Esed rejimi ile Rusya arasındaki 12 maddelik askeri anlaşmanın metni yayınlandı

Anlaşma, Suriye topraklarında bir Rus “hava filosunun” konuşlandırılmasını öngörüyordu

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

Esed rejimi ile Rusya arasındaki 12 maddelik askeri anlaşmanın metni yayınlandı

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

2015 yılında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya ve Suriye arasında aynı yılın 26 Ağustos'unda imzalanan anlaşmanın Devlet Duması tarafından onaylanmasının ardından Rus Silahlı Kuvvetleri'nden bir “hava filosunun” Suriye topraklarında konuşlandırılmasını kabul etti. Mecelle, tartışmalı paragraflar da içeren maddeleri ile bu anlaşmanın bir kopyasını elde etti.

Bu anlaşmaya göre, devrik Suriye rejimi, “Rus Hava Filosu”nun konuşlanması için Suriye topraklarının bir bölümünden feragat ediyor. Rus tarafının, filonun kendisi için belirlenen görevleri yerine getirmesi için gerekli olan her türlü silah, mühimmat, teçhizat ve malzemeyi, çalışan personelin güvenliğini garanti edecek ve yaşamını destekleyecek şekilde, Suriye tarafına ücret ödemeden Suriye Arap Cumhuriyeti topraklarına nakletme “hakkı” bulunuyor.

vfgt
Esed rejimi ile Rusya arasındaki askeri anlaşmanın bir kopyası

Anlaşmada ayrıca “transfer edilen tüm fonların yanı sıra Rus tarafının Hmeymim Hava Üssü'ne yerleştirdiği altyapı tesislerinin de Rusya Federasyonu'nun malı olacağı” belirtiliyor. Anlaşma aynı zamanda “Suriye Arap Cumhuriyeti'nin sivil ve idari yargısının yetkisine” karşı da Rus tarafına tam bir dokunulmazlık sağlıyor.

Suriye Arap Cumhuriyeti temsilcilerinin, komutanının onayı olmadan Rus Hava Filosu’nun konuşlandığı bölgelere girmesine izin verilmiyor. Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığı habere göre aşağıda anlaşmanın tam metni yer alıyor:

Rusya Federasyonu ve Suriye Arap Cumhuriyeti (bundan böyle iki taraf olarak anılacaktır).

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki eski 8 Ekim 1980 tarihli Dostluk ve İşbirliği Antlaşması ve Rusya Federasyonu Savunma Bakanlığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı arasında askeri iş birliğine ilişkin 7 Temmuz 1994 tarihli anlaşmanın hükümlerine dayanarak, Rusya Federasyonu ve Suriye Arap Cumhuriyeti'nin egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini korumaya yönelik ortak arzudan yola çıkarak, Rus Hava Filosu’nun Suriye Arap Cumhuriyeti topraklarındaki varlığının, bölgede güvenlik ve istikrarı koruma hedeflerini gerçekleştirme amacının savunma amaçlı olduğunun, diğer ülkelere yönelik olmadığının farkında olarak, terörizm ve radikalizm ile mücadele görevlerinin kapsamlılığını vurgulayarak, terör tehditlerine karşı ortak çaba gösterilmesinin gerekliliğini kabul ederek, iki taraf aşağıdaki hususlarda mutabakata varmışlardır:

  • Madde 1

Terminoloji

Bu anlaşmanın amaçları doğrultusunda terimler şu anlama gelmektedir:

“Rus Hava Filosu”, Rus Silahlı Kuvvetlerinin silahlarla, askeri ve özel teçhizatla, gerekli maddi kaynaklar ve diğer taşınmazlar ile birlikte yaşam destek tesisleriyle donatılmış, Suriye Arap Cumhuriyeti topraklarında konuşlandırıldığı yerde bulunan askeri oluşumu anlamına gelmektedir.

