Trump, Sisi'nin yerinden edilmeyi reddetme ısrarına karşılık verecek mi?

Mısır ve Ürdün en çok da daha fazla ülkeyi yanlarına çekmekte zorlanacak

Gazze'nin kuzeyine dönüş yolundaki Filistinliler, 27 Ocak 2025 (AFP)
Gazze'nin kuzeyine dönüş yolundaki Filistinliler, 27 Ocak 2025 (AFP)
TT

Trump, Sisi'nin yerinden edilmeyi reddetme ısrarına karşılık verecek mi?

Gazze'nin kuzeyine dönüş yolundaki Filistinliler, 27 Ocak 2025 (AFP)
Gazze'nin kuzeyine dönüş yolundaki Filistinliler, 27 Ocak 2025 (AFP)

Amr İmam

ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'nden yüz binlerce mülteciyi kabul etme önerisini reddeden Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Mısır'ın bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını destekleyen değişmez politikasını bir kez daha teyit etti. Sisi'nin 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana değişmeyen bu tutumu, Filistin davasına olan bağlılığını yansıttı.

Cumhurbaşkanı Sisi, Mısır'ın Filistinlilerin sınır dışı edilmesine karşı duruşunu vurgulamak ve ülkesinin Trump'ın Gazze'yi insansızlaştırma çabalarına nasıl karşı koyacağını göstermek için çeşitli taktikler kullandı. Kenya Devlet Başkanı William Ruto ile 29 Ocak'ta düzenlediği basın toplantısında Trump'ın 25 Ocak'ta ortaya attığı öneriye yanıt verme fırsatı bulan Mısır Cumhurbaşkanı, ülkesinin Filistinlilere adaletsiz davranan hiçbir çözümün tarafı olmayacağını kesin bir dille ifade ederken bağımsız bir Filistin devleti çağrısını yineledi. Sisi, en kısa zamanda iki devletli bir çözümün hayata geçirilmesi için ABD Başkanı ile birlikte çalışma sözü verdi.

Filistinlilerin uğradığı tarihi haksızlıklara değinen Sisi, Trump'ın iki devletli çözümü dayatabileceğine inandığını belirtirken aynı zamanda Mısır halkının, Filistinlileri topraklarından zorla çıkarmayı amaçlayan herhangi bir planı onaylamasına izin vermeyeceği uyarısında bulundu.

Sabit politika

Mısır her zaman 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının güçlü bir destekçisi oldu. Kahire yıllarca iki devletli bir çözümün savunulmasında aktif olarak rol aldı. Müzakereler sırasında tarafların tutumlarını yakınlaştırmak ve iç bölünmeleri sona erdirmek için Filistinli gruplar arasında birçok toplantıya ev sahipliği yaptı.

Mısır, Hamas'ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği saldırıların ardından 8 Ekim 2023'te İsrail'in Gazze Şeridi’nde yürüttüğü savaş başladığında Gazzelilerin yerlerinden edilmesine yönelik her türlü girişime karşı uyardı. Gazze'nin ayrım gözetmeksizin bombalanmasının, zorla yerinden etme planının bir başlangıcı olabileceğini vurguladı. Aynı zamanda Gazze'nin yaşanmaz bir bölge haline getirilmesine karşı uyarıda bulunarak Gazzelileri topraklarına sahip çıkmaya çağırdı. Cumhurbaşkanı Sisi bizzat Gazzelilere seslenerek Gazze'yi terk etmemelerini tavsiye etti ve terk etmeleri halinde geri dönmelerine izin verilmeyebileceğini söyledi.

Sisi’nin Trump'ın iki devletli çözümü dayatabileceğine inandığını belirtmesi, Trump'ın Sisi'nin Gazzelilerin bir kısmını kabul edeceğine inandığını ifade ettiği son açıklamasına verilen doğrudan bir yanıt gibi görünüyor.

