Zelenskiy, Ukrayna'nın üç yıllık direnişini gurur verici olarak niteledi.. Von der Leyen: Rusya ile savaş hayatta kalma mücadelesidir

AB liderleri Rus işgalinin üçüncü yıldönümünde Kiev'de

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Kiev'de bir tren istasyonunda Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa'nın yanında (AP)
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Kiev'de bir tren istasyonunda Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa'nın yanında (AP)
TT

Zelenskiy, Ukrayna'nın üç yıllık direnişini gurur verici olarak niteledi.. Von der Leyen: Rusya ile savaş hayatta kalma mücadelesidir

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Kiev'de bir tren istasyonunda Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa'nın yanında (AP)
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Kiev'de bir tren istasyonunda Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa'nın yanında (AP)

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, savaşın üçüncü yılı geride kalırken bir açıklama yaptı.

Putin liderliğinde başlayan Ukrayna işgalinin 3’üncü yıl dönümüne ilişkin paylaşım yapan Zelenskiy, ülkesiyle gurur duyduğunu ifade ederek "3 yıllık direniş, 3 yıllık minnettarlık. Ukraynalıların 3 yıllık mutlak kahramanlığı. Onu koruyan ve yardım eden herkese teşekkür ederiz" şeklinde kaydetti.

AB liderleri Ukrayna'ya desteklerini vurgulamak üzere  Kiev'e geldiler. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen sosyal medyada, Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa eşliğinde trenle Kiev'e gelişini gösteren bir video yayınladı.

Avrupa Komisyonu Başkanı, sadece Ukrayna'nın değil tüm Avrupa'nın kaderinin söz konusu olduğunu söyledi. Ukrayna'nın başkenti Kiev'i ziyareti sırasında X hesabından yaptığı açıklamada “Rus işgalinin üçüncü yıldönümünde...Avrupa Kiev'de.”

Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşı bir hayatta kalma mücadelesi olarak tanımlayan Von der Leyen, “Bugün Kiev'deyiz çünkü Ukrayna Avrupa'dır” dedi.

DPA'nın haberine göre liderlerin ayrıca Ukrayna'ya 6 milyar avro (6.28 milyar dolar) değerinde bir askeri yardım paketi önerisini de görüşmeleri bekleniyor.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ukrayna'ya daha güçlü destek çağrısında bulunarak Pazartesi günü Rusya'nın tam ölçekli işgalinin üçüncü yıldönümünde yeni girişimler sözü verdi. Pazartesi günü Kiev'de Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskiy ile yapacağı görüşmeden saatler önce von der Leyen şunları söyledi: “Özgür ve egemen bir Ukrayna tüm dünyanın çıkarınadır.”

Yeni bütçe ve ek tedbirler

Ukrayna'nın 2025 yılı bütçe açığını güvence altına aldıktan sonra askeri yardımın hızlandırılması gerektiğini vurgulayan Avrupa Komisyonu Başkanı, “Silah ve mühimmat teslimatını acilen hızlandırmalıyız” dedi. Von der Leyen, AB'nin silah üretimini ve savunma kabiliyetlerini arttırmaya yönelik, Ukrayna'nın da faydalanacağı kapsamlı bir planı yakında sunacağını belirtti.

xcsvdfbgh
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen geçen yıl Kiev'de Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskiy ile el sıkıştı. (AP_Arşiv)

Von der Leyen ayrıca Ukrayna ve AB'de enerji güvenliğini arttırmaya yönelik ilave tedbirleri de açıkladı. Önümüzdeki yılın sonuna kadar Ukrayna ve Moldova'nın elektrik piyasalarının Avrupa elektrik şebekesine tam olarak entegre edilmesinin hedeflendiğini söyledi. Almanya'nın eski savunma bakanı şunları söyledi: “Yakın ortaklığımız Ukrayna'nın çıkarına olduğu kadar Avrupa'nın da çıkarınadır.”

“Hepimiz Ukraynalıyız”

Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, Pazartesi günü erken saatlerde X platformunda yaptığı bir paylaşımda şunları söyledi: “Üç yıl önce, tam da bu anda, Rusya'nın işgali Ukrayna'da barışı bozdu ve Ukrayna halkı için büyük acılara neden oldu..Bugün hepimiz Ukraynalıyız. Rusların bu saldırganlık savaşının başlangıcından bu yana size çektirdiği acılar zalimce ve affedilemez. İlk günden beri yanınızdayız ve yan yana, omuz omuza olmaya devam edeceğiz. Biz de sizin gibi adil ve kalıcı bir barış istiyoruz. Ukrayna'nın geleceği Avrupa Birliği'ndedir ve Ukrayna'nın güvenliği Avrupa'nın güvenliğidir” dedi.

Ziyaretler Kiev ve Washington arasındaki diplomatik ilişkilerin büyük bir değişim geçirmesinin ardından gerçekleşti. Avrupa ülkeleri ve Ukrayna, ABD ve Rusya'nın, Moskova'ya toprak tavizleri verebilecek, Ukrayna'yı NATO'ya katılmaktan alıkoyabilecek ve ABD'nin gelecekteki barışı koruma operasyonlarına katılımına kapıyı kapatabilecek olan barışlarını iki taraflı olarak çözmeye çalışabileceklerinden endişe duyuyorlar. Cezalandırıcı önlemlerin son turu Kremlin'in “gölge filosunun” liderlerini ve sahiplerini -sahipliği belirsiz ve genellikle sigortasız gemileri- hedef alıyor.

