Trump'ın etrafındaki adamlar: Teknoloji devleri Beyaz Saray’a kur yapıyor

Büyük şirketlerin liderlerinin kazanacakları çok şey olsa da özerkliklerini kaybetme riskiyle de karşı karşıyalar

Teknoloji devleri Trump'ın yemin töreninde adeta şov yaptı (Reuters)
Teknoloji devleri Trump'ın yemin töreninde adeta şov yaptı (Reuters)
TT

Trump'ın etrafındaki adamlar: Teknoloji devleri Beyaz Saray’a kur yapıyor

Teknoloji devleri Trump'ın yemin töreninde adeta şov yaptı (Reuters)
Teknoloji devleri Trump'ın yemin töreninde adeta şov yaptı (Reuters)

Tarık eş-Şami

Donald Trump ikinci kez ABD başkanı olarak göreve başladığında, 47’nci Başkan'ın Oval Ofis'e dönüşünü destekleyen ülkenin teknoloji sektörünün en büyük isimlerinden bazıları arka planda yer aldı. Ancak bu dev teknoloji şirketlerinin liderleri seçimi kazanmasından bu yana Trump'a daha da yakınlaştıkça, bu yakınlığın ABD'ye sağlayabileceği yararlar ve zararlar konusunda ‘Teknoloji sektörü Washington yönetiminin siyasi baskısı karşısında dayanabilir mi? Bu devler hızla değişen bir dünyada ekonomik çıkarlarını ve bağımsızlıklarını nasıl dengeleyebilir?’ gibi sorular da ortaya çıkmaya başladı.

Beyaz Saray'a geri dönen Başkan Trump’ın yemin töreninin Apple CEO'su Tim Cook ve Tesla CEO'su Elon Musk gibi uzun süredir kendisine yakın olan ya da Amazon'un kurucusu Jeff Bezos ve Meta CEO'su Mark Zuckerberg’in yanı sıra Trump'ın ABD’deki faaliyetleri ABD'li bir şirket tarafından satın alınana kadar fiili olarak tamamen kapatılmadan önce 75 gün süre TikTok’un CEO'su Shou Zi Chew gibi kendisiyle geçmişte gerginlik yaşayan, ancak dramatik bir şekilde değişen teknoloji sektörünün en ünlü ve en zengin isimleriyle dolu olması hiç şaşırtıcı değildi.

Trump bu durumu birkaç gün önce özel bir kutlamanın yapıldığı Mar-a-Lago'daki tatil köyünde, teknoloji devlerinin daha göreve gelmeden önce ABD’nin seçilmiş Başkanıyla aralarını düzeltmeye çalışan diğer iş dünyasının önde gelen isimlerinin katılmasını sağlayan ziyaretler, yemekler, mali vaatler ve girişimler silsilesine atıfla söylediği “İlk dönemimde herkes benimle savaşıyordu, ama bu dönemimde herkes arkadaşım olmak istiyor” sözleriyle açıkladı.

Olağandışı artış

CEO’lar sadece yemin töreninde yer almakla kalmadılar, Trump’ı 2024 yılındaki seçim zaferinden bu yana milyonlarca dolarla desteklemek için birbirleriyle adeta yarıştılar, ancak bunların hiçbiri ABD başkanlarının yemin törenleri için sıra dışı şeyler değil. Teknoloji şirketleri ve yöneticileri de dahil olmak üzere, eski Başkan Joe Biden'ın yemin töreninde de bağışta bulunmuşlardı. Fakat burada ilginç olan teknoloji şirketlerinin Trump'ın açılış fonuna milyonlarca dolar akıtarak, daha önceki başkanlara yaptıkları bağışlara kıyasla yüzde 25'e varan bariz bir artış göstermeleri oldu. Trump geçmişte Bezos ve Zuckerberg gibi bazı dev teknoloji şirketlerinin CEO’larıyla kamuoyu önünde tartıştı. Hatta Zuckerberg’i hapse atmakla tehdit edecek kadar ileri gitti. Peki teknoloji endüstrisi Trump ile yenilenen ilişkilerden ne bekliyor?

