Trump'ın Gazze'ye ilişkin açıklamalarının ardından Cumhuriyetçi Parti'de kafa karışıklığı ve şüphe

Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul (Arşiv - Reuters)
Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul (Arşiv - Reuters)
TT

Trump'ın Gazze'ye ilişkin açıklamalarının ardından Cumhuriyetçi Parti'de kafa karışıklığı ve şüphe

Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul (Arşiv - Reuters)
Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul (Arşiv - Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın savaştan zarar gören Gazze Şeridi'nin kontrolünün ABD'ye geçmesi gerektiğiyle ilgili dün yaptığı açıklamalar, Cumhuriyetçi Parti'nin bazı üyeleri arasında şaşkınlığa ve şüphelere yol açarken bazıları bu açıklamaları ‘cesur ve kararlı’ bularak destekledi.

Dün İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Beyaz Saray'da bir araya gelen Trump, ABD'nin ‘Gazze'nin kontrolünü devralması’ ve Filistinlileri başka yerlere yerleştirdikten sonra onu ‘Ortadoğu’nun Rivierası yapması’ önerisinde bulundu. Uluslararası pek çok taraf bu öneriyi kınarken Trump'ın dış yardımları kesmek ve binlerce çalışanı işten çıkarmak gibi girişimlerini büyük ölçüde destekleyen Kongre'deki Cumhuriyetçilerin de tepkisini çekti.

Trump’ın açıklamalarına şüpheyle yaklaşan milletvekilleri, uzun süredir ABD diplomasisinin temelini oluşturan İsrailliler ve Filistinliler için iki devletli çözümü halen desteklediklerini söylerken bazıları ABD’li vergi mükelleflerinin parasını harcama ve bir yılı aşkın bir süre devam eden savaşın harap ettiği bir bölgeye ABD askerlerini gönderme fikrini reddetti.

Bu öneriyi reddeden Kongre'deki Cumhuriyetçiler az bir çoğunluğa sahipken Demokratların tamamı bunu reddetti. Senatör Chris Van Hollen MSNBC'de yaptığı açıklamada “Bu başka bir adı olan etnik temizliktir” ifadelerini kullandı. Cumhuriyetçi Senatör Jerry Moran ise iki devletli çözümün bir kenara atılamayacağını söyledi.

Senatör Lisa Murkowski, ‘yeterince kargaşa görmüş’ diye nitelendirdiği bir bölgeye ABD askerlerinin gönderilmesine yönelik olası bir teklifi hayal bile edemediğini belirterek “Bunun hayalini bile kurmak istemiyorum, çünkü çok korkutucu olduğunu düşünüyorum” dedi.

Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson planı bölgede barışı sağlamaya yönelik cesur ve kararlı bir adım olarak övdü. Johnson, perşembe günü Capitol Hill'de (ABD Kongresi binası) Netanyahu ile bir araya geldiğinde konuyu kendisiyle görüşeceğini söyledi. Johnson düzenlediği basın toplantısında “Sanırım insanlar bunun gerekliliğinin farkındalar ve biz de bu hedef doğrultusunda çalışırken İsrail'in yanında olacağız. Başkan'ın bu girişiminde yanında olacağız” şeklinde konuştu.

Trump seçim kampanyası sırasında yeni dış çatışmalara ve ‘sonsuz savaşlara’ girmekten kaçınma vaadinde bulunmuştu.

Reuters ve Ipsos tarafından gerçekleştirilen anketler, Cumhuriyetçi seçmenler arasında bile Trump'ın yeni yayılmacı öncelikler listesine yönelik iştahın da bir sınırı olduğunu gösteriyor. Reuters ve Ipsos tarafından 20 ve 21 Ocak tarihleri arasında, Trump'ın göreve başlamasından sonra ancak Gazze'ye ilişkin son açıklamalarından önce yapılan bir ankete göre Cumhuriyetçilerin yalnızca yüzde 15'i ABD'nin yeni topraklar elde etmek için askeri güç kullanması fikrini destekliyor.

ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi üyesi Tim Burchett, Trump'ın ABD'nin Gazze'nin deniz kıyısındaki arazilerini geliştirme önerisini desteklediğini söyledi. Reuters'a konuşan Burchett, “Bence Amerikalılar ve kapitalist dünyada gerçek bir fark yaratmak için gerçek bir fırsata sahip ve bu da bunun mükemmel bir örneği olacak” ifadelerini kullandı.

