Tahran, Avrupalı diplomatlar ile yapılacak görüşmeler öncesinde İran asıllı Alman vatandaşı bir kadını serbest bıraktı

İran asıllı Alman vatandaşı Nahid Taghavi, geçtiğimiz eylül ayında Tahran'daki Evin Cezaevi’nden şartlı tahliye edildikten sonra ev hapsindeyken (DPA)
İran asıllı Alman vatandaşı Nahid Taghavi, geçtiğimiz eylül ayında Tahran'daki Evin Cezaevi’nden şartlı tahliye edildikten sonra ev hapsindeyken (DPA)
TT

Tahran, Avrupalı diplomatlar ile yapılacak görüşmeler öncesinde İran asıllı Alman vatandaşı bir kadını serbest bıraktı

İran asıllı Alman vatandaşı Nahid Taghavi, geçtiğimiz eylül ayında Tahran'daki Evin Cezaevi’nden şartlı tahliye edildikten sonra ev hapsindeyken (DPA)
İran asıllı Alman vatandaşı Nahid Taghavi, geçtiğimiz eylül ayında Tahran'daki Evin Cezaevi’nden şartlı tahliye edildikten sonra ev hapsindeyken (DPA)

Tahran, Avrupalı diplomatlar ile İranlı mevkidaşları arasında Cenevre'de nükleer müzakereleri canlandırmak amacıyla yapılacak görüşmeler öncesinde, İran asıllı Alman vatandaşı Nahid Taghavi'yi tutuklanmasından dört yıl sonra serbest bıraktı.

Uluslararası Af Örgütü yaptığı açıklamada, Taghavi'nin dün güvenli bir şekilde Almanya'ya indiğini söyledi.

İnsan hakları aktivisti Taghavi, ‘yasadışı bir gruba’ liderlik ettiği gerekçesiyle 10 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Sağlık durumundaki ‘ciddi kötüleşmenin’ ardından Taghavi eylül ayında Tahran'daki Evin Cezaevi’nden şartlı tahliye edildi. Ailesine göre serbest bırakılma koşullarından biri elektronik kelepçe takması ve başkent Tahran'daki evinden bir kilometreden fazla uzaklaşmasına izin verilmemesiydi.

Uluslararası Af Örgütü'ne göre Taghavi'nin kızı Meryem Claren, “Annem sonunda eve döndü. Sevincimizi anlatmaya kelimeler yetmez” ifadelerini kullandı. Claren ayrıca, annesinin hayatından çalınan dört yıl ve Evin Cezaevi’nde katlanmak zorunda kaldığı zulüm için duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Claren X platformunda yaptığı bir paylaşımda, İran'da bin 500 günden fazla hapis yatan annesinin serbest bırakılması için çabalayan herkese teşekkür etti.

Berlin ve Tahran arasındaki ilişkiler geçtiğimiz ekim ayında, İsrail'in İran'ın stratejik askeri bölgelerine düzenlediği hava saldırısından 48 saat sonra İran'ın İran asıllı Alman vatandaşı Cemşid Şarmehd'i idam ettiğini açıklamasının ardından daha önce görülmemiş bir şekilde gerilmişti.

Taghavi'nin serbest bırakıldığının açıklanması, ABD'nin tutuklama emri üzerine İtalya'da gözaltına alınan İranlı iş adamı Muhammed Rıza Abidini'nin, İtalya Adalet Bakanı Carlo Nordio'nun tutukluluğunun kaldırılması talebinde bulunmasının ardından dün ülkesine dönmesinden saatler sonra gerçekleşti.

Abidini geçtiğimiz ay Milano'da gözaltına alınmış ve Washington'un 2024 yılında Ürdün'de üç ABD askerinin ölümüne yol açan saldırıda kullanıldığını söylediği insansız hava araçlarına (İHA) parça tedarik etmekle suçlanmıştı. İran ise saldırıda dahli olduğunu reddetmişti.

İtalyan medyası, Abidini'nin gözaltına alınmasından üç gün sonra İtalyan gazeteci Cecilia Sala'nın Tahran'da gözaltına alınmasını ilişkilendirdi. Sala geçtiğimiz çarşamba günü serbest bırakıldı ve İtalya'ya döndü. İran, Abidini'yi serbest bırakması için Roma'ya baskı yapmak amacıyla Sala’yı hapsettiği suçlamalarını reddetti.