İsrail, savaşın ilk günlerinde Gazze'ye tüm ikmali kestiğinde Mısır sert bir tutum sergiledi. Sina Yarımadası’ndaki Refah Sınır Kapısı’ndan yabancı ülkelerin vatandaşlığına sahip olanların çıkışına ve kuşatma altındaki Gazzelilere ulaştırılmak üzere insani yardımların girişine izin vermeyi reddetti.

Gazze'nin dış dünyaya açılan tek kapısı olan Kahire, Gazze'yi yöneten Hamas Hareketi üzerindeki nüfuzunu kullanarak ocak ayı ortalarında Hamas ile İsrail arasında ateşkes ve esir takası anlaşmasının sağlanmasına yardımcı oldu. Bu gelişme, Kahire’nin Filistin-İsrail arasındaki bitmek bilmeyen şiddet döngüsünün durdurulmasındaki önemini bir kez daha orta koydu.

Doğru yönü göstermek

Mısır lideri, iki devletli çözüm yoluyla bir Filistin devletine duyulan ihtiyacı vurgulayarak net ve kararlı bir vizyon ortaya koydu. Trump'ın yanlış bir varsayıma dayanan Gazze nüfusunun başka bir yere taşınması önerisine doğrudan karşı çıkıyor. Trump, Gazze'deki Filistinlilerin varlığının İsrail'e karşı şiddetin başlıca nedeni olduğunu ve bu nedenle onların çıkarılmasının çatışmayı sona erdireceğini hesaplıyor gibi görünüyor. Ancak bu bakış açısı temel bir gerçeği göz ardı ediyor. O da şiddetin daha derin bir sorunun, yani yasadışı işgalin yansımalarından sadece biri olduğu gerçeğidir.

sdcfrgthy
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi (AFP)

İster İsrail'de ister başka bir yerde olsun, sivillere yönelik saldırılar haklı gösterilemezken, Filistinlilere yönelik şiddet İsrail'in Filistin topraklarını işgali ve Filistinlilere dayattığı ağır koşullar bağlamında anlaşılmalı. Gazze Şeridi, 2005 yılına kadar onlarca yıl boyunca İsrail’in işgali altında kaldı. Hamas'ın 2007 yılında yönetimi şiddet yoluyla ele geçirmesinin ardından İsrail tarafından fiilen dünyanın en büyük açık hava hapishanesine dönüştürüldü. O tarihten bu yana, birbirini izleyen zorunlu göç dalgalarının ürünü olan Gazzeliler en temel haklardan ve yaşam gerekliliklerinden mahrum bırakıldı.

Gazzeliler yıllardır Hamas'ın otoriter yönetimi ile İsrail'in devam eden ablukası arasında sıkışıp kalmış durumda. Onları topraklarından sürmek ne İsrail'in güvenlik kaygılarını giderebilir ne de barış ya da istikrar sağlayabilir. Aksine, Trump'ın yaklaşımı zaten baskı altında olan bu grubu daha da marjinalleştirecek ve krizi çözmek yerine daha da şiddetlendirecek.

Top Trump'ın sahasında

ABD Başkanı Trump’ın iki devletli çözümü dayatabileceğine inandığını ifade eden Sisi, harekete geçme sorumluluğunu Trump'a yüklerken Sisi’nin bu tutumu, Trump'ın Sisi'nin Gazzelileri kabul edeceğine inandığını ifade ettiği son açıklamasına doğrudan bir yanıt gibi görünüyor. Trump söz konusu açıklamada, ‘dostu’ olduğunu söylediği Sisi'nin Gazzelileri kabul edeceğinden emin olduğunu vurgulamıştı.

Trump'ın açıklaması sonrası Sisi, Filistinlileri topraklarından zorla çıkarmaya yönelik her türlü girişimi engellemek için on milyonlarca Mısırlının sokaklara döküleceğini söyledi.