Senato Çoğunluk Lideri Cumhuriyetçi John Thune ise ‘bölgeye barışın, istikrarın ve güvenliğin getirilmesinden’ yana olduğunu, ancak her fikrin derinlemesine incelenmesi gerektiğini söyledi.



NYT: Mücteba Hamaney’in bilinci açık ancak durumu ciddiyetini koruyor

Tahran’da, yeni lider Mücteba Hamaney ve askeri komutanların yer aldığı bir propaganda afişinin önünde nöbet tutan İranlı bir asker (EPA)
Tahran’da, yeni lider Mücteba Hamaney ve askeri komutanların yer aldığı bir propaganda afişinin önünde nöbet tutan İranlı bir asker (EPA)
TT

NYT: Mücteba Hamaney’in bilinci açık ancak durumu ciddiyetini koruyor

Tahran’da, yeni lider Mücteba Hamaney ve askeri komutanların yer aldığı bir propaganda afişinin önünde nöbet tutan İranlı bir asker (EPA)
Tahran’da, yeni lider Mücteba Hamaney ve askeri komutanların yer aldığı bir propaganda afişinin önünde nöbet tutan İranlı bir asker (EPA)

İran’ın yeni lideri Mücteba Hamaney’in, babası ve selefi Ali Hamaney’nin öldürüldüğü ABD-İsrail ortak hava saldırısında ağır yaralandı. Şarku’l Avsat’ın The New York Times’tan (NYT) aktardığı habere göre Yetkililer, İran liderinin bilincinin açık olduğunu ancak durumunun ciddiyetini koruduğunu ifade etti.

Gazete ismi açıklanmayan İranlı yetkililere dayandırdığı haberinde, yeni liderin “en azından şu aşamada” karar alma yetkisini İran Devrim Muhafızları generallerine devrettiğini aktardı.

Şarku’l AVsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’nin  aktardığı habere göre Mücteba Hamaney’in görevi devralmasından bu yana kamuoyu önüne çıkmaması ve yalnızca yazılı açıklamalarla yetinmesi, sağlık durumu ve hayatta olup olmadığına dair spekülasyonlara yol açtı.

Haberde, 28 Şubat’taki hava saldırısında ağır yaralanmasına rağmen Hamaney’in “bilincinin açık olduğu” ve “süreçlere dahil olmaya devam ettiği” vurgulandı.

Gazeteye göre Hamaney, bacaklarından birine üç ayrı ameliyat geçirdi ve protez takılması planlanıyor. Ayrıca elinden de ameliyat edilen Hamaney’in bu bölgedeki fonksiyonlarını kademeli olarak geri kazandığı ifade edildi.

Yüzünde ve dudaklarında ciddi yanıklar oluştuğu, bu durumun konuşmasını zorlaştırdığı ve ilerleyen dönemde estetik cerrahiye ihtiyaç duyacağı da belirtildi.

Güvenlik gerekçeleriyle Hamaney ile doğrudan temasın sınırlı olduğu, kamuoyuna yalnızca kendi el yazısıyla kaleme alınmış mesajların ulaştırıldığı aktarıldı.

Haberde ayrıca, Devrim Muhafızları komutanlarının Hamaney’i ziyaret etmediği, ancak aynı zamanda kalp cerrahı olan Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın tedavi sürecine nezaret eden isimler arasında yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, Devrim Muhafızları generallerinin ABD ve İsrail ile yaşanan savaşı “rejimin varlığına yönelik bir tehdit” olarak gördüğü, ancak bu tehdidin artık “kontrol altına alındığı” değerlendiriliyor.

Generallerin, özellikle Hürmüz Boğazı’na yönelik ablukayı da kapsayan askeri stratejinin yönetimini üstlendiği kaydedildi.