fgrthyju
Trump yemin töreni sırasında bir katılımcıya bakarken (AFP)

Birinci neden teknoloji şirketleri son beş yılda Washington'ın gelecekleri için kritik öneme sahip olduğunun farkına vardılar. Bu yüzden doğal olarak ABD yönetimiyle daha yakın çalışmayı istemeye başladılar. İkinci neden ise Trump'ın sadakate değer vermesi ve insanların sadakatlerini ifade etme yollarından birinin ona para vermek olması. Yani Deepwater Asset Management'ın yönetici ortağı Gene Munster’ın dediği gibi Trump’ın sizi ciddiye alması için bunun bedelini ödemeniz gerekiyor.

Gerginlikten memnuniyete

Trump'la olan ilişkilerindeki değişimden en çok yararlananlar, Bezos ve Zuckerberg olabilir. Bezos'un yeni başkanla olan ilişkisi, Amazon CEO’sunun aynı zamanda Washington Post'un da sahibi olması nedeniyle ilk döneminde oldukça çalkantılıydı. Bezos ile sosyal medya platformları üzerinden tartışan Trump, seçim öncesinde Washington Post'un kendisiyle ilgili haberlerini Bezos'la ilişkilendirdi. Bu yüzden Bezos, prestijli gazetenin yayın kurulunun son başkanlık seçimlerinde eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris'i desteklemesini engellemek için bir adım attı. Bu desteğin bir önyargı algısı yarattığını söyleyen Bezos'un bu kararı, büyük bir öfkeyle karşılandı. Gazetenin önde gelen bazı gazetecileri istifa ederken yüz binlerce Washington Post abonesi aboneliklerini iptal etti.

Elon Musk'ın SpaceX Şirketi’nin rakibi Blue Origin'in sahibi olan Bezos için Trump'ın gözüne girmek, önümüzdeki yıllarda devlet ihalelerini kazanmak için daha iyi fırsatlar anlamına geliyor olabilir.

xscdvfgr
Bezos ve Zuckerberg, Trump'ın yemin törenine katıldı (AFP)

Zuckerberg yıllardır Trump'ın kötü tarafındaydı ve Başkan ilk döneminde onu eleştirerek META CEO'sunun şirketine bağlı sosyal medya platformlarında muhafazakâr sesleri kasıtlı olarak sansürlediğini iddia etti. İşler Zuckerberg'in 2020 ocağında Kongre Binası'na yapılan saldırının ardından Trump'ın Facebook hesabını askıya almasıyla daha da kötüleşti.

Trump'ın seçimi kazanma ihtimali arttıkça, Zuckerberg, durumu değiştirmek ve seçilmiş Başkanı kazanmak için kendisini ve şirketini kademeli olarak dönüştürmeye başladı. Öyle ki X platformu tarzı bir topluluk geri bildirim yaklaşımı çerçevesinde kimlik doğrulama kontrol programını kaldırmak gibi tartışmalı adımlar attı. Zuckerberg, şirketin çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık çabalarına son vererek benzer adımlar atan diğer CEO’lara katıldı.

Beklenen avantajlar

Öte yandan, Salesforce CEO'su Marc Benioff'un da söylediği gibi, Trump yönetiminin Biden yönetimine kıyasla sektör için önemli konuları dinlemeye daha ilgili görünmesinden cesaret alan büyük teknoloji şirketleri, Trump'ın ikinci döneminde çeşitli avantajlar elde etmeyi bekliyor.

ABD yönetimiyle ilişkilerini güçlendirebilen şirketlerin, daha düşük vergiler ve inovasyon için artan hükümet desteği gibi somut ekonomik avantajlar elde ettiği daha önce de görülmüştü. Washington'daki Brookings Enstitüsü tarafından hazırlanan bir rapora göre Trump'ın ilk döneminde teknoloji şirketlerinin kârlarında ortalama yüzde 15'lik bir artış görüldü.

