Esed rejimi ile Rusya arasındaki 12 maddelik askeri anlaşmanın metni yayınlandı

Anlaşma, Suriye topraklarında bir Rus “hava filosunun” konuşlandırılmasını öngörüyordu

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

Esed rejimi ile Rusya arasındaki 12 maddelik askeri anlaşmanın metni yayınlandı

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

2015 yılında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya ve Suriye arasında aynı yılın 26 Ağustos'unda imzalanan anlaşmanın Devlet Duması tarafından onaylanmasının ardından Rus Silahlı Kuvvetleri'nden bir “hava filosunun” Suriye topraklarında konuşlandırılmasını kabul etti. Mecelle, tartışmalı paragraflar da içeren maddeleri ile bu anlaşmanın bir kopyasını elde etti.

Bu anlaşmaya göre, devrik Suriye rejimi, “Rus Hava Filosu”nun konuşlanması için Suriye topraklarının bir bölümünden feragat ediyor. Rus tarafının, filonun kendisi için belirlenen görevleri yerine getirmesi için gerekli olan her türlü silah, mühimmat, teçhizat ve malzemeyi, çalışan personelin güvenliğini garanti edecek ve yaşamını destekleyecek şekilde, Suriye tarafına ücret ödemeden Suriye Arap Cumhuriyeti topraklarına nakletme “hakkı” bulunuyor.

vfgt
Esed rejimi ile Rusya arasındaki askeri anlaşmanın bir kopyası

Anlaşmada ayrıca “transfer edilen tüm fonların yanı sıra Rus tarafının Hmeymim Hava Üssü'ne yerleştirdiği altyapı tesislerinin de Rusya Federasyonu'nun malı olacağı” belirtiliyor. Anlaşma aynı zamanda “Suriye Arap Cumhuriyeti'nin sivil ve idari yargısının yetkisine” karşı da Rus tarafına tam bir dokunulmazlık sağlıyor.

Suriye Arap Cumhuriyeti temsilcilerinin, komutanının onayı olmadan Rus Hava Filosu’nun konuşlandığı bölgelere girmesine izin verilmiyor. Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığı habere göre aşağıda anlaşmanın tam metni yer alıyor:

Rusya Federasyonu ve Suriye Arap Cumhuriyeti (bundan böyle iki taraf olarak anılacaktır).

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki eski 8 Ekim 1980 tarihli Dostluk ve İşbirliği Antlaşması ve Rusya Federasyonu Savunma Bakanlığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı arasında askeri iş birliğine ilişkin 7 Temmuz 1994 tarihli anlaşmanın hükümlerine dayanarak, Rusya Federasyonu ve Suriye Arap Cumhuriyeti'nin egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini korumaya yönelik ortak arzudan yola çıkarak, Rus Hava Filosu’nun Suriye Arap Cumhuriyeti topraklarındaki varlığının, bölgede güvenlik ve istikrarı koruma hedeflerini gerçekleştirme amacının savunma amaçlı olduğunun, diğer ülkelere yönelik olmadığının farkında olarak, terörizm ve radikalizm ile mücadele görevlerinin kapsamlılığını vurgulayarak, terör tehditlerine karşı ortak çaba gösterilmesinin gerekliliğini kabul ederek, iki taraf aşağıdaki hususlarda mutabakata varmışlardır:

  • Madde 1

Terminoloji

Bu anlaşmanın amaçları doğrultusunda terimler şu anlama gelmektedir:

“Rus Hava Filosu”, Rus Silahlı Kuvvetlerinin silahlarla, askeri ve özel teçhizatla, gerekli maddi kaynaklar ve diğer taşınmazlar ile birlikte yaşam destek tesisleriyle donatılmış, Suriye Arap Cumhuriyeti topraklarında konuşlandırıldığı yerde bulunan askeri oluşumu anlamına gelmektedir.

