İran dergisi: Putin, Ruhani ile görüşmesinde Esed'i terk etme niyetini ortaya koydu

Yıllar önce Suriye'nin eski Devlet Başkanı Esed’in geleceğine ilişkin endişe ve kuşku dolu bir atmosferde bir tartışma yaşanmıştı

İran eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Erivan'da düzenlenen Avrasya Yüksek Ekonomik Konseyi toplantısı oturum aralarındaki görüşmesinden bir kare, 1 Ekim 2019 (AFP)
İran eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Erivan'da düzenlenen Avrasya Yüksek Ekonomik Konseyi toplantısı oturum aralarındaki görüşmesinden bir kare, 1 Ekim 2019 (AFP)
TT

İran dergisi: Putin, Ruhani ile görüşmesinde Esed'i terk etme niyetini ortaya koydu

İran eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Erivan'da düzenlenen Avrasya Yüksek Ekonomik Konseyi toplantısı oturum aralarındaki görüşmesinden bir kare, 1 Ekim 2019 (AFP)
İran eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Erivan'da düzenlenen Avrasya Yüksek Ekonomik Konseyi toplantısı oturum aralarındaki görüşmesinden bir kare, 1 Ekim 2019 (AFP)

Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin üzerinden iki ay geçti. İran merkezli bir dergi, İran eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında 2013 yılının eylül ayında yapılan ilk görüşmenin ayrıntılarını ortaya çıkardı. Görüşme, Suriye'nin eski Devlet Başkanı Esed’in geleceğine ilişkin endişe ve kuşku dolu bir atmosferde gerçekleşti.

Reformist eğilimli Agahimag dergisi, Putin ve Ruhani arasında, Ruhani'nin 13 Eylül 2013 tarihinde cumhurbaşkanı olmasından bir ay sonra, Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te düzenlenen Şanghay Ekonomik İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesi çerçevesinde gerçekleşen ilk görüşmenin tam metnini yayınladı.

Putin, Ruhani'yi daha önceden tanıyordu. Çünkü her ikisi de ülkesinin Ulusal Güvenlik Konseyi'nde genel sekreter olarak görev yapmıştı.

Şarku’l Avsat Agahimag dergisinin aktardığı “Rusya, Suriye'yi ne zaman terk etti?” başlıklı habere göre Putin ile Ruhani arasındaki görüşmenin bir saat 20 dakika sürdü. Dergi ilk dakikalarında iki ülke arasındaki genel konular ele alınırken, daha sonra İran'ın nükleer dosyasının ve Suriye'deki son durumun görüşüldüğünü aktardı.

Başka bir alternatif var mı?

Suriye konusundaki görüşme Ruhani'nin Putin'e “Suriye'de ne yapmak istiyorsunuz?” sorusuyla başlıyor. Putin tereddütlü bir ses tonuyla “Sizce Esed korunabilir mi?” diye sorduğunda Ruhani “Evet, korunabilir, ama reformlarla” yanıtını verdi. Bunun üzerine Putin “Nasıl?” diye sorduğunda Ruhani, “Suriye çok mezhepli bir ülke ve temel bölünme Aleviler ve Sünniler arasında. Suriye Baas Partisi seküler bir yapıya sahip ve toplumsal özgürlüklere çok az saygı duyuyor. Bu koşullarda Suriye'nin birliğini koruyabilecek tek kişi Esed, başka bir alternatifi yok” cevabını verdi.

zxcsdfrgt
Esed ve Ruhani arasında Tahran'da daha önce gerçekleşen bir görüşmeden (Getty)

Ruhani, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Defalarca kez bir alternatif bulmaya çalıştık, ama sadece biz değil, Fransızlar, İngilizler ve hatta siz Ruslar bile bir alternatif bulamadınız.”

Buna karşın Putin, “Esed'in iktidarda kalması mümkün değil” diyerek tavrını korurken Ruhani de tutumunu yineleyerek “Alternatif var mı? Ordu sadece Esed'in emirlerine itaat ediyor” dedi. İran’ın anlatısına göre ‘daha önemli bir konuyu’ soran Rusya Devlet Başkanı “Ya Esed devrilirse?” diye sorunca Ruhani “Suriye çöker. Bu yüzden Esed korunmalı” yanıtını verdi.

