Yeni devletin inşası sırasında Suriye siyasi söylemi

Sürdürülebilir bir siyasi çerçeve ve meşru bir yönetim yapısı oluşturmanın önemi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’yi Ankara'da Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda kabul etti. Görüşmede Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da hazır bulundu (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’yi Ankara'da Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda kabul etti. Görüşmede Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da hazır bulundu (AFP)
TT

Yeni devletin inşası sırasında Suriye siyasi söylemi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’yi Ankara'da Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda kabul etti. Görüşmede Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da hazır bulundu (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’yi Ankara'da Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda kabul etti. Görüşmede Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da hazır bulundu (AFP)

Ömer Önhon

Suriye’deki yeni yönetimden Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra ve Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı Enes Hattab’ın aralarında bulunduğu üst düzey bir heyet, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve diğer üst düzey yetkililerle görüşmelerde bulunmak üzere Türkiye'yi ziyaret etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da heyet üyelerini kabul etti.

Uzun yıllar yaşadığı ve İstanbul'daki bir üniversitede yüksek lisans ve doktorasını tamamladığı Türkiye'yi yakından tanıyan Şeybani, Türkiye'ye yaptığı ilk resmi ziyareti sosyal medya üzerinden Türkçe olarak duyurdu. Şeybani, ‘geçtiğimiz 14 yıl boyunca Suriye halkını yalnız bırakmayan Türkiye Cumhuriyeti'ni ziyaret ettiğini’ belirtti.

Kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerin detayları açıklanmasa da Fidan ve Şeybani’nin daha sonra düzenledikleri ortak basın toplantısı oldukça olumlu mesajlar içeriyordu. Özellikle Hakan Fidan'ın Türkiye’nin istihbarat paylaşımı ve askeri kapasite geliştirme de dahil olmak üzere geniş bir yelpazede savunma ve güvenlik konularında Suriye hükümetine destek vermeye hazır olduğunu teyit etmesi dikkati çekti.

Türkiye'nin DEAŞ’a karşı mücadelede ve DEAŞ’lılar ile ailelerinin kaldığı mülteci kamplarının yönetiminde Suriye’ye yardım etmeye hazır olduğunu açıkça vurgulayan Fidan, “Suriye'ye operasyonel destek sağlayabiliriz” dedi.

Öte yandan Şeybani, Suriye'nin kendi topraklarından Türkiye'ye yönelik herhangi bir tehdit oluşmamasını sağlayacaklarını ve Suriye'nin kuzeydoğusunun merkezi hükümetin kontrolü altına girerek Arap kimliğini yeniden kazanacağını vurguladı.

Bu açıklamalar, özellikle Suriye'nin karşı karşıya olduğu zorluklar çerçevesinde Suriye-Türkiye ilişkileri için umut vaat ediyor. Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) lideri ve devlet başkanı yetkilerini kullanan Ahmed eş-Şera ve Dışişleri Bakanı Şeybani’nin ülkeyi ileriye taşımak ve yeniden inşa çabalarına uluslararası destek çekmek için aktif bir şekilde çalıştığı Suriye'de yeni bir yönetim ve belki de yeni bir devlet kuruluyor.

Kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerin ayrıntıları açıklanmazken, görüşmelerin ardından Fidan ve Şeybani tarafından düzenlenen ortak basın toplantısında son derece olumlu mesajlar verildi.

Şeybani diplomatik çalışmaları çerçevesinde Fransa, Almanya ve İtalya dışişleri bakanlarının yanı sıra ABD ve Avrupa Birliği (AB) heyetleri gibi çok sayıda Arap ve Batı ülkesinden yetkililerle görüşmeler gerçekleştirdi.

Bu diplomatik ivme her ne kadar yeni yönetimin uluslararası taraflarca tanınması açısından önemli olsa da HTŞ'nin El Kaide ve Nusra Cephesi kökenli olması nedeniyle şüpheciler devam ediyor. Öte yandan HTŞ liderliğindeki yeni yönetim, Suriye halkı ya da Suriye Halk Meclisi tarafından seçilmediği için meşru siyasi otorite iddiasında bulunamıyor.

Sürdürülebilir bir siyasi çerçeve ve meşru bir yönetim yapısı oluşturmak son derece önemli olsa da bu görev karmaşık ve zor olmaya devam ediyor. Bu görev için hem zaman hem de sabır gerekiyor. Ancak zaman daralıyor ve siyasi istikrarın sağlanmasındaki gecikmeler ülkeyi yeni bir krize sürükleyebilir.

