Trump'ın etrafındaki adamlar: Teknoloji devleri Beyaz Saray’a kur yapıyor

Büyük şirketlerin liderlerinin kazanacakları çok şey olsa da özerkliklerini kaybetme riskiyle de karşı karşıyalar

Teknoloji devleri Trump'ın yemin töreninde adeta şov yaptı (Reuters)
Teknoloji devleri Trump'ın yemin töreninde adeta şov yaptı (Reuters)
TT

Trump'ın etrafındaki adamlar: Teknoloji devleri Beyaz Saray’a kur yapıyor

Teknoloji devleri Trump'ın yemin töreninde adeta şov yaptı (Reuters)
Teknoloji devleri Trump'ın yemin töreninde adeta şov yaptı (Reuters)

Tarık eş-Şami

Donald Trump ikinci kez ABD başkanı olarak göreve başladığında, 47’nci Başkan'ın Oval Ofis'e dönüşünü destekleyen ülkenin teknoloji sektörünün en büyük isimlerinden bazıları arka planda yer aldı. Ancak bu dev teknoloji şirketlerinin liderleri seçimi kazanmasından bu yana Trump'a daha da yakınlaştıkça, bu yakınlığın ABD'ye sağlayabileceği yararlar ve zararlar konusunda ‘Teknoloji sektörü Washington yönetiminin siyasi baskısı karşısında dayanabilir mi? Bu devler hızla değişen bir dünyada ekonomik çıkarlarını ve bağımsızlıklarını nasıl dengeleyebilir?’ gibi sorular da ortaya çıkmaya başladı.

Beyaz Saray'a geri dönen Başkan Trump’ın yemin töreninin Apple CEO'su Tim Cook ve Tesla CEO'su Elon Musk gibi uzun süredir kendisine yakın olan ya da Amazon'un kurucusu Jeff Bezos ve Meta CEO'su Mark Zuckerberg’in yanı sıra Trump'ın ABD’deki faaliyetleri ABD'li bir şirket tarafından satın alınana kadar fiili olarak tamamen kapatılmadan önce 75 gün süre TikTok’un CEO'su Shou Zi Chew gibi kendisiyle geçmişte gerginlik yaşayan, ancak dramatik bir şekilde değişen teknoloji sektörünün en ünlü ve en zengin isimleriyle dolu olması hiç şaşırtıcı değildi.

Trump bu durumu birkaç gün önce özel bir kutlamanın yapıldığı Mar-a-Lago'daki tatil köyünde, teknoloji devlerinin daha göreve gelmeden önce ABD’nin seçilmiş Başkanıyla aralarını düzeltmeye çalışan diğer iş dünyasının önde gelen isimlerinin katılmasını sağlayan ziyaretler, yemekler, mali vaatler ve girişimler silsilesine atıfla söylediği “İlk dönemimde herkes benimle savaşıyordu, ama bu dönemimde herkes arkadaşım olmak istiyor” sözleriyle açıkladı.

Olağandışı artış

CEO’lar sadece yemin töreninde yer almakla kalmadılar, Trump’ı 2024 yılındaki seçim zaferinden bu yana milyonlarca dolarla desteklemek için birbirleriyle adeta yarıştılar, ancak bunların hiçbiri ABD başkanlarının yemin törenleri için sıra dışı şeyler değil. Teknoloji şirketleri ve yöneticileri de dahil olmak üzere, eski Başkan Joe Biden'ın yemin töreninde de bağışta bulunmuşlardı. Fakat burada ilginç olan teknoloji şirketlerinin Trump'ın açılış fonuna milyonlarca dolar akıtarak, daha önceki başkanlara yaptıkları bağışlara kıyasla yüzde 25'e varan bariz bir artış göstermeleri oldu. Trump geçmişte Bezos ve Zuckerberg gibi bazı dev teknoloji şirketlerinin CEO’larıyla kamuoyu önünde tartıştı. Hatta Zuckerberg’i hapse atmakla tehdit edecek kadar ileri gitti. Peki teknoloji endüstrisi Trump ile yenilenen ilişkilerden ne bekliyor?

