlanmanın ya da kendinizi zayıflatmanın mantıklı bir seçenek olmadığını görürdünüz” değerlendirmesinde bulundu.

Lewis, “Trump yönetiminin İran’da attığı adımların sonuçlarından biri, Çin’i caydırmak ya da geri adım attırmak olmayacak; aksine daha fazla nükleer silah geliştirmeye yöneltecek” şeklinde konuştu.

Mevcut koşullar altında silahların sınırlandırılmasına yönelik anlaşmalara varılmasının zor göründüğünü belirten Lewis, Çin’in gerilimi düşürmek amacıyla ‘şeklî’ diyaloglara katılabileceğini, ancak esaslı tavizler vermesinin beklenmediğini kaydetti.