Santorini'den kaçış sürüyor: 4 soruda Ege Denizi'ndeki depremler

Santorini'deki sismik aktivitenin artmasının ardından halk, bugün de adayı deniz ve hava yoluyla terk ediyor (Alkis Konstantinidis/Reuters)
Santorini'deki sismik aktivitenin artmasının ardından halk, bugün de adayı deniz ve hava yoluyla terk ediyor (Alkis Konstantinidis/Reuters)
TT

Santorini'den kaçış sürüyor: 4 soruda Ege Denizi'ndeki depremler

Santorini'deki sismik aktivitenin artmasının ardından halk, bugün de adayı deniz ve hava yoluyla terk ediyor (Alkis Konstantinidis/Reuters)
Santorini'deki sismik aktivitenin artmasının ardından halk, bugün de adayı deniz ve hava yoluyla terk ediyor (Alkis Konstantinidis/Reuters)

Ege Denizi'nde günlerdir devam eden sarsıntılar, Yunanistan ve Türkiye'de büyük bir deprem yaşanacağına dair ciddi endişe yaratıyor. 

Yunanistan'ın Santorini Adası çevresinde cuma gününden itibaren çoğunluğu 4.0 şiddetinden yüksek 200'den fazla deprem kaydedilmesinin ardından yetkililer ve halk alarma geçti.

Sarsıntılar bugün (4 Şubat Salı) itibarıyla devam ederken, halihazırda 500'den fazla deprem kaydedildi. Yunanistan Jeodinamik Enstitüsü'nün verilerine göre bunlardan en şiddetlisi, dün sabah Anafiye Adası'nın 19 kilometre kuzeyinde gerçekleşen 5.1 büyüklüğündeki sarsıntıydı.

Birkaç dakikada bir yaşanan depremlerin ardından yüzlerce kişi Santorini'yi terk ederken, adadan kalkan uçuşlar artırıldı. Yılda yaklaşık 3 milyon ziyaretçi ağırlayan adanın turizm faaliyetlerinin de darbe alacağından endişe ediliyor.

Sismologlar yoğun sismik hareketliliğin azalmasının günler ya da haftalar alabileceğini beklerken, halka toprak kayması riski nedeniyle kıyı bölgelerinden uzak durmaları ve kapalı alanlarda toplanmamaları tavsiye ediliyor.

Ayrıca Santorini, Amorgos, Anafiye ve İos'ta okullar cuma gününe kadar tatil edildi. 

Halihazırda herhangi bir yaralanma veya ölüm vakası saptanmasa da sarsıntıların büyük bir depremin habercisi olduğu endişeleri sürüyor. Yunanistan halkı, modern tarihte geçirdikleri en büyük depremi tekrar yaşama korkusu taşıyor.

1) 1956'daki Amorgos Depremi'nde ne oldu?

9 Temmuz 1956 günü saat sabah 5 civarında Amorgos'da 7.7 şiddetinde bir deprem meydana geldi. Bundan 13 dakika sonra, 6.9 şiddetinde bir artçı deprem yaşandı.

Sarsıntıların, Ege Denizi'ndeki en büyük tsunamilerden birini tetiklemesiyle Amorgos'un güneydoğu kıyısındaki dalgalar 25 metre yüksekliğe ulaştı.

Bu olay, Yunanistan'ın son 100 yıldaki en şiddetli depremi kabul ediliyor. 

Amorgos ve Santorini'yi etkileyen depremde 54 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce bina yıkıldı ve binlercesi hasar aldı.

2) Benzer bir olay tekrar yaşanabilir mi?

Helenik Volkanik Yay adlı volkanik adalar zincirinde yer alan Santorini, depremlere aşina olmasına karşın son sarsıntıların şiddeti ve sıklığı endişe yaratıyor.

19 yıldır adada yaşayan Faslı tur rehberi Nadia Benomar "Daha önce de depremler yaşadık ama hiç böylesini görmemiştik. Bu farklı hissettiriyor" diyor. Nakşa Adası'na gitmek için feribot bileti alan Benomar "Ortalık sakinleşene kadar birkaç günlüğüne uzaklaşmam gerekiyor" ifadelerini kullanıyor.

Ancak çoğu uzman 5.0 - 5.5 şiddetinde bir deprem bekliyor ve 1956 olayının benzerinin yaşanmasını pek muhtemel görmüyor. 

Yine de büyük bir deprem yaşanacağı ihtimali henüz elenmiş değil.

Önde gelen sismolog Dr. Gerassimos Papadopoulos, "Tüm senaryolar masada" diyerek ekliyor: 

Sarsıntıların sayısı arttı, büyüklükleri yükseldi ve merkez üsleri kuzeydoğuya kaydı... Risk seviyesi yükseldi.

Sarsıntıların artmasıyla birlikte itfaiye ve acil durum müdahale ekipleri pazar günü Santorini'ye gönderildi.

Şiddetli bir deprem tsunamiye de yol açabileceği için yetkililer halka kıyılardan uzak durma uyarısı yaptı ve bazı sahil bölgelerine erişimi yasakladı. Ayrıca heyelan riskine karşı da uyarılar yapıldı.

Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis, dün yaptığı açıklamada "çok yoğun bir jeolojik olayın" sözkonusu olduğunu söyleyerek halka sakin kalmalarını telkin etti.

Diğer yandan Sivil Savunma Bakanı Vasilis Kikilias, önlemlerin tedbir amaçlı alındığını pazar günü yaptığı açıklamada söyledi. Ancak riski azaltmak adına halkın bu tedbirlere uyması gerektiğinin de altını çizdi. 