Cenevre'deki görüşmeler

Taghavi'nin serbest bırakılmasının İran ile İtalya arasındaki mahkûm takasıyla bağlantılı olup olmadığı belirsiz.

İki taraf arasındaki mahkûmların serbest bırakılması, ABD Başkanı Donald Trump'ın önümüzdeki hafta Beyaz Saray'daki görevine başlamasından önce, Tahran'ın nükleer gerilimi yatıştırmak için Avrupalı güçlerin güvenini kazanmaya çalıştığı bir dönemde gerçekleşti.

Cenevre bugün, Trump'ın başkanlığa seçilmesinden bu yana Tahran ile Avrupa Troykası (Fransa, Almanya, İngiltere) arasında nükleer programa ilişkin ikinci tur görüşmelere ev sahipliği yapıyor.

Bugünkü görüşme, İran ile üç Avrupa ülkesinin temsilcileri arasında Cenevre'de yapılan ve hiçbir ilerleme kaydedilmeyen gizli müzakerelerin üzerinden iki aydan kısa bir süre geçtikten sonra gerçekleşiyor. Bu görüşme, geçtiğimiz eylül ayında Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu çerçevesinde yapılan toplantının ardından İranlı diplomatlar ile Avrupalı mevkidaşları arasında yapılan ikinci görüşme.

sdvfgrthyu
Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel, New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu çerçevesinde İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile bir araya geldi. (AB)

Batılı güçler, İran'ın nükleer programının daha önce görülmemiş düzeyde nükleer silah yapımına elverişli miktarlara ulaşmasından endişe duyuyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi bugün yaptığı açıklamada, iki gün sürmesi beklenen görüşmelerde ‘çok çeşitli konuların’ ele alınacağını söyledi. “Tahran için bu görüşmelerin ana hedefi, İran üzerindeki yaptırımların kaldırılmasıdır” diyen Bekayi, ülkesinin ‘diğer tarafların tartışmak istediği konuları da dinlediğini’ ifade etti. Fransa Dışişleri Bakanlığı bugünkü toplantının ‘Avrupa Troykası’nın, ilerleme düzeyi son derece sorunlu olan İran'ın nükleer programına diplomatik bir çözüm bulmak için çalışmaya devam ettiğinin bir göstergesi’ olduğunu bildirdi. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na (UAEA) göre Tahran aralık ayı başında Fordo nükleer tesisinde ‘uzun vadede yüzde 60 düzeyinde zenginleştirilmiş uranyum üretim oranını önemli ölçüde arttıracak’ yeni santrifüjleri beslemeye başladığını duyurdu.

UAEA geçtiğimiz ay, İran'ın Fordo nükleer tesisindeki uranyum zenginleştirme hızını iki katına çıkardığını açıkladı. Fransa, Almanya ve İngiltere 6 Aralık'ta BM Güvenlik Konseyi'ne gönderdikleri bir mektupta ‘ciddi endişelerini’ dile getirerek İran'dan nükleer tırmanışı derhal tersine çevirmesini talep ettiler. Üç ülke, ‘nükleer silah edinmesini önlemek’ amacıyla İran'a yeniden yaptırım uygulamak için Snapback mekanizmasını harekete geçirmekle tehdit etti. İran'ın 2015 yılında Fransa, Almanya, Birleşik Krallık, Çin, Rusya ve ABD ile imzaladığı ve kendisine uygulanan uluslararası yaptırımların hafifletilmesi karşılığında nükleer programının uluslararası denetime tabi tutulmasını öngören nükleer anlaşma, yaptırımların yeniden uygulanmasına olanak tanıyan bir mekanizma içeriyor. 2015 anlaşmasının uygulanmasını ele alan 2231 sayılı karar, anlaşmanın yürürlüğe girmesinden on yıl sonra, Ekim 2025'te sona eriyor.