Filistin meselesini, iki ya da üç kişi arasındaki bir iş anlaşması gibi, kişiselleştirilmiş müzakereler yoluyla çözülebilecek bir mesele olarak ele almak tamamen yanlış bir yaklaşım. Trump, Gazze Şeridi’nden ‘temizlemek’ istediği Filistinlilerin sadece istenildiği zaman hareket ettirilebilecek nesneler değil, topraklarına sarsılmaz bir bağlılık duyan insanlar olduğu gerçeğini göz ardı ediyor.

zxcdfvgt
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'daki Oval Ofis’te bir kararname imzalamadan önce basın mensuplarına açıklamalarda bulunurken, 30 Ocak 2025 (AFP)

Son birkaç gün içinde basına yansıyan, Gazze'nin güneyinden kuzeyine doğru kilometrelerce yürüyen yüz binlerce insanın görüntüleri çok şey anlatıyor. Bu azim, Filistinliler geri döndüklerinde evlerini enkaza dönmüş halde bulacaklarını çok iyi bilseler de yine de geri dönmeye ve İsrail'in geride bıraktığı kaos, yıkım ve ölümden yeni bir hayat kurmaya kararlı olduklarının bir göstergesi.

Bütün bunlar, tüm dünyanın gözleri önünde yaşandı ve yaşanıyor. Şimdi Başkan Trump'ın da bu olanları gördüğünü kanıtlama sırası geldi.

Geri adım atmak

Trump'ın açıklaması sonrası Sisi, Filistinlileri topraklarından zorla çıkarmaya yönelik her türlü girişimi engellemek için on milyonlarca Mısırlının sokaklara döküleceğini söyledi. Şarku'l Avsat'ın Al Majalla'dan aktardığı analize göre Mısır Cumhurbaşkanı bu söylemi ilk kez kullanmıyor. Daha önce Temmuz 2013'te Savunma Bakanı olduğu dönemde, dönemin Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin devrilmesine karşı çıkan İslamcı gruplardan algılanan tehditler karşısında, Mısırlıları ‘potansiyel terörizm’ ile mücadele etmek için kendisine yetki vermek üzere sokağa çıkmaya çağırmıştı. İsrail'in Ekim 2023'te Gazzelileri Sina Yarımadası’na yerleştirme çağrılarına yanıt olarak da aynı taktiği kullanan Sisi, ardından 29 Ocak'ta Mısır halkının Filistinlileri topraklarından sürmeyi amaçlayan her türlü planı kesin bir dille reddettiğini bir kez daha vurguladı.

Ürdün de Mısır gibi Trump'ın Gazze'yi insansızlaştırma önerisini kategorik olarak reddediyor.

Sisi'nin bu tutumu, onun daha iki gün önce kendisini ‘dost’ olarak tanımlayan Trump'la karşı karşıya gelmenin garipliğinden kaçınmasını sağlıyor. Trump, 2016 yılında ilk başkanlık dönemi öncesinde seçim kampanyasını yürütürken Mısır Cumhurbaşkanı ile ‘iyi bir kimyaya’ sahip olduklarını vurgulamıştı.

Doğrudan karşı karşıya gelme

Öte yandan Ürdün de Mısır gibi Trump'ın Gazze'yi insansızlaştırma önerisini kategorik olarak reddediyor. Bu tutumlar, 20 Ocak'taki yemin töreninde yaptığı konuşmada kendisini ‘barışçı’ olarak tanımlayan dünyanın en güçlü ülkesinin başkanı olan Trump’ın düşüncesini etkilemek için uluslararası bir yarışa kapıyı aralayacak gibi görünüyor.

Mısır, Ürdün ve Arap ülkelerinden müttefikleri için bundan sonraki zorluk daha fazla ülkeyi yanlarına çekmek olacak. Batılı ülkelerdense şimdiye kadar Fransa ve Almanya Trump'ın planına karşı olduklarını dile getirdi. Diğerleri de aynı tutumu sergileyebilir. Ancak daha geniş çaplı bir muhalefetin sağlanması için sadece Mısır ve Ürdün'ün değil, tüm Arap devletlerinin yoğun diplomatik çaba sarf etmesi gerekiyor.

