Güney Kore, Rusya’ya bazı yaptırımları kaldırdı

Cephede Rus saldırılarına karşı direnen Ukrayna, ABD'nin dayattığı maden anlaşmalarını henüz imzalamadı (AFP)
Cephede Rus saldırılarına karşı direnen Ukrayna, ABD'nin dayattığı maden anlaşmalarını henüz imzalamadı (AFP)
TT

Güney Kore, Rusya’ya bazı yaptırımları kaldırdı

Cephede Rus saldırılarına karşı direnen Ukrayna, ABD'nin dayattığı maden anlaşmalarını henüz imzalamadı (AFP)
Cephede Rus saldırılarına karşı direnen Ukrayna, ABD'nin dayattığı maden anlaşmalarını henüz imzalamadı (AFP)

Güney Kore, Rusya’ya bazı tıbbi ekipmanlarla ilgili uyguladığı yaptırımları kaldırdı.

Güney Kore Ticaret, Sanayi ve Enerji Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, yaptırımların 28 Şubat itibarıyla devre dışı kalacağı bildirildi. 

Açıklamada, tıbbi ekipman için ihracat öncesi ruhsatlandırma gerekliliğinin kısmen kaldırıldığı ve daha basit bir belge ibraz sürecine geçildiği belirtildi. Bu kapsamda tıbbi teşhis amaçlı X-ray makineleri ve radyasyon görüntüleme cihazları gibi ekipmanların Rusya’ya ihracatı normal standartlara uygun hale getirildi. 

Kararın, Güney Kore’deki ihracatçıların talepleri üzerine alındığı ifade edildi. Sözkonusu cihazların “askeri amaçla kullanılmasının düşük ihtimalli” olduğu belirtildi. 

2022’de Kremlin’in saldırılarıyla başlayan Ukrayna savaşı nedeniyle Güney Kore, yarı iletken çip, bilgisayar ve lazerlerin yanı sıra deniz ve havacılık ekipmanı gibi stratejik teknolojilerin Rusya’ya tedarikine kısıtlama getirmişti. 

Güney Kore bazı kısıtlamaları hafifletirken Britanya, Rusya'ya yönelik 2022’den bu yana en büyük yaptırım paketini açıklamıştı. 

Kremiln’in en önemli finansal kaynağı olan enerji gelirlerini hedef alan yaptırımlar kapsamında, Rus petrolünü taşıyan 40 gemilik “gölge filo” listeye eklenmişti. Böylelikle yaptırım listesine alınan Rus petrol tankeri sayısı toplamda 133’e çıkmıştı. 

Kremlin'e yakınlığıyla bilinen 14 oligark da yaptırım listesine eklenmişti. Bu kişiler arasında yaklaşık 2,2 milyar sterlinlik (yaklaşık 101 milyar sterlin) servetiyle Rusya'nın en zengin iş insanlarından Roman Trotsenko da yer almıştı.  

Rusya Enerji Bakanı Sergey Tsivilyev ise yaptırımlara tepki göstererek, “Bize uygulanan her kısıtlamaya biz de karşılık veriyoruz. Hiçbir yaptırım bizi durduramaz" demişti.

Independent Türkçe, RT, TASS



Trump ve Avrupa: Bir dönemin sonu

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump ve Avrupa: Bir dönemin sonu

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

Refik Huri

ABD Başkanı Donald Trump'ın ilk döneminde, kıdemli danışmanlarının kaçınılmaz görevi, onun doğaçlama kararlarını “rasyonelleştirmek” idi. İkinci döneminde ise Trump, danışmanları ve hatta MAGA hareketindeki destekçileri kadar aşırı görüşlü görünmüyor. Kendisine iki kez zafer kazandıran “ABD'yi Yeniden Harika Yap” sloganı, onun siyasi uygulamalarının yalnızca ilk kurbanı. İkinci kurban sadece Ukrayna değil, Avrupa. Üçüncüsü ise sadece Filistin değil, Ortadoğu. Bütün bunlar, Washington'un Ukrayna savaşını ve Ortadoğu savaşlarını bir kenara bırakıp Çin ile yüzleşmeye, Hint ve Pasifik okyanuslarındaki meydan okumalara odaklanması başlığı altında gerçekleşiyor. Cumhuriyetçilerin eski Senato grubu başkanı Mitch McConnell, “Eski Başkan Barack Obama'nın Irak'ta yaptığı gibi, bir alana odaklanıp diğerinden çekilmek hem bir hata hem de tehlikelidir" diyor.

