Suriye'deki yeni yönetimin lideri Şera ile görüşen Fransa ve Almanya Dışişleri Bakanları kapsayıcı bir geçiş çağrısında bulundu

Kürtlerle siyasi çözüm çağrısı yapan AB’li bakanlar, yeni Suriye'yi destekleyeceklerini ancak İslamcı yapılanmaları finanse etmeyeceklerini belirtti.

TT

Suriye'deki yeni yönetimin lideri Şera ile görüşen Fransa ve Almanya Dışişleri Bakanları kapsayıcı bir geçiş çağrısında bulundu

Suriye'deki yeni yönetimin lideri Şera ile görüşen Fransa ve Almanya Dışişleri Bakanları kapsayıcı bir geçiş çağrısında bulundu

Suriye'deki yeni yönetimin lideri Ahmed eş-Şera, Şam'daki başkanlık sarayında Fransa ve Almanya dışişleri bakanlarıyla bir araya geldi. Bakanlar Suriye'de iktidarın barışçıl ve kapsayıcı bir şekilde oluşturması gerektiğini vurguladı.

Görüntülerde yeni yönetimin liderinin Fransız Bakan Jean-Noël Barro ve Alman Bakan Annalina Baerbock ile bir araya geldiği görülürken, Şera'nın liderliğini yaptığı Heyet Tahrir El Şam öncülüğündeki muhalif gruplar koalisyonunun 8 Aralık 2024'te Devlet Başkanı Beşar Esad'ı devirmesinden bu yana  Batılı yetkililerle bu düzeyde gerçekleştirdiği ilk görüşme oldu.

Seydnaya Cezaevi Ziyareti

Beyaz Baretliler üyelerinin eşlik ettiği iki bakan, Esad döneminde yetkililerin baskısının sembolü haline gelen Seydnaya hapishanesini gezerek, tutukluluk koşullarının insanlık dışı olduğu ve birçok tutuklunun işkence altında öldürüldüğü hapishanenin hücrelerini ve yeraltı mahzenlerini inceledi.

csd
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barro ve Alman mevkidaşı Annalina Baerbock Suriye'nin Seydnaya cezaevine yaptıkları ziyaret sırasında (AP)

Seydnaya Hapishanesi Tutukluları ve Kayıpları Derneği, muhalif güçlerin 4 binden fazla tutukluyu serbest bıraktığını tahmin ederken, 2011-2018 yılları arasında Seydnaya'da 30 binden fazla tutuklunun infaz edildiğini ya da işkence altında ya da bakım veya gıda yetersizliğinden öldüğünü tahmin ediyor.

Fransız bakan Cuma günü X'te yaptığı bir paylaşımda şunları yazdı “Fransa ve Almanya olarak birlikte, tüm çeşitlilikleriyle Suriyelilerin yanındayız.”

Bakan, iki ülkenin “Suriyelilerin yararı ve bölgenin istikrarı için barışçıl ve etkili bir geçişi teşvik etmek” istediğini de sözlerine ekledi.

Kürtlerle 'siyasi çözüm'

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barro, Suriye'deki yeni yönetime ülkenin kuzeydoğusunun büyük bir bölümünü kontrol eden Kürtlerle “siyasi bir çözüme” ulaşma çağrısında bulundu.

Suriye sivil toplum temsilcileriyle bir araya gelen Barrot, “Fransa'nın müttefiki olan Kürtlerle siyasi bir çözüm bulunmalı ki Kürtler şu anda devam etmekte olan siyasi sürece tam olarak entegre olabilsinler” dedi.

Almanya'nın Suriye'ye uzattığı el

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock Şera görüşmesi öncesi şu açıklamayı yaptı: "Fransız mevkidaşımla birlikte ve Avrupa Birliği adına bugün gerçekleştirdiğim ziyaret Suriyelilere açık bir mesaj niteliğindedir: Avrupa ile Suriye arasında, Almanya ile Suriye arasında yeni bir siyasi başlangıç mümkündür. Bu uzanmış el ve aynı zamanda yeni liderlerden net beklentilerle bugün Şam'a gidiyoruz. Onları bu alanda desteklemek istiyoruz... Barışçıl ve kapsayıcı bir iktidar geçişinde, toplumun uzlaşmasında ve yeniden inşasında şüphelerimize rağmen Heyet Tahrir el-Şam'ı eylemlerine göre değerlendirmeye devam edeceğiz."

cd
Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock Suriye'deki Seydnaya cezaevini ziyareti sırasında (Reuters)

Almanya Dışişleri Bakanı , “Suriye’deki Kürtler için güvenilir bir güvenlik garantisinin sağlanması şart. Suriye'deki yeniden inşa sürecine tüm toplulukların dahil edilmeli” dedi.   