Geçici hükümetin görev süresinin mart ayında sona ermesi ve daha geniş kapsamlı bir geçiş hükümetinin görevi devralması bekleniyor. Suriye toplumunun çeşitliliğini yansıtan ve Suriye'nin dört bir yanından bin 200'den fazla temsilciyi bir araya getirecek olan Ulusal Diyalog Konferansı önemli bir dönüm noktası olacak.

Ulusal Diyalog Konferansı’nın Ahmed eş-Şera’ya geçiş döneminde, ulusal seçimler yapılana kadar ülkeyi yönetmesi için yetki vermesi bekleniyor. Bu yetki aynı zamanda bir geçiş hükümetinin kurulmasını ve Suriye'nin geleceğini belirleyecek yeni bir anayasanın hazırlanmasını da içeriyor. Ancak bu kritik aşamada Suriye, ülkeyi istikrara kavuşturmak ve yeniden inşa sürecini mümkün kılmak için uluslararası toplumun desteğine ihtiyaç duymaya devam ediyor.

Suriye ile olan 911 kilometrelik sınırından kaynaklanan ağırlığıyla Suriye krizinde her zaman belirleyici bir rol oynayan Türkiye, 2011'den bu yana Suriye sahnesindeki gelişmelerde, özellikle de HTŞ'yi iktidara getiren süreçte etkili bir oyuncu olarak öne çıktı. Türkiye bugün Suriye üzerinde, özellikle de yaklaşan yeniden inşa sürecinde, önemli bir etki yaratabilecek ayrıcalıklı bir konumda.

Türkiye'nin en önemli önceliği Kürtlerin ağırlıkta olduğu Halk Koruma Birlikleri'ni (YPG) ortadan kaldırmak ve topraklarında barındırdığı yaklaşık üç milyon Suriyeli mültecinin geri dönüşünü kolaylaştırmak. YPG ideolojik olarak PKK ile bağlantılı. PKK kurucusu Abdullah Öcalan'ı lideri olarak gören YPG saflarında Türkiye'den çok sayıda PKK’lı yer alıyor. YPG, ABD tarafından Suriye’de DEAŞ’a karşı başlıca yerel müttefik olarak eğitilen ve silahlandırılan 80 bini aşkın üyeli bir askeri güce dönüştü.

Türkiye ve Suriye, 1990'lı yılların sonlarında Şam'ın PKK'ya verdiği destek ve Abdullah Öcalan'a ev sahipliği yapması nedeniyle neredeyse askeri bir çatışmanın eşiğine gelmişti. Suriye, Öcalan'ı topraklarından çıkararak ve 1998 yılında Adana Anlaşması’nı imzalayarak bu krizi önledi.

Bugün YPG'yi Suriye'nin kuzeydoğusunda bağımsız bir silahlı güç olarak kabul etmeyen Türkiye, uzun yıllardır YPG’nin altyapısını ve üst düzey liderlerini hedef alıyor. Ankara, YPG'nin tamamen dağıtılmasını ve Suriyeli olmayan üyelerinin, özellikle de Türkiye'den katılan PKK bağlantılı olanların YPG saflarından çıkarılmasını talep ediyor.

Türkiye'nin YPG ile çatışması ve Türkiye içindeki sözde uzlaşı süreci ile ABD ve Kürt birlikleri arasındaki iş birliği, Suriye hükümetinin bu çetrefilli dosyayı yönetme çabasına ilave zorluklar ve yeni engeller ekliyor.

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Lideri Mazlum Abdi, birkaç gün önce Şam'da Ahmed eş-Şera ile bir araya gelerek SDG'nin yeni rejime nasıl entegre edileceğini, orduya katılıp katılmayacağını ve bunun için hangi mekanizmanın kullanılacağını görüştü. Abdi ve Şera, Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde bir tür yerel yönetimin kurulup kurulmayacağını ve SDG kontrolündeki bölgelerdeki petrol sahalarının geleceğini de ele aldı.

dvfgbrh
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Ankara'da düzenlediği basın toplantısında (AFP)

Suriye'deki yeni yönetim, aynı derecede önemli bir konu olan çeşitli grupların derhal silahsızlandırılması ve Savunma Bakanlığı çatısı altına toplanması meselesiyle de ilgilenmeli. Ahmed eş-Şera, silahlı grupların bu vizyonu kabul ettiğini belirtse de bu tam olarak doğru değil. YPG prensipte buna karşı çıkmayabileceğini açıkladı, ancak konunun tartışılması gerektiğini vurguladı.