Söz konusu CEO’lar Başkan Trump'ı nakit bağışlarla desteklerken, ABD yönetiminin iş dünyasına verdiği desteğin 2017 yılında olduğundan daha da artacağını ve yaptıkları büyük bağışlar sayesinde, politikalar belirlenirken masada söz sahibi olacaklarını düşünüyorlar. Bu durum, göreve başlamasının arifesinde dünyanın en değerli şirketi olan Apple'ın CEO'su Tim Cook ile görüşen Trump'ın attığı adımlarla açıkça görüldü. Dünyanın en değerli şirketi olan Apple, yapay zeka (YZ), gelişmekte olan teknolojiler ve diğer endüstrilerin ABD'de inşa edilmesini sağlamaya yardımcı olacak büyük yatırımlar yapacak.

Yapay zeka geliştirme

YZ, hızlı değişimlerin ve yeteneklerinin muazzam gelişimi nedeniyle yeni yönetimin özellikle ilgisini çekecek gibi görünüyor. Bu yüzden Microsoft yöneticileri Trump'ın yakın müttefiki olan yatırımcı Marc Andreessen'i YZ politikasına yaklaşımlarını geliştirmeye ve Trump yönetimini ise teknoloji şirketlerinin YZ sistemlerini eğitmek için kamuya açık verileri kullanmasını zorlaştıracak telif hakkı yasalarını güçlendirme girişimlerinden geri adım atmaya çağırdı.

Trump, eski Başkan Joe Biden'ın YZ ile ilgili olarak bu teknolojinin geliştirilmesini engellemeden insanların haklarını ve güvenliğini korumayı amaçlayan kapsamlı kararnamesini iptal etti, ancak bunun yerine ne yapacağını belirtmedi. Trump, seçim kampanyası sırasında YZ teknolojisi geliştirilirken bunun ifade özgürlüğü ve insan refahının önemli bir parçası olması gerektiğini söyledi.

Teknoloji şirketleri, YZ’nin gelecekteki olası yasal ve düzenleyici düzenlemeleri söz konusu olduğunda Trump'ın desteğini almak için onu dinlemeye istekli olduklarından, Sam Altman'ın OpenAI şirketi Trump'ın seçim kampanyasına büyük bir bağışta bulundu. ABD’nin 47’nci Başkanı’na yakınlığıyla bilinen Musk, şirketi dağıtmaya çalışsa da Altman'ın bağışları Trump ile iyi ilişkiler kurulmasını sağlıyor.

Trump'ın İçişleri Bakanlığı'na aday gösterdiği Doug Burgum’un veri merkezlerinden ve YZ geliştiricilerinden gelen artan talebi karşılamak için elektrik üretimini artırma ihtiyacından bahsetmesi, Beyaz Saray yönetiminden teknoloji şirketleri yöneticilerine verilen umut verici bir karşılık olarak görüldü. YZ savaşının, savunmadan sağlığa, eğitimden üretkenliğe kadar her şeyi etkilediğini ve önümüzdeki 18 ay içinde YZ alanında devrim niteliğinde olacağını belirtti. Dolayısıyla Trump yönetiminde bununla uygun bir şekilde bu savaş için bir acil durum hali ve anlayış olduğu söylenebilir.