‘Ana stratejik zorluk’

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 6 Ocak'ta yaptığı açıklamada, İran'ı Ortadoğu'daki ‘ana stratejik zorluk ve güvenlik sorunu’ olarak tanımladı ve ‘nükleer programının hızlanmasına’ karşı uyarıda bulundu. Diğer yandan İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, yaptırımların kaldırılması karşılığında ülkesinin nükleer programının niteliği hakkında daha fazla güven yaratmak için çalışacağı sözünü verdi. UAEA’ya göre İran, nükleer silahı olmayan ve uranyumu yüzde 60 oranında zenginleştiren tek ülke. İran yüzde 60 zenginleştirme eşiğine ulaşarak, nükleer silah yapmak için gereken yüzde 90 eşiğine yaklaşmış oluyor. İran atom bombası arayışında olduğunu reddediyor. Batılı ülkeler, güvenilir bir sivil program kapsamında uranyumu bu kadar yüksek düzeyde zenginleştirmek için hiçbir gerekçe olmadığını ve hiçbir ülkenin nükleer bomba üretmeden bu zenginleştirme düzeyine ulaşmadığını söylüyor.

Kritik dönem

Görüşmeler, İsrail'in Hamas ve Hizbullah'a yönelik saldırıları ve sonrasında Suriye'de Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından Ortadoğu'daki etkisi gerileyen İran için kritik bir zamanda gerçekleşiyor.

İran geçtiğimiz aylarda stratejik altyapısının İsrail-ABD saldırılarına maruz kalması halinde nükleer doktrinini değiştirebileceğine dair sinyaller gönderdi. Axios haber sitesi, Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan'ın kısa süre önce Başkan Joe Biden'a, Tahran'ın Trump göreve gelmeden önce nükleer silah geliştirme yolunda ilerlemesi halinde ABD'nin İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir saldırısına ilişkin seçenekleri sunduğunu bildirdi. İran, 20 Ocak'ta göreve başlayacak olan Donald Trump'ın, İran'ı bölgesel davranışlarını değiştirmeye zorlamak amacıyla ilk döneminde (2017-2021) benimsediği ‘maksimum baskı’ politikasına geri döneceğinden korkuyor.

Trump'ın Beyaz Saray'a dönüşü, Tahran'ın uranyum zenginleştirmede silah üretim seviyesine yakın ileri seviyelere ulaşması nedeniyle Tahran'la, özellikle de İran'ın nükleer dosyasıyla nasıl başa çıkacağı konusunda soru işaretleri yarattı.

Yeni Trump yönetimi ve Tahran, Trump'ın 20 Ocak'ta göreve gelmesinden sonra çatışma mı yoksa bir tür diplomatik anlayış mı arayacakları konusunda karışık mesajlar verdi.

Joe Biden yönetiminin nükleer anlaşmayı canlandırmak için İran'la yürüttüğü görüşmeleri destekleyip desteklemeyeceği belli olmayan Trump, bunun yerine daha çatışmacı bir yaklaşım ve anlaşmaya karşı çıkan İran'ın baş düşmanı İsrail ile daha yakın bir ittifak sözü verdi. Diğer taraftan İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ağustos ayında göreve geldiğinden bu yana anlaşmanın canlandırılması için yeni müzakereler yapılması arzusunu dile getirdi ve ekonomisini canlandırmak için ülkesine yönelik yaptırımları hafifletmeye çalıştı.

ABD Başkanı Joe Biden ile Tahran yönetimi arasındaki dolaylı görüşmeler anlaşmayı canlandırmayı başaramadı ve İran, Natanz nükleer tesisinde uranyumu yüzde 60 oranında zenginleştirmeye başladı. Nükleer anlaşmanın imzacılarından Rusya'nın Ukrayna savaşına girmesi, İran'daki protestolar ve Gazze Şeridi'nde patlak veren savaş nedeniyle diplomatik yolda gerilemeler yaşandı.



Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran’a sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi. Pentagon ise İran’a yönelik haftalar sürebilecek bir operasyon için hazırlıklarını sürdürüyor; operasyonun güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da hedef alabileceği belirtiliyor.

Reuters’ın analizine göre, olası saldırı haberleri, Trump’ın danışmanlarının ekonomik kaygılara odaklanması için baskı yaptığı bir döneme denk geliyor. Bu durum, bu yıl yapılacak ara seçimler öncesinde herhangi bir askeri tırmanışın siyasi risklerini öne çıkarıyor.

Trump, Ortadoğu’daki Amerikan birliklerinin yoğun şekilde takviye edilmesini ve İran’a olası bir hava saldırısına hazırlanılmasını emretti; operasyonun haftalar sürebileceği belirtilse de detay verilmedi.