Arap ülkeleri Başkan Trump’ı bağımsız bir Filistin devletini destekleyen bir tutum benimsemeye zorlamaya çalışırken, Trump'ın planını ‘ezber bozan bir düşünce’ olarak karşılayan İsrail'in sert direnişiyle karşılaşacaklar. Bu önerinin 4 Şubat'ta Beyaz Saray'ı ziyaret etmesi beklenen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Trump arasında yapılacak görüşmelerin başlıca gündem maddelerinden biri olması şaşırtıcı olmayacak. İsrail'deki aşırı sağcı partiler ve yasadışı yerleşimlerin savunucuları, bunu Gazze'nin ilhakına yeşil ışık olarak göreceğinden, İsrail'in diğer ülkelere planı desteklemeleri için baskı yapması bekleniyor. Bu diplomatik mücadele, önümüzdeki on yıllar boyunca, belki de sonsuza kadar, bağımsız bir Filistin devleti hayalinin kaderi için belirleyici olacak.



Çin “Üçüncü Cephe’yi” yeniden mi açıyor?

Çin yönetimi, özellikle Hint-Pasifik'teki jeopolitik risklere karşı hazırlanıyor (Reuters)
Çin yönetimi, özellikle Hint-Pasifik'teki jeopolitik risklere karşı hazırlanıyor (Reuters)
TT

Çin “Üçüncü Cephe’yi” yeniden mi açıyor?

Çin yönetimi, özellikle Hint-Pasifik'teki jeopolitik risklere karşı hazırlanıyor (Reuters)
Çin yönetimi, özellikle Hint-Pasifik'teki jeopolitik risklere karşı hazırlanıyor (Reuters)

Çin, Soğuk Savaş'ta uyguladığı "Üçüncü Cephe" stratejisini tekrar devreye sokuyor.

1964'te Mao Zedong'un başlattığı "Üçüncü Cephe" projesi, ABD ve Sovyetler Birliği'nden gelebilecek saldırılara karşı iç ve dağlık bölgelerde gizli sanayi ve savunma altyapısı kurulmasını hedefliyordu.

15 milyon kişinin çalıştığı dev proje, 1970'lerin sonundan itibaren ABD'yle ilişkilerin yumuşamasıyla rafa kaldırıldı. Bugün bu eski tesisler harabeye dönmüş durumda, çevrelerindeki yerleşimlerin büyük bölümü de boşalmış halde.

Ancak Guardian'ın analizine göre ABD-Çin ilişkilerinin yeniden gerilmesiyle Pekin yönetimi, iç bölgeleri tekrar stratejik bir "yedek sanayi ve savunma alanı" olarak konumlandırıyor.

Çin Komünist Partisi (ÇKP), Temmuz 2024'te "Çin'in stratejik hinterlandını geliştirme ve kilit sektörler için yedek planlar oluşturma" kararı almıştı.

Bu kapsamda, işgal tehdidine veya uluslararası pazarlardan izole olma riskine karşı dayanıklılığı artırmak için Çin'in uzak iç bölgelerindeki eyaletlerin kullanılması gerektiği vurgulanmıştı.

Analize göre 2024'teki bu kararlar, yeni bir "Üçüncü Cephe" stratejisinin devreye sokulduğunu gösteriyor.

Şi Cinping yönetiminin artan riskler karşısında savaş senaryolarına hazırlık yaptığına dikkat çekiliyor.

Çin tarihine odaklanan araştırmacı Covell Meyskens, Asya devinin eskiye kıyasla çok daha güçlü olduğunu vurgulayarak, ordusunun ABD güçleriyle savaşabilecek seviyede olduğunu hatırlatıyor.