Birleşme ve rekabet

Teknoloji şirketleri ayrıca yeni yönetimin antitröst (ticaret engellerini ve piyasa rekabetini önlemek için hükümetlerce izlenen politikalar) uygulamalarına yaklaşımının büyük teknoloji platformlarının denetimini kolaylaştırmak ve daha geniş bir birleşme ve satın alma ortamını daha elverişli hale getirmek için önemli ölçüde değişeceğini umuyor. Bu, özellikle orta ölçekli teknoloji şirketleri için konsolidasyon fırsatlarının artmasına yol açacak olsa da büyük teknoloji platformları soruşturmalarla karşı karşıya kalmaya devam edebilir.

sdvfgrthy
Trump'ın yemin töreni sırasında cep telefonları teknoloji devlerinin elinden düşmedi (AFP)

Hem Microsoft’un hem de Google’ın birleşme ve satın almalar konusunda mercek altında oldukları bir dönemde antitröst sorunlarıyla karşılaştıklarında yardım isteyebilecekleri bir dönemde Trump ile olumlu bir ilişkiye sahip oldukları için muhtemelen buna minnettar olacaklar.

Ticaret ve tedarik zincirleri

Uluslararası ticaret politikalarının, özellikle Çin ile ilişkiler çerçevesinde teknoloji sektörü üzerinde önemli bir etkiye sahip olması bekleniyor. Trump, özellikle Çin'den gelen mallara odaklanarak, teknoloji şirketlerinin küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendirebilecek büyük gümrük vergileri önerdi. Bu vergiler, bileşenlerin ve bitmiş ürünlerin maliyetlerini artırabilir ve şirketleri üretim ve kaynak bulma stratejilerini yeniden yapılandırmaya itebilir.

Şirketlerin olası gümrük vergileri ve ticari kısıtlamalar nedeniyle zarar görmelerini en aza indirmek için şirket içinde üretim yapmayı ya da tedarik zincirlerini çeşitlendirmeyi düşünmeleri gerekebilir. ABD yönetiminin yerli üretimi ve uluslararası ticaret ilişkilerini desteklemeye yönelik mevcut politikaları yeniden değerlendirmesi nedeniyle yarı iletken endüstrisi önemli değişikliklerle karşılaşabilir.

Apple CEO’su Tim Cook, Trump'ın planladığı gümrük tarifelerini ve bunların şirketin gelirleri üzerindeki etkilerinin yanı sıra şirketinin karşı karşıya kalmaya devam ettiği antitröst sorunlarını tartışmayı isteyebileceğini umuyor.  

Göç ve yetenekler

Başkan Trump tarafından uygulanması beklenen göç politikası değişikliklerinin, teknoloji sektörünün uluslararası yetenekleri çekme ve elinde tutma becerisini etkileyebilir. Sektör, özellikle Trump tarafından hükümetin verimliliğini yönetmek üzere Elon Musk ile birlikte atanan Vivek Ramaswamy tarafından uygulamaya konulan H1B vizesinin yarattığı kargaşanın ardından, teknoloji alanındaki işgücünün gelişimi için geleneksel olarak kritik öneme sahip olan H1B vize programlarında ve diğer göçmenlik politikalarında yapılacak olası düzenlemelerden çekiniyor. Ramaswamy, Trump yönetiminden ayrılmasına neden olabilecek ırkçı yorumlara maruz kalmıştı.

Şirketlerin yetenek stratejilerini uyarlamaları ve beceri eksikliklerini gidermek için yerel eğitim programlarına yatırımı artırmaları ya da göçmenlik kısıtlamalarını aşarken küresel yetenek havuzlarına erişmek için uzaktan çalışma seçenekleri geliştirmeyi içerebilecek alternatif yaklaşımları değerlendirmeleri gerekebilir.

Yönetime yakın olmanın zararları

Teknoloji analisti Dr. James Harris, vergi indirimleri edinmek, büyümeyi teşvik etmek ve kısıtlayıcı düzenlemeleri azaltmak için ABD yönetimiyle yakınlaşmanı avantajları olmasına rağmen bu yakınlaşmanın siyasi olarak aşırı güvene yol açabileceğine, çünkü şirketlerin değerleriyle veya uzun vadeli stratejileriyle çelişen tavizler vermek zorunda kalabileceğine dikkati çekti.

sxcdfvgh
Trump'ın Beyaz Saray'a dönüşünden en çok faydalanan kişi Musk gibi görünüyor (AFP)