fgrthyju
Trump yemin töreni sırasında bir katılımcıya bakarken (AFP)

Birinci neden teknoloji şirketleri son beş yılda Washington'ın gelecekleri için kritik öneme sahip olduğunun farkına vardılar. Bu yüzden doğal olarak ABD yönetimiyle daha yakın çalışmayı istemeye başladılar. İkinci neden ise Trump'ın sadakate değer vermesi ve insanların sadakatlerini ifade etme yollarından birinin ona para vermek olması. Yani Deepwater Asset Management'ın yönetici ortağı Gene Munster’ın dediği gibi Trump’ın sizi ciddiye alması için bunun bedelini ödemeniz gerekiyor.

Gerginlikten memnuniyete

Trump'la olan ilişkilerindeki değişimden en çok yararlananlar, Bezos ve Zuckerberg olabilir. Bezos'un yeni başkanla olan ilişkisi, Amazon CEO’sunun aynı zamanda Washington Post'un da sahibi olması nedeniyle ilk döneminde oldukça çalkantılıydı. Bezos ile sosyal medya platformları üzerinden tartışan Trump, seçim öncesinde Washington Post'un kendisiyle ilgili haberlerini Bezos'la ilişkilendirdi. Bu yüzden Bezos, prestijli gazetenin yayın kurulunun son başkanlık seçimlerinde eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris'i desteklemesini engellemek için bir adım attı. Bu desteğin bir önyargı algısı yarattığını söyleyen Bezos'un bu kararı, büyük bir öfkeyle karşılandı. Gazetenin önde gelen bazı gazetecileri istifa ederken yüz binlerce Washington Post abonesi aboneliklerini iptal etti.

Elon Musk'ın SpaceX Şirketi’nin rakibi Blue Origin'in sahibi olan Bezos için Trump'ın gözüne girmek, önümüzdeki yıllarda devlet ihalelerini kazanmak için daha iyi fırsatlar anlamına geliyor olabilir.

xscdvfgr
Bezos ve Zuckerberg, Trump'ın yemin törenine katıldı (AFP)

Zuckerberg yıllardır Trump'ın kötü tarafındaydı ve Başkan ilk döneminde onu eleştirerek META CEO'sunun şirketine bağlı sosyal medya platformlarında muhafazakâr sesleri kasıtlı olarak sansürlediğini iddia etti. İşler Zuckerberg'in 2020 ocağında Kongre Binası'na yapılan saldırının ardından Trump'ın Facebook hesabını askıya almasıyla daha da kötüleşti.

Trump'ın seçimi kazanma ihtimali arttıkça, Zuckerberg, durumu değiştirmek ve seçilmiş Başkanı kazanmak için kendisini ve şirketini kademeli olarak dönüştürmeye başladı. Öyle ki X platformu tarzı bir topluluk geri bildirim yaklaşımı çerçevesinde kimlik doğrulama kontrol programını kaldırmak gibi tartışmalı adımlar attı. Zuckerberg, şirketin çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık çabalarına son vererek benzer adımlar atan diğer CEO’lara katıldı.

Beklenen avantajlar

Öte yandan, Salesforce CEO'su Marc Benioff'un da söylediği gibi, Trump yönetiminin Biden yönetimine kıyasla sektör için önemli konuları dinlemeye daha ilgili görünmesinden cesaret alan büyük teknoloji şirketleri, Trump'ın ikinci döneminde çeşitli avantajlar elde etmeyi bekliyor.

ABD yönetimiyle ilişkilerini güçlendirebilen şirketlerin, daha düşük vergiler ve inovasyon için artan hükümet desteği gibi somut ekonomik avantajlar elde ettiği daha önce de görülmüştü. Washington'daki Brookings Enstitüsü tarafından hazırlanan bir rapora göre Trump'ın ilk döneminde teknoloji şirketlerinin kârlarında ortalama yüzde 15'lik bir artış görüldü.