Uzmanlar, Trump’ın İran’a odaklanmasını, ikinci döneminin ilk 13 ayında dış politikanın -özellikle askeri gücün geniş kullanımının- iç politika konularının önüne geçtiğinin en somut göstergesi olarak değerlendiriyor. Bu dönemde ABD halkının çoğunluğunun önceliği olan yaşam maliyeti gibi iç meseleler büyük ölçüde gölgede kaldı.

Trump’ın danışmanları, seçim öncesinde ekonomiye odaklanılması çağrısında bulundu

Beyaz Saray’dan üst düzey bir yetkili, Trump’ın agresif söylemine rağmen yönetim içinde İran’a saldırı konusunda henüz ‘destek’ bulunmadığını açıkladı. Kimliği açıklanmayan yetkili, Trump’ın danışmanlarının, kararsız seçmenlere ‘karışık mesajlar’ vermekten kaçınmanın ve ekonomiye öncelik vermenin önemini de fark ettiklerini belirtti.

Beyaz Saray danışmanları ve Cumhuriyetçi Parti kampanya yetkilileri, Trump’ın ekonomik konulara odaklanmasını istiyor. Geçen hafta bazı kabine üyeleriyle yapılan özel bir brifingde de bu konunun kampanyanın en önemli meselesi olduğu vurgulandı; toplantıya Trump katılmadı, ancak kaynak toplantıya katılanlardan biri olarak bilgi verdi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre başka bir Beyaz Saray yetkilisi yaptığı açıklamada, Trump’ın dış politika gündeminin ‘doğrudan Amerikan halkı için kazançlar’ sağladığını söyledi. Yetkili, “Başkanın tüm adımları (ister dünyayı daha güvenli hale getirmek, ister ülkemiz için ekonomik kazanımlar sağlamak olsun) ABD’yi önceliklendiriyor” dedi.

Kasım ayında yapılacak seçimler, Trump’ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre’nin her iki kanadındaki kontrolünü koruyup koruyamayacağını belirleyecek. Demokratların bir veya her iki meclisi kazanması, Trump için kalan başkanlık döneminde ciddi bir siyasi engel oluşturabilir.

Cumhuriyetçi stratejist Rob Godfrey, İran ile uzun süreli bir çatışmanın Trump ve Cumhuriyetçiler için büyük bir siyasi tehdit oluşturacağını söyledi. Godfrey, “Başkan, üç kez art arda Cumhuriyetçi Parti’den aday olmasını sağlayan siyasi tabanı göz önünde bulundurmalı; bu taban dış politikaya şüpheyle bakıyor ve dış çatışmalara karışılmasına karşı; çünkü ‘sonsuz savaşları bitirme’ vaat edilmiş açık bir seçim taahhüdüydü” dedi.

Cumhuriyetçiler, seçim kampanyasında geçen yıl Kongre tarafından onaylanan vergi indirimleri ile konut maliyetlerini ve reçeteli bazı ilaçları düşürmeye yönelik programları öne çıkarmayı planlıyor.

Venezuela’dan daha güçlü bir düşman

Bazı muhalif seslere rağmen, Trump’ın izoleci yaklaşımını savunan MAGA (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) hareketinin destekçileri, geçen ay Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu görevden alan ani müdahaleyi destekledi. Ancak ABD, İran ile bir savaşa girerse Trump daha güçlü bir direnişle karşılaşabilir.

Trump, İran’ın nükleer programıyla ilgili bir anlaşmaya varılmaması durumunda ülkeyi bombalamakla defalarca tehdit etti. Dün de uyarısını tekrarlayarak, “Onlar için adil bir anlaşma yapmaları en iyisi” dedi.

İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)

ABD, geçtiğimiz haziran ayında İran’daki nükleer tesisleri hedef aldı ve Tahran’ı, tekrar bir saldırıya uğraması durumunda sert bir yanıt vermekle tehdit etti.

Trump destekçileri ‘kararlı ve sınırlı önlemleri’ destekliyor

Trump, 2024 yılında ikinci başkanlık dönemini kazanırken büyük ölçüde ‘Önce Amerika’ yaklaşımına dayandı; bu yaklaşım yüksek enflasyonu düşürme ve maliyetli dış çatışmalardan kaçınma taahhütlerini içeriyordu. Ancak anketler, yüksek fiyatları düşürme konusunda Amerikan halkını ikna etmekte zorlandığını gösteriyor.

