Associated Press'in Oval Ofis'e ve ABD başkanlık uçağına girişi kalıcı olarak yasaklandı

Meksika Körfezi yerine “Amerika Körfezi” adını kullanmayı reddetmesi nedeniyle

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'ın Oval Ofisi'nde idari emirleri imzalarken medyaya konuşuyor (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'ın Oval Ofisi'nde idari emirleri imzalarken medyaya konuşuyor (EPA)
TT

Associated Press'in Oval Ofis'e ve ABD başkanlık uçağına girişi kalıcı olarak yasaklandı

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'ın Oval Ofisi'nde idari emirleri imzalarken medyaya konuşuyor (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'ın Oval Ofisi'nde idari emirleri imzalarken medyaya konuşuyor (EPA)

ABD Başkanlığı dün, Associated Press'in (AP) Meksika Körfezi'ni “Amerika Körfezi” olarak adlandırmayı reddetmesi nedeniyle ikinci bir emre kadar Oval Ofis'e ve Başkan Donald Trump'ın Air Force One uçağına girişinin yasaklandığını duyurdu.

ABD haber ajansı salı gününden bu yana, Cumhuriyetçi Başkan tarafından seçilen yeni ismi kullanmayı reddetmesi nedeniyle, gazetecilerinin Beyaz Saray'daki etkinlikleri takip etmelerinin engellendiğinden şikâyet ediyordu.

Beyaz Saray Özel Kalem Müdür Yardımcısı Taylor Budowich dün yaptığı açıklamada, “Associated Press, Amerika Körfezi'nin yasal coğrafi adındaki değişikliği görmezden gelmeye devam ediyor” şeklinde yazdı.

ABD Anayasası'nın Birinci Değişikliği'nde yer alan ifade özgürlüğü hakkı “onların sorumsuzca ve dürüst olmayan bir şekilde haber yapma hakkını korurken, Oval Ofis ve Air Force One gibi belirli yerlere sınırsız erişim ayrıcalığını garanti etmez” ifadelerini kullandı.  

Budowich, “AP muhabirleri ve fotoğrafçıları, Beyaz Saray kompleksine giriş için kimlik belgelerini muhafaza edeceklerini” belirtti.

Air Force One'da Associated Press'e ayrılan koltuklar boş görünüyor (Reuters)Air Force One'da Associated Press'e ayrılan koltuklar boş görünüyor (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın AFP'den aktardığına göre AP sözcüsü Lauren Easton dün akşam yaptığı açıklamada, “AP'nin başkanlık etkinlikleriyle ilgili haberlerini coğrafi bir bölgeden bahsetmemiz nedeniyle kısıtlamaya yönelik alınan önlemler, Amerikan demokrasisinin temellerinden biri olan ifade özgürlüğünü ve Amerikan halkının temel değerlerini ihlal etmektedir” dedi.

Bu hafta bir AP muhabirinin Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin düzenlediği basın toplantısına katılması engellenmiş ve AP Genel Yayın Yönetmeni Julie Pace bunu Anayasa'nın “Birinci Değişikliğinin bariz bir ihlali” olarak nitelendirmişti.

AP, editoryal notunda Meksika Körfezi'nin adını değiştiren kararnamenin sadece ABD'de yetkili olduğunu, Meksika, diğer ülkeler ve uluslararası örgütler tarafından tanınmadığını açıkladı.

Ajans, “Trump tarafından seçilen yeni ismi dikkate alırken orijinal ismiyle de anılacağını” belirtti.

1846 yılında kurulan AP, çok çeşitli Amerikan ve yabancı medya kuruluşlarına makale, fotoğraf ve video sağlıyor.

Verilere göre 3 binden fazla çalışanı olan ajans, 2023 yılında 375 binden fazla haber-analiz, 1,24 milyon fotoğraf ve 80 vin video yayınladı.

Washington Post sözcüsü ise “AP'nin hükümet tesislerine erişimi, Washington Post da dahil olmak üzere tüm haber kuruluşlarının her gün milyonlarca Amerikalıya bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik hizmeti sunması açısından kritik önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.