Söz konusu CEO’lar Başkan Trump'ı nakit bağışlarla desteklerken, ABD yönetiminin iş dünyasına verdiği desteğin 2017 yılında olduğundan daha da artacağını ve yaptıkları büyük bağışlar sayesinde, politikalar belirlenirken masada söz sahibi olacaklarını düşünüyorlar. Bu durum, göreve başlamasının arifesinde dünyanın en değerli şirketi olan Apple'ın CEO'su Tim Cook ile görüşen Trump'ın attığı adımlarla açıkça görüldü. Dünyanın en değerli şirketi olan Apple, yapay zeka (YZ), gelişmekte olan teknolojiler ve diğer endüstrilerin ABD'de inşa edilmesini sağlamaya yardımcı olacak büyük yatırımlar yapacak.

Yapay zeka geliştirme

YZ, hızlı değişimlerin ve yeteneklerinin muazzam gelişimi nedeniyle yeni yönetimin özellikle ilgisini çekecek gibi görünüyor. Bu yüzden Microsoft yöneticileri Trump'ın yakın müttefiki olan yatırımcı Marc Andreessen'i YZ politikasına yaklaşımlarını geliştirmeye ve Trump yönetimini ise teknoloji şirketlerinin YZ sistemlerini eğitmek için kamuya açık verileri kullanmasını zorlaştıracak telif hakkı yasalarını güçlendirme girişimlerinden geri adım atmaya çağırdı.

Trump, eski Başkan Joe Biden'ın YZ ile ilgili olarak bu teknolojinin geliştirilmesini engellemeden insanların haklarını ve güvenliğini korumayı amaçlayan kapsamlı kararnamesini iptal etti, ancak bunun yerine ne yapacağını belirtmedi. Trump, seçim kampanyası sırasında YZ teknolojisi geliştirilirken bunun ifade özgürlüğü ve insan refahının önemli bir parçası olması gerektiğini söyledi.

Teknoloji şirketleri, YZ’nin gelecekteki olası yasal ve düzenleyici düzenlemeleri söz konusu olduğunda Trump'ın desteğini almak için onu dinlemeye istekli olduklarından, Sam Altman'ın OpenAI şirketi Trump'ın seçim kampanyasına büyük bir bağışta bulundu. ABD’nin 47’nci Başkanı’na yakınlığıyla bilinen Musk, şirketi dağıtmaya çalışsa da Altman'ın bağışları Trump ile iyi ilişkiler kurulmasını sağlıyor.

Trump'ın İçişleri Bakanlığı'na aday gösterdiği Doug Burgum’un veri merkezlerinden ve YZ geliştiricilerinden gelen artan talebi karşılamak için elektrik üretimini artırma ihtiyacından bahsetmesi, Beyaz Saray yönetiminden teknoloji şirketleri yöneticilerine verilen umut verici bir karşılık olarak görüldü. YZ savaşının, savunmadan sağlığa, eğitimden üretkenliğe kadar her şeyi etkilediğini ve önümüzdeki 18 ay içinde YZ alanında devrim niteliğinde olacağını belirtti. Dolayısıyla Trump yönetiminde bununla uygun bir şekilde bu savaş için bir acil durum hali ve anlayış olduğu söylenebilir.

Birleşme ve rekabet

Teknoloji şirketleri ayrıca yeni yönetimin antitröst (ticaret engellerini ve piyasa rekabetini önlemek için hükümetlerce izlenen politikalar) uygulamalarına yaklaşımının büyük teknoloji platformlarının denetimini kolaylaştırmak ve daha geniş bir birleşme ve satın alma ortamını daha elverişli hale getirmek için önemli ölçüde değişeceğini umuyor. Bu, özellikle orta ölçekli teknoloji şirketleri için konsolidasyon fırsatlarının artmasına yol açacak olsa da büyük teknoloji platformları soruşturmalarla karşı karşıya kalmaya devam edebilir.

sdvfgrthy
Trump'ın yemin töreni sırasında cep telefonları teknoloji devlerinin elinden düşmedi (AFP)

Hem Microsoft’un hem de Google’ın birleşme ve satın almalar konusunda mercek altında oldukları bir dönemde antitröst sorunlarıyla karşılaştıklarında yardım isteyebilecekleri bir dönemde Trump ile olumlu bir ilişkiye sahip oldukları için muhtemelen buna minnettar olacaklar.

