Övgü ile eleştiri arasında... Trump-Putin ilişkisinde öne çıkan noktalar neler?

ABD Başkanı Donald Trump ve Rus mevkidaşı Vladimir Putin, dün telefonda 90 dakika süren bir görüşme gerçekleştirerek iki ülke ilişkilerinde yeni bir sayfa açtı.

ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2018 yılında Finlandiya'da düzenlenen bir toplantının başında el sıkıştılar. (AP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2018 yılında Finlandiya'da düzenlenen bir toplantının başında el sıkıştılar. (AP)
TT

Övgü ile eleştiri arasında... Trump-Putin ilişkisinde öne çıkan noktalar neler?

ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2018 yılında Finlandiya'da düzenlenen bir toplantının başında el sıkıştılar. (AP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2018 yılında Finlandiya'da düzenlenen bir toplantının başında el sıkıştılar. (AP)

ABD Başkanı Donald Trump ve Rus mevkidaşı Vladimir Putin, dün telefonda 90 dakika süren bir görüşme gerçekleştirerek iki ülke ilişkilerinde yeni bir sayfa açtı.

Şarku’l Avsat’ın Washington Post'tan aktardığına göre Trump'ın ilk dönemindeki ilişkiler, dramatik ve öngörülemezdi. Söz konusu dönemdeki ilişkiler, Putin'in diplomatik zaferleri ve ABD başkanının sert çizgiler çizdiği anlarla noktalandı.

hy6u78ı
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki son telefon görüşmesini manşetlerine taşıyan gazeteler (Reuters)

İşte ABD Başkanı'nın ilk döneminde Trump ve Putin arasındaki ilişkide öne çıkan bazı önemli anlar:

Seçimlere müdahale

Trump'ın ilk döneminde Putin ile olan etkileşimleri, Moskova'nın Trump'ın 2016 seçimlerine müdahale ettiği yönündeki suçlamaların gölgesinde kaldı. Hem CIA hem de FBI, Rusya'nın seçimlere müdahale ettiği sonucuna varmış olsa da Trump bu bulguları defalarca sorguladı. ABD hükümetinin değerlendirmelerine göre müdahale, diğer yöntemlerin yanı sıra, halkı kutuplaştırmak ve seçim sürecini baltalamak için bir etki kampanyası, oylama sistemlerini bozma girişimleri ve Demokrat Parti ağlarının ve personelinin Rusya tarafından hacklenmesi şeklinde gerçekleşti.

Ancak Putin müdahaleyi reddetti ve Trump da ona inandı. İkili 2018'de Helsinki'de ortak bir basın toplantısı için yan yana geldi ve Trump, Putin'in söz konusu iddiayı ‘çok güçlü’ bir şekilde yalanladığını söyledi.

scdfgrthy
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Donald Trump 2018 yılında Helsinki'de gerçekleştirdikleri görüşme öncesinde (AFP)

Trump, Rusya'nın müdahalesine yönelik soruşturmanın ‘tam bir cadı avı’ olduğunu söyleyerek kendi Adalet Bakanlığı ile çelişti.

Trump'ın sözleri Moskova'da büyük yankı uyandırdı; Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov o sırada zirvenin ‘harikadan da öte’ olduğunu söyledi.

Övgü ve eleştiri

Hem Trump hem de Putin birbirlerinin yeteneklerini -zekâ ve güç açısından- övdüler.

Trump'ın ilk seçim kampanyası sırasında Putin onun ‘çok etkileyici ve yetenekli bir adam’ olduğunu söyledi.

Trump ise Barack Obama henüz görevdeyken Putin için şöyle demişti: “Liderlik konusunda AA aldığını düşündüğümü söyleyebilirim.”

2016 seçim kampanyası sırasında Trump Obama'yı defalarca Putin ile kıyasladı. Trump, “Putin'in ülke üzerinde çok güçlü bir kontrolü var. O bu sistemde kesinlikle bir liderdi, bizim başkanımızın lider olduğundan çok daha fazla” dedi.

Eylül 2016'da bir NBC muhabiri Trump'a Putin ile olan ilişkisini sordu. Başkan şöyle cevap verdi: “Eğer o benim hakkımda harika şeyler söylerse, ben de onun hakkında harika şeyler söylerim.”

Putin, Trump'ın ilk seçim zaferinden sonra bir radyo röportajında şunları söyledi: “İş dünyasında başarı elde edebilmesi, onun akıllı bir insan olduğunu gösterir.”