Rus Hava Filosu’nun taşınmaz varlıkları: Suriye Arap Cumhuriyeti'nde kullanması için Rus tarafına devredilen arazi parselleri, Rus Hava Filosu sahasında bulunan gayrimenkuller, binalar ve tesisler, yere sabit, varlık amaçlarına ciddi zarar vermeden hareket ettirilemeyen, Rus tarafına tahsis edilen, Rus tarafına ait olan ve Rus Hava Filosu’nun çalışmasını sağlamak üzere tahsis edilen diğer nesneler anlamına gelmektedir.

Rus Hava Filosu Dağıtım Sahası: Bu anlaşma uyarınca Rus tarafına devredilen ve Rus Hava Filosu’nun konuşlandırılması için belirlenen arazinin (arsalar) bir bölümü anlamına gelmektedir.

  • Madde 2

Anlaşmanın konusu

- Rus taraf, Suriye Arap Cumhuriyeti'nin talebi üzerine Suriye Arap Cumhuriyeti topraklarında bir Rus Hava Filosu konuşlandıracaktır.

- Rus Hava Filosu’nun konuşlanacağı yer ve Rus tarafa devredilen taşınmazlar, işbu anlaşmaya eklenen özel bir protokolle belirlenecektir.

- Rus Hava Filosu’nun konuşlandırılması amacıyla Suriye tarafı, taraflar arasında mutabakata varılan gerekli bölgenin yanı sıra, altyapısı ile Hmeymim Hava Üssü'nü de (Lazkiye şehri) Rus tarafına sunacaktır.

- Hmeymim Hava Üssü, altyapısı, iki tarafın anlaşması kapsamında tahsis edilen gerekli araziler, Rusya Federasyonu'nun kullanımına ücretsiz olarak sunulacaktır.

- Rus Hava Filosu’nun çalışmaları, Rusya ve Suriye tarafları arasında mutabakata varılan planlar doğrultusunda Rus Hava Filosu Komutanının kararlarına göre yürütülecektir.

Transfer edilen tüm fonların yanı sıra Rusya tarafından Hmeymim Hava Üssü'ne kurulan altyapı tesisleri Rusya Federasyonu'nun mülkiyetinde olacaktır.

  • Madde 3

Yetkili taraflar

Her iki tarafın da yetkilendirdiği taraflar şunlardır:

Rusya Federasyonu adına- Rusya Federasyonu Savunma Bakanlığı.

Suriye Arap Cumhuriyeti adına - Suriye Arap Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı.

- Taraflar, yetkilendirdikleri tarafı değiştirmeleri halinde bunu diplomatik kanallardan yazılı olarak birbirlerine bildirmekle yükümlüdür.

- Rus Hava Filosu komutanı, Rus Hava Filosu’nun çalışmaları ile ilgili meseleleri çözmekte, Rus tarafının yetkili organın temsilcisidir.

  • Madde 4

Rus Hava Filosu’nun oluşumu

- Rus tarafı, Suriye tarafıyla mutabakata vararak, Rus Hava Filosu’nun oluşumunu (uçak tipi ve sayısı, silahlar, askeri teçhizat ve personel sayısı) belirlemektedir.

- Rus Hava Filosu’nun organizasyonel ve işlevsel yapısı Rus tarafındaki yetkili tarafça geliştirilecek, onaylanacak, değiştirilecek ve Suriye tarafındaki yetkili taraf bu konuda bilgilendirilecektir.

cdfvgrth
İdlib'deki Ebu el-Zuhur geçiş noktasında Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve Rus mevkidaşı Vladimir Putin'in fotoğrafının yanında duran Rus ve Suriyeli güçler (Arşiv-AFP)

  • Madde 5

Mal ve taşınmaz ithalatı ve ihracatı ile çalışan personelin giriş ve çıkışı

- Rus tarafı, Suriyeli tarafa herhangi bir harç veya ücret ödemeksizin, Suriye Arap Cumhuriyeti topraklarına Rus Hava Filosu yararına ve kendisi için belirlenen görevleri yerine getirmek, çalışan personelin güvenliğini sağlamak ve yaşamını desteklemek için gerekli her türlü silah, mühimmat, teçhizat ve malzemeyi ithal etme ve ihraç etme hakkına sahiptir.