Rus Hava Filosu’nun taşınmaz varlıkları: Suriye Arap Cumhuriyeti'nde kullanması için Rus tarafına devredilen arazi parselleri, Rus Hava Filosu sahasında bulunan gayrimenkuller, binalar ve tesisler, yere sabit, varlık amaçlarına ciddi zarar vermeden hareket ettirilemeyen, Rus tarafına tahsis edilen, Rus tarafına ait olan ve Rus Hava Filosu’nun çalışmasını sağlamak üzere tahsis edilen diğer nesneler anlamına gelmektedir.

Rus Hava Filosu Dağıtım Sahası: Bu anlaşma uyarınca Rus tarafına devredilen ve Rus Hava Filosu’nun konuşlandırılması için belirlenen arazinin (arsalar) bir bölümü anlamına gelmektedir.

  • Madde 2

Anlaşmanın konusu

- Rus taraf, Suriye Arap Cumhuriyeti'nin talebi üzerine Suriye Arap Cumhuriyeti topraklarında bir Rus Hava Filosu konuşlandıracaktır.

- Rus Hava Filosu’nun konuşlanacağı yer ve Rus tarafa devredilen taşınmazlar, işbu anlaşmaya eklenen özel bir protokolle belirlenecektir.

- Rus Hava Filosu’nun konuşlandırılması amacıyla Suriye tarafı, taraflar arasında mutabakata varılan gerekli bölgenin yanı sıra, altyapısı ile Hmeymim Hava Üssü'nü de (Lazkiye şehri) Rus tarafına sunacaktır.

- Hmeymim Hava Üssü, altyapısı, iki tarafın anlaşması kapsamında tahsis edilen gerekli araziler, Rusya Federasyonu'nun kullanımına ücretsiz olarak sunulacaktır.

- Rus Hava Filosu’nun çalışmaları, Rusya ve Suriye tarafları arasında mutabakata varılan planlar doğrultusunda Rus Hava Filosu Komutanının kararlarına göre yürütülecektir.

Transfer edilen tüm fonların yanı sıra Rusya tarafından Hmeymim Hava Üssü'ne kurulan altyapı tesisleri Rusya Federasyonu'nun mülkiyetinde olacaktır.

  • Madde 3

Yetkili taraflar

Her iki tarafın da yetkilendirdiği taraflar şunlardır:

Rusya Federasyonu adına- Rusya Federasyonu Savunma Bakanlığı.

Suriye Arap Cumhuriyeti adına - Suriye Arap Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı.

- Taraflar, yetkilendirdikleri tarafı değiştirmeleri halinde bunu diplomatik kanallardan yazılı olarak birbirlerine bildirmekle yükümlüdür.

- Rus Hava Filosu komutanı, Rus Hava Filosu’nun çalışmaları ile ilgili meseleleri çözmekte, Rus tarafının yetkili organın temsilcisidir.

  • Madde 4

Rus Hava Filosu’nun oluşumu

- Rus tarafı, Suriye tarafıyla mutabakata vararak, Rus Hava Filosu’nun oluşumunu (uçak tipi ve sayısı, silahlar, askeri teçhizat ve personel sayısı) belirlemektedir.

- Rus Hava Filosu’nun organizasyonel ve işlevsel yapısı Rus tarafındaki yetkili tarafça geliştirilecek, onaylanacak, değiştirilecek ve Suriye tarafındaki yetkili taraf bu konuda bilgilendirilecektir.

cdfvgrth
İdlib'deki Ebu el-Zuhur geçiş noktasında Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve Rus mevkidaşı Vladimir Putin'in fotoğrafının yanında duran Rus ve Suriyeli güçler (Arşiv-AFP)

  • Madde 5

Mal ve taşınmaz ithalatı ve ihracatı ile çalışan personelin giriş ve çıkışı

- Rus tarafı, Suriyeli tarafa herhangi bir harç veya ücret ödemeksizin, Suriye Arap Cumhuriyeti topraklarına Rus Hava Filosu yararına ve kendisi için belirlenen görevleri yerine getirmek, çalışan personelin güvenliğini sağlamak ve yaşamını desteklemek için gerekli her türlü silah, mühimmat, teçhizat ve malzemeyi ithal etme ve ihraç etme hakkına sahiptir.