Ticaret ve tedarik zincirleri

Uluslararası ticaret politikalarının, özellikle Çin ile ilişkiler çerçevesinde teknoloji sektörü üzerinde önemli bir etkiye sahip olması bekleniyor. Trump, özellikle Çin'den gelen mallara odaklanarak, teknoloji şirketlerinin küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendirebilecek büyük gümrük vergileri önerdi. Bu vergiler, bileşenlerin ve bitmiş ürünlerin maliyetlerini artırabilir ve şirketleri üretim ve kaynak bulma stratejilerini yeniden yapılandırmaya itebilir.

Şirketlerin olası gümrük vergileri ve ticari kısıtlamalar nedeniyle zarar görmelerini en aza indirmek için şirket içinde üretim yapmayı ya da tedarik zincirlerini çeşitlendirmeyi düşünmeleri gerekebilir. ABD yönetiminin yerli üretimi ve uluslararası ticaret ilişkilerini desteklemeye yönelik mevcut politikaları yeniden değerlendirmesi nedeniyle yarı iletken endüstrisi önemli değişikliklerle karşılaşabilir.

Apple CEO’su Tim Cook, Trump'ın planladığı gümrük tarifelerini ve bunların şirketin gelirleri üzerindeki etkilerinin yanı sıra şirketinin karşı karşıya kalmaya devam ettiği antitröst sorunlarını tartışmayı isteyebileceğini umuyor.  

Göç ve yetenekler

Başkan Trump tarafından uygulanması beklenen göç politikası değişikliklerinin, teknoloji sektörünün uluslararası yetenekleri çekme ve elinde tutma becerisini etkileyebilir. Sektör, özellikle Trump tarafından hükümetin verimliliğini yönetmek üzere Elon Musk ile birlikte atanan Vivek Ramaswamy tarafından uygulamaya konulan H1B vizesinin yarattığı kargaşanın ardından, teknoloji alanındaki işgücünün gelişimi için geleneksel olarak kritik öneme sahip olan H1B vize programlarında ve diğer göçmenlik politikalarında yapılacak olası düzenlemelerden çekiniyor. Ramaswamy, Trump yönetiminden ayrılmasına neden olabilecek ırkçı yorumlara maruz kalmıştı.

Şirketlerin yetenek stratejilerini uyarlamaları ve beceri eksikliklerini gidermek için yerel eğitim programlarına yatırımı artırmaları ya da göçmenlik kısıtlamalarını aşarken küresel yetenek havuzlarına erişmek için uzaktan çalışma seçenekleri geliştirmeyi içerebilecek alternatif yaklaşımları değerlendirmeleri gerekebilir.

Yönetime yakın olmanın zararları

Teknoloji analisti Dr. James Harris, vergi indirimleri edinmek, büyümeyi teşvik etmek ve kısıtlayıcı düzenlemeleri azaltmak için ABD yönetimiyle yakınlaşmanı avantajları olmasına rağmen bu yakınlaşmanın siyasi olarak aşırı güvene yol açabileceğine, çünkü şirketlerin değerleriyle veya uzun vadeli stratejileriyle çelişen tavizler vermek zorunda kalabileceğine dikkati çekti.

sxcdfvgh
Trump'ın Beyaz Saray'a dönüşünden en çok faydalanan kişi Musk gibi görünüyor (AFP)

Bir başka endişe kaynağı da bu ilişkinin şirketleri siyasi baskıya daha açık hale getirerek özgürce yenilik yapma kabiliyetlerini sınırlaması. Yale Üniversitesi’nden siyaset bilimci Dr. Robert Miller, yönetime yakın olmayı ‘iki ucu keskin bir bıçak’ olarak değerlendirdi. Miller’e göre bu yakınlık bazı ekonomik fırsatlar sağlarken, şirketleri stratejik kararlarını etkileyebilecek önemli bir siyasi baskı altına da sokacaktır.