ABD merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi verilerine göre Şi'nin iktidara geldiği 2012'de Çin'in savunma harcamaları ABD'nin 6'da biri düzeyindeyken, 2024 itibarıyla bu oran üçte bire yükselerek 317,6 milyar dolara ulaştı.

Ayrıca Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'ne göre Çin'in silah ithalatı 2021-2025 döneminde önceki 5 yıla kıyasla en az yüzde 70 azaldı. Bu da ülkenin yerli üretim kapasitesindeki artışı gösteriyor.

Tarihçi Meyskens, bölgesel risklerin arttığına ve "Üçüncü Cephe" ideolojisinin yeniden canlandığına işaret ederek şunları söylüyor:

Kesinlikle yeniden düşmanca bir ortama dönülüyor. Bir tür soğuk savaşın içindeyiz.

Pekin ve Tokyo yönetimleri arasındaki gerginlikler de Tayvan meselesi nedeniyle son dönemde artıyor.

Japonya Savunma Bakanlığı, Kumamoto eyaletine Çin anakarasına ulaşabilecek iki uzun menzilli füze yerleştirildiğini bugün duyurdu.

Açıklamada bunun güvenlik ve savunma amacıyla yapılmış olduğu savunulsa da ÇKP'ye ait İngilizce yayın yapan Global Times'da bugün yayımlanan makalede Tokyo'nun hamlesi eleştirildi.

Analizde, Type 12 füzelerinin etkili bir saldırı kapasitesine sahip olduğu, Japonya'nın "barışçıl Anayasası'ndan uzaklaştığı" vurgulandı.

Independent Türkçe, Guardian, Global Times


NASA'nın şimdiden tarih yazan Artemis ekibinde kimler var?

Artemis 2 mürettebat üyeleri (soldan sağa) Jeremy Hansen, Christina Koch, Reid Wiseman ve Victor Glover, NASA'nın 1972'den beri Ay'a gönderdiği ilk kişiler (Chris O'Meara/AP)
Artemis 2 mürettebat üyeleri (soldan sağa) Jeremy Hansen, Christina Koch, Reid Wiseman ve Victor Glover, NASA'nın 1972'den beri Ay'a gönderdiği ilk kişiler (Chris O'Meara/AP)
TT

NASA'nın şimdiden tarih yazan Artemis ekibinde kimler var?

Artemis 2 mürettebat üyeleri (soldan sağa) Jeremy Hansen, Christina Koch, Reid Wiseman ve Victor Glover, NASA'nın 1972'den beri Ay'a gönderdiği ilk kişiler (Chris O'Meara/AP)
Artemis 2 mürettebat üyeleri (soldan sağa) Jeremy Hansen, Christina Koch, Reid Wiseman ve Victor Glover, NASA'nın 1972'den beri Ay'a gönderdiği ilk kişiler (Chris O'Meara/AP)

NASA, 50 yıldan uzun süren bir aranın ardından 4 astronotu Ay'a göndermeye hazırlanıyor ve geri sayım resmen başladı.

İnsanlığın 1972'den bu yana ilk kez uyduyu ziyaret edeceği Artemis 2 görevinin, çeşitli ertelemelerden sonra 1 Nisan Çarşamba günü EDT 18.24'te (TSİ 2 Nisan 01.24) Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nden fırlatılması bekleniyor. 

NASA'nın bu sefer Ay'a göndereceği ekipse, Apollo programıyla bu yolculuğu yapan 24 astronottan epey farklı.

12'si Ay'da yürüyen bu grubun tamamı Amerikalı beyaz erkeklerden oluşuyordu. 

Artemis 2'nin 4 kişilik mürettebatında ise bir kadın, bir siyah ve bir Kanadalı var.