Bir başka endişe kaynağı da bu ilişkinin şirketleri siyasi baskıya daha açık hale getirerek özgürce yenilik yapma kabiliyetlerini sınırlaması. Yale Üniversitesi’nden siyaset bilimci Dr. Robert Miller, yönetime yakın olmayı ‘iki ucu keskin bir bıçak’ olarak değerlendirdi. Miller’e göre bu yakınlık bazı ekonomik fırsatlar sağlarken, şirketleri stratejik kararlarını etkileyebilecek önemli bir siyasi baskı altına da sokacaktır.

Bağımsızlığını yitirme riski

Ancak şirketlerin bağımsızlıklarını kaybettiklerini söyleyebilir miyiz? Columbia Üniversitesi'nden ekonomist Dr. Carlos Rodriguez, ABD’li büyük şirketlerin halen kendi kararlarını alma konusunda önemli bir kabiliyete sahip olduklarını ve bu kararlar üzerinde hükümet politikalarının açıkça etkili olduğunu söyledi. Rodriguez'e göre gerçek özerklik, dış baskılar olmaksızın karar verebilme yeteneği anlamına geliyor. Şirketler büyük ölçüde özgürlüğe sahip olsalar da iktidarla yakın bağları olması bir karmaşıklığa neden olabiliyor.

Ancak Harvard Üniversitesi’nden yönetim uzmanı Laura Martinez, iktidarla yakınlaşmanın bağımsızlığın yitirilmesine yol açabileceği konusunda uyardı. Çünkü Martinez’e göre şirketler kendilerini, diğer paydaşların çıkarlarıyla çatışsa bile, iktidarın taleplerine uymak zorunluluğuyla karşı karşıya bulabilir.



ABD ordusu, Irak’ın batısında meydana gelen uçak kazasında mürettebattan dört kişinin öldüğünü bildirdi

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
TT

ABD ordusu, Irak’ın batısında meydana gelen uçak kazasında mürettebattan dört kişinin öldüğünü bildirdi

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)

ABD ordusu, Irak’ta düşen KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağında görevli altı kişiden dördünün hayatını kaybettiğini açıkladı.

ABD ordusu dün, Irak’ın batısında bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağının düştüğünü, kazaya karışan ikinci uçağın ise güvenli bir şekilde indiğini duyurmuştu.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) dün yaptığı açıklamada, İran ile süren çatışmalar sırasında ‘dost hava sahasında’ bir askeri uçağın kaybolması üzerine kurtarma operasyonu yürütüldüğünü belirtmişti. Ordu, kazaya karışan iki uçağın bulunduğunu, bunlardan birinin Irak’ın batısına düştüğünü, diğerinin ise güvenli bir şekilde indiğini açıkladı. Kazanın düşman veya dost ateşi sonucu meydana gelmediği ifade edildi.

Bu ölümler, 28 Şubat’tan bu yana İran’a karşı yürütülen ABD operasyonlarında hayatını kaybeden yedi Amerikan askerine eklendi.

ABD, Ortadoğu’da İran’a yönelik operasyonlara destek amacıyla çok sayıda uçak konuşlandırmıştı. Olay, yalnızca askeri operasyonların değil, aynı zamanda havada yakıt ikmali operasyonlarının da risklerini gözler önüne serdi.

1950’ler ve 1960’ların başında Boeing tarafından üretilen KC-135 uçakları, ABD ordusunun yakıt ikmal filosunun belkemiğini oluşturuyor ve uçakların görevlerini iniş yapmadan sürdürebilmesini sağlıyor.