Sismolog Prof. Manolis Skordylis ise "Görünüşe göre sismik bir fay hattı harekete geçti ve 6'dan büyük bir depreme neden olabilir" diyor: 

Henüz ana depremi yaşamadık.

3) Yanardağ patlayabilir mi?

Son günlerde yaşanan sarsıntılar volkanik bir ada olan Santorini'de yanardağ patlaması yaşanacağına dair soru işaretlerine de yol açtı. 

Avrupa'nın en aktif volkanik alanlarından Helenik Yay, son 400 bin yılda 100'den fazla patlamaya sahne oldu. 

Ancak uzmanlar son depremlerin, volkanik değil tektonik aktiviteyle bağlantılı olduğunu vurguluyor. Bilim insanları 2011-2012 döneminde de uzun süreli sarsıntıların yaşandığını ve patlama gerçekleşmediğini hatırlatıyor. 

Deprem Planlama ve Koruma Örgütü Başkanı Efthimios Lekkas "Yanardağ uyanabilir ama bir patlama olması mümkün değil" diye açıklıyor. 

Son büyük patlamasını MÖ 1620'de yaşayan yanardağ, Santorini'nin hilal şeklindeki kalderasını meydana getirmişti. 

Yanardağ en son 1950'de patladı ancak uzmanlar bunun küçük bir patlama olduğunu ifade ediyor.

Adanın kuzeydoğusunda Kolumbo Yanardağı diye bir denizaltı volkanı da yer alıyor. En son 1650'de patlayan bu yanardağ, şiddetli bir tsunamiyi de tetiklemişti.

Oxford Üniversitesi'nde yer bilimleri alanında çalışan David Pyle, son sarsıntıların arkasındaki tektonik aktiviteyle, Kolumbo'daki potansiyel bir patlama arasında doğrudan bir bağlantı olup olmadığını henüz bilmediklerini söylüyor.

4) Türkiye risk altında mı?

Uzmanlar, son günlerde Ege Denizi'nde yaşanan sismik hareketlilik karşısında Türkiye'nin de hazırlıklı olması uyarısı yapıyor.

Deprem bilimci Prof. Dr. Naci Görür, 2 Şubat'ta sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada "Ege kıyılarımızda sözkonusu yere yakın vatandaşlarımızın dikkatli olmasını öneriyorum" ifadelerini kullandı.

28 Ocak ila 3 Şubat'ta bölgede 500'den fazla deprem kaydedildiğini aktaran AFAD, Türkiye'ye en yakın depremin 140 kilometre mesafede gerçekleştiğini belirtiyor.

Bölgeye uzaklığından dolayı Türkiye'deki risk düşük göründe de şiddetli bir depreme karşı dikkatli olunması gerekiyor.

İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi'nden Prof. Dr. Hasan Sözbilir "7'den büyük deprem olması durumunda Kuşadası-Bodrum-Datça kıyılarının tsunami tehlikesi açısından modellenmesi ve buna göre önlem alınması gerekiyor" diyor. 

Diğer yandan bazı uzmanlar, bu türden yoğun hareketliliklerin her zaman büyük bir deprem üretmeyeceğini belirtiyor.

Kocaeli Üniversitesi'nden Prof. Dr. Şerif Barış, "Zaman zaman deprem fırtınaları birkaç gün, bazen aylarca sürebilir. Ancak her zaman büyük bir deprem üretmeleri şart değildir" diyor.

Prof. Dr. Barış, tsunami riskine karşı acil durum planlarının güncellenmesi gerektiğini de ekliyor.

Independent Türkçe, AP, New York Times, Guardian, CNN, Sputnik Türkiye, BBC Türkçe, Live Science, To Vima, Greek City Times, Reuters



İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.


Netanyahu: İran, İsrail'e saldırırsa "hayal edilemez" bir karşılıkla yüzleşecek

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
TT

Netanyahu: İran, İsrail'e saldırırsa "hayal edilemez" bir karşılıkla yüzleşecek

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'a karşı askeri harekât olasılığına tekrar işaret etmesinin ardından, ülkesinin İran'ın saldırısına güçlü bir şekilde karşılık vereceği uyarısında bulundu.

Netanyahu, askeri bir tören sırasında televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Eğer bize saldırma hatasını yaparlarsa, hayal bile edemeyecekleri bir karşılık alacaklar" dedi.

Trump, bir anlaşmaya varılmadığı takdirde İran'ı bombalamakla defalarca tehdit etti ve bölgeye iki uçak gemisi, savaş gemileri ve uçaklar göndererek saldırı olasılığını artırdı.

dfvgthy
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, (AP)

İsrail Başbakanı, Gazze Şeridi'nin silahsızlandırılmasından önce yeniden inşa edilmeyeceğini belirterek, "Müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri ile Gazze silahsızlandırılmadan önce yeniden inşa edilmeyeceği konusunda anlaştık" dedi. Başkan Trump'ın temsilcisi Steve Witkoff da dahil olmak üzere Amerikalı yetkililer, somut ilerleme kaydedildiğini ve Hamas'ın silahlarını bırakması için baskı altında olduğunu vurguladı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İsrail, Hamas'tan küçük kalibreli kişisel silahların müsadere edilmesi de dahil olmak üzere geniş kapsamlı kısıtlamalar getirme tehdidinde bulundu.