Bu ekip Ay'a iniş yapmayacak ve hatta yörüngesine bile çıkmayacak. Ancak gidiş-dönüş yolculuklarında Apollo astronotlarından binlerce kilometre daha derinlere giderek Ay'ın karanlık tarafının eşi benzeri görülmemiş manzaralarıyla karşılaşacaklar. 

İşte gelecekteki Ay inişlerinin önünü açması hedeflenen Artemis 2 görevindeki astronotlar:

Reid Wiseman

10 günlük görevin liderliğini üstlenecek 50 yaşındaki Reid Wiseman, iki kızını tek başına büyütmeyi hayatının en büyük ve en tatmin edici mücadelesi olarak görüyor.

Emekli bir ABD Deniz Kuvvetleri kaptanı olan Wiseman, 2009'da NASA'ya astronot olarak katıldı.

2014'te Uluslararası Uzay İstasyonu’nda 5 aydan uzun süre kaldı ve 2020-2022 döneminde Astronot Ofisi'nin başkanlığını yaptı.

dsvfr
Artemis 2, NASA'nın Space Launch System (Uzay Fırlatma Sistemi) roketi ve Orion uzay aracının ilk insanlı görevi (NASA)

2020'de eşini kanser nedeniyle kaybeden Wiseman'ın kızları, babalarının yeniden uzaya gitmesi fikrine başlangıçta pek sıcak bakmamış.

Wiseman durumu "Bunu konuştuk ve ben de 'Bakın, şu anda Dünya'daki tüm insanlar arasında, Ay'ın etrafında uçabilecek konumda olan sadece 4 kişi var. Bu fırsata hayır diyemem' dedim" diye anlatıyor.

Ardından kızlarının desteğini alan Wiseman, en zor kısmın onlardan ayrılmak değil "onlara yüklediği stres" olduğunu söylüyor.

2023'te göreve seçilen astronot o zaman yaptığı açıklamada NASA'nın Ay'a neden gittiği sorusuna "Çünkü insanları Mars'ta görmek istiyoruz" diye yanıt vermişti.

NASA'nın astronotlara yanlarında taşıma izni verdiği kişisel eşyalar arasında Wiseman, görev sırasında düşüncelerini not edebilmek için küçük bir not defteri götürmeyi planlıyor.

Victor Glover

12 yıldır NASA astronotu olarak görev yapan Glover, Artemis 2'de pilot koltuğunda oturacak.

Eski bir ABD Deniz Kuvvetleri savaş pilotu ve test pilotu olan Glover, ABD uzay ajansının az sayıdaki siyah astronotundan biri.

Test uçuşu mühendisliği de dahil üç yüksek lisans derecesi bulunan astronot, aynı zamanda Ay'a giden ilk siyah kişi olacak.

Evli ve 4 çocuk babası olan 49 yaşındaki Glover, "NASA beni hazırlamak için ne kadar zaman ve emek harcıyorsa, ben de ailemi hazırlamak için aynı ölçüde çaba gösteriyorum" diyor.

Ayrıca görev süresince mürettebatın aileleriyle yakın temas kuracak bir astronotun Dünya'da görevlendirilmesinden memnun olduğunu söylüyor.

Göreve hazırlanırken 1960'lardaki görevlerin makalelerini inceleyen pilot, astronotları ve onların ailelerini düşünmeye başladığını belirtiyor.

Glover "Kendimizi keşfetmeye itmek, kimliğimizin özüdür" diyerek ekliyor:

İnsan olmanın bir parçası... Nerede olduğumuzu, neden burada bulunduğumuzu ve evrendeki yerimize dair büyük soruları anlamak için keşfe çıkıyoruz.

Glover yanına bir İncil, evlilik yüzükleri ve aile yadigarlarının yanı sıra Apollo 9 astronotu Rusty Schweickart tarafından derlenen ilham verici alıntılar koleksiyonunu almayı planlıyor.

Christina Koch

Görev uzmanı olarak Artemis 2'de yer alan Christina Koch, 2019'da Uluslararası Uzay İstasyonu'nda 328 gün geçirerek tek seferde uzayda en uzun süre kalan kadın rekorunu kırdı.