Irak’taki İran yanlısı silahlı grupları kapsayan İslami Direniş adlı örgüt bu sabah yaptığı açıklamada, ikinci bir KC-135 uçağını hedef aldıklarını ve uçağın hasar aldığını, ancak zorunlu iniş yaparak kaçmayı başardığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan salı günü aktardığı bilgiye göre, ABD-İsrail saldırıları sırasında İran’a karşı yürütülen operasyonlarda 150 Amerikan askerinin yaralandığı bildirildi. Uçağın düşmesi haberi, ABD uçak gemisi USS Gerald R. Ford’da çıkan ve savaşla ilgili olmayan yangın sonucu iki denizcinin yaralanmasıyla aynı döneme denk geldi.

Kuveyt’in Şuaybe limanındaki bir Amerikan tesisine insansız hava aracı (İHA) çarpması sonucu yedi Amerikan askeri hayatını kaybetti. ABD Başkanı Donald Trump ve diğer üst düzey yetkililer, İran ile çatışmaların Amerikan ordusunda daha fazla kayba yol açabileceği uyarısında bulundu.


Cibuti-Etiyopya-Somali zirvesi tartışmalı konularda mutabakatı güçlendirdi

Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
TT

Cibuti-Etiyopya-Somali zirvesi tartışmalı konularda mutabakatı güçlendirdi

Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)

Cibuti, Etiyopya ve Somali liderlerini bir araya getiren ve yaklaşık 40 gün içinde ikinci kez düzenlenen üçlü zirvede, bölgede gerilime neden olan başlıca dosyalar ele alındı. Zirve aynı zamanda, Etiyopya’nın Rönesans Barajı nedeniyle Mısır’ın su güvenliğine yönelik tehditler ve Addis Ababa yönetiminin Kızıldeniz’e çıkış arayışı bağlamında Kahire’nin tutumuna ilişkin soruları da gündeme getirdi.

Etiyopya Haber Ajansı (ENA) dün, Cibuti’de düzenlenen görüşmeden fotoğraflar yayımlayarak Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bölgesel iş birliği konularını ele aldığı temaslar gerçekleştirdiğini bildirdi. Ajans görüşmelerin içeriğine dair ayrıntı paylaşmadı.

Somali Ulusal Haber Ajansı (SONNA) ise Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un çarşamba günü düzenlenen üçlü zirveye katıldığını aktardı. Ajansa göre görüşmeler özellikle güvenlik ve terörle mücadele alanlarında ortak koordinasyonun güçlendirilmesine odaklandı.

Toplantıda ayrıca Somali’nin demokratik dönüşüm sürecine verilen desteğin artırılması, ortak yatırımların geliştirilmesi, bölge ülkeleri arasında hareketliliğin kolaylaştırılması ve bölgesel entegrasyonu güçlendirecek ekonomik altyapı projelerinin teşvik edilmesi konuları da ele alındı.

Bu, iki aydan kısa sürede düzenlenen ikinci zirve oldu. Üç lider daha önce 31 Ocak’ta Etiyopya’nın doğusunda bir araya gelmişti. O toplantıda SONNA, Afrika Boynuzu’ndaki güvenlik ve siyasi durumun değerlendirildiğini, mevcut zorluklara çözüm bulunması ve ekonomik iş birliğinin güçlendirilmesi yollarının ele alındığını bildirmişti.

Mısır’ın beklentisi

Konuya hâkim Mısırlı bir kaynak, Kahire’nin bölgedeki Etiyopya faaliyetlerini yakından izlediğini belirterek, Addis Ababa yönetiminin bölgedeki dalgalı durumdan ve dünyanın İran savaşıyla meşgul olmasından yararlanarak nüfuzunu yeniden düzenlemeye çalışmasından endişe duyulduğunu söyledi.

Kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bizim için önemli olan Cibuti ve Somali’nin tepkilerinin, Addis Ababa’nın bölgesel hâkimiyet kurma girişimini reddetme yönünde varılan mutabakatla uyumlu olmasıdır” dedi. Aynı kaynak, bunun Mısır’ın bu ülkeler arasındaki ilişkilere müdahalesi anlamına gelmediğini vurgulayarak, “Hâkimiyet kurma ve nüfuz genişletme fikri Mısır tarafından kabul edilemez. Zirvenin sonuçlarını göreceğiz” ifadelerini kullandı.

