Şili'de "kapsamlı" elektrik kesintisinin ardından "tam bir kaos" ve sokağa çıkma yasağı

Şili'nin geniş bir bölgeyi kapsayan elektrik kesintisinin ardından asansörde mahsur kalan bir kadın panikleyerek gözyaşı döktü (AFP)
Şili'nin geniş bir bölgeyi kapsayan elektrik kesintisinin ardından asansörde mahsur kalan bir kadın panikleyerek gözyaşı döktü (AFP)
TT

Şili'de "kapsamlı" elektrik kesintisinin ardından "tam bir kaos" ve sokağa çıkma yasağı

Şili'nin geniş bir bölgeyi kapsayan elektrik kesintisinin ardından asansörde mahsur kalan bir kadın panikleyerek gözyaşı döktü (AFP)
Şili'nin geniş bir bölgeyi kapsayan elektrik kesintisinin ardından asansörde mahsur kalan bir kadın panikleyerek gözyaşı döktü (AFP)

Şilili yetkililer dün olağanüstü hal ilan etti ve muhtemelen bir şebeke arızası nedeniyle geniş alanların elektriksiz kalmasının ardından başkent Santiago da dahil olmak üzere ülkenin büyük bir bölümünde gece sokağa çıkma yasağı uyguladı.

İçişleri Bakanı Carolina Toha düzenlediği basın toplantısında, “Akşam 22:00‘den sabah 6:00’ya kadar sokağa çıkma yasağı uygulayacağız” dedi. Karar, ülke genelinde milyonlarca vatandaşın elektriksiz kalmasıyla ülkenin kaosa sürüklenmesi sonrasında geldi.

Afet Müdahale Ajansına göre, kuzeydeki Arica'dan güneydeki Los Lagos'a kadar uzanan geniş bir alan elektriksiz kaldı. Bu bölge ülkedeki 20 milyon insanın yüzde 90'ından fazlasına ev sahipliği yapıyor. Bu, ülkenin elektrik şebekesinde on yılı aşkın bir süredir yaşanan en büyük kesinti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre dün öğleden sonra Santiago metrosu devre dışı kaldı ve kesinti, Santiago metro seferlerinin askıya alınmasına yol açtı.

Günde 2,3 milyon yolcu taşıyan metro şirketi, personelinin trenlerde mahsur kalan yolcuların “güvenli bir şekilde tahliyesini sağlamak” için tüm istasyonlarda çalıştığını belirtti. Hükümet, elektrik kesintisinin bir saldırı ya da sabotajdan kaynaklandığını reddederek, şebekeye kapasitesinin ötesinde aşırı yüklenilmesinden kaynaklandığını öne sürdü. Güney yarımküredeki diğer ülkeler gibi Şili de yaz mevsiminin ortasındadır.



Olmert'in iki devletli çözüm haritası kamuoyuna açıklandı. Peki, hangi detaylar yer alıyor?

Eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert 2008 yılında iki devletli bir çözüm önerisinde bulunmuştu (BBC)
Eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert 2008 yılında iki devletli bir çözüm önerisinde bulunmuştu (BBC)
TT

Olmert'in iki devletli çözüm haritası kamuoyuna açıklandı. Peki, hangi detaylar yer alıyor?

Eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert 2008 yılında iki devletli bir çözüm önerisinde bulunmuştu (BBC)
Eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert 2008 yılında iki devletli bir çözüm önerisinde bulunmuştu (BBC)

2008 yılında dönemin İsrail Başbakanı Ehud Olmert, Ortadoğu'da barışı sağlamanın anahtarı olabileceğine inandığı gizli bir haritayı Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'a sundu. Yıllardır gizli tutulan harita ilk kez film yapımcısı Norma Percy'nin pazartesi gününden bu yana iPlayer'da yayınlanan ‘İsrail ve Filistinliler: 7 Ekim'e Giden Yol’ başlıklı yeni belgeselinde ortaya çıktı.