Bağımsızlığını yitirme riski

Ancak şirketlerin bağımsızlıklarını kaybettiklerini söyleyebilir miyiz? Columbia Üniversitesi'nden ekonomist Dr. Carlos Rodriguez, ABD’li büyük şirketlerin halen kendi kararlarını alma konusunda önemli bir kabiliyete sahip olduklarını ve bu kararlar üzerinde hükümet politikalarının açıkça etkili olduğunu söyledi. Rodriguez'e göre gerçek özerklik, dış baskılar olmaksızın karar verebilme yeteneği anlamına geliyor. Şirketler büyük ölçüde özgürlüğe sahip olsalar da iktidarla yakın bağları olması bir karmaşıklığa neden olabiliyor.

Ancak Harvard Üniversitesi’nden yönetim uzmanı Laura Martinez, iktidarla yakınlaşmanın bağımsızlığın yitirilmesine yol açabileceği konusunda uyardı. Çünkü Martinez’e göre şirketler kendilerini, diğer paydaşların çıkarlarıyla çatışsa bile, iktidarın taleplerine uymak zorunluluğuyla karşı karşıya bulabilir.



ABD'de bahisler değişti: 2028 başkanlık seçimi için yeni favori

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth (Reuters)
ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth (Reuters)
TT

ABD'de bahisler değişti: 2028 başkanlık seçimi için yeni favori

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth (Reuters)
ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth (Reuters)

Popüler tahmin piyasası sitesi Kalshi'nin kullanıcıları, 2028 ABD başkanlık seçiminin yeni favorisini belirledi.

Kalshi, çarşamba sabahı X'te, Dışişleri Bakanı  Marco Rubio'nun artık "2028 başkanlık yarışını kazanma ihtimali en yüksek isim" olduğunu duyurdu. Gönderide Rubio'nun yüzde 19'la başı çektiği, Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Kaliforniya Valisi Gavin Newsom'un ise yüzde 18'lik oranlara sahip olduğu belirtildi.

Bir diğer tahmin piyasası platformu Polymarket da salı sabahı Rubio'nun sitedeki oranlarının "tüm zamanların en yüksek seviyesine" ulaştığını ancak hâlâ Vance'in birkaç puan gerisinde kaldığını açıkladı.

Tahmin piyasası platformları, kullanıcıların olayların sonucuna bahis oynamasına imkan tanıyor ve giderek daha popüler hale geliyor. Washington Post'un ocak ayındaki haberine göre Kalshi ve Polymarket aracılığıyla siyasi veya hükümetle ilgili olaylara 200 milyon dolardan fazla bahis oynandı.

Seçime iki yıldan fazla süre olsa da Başkan Donald Trump'ın yerine kimin geçebileceğine ilişkin sorular artıyor.

Rubio'nun siyasi emelleri hakkında spekülasyonlar giderek artsa da Dışişleri Bakanı, yarışması halinde Cumhuriyetçilerin adaylığı için en güçlü isim olarak görülen Vance'e desteğini defalarca dile getirdi.

Rubio, geçen yılın sonlarında Vanity Fair'da yayımlanan röportajında, "J.D. Vance başkanlık için yarışırsa bizim adayımız olacak ve onu destekleyen ilk kişilerden biri ben olacağım" demişti.

Geçen yaz 2028 seçimi sorulduğunda Rubio, Vance'in "harika bir aday" olacağını söylemişti.

Fox News'dan Lara Trump'a, "Bence başkan yardımcılığında harika iş çıkarıyor. akın bir arkadaşım ve umarım aday olmayı düşünüyordur. Biliyorum, biraz erken" diye konuşmuştu.