Mısırlı uzmanlar ise söz konusu zirvenin bir ittifakla sonuçlanmasını beklemiyor. Uzmanlara göre toplantı, son iki yılda Etiyopya ile Somali arasında yaşanan anlaşmazlıkların gölgesinde, tarafların çıkarlarını öne çıkaran üçlü bir iş birliğini güçlendirme amacı taşıyor.

Afrika Boynuzu son dönemde bölgedeki yüksek gerilim nedeniyle dikkat çeken zirvelere sahne oldu. Bunların en öne çıkanlarından biri, Ekim 2024’te Somali, Mısır ve Eritre liderleri arasında düzenlenen zirveydi. Mogadişu ile Addis Ababa arasında tartışmalı bir limanın kontrolü konusunda yaşanan gerilim ortamında gerçekleştirilen toplantıda üç ülke, ‘bölgedeki zorluk ve tehditlerle mücadelede ittifak’ vurgusu yapmıştı.

fergthyju
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed (ENA)

Mısır’ın eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Salah Halime’ye göre “söz konusu zirve yeni bir ittifak olarak nitelendirilemez. Gerçek şu ki, bölge ülkeleri arasında üçlü bir iş birliği söz konusu. Toplantının odak noktası, başta terörle mücadele olmak üzere hayati öneme sahip konuların koordinasyonu ile yatırım alanlarındaki iş birliğinin geliştirilmesi ve iç durumların ele alınmasıdır.”

Halime, “Zirvede ele alınan konular, güvenlik ve istikrarın sağlanmasına, ortak kalkınma sürecinin ilerlemesine hizmet ediyor ve şu aşamada bir ittifak anlamına gelmiyor. Bu yaklaşım, Mısır’ın Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz bölgesinde barışın yaygınlaştırılmasını ve komşu ülkelerle ilişkilerin güçlendirilmesini amaçlayan politikalarıyla çelişmiyor” dedi.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Reha Ahmed Hasan da Halime ile aynı görüşü paylaşarak, zirvenin özellikle Somali ile Etiyopya arasındaki anlaşmazlıklar yerine ortak çıkarların güçlendirilmesine yönelik olarak düzenlendiğini vurguladı.

Etiyopya hamleleri

İlk zirveden yaklaşık 10 gün önce Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, iki yıl kadar önce kendisine deniz erişimi sağlama teklifinde bulunulan Cibuti’yi ziyaret etti. Başbakan, ziyaretinde ticaret ve lojistik konularına odaklandı; bu durum, Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişim talebini sürdürmesi nedeniyle Mısır ve kıyıdaş ülkelerin direnişiyle bir yıldan fazla süredir devam eden tartışmaların merkezinde yer alıyor.

Etiyopya, 1993’te Eritre’nin yaklaşık otuz yıl süren savaşın ardından bağımsızlığını kazanmasıyla kara ile çevrili bir ülke haline geldi. Bu durum, Etiyopya’yı komşu ülkelerin limanlarına bağımlı kıldı. Ülke, uluslararası ticaretinin yüzde 95’inden fazlasının geçtiği Cibuti Limanı’na özellikle güveniyor ve lojistik hizmetler için yıllık yüksek ücretler ödüyor; bu hizmetler Cibuti için önemli gelir kaynağı oluşturuyor.

sdfgthy
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud çarşamba günü Cibuti’ye geldi. (SONNA)

Halime, son gelişmelerin Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişimi konusuyla bağlantılı düzenlemelerin bir parçası olmadığını belirterek, deniz erişimi meselesinin genellikle iki ülke arasında yapılan uluslararası anlaşmalar çerçevesinde ele alındığını, tek bir ülke içindeki bölgesel bir mesele olarak değerlendirilmediğini söyledi.