Buna karşın Cumhuriyetçi stratejist Lauren Kole, Trump’ın destekçilerinin, eylem belirleyici ve sınırlı olduğu takdirde İran’a karşı askeri adımları destekleyebileceğini söyledi. Kole, “Beyaz Saray, atılacak her adımı Amerikan güvenliği ve iç ekonomik istikrarla açık şekilde ilişkilendirmeli” dedi.

Ancak anketler, halkın başka bir dış savaşa girme konusunda isteksiz olduğunu gösteriyor. Trump’ın seçmenlerin ekonomik kaygılarını tamamen çözme vaadini yerine getirmedeki zorlukları göz önüne alındığında, İran ile olası bir tırmanış, başkan için ciddi riskler taşıyor. Trump, Reuters ile yaptığı son röportajda, partisinin ara seçimlerde zorluklarla karşılaşabileceğini kabul etmişti.

Savaşın çeşitli nedenleri

Tarih boyunca dış politika nadiren ara seçimlerde seçmenler için belirleyici bir konu olmuştur. Ancak Trump, Ortadoğu’ya iki uçak gemisi, savaş gemileri ve savaş uçaklarını içeren büyük bir güç sevk edince, İran önemli tavizler vermediği sürece askeri bir harekât gerçekleştirmekten başka seçeneği kalmamış olabilir. Aksi takdirde uluslararası alanda zayıf görünme riskiyle karşı karşıya.

Trump’ın olası bir saldırı için sunduğu gerekçeler ise belirsiz ve çeşitli. Ocak ayında, İran hükümetinin ülke genelindeki halk protestolarını bastırma kampanyasına yanıt olarak saldırı tehdidinde bulundu, ancak daha sonra geri adım attı.

"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Son dönemde ise askeri tehditlerini İran’ın nükleer programını sona erdirme talepleriyle ilişkilendirdi ve ‘rejim değişikliği’ fikrini gündeme getirdi. Ancak kendisi ve yardımcıları, hava saldırılarının bunu nasıl gerçekleştireceğini açıklamadı.

Beyaz Saray’daki ikinci yetkili, Trump’ın ‘her zaman diplomasiyi tercih ettiğinin ve İran’ın geç olmadan anlaşmaya varması gerektiğinin’ açık olduğunu söyledi. Yetkili, başkanın ayrıca İran’ın ‘nükleer silaha sahip olamayacağını, üretim kapasitesi bulunamayacağını ve uranyum zenginleştiremeyeceğini’ vurguladığını bildirdi.

Birçok gözlemci, Trump’ın bu belirsizliğini, Başkan George W. Bush’ın 2003’te Irak’ı işgal etme gerekçesiyle ortaya koyduğu net hedeflerle karşılaştırıyor.

Bush, ülkenin kitle imha silahlarını yok etmeyi amaçladığını açıkça belirtmişti; ancak bu hedeflerin daha sonra yanlış istihbarat ve asılsız iddialara dayandığı ortaya çıkmıştı.

Godfrey, ara seçimlerde belirleyici rol oynayan bağımsız seçmenlerin, Trump’ın İran ile nasıl başa çıktığını yakından izleyeceğini söyledi. Godfrey, “Seçmenler ve başkanın tabanı, Trump’ın argümanlarını sunmasını bekleyecek” dedi.


Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
TT

Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)

ABD ordusu, son aylarda yaşanan benzer olayların sonuncusu olarak, Doğu Pasifik'te bir tekneyi bombaladığını ve üç mürettebatın öldüğünü açıkladı.

Trump yönetimi, bölgede uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle imha edilen gemilerin başarısını övüyor. ABD ordusu, X platformunda yaptığı bir paylaşımda, teknenin "uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarına karıştığını" belirtti.


Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
TT

Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)

Venezuela'nın geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez, devlet televizyonunda dün yayınlanan konuşmasında, "daha demokratik, daha adil ve daha özgür bir Venezuela" inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Rodriguez, yüzlerce siyasi mahkumu serbest bırakacak tarihi af yasasının kabul edilmesinden bir gün sonra, dün yaptığı açıklamada, "Bugün daha demokratik, daha adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz ve bu herkesin çabasıyla yapılmalıdır" ifadelerini kullandı.