Putin, “Esed'e silah sağlamakla ilgili bir sorunum yok” derken, Ruhani “Askeri yardım tek başına yeterli değil, siyasi destek de sağlanmalı” diyerek itiraz da bulundu.

İran’ın anlatısına göre Putin'in önerisi üzerine iki lider Esed'in geleceğine ilişkin planlar yapmak üzere Suriye için özel temsilciler atama konusunda anlaştı. Ancak Putin, Ruhani'nin yanından ayrılmadı, elini tuttu ve arabasına kadar eşlik etti. Binerken Putin Ruhani’nin kulağına “Akdeniz kıyısında bir gemi hazırladım ve acil bir durumda Beşşar Esed'in Moskova'ya gelebilmesi için üslerimizde hazır bir uçak var” diye fısıldadı.

Direnmeye mahkum

Putin'in bu açıklaması Ruhani'yi sarstı. Putin Esed'in kaçışı için bir plan düşünecek kadar endişeli miydi? Ruhani Putin'e bu soruyu sormaya cesaret edemedi, çünkü Putin'in tereddüdünün Esed'in geleceğinden duyduğu endişeden mi kaynaklandığını yoksa bizzat Esed'in bir kaçış planı yapıp yapmadığını bilmiyordu.

Ruhani de arabaya binmeden önce Putin'in kulağına fısıldayarak “Bu iyi bir fikir, fakat Esed buna kayıtsız kalmamalı. Çünkü kendisi için bir çıkış yolu olduğunu düşünmemeli. Direnmeye mahkum olduğunu bilmeli” dedi.

Agahimag dergisi, Putin'in son dakikada Ruhani’de Putin'in Esed'e verdiği destek konusunda derin şüpheler uyandıran bir soru sorduğunu ve Putin'in Suriye konusunda ABD ile müzakerelere girme olasılığı konusunda da soru işaretleri yarattığını aktardı.

csdfrgthy
Agahimag dergisinin kapağı (Şarku’l Avsat )

Putin, Ruhani'ye “ABD Beşşar Esed'den neden bu kadar nefret ediyor?” diye sordu. Ruhani, “Çünkü ABD, Şam'ı yönetecek bir vasal yönetim istiyor. Esed Washington için güvenilir bir isim değil” diye cevap verdi.

Agahimag dergisi, Putin'in açıklamalarının Tahran'da en üst stratejik düzeylerde tartışmalara yol açtığını ve değerlendirmelerin ABD ve Rusya'nın Esed'in gitmesi gerektiği konusunda hemfikir olabileceğini gösterdiğini ve bunun da İran'ı ‘Suriye dosyasının yükünü tek başına taşımamak’ için yeni bir strateji düşünmeye ittiğini öne sürdü.

Ruhani, Suriye krizinin çözümü için bir takvim belirlenmesi ve barış ve reform için iki yıllık bir süre tanınması gerektiğine inanıyordu, ancak Suriye krizi on yılı aşkın bir süre devam etti.

Ruhani-Putin görüşmesinin detaylar, Tahran'ın Esed'e verdiği desteğin sonuçları konusunda İran'da haftalarca süren hararetli tartışmaların ardından yayınlandı. Başta İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) komutanları olmak üzere üst düzey İranlı yetkililer Suriye'deki varlıklarını savunmaya çalışmış ve Esed rejiminin düşmesiyle birlikte İran güçlerinin Suriye'ye gönderilmesine yönelik eleştiriler kamuoyuna yansımıştı.

Komplo teorisi söylemi

Görüşmenin ses kaydının basına yansıması, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin ekibinden Suriye'ye ilişkin İran-Rusya görüşmelerine dair sızdırılan ikinci ses kaydı vakası oldu. 2021 yılının mart ayında da şu an İran’ın Stratejik İşlerden Sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak görev yapan eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in konuyla ilgili bir ses kaydı sızdırılmış ve tartışma yaratmıştı.

Muhammed Cevad Zarif Cumhurbaşkanlığı arşivine verdiği sesli ifadede Rusya'yı müzakerelerin son anlarında ya da anlaşmanın yürürlüğe girmesinden önceki aylarda nükleer anlaşmayı bozmak için defalarca komplo kurmakla suçladı. Zarif, Tahran ile dünya güçleri arasında imzalanan nükleer anlaşmanın yürürlüğe girmesinden iki ay önce Putin'in General Kasım Süleymani'yi Rusya-İran askeri faaliyetlerini genişletmeye ikna etmek için Moskova'ya çektiğinden bahsetti.