Suriye'nin güneyinde Suveyda, Dera ve Kuneytra'daki silahlı gruplar ise aynı görüşte değil. Gelişmelerin nasıl ilerleyeceğini bekliyorlar. Bu grupların başında ise Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve hatta İsrail gibi bazı bölgesel tarafla bağlantıları olduğu bilinen Ahmed el-Avde liderliğindeki Güney Operasyonları Odası geliyor.

Türkiye, HTŞ ve Suriye Milli Ordusu (SMO) arasındaki ilişkiler iyi biliniyor ve artık bu ilişkilerin devletler arası düzeyde ve uygun bir yasal zeminde yeniden yapılandırılması gerekiyor.

Türkiye ile Beşşar Esed yönetimindeki eski Suriye arasında iki önemli güvenlik anlaşması vardı. Bunlardan biri 1998 yılında imzalanan ve Türkiye ile Suriye arasındaki krizi sona erdiren Adana Anlaşması'ydı. Bu anlaşma, iyi bir şekilde uygulandı, ancak krizin patlak vermesinin ardından 2012 yılında askıya alındı.

Türkiye, HTŞ ve SMO arasındaki ilişkiler iyi biliniyor ve artık bu ilişkilerin devletler arası düzeyde ve uygun bir yasal zeminde yeniden yapılandırılması gerekiyor.

Şam, 2010 yılında olumlu yönde değişen koşulları dikkate alan yeni bir anlaşma imzalanmasını önermiş, Ankara da Adana Anlaşması'nın iptali anlamına gelmemesi koşuluyla bunu kabul etmişti. Aynı yıl iki ülkenin dışişleri bakanları Ahmet Davutoğlu ve Velid Muallim, ‘Terör ve Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşması’nı imzaladılar. Fakat anlaşma 2011 krizi nedeniyle yürürlüğe girmedi.

Bunun da ötesinde, ABD ve Batı ülkelerinden müttefikleri, DEAŞ’ın yeniden ortaya çıkma ihtimali ve DEAŞ’lılar ile ailelerinin hapishanelerde ve kamplarda tutulması gerektiği konusunda giderek daha fazla endişe duyuyor. ABD, Türkiye ve Suriye hükümetine karşı destek kazanmak için Batı'nın hassasiyetlerini ve korkularını kendi lehine kullanan SDG’yi bu konuda güvenilir bir ortak olarak görüyor.

Suriyeli Kürtlerin Fransa'ya yaptığı destek çağrısı ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Fransa'nın Suriye'deki Kürtleri yalnız bırakmayacağı yönündeki açıklamasını değerlendiren Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye'nin Suriye'de muhatabının ABD olduğunu belirterek ‘Avrupa'daki bazı küçük ülkelerin Amerika'nın şemsiyesi altında söz söylemeye dönük politikalarının kendilerine hiçbir katkısı olmadığını’ vurguladı.

Ancak ABD’nin seçilmiş Başkanı Donald Trump henüz Suriye politikasını açıklamadı ve SDG gibi ABD tarafından eğitilen ve donatılan bir silahlı gücün ortadan kaldırılmasına göz yummayabilir. Buna karşın ABD, Türkiye'yi karşısına almak istemeyecektir. Hatta ABD'li yetkililer son zamanlarda Türkiye'nin güvenlik kaygılarını anladıklarını belirten açıklamalar yaptılar.

Türk ve ABD'li yetkililer arasında bu konuda bazı görüşmeler yapıldı. ABD'nin Ankara, Şam ve SDG arasında arabulucu rolü oynadığı söyleniyor. Bundan bir hafta önce ABD Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşler Müsteşar Vekili John Bass, kısa bir süre içinde ikinci kez Türkiye'yi ziyaret etti. Görüşmelerin sonunda yapılan açıklamalara olumsuz bir hava hakim değilse de hala çözülmesi gereken bazı sorunlar olduğu açıktı.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla’dan dergisinden çevrilmiştir.



Barış Kurulu alay konusu oldu: Neredeyse yarısı ABD'ye giremiyor

Birleşmiş Milletler'e alternatif oluşturmayı amaçlayan Barış Kurulu'nun açılışında en az 18 ülke sahnede temsil edildi (Reuters)
Birleşmiş Milletler'e alternatif oluşturmayı amaçlayan Barış Kurulu'nun açılışında en az 18 ülke sahnede temsil edildi (Reuters)
TT

Barış Kurulu alay konusu oldu: Neredeyse yarısı ABD'ye giremiyor

Birleşmiş Milletler'e alternatif oluşturmayı amaçlayan Barış Kurulu'nun açılışında en az 18 ülke sahnede temsil edildi (Reuters)
Birleşmiş Milletler'e alternatif oluşturmayı amaçlayan Barış Kurulu'nun açılışında en az 18 ülke sahnede temsil edildi (Reuters)

Maira Butt 

ABD Başkanı Donald Trump'ın "Barış Kurulu"ndaki ülkelerin neredeyse yarısının, Trump'ın seyahat yasağı kapsamında ABD'ye girişinin yasaklandığı ortaya çıktıktan sonra kurul yine alay konusu oldu.