- Aktarılan tüm fonların yanı sıra Rusya tarafından Hmeymim Hava Üssü'ne yerleştirilen altyapı tesisleri de Rusya Federasyonu'nun mülkiyetinde olacaktır.

- Rus Hava Filosu unsurları, Rusya Federasyonu'na gitmek için geçerli belgeleri kullanarak ve Suriye Arap Cumhuriyeti sınır ve gümrük yetkililerinin denetimine tabi olmaksızın, Suriye Arap Cumhuriyeti sınırlarından serbestçe giriş ve çıkış yapabilecektir.

  • Madde 6

Dokunulmazlıklar ve ayrıcalıklar

- Rus Hava Filosu personeli, Suriye Arap Cumhuriyeti'nde kaldıkları süre boyunca, Suriye Arap Cumhuriyeti'ne vardıklarında hakkında bilgilendirildikleri, ev sahibi ülkenin kanunlarına, geleneklerine ve adetlerine uymak zorundadır.

- Rus Hava Filosu, Suriye Arap Cumhuriyeti'nin sivil ve idari yargısının yetkisine karşı tamamen dokunulmazdır.

- Rus Hava Filosu’nun taşınır ve taşınmaz mallarına dokunulamaz. Suriye Arap Cumhuriyeti yetkililerinin temsilcilerinin, komutanının onayı olmadan Rus Hava Filosu’nun konuşlandığı bölgelere girme hakkı yoktur.

Rus Hava Filosu arşivine ve içindeki tüm belgelere, konumları ne olursa olsun dokunulamaz.

- Komutanı da dahil olmak üzere Rus Hava Filosu personeline ve ailelerine, 18 Nisan 1961'de imzalanan Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi uyarınca diplomatik misyonlardaki diplomatlara ve aile üyelerine tanınanlara benzer dokunulmazlıklar ve ayrıcalıklar tanınmaktadır.

- Rus Hava Filosu çıkarları doğrultusunda kullanılan Rus Hava Filosu nakliye araçları ve uçakları dokunulmazdır ve denetim, arama, el koyma, müsadere ve diğer zorlayıcı icraatlara karşı bu dokunulmazlıktan yararlanmaktadır.

Rus Hava Filosu, Suriye Arap Cumhuriyeti'nin sivil ve idari yargısının yetkisine karşı tam bir dokunulmazlığa sahiptir

  • Madde 7

Taleplerin çözümü

- Suriye Arap Cumhuriyeti'nin Rusya Federasyonu, Hava Filosu ve personeli hakkında hiçbir talepte bulunma hakkı yoktur. Rus Hava Filosu ve bireylerinin faaliyetleriyle ilgili olarak kendisine karşı herhangi bir iddiada bulunma, dava açma hakkı yoktur.

- Suriye Arap Cumhuriyeti, Rus Hava Filosu ve personelinin çalışmaları ile ilgili olarak zarara uğraması halinde üçüncü şahıslar tarafından ileri sürülebilecek her türlü talebi çözümlemeyi taahhüt etmektedir.

  • Madde 8

Vergi imtiyazları

Suriye Arap Cumhuriyeti, Rus Hava Filosu’nu her türlü doğrudan ve dolaylı vergiden muaf tutmaktadır.

  • Madde 9

Revizyonlarda bulunmak

Tarafların karşılıklı mutabakatı ile işbu anlaşmada, ayrı protokoller halinde düzenlenecek revizyonlar yapılabilir.

  • Madde 10

Çekişmelerin çözümü

Bu anlaşma hükümlerinin uygulanmasına veya yorumlanmasına ilişkin tüm anlaşmazlıklar taraflarca istişare yoluyla çözülecektir.