Şubat 2017'de Fox News'ten Bill O'Reilly Trump'ı Rusya Devlet Başkanı’nı övmeye çağırdı. O'Reilly “Putin bir katil” deyince Trump şöyle cevap verdi: “Çok fazla katil var. Bizde de bir sürü katil var. Peki, bizim ülkemizin o kadar masum olduğunu düşünüyor musunuz?”

Suriye

Trump ilk döneminde ABD askerlerini Suriye'den çekeceğini açıklayarak müttefiklerini şaşırttı, Putin'e güç verdi ve DEAŞ'ı savuşturan Kürt güçlerini belirsizlik içinde bıraktı. ABD askerlerinin çekilmesi, Moskova'nın iç savaş boyunca desteklediği Suriye'de tartışmasız uluslararası arabulucu olacağı anlamına geliyordu.

Aynı yılın başlarında Trump, Suriye'de Beşşar Esed rejimi altında yaşanan ölümlerden Putin'i sorumlu tutarak nadir görülen bir şekilde Putin'i eleştirmişti.

Ukrayna

Trump yönetimi ilk olarak 2017 yılında ayrılıkçılara karşı savaşında yardımcı olması için Ukrayna'ya Javelin füzeleri ve rampalarının satışını onayladı.

İki yıl sonra Trump, Ukrayna'ya Kongre tarafından onaylanmış yüz milyonlarca dolarlık güvenlik yardımını dondurdu. Yardımın dondurulması, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy'nin daha fazla Javelin füzesi istediği ve Trump'ın Zelenskiy'den bir ‘iyilik’ istediği (Demokrat başkan adayı Joe Biden'ın yanı sıra oğlu Hunter'ın Ukrayna'daki iş ilişkileri hakkında bilgi almak) telefon görüşmesinin ardından geldi. Trump, Zelenskiy’nin talebini reddetti.

2022 yılında Trump bir radyo programında Rus ordusunu ‘barış gücü’ olarak tanımlayan açıklamalar yaptı. Daha sonra Putin'in savaştan önce Ukrayna sınırlarına yaptığı yığınağı, ‘çok ileri’ gitmeden ve ‘Ukrayna'ya girmek gibi talihsiz bir karar’ vermeden önce bir müzakere taktiği olarak övdüğünü söyledi.

2024 seçim kampanyası sırasında Trump, başkan olarak Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşa derhal son vereceğini defalarca vurguladı.

Skripal saldırısı

Trump'ın eski bir Rus istihbarat görevlisine yönelik suikast girişimine verdiği tepki 2018 yılında mercek altına alındı.

4 Mart 2018'de İngiliz vatandaşı ve eski Rus istihbarat görevlisi Sergey Skripal ve kızı, sakin bir İngiliz kasabası olan Salisbury'de bir parktaki banka uzanmış halde ölüme yakın bir halde bulundu.

Daha fazla bilgi ortaya çıktıkça, İngiltere bu açık saldırıyı hızlı ve güçlü bir şekilde kınadı. Dönemin Başbakanı Theresa May 12 Mart'ta şunları söyledi: “Bir İngiliz kasabasında sinir gazı kullanılarak gerçekleştirilen bu cinayet girişimi sadece Skripallere karşı işlenmiş bir suç değildir; Birleşik Krallık'a karşı ayrım gözetmeyen ve pervasız bir eylemdir.”

Rus hükümeti olayda herhangi bir rolü olduğunu reddetti.

Aynı zamanda basında çıkan haberlere göre Trump başlangıçta sert bir yanıt verme konusunda isteksiz görünüyordu. Sonunda ABD yönetimi Moskova'ya geniş kapsamlı yaptırımlar uyguladı.

Aynı yılın ekim ayında Trump verdiği bir röportajda, Rusya Devlet Başkanı'nın suikast ve zehirleme olaylarına karışmış ‘olabileceğini’ söyledi, ancak “Bu bizim ülkemizde değil” dedi.



Washington: İran’la önce diplomasi... Güç kullanımı da masada

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
TT

Washington: İran’la önce diplomasi... Güç kullanımı da masada

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt dün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile ilişkilerde ilk tercihinin her zaman diplomasi olduğunu, ancak gerekli görülmesi halinde ölümcül güç kullanmaya hazır olduğunu belirtti. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin, bir önceki turda varılan mutabakatlar temelinde Cenevre’de ABD ile görüşmelere yeniden başlayacağını açıkladı. Arakçi, Tahran’ın mümkün olan en kısa sürede ‘adil ve hakkaniyetli’ bir anlaşmaya varma konusunda kararlı olduğunu ifade etti.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Arakçi, İran’ın tutumunun ‘tamamen açık’ olduğunu vurgulayarak, ülkesinin ‘hiçbir koşul altında nükleer silah geliştirmeyeceğini’, ancak aynı zamanda ‘halkının yararına barışçıl nükleer teknolojiden faydalanma hakkından asla vazgeçmeyeceğini’ kaydetti.