Ama Dışişleri Bakanı olarak bulunduğum konum gereği siyasetin içinde yer almıyorum. Aslında iç politikaya karışmamı engelleyen kurallar var ve başkan izin verdiği sürece bu işi yapıp bu görevde kalmak istiyorum, bu da beni Ocak 2028'e kadar burada tutacak.

Dışişleri Bakanı'nın geçmişteki yorumlarına rağmen, Wall Street Journal'ın haberine göre Trump, seçim yaklaştıkça Vance ve Rubio'yu giderek daha fazla karşı karşıya getirmeye başladı. Yakın zamanda düzenlenen bir etkinlikte Trump, bağışçılardan oluşan bir salonda bu iki isim hakkında yoklama yaptı ve katılımcılar, gazeteye Rubio'ya gelen alkışların daha yüksek olduğunu söyledi.

Yine de Trump'ın Vance ve Rubio'yu karşılaştırmayı oyun olarak gördüğü ve henüz bir halef seçimi olarak değerlendirmediği bildiriliyor. Journal'ın kaynakları, Trump'ın Vance ve Rubio'nun aynı listede aday olmasını istediğini dile getirdiğini de belirtti.

Trump'ın kendisi de anayasaya aykırı olacak üçüncü bir dönem için tekrar aday olma ihtimalini defalarca dile getirdi.

Independent Türkçe


Michigan eyaletinde sinagoga silahlı saldırı

ABD kolluk kuvvetleri, Michigan eyaletinin West Bloomfield bölgesindeki “Temple Israel” sinagoguna gelen ihbar üzerine müdahale etti. (Associated Press)
ABD kolluk kuvvetleri, Michigan eyaletinin West Bloomfield bölgesindeki “Temple Israel” sinagoguna gelen ihbar üzerine müdahale etti. (Associated Press)
TT

Michigan eyaletinde sinagoga silahlı saldırı

ABD kolluk kuvvetleri, Michigan eyaletinin West Bloomfield bölgesindeki “Temple Israel” sinagoguna gelen ihbar üzerine müdahale etti. (Associated Press)
ABD kolluk kuvvetleri, Michigan eyaletinin West Bloomfield bölgesindeki “Temple Israel” sinagoguna gelen ihbar üzerine müdahale etti. (Associated Press)

Michigan Eyaleti polisi, bugün (Perşembe) West Bloomfield bölgesinde bir sinagogda silahlı saldırı yaşandığını duyurdu.

FBI Direktörü Kash Patel, “Michigan’daki ortaklarımızla birlikte FBI ekipleri olay yerinde bulunuyor. West Bloomfield’daki sinagogda hem araçla çarpma hem de silahlı saldırı olayıyla ilgileniyoruz” dedi.

Oklend County Şerifi, Detroit yakınlarındaki sinagogda en az bir kişiyle güvenlik görevlilerinin çatıştığını bildirdi. Associated Press’in aktardığına göre, WDIV-TV kanalı, bir kamyonetin “Temple Israel” (İsrail Tapınağı) sinagoguna girdiğini bildirdi.

Oklend County Şerifi Mike Bouchard, henüz kimsenin gözaltına alınmadığını açıkladı. Olay yerinden yükselen dumanlar gözlendi. Görgü tanıklarının aktardığına göre, saldırgan hayatını kaybetti.

FBI Direktörü Kash Patel, polis ekiplerinin olay yerinde olduğunu ve olayın hem araçla çarpma hem de silahlı saldırı içerdiğini doğruladı.

Oklend County polis departmanı, binanın tahliye edildiğini bildirdi. Polis izniyle yaklaşık 12 veli, içerideki küçük çocuk eğitim merkezinden çocuklarını çıkardı. West Bloomfield bölgesindeki okullar kapatıldı.

fbfr
Michigan eyaletinin West Bloomfield bölgesinde “Temple Israel” sinagogu yakınında insanlar toplandı. (Associated Press)

Michigan Valisi Gretchen Whitmer, gelişmeleri yakından takip ettiğini belirterek yaptığı açıklamada, “Bu üzücü bir olay. Michigan’daki Yahudi topluluğu, dini ibadetlerini güvenle gerçekleştirebilmelidir” dedi.

