DMO Komutanı: Ders alınmalı… Suriye dış müdahale yeri değil

İran'ın kayıplarının yüzde 90'ını gençler oluşturuyor

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Komutanı Hüseyin Selami, Tahran'da düzenlenen bir tören sırasında konuştu. (ISNA)
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Komutanı Hüseyin Selami, Tahran'da düzenlenen bir tören sırasında konuştu. (ISNA)
TT

DMO Komutanı: Ders alınmalı… Suriye dış müdahale yeri değil

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Komutanı Hüseyin Selami, Tahran'da düzenlenen bir tören sırasında konuştu. (ISNA)
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Komutanı Hüseyin Selami, Tahran'da düzenlenen bir tören sırasında konuştu. (ISNA)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Komutanı Hüseyin Selami, Beşşar Esed'in devrilmesi ve güçlerinin Suriye'den çekilmesinden bu yana yaptığı üçüncü konuşmada, Suriye'nin İran için ‘acı bir ders’ olduğunu ve ‘dış müdahaleye uygun bir yer olmadığını’ söyledi. Selami ayrıca, İsrail'i ‘ağır bir bedel ödemekle’ tehdit etti.

Suriye'de yaşananlardan ders çıkarılması çağrısında bulunan Selami, Esed rejiminin muhalif güçler tarafından devrilmesine ve İsrail'in Suriye'ye yönelik bombardımanına atıfta bulundu. Selami, “Suriye bizim için acı bir ders… Yaşananlardan ders almalıyız” ifadelerini kullandı.

İran, savaş sırasında Beşşar Esed'i desteklemek için milyarlarca dolar harcadı ve iç savaşın başladığı 2011 yılından bu yana müttefikini iktidarda tutmak için Suriye'ye DMO güçlerini gönderdi.

Selami bir kez daha güçlerinin Suriye'deki varlığını savundu. Şarku’l Avsat’ın Fars Haber Ajansı’ndan aktardığına göre Selami, “Herkes gördü ki biz oradayken Suriye halkı onurlu bir şekilde yaşıyordu. Çünkü biz onların onurunu yükseltmeye çalışıyorduk” dedi.

Tahran'da düzenlenen bir tören sırasında konuşan Selami şunları söyledi: “Biz Suriye topraklarının bir kısmını kendi topraklarımıza katmak için oraya gitmedik. Suriye'yi hırslı çıkarlarımızı gerçekleştirmek için bir alan haline getirmek için de gitmedik.”

Beşşar Esed rejiminin düşmesinin ardından İsrail'in son günlerde Suriye ordusu mevzilerine düzenlediği saldırılara da değinen Selami şu ifadeleri kullandı: “Suriye rejimi düştüğünde yaşanan talihsiz olayları gördük. Siyonistler silaha ihtiyaç duymadan Şam halkının evlerinin içini görebildiler; bu kabul edilemez.”

“Şimdi anlıyoruz ki, eğer ordu direnmezse ve silahlı kuvvetler karşı koymazsa, tüm ülke bir anda işgal edilebilir” diyen Selami, ‘Şam'daki insanların direnişçilerin değerini anladığına, onlar varken ne kadar değerli olduklarının ve yokluklarının ne kadar felaket olacağının farkına vardıklarına’ inandığını ifade etti.

Dini Lider Ali Hamaney'in birkaç gün önce Suriye ile ilgili yaptığı açıklamalara atıfta bulunan Selami, “Liderimizin dediği gibi, Suriye kahraman gençleri tarafından kurtarılacak ve İsrail ağır bir bedel ödeyerek bu topraklara gömülecektir” dedi.

“Bunun için zaman, büyük bir sebat, sağlam bir kararlılık ve güzel bir inanç gerekir” diyen Selami, bu özellikleri ‘İslam dünyasındaki mücahit gençlerin’ nitelikleri olarak tanımladı.

Selami sözlerini şöyle sürdürdü: “Güvenliğimizi, bağımsızlığımızı, sistemimizi, çıkarlarımızı, tarihimizi ve dinimizi kararlılıkla savunuyoruz. Bu topraklar yabancıların uygunsuz bir şekilde bakabileceği topraklar değildir.”

Selami geçen hafta parlamenterlere ve kuvvet komutanlarına iki kez konuştu. Salı günü Selami, İranlı milletvekillerinin karşısına ilk kez kapalı bir oturumda çıktı ve İranlı milletvekilleri tarafından İran'ın bölgesel olarak ‘zayıflamadığını’ söylediği aktarılan DMO Dış Operasyonlar Şefi İsmail Kaani bu oturuma katılmadı.

Perşembe günü Selami bir grup kuvvet komutanına hitaben şunları söyledi: “Bazıları İran rejiminin bölgesel silahlarını kaybettiği fikrini yayıyor ama bu doğru değil, rejim silahlarını kaybetmedi. Şimdi direniş eksenini desteklemenin yolları açık. Destek sadece Suriye ile sınırlı değil ve oradaki durum yavaş yavaş yeni bir şekil alabilir.”

Selami'nin açıklamaları, perşembe günü ‘İslam Cumhuriyeti'ne bağlı güçlerin stratejik derinliğindeki dengesizlikten’ bahseden, ancak Hizbullah'ın yeni koşullara uyum sağlayabileceğini öngören Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'la tezat oluşturdu.