Bu dönemde tamamen kadınlardan oluşan ilk uzay yürüyüşüne de katıldı.

47 yaşındaki mühendis ve fizikçi, 2013'te NASA'ya katılarak daha sonra Maryland'deki Goddard Uzay Uçuş Merkezi'nde Dünya gözlem uyduları üzerinde çalıştı.

Koch'un Ay'a gidecek ilk kadın olma yolculuğu bir fotoğrafla başlamış. Apollo 8 görevindeki Bill Anders'ın ünlü "Dünya'nın doğuşu" fotoğrafını odasına asmış ve deklanşöre otomatik bir kameranın değil, bir insanın bastığını öğrendiğinde astronot olmaya karar vermiş.

NASA tarafından çağrılmadan önce Koch, Güney Kutbu'ndaki bir araştırma istasyonunda bir yıl geçirdi.

Bilim insanı 2020'de yaptığı bir açıklamada "Beni küçük hissettiren, evrenin büyüklüğünü, evrendeki yerimi düşünmemi sağlayan şeyleri çok severim" demişti.

Koch geçmiş görevleri sayesinde ailesini ve arkadaşlarını duruma alıştırdığını söylüyor:

Şu ana kadar çevremdekilerden pek endişe duyan olmadı. Belki köpeğim hariç ama ona bunun sadece 10 gün süreceğini açıkladım. Geçen seferki kadar uzun sürmeyecek.

Ayrıca iletişim, Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki kadar rahat olmayacağı için eşinin evde bir şeyi bulamadığında kendisini arayamayacağını söyleyerek espri yapıyor.

Koch uzaya giderken, yakın olduğu kişilerin elleriyle yazdığı notları alıyor.

Jeremy Hansen

İlk uzay yolculuğuna çıkmaya hazırlanan Jeremy Hansen, aynı zamanda böyle bir göreve seçilen ilk Kanadalı olmanın sorumluluğunu da taşıyor.

Kanada Kraliyet Hava Kuvvetleri'nde görev yapmış eski bir savaş pilotu ve fizikçi olan Hansen, 2009'da Kanada Uzay Ajansı'na katıldı.

Daha önce hiç uzaya gitmese de NASA'nın Johnson Uzay Merkezi'nde yeni astronotların eğitiminde önemli bir rol oynadı.

Evli ve üç çocuğu olan fizikçi, uzaya duyduğu hayranlığının kökenini tıpkı Koch gibi Apollo 8'e borçlu. 
 

vd
Artemis görevindeki başka bir mürettebatın 2028'de Ay yüzeyine inmesi planlanıyor

Kanada'nın kırsal kesiminde büyüyen Hansen, Buzz Aldrin'in Ay yüzeyinde durduğu bir fotoğrafı gördükten sonra ağaç evini hayali bir uzay gemisine dönüştürmüş.

Görev uzmanı olarak ekibe katılan astronot, Apollo görevinde insanları Ay'a göndermenin ne kadar büyük bir çaba gerektirdiğini ancak şimdi anladığını söylüyor.

Hansen "Şimdi dışarı çıkıp Ay'a baktığımda, bana eskisinden biraz daha uzak geliyor" diyerek ekliyor:

Videolarını izlerken düşündüğümden çok daha zor olduğunu ayrıntılarıyla anlıyorum.

Kanadalı astronot, eşi ve çocuklarına hediye ettiği, Ay şeklindeki kolye uçlarının yanı sıra akçaağaç şurubu ve akçaağaç kurabiyelerini de uzaya götürecek.