Temple Israel, ülkenin en büyük reformist sinagogu olarak tanımlanıyor ve 12 bin  üyeye sahip. Sinagog, erken çocukluk eğitim merkezi ve aileler ile yetişkinler için eğitim programları sunuyor.

Sinagog web sitesine göre kuruluş amacı Yahudi topluluklarını dünya çapında desteklemek ve misyonu “Reformist Yahudilik perspektifiyle güçlü bir topluluk inşa etmek.

Detroit Yahudi Federasyonu, bölgedeki tüm Yahudi kuruluşlarını “tam kapanma protokolü uygulamaya – binalara giriş ve çıkışları durdurmaya” çağırdı.


İran Dışişleri Bakan Yardımcısı: Bize yeniden savaş dayatılmayacağının garantisini istiyoruz

Mecid Taht Revançi, geçen yıl aralık ayı başında Avrupalılarla yapılan ikinci tur görüşmelerin sonuçları hakkında Ulusal Güvenlik Komisyonu’nu bilgilendirdi. (İran İslam Şurası Meclisi internet sitesi)
Mecid Taht Revançi, geçen yıl aralık ayı başında Avrupalılarla yapılan ikinci tur görüşmelerin sonuçları hakkında Ulusal Güvenlik Komisyonu’nu bilgilendirdi. (İran İslam Şurası Meclisi internet sitesi)
TT

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı: Bize yeniden savaş dayatılmayacağının garantisini istiyoruz

Mecid Taht Revançi, geçen yıl aralık ayı başında Avrupalılarla yapılan ikinci tur görüşmelerin sonuçları hakkında Ulusal Güvenlik Komisyonu’nu bilgilendirdi. (İran İslam Şurası Meclisi internet sitesi)
Mecid Taht Revançi, geçen yıl aralık ayı başında Avrupalılarla yapılan ikinci tur görüşmelerin sonuçları hakkında Ulusal Güvenlik Komisyonu’nu bilgilendirdi. (İran İslam Şurası Meclisi internet sitesi)

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht Revançi, ülkesinin gelecekte yeniden bir savaşla karşı karşıya bırakılmamasını sağlayacak garantiler istediğini belirterek, Tahran’ın dışarıdan dayatılan bir çatışmanın tekrarını önlemeyi amaçladığını söyledi.

Taht Revançi, AFP’ye Tahran’da verdiği röportajda, “İran’a yeniden savaş dayatılmayacağından emin olmak istiyoruz” dedi.

Geçen yıl haziran ayında savaşın başladığını belirten Taht Revançi, “12 gün sonra ‘düşmanlıkların durdurulması’ olarak adlandırılan bir süreç oldu. Ancak sekiz ya da dokuz ay sonra karşı taraf yeniden toparlanarak saldırıyı tekrarladı” ifadelerini kullandı. İranlı yetkili bu sözleriyle ABD ve İsrail’i işaret etti.

Taht Revançi, “Gelecekte bize bu şekilde davranılmasını istemiyoruz” dedi.

İran’ın çatışma başlamadan önce komşu ülkelere mesaj ilettiğini de belirten Taht Revançi, ABD’nin İran’a yönelik herhangi bir saldırıya katılması halinde Amerikan varlıkları ve üslerinin meşru hedef sayılacağını bildirdiklerini söyledi.

Taht Revançi  “Savaş başlamadan önce farklı vesilelerle komşularımıza, ABD’nin İran’a yönelik bir saldırıya katılması halinde tüm Amerikan varlıklarının ve üslerinin İran için meşru hedef olacağını bildirdik” diye konuştu.