Trump, İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nda perşembe günü düzenlenen büyük bir törenle Birleşmiş Milletler alternatifini açıklamıştı.

Çeşitli ülkelerin temsilcilerini sahneye davet ederek hepsiyle "arkadaş" olduğunu söylemişti.

Bu ülkeler arasında Arjantin, Ermenistan, Azerbaycan, Bahreyn, Bulgaristan, Macaristan, Endonezya, Ürdün, Kosova, Moğolistan, Fas, Pakistan, Paraguay, Katar, Suudi Arabistan, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Özbekistan vardı.

Hiçbir Avrupa ülkesinin yer almaması dikkat çekerken Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in davet edildiği haberleri dolaşıyordu.

Diğer yandan Amerikalı lider göçü ve ABD'ye girişi kısıtlamak için bu yılın başlarında daha da sıkı bir seyahat yasağı getirmişti. Yönetim, 75 ülkeden gelen kişiler için göçmen vizesi işlemlerini süresiz askıya almıştı ve bunların çoğu Barış Kurulu'nda.

Ermenistan, Azerbaycan, Ürdün, Kosova, Moğolistan, Fas, Pakistan ve Özbekistan'ın göçmen vizelerine ilişkin kısıtlamalara tabi tutulması, Trump'ın "şimdiye kadar oluşturulmuş en önemli organlardan biri olma şansına sahip" dediği girişimin etkinliği hakkında soru işaretleri doğuruyor.

Trump'ın, ABD arabuluculuğunda İsrail'le Hamas arasında yapılan ateşkes anlaşmasına dahil olmasıyla ortaya çıkan kurulun müstakbel üyelerinin, katılmak için 1 milyar dolar katkı sunması bekleniyor.

Damat Jared Kushner, Yeni Gazze'nin veri merkezi, lüks daireler ve "kıyı turizmi" içeren tuhaf yeni resimlerini kurulun açılış töreninde gözler önüne sermişti.

Sunumda, lüks daireler ve veri merkezlerinin CGI'yla oluşturulmuş görüntüleri ve 100 binden fazla konut ve 75 tıbbi tesis inşa etme planları vardı.

Eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'in, Trump'ın başkanlık edeceği kurulun üyesi olması tartışmalara yol açtı.

ABD Başkanı toplantıda "Amerika büyüdüğünde, tüm dünya büyür" demişti. 

Bu kurul, şimdiye kadar oluşturulmuş en önemli organlardan biri olma şansına sahip ve onun başkanlığını yapmak benim için büyük bir onur.

(AFP)(AFP)

Trump şöyle açıklamıştı: 

Barış kurulu aslında dünyanın en üst düzey liderlerinden oluşuyor. Geçen ekimde Gazze'deki çatışmanın kalıcı olarak sonlandırılmasına yönelik bir plan yayımladık ve vizyonumuzun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından oybirliğiyle kabul edildiğini memnuniyetle belirtmek isterim.

Amerikalı lider, barış kurulunun Gazze'nin askerden arındırılmasını sağlayacağını söylemişti. Dışişleri Bakanı Marco Rubio da bunun aynı zamanda bir "eylem kurulu" olacağını eklemişti.

Yeni planlar, savaşla harap olan bölgenin bir "riviera"ya dönüştürüldüğünü gösteren, Trump ve Tesla milyarderi Elon Musk'ın da yer aldığı ve yapay zekayla üretilerek geçen yıl yayımlanan videoyu yansıtıyor gibi görünüyordu.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news


Venezuela'da Maduro'nun serbest bırakılması çağrısında bulunan büyük bir gösteri düzenlendi

Devrik Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun destekçileri, Maduro'nun fotoğraflarını ve serbest bırakılmasını talep eden pankartlar taşıdı (AFP)
Devrik Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun destekçileri, Maduro'nun fotoğraflarını ve serbest bırakılmasını talep eden pankartlar taşıdı (AFP)
TT

Venezuela'da Maduro'nun serbest bırakılması çağrısında bulunan büyük bir gösteri düzenlendi

Devrik Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun destekçileri, Maduro'nun fotoğraflarını ve serbest bırakılmasını talep eden pankartlar taşıdı (AFP)
Devrik Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun destekçileri, Maduro'nun fotoğraflarını ve serbest bırakılmasını talep eden pankartlar taşıdı (AFP)

Venezuela’nın devrik Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun binlerce destekçisi, 1958'deki askeri diktatörlüğün yıkılışının yıldönümü olan dün, ABD askeri operasyonu sonucu 3 Ocak'ta Karakas'ta tutuklanmasının ardından serbest bırakılmasını talep eden gösteri düzenledi.