Süleymani'nin Moskova ziyaretinin Putin'i Suriye'ye askeri müdahalede bulunmaya ikna etmedeki rolüne ilişkin DMO ve bölgesel müttefikleri tarafından benimsenen ‘destansı’ anlatıyı küçümseyen Zarif, sahadaki askeri faaliyetlerin diplomasinin rolünü zayıflatmasını eleştirirken Süleymani'nin 2020 yılı başlarında ABD Başkanı Donald Trump'ın emriyle bir hava saldırısında öldürülmeden önce yönettiği dış operasyonlara atıfta bulunuyordu.

Hasan Ruhani yönetimi 2017 yılında, Suriye krizine siyasi bir çözüm bulmak amacıyla Rusya ve Türkiye ile Astana görüşmelerine katıldı. Ancak İran’da Suriye konusunda son sözü söyleme hakkı, İran lideri Ali Hamaney'in yetkisi altındaki İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi ve DMO'ya aitti.



Trump, İran'a nasıl bir saldırı düzenlemeyi planlıyor?

Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
TT

Trump, İran'a nasıl bir saldırı düzenlemeyi planlıyor?

Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağı artırırken, Amerikan medyası İran'a saldırı senaryolarını masaya yatırdı.

CNN'in analizinde, İran'a saldırı durumunda askeri ve siyasi liderlerin hedef alınabileceği veya nükleer tesislere sınırlı saldırılar düzenlenebileceği belirtiliyor.

Nükleer tesislere saldırının, geçen yıl haziranda düzenlenenlere kıyasla "daha büyük ölçekli" olacağı savunuluyor.

İran'a yönelik olası saldırılar için ABD ordusuna bir hedef listesi sunulmadı. Bu da Trump'ın henüz herhangi bir askeri harekat emri vermediğinin işareti. Beyaz Saray yetkilileri, Cumhuriyetçi liderin diplomatik çözümden yana tercihini sürdürdüğünü söylüyor.

ABD Başkanı, perşembe günkü açıklamasında "10 gün içinde" bir anlaşmanın yapılıp yapılamayacağının belli olacağını söylemiş, daha sonra bu süreyi 15 güne çıkardığını bildirmişti. Müzakerelerde anlaşma sağlanamaması halinde İran'a saldırma tehdidini de yinelemişti.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan Trump'a yakın iki üst düzey yetkili, ABD Başkanı'nın hazirandaki saldırı emrini vermeden önce de son ana kadar beklediğini söylüyor. Venezuela'ya geçen ay düzenlenen operasyonda da benzer bir sürecin yaşandığını aktarıyorlar.

Wall Street Journal'ın analizinde, İran'ın anlaşmaya yanaşmaması halinde Trump'ın geniş ölçekli saldırı talimatı vererek Tahran yönetimini devirmeye çalışabileceği yazılıyor.

Bunun yanı sıra Trump'ın "sınırlı saldırı" seçeneğini değerlendirdiği de belirtiliyor. Bu seçenekle Trump, küçük ölçekli saldırılarla İran'ı anlaşmaya yapmaya zorlayabilir.

Kimliğinin paylaşılmamasını isteyen bir ABD'li yetkili, İran uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurana kadar saldırıların artarak devam edebileceğini savunuyor. Diğer yandan böyle bir hamlenin Tahran yönetiminin müzakerelerden çekilmesine yol açabileceğine de dikkat çekiliyor.

İran muhtemel ABD saldırılarına karşı güçlü misilleme yapılacağı uyarısında bulunmuştu. Ülkenin dini lideri Ali Hamaney, bu haftaki açıklamasında "Dünyanın en güçlü ordusu bile bazen öyle bir tokat yiyebilir ki yerinden kalkamayabilir" demişti.

İsrail ve ABD'nin Haziran 2025'te İran'a düzenlediği saldırılarla 12 gün süren savaş nedeniyle kesintiye uğrayan diplomatik süreç, tarafların Umman'da masaya oturmasıyla yeniden başladı.

Maskat'taki ilk tur görüşmelerin ardından müzakereler Cenevre'ye taşındı. İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlık ederken, ABD'yi ise Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Witkoff temsil ediyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.