  • Madde 11

Yürürlüğe girme

Bu anlaşma imzalandığı tarihten itibaren geçici olarak geçerlidir. Her iki tarafça gerekli iç prosedürlerin tamamlandığına ilişkin diplomatik kanallar aracılığıyla bildirim teatisi yapıldığı tarihte yürürlüğe girecektir.

  • Madde 12

Sözleşmenin süresi ve feshi

Bu anlaşma süresiz olarak akdedilmiştir.

Taraflardan biri bu sözleşmeyi feshetmek isterse bunu diğer tarafa yazılı olarak bildirmek zorundadır.

Bu durumda işbu anlaşma, ilgili bildirimin alındığı tarihten itibaren bir yıl sonra sona erecektir.

Anlaşma, 26 Ağustos 2015 tarihinde Şam'da Rusça ve Arapça dillerinde iki orijinal nüsha olarak hazırlanmıştır ve her iki metin de hukuki açıdan eşittir.

Rusya Federasyonu adına                                   Suriye Arap Cumhuriyeti adına

İmza                                                                                      İmza



Almanya Dışişleri Bakanı: Amerika ve İran dolaylı temas halindeler ve bir görüşme planlıyorlar

Almanya Dışişleri Bakanı Johannes Wadephul, 26 Mart 2026'da Fransa'da düzenlenen G7 dışişleri bakanları zirvesine gelirken (DPA)
Almanya Dışişleri Bakanı Johannes Wadephul, 26 Mart 2026'da Fransa'da düzenlenen G7 dışişleri bakanları zirvesine gelirken (DPA)
TT

Almanya Dışişleri Bakanı: Amerika ve İran dolaylı temas halindeler ve bir görüşme planlıyorlar

Almanya Dışişleri Bakanı Johannes Wadephul, 26 Mart 2026'da Fransa'da düzenlenen G7 dışişleri bakanları zirvesine gelirken (DPA)
Almanya Dışişleri Bakanı Johannes Wadephul, 26 Mart 2026'da Fransa'da düzenlenen G7 dışişleri bakanları zirvesine gelirken (DPA)

Almanya Dışişleri Bakanı Johannes Wadephul bugün yaptığı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri ve İran'ın dolaylı görüşmeler yürüttüğünü ve her iki tarafın temsilcilerinin yakında Pakistan'da bir araya gelmeyi planladığını söyledi.

Deutschlandfunk radyosuna verdiği demeçte şunları söyledi: "Edindiğim bilgilere göre dolaylı temaslar gerçekleşti ve doğrudan bir görüşme için hazırlıklar sürüyor. Bu görüşmenin çok yakında Pakistan'da gerçekleşmesi bekleniyor."

Bu arada, ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın enerji tesislerini imha etmeden önce savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya varması için verilen süreyi 6 Nisan'a kadar uzatacağını söyledi ve görüşmelerin "çok iyi" gittiğini belirtti. Ancak Tahran, ABD'nin bu teklifini reddederek haksız buldu.


İran’daki radikaller nükleer bomba edinme çağrılarını yoğunlaştırıyor

Planet Labs uydusu tarafından çekilen fotoğrafta, İran’ın İsfahan Nükleer Tesisi’nde yıkılan bir binanın üzerine yeni çatı yapıldığı görülüyor. (Reuters)
Planet Labs uydusu tarafından çekilen fotoğrafta, İran’ın İsfahan Nükleer Tesisi’nde yıkılan bir binanın üzerine yeni çatı yapıldığı görülüyor. (Reuters)
TT

İran’daki radikaller nükleer bomba edinme çağrılarını yoğunlaştırıyor

Planet Labs uydusu tarafından çekilen fotoğrafta, İran’ın İsfahan Nükleer Tesisi’nde yıkılan bir binanın üzerine yeni çatı yapıldığı görülüyor. (Reuters)
Planet Labs uydusu tarafından çekilen fotoğrafta, İran’ın İsfahan Nükleer Tesisi’nde yıkılan bir binanın üzerine yeni çatı yapıldığı görülüyor. (Reuters)

İran’da, ABD-İsrail saldırılarının sürmesiyle birlikte Tahran’ın nükleer silah edinip edinmemesi gerektiğine ilişkin tartışmalar giderek büyüyor. İranlı kaynaklara göre, daha önce kapalı çevrelerde yürütülen bu tartışma, artık kamuoyunda daha sert bir söylemle dile getiriliyor.