- Aktarılan tüm fonların yanı sıra Rusya tarafından Hmeymim Hava Üssü'ne yerleştirilen altyapı tesisleri de Rusya Federasyonu'nun mülkiyetinde olacaktır.

- Rus Hava Filosu unsurları, Rusya Federasyonu'na gitmek için geçerli belgeleri kullanarak ve Suriye Arap Cumhuriyeti sınır ve gümrük yetkililerinin denetimine tabi olmaksızın, Suriye Arap Cumhuriyeti sınırlarından serbestçe giriş ve çıkış yapabilecektir.

  • Madde 6

Dokunulmazlıklar ve ayrıcalıklar

- Rus Hava Filosu personeli, Suriye Arap Cumhuriyeti'nde kaldıkları süre boyunca, Suriye Arap Cumhuriyeti'ne vardıklarında hakkında bilgilendirildikleri, ev sahibi ülkenin kanunlarına, geleneklerine ve adetlerine uymak zorundadır.

- Rus Hava Filosu, Suriye Arap Cumhuriyeti'nin sivil ve idari yargısının yetkisine karşı tamamen dokunulmazdır.

- Rus Hava Filosu’nun taşınır ve taşınmaz mallarına dokunulamaz. Suriye Arap Cumhuriyeti yetkililerinin temsilcilerinin, komutanının onayı olmadan Rus Hava Filosu’nun konuşlandığı bölgelere girme hakkı yoktur.

Rus Hava Filosu arşivine ve içindeki tüm belgelere, konumları ne olursa olsun dokunulamaz.

- Komutanı da dahil olmak üzere Rus Hava Filosu personeline ve ailelerine, 18 Nisan 1961'de imzalanan Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi uyarınca diplomatik misyonlardaki diplomatlara ve aile üyelerine tanınanlara benzer dokunulmazlıklar ve ayrıcalıklar tanınmaktadır.

- Rus Hava Filosu çıkarları doğrultusunda kullanılan Rus Hava Filosu nakliye araçları ve uçakları dokunulmazdır ve denetim, arama, el koyma, müsadere ve diğer zorlayıcı icraatlara karşı bu dokunulmazlıktan yararlanmaktadır.

Rus Hava Filosu, Suriye Arap Cumhuriyeti'nin sivil ve idari yargısının yetkisine karşı tam bir dokunulmazlığa sahiptir

  • Madde 7

Taleplerin çözümü

- Suriye Arap Cumhuriyeti'nin Rusya Federasyonu, Hava Filosu ve personeli hakkında hiçbir talepte bulunma hakkı yoktur. Rus Hava Filosu ve bireylerinin faaliyetleriyle ilgili olarak kendisine karşı herhangi bir iddiada bulunma, dava açma hakkı yoktur.

- Suriye Arap Cumhuriyeti, Rus Hava Filosu ve personelinin çalışmaları ile ilgili olarak zarara uğraması halinde üçüncü şahıslar tarafından ileri sürülebilecek her türlü talebi çözümlemeyi taahhüt etmektedir.

  • Madde 8

Vergi imtiyazları

Suriye Arap Cumhuriyeti, Rus Hava Filosu’nu her türlü doğrudan ve dolaylı vergiden muaf tutmaktadır.

  • Madde 9

Revizyonlarda bulunmak

Tarafların karşılıklı mutabakatı ile işbu anlaşmada, ayrı protokoller halinde düzenlenecek revizyonlar yapılabilir.

  • Madde 10

Çekişmelerin çözümü

Bu anlaşma hükümlerinin uygulanmasına veya yorumlanmasına ilişkin tüm anlaşmazlıklar taraflarca istişare yoluyla çözülecektir.

  • Madde 11

Yürürlüğe girme

Bu anlaşma imzalandığı tarihten itibaren geçici olarak geçerlidir. Her iki tarafça gerekli iç prosedürlerin tamamlandığına ilişkin diplomatik kanallar aracılığıyla bildirim teatisi yapıldığı tarihte yürürlüğe girecektir.

  • Madde 12

Sözleşmenin süresi ve feshi

Bu anlaşma süresiz olarak akdedilmiştir.