Arakçi ayrıca, karşılıklı endişeleri giderecek ve ortak çıkarları güvence altına alacak benzeri görülmemiş bir anlaşma için ‘tarihi bir fırsat’ bulunduğunu ifade ederek, diplomatik sürece öncelik verilmesi şartıyla anlaşmanın ‘erişilebilir’ olduğunu belirtti.

Arakçi, İran’ın ‘egemenliğini cesaretle savunma konusunda hiçbir çabadan kaçınmayacağını’ kanıtladığını belirterek, ülkesinin mevcut anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözümünü hedeflediği müzakere masasına da ‘aynı cesaretle’ oturduğunu ifade etti.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht-Revançi dün yaptığı açıklamada, iki ülke arasında yeni bir müzakere turunun başlamasına kısa süre kala Tahran’ın ABD ile anlaşmaya varmak için gerekli tüm adımları atmaya hazır olduğunu söyledi.

Öte yandan üst düzey bir ABD’li yetkili, görüşmelerin perşembe günü (yarın) Cenevre’de yapılmasının planlandığını açıkladı. Yetkili, ABD’li temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın müzakereleri yürütmek üzere İran heyetiyle bir araya gelmesinin beklendiğini kaydetti.

 Tahran’da ABD karşıtı duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın (EPA)Tahran’da ABD karşıtı duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın (EPA)

Leavitt, Beyaz Saray’da basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Başkan Trump’ın ilk tercihi her zaman diplomasidir, ancak kendisinin de ortaya koyduğu gibi, gerekli görülmesi halinde ABD ordusunun ölümcül gücünü kullanmaya hazırdır… Nihai karar her zaman başkana aittir” ifadelerini kullandı.

İki ülke, ABD’nin Ortadoğu’daki askerî kapasitesini artırdığı bir dönemde bu ayın başlarında müzakerelere yeniden başlamıştı. İran, olası bir saldırı durumunda bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı tehdidinde bulunmuştu.

Taht-Revançi, devlet medyasında yer alan açıklamasında, “En kısa sürede bir anlaşmaya varmaya hazırız. Bunu başarmak için gereken her şeyi yapacağız. Cenevre’deki müzakere odasına tam bir samimiyet ve iyi niyetle gireceğiz” dedi.

Taht-Revançi ayrıca, “İran’a yönelik bir saldırı ya da saldırganlık olması halinde savunma planlarımız doğrultusunda karşılık vereceğiz… ABD’nin İran’a yönelik bir saldırısı gerçek bir macera olur” ifadelerini kullandı.

İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani de Tahran’ın ABD ile ilişkilerinde savaşa kıyasla diplomasiyi tercih ettiğini belirtti. Muhacerani, her iki seçeneğin de ülkenin onurunu ve ulusal çıkarlarını koruma stratejilerinin bir parçası olduğunu vurguladı.

Müzakere sürecine ilişkin bir soruya yanıt veren Muhacerani, İran’ın tutumunun benimsediği temel programlarla uyumlu olduğunu kaydederek, ülkesinin diplomatik alanda aktif olduğunu, ancak savaş ve diplomasiyi ulusal çıkarları korumaya yönelik iki araç olarak değerlendirdiğini söyledi.

Askerî hazırlık düzeyine ilişkin olarak ise ‘kesin caydırıcılığın’ İran Silahlı Kuvvetleri’nin öncelikleri arasında yer aldığını, gerekli hazırlıkların mevcut olduğunu ve son dönemde düzenlenen tatbikatların bu hazır olma seviyesini yansıttığını belirtti. Diplomatik sürecin de eş zamanlı olarak ‘yoğun biçimde’ sürdürüldüğünü ifade eden Muhacerani, hükümetin gelişmeleri ‘tetikte’ izlediğini ve müzakere sürecinin sonuçlarına bağlı kalacağını dile getirdi.