Ukrayna topçu mermileri, hava savunma sistemleri ve daha fazla Ukraynalı askerin eğitilmesi ve silahlandırılması da dahil olmak üzere daha fazla silah ve mühimmat istiyor. Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sipiha'nın AB'li meslektaşlarını cephedeki durum hakkında video bağlantısı yoluyla bilgilendirmesi bekleniyor. Avrupa Komisyonu rakamlarına göre son üç yılda AB ve 27 üye ülkesi Ukrayna'ya 48 milyar Avro'su askeri yardım olmak üzere yaklaşık 134 milyar Avro destek verdi.



Witkoff: Trump’ın İran için belirlediği kırmızı çizgiler arasında ‘sıfır zenginleştirme’ de var

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
TT

Witkoff: Trump’ın İran için belirlediği kırmızı çizgiler arasında ‘sıfır zenginleştirme’ de var

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Başkan Donald Trump’ın İran’ın nükleer programına ilişkin bir anlaşmayı neden hâlâ kabul etmediğini sorguladığını söyledi. Witkoff, Washington’ın baskı uygulamasına rağmen Tahran’ın anlaşmaya yanaşmamasının Beyaz Saray’da şaşkınlık yarattığını ifade etti.

Fox News’e verdiği röportajda Witkoff, Trump’ın İran’ın tutumuna hayret ettiğini belirterek, “Neden teslim olmadıklarını merak ediyor... ‘Teslim olmak’ ifadesini kullanmak istemiyorum ama neden teslim olmadılar?” dedi.

Witkoff, Trump’ın ayrıca İran’ın ‘bu denli yoğun baskı ve bölgede sahip olduğumuz deniz gücünün büyüklüğü karşısında’ ABD ile temasa geçmemesini sorguladığını aktardı. Trump’ın, Tahran’ın nükleer silah edinme niyetinde olmadığını ilan etmesini ve hangi adımları atmaya hazır olduğunu netleştirmesini beklediğini dile getirdi.

ABD’li yetkili, Trump tarafından belirlenen kırmızı çizgilerin İran’ın uranyum zenginleştirmede ‘sıfır zenginleştirme’ seviyesini korumasını şart koştuğunu söyledi. Witkoff, İran’ın uranyumu sivil amaçlar için gerekli seviyenin ötesinde zenginleştirdiğini de ifade etti.

Witkoff, aynı röportajda, devrik İran Şahı’nın oğlu Rıza Pehlevi ile görüştüğünü de doğruladı.

Witkoff, “Başkanın talimatıyla onunla görüştüm” ifadesini kullanırken, görüşmenin içeriğine ilişkin ayrıntı vermedi.

Geçen hafta Pehlevi, Başkan Donald Trump’a İran’a yönelik askeri müdahale çağrısını yinelemiş ve ülkede bir ‘geçiş sürecine’ liderlik etmeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Witkoff’un açıklamaları, Trump’ın İran’a yönelik askeri saldırı tehdidinde bulunduğu ve bölgedeki askeri konuşlanmayı artırdığı bir dönemde geldi. Trump, aynı zamanda Tahran ile nükleer program konusunda bir anlaşmaya varma isteğini de dile getirdi.

İran’ın nükleer programı, Tahran ile Batılı ülkeler arasında yıllardır süren anlaşmazlığın merkezinde yer alıyor. Batılı ülkeler, İran’ın nükleer silah edinme ihtimalinden endişe duyuyor.


İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
TT

İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)

İran, Avrupa Birliği (AB) üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini terör örgütü olarak tanımladı.

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Tahran'ın İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu (DMO) terör örgütü olarak sınıflandıran AB'nin ‘yasadışı ve haksız’ olarak nitelendirdiği karara yanıt olarak harekete geçeceği belirtildi.

AB'nin 19 Şubat'ta aldığı karara yanıt olarak yayınlanan açıklamada, “Avrupa hükümetleri, İran silahlı kuvvetlerinin resmi bir kolu olan Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak tanımladığından, İran da karşılıklılık ilkesine dayalı önlemler alacaktır” denildi.

Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre Tahran’ın kararı 2019 yılında çıkarılan ‘ABD’nin DMO’yu Terör Örgütü Olarak Tanımlamasına Karşı Misilleme Tedbirleri Yasası'nın 7’nci maddesine dayanıyor. İran Dışişleri Bakanlığı, “ABD’nin bu konudaki kararını herhangi bir şekilde destekleyen veya buna uyan tüm ülkeler, İran tarafından benzer tedbirlere tabi tutulacaktır” açıklamasında bulundu.

Açıklama şöyle devam etti:

“Bu yasa ve 4’üncü madde dahil olmak üzere hükümleri uyarınca İran, AB üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini bu yasanın hükümlerine tabi kabul etmekte ve bunları terörist örgütler olarak sınıflandırıp ilan etmektedir.”

Bakanlık, bu önlemin İran'ın iç hukuku çerçevesinde, Avrupa hükümetlerinin uluslararası hukuk ilkelerini açıkça ihlal etmesine yanıt olarak alındığını vurgulayarak açıklamasını sonlandırdı.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.