Taraflardan biri bu sözleşmeyi feshetmek isterse bunu diğer tarafa yazılı olarak bildirmek zorundadır.

Bu durumda işbu anlaşma, ilgili bildirimin alındığı tarihten itibaren bir yıl sonra sona erecektir.

Anlaşma, 26 Ağustos 2015 tarihinde Şam'da Rusça ve Arapça dillerinde iki orijinal nüsha olarak hazırlanmıştır ve her iki metin de hukuki açıdan eşittir.

Rusya Federasyonu adına                                   Suriye Arap Cumhuriyeti adına

İmza                                                                                      İmza



Trump'ın kara saldırıları tehdidinin ardından Rubio ile Meksika Dışişleri Bakanı arasında görüşmeler gerçekleşti

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (AP)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (AP)
TT

Trump'ın kara saldırıları tehdidinin ardından Rubio ile Meksika Dışişleri Bakanı arasında görüşmeler gerçekleşti

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (AP)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (AP)

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Başkan Donald Trump'ın Meksika'yı kontrol ettiğini söylediği uyuşturucu çetelerine karşı kara saldırısı başlatmakla tehdit etmesinden birkaç gün sonra, Meksikalı mevkidaşı Juan Ramon de la Fuente ile görüşmelerde bulundu.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Tommy Pageot yaptığı açıklamada, “Bakan Marco Rubio bugün Meksika Dışişleri Bakanı Juan Ramon de la Fuente ile görüştü ve Meksika'daki şiddet içeren uyuşturucu şebekelerini çökertmek ve fentanil ile silah kaçakçılığını durdurmak için daha güçlü bir iş birliğinin gerekliliğini müzakere etti” dedi.

Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum cuma günü yaptığı açıklamada, Trump'ın tehdidinin ardından Fuentes'e ABD ile koordinasyonu güçlendirme görevini verdiğini söyledi. Bu tehdit, ABD güçlerinin geçen hafta başında Venezuela'ya saldırıp Cumhurbaşkanı Nicolás Maduro'yu tutuklamasının ardından daha da endişe verici hale gelmişti.


İran Cumhurbaşkanı, ABD ve İsrail'i ‘ayaklanmaları’ körüklemekle suçladı

 İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan devlet televizyonuna konuştu. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan devlet televizyonuna konuştu. (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

İran Cumhurbaşkanı, ABD ve İsrail'i ‘ayaklanmaları’ körüklemekle suçladı

 İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan devlet televizyonuna konuştu. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan devlet televizyonuna konuştu. (İran Cumhurbaşkanlığı)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail’in, İran’daki eylemleri kışkırtarak ülkede kaos yaratmaya çalıştığını söyledi. Pezeşkiyan, İranlılara ‘kışkırtıcılar ve teröristlerden’ uzak durmaları çağrısında bulundu.

Devlet televizyonuna konuşan Pezeşkiyan, ‘kışkırtıcılar’ olarak tanımladığı kesimlerin toplumun istikrarını bozmasına izin verilmemesi gerektiğini vurgulayarak, hükümetin ‘adaleti tesis etmeyi hedeflediğini’ ifade etti.

Pezeşkiyan, Washington ve Tel Aviv’i, ‘kışkırtıcılara araçları ve evleri yakmaları yönünde talimat vermekle’ suçladı. Ülkede yaşananların barışçıl protestolar olarak nitelendirilemeyeceğini savunan Pezeşkiyan, “Evler ve itfaiye araçları yakılırken buna nasıl protesto denebilir?” ifadesini kullandı.

zxcsdfgt
Tahran'ın merkezindeki Valiasr semtinde bir caddede toplanan protestocular, 9 Ocak 2026 (Telegram)

Pezeşkiyan, son gelişmelerin ‘trajik sonuçlara’ yol açtığını belirterek, İranlı ailelere çocuklarının sabotaj ve tahrip eylemlerine karışmasını engellemeleri çağrısında bulundu. Pezeşkiyan, “İran’ın düşmanları, 12 gün süren savaşın ardından ülkede kaos ve istikrarsızlık yaratmak istiyor” dedi.