Venezuela’nın devrik Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun destekçileri, serbest bırakılmasını talep etmek için gösteri düzenledi (AFP)Venezuela’nın devrik Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun destekçileri, serbest bırakılmasını talep etmek için gösteri düzenledi (AFP)

Venezuela'nın geçici cumhurbaşkanı, eski başkan yardımcısı Delcy Rodríguez, Washington ile yakınlaşma arayışında iken, hükümet 2013'ten beri ülkeyi yöneten Maduro'nun geri dönmesini talep etmeye devam ediyor.

Karakas şehir merkezindeki Ollier Meydanı yakınlarında, Maduro ve eşi Cilia Flores'i kastederek "Onları geri istiyoruz" yazılı büyük bir pankart asıldı.

Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello dün Karakas'taki gösteride konuşuyor (AFP)Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello dün Karakas'taki gösteride konuşuyor (AFP)

Gösteri sırasında İçişleri Bakanı Diosdado Cabello, devlet televizyonunda yayınlanan konuşmasında, "Bugünlerdeki en büyük zaferimiz, Başkan Maduro ve Cilia'nın geri dönüşü olacaktır" ifadelerini kullandı.

Geçici cumhurbaşkanının "ilerlemeye devam etmek için iktidar partisinden tam destek aldığını" vurguladı.


NATO, doğu sınırlarına otomatik savunma sistemleri konuşlandırmayı planlıyor

ABD Deniz Piyadeleri Norveç'te NATO eğitim tatbikatına katılıyor (Reuters)
ABD Deniz Piyadeleri Norveç'te NATO eğitim tatbikatına katılıyor (Reuters)
TT

NATO, doğu sınırlarına otomatik savunma sistemleri konuşlandırmayı planlıyor

ABD Deniz Piyadeleri Norveç'te NATO eğitim tatbikatına katılıyor (Reuters)
ABD Deniz Piyadeleri Norveç'te NATO eğitim tatbikatına katılıyor (Reuters)

NATO'dan üst düzey bir yetkili, ittifakın doğu sınırları boyunca silah ve mühimmat stoklarını önemli ölçüde genişletmeyi ve otomatik teknoloji kullanarak yeni bir savunma bölgesi oluşturmayı planladığını söyledi.

General Thomas Lowen, yarın yayınlanacak olan Alman gazetesi Die Welt'e verdiği demeçte, bu önlemlerin Rusya'ya karşı caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçladığını söyledi.

Yeni bir "katmanlı" savunma konsepti kapsamında NATO, yüksek teknoloji sistemleri kullanarak saldırganı erken aşamada yavaşlatmayı veya durdurmayı hedefleyecek.

NATO'nun Rusya ve Belarus ile olan sınırlarında, düşmanın ilerlemeden önce aşması gereken uzaktan kumandalı veya yarı otomatik sistemler kullanılarak yoğun bir gözetim bölgesi kurulacak.

İzmir'deki NATO Müttefik Kara Komutanlığı Operasyonlarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Lowen, gazeteye verdiği demeçte, doğu sınırındaki gözetimin, karada, havada, uzayda ve dijital alanda veri toplayan sistemlere dayanacağını söyledi.

Lowen, bilgilerin NATO müttefiklerine gerçek zamanlı olarak sunulacağını ve radar, akustik ve optik sensörler gibi sabit ve mobil sistemlerin yanı sıra uydu, insansız hava araçları (İHA) ve keşif uçaklarından elde edilen verilerin de kullanılabileceğini ifade etti.

NATO, sınır boyunca Lowen'in "sıcak bölge" olarak adlandırdığı, saldırganları erken aşamada durdurmak veya yavaşlatmak için tasarlanmış bir bölge kurmayı planlıyor. Şarku’l Avsat2ın edindiği bilgiye göre bu bölge, silahlı insansız hava araçları (İHA), yarı otonom savaş araçları, otomatik sistemler ve otomatik hava savunma yeteneklerini içerebilir.