Selami'nin son yaptığı açıklamalar, DMO medya organlarının Suriye'deki iç savaşta İran'ın varlığını meşrulaştırma kampanyasına ve Beşşar Esed rejiminin düşüşü ile bunun İran ve bölgesel vekilleri üzerindeki etkilerine odaklandığı bir dönemde geldi.

frgt
Abbas Nilfuruşan'ın 15 Ekim 2024 tarihinde Tahran'da düzenlenen cenaze töreninde DMO Dış Operasyonlar Şefi İsmail Kaani (AP)

İran medyasının Suriye'de, özellikle de Şam'da rejimin düşüşünün kutlanmasına ilişkin 48 saatten fazla süren sessizliğinin ardından, İran gazetelerinin hiçbiri kutlamalara ilişkin birinci sayfa fotoğrafları yayınlamadı. Bazı gazeteler ise İsrail'in Suriye'deki askeri bölgeleri bombalamasının ardından yaşananları ve Türkiye ile Suriye muhalefetinden üst düzey yetkililerin fotoğraflarını öne çıkardı.

Resmi düzeyde, Esed'in düşüşünün ilk anlarından itibaren İran, müttefikinin düşüşünden Suriye ordusunu, Türkiye'yi, ABD'yi ve İsrail'i sorumlu tuttu.

‘Eli boştu’

Ulusal Güvenlik Komitesi'nin askeri dosyasından sorumlu milletvekili İsmail Kevseri, “Beşşar Esed'in eli boştu ve ordunun desteğini kazanamadı” dedi.

DMO komutanlarından olan Kevseri, Beşşar Esed'in ‘kaynak yetersizliği ve zayıf destek nedeniyle ordunun desteğini kazanamadığını ve bunun da ordunun çöküşüne yol açtığını’ söyledi. Kevseri, İran'la iletişimin son dakikaya kadar devam ettiğini, ancak Esed'in etrafındaki başbakan ve ordu komutanları gibi bazı kişilerin bu iletişimi engellediğini bildirdi.

Kevseri, Suriye'nin Hizbullah'ı desteklemek için önemli bir geçiş noktası ve güzergâh olduğunu, ancak Suriye hükümetinin girişe izin vermemesi üzerine İran'ın güç kullanarak müdahale edemediğini söyledi. Kevseri, DEAŞ döneminde İran'ın resmi talep üzerine Suriye'ye girdiğini ve örgütün ortadan kaldırılmasına katkıda bulunarak İran sınırına doğru yayılmasını engellediğini ifade etti.

fevgt
Geçtiğimiz nisan ayında Şam'daki İran Büyükelçiliği'nde düzenlenen bir taziye toplantısında Muhammed Rıza Zahidi ve yardımcısı Muhammed Hadi Hacı Rahimi'nin posterleri (AFP)

Kevseri, mevcut durumla ilgili olarak ise Suriye'nin halen ‘Siyonist varlığın, Amerika'nın ve onların ajanlarının’ kontrolü altında olduğunu belirtti. Gelecekle ilgili olarak da ‘ABD fonlarıyla bir araya gelen güçler arasında’ anlaşmazlıkların ortaya çıkacağı ve bunun da Suriye halkını aldatmacanın farkına varmaya ve güvenliği sağlayabilecek ve ekonomiyi iyileştirebilecek taraflar aramaya zorlayacağı öngörüsünde bulundu.

DMO kayıpları

Konuyla ilgili olarak Fars haber ajansına açıklamalarda bulunan Suriye savaşına katılmış General Mehdi Faraci, İran'ın 2011 yılında Suriye’ye ‘danışman’ güçler göndermeye başladığını belirterek, ‘o dönemde Suriye'de var olan koşulların açıklanması’ gerektiğini vurguladı.

Faraci, İran'ın varlığını, DEAŞ'ın ortaya çıkması ve İran sınırlarına ulaşmasının engellenmesiyle gerekçelendirdi. 2020'nin başlarında bir ABD saldırısında öldürülen eski dış operasyonlar şefi Kasım Süleymani'nin rolüne atıfta bulunan Faraci, “Suriye ordusunu koordine etmek çok değerli bir işti. O zamanlar Suriye ordusu bu kadar lekeli değildi, ancak bu on yıl boyunca düşmanın Suriye ordusu üzerindeki etkisi tam hale geldi” ifadelerini kullandı.

Faraci ayrıca, Suriye eski Devlet Başkanı Hafız Esed'in 1980'lerdeki İran-Irak savaşı sırasında Tahran'a verdiği desteğe de değindi. Beşşar Esed'in “Hafız Esed'in emriyle mühimmat gönderdim” dediğini aktardı. Hafız Esed oğlu Beşşar'a şunu tavsiye etmişti: “İran'la birlikte olduğun sürece varsın.”

DMO komutanlarına atıfta bulunan Faraci, 30 yaşın altındaki gençlerin İran kuvvetlerinin yüzde 90'ını ve 1980'lerdeki savaşın gazilerinin yaklaşık yüzde 10'unu oluşturduğunu söyledi.

Faraci, “Türbelerin savunulması sırasında öldürülen 540 kişinin yüzde 90'ından fazlasını gençler oluşturuyordu” dedi.

İlk kez bir DMO komutanı Suriye savaşında öldürülen 500'den fazla İranlıdan söz ediyor. Bu rakam geçen hafta İranlı bir milletvekilinin dile getirdiği 6 binden fazla ölü sayısından çok daha az.

Kum Milletvekili Muhammed Menan Reisi, İran'ın Suriye'deki iç savaşta 6 bin askerini kaybettiğini söyledi. Bu rakam, İranlı yetkililerin ‘türbelerin savunucuları’ olarak adlandırdığı güçlerin ölü sayısı için bir İranlı yetkilinin açıkladığı en yüksek rakam.

Şimdiye kadar ki en yüksek resmi rakam ise İran Şehitler Örgütü Başkanı Muhammed Ali Şehidi'nin Suriye ve Irak'ta 2 bin 100 İran askerinin öldürüldüğünü açıkladığı 2017 yılına ait.

DMO, insan ve maddi kayıpları konusunda net istatistikler vermeyi reddediyor.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.