Muhacerani, Tahran’ın hesap hatalarını önlemek amacıyla mevcut tüm caydırıcılık araçlarını kullanacağını belirterek, İran’ın ‘her iki ihtimale de hazır’ olduğunu; bunun da gerilimin artması ya da diplomatik bir uzlaşıya varılması seçeneklerini kapsadığını sözlerine ekledi.

ABD Başkanı Donald Trump ve İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)ABD Başkanı Donald Trump ve İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)

Reuters, pazar günü üst düzey bir İranlı yetkiliye dayandırdığı haberinde, Tahran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun yarısını yurt dışına gönderme, kalan kısmın zenginleştirme seviyesini düşürme ve yıllardır İran’la yürütülen diplomasi sürecinde zaman zaman gündeme gelen bölgesel bir zenginleştirme konsorsiyumuna katılma seçeneğini ciddi biçimde değerlendireceğini aktardı.

Yetkili, İran’ın bu adımları, ekonomik yaptırımların kaldırılmasını da içeren bir anlaşma çerçevesinde ABD’nin ülkenin ‘barışçıl nükleer zenginleştirme’ hakkını tanıması karşılığında atacağını söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun ise günün ilerleyen saatlerinde İran’la ilgili gelişmeler hakkında Kongre’nin üst düzey liderlerine bilgi vermeye hazırlandığı bildirildi.

Konuya yakın bir kaynak, Rubio’nun İran’a ilişkin son gelişmeler hakkında yasa yapıcıları bilgilendirmesinin beklendiğini ifade etti.

Öte yandan Donald Trump’ın İran’a ilişkin planlarını açıklayacağı bildirildi. Beyaz Saray’dan isimlerinin açıklanmaması kaydıyla konuşan yetkililer, Trump’ın planlarını kamuoyuna sunacağını aktardı.

 İran devlet televizyonunun dün ülkenin güneyinde gerçekleştirilen tatbikatlara ilişkin yayınladığı görüntülerİran devlet televizyonunun dün ülkenin güneyinde gerçekleştirilen tatbikatlara ilişkin yayınladığı görüntüler

ABD, İran’a yönelik olası saldırılara hazırlık kapsamında ülke kıyılarına yakın bir bölgede büyük bir deniz gücü konuşlandırdı. Donald Trump, 19 Şubat’ta yaptığı açıklamada Tahran’a bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 gün süre tanıdığını bildirmişti.

Trump’ın yapacağı Birliğin Durumu konuşmasında, İran’ın nükleer programı nedeniyle ülkeyi bombalama yönündeki tehditlerine de değinebileceği belirtiliyor.

Öte yandan İran devlet televizyonu, Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) ülkenin güney kıyıları boyunca, Körfez açıklarında askerî tatbikatlara başladığını duyurdu.

Tahran’ın ayrıca Çin ile gemisavar hipersonik seyir füzeleri satın almak üzere bir anlaşmaya yaklaştığı bildirildi. Reuters’ın müzakereler hakkında bilgi sahibi altı kaynağa dayandırdığı haberine göre, Çin yapımı CM-302 tipi füzeleri kapsayan anlaşma büyük ölçüde tamamlandı; ancak teslimat tarihine ilişkin henüz mutabakata varılmadı.

 Pekin’deki askeri geçit töreninde sergilenen hipersonik gemisavar füzelerinin önünde duran Çin Halk Kurtuluş Ordusu mensubu (Reuters)Pekin’deki askeri geçit töreninde sergilenen hipersonik gemisavar füzelerinin önünde duran Çin Halk Kurtuluş Ordusu mensubu (Reuters)

Hipersonik hızlara ulaşabilen söz konusu füzelerin menzilinin yaklaşık 290 kilometre olduğu, deniz savunma sistemlerinden kaçınmak amacıyla alçak irtifada ve yüksek süratte uçacak şekilde tasarlandığı belirtiliyor. Silahlanma alanında uzman iki isim, bu füzelerin konuşlandırılmasının İran’ın vurucu kapasitesini önemli ölçüde artıracağını ve bölgedeki ABD deniz kuvvetleri için tehdit oluşturacağını ifade etti.

Tahran ise askerî nükleer kapasite geliştirme iddialarını reddederek, özellikle enerji alanında olmak üzere sivil amaçlı barışçıl bir nükleer program yürütme hakkına sahip olduğunu savunuyor. İran, tarafı olduğu Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması çerçevesinde bu hakkın güvence altına alındığını vurguluyor.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin ofisine yakın kaynaklar ise iç basında yer alan ve Laricani’nin Umman’ın arabuluculuk rolü kapsamında Maskat’a öneriler iletmek üzere Umman’a gittiğine ilişkin haberleri yalanladı. Arakçi’nin ABD heyetine metnin ‘ilk taslağını’ sunmasının beklendiği kaydedildi.

