İsrail sağı Trump'ın Gazze Şeridi'nin kontrolüne ilişkin açıklamalarını memnuniyetle karşıladı

Aşırı sağcı bakanlar Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich Knesset'te (Arşiv - Reuters)
Aşırı sağcı bakanlar Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich Knesset'te (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail sağı Trump'ın Gazze Şeridi'nin kontrolüne ilişkin açıklamalarını memnuniyetle karşıladı

Aşırı sağcı bakanlar Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich Knesset'te (Arşiv - Reuters)
Aşırı sağcı bakanlar Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich Knesset'te (Arşiv - Reuters)

İsrail'deki aşırı sağcı bakanlar, ABD Başkanı Donald Trump'ın Filistinlileri başka bir yere yerleştirip ekonomik olarak geliştirdikten sonra ABD'nin savaştan harap olmuş Gazze Şeridi'nin kontrolünü ele almasına ilişkin sözlerini memnuniyetle karşıladı.

İsrailli aşırı sağcı bakan Bezalel Smotrich bugün yaptığı açıklamada, ‘tehlikeli’ Filistin devleti fikrini ‘sonsuza dek gömmek’ için çalışacaklarına söz verdi.

Smotrich Telegram hesabından yaptığı açıklamada, “Başkan Donald Trump tarafından dün sunulan plan 7 Ekim 2023'e gerçek bir cevaptır” dedi.

Konuyla ilgili olarak aşırı sağcı eski İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Trump'ın Gazze sakinlerinin Gazze Şeridi dışına ‘yerleştirilmesi’ gerektiğine ilişkin açıklamalarını övdü ve bunu ‘tek çözüm’ olarak nitelendirdi.

(video)

Otzma Yehudit (Yahudi Gücü) Partisi lideri Ben-Gvir X platformunda yaptığı açıklamada, Gazzelileri Gazze Şeridi'nden göç etmeye ‘teşvik etmenin’ İsrail ile Hamas arasındaki savaşın sonunda tek doğru strateji olduğunu söyledi. Ben-Gvir, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu bu politikayı ‘derhal’ benimsemeye çağırdı.

Gazze Şeridi'nde Yahudi yerleşimini savunan bir siyasi harekete mensup olan Ben-Gvir ve partisinden diğer iki bakan, İsrail hapishanelerindeki yüzlerce Filistinli tutuklunun serbest bırakılması karşılığında Gazze Şeridi'nde Hamas tarafından tutulan esirlerin serbest bırakılmasını öngören ateşkes anlaşması nedeniyle geçen ay Netanyahu hükümetinden istifa etmişti.

Netanyahu'nun Washington ziyareti sırasında dün yaptığı açıklamalarda Trump, Gazze Şeridi'nde yaşayan iki milyondan fazla Filistinlinin başka bölgelere yerleştirilmesi olasılığını gündeme getirdi ve Gazze Şeridi’nin 15 aylık savaşın ardından yaşanmaz hale geldiğini belirtti.

İnsan hakları savunucuları bu tür önerileri ‘etnik temizlik’ olarak nitelendiriyor. Herhangi bir zorla yerinden etme muhtemelen uluslararası hukuku ihlal edecek. ABD'nin desteğiyle Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda sağlanan ateşkes, altı haftalık ilk aşamasında büyük ölçüde başarılı oldu. Ancak kalıcı bir çözüm olasılığı belirsiz.



İran ablukasının aylarca sürebileceğini ifade eden Trump’tan petrol fiyatları uyarısı

İran ablukasının aylarca sürebileceğini ifade eden Trump’tan petrol fiyatları uyarısı
TT

İran ablukasının aylarca sürebileceğini ifade eden Trump’tan petrol fiyatları uyarısı

İran ablukasının aylarca sürebileceğini ifade eden Trump’tan petrol fiyatları uyarısı

Donald Trump, İran’a yönelik ABD deniz ablukasının aylarca sürebileceğini söyledi; bu açıklama, petrol fiyatlarının dört yılı aşkın sürenin en yüksek seviyelerine çıkmasına yol açtı ve artış Perşembe günü de etkisini sürdürdü.

Şarku’l Avsat’ın Axios’tan aktardığı habere göre Trump’ın bugün (Perşembe) Brad Cooper’dan (ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı – US Central Command) İran’a yönelik olası askeri harekât planlarına ilişkin yeni bir brifing alması bekleniyor.

İran ile ABD arasında diplomatik girişimlerin sonuçsuz kalmasının ardından Trump, Çarşamba günü Vladimir Putin ile telefonda görüştü. Putin, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaşı yeniden başlatması halinde “kötü sonuçlar” doğabileceği uyarısında bulundu.

Petrol yöneticileriyle yaptığı görüşmede Trump, İran limanlarına yönelik ablukayı —Tahran’ın herhangi bir anlaşma öncesinde kaldırılmasını şart koştuğu— bombardımana kıyasla daha etkili bir yöntem olarak savundu.

CENTCOM, Çarşamba günü X platformunda yaptığı açıklamada, ablukayı ihlal etmeye çalışan ticari geminin başarıyla yönlendirilmesinin ardından önemli bir dönüm noktasına ulaşıldığını duyurdu. Açıklamada ayrıca İran rejiminin satamadığı toplam 69 milyon varil petrol taşıyan 41 tanker bulunduğu ve bunun yaklaşık 6 milyar dolar değerinde olduğu belirtildi.