Independent Türkçe, Science Alert, CNN, BBC, NASA


İran savaşı etkisi: Almanya’da radikal sağcılar Rusya’dan enerji tedariki istiyor

Almanya'nın Rusya'dan enerji tedarikini durdurma hamleleri ülkede tartışma yaratmaya devam ediyor (Reuters)
Almanya'nın Rusya'dan enerji tedarikini durdurma hamleleri ülkede tartışma yaratmaya devam ediyor (Reuters)
TT

İran savaşı etkisi: Almanya’da radikal sağcılar Rusya’dan enerji tedariki istiyor

Almanya'nın Rusya'dan enerji tedarikini durdurma hamleleri ülkede tartışma yaratmaya devam ediyor (Reuters)
Almanya'nın Rusya'dan enerji tedarikini durdurma hamleleri ülkede tartışma yaratmaya devam ediyor (Reuters)

Almanya'da radikal sağcılar, yükselen akaryakıt fiyatları nedeniyle Rusya'dan enerji tedarikinin artırılması gerektiğini savunuyor.

Almanya için Alternatif (AfD) partisi, bu ayki eyalet seçimlerinde önemli sonuçlar elde ettikten sonra, Rusya'dan ucuz enerji tedariki için uzun süredir devam eden çağrılarını yeniden gündeme getirdi.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a karşı saldırılarıyla patlak veren savaşın başından bu yana Almanya'da benzin fiyatları yüzde 15'in üzerinde arttı.

AfD'nin yükselen akaryakıt fiyatları üzerinden kurduğu söylem, ülkenin otomotiv endüstrisinin merkezi olan Baden-Württemberg'deki seçmenler arasında büyük yankı buldu.

Radikal sağcı partinin eyaletteki başbakan adayı Markus Frohnmaier, seçim kampanyasında bu meseleye odaklandıklarını belirtiyor:

Almanya ekonomisinin şu anki durumu vahim. Almanya'nın enerji bağımsızlığı ve uygun fiyatlı elektrik için yeniden Rus doğalgazı ve petrolü ithal etmeye başlaması hayati önem taşıyor.

2022'de Rusya-Ukrayna savaşının başlamasından önce Moskova, Almanya'nın ham petrol ithalatının üçte birinden fazlasını ve doğalgaz ihtiyacının yarısından fazlasını karşılıyordu.

Ancak Kuzey Akım'a sabotaj düzenlenmesi ve Avrupa Birliği'nin Rusya'ya yönelik yaptırımları nedeniyle Berlin yönetimi Norveç, Hollanda ve Belçika'dan enerji tedarik ediyor.

Alman istatistik kurumunun verilerine göre, az miktarda sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) dolaylı ithalatı dışında Rus petrolü ve doğalgazı alınmıyor.

AfD uzmanı Johannes Hillje, "Bu argüman, soyut jeopolitik açıklamalara kıyasla insanların günlük yaşamlarıyla çok daha yakından bağlantılı" diyor.

Ancak Başbakan Friedrich Merz'in muhafazakar Hıristiyan Demokratlar (CDU) partisinden Parlamento Dışişleri Komisyonu üyesi Roderich Kiesewetter, AfD'nin bu çağrıları tekrar gündeme getirmesini eleştiriyor:  

AfD, Almanya'da kasıtlı olarak Rus söylemlerini yaygınlaştırıyor. Rusya'dan petrol ve doğalgaz ithalatının artması, Avrupa'nın güvenliği ve ortaklarımızın güveni açısından felaket olur.

Almanya'nın güneybatısındaki Baden-Württemberg eyaletinde 8 Mart'ta düzenlenen Meclis seçiminde, Yeşiller partili Cem Özdemir zafer kazanarak ilk Türk kökenli eyalet başbakanı olmuştu.

Diğer yandan AfD'nin oy oranını neredeyse ikiye katlayarak yüzde 18,8'e çıkarması dikkat çekmişti. Genelde doğu eyaletlerinde yüksek oy toplayan parti, bir batı eyaletinde şimdiye kadar aldığı en yüksek oy oranına ulaşmıştı.

Independent Türkçe, Reuters, DW Türkçe