Washington’un dikkati kırılgan ateşkeste: Denizde ABD–İran gerilimi tırmanıyor

Washington’un dikkati kırılgan ateşkeste: Denizde ABD–İran gerilimi tırmanıyor
TT

Washington’un dikkati kırılgan ateşkeste: Denizde ABD–İran gerilimi tırmanıyor

Washington’un dikkati kırılgan ateşkeste: Denizde ABD–İran gerilimi tırmanıyor

Washington bugün (Perşembe) uluslararası diplomasinin ağırlık merkezi olarak yeniden öne çıkıyor. Başkentte, ABD’nin doğrudan himayesinde Lübnan ile İsrail arasında yürütülen görüşmelerin ikinci ve “kritik” turu gerçekleştirilecek. Bu tur, 17 Nisan’da yürürlüğe giren ateşkesin kalıcı hale getirilmesi amacıyla düzenleniyor. Söz konusu ateşkes, iki taraf arasında onlarca yıl sonra gerçekleşen ilk doğrudan temasın ürünü olmuştu. Ancak diplomasi masasının, güney sınırındaki gerilimin sürmesi nedeniyle “sarsıntılı bir zemin” üzerinde zorlu bir sınavla karşı karşıya olduğu belirtiliyor.

Arabulucular “Nisan mutabakatlarını” güçlendirmeye çalışırken, bölgenin başka bir cephesinde tansiyon yükseliyor. ABD ile İran arasındaki gerilim, uluslararası sularda daha sert bir aşamaya geçmiş durumda. ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nda mayın döşediği tespit edilen teknelere “ateş açılması” yönünde donanmaya talimat verdiğini açıkça duyurdu. Trump ayrıca, ABD mayın temizleme gemilerinin kapasitesinin “üç katına çıkarıldığını” ve boğaz üzerinde “tam kontrol” sağlanmasının hedeflendiğini belirterek, İran yeni bir anlaşmayı kabul edene kadar boğazın “sıkı şekilde kapalı” kalacağını ifade etti.

ABD’nin bu baskısına İran sahada karşılık verdi. Tahran yönetimi, biri küresel deniz taşımacılığı devi MSC grubuna ait olmak üzere iki konteyner gemisine el koydu. Bu adımın, birkaç gün önce ABD güçlerinin Hint Okyanusu’nda bir İran petrol tankerine müdahale etmesine yanıt olarak atıldığı değerlendiriliyor.

Washington’daki diplomasi trafiği ile Hürmüz Boğazı’ndaki askeri gerilim arasında sıkışan bölge, sınır diplomasisi ile deniz ve enerji hatları üzerindeki güç mücadelesinin iç içe geçtiği son derece karmaşık bir tabloyla karşı karşıya bulunuyor.


Prens Harry’den Ukrayna’ya sürpriz ziyaret

Prens Harry Kiev tren istasyonundan bulunduğu ana ait bir kare (Reuters)
Prens Harry Kiev tren istasyonundan bulunduğu ana ait bir kare (Reuters)
TT

Prens Harry’den Ukrayna’ya sürpriz ziyaret

Prens Harry Kiev tren istasyonundan bulunduğu ana ait bir kare (Reuters)
Prens Harry Kiev tren istasyonundan bulunduğu ana ait bir kare (Reuters)

İngiliz Prens Harry, Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşa dikkat çekmek amacıyla Kiev’i ziyaret etti. Alman Haber Ajansı’nın aktardığına göre Harry, “kendi ülkesindeki ve dünyanın dört bir yanındaki insanlara” savaşı hatırlatmak istediğini belirtti.

İngiliz Haber Ajansı ise ITV News’ün, Harry’nin Perşembe sabahı Polonya’dan trenle Kiev’e varışını görüntülediğini bildirdi. Görüntülerde Harry’nin tren istasyonunda perondaki insanları selamladığı görüldü.

drgrftbgr
Prens Harry, Kiev tren istasyonuna varışında bir kadına sarılıyor (Reuters)

Prens Harry, ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, “Ukrayna’ya geri dönmek güzel” dedi.

Harry ayrıca, “kendi ülkesindeki ve dünya genelindeki insanlara Ukrayna’nın karşı karşıya olduğu durumu hatırlatmak” istediğini vurgulayarak, son derece zor koşullar altında her gün ve her saat olağanüstü çaba gösteren siviller ve ortaklara destek vermek istediğini ifade etti.

Ukrayna’yı “Avrupa’nın doğu kanadını cesaretle ve başarıyla savunan bir ülke” olarak nitelendiren Harry, “Bunun önemini göz ardı etmemek gerekiyor” dedi.