Pezeşkiyan, geçtiğimiz haziran ayında İran ile İsrail arasında yaşanan ve sonunda ABD’nin İran’daki nükleer tesisleri bombalamasıyla sonuçlanan savaşa atıfta bulunarak, mevcut gelişmelerin dış baskıların devamı niteliğinde olduğunu savundu.

Daha yumuşak bir üslup kullanan Pezeşkiyan, yetkililerin ‘göstericilerin sesine kulak vereceğini’ ifade ederek, İran halkının ‘oturulup ele alınması gereken gerçek kaygıları bulunduğunu’ söyledi. Ancak Pezeşkiyan, buna karşın ‘bir grup kışkırtıcının tüm toplumu tahrip etmesine izin verilmeyeceğini’ vurguladı.

zxsdcfg
Tahran'da bir caddenin ortasında konteynerleri ateşe veren protestocular, 9 Ocak 2026 (Telegram)

Pezeşkiyan, ‘protesto ile vandalizmin birbirinden farklı olduğunu’ vurgulayarak, hükümetin gösterileri tetikleyen ekonomik sorunları çözme konusunda kararlı olduğunu söyledi. Bu kapsamda, piyasanın istikrara kavuşturulmasını hedefleyen ‘destek sistemi reformuna yönelik kapsamlı plana’ işaret etti.

Pezeşkiyan, söz konusu planın üretimi artırmayı, vatandaşların alım gücünü yükseltmeyi ve tedarik zinciri üzerindeki denetimi sıkılaştırmayı amaçladığını belirterek, hükümetin ekonomik krize karşı kademeli çözümler üzerinde çalıştığını ifade etti.

Devlet kurumlarının halkı dinlemeye hazır olduğunu yineleyen Pezeşkiyan, yaşam koşullarına ilişkin sorunların diyalog yoluyla ele alınması çağrısında bulundu. Bununla birlikte, kamu düzenini tehdit eden her türlü şiddet ve tahrip eyleminin reddedildiğini de vurguladı.


Maduro'nun tutuklanması ve ‘Önce Amerika’... Trump, dış müdahale kurallarını yeniden yazıyor

Maduro'nun tutuklanması, Trump'ın benimsediği hukuki dayanak hakkında soruları gündeme getirdi. (AFP)
Maduro'nun tutuklanması, Trump'ın benimsediği hukuki dayanak hakkında soruları gündeme getirdi. (AFP)
TT

Maduro'nun tutuklanması ve ‘Önce Amerika’... Trump, dış müdahale kurallarını yeniden yazıyor

Maduro'nun tutuklanması, Trump'ın benimsediği hukuki dayanak hakkında soruları gündeme getirdi. (AFP)
Maduro'nun tutuklanması, Trump'ın benimsediği hukuki dayanak hakkında soruları gündeme getirdi. (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’a gelişinden bu yana ‘mutlak kararlılık’, ‘Donroe Doktrini’ ve ‘Önce Amerika’ gibi ifadelerin yanı sıra ‘savaşçı zihniyet’ ve ‘2025 Projesi’ gibi kavramları sıkça kullanıyor.

İlk bakışta birbiriyle bağlantısız görünen bu söylemler, özünde yönetiminin titizlikle şekillendirdiği ve adım adım kamuoyuna sunduğu bir stratejiye işaret ediyor. Pek çok kişiyi şaşkına çeviren bir adım olarak Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun tutuklanması da rastlantı değil; Trump ve danışman ekibinin önceden hazırladığı planın bir sonucu olarak hayata geçirildi. Bu adım, önceki yönetimlerin yaklaşımından tamamen farklı bir yol izlerken, ABD içindeki yerleşik teamüllere ve uluslararası düzenin kurallarına açık bir meydan okuma anlamı taşıdı.

Trump, kararlarında Kongre’yi büyük ölçüde devre dışı bıraktı. Anayasal sorumlulukları arasında sıkışan Kongre’nin, hukuki boşlukları iyi bildiğini defalarca kanıtlayan ve yürütme yetkilerinin sınırlarını zorlayan bir başkana karşı koyması giderek zorlaştı.