Trump, savaşın ABD’de tüketici maliyetlerini artırması ve müttefikleri tedirgin etmesi nedeniyle, kendi siyasi tabanı dahil geniş kesimlerden gelen savaşı sonlandırma baskısıyla karşı karşıya. Axios’a konuşan Trump, deniz ablukasına ilişkin, “Boğuluyorlar ve bu onlar için daha da kötü olacak” ifadelerini kullandı.

Petrol fiyatları keskin şekilde yükseldi. ABD referans petrolü Brent, Haziran teslimi için yüzde 7’den fazla artarak 126,41 dolara çıkarken, Batı Teksas türü ham petrol (WTI) yaklaşık yüzde 3 artışla 110,31 dolara ulaştı. Ancak daha sonra kazançların bir kısmı geri verildi.

ABD’li üst düzey yetkililerden JD Vance, İran’la müzakere amacıyla Pakistan’a yapmayı planladığı ziyaretleri geçen hafta iki kez yarıda kesti. İran ise Trump yönetiminin diplomasi konusundaki samimiyetine dair şüphelerini dile getirdi.

ABD’li yetkililer, İsrail saldırılarında çok sayıda üst düzey liderin öldürülmesinin ardından İran adına kimin konuştuğunun belirsiz olduğunu, kararların sertlik yanlısı Devrim Muhafızları mı yoksa diplomatlar tarafından mı alındığını netleştiremediklerini belirtiyor.

İran, Washington’un ablukayı kaldırması ve daha geniş kapsamlı müzakerelere geçilmesi karşılığında Hürmüz Boğazı üzerindeki baskısını hafifletmeyi teklif etti. Ancak Trump yönetimi bu öneriye şüpheyle yaklaşıyor.

İran Meclis Başkanı Muhammad Bakır Kalibaf ise Çarşamba günü yaptığı açıklamada, ABD’nin deniz ablukasının ülke içinde bölünme yaratmayı ve “İran’ı içeriden çökertmeyi” amaçladığını söyledi.


Amerika'nın en büyük uçak gemisi, rekor bir görev süresinin ardından Ortadoğu'dan ayrılıyor

ABD Donanması'na ait uçak gemisi USS Gerald Ford (AFP)
ABD Donanması'na ait uçak gemisi USS Gerald Ford (AFP)
TT

Amerika'nın en büyük uçak gemisi, rekor bir görev süresinin ardından Ortadoğu'dan ayrılıyor

ABD Donanması'na ait uçak gemisi USS Gerald Ford (AFP)
ABD Donanması'na ait uçak gemisi USS Gerald Ford (AFP)

ABD’li iki yetkili dün yaptıkları açıklamada, dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford’un 300 günden uzun süren rekor konuşlandırmanın ardından ülkeye döneceğini bildirdi. Bu sürenin, İran’a karşı yürütülen savaşa katılımı ve Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun yakalanmasını da kapsadığı belirtildi.

İsimlerinin açıklanmaması kaydıyla konuşan yetkililer, geminin önümüzdeki günlerde Ortadoğu’dan ayrılarak Virginia eyaletindeki ana limanına doğru yola çıkacağını ve mayıs ortasında hedefine ulaşmasının beklendiğini ifade etti. Bu haberi ilk olarak The Washington Post duyurdu.

Yetkililer ayrıca, USS George H. W. Bush’un geçen hafta bölgeye ulaşmasının, Ortadoğu’da üç ABD uçak gemisinin aynı anda konuşlandırıldığı anlamına geldiğini kaydetti. Bunun, İran’la yürütülen savaşta kırılgan bir ateşkes sürerken, 2003 yılından bu yana görülmeyen bir seviye olduğu vurgulandı.

Öte yandan USS Abraham Lincoln’un da Tahran’la gerilimin arttığı ocak ayından bu yana bölgede bulunduğu aktarıldı. Yetkililer, Ford’un bu ay Vietnam Savaşı sonrası en uzun ABD deniz konuşlandırması rekorunu kırdığını, haziran ayında Norfolk Deniz Üssü’nden ayrıldıktan sonra yaklaşık 10 ay görev yaptığını ifade etti.


Charles, transatlantik ilişkileri savundu

Kral Charles Kongre'ye konuşurken (Reuters)
Kral Charles Kongre'ye konuşurken (Reuters)
TT

Charles, transatlantik ilişkileri savundu

Kral Charles Kongre'ye konuşurken (Reuters)
Kral Charles Kongre'ye konuşurken (Reuters)

Britanya Kralı 3. Charles, ABD’den yaptığı açıklamada, İran savaşı nedeniyle iki ülke arasında yaşanan gerilimi aşmayı amaçlayan devlet ziyareti kapsamında transatlantik ilişkileri ve “ortak” Batı değerlerini savundu.

Charles, Senato ve Temsilciler Meclisi’nin ortak oturumunda yaptığı tarihi konuşmada, “Karşı karşıya olduğumuz zorluklar, herhangi bir ülkenin tek başına üstesinden gelebileceği türden değil” ifadelerini kullanarak, müttefikleri ortak değerleri savunmaya çağırdı. “Görüş ayrılıklarımız ne olursa olsun, demokrasiyi destekleme konusundaki kararlılığımızda birleşiyoruz” ifadelerini kullandı.

Washington temaslarının ardından Kral Charles ve Kraliçe Camilla, 11 Eylül 2001’de New York’ta düzenlenen terör saldırılarının kurbanlarını anmak üzere dün New York’a gitti.