Suriye'ye yönelik yaptırımların kaldırılması

Baerbock, Suriye'ye yönelik yaptırımların kaldırılmasına ilişkin bir soru üzerine şunları söyledi: “Bu siyasi sürecin ilerlemesine bağlı olacaktır.”

Yeni yönetimin lideri Ahmed eş- Şera ile bir araya geldiği ziyaretin sonunda Cuma günü Şam'da yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Beşar Esad'ın düşmesinin ardından Suriye'deki yetkilileri “İslamcı bir hükümet kurmamaya” çağırdı.

xcsdvfgt
Suriye'nin yeni yönetiminin lideri Ahmed eş- Şera Şam'da Fransa ve Almanya dışişleri bakanlarıyla bir araya geldi (SANA)

Baerbock, Fransız mevkidaşı ile birlikte Avrupa Birliği'nin (AB) Suriye'nin önündeki yeni dönemin barışçıl ve özgür olmasına yönelik yardım teklifini ilettiklerini aktararak diğer yandan yeni İslamcı yapılanmaların finansörü olmayacaklarını vurguladı.

Ülkeyi yeniden birleştirmek gibi zorlu bir görevle karşı karşıya olan Şera, Heyetül Tahrir eş-Şam da (HTŞ)   dahil olmak üzere tüm silahlı grupları dağıtma sözü verdi.

Tarihini ya da katılımcılarını belirtmediği bir ulusal diyalog konferansı düzenleme niyetini açıklayan Şera, ülkede seçimlerin yapılmasının “dört yıl” süreceğini söyledi.

Daha önce Ebu Muhammed El Culani olarak bilinen El Şera, yarım milyondan fazla insanın ölümüne ve ülkenin bölünüp zayıflamasına neden olan 13 yıllık çatışmaların ardından, devrik Cumhurbaşkanı Beşar Esad döneminde ülkesine uygulanan yaptırımların kaldırılması için defalarca çağrıda bulundu.

HTŞ, çoğu Batılı başkent tarafından terör örgütü olarak kabul edilen El Kaide'den ayrılmadan önce Nusra Cephesi olarak biliniyordu.

Fransız Büyükelçiliği

Barro Cuma günü Şam'daki Fransız Büyükelçiliğini ziyaret etti. Fransa 17 Aralık'ta yeni yetkililere elçiler gönderdi ve 2012'den beri kapalı olan büyükelçiliğine bayrağını çekti.

Büyükelçilikte yaptığı açıklamada egemen, istikrarlı ve barışçıl bir Suriye'ye yönelik umutlarını ifade eden  Barro "Bir aydan kısa bir süre önce, Suriyeli kadın ve erkeklerin seferberliği sayesinde yeni bir umut doğdu. Egemen, istikrarlı ve barışçıl bir Suriye için umut doğdu Bu ‘gerçek bir umut ama kırılgan bir umut."

Büyükelçiliğin “Beşar Esad'ın cani rejiminin kanlı baskısı” nedeniyle kapatıldığını söyleyen Bakan, “önümüzdeki haftalarda, güvenlik durumunun gelişimine bağlı olarak, Şam'daki Fransız varlığını yeniden tesis etmek için gerekli düzenlemeleri kademeli olarak yapacağız” dedi.

2012'den bu yana büyükelçiliğini kapalı tutan Almanya da, yönetimdeki ilk adımları dikkatle izlenen geçiş dönemi yetkilileriyle temas kurmak üzere 17 Aralık'ta Şam'a yetkililer gönderdi.

Geçiş Süreci

Son haftalarda Şam, Arap ve uluslararası diplomatik heyetleri kabul ederek ve Esad'ın 2011 yılında başlayan protesto gösterilerini bastırmasından bu yana kendisine uygulanan izolasyondan yavaş yavaş çıkarak aktif bir diplomatik harekete tanık oldu.

Geçtiğimiz ay ABD'li, Avrupalı, Arap ve Türk bakan ve yetkililerin katılımıyla düzenlenen benzer bir toplantının ardından Fransa bu ay Suriye konulu uluslararası bir toplantıya ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.



İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.