BBC’nin internet sitesinde yayınlanan bir habere göre Olmert belgesel filmin yapımcılarına verdiği özel röportajda, işgal altındaki Batı Şeria'nın yüzde 94'ünden fazlasında bir Filistin devletinin kurulmasını öngören ve barış için ’tarihi bir fırsat’ olarak nitelendirdiği haritanın ayrıntılarını açıkladı. Harita, İsrail'in Batı Şeria ve Gazze Şeridi sınırları boyunca benzer miktarda toprak bırakması karşılığında, büyük Yahudi yerleşim birimleri de dahil olmak üzere Batı Şeria'nın yüzde 4,9'unu ilhak etmesini öngörüyor. Haritaya göre Batı Şeria ve Gazze Şeridi, daha önceki müzakereler sırasında tartışılan bir çözüm olan bir tünel veya otoyol ile birbirine bağlanacaktı.

Plan aynı zamanda çetrefilli Kudüs meselesini de ele alıyordu. Olmert, Kudüs’ün bazı bölümlerinin her iki tarafın da başkenti olmasını, Eski Şehir ve çevresindeki dini mekanları içeren ‘Kutsal Havza’nın İsrail, Filistin, Suudi Arabistan, Ürdün ve ABD'den oluşan bir mütevelli heyeti tarafından yönetilmesini öneriyordu.

Teklifin, Yahudi yerleşimlerine yansımaları çok büyük olacaktı. Planın uygulanması halinde, Batı Şeria ve Ürdün Vadisi'ne dağılmış onlarca yerleşim birimi boşaltılacaktı. 2005 yılında Başbakan Ariel Şaron döneminde binlerce yerleşimcinin Gazze Şeridi'nden tahliye edilmesi, İsrail'de ulusal bir travma olarak değerlendirilmişti. Bu yüzden Batı Şeria'nın büyük bir kısmının boşaltılması, on binlerce yerleşimciyi ve gerçek bir şiddet riskini içeren çok daha büyük zorluk olacaktı.

Ancak Abbas o dönemde haritayı imzalamayı reddetti. Belgesele göre iki taraf, harita uzmanlarının bir araya gelmesi konusunda anlaştı, ancak bu toplantı hiçbir zaman gerçekleşmedi. Dönemin Filistin Devlet Başkanlığı Özel Kalem Müdürü Refik el-Hüseyni o dönemdeki atmosferi “Elbette buna güldük. Yolsuzluk skandalıyla boğuşan ve istifa edeceğini açıklayan Olmert'in zayıf siyasi konumu nedeniyle planın başarısızlığa mahkûm olduğunu düşündük” diye anlattı. 2008 aralığında İsrail'in Dökme Kurşun Operasyonu'nu başlatmasına yol açan Gazze Şeridi'nden yapılan roketli saldırılar, işleri daha da karmaşık hale getirdi.

sadfrgty
Ehud Olmert'in İsrail ve Filistin devletlerini yan yana gösteren haritası (BBC)

Olmert, Abbas’ın anlaşmayı imzalamamakla akıllıca bir seçim yaptığını, çünkü daha sonra göreve gelen bir İsrail başbakanı anlaşmayı iptal etmeye kalkışsaydı, Abbas tüm dünyanın önünde İsrail'i suçlayabilirdi. Ancak Filistin devleti fikrine şiddetle karşı çıkan Likud Partisi lideri Binyamin Netanyahu, 2009 yılında İsrail genel seçimlerini kazanınca tamamen ortadan kalktığını söyledi.

O tarihten sonra Olmert'in planı İsrail-Filistin çatışmasını sona erdirmek için kaçırılan uzun fırsatlar listesinde yerini aldı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre belgesel, İsrailli eski diplomat Abba Eban'ın 1973 yılında söylediği ve o tarihten beri İsrailli yetkililer tarafından sık sık tekrarlanan ‘Filistinliler hiçbir fırsatı kaçırmazlar’ sözüne atıfta bulunuyor.

Ancak belgesel, özellikle 1993 yılında tarihi Oslo Anlaşmalarının imzalanmasından beri gerçeğin bundan daha karmaşık olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Eski İsrail Başbakanı İzak Rabin ve Filistin lideri Yaser Arafat'ın Beyaz Saray'da el sıkışmasıyla başlayan barış süreci, trajediyle noktalansa da gerçekten umutların yeşerdiği anlar yaşandı, fakat bunlar da başarısızlıkla sonuçlandı.

Belgesel, nedenlerin karmaşık olduğuna ve her iki tarafta da suçlanacak çok şey bulunduğuna işaret etse de gerçek şu ki, koşullar barış için hiçbir zaman elverişli olmadı. Sonuç olarak Olmert'in haritası da diğer öneriler gibi, olabileceklerin bir görseli olarak kalmaya devam etti.