Donald Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada, Tahran’a karşı güç kullanımına başvurulup başvurulmayacağına karar vermek için kendilerine 10 ila 15 gün arasında süre tanıdığını belirtmişti. Trump, pazartesi günü ise ABD Genelkurmay Başkanı’nın geniş çaplı bir askerî müdahalenin riskleri konusunda kendisini uyardığı yönündeki haberleri reddetti. Trump, sahibi olduğu sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine’in ‘herkes gibi savaş istemediğini, ancak İran’a karşı askerî düzeyde bir adım atılması yönünde karar alınması halinde bunun kolaylıkla kazanılabilecek bir süreç olduğunu düşündüğünü’ ifade etti.

Planet Labs tarafından çekilen uydu görüntüsünde Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü’nde bulunan savaş uçakları,(AP)Planet Labs tarafından çekilen uydu görüntüsünde Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü’nde bulunan savaş uçakları görülüyor. (AP)

Taraflar arasında geçen yıl yürütülen dolaylı görüşmeler herhangi bir anlaşmayla sonuçlanmadı. Bunun temel nedeni, Washington’ın İran’ın kendi topraklarında uranyum zenginleştirmeden vazgeçmesi yönündeki talebi oldu. ABD, bu faaliyeti nükleer bomba edinmeye giden bir yol olarak değerlendirirken, Tahran böyle bir silah arayışında olduğu iddialarını sürekli olarak reddetti.

ABD, geçen yıl haziran ayında İsrail’le birlikte İran’daki nükleer tesisleri hedef alan saldırılara katılmış, bu saldırıların İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesini fiilen azalttığı belirtilmişti. Donald Trump, ülkenin başlıca nükleer tesislerinin ‘imha edildiğini’ savunmuştu. Ancak İran’ın daha önce zenginleştirilmiş stoklara hâlâ sahip olduğu ve Washington’ın bu stoklardan vazgeçilmesini istediği değerlendiriliyor.

Trump, İran’ın nükleer silah edinmesini engellemeyi amaçlayan bir anlaşma için baskı yaparken yeni saldırılar düzenleme ihtimalini de gündemde tutuyor ve ABD’nin bölgedeki deniz ve askerî varlığını güçlendiriyor.

Bu çerçevede, dünyanın en büyük uçak gemisi olarak bilinen USS Gerald R. Ford dün Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki Suda Körfezi’ndeki ABD deniz üssüne ulaştı. Geminin, bölgedeki ABD askerî yığınağına katılmak üzere intikal ettiği bildirildi.


Bill Gates, Epstein ile olan bağlantıları nedeniyle "yaptıklarından sorumlu tutulacak"

Jeffrey Epstein'ın mirasından elde edilen bir fotoğrafta, Microsoft'un kurucusu Bill Gates, yüzü gizlenmiş bir kadınla birlikte görülüyor (AFP).
Jeffrey Epstein'ın mirasından elde edilen bir fotoğrafta, Microsoft'un kurucusu Bill Gates, yüzü gizlenmiş bir kadınla birlikte görülüyor (AFP).
TT

Bill Gates, Epstein ile olan bağlantıları nedeniyle "yaptıklarından sorumlu tutulacak"

Jeffrey Epstein'ın mirasından elde edilen bir fotoğrafta, Microsoft'un kurucusu Bill Gates, yüzü gizlenmiş bir kadınla birlikte görülüyor (AFP).
Jeffrey Epstein'ın mirasından elde edilen bir fotoğrafta, Microsoft'un kurucusu Bill Gates, yüzü gizlenmiş bir kadınla birlikte görülüyor (AFP).

Gates Vakfı sözcüsü dün Reuters'e yaptığı yazılı açıklamada, Bill Gates'in vakıf çalışanlarıyla yaptığı genel bir toplantıda, finansçı ve cinsel suçtan hüküm giymiş Jeffrey Epstein ile olan ilişkisiyle ilgili "eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmeye" karar verdiğini söyledi.

Sözcünün açıklamaları, Wall Street Journal'ın (WSJ) Gates'in Epstein ile olan ilişkisi nedeniyle genel toplantıda çalışanlardan özür dilediği yönündeki haberine yanıt olarak geldi.