 

Trump, İkinci Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş sonrası dönemlere son vermek istiyor gibi görünüyor.  ABD'nin üç çeyrek asırdır inşa ettiği liberal küresel düzeni terk ediyor. Avrupa ile ortaklığı fiilen tehdit ediyor. Batı’nın “üstyapısını” parçalamaya çalışıyor. ABD'nin müttefiklerini hedef alıyor, düşmanlarına yanaşıyor. Avrupalılara müttefik ve ortak değil, müşteri gibi davranıyor ve onların ülkesine ticari açıdan “düşmanlardan daha kötü” davrandığına inanıyor. Bu, Başkan George W. Bush'un Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’in Avrupa'yı “yaşlı kıta” olarak tanımlamasının ötesine geçen bir şey. Robert Kagan'ın “Cennet ve Güç” kitabındaki “Amerikalılar Mars'tan, Avrupalılar Venüs'tendir” ifadesinin ötesinde bir şey. Avrupa ile ortaklık hep devam etti. Avrupalılar hiçbir zaman bir Amerikalı yetkiliden, Münih Güvenlik Konferansı'nda ABD Başkan Yardımcısı JD. Vance'in söylediklerine benzer sözler duymadılar. Vance konferansta; “Avrupa ile ilgili olarak beni her şeyden daha fazla endişelendiren tehdit Rusya, Çin ya da başka bir dış taraf değil, beni endişelendiren içeriden gelen tehdittir. Avrupa'nın bazı temel değerlerinden uzaklaşmasıdır” demişti. Bu sözler Avrupa liderleri tarafından sert bir şekilde karşılandı. Peki, bunlar ne zaman yaşanıyor? Rusya'nın Ukrayna'yı işgali nedeniyle İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Avrupa'daki en büyük savaş sırasında yaşanıyor.

Ancak Avrupa, Amerikan güvenlik şemsiyesine güvenerek kaderinden kaçmaya devam edemez. Tarihe uzun bir ara verdi ve artık tek eksiği Trump'ın onu emekliye ayırması. Varşova merkezli Stratejik Araştırmalar Merkezi'nden Simon Sarfati, “Avrupa dünyada bir güçtür, ancak küresel bir güç değildir” diyor. Tarihçi Paul Johnson, Avrupa'yı “Yunan-Roma-Hristiyan kültürünün evliliğinden doğan tarihini terk etmiş hasta bir kıta” olarak görüyor. Johnson “totalitarizmin Rousseau ve Nietzsche'den, Hegel ve Marx'a kadar Avrupa felsefesinde köklerinin olduğunu” söyleyerek uyarıyor.

Ama ABD de bugün daha iyi bir durumda değil. Başkan Obama, “Bilişsel bir krize giriyoruz. Amerikalılar gerçek ile yalanı ayırt etme yeteneklerini yitirdiler ve bu durumda demokrasi başarısız olur” dedi. Trump, Elon Musk'ın elinde kılıçla “derin devlete ve idari devlete” saldırmasına izin veriyor ve bir grup zengin ile birlikte oligarşik bir otoriteyi ve kararlarını yönetiyor. Avrupa belki de tarihten bıktı. Yüzyıllar boyunca dünyayı sömürgeleştirdi ve yönetti. İmparatorluk olarak çalışmayı ancak Birinci Dünya Savaşı ve akabinde gelen İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra bıraktı.

Avrupa'nın, Ukrayna'nın arkasında ABD olmadan tek başına duramayacağı yönünde bir kanaat hâkim. Balkan savaşlarında bile çatışmaların sonucunu Amerikan gücü belirlemişti. Avrupa'nın özellikle Trump'ın “ABD kiralık bir silah gibi olmuş, koruma için ödeme yapın” sloganını benimsemesinin ardından, Rusya'ya karşı koyamamasının ve NATO bütçesinin yaklaşık yüzde 70'inin ABD tarafından karşılanmasına ihtiyaç duymasının hiçbir gerekçesi yok. Avrupa Birliği'nin milli geliri, Ukrayna savaşından önce Alman milli gelirinin yüzde 40'ından az ve tek başına New York şehrinin geliri düzeyinde olan Rus milli gelirinin 12 katı. AB ülkelerinde istatistiklere göre 1,3 milyon asker bulunuyor. Ancak Moskova ile AB arasındaki askeri rekabet dengesiz. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Fransa ve Almanya'nın, AB ülkelerini NATO dışında ama ondan bağımsız olmayan bir Avrupa stratejisi benimsemeye çağırma çabaları hâlâ engellerle, çekincelerle, refah devletleri için duyulan korkularla, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra hayata geçirilen “Marshall Planı”ndan bu yana çalışanların tembelliği ile ilgili kaygılarla karşılaşıyor. Dahası Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, “Avrupa Amerikan silahlarına büyük ölçüde bağımlı” diyor.

İşte Trump, (Kiev'e çok miktarda para ve silah temin eden) Avrupa'ya bir rol vermeden ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'ye müzakerelerde bir koltuk ayırmadan, Ukrayna savaşı için ABD-Rusya arasında ikili bir çözümü müzakere etmeye karar veriyor. Beyaz Saray'da Andrea Kendall Taylor ve Michael Kofman’ın, “ABD ve Avrupa Rusya'ya karşı direnmek için şimdi yatırım yapmalı, aksi takdirde sonradan daha ağır bir bedel öderler” sözlerine kimse kulak asmıyor.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.