Şarku’l Avsat ile eş-Şark televizyonu iş birliğiyle hazırlanan Washington Raporu programı, Trump yönetiminin Maduro’nun tutuklanmasında dayandığı hukuki zemini ve ABD’nin Venezuela’daki yönetim sürecindeki rolünü mercek altına aldı.

Demokrasi mi yoksa ekonomik hırslar mı?

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Batı yarımküreden sorumlu eski bakan yardımcısı ve Peru ile Zimbabve eski Büyükelçisi Brian A. Nichols, Trump’ın Maduro’yu tutuklaması ve başkanlık görevlerini vekâleten yürütmesi için yardımcısı Delcy Rodriguez’i görevde bırakması karşısında şaşkınlığını dile getirdi.

xsdcfrgt
Trump, 6 Ocak 2026'da Trump-Kennedy Merkezi'nde Cumhuriyetçilerle konuştu. (Reuters)

Nichols, asıl şaşırtıcı olanın, yönetimin 2024 seçimlerini kazandığını ilan eden muhalefet adayı Edmundo Gonzalez’i ve ABD ile serbest piyasa yanlısı, aynı zamanda Venezuela halkının desteğine sahip Maria Corina Machado’yu ülkenin başına getirmek için adım atmaması olduğunu söyledi.

Nichols, “Bu, Venezuela halkını yıllardır maruz kaldığı korkunç diktatörlükten kurtarmak ve ABD ile serbest piyasa yanlısı isimleri iktidara taşımak için bir fırsat. Umarım bu fırsat heba edilmez” değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan Trump’ın seçim kampanyasında görev yapan John Pence, Maduro’nun yardımcısının görevde tutulması kararının, Washington’un Venezuela’da istikrarı koruma isteğinden kaynaklandığını savundu.

Pence, “Yönetim, ABD’nin her şeyden önce gelmesini, Venezuela’nın Amerikan ürünlerini satın almaya başlamasını ve Venezuela petrolüne erişim sağlamamızı önemsiyor. Bu, aynı zamanda Venezuela halkına da fayda sağlayacaktır” dedi. Bu sürecin kısa sürede gerçekleşmeyeceğini vurgulayan Pence, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun üç aşamalı bir yol haritası ortaya koyduğunu hatırlattı: istikrarın sağlanması, toparlanma süreci ve geçiş dönemi.

xscdfrgthy
Maduro'nun yardımcısının neden iktidarda tutulduğuna dair sorular giderek artıyor. (AFP)

Trump yönetiminin Venezuela’da petrolü kontrol altına almak amacıyla bu yolu tercih ettiğine dair haberlerin gölgesinde, Pecos Energy şirketinin CEO’su Rey Trevino söz konusu değerlendirmeye katılmadığını belirtti.

Trevino, yaşananların petrol ya da uyuşturucudan ziyade Monroe Doktrini ile bağlantılı olduğunu savunarak, Amerikalıların güvenliği için ‘ABD’nin arka bahçesine’ odaklanmanın önemine vurgu yaptı.

Petrol konusuna da değinen Trevino, “Çin ve Rusya petrol için oradayken bizim orada olmamamız neden mümkün olsun?” sorusunu yöneltti.

Öte yandan Nichols, Venezuela’daki petrol programını fiilen Delcy Rodriguez’in yönettiği uyarısında bulunarak, onu ‘sadık bir sosyalist’ olarak niteledi ve ABD’nin nüfuzunu ortadan kaldırmaya çalışacağını ifade etti. Nichols, “Onun, kardeşi Jorge Rodriguez’in (Ulusal Meclis Başkanı) ve rejimin diğer isimlerinin varlığı sürerken istikrarın nasıl sağlanacağını öngöremiyorum. Serbest piyasa ekonomisine bağlı ve ABD ile yakın ilişkiler kurmaya istekli isimlerin varlığı, uzun vadede Venezuela için daha güçlü bir istikrar sağlar ve halkın taleplerine daha iyi karşılık verir” dedi.