Rejim içi verilere göre, 28 Şubat’ta savaşın başında Dini Lider Ali Hamaney’in öldürülmesi, radikal kanadın konumunu güçlendirdi. İki üst düzey İranlı kaynağın Reuters’a verdiği bilgilere göre, Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) nükleer politika üzerindeki etkisi de artış gösterdi.

Batılı ülkeler uzun süredir İran’ın nükleer silah elde etmeye çalıştığını ya da en azından bunu kısa sürede üretebilecek kapasiteye ulaşmayı hedeflediğini öne sürüyor. Ancak Tahran yönetimi, Hamaney’in nükleer silahları yasaklayan fetvasına ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na taraf olmasına atıfla bu iddiaları reddediyor.

Kaynaklardan biri, İran’ın nükleer doktrinini değiştirmeye yönelik bir karar almadığını ve nükleer silah edinmeye yönelik resmi bir plan bulunmadığını belirtti. Ancak rejim içinde etkili bazı çevrelerin mevcut politikayı sorgulamaya başladığı ve gözden geçirilmesi çağrısı yaptığı ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, nükleer programla ilgili müzakereler sürerken gerçekleşen ABD-İsrail saldırıları, bazı karar alıcıların hesaplarını değiştirmiş olabilir. Bu çerçevede, nükleer silah seçeneğinden vazgeçmenin ya da anlaşmaya bağlı kalmanın, artan askeri gerilim ortamında somut bir kazanım sağlamadığı yönünde değerlendirmeler yapılıyor.

Sert söylemlerin yükselişi

Son dönemde İran devlet medyasında, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’ndan çekilme çağrıları artış gösterdi. Bu çağrılar, doğrudan nükleer silah edinme fikrinin de gündeme taşınmasıyla eş zamanlı ilerliyor. Söz konusu yaklaşım, yakın zamana kadar kamuya açık söylemde tabu olarak değerlendiriliyordu.

DMO’ya bağlı Tesnim Haber Ajansı, anlaşmadan hızlı bir şekilde çekilmeyi ve buna karşın sivil nükleer programın sürdürülmesini savunan bir makale yayımladı.

Devlet medyasında yer alan haberlere göre, kısa süre önce hayatını kaybeden Ali Laricani’nin kardeşi, muhafazakâr siyasetçi Muhammed Cevad Laricani de İran’ın anlaşmadaki üyeliğini askıya alması çağrısında bulundu. Cevad Laricani, “Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması askıya alınmalı. Anlaşmanın bizim için herhangi bir fayda sağlayıp sağlamadığını değerlendirecek bir komite kurulmalı. Eğer faydalı olduğu görülürse geri döneriz, değilse onlar saklasın” ifadelerini kullandı.

Bu ayın başlarında ise devlet televizyonunda yayımlanan bir röportajda, muhafazakâr yorumcu Nasır Turabi, kamuoyunun nükleer silah edinilmesi yönünde adım atılmasını talep ettiğini belirtti. Turabi, bunun üretim yoluyla ya da başka yöntemlerle gerçekleştirilebileceğini dile getirdi.

Rejim kurumları içindeki tartışma

Kaynaklar, nükleer dosyanın artık yönetim içindeki çevrelerde açık biçimde tartışıldığını ve başta DMO olmak üzere sertlik yanlısı kanat ile siyasi elitin bazı kesimleri arasında nükleer silah seçeneğine yönelmenin faydası konusunda belirgin görüş ayrılıkları bulunduğunu aktardı.