İranlı yetkili, ülkesinin askeri adımlarını savunma amaçlı olarak gördüğünü belirterek, “Kendimizi savunmak için hareket ediyoruz ve gerekli olduğu sürece savunmaya devam edeceğiz” dedi.

Taht Revançi ayrıca ABD ve İsrail’in saldırılarının, Washington ile Tahran arasında planlanan yeni bir müzakere turundan birkaç gün önce gerçekleştiğini söyledi. Taraflar arasında daha önce üç tur görüşme yapılmıştı.

Daha önce arabuluculuk yapan Umman ise bu görüşmelerde “önemli ilerleme” kaydedildiğini açıklamıştı.

İranlı yetkili, bazı “dost ülkelerin” çatışmayı sona erdirmek için Tahran ile temasa geçtiğini, ancak bu ülkelerin hangileri olduğunu belirtmedi.

“Bazı dost ülkeler savaşın sona erdirilmesi için bizimle iletişime geçti” diyen Taht Revançi, İran’ın bu ülkelere tutumunu açık şekilde ilettiğini belirtti.

Taht Revançi, ateşkesin kapsamlı bir çözümün parçası olması gerektiğini vurgulayarak, “Onlara aynı şeyi söylüyoruz: Ateşkes, savaşı tamamen sona erdirecek kapsamlı bir formülün parçası olmalı” ifadelerini kullandı.

İranlı yetkili ayrıca dünyanın en önemli petrol taşımacılığı hatlarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki duruma da değindi.

ABD Başkanı Donald Trump, ABD ordusunun bölgede mayın döşemeye çalışan İran gemilerini hedef aldığını açıklamıştı. Ancak Taht Revançi bu suçlamaları reddetti.

Taht Revançi, “Bölgede, güneyde Körfez’e yakın kara sularımızda, sularımızı ve ülkemizi korumaya hazır olmak için ihtiyati tedbirler alıyoruz” dedi. Bu önlemlerin savunma amaçlı olduğunu belirten yetkili, ayrıntı vermedi.

İran’ın son dönemde birçok ülkenin gemisinin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine izin verdiğini de ifade eden Taht Revançi, “Bazı ülkeler boğazdan geçiş konusunda bizimle temas kurdu ve biz de iş birliği yaptık” dedi.

Ancak Tahran’ın saldırılara katılan ülkeler ile katılmayanlar arasında ayrım yaptığını belirterek, “Saldırganlığa katılan ülkelerin Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçişten faydalanmaması gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu.

Taht Revançi ayrıca İran’daki siyasi sistemin bu çatışma nedeniyle tehdit altında olduğuna yönelik değerlendirmelere de değindi.

İran liderliğinin mevcut durumun rejim için varoluşsal bir tehdit oluşturduğunu düşünmediğini belirten Taht Revançi, “Bu aşamayı geride bıraktık” dedi.

Taht Revançi  “Amerikalılar ve İsrailliler 24 ya da 48 saat içinde tüm sistemin çökeceğini düşündü, ancak bu gerçekleşmedi” ifadelerini kullandı.

İran yönetiminin baskılara karşı ayakta kalabileceğine inandığını belirten Taht Revançi,, “Düşman bu sistemin ayakta kalacak kadar güçlü olduğunu biliyor” dedi.

İranlı yetkili, krizin yalnızca askeri yollarla çözülemeyeceğini, çatışmayı tamamen sona erdirecek daha geniş düzenlemelere ihtiyaç olduğunu da vurguladı.

Taht Revançi, Tahran’ın çatışmayı sona erdirecek ve savaşın yeniden başlamasına yol açan koşulların tekrarlanmasını önleyecek bir anlaşma istediğini belirterek, “İstediğimiz şey savaşı tamamen sona erdirecek kapsamlı bir çerçevedir” dedi.

İran’ın bu hedef doğrultusunda diplomatik kanalları kullanmayı sürdüreceğini ifade eden Taht Revançi, “Gerekli olduğu sürece kendimizi savunmaya devam edeceğiz” diye konuştu.