Nichols ayrıca, Venezuela ile ilişkilerde ekonominin yeniden canlandırılmasının temel bir hedef olması gerektiğini, bunun da ülkede daha geniş bir ekonomik açılımı içermesinin şart olduğunu dile getirdi. Buna örnek olarak, Rodriguez’in geçici devlet başkanı olarak yemin ettiği gün, Venezuela halkının temel hak ve özgürlüklerini kısıtlayan, ifade ve seyahat özgürlüğüne yeni sınırlamalar getiren bir kararname çıkarıldığını hatırlattı. Bu süreçte bir grup gazetecinin gözaltına alındığını, gazetecilerden birinin ise sınır dışı edildiğini belirtti.

Nichols, “Eğer hedefimiz Venezuela’yı değiştirmekse, temel haklara saygı gösterilmesi konusunda ısrarcı olmalı ve ülkede demokrasinin tesis edilmesi yönünde ilerlemeliyiz” değerlendirmesinde bulundu.

Kongre ve ‘Önce Amerika’ ilkesi

Demokratlar, Maduro’nun yakalanması sürecinde Trump’ın yetkilerini aştığını savunuyor ve dünya çapındaki askeri müdahaleler üzerinde Kongre denetimini sağlamaya çalışıyor. Bu kapsamda, beş Cumhuriyetçinin de desteğiyle Venezuela’daki askerî operasyonları sınırlayan usul oylamasında başarı sağlandı. Söz konusu tasarı yasalaşması halinde başkanlık vetosuna takılacak olsa da Nichols, bu oylamanın Cumhuriyetçi Parti tabanının, yurt dışında askerî güç kullanımına ilişkin olarak yönetimden farklı görüşlere sahip olduğunu gösterdiğini ifade etti. Nichols’a göre Trump’ın izlediği politika, benimsediği ‘Önce Amerika’ sloganıyla da çelişiyor.

xsdcfrgt
ABD Senatosu Azınlık Lideri Demokrat Chuck Schumer ve Demokrat Senatör Tim Kaine, 7 Ocak 2026'da Trump'ın Venezuela'daki yetkilerini sınırlamak için yapılacak oylamayı görüşüyorlar. (EPA)

Bu noktada Pence savunmaya geçerek, izlenen yaklaşımın ‘Önce Amerika’ sloganıyla uyumlu olduğunu vurguladı. Pence, “Önce Amerika, ABD’nin yalnız bırakılması anlamına gelmez. Batı yarımkürede komünizmden kaçan 8 milyon insan var ve sonunda onların sorunları sınırlarımıza dayandığında bizim sorunlarımız haline geliyor. Son dört yıldaki zayıf liderlik nedeniyle göç krizi ve Venezuela kriziyle birlikte derinleşen büyük bir kaos yaşandı” dedi. Pence sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi Başkan Trump, Batı yarımkürede barışı sağlamak için Amerikan gücünü kullanmayı hedefliyor. Bunun göç dosyasına da olumlu yansımaları olacak. Bu nedenle izlenen politika, yaklaşımımızla tamamen örtüşüyor.”

Trevino da Pence’in değerlendirmesine katılarak, Trump’ın tabanıyla iletişimini sürdürdüğünü ve onlara Önce Amerika ilkesinin Amerikalıların güvenliğini, ABD sınırlarının dokunulmazlığını ve ülkenin güvenliğini korumak anlamına geldiğini anlattığını söyledi. Trevino ayrıca, yönetimin hedefinin, Güney Amerika’dan akan uyuşturucular nedeniyle mümkün olan en fazla sayıda Amerikalıyı kurtarmak olduğunu belirtti. Demokratlara ve eski Başkan Joe Biden yönetimine sert eleştiriler yönelten Trevino, “Maduro hakkında çıkarılan tutuklama emri Biden döneminde de yürürlükteydi. O zaman neden yakalanmadı?” ifadelerini kullandı.

zxscdf
Cumhuriyetçi Senatör Josh Hawley, Trump'ın Venezuela'daki yetkilerini sınırlama yönünde oy kullananlar arasındaydı. (AP)