Somali’ye ilişkin olarak Halime, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve siyasi dönüşümünü sağlamak amacıyla bir strateji izlediğini ve tüm taraflarla dengeli ilişkiler kurmaya çalıştığını vurguladı. Ayrıca, Kızıldeniz kıyısındaki ülkelerle olan ilişkilerin sağlam ve doğru bir çerçevede yürütüldüğünü ifade etti.

Bu görüşe, Somali’nin Etiyopya ile böyle toplantılara katılmasının Mısır ile ilişkilerini kaybetmesi anlamına gelmeyeceğini belirten Hasan da katıldı. Hasan’a göre, “Mogadişu, Addis Ababa ile bir ittifak kurarak Mısır ile iş birliğini telafi edemez.”


İsrail ordusu, Tahran’daki Besic kontrol noktalarını vurduğunu duyurdu

Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
TT

İsrail ordusu, Tahran’daki Besic kontrol noktalarını vurduğunu duyurdu

Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)

İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada, Tahran’da Besic güçlerine ait kontrol noktalarını hedef aldığını duyurdu. Açıklamada saldırıların, İran’daki rejimi zayıflatma çabalarının bir parçası olduğu belirtildi.

Besic, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kontrolü altında bulunan yarı askerî bir güç olarak biliniyor. Gerektiğinde devreye sokulan bu yapı, genellikle ülke içindeki protestoların bastırılmasında kullanılıyor.

İsrail ordusu yazılı açıklamasında, son dönemde Tahran’da Besic güçlerine ait yeni kontrol noktalarının tespit edildiğini bildirdi.

Ordudan yapılan açıklamada, “Bu noktaların tespit edilmesinin ardından İsrail Hava Kuvvetleri, ordunun istihbarat bilgilerine dayanarak son 24 saat içinde Besic kontrol noktalarını ve unsurlarını hedef aldı” denildi.

Açıklamada ayrıca, söz konusu güçlerin, özellikle son aylarda rejimin iç protestoları bastırma çabalarında başlıca rol oynadığı; göstericilere karşı aşırı şiddet, toplu gözaltılar ve güç kullanıldığı öne sürüldü.

İsrail ve ABD 28 Şubat’ta İran’a yönelik bir bombardıman dalgası başlattı; saldırıların ilk gününde İran Dini Lideri Ali Hamaney hayatını kaybetti. ABD ve İsrail, İran halkına ayaklanma ve yöneticilerini devirmeleri çağrısında bulundu.

İran’da aylar önce yetkililere karşı eşi görülmemiş protestolar düzenlenmiş, gösteriler geçtiğimiz ocak ayında zirveye ulaşmıştı. Yetkililer protestoculara karşı güvenlik operasyonu başlatmış ve gösterileri ‘isyan eylemleri’ olarak nitelendirmişti. İnsan hakları örgütleri ise söz konusu operasyonlarda binlerce kişinin hayatını kaybettiğini, on binlerce kişinin de gözaltına alındığını bildirdi. Buna karşın, ülkenin maruz kaldığı saldırılar sırasında örgütlü bir muhalefetin ortaya çıktığına dair herhangi bir işaret görülmediği ve İran yönetiminin iktidarı bırakmaya hazır olduğuna dair bir belirti bulunmadığı ifade edildi.

Tahran’da yaşayan bazı kişiler AFP’ye yaptıkları açıklamada, DMO’nun ABD-İsrail saldırıları karşısında kontrolü sağlamak amacıyla başkentin farklı noktalarında kontrol noktaları kurduğunu söyledi. Tahran’da yaşayan ve güvenlik gerekçesiyle adının açıklanmasını istemeyen 30’lu yaşlardaki bir kadın, “En küçük polis merkezleri bile kapalı, bu yüzden görevlilerin gidebileceği bir yer yok… Var olduklarını ve durumun kontrol altında olduğunu gösterebilecekleri tek yol kontrol noktaları kurmak” ifadelerini kullandı.