Tahran yönetimi daha önce de Batı ile yürüttüğü uzun müzakereler sırasında, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’ndan çekilme tehdidini bir pazarlık unsuru olarak kullanmış, ancak bunu hayata geçirmemişti.

Mevcut tartışmaların da bu yaklaşımın devamı olabileceği değerlendiriliyor. Bu süreçte İran’ın nükleer ve bilimsel kapasitesi son haftalarda tekrarlanan saldırılarla hedef alınırken, İsrail ve ABD tarafından daha önce yürütülen hava harekâtının etkileri de sürüyor.

İsrail ise uzun süredir, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerindeki ilerleme ve füze programına dayanarak nükleer silah elde etmeye kısa bir mesafede olduğunu savunuyor.

Şu ana kadar resmi bir değişiklik yapılmadı

Analistler, İran’ın son yıllarda ‘eşik devlet’ konumuna ulaşmayı hedeflediğini belirtiyor. Bu strateji, uluslararası sonuçlardan kaçınmak amacıyla nükleer silaha fiilen sahip olduğunu ilan etmeden, ihtiyaç halinde kısa sürede üretebilecek teknik kapasiteye sahip olmayı ifade ediyor.

Bu çerçevede, DMO liderleri daha önce rejimin varlığının tehdit edilmesi durumunda nükleer silah seçeneğinin gündeme gelebileceği uyarısında bulunmuştu. Mevcut savaş koşullarında bu senaryonun olasılığının arttığı değerlendiriliyor.

Ali Hamaney’in nükleer silahları yasaklayan fetvası, 2000’li yılların başında yazılı bir metne dökülmeden verilmiş, 2019 yılında ise yeniden teyit edilmişti.

Kaynaklardan birine göre, Hamaney’in yokluğu ve daha önce sertlik yanlısı kanadı dengeleyen Ali Laricani’nin öldürülmesi, rejim içinde bu eğilimin dengelenmesini zorlaştırdı.

Aynı kaynak, Hamaney’in ölümünün ardından fetvaya bağlılığın sürüp sürmeyeceğinin belirsizliğini koruduğunu aktardı. Buna karşın, görevi devralan yeni Dini Lider Mücteba Hamaney’in fetvayı kaldırmadığı sürece yürürlükte kalmasının beklendiği, ancak kendisinin göreve gelmesinden bu yana kamuoyu önüne çıkmadığı ifade edildi.


Trump, İran'daki enerji santrallerini hedef alma süresini 6 Nisan'a kadar uzattı

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, dün Beyaz Saray'da Başkan Donald Trump ile bir araya geldi (EPA)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, dün Beyaz Saray'da Başkan Donald Trump ile bir araya geldi (EPA)
TT

Trump, İran'daki enerji santrallerini hedef alma süresini 6 Nisan'a kadar uzattı

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, dün Beyaz Saray'da Başkan Donald Trump ile bir araya geldi (EPA)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, dün Beyaz Saray'da Başkan Donald Trump ile bir araya geldi (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran hükümetinin talebi üzerine İran'daki enerji santrallerine yönelik saldırılar başlatma süresini 10 gün süre ile 6 Nisan'a kadar uzatacağını, Tahran ile görüşmelerin "çok iyi" gittiğini söyledi.

Truth Social'da yaptığı bir paylaşımda şunları belirtti: "İran hükümetinin talebi üzerine, santralin imhası için verilen süreyi 10 gün uzatarak, 6 Nisan 2026 Pazartesi günü Doğu Saatiyle 20:00'ye kadar durduruyorum."

Şöyle devam etti: "Görüşmeler devam ediyor ve sahte haber kaynakları ile diğerleri tarafından yayılan yanıltıcı açıklamalara rağmen, görüşmeler çok iyi ilerliyor."