Biden döneminde Dışişleri Bakanlığı’nda Batı yarımküre dosyasından sorumlu olan Nichols, bu soruya açıklık getirerek şunları söyledi: “Eğer Maduro ABD yargı yetkisine giren bir bölgede ya da ABD ile iş birliği yapan bir ülkede bulunsaydı, hakkındaki tutuklama emrini uygular, kendisini gözaltına alırdık. Ancak o, ABD hukukuna tabi olabileceği yerlere gitmekten özellikle kaçındı. Uluslararası hukuka dayanan bir mekanizma olmaksızın Venezuela’ya girip onu çıkarmak, yapmak istediğimiz bir şey değildi. Amacımız, gayrimeşru Venezuela hükümetine karşı güçlü bir uluslararası ittifak inşa etmekti.” Uyuşturucu meselesine de değinen Nichols, yönetimin bu gerekçesine şaşırdığını belirterek, Amerikalıların bugün hayatını kaybetmesine neden olan uyuşturucunun Venezuela üzerinden geçmeyen fentanil olduğunu, bu nedenle söz konusu argümanın hiçbir mantığa dayanmadığını ifade etti.

Petrol anlaşmaları

Trump yönetimi, Venezuela’daki petrol sektörüne odaklanmış durumda. Trevino, ülkede istikrarın sağlanmasıyla birlikte Venezuela’ya yatırım yapmak isteyen Amerikan petrol şirketlerinin sayısının artacağını, ancak bunun zaman alacağını ifade etti. Trevino, “Exxon Mobil gibi ülkeden çıkarılan, varlıklarına ve petrolüne el konulan şirketlerin geri dönmeye hazır olduğunu biliyorum. Ancak bu bir gecede gerçekleşmez. Rafineri altyapısının ciddi şekilde tahrip olması nedeniyle, sahadaki gelişmeleri izlemek için yüksek alarm durumunda olmamız ve daha fazla güvenlik unsuruna ihtiyaç duymamız gerekecek. Ayrıca petrolü kuyulardan rafinerilere taşıdığımız yolların da yeniden inşa edilmesi şart” dedi.

Bu sürecin 18 ila 24 ay sürebileceğini öngören Trevino, büyük petrol şirketlerinin milyarlarca dolarlık yatırımlarıyla üretimin yeniden artırılacağını ve küresel piyasaya ilave petrol arzı sağlanacağını belirtti.

zxsdfrg
Exxon Mobil, Venezuela'da faaliyetlerine yeniden başlayabilecek Amerikan şirketlerinden biri (AP)

Nichols ise bu değerlendirmeye karşı çıkarak, Trevino’nun ortaya koyduğu takvimi ‘fazlasıyla iyimser’ olarak niteledi. Nichols, günlük üç milyon varil üretim seviyesine ulaşmanın on yıldan fazla süreceğini, bunun büyük çaplı yatırımlar gerektirdiğini ve Venezuela diasporasının ülkeye geri dönmesi için güven ortamının sağlanmasının şart olduğunu söyledi.

Venezuela’nın eski Devlet Başkanı Hugo Chavez’in, Petroleos de Venezuela (PDVSA) şirketinin tüm üst yönetimini görevden aldığını hatırlatan Nichols, bu politikalar nedeniyle ülkeyi terk eden uzman kadroların geri dönüşünün hayati önem taşıdığını vurguladı. Nichols, “Siyasi ortam ve insan hakları konusunda güven oluşmazsa, gerçekten nitelikli Venezuelalılar geri dönmez. Ayrıca Venezuela halkı, petrolün ABD’ye ya da dünya ülkelerine satışından adil payını aldığını bilmek isteyecektir. Eğer bu payın adil olmadığı düşünülürse, bu durum ABD’ye yönelik bir hoşnutsuzluk yaratır. Bu, önümüzdeki iki ya da üç yıl içinde sorun olmayabilir, ancak uzun vadede Hugo Chavez’i iktidara taşıyan koşulları yeniden üretir. Sadece kısa vadeli etkiyi değil, orta ve uzun vadeli sonuçları da hesaba katmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.