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan belgeler, Gates ve Epstein'ın, Epstein'ın hapisten çıkmasının ardından Microsoft kurucusunun hayırseverlik çalışmalarını genişletmek için defalarca görüştüklerini gösteriyor. Şarku’l Avsat’ın WSJ’den aktardığına göre Gates, çalışanlarına Epstein ile vakit geçirmenin ve vakıf yetkililerini onunla yaptığı toplantılara getirmenin büyük bir hata olduğunu itiraf etti. Haber, Gates'in kamuya açık toplantıdaki konuşmasının kaydına dayanıyor. Gazeteye göre Gates, "Yaptığım hata nedeniyle bu işe karışan diğer insanlardan özür diliyorum" ifadelerini kullandı.

WSJ’nin haberine göre Gates, Epstein'ın daha sonra tanıdığı ancak kurbanları arasında yer almayan iki Rus kadınla da romantik ilişkiler yaşadığını da itiraf etti. Adalet Bakanlığı belgelerinde ayrıca Microsoft kurucusunun yüzleri gizlenmiş kadınlarla birlikte çekilmiş fotoğrafları da yer alıyordu. Gates daha önce Epstein ile ilişkisinin hayırseverlik hakkındaki görüşmelerle sınırlı olduğunu ve onunla görüşmenin bir hata olduğunu belirtmişti.

Gazete, Gates'in vakıf çalışanlarına Epstein'ın kendisinden, kadın arkadaşlarıyla yaptığı görüşmelerden sonra fotoğraf çekmesini istediğini söylediğini bildirdi. Habere göre Gates, "Açıkça söylemek gerekirse, kurbanlarla, onu çevreleyen kadınlarla hiç vakit geçirmedim" dedi.

Bill Gates'in başkanlığını yaptığı ve eski eşiyle birlikte 2000 yılında kurduğu Gates Vakfı, küresel sağlık girişimlerinin dünyada en büyük fon sağlayıcılarından biridir.


Pentagon, Hint Okyanusu'nda yaptırım uygulanan üçüncü petrol tankerini de ele geçirdiğini duyurdu

Pentagon tarafından yayınlanan ve Hint Okyanusu'ndaki tankerin kontrolünü ele geçirdiğini gösteren bir video kaydından alınan görüntü (Reuters)
Pentagon tarafından yayınlanan ve Hint Okyanusu'ndaki tankerin kontrolünü ele geçirdiğini gösteren bir video kaydından alınan görüntü (Reuters)
TT

Pentagon, Hint Okyanusu'nda yaptırım uygulanan üçüncü petrol tankerini de ele geçirdiğini duyurdu

Pentagon tarafından yayınlanan ve Hint Okyanusu'ndaki tankerin kontrolünü ele geçirdiğini gösteren bir video kaydından alınan görüntü (Reuters)
Pentagon tarafından yayınlanan ve Hint Okyanusu'ndaki tankerin kontrolünü ele geçirdiğini gösteren bir video kaydından alınan görüntü (Reuters)

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) dün, ABD güçlerinin Karayipler’de yaptırım uygulanan gemilere yönelik Başkan Donald Trump'ın yasağını ihlal eden üçüncü bir petrol tankerini Hint Okyanusu'nda ele geçirdiğini duyurdu.

Pentagon, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, ABD ordusunun Karayipler'de takibe aldığı ‘Bertha’ isimli petrol tankerini Hint Okyanusu açıklarında durdurduğunu aktardı.

Paylaşımda gece operasyonuyla ilgili olarak, “Gemi, Başkan Trump'ın Karayipler'deki yaptırım uygulanan gemilere yönelik yasağını ihlal ederek faaliyet gösteriyordu ve tespit edilmekten kaçınmaya çalışıyordu” denildi.

Pentagon, ‘denizcilik alanında yasadışı aktörlerin ve onların temsilcilerinin hareket özgürlüğünün engelleneceğini’ vurguladı.

Bertha, ABD ordusu tarafından bu ayın başlarından bu yana Hint Okyanusu'nda durdurulan üçüncü ve Trump'ın geçtiğimiz aralık ayında Venezuela'ya gidip gelen yaptırımlara tabi gemilere ‘abluka uygulanması’ emri vermesinden bu yana toplamda onuncu petrol tankeri oldu.

Son aylarda alıkonulan tankerlerin sayısı, yaptırımları atlatmak için dünya genelinde faaliyet gösteren ve ABD Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın üst düzey bir yetkilisinin tahminine göre yaklaşık 800 gemiden oluşan ‘gölge filoya’ kıyasla önemsiz kalıyor.