Federal çalışanları kovan Musk, siyasetçilere zam yapılmasını istiyor

Elon Musk, DOGE'nin binlerce kamu çalışanını işten çıkarmasının ardından siyasetçilerin maaş zammı alabileceğini öne sürdü (AP)
Elon Musk, DOGE'nin binlerce kamu çalışanını işten çıkarmasının ardından siyasetçilerin maaş zammı alabileceğini öne sürdü (AP)
TT

Federal çalışanları kovan Musk, siyasetçilere zam yapılmasını istiyor

Elon Musk, DOGE'nin binlerce kamu çalışanını işten çıkarmasının ardından siyasetçilerin maaş zammı alabileceğini öne sürdü (AP)
Elon Musk, DOGE'nin binlerce kamu çalışanını işten çıkarmasının ardından siyasetçilerin maaş zammı alabileceğini öne sürdü (AP)

Elon Musk, DOGE'nin (Hükümet Verimliliği Bakanlığı) federal işgücü genelinde istihdamı azaltmasının ardından siyasetçilerin maaş zammı alması gerektiğini savundu.

ABD Başkanı Donald Trump'ın yönetimi federal hükümeti önemli ölçüde küçültmeyi hedeflerken, deneme süresindeki binlerce çalışanın görevine son verildi.

Trump'ın kıdemli danışmanı Musk, perşembe sabahı ABD Kongresi üyeleri ve üst düzey hükümet çalışanlarının maaşlarına zam yapılması gerektiğini önerdi.

Teknoloji milyarderi, X'te "Yolsuzluğu… Azaltmak için Kongre ve üst düzey hükümet çalışanlarının ücretlerini artırmak mantıklı olabilir çünkü yolsuzluk kamuya bin kat daha pahalıya mal olabilir" diye yazdı.

Kongre üyeleri halihazırda iyi sosyal haklarla birlikte 174 bin dolar maaş alıyor. Parlamenterlerin maaşına 2009'dan bu yana zam yapılmadı.

Kongre harcamalarına ilişkin aralıkta sunulan bir yasa tasarısı maaş artışını da içerecekti ancak Musk ve Trump buna itiraz etmiş ve öneri Temsilciler Meclisi'nde reddedilmişti.

Dünyanın en zengin kişisi o dönem X'te şöyle yazmıştı:

Kongre için yüzde 40'lık bir maaş artışı içeriyorsa buna nasıl 'geçici bütçe tasarısı' denebilir?

Kongre Araştırma Servisi'ne göre 2025 maaşları için maksimum potansiyel artış yüzde 3,8 yani 6 bin 600 dolar olacak ve maaşları 180 bin 600 dolara çıkaracaktı.

Parlamenterler maaş zammı düzenlemesi karşısında ikiye bölünmüştü.

New York'un Demokrat Partili Kongre üyesi Pat Ryan aralıkta yaptığı açıklamada, "Seçmenlerim inanılmaz bir mali baskı hissederken kendime daha fazla para verilmesi yönünde oy kullanamam ve kullanmayacağım" demişti.

Kongre, Amerikan halkı için maliyetleri düşürmeye odaklanmalı, bize zam yapmaya değil. Eğer bu düzenleme kaldırılmazsa, geçici bütçe tasarısına karşı oy kullanacağım.

Georgia'nın Cumhuriyetçi Partili Temsilciler Meclisi üyesi Austin Scott daha önce Bloomberg Government'a yaptığı açıklamada "orta sınıf Amerikalıların Kongre'de görev alamayacakları bir senaryo yaratmamızın demokrasimize zarar verdiğine" inandığını söylemişti.

New York Temsilciler Meclisi üyesi Richie Torres da benzer şekilde NPR'a "Dünyada enflasyon yokmuş gibi hareket edemeyiz" demişti.

Demokrat Partili Torres şöyle eklemişti:

Görünen o ki Kongre üyeleri de enflasyonun etkisine maruz kalıyor; kimin aklına gelirdi?

Independent Türkçe



Hürmüz Boğazı'nda saldırıya uğrayan bir Tayland gemisi, İran'ın Keşm adası açıklarında karaya oturdu.

11 Mart 2026'da Hürmüz Boğazı yakınlarında bir kargo gemisi (Reuters)
11 Mart 2026'da Hürmüz Boğazı yakınlarında bir kargo gemisi (Reuters)
TT

Hürmüz Boğazı'nda saldırıya uğrayan bir Tayland gemisi, İran'ın Keşm adası açıklarında karaya oturdu.

11 Mart 2026'da Hürmüz Boğazı yakınlarında bir kargo gemisi (Reuters)
11 Mart 2026'da Hürmüz Boğazı yakınlarında bir kargo gemisi (Reuters)

Tesnim Haber Ajansında bu sabah yer alan haberde, Tayland bayrağı taşıyan bir kargo gemisinin bu ayın başlarında Hürmüz Boğazı'nda kimliği belirsiz cisimlerle saldırıya uğradığını ve İran'ın Keşm adası açıklarında karaya oturduğunu bildirdi.

Tayland, Umman donanmasının geminin (Mayuree Naree) arka kısmında meydana gelen bir patlamanın ardından makine dairesinde çıkan yangın sonrasında 20 mürettebatı kurtardığını, üç mürettebatın ise kayıp olduğunu açıkladı.


Almanya Dışişleri Bakanı: Amerika ve İran dolaylı temas halindeler ve bir görüşme planlıyorlar

Almanya Dışişleri Bakanı Johannes Wadephul, 26 Mart 2026'da Fransa'da düzenlenen G7 dışişleri bakanları zirvesine gelirken (DPA)
Almanya Dışişleri Bakanı Johannes Wadephul, 26 Mart 2026'da Fransa'da düzenlenen G7 dışişleri bakanları zirvesine gelirken (DPA)
TT

Almanya Dışişleri Bakanı: Amerika ve İran dolaylı temas halindeler ve bir görüşme planlıyorlar

Almanya Dışişleri Bakanı Johannes Wadephul, 26 Mart 2026'da Fransa'da düzenlenen G7 dışişleri bakanları zirvesine gelirken (DPA)
Almanya Dışişleri Bakanı Johannes Wadephul, 26 Mart 2026'da Fransa'da düzenlenen G7 dışişleri bakanları zirvesine gelirken (DPA)

Almanya Dışişleri Bakanı Johannes Wadephul bugün yaptığı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri ve İran'ın dolaylı görüşmeler yürüttüğünü ve her iki tarafın temsilcilerinin yakında Pakistan'da bir araya gelmeyi planladığını söyledi.

Deutschlandfunk radyosuna verdiği demeçte şunları söyledi: "Edindiğim bilgilere göre dolaylı temaslar gerçekleşti ve doğrudan bir görüşme için hazırlıklar sürüyor. Bu görüşmenin çok yakında Pakistan'da gerçekleşmesi bekleniyor."

Bu arada, ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın enerji tesislerini imha etmeden önce savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya varması için verilen süreyi 6 Nisan'a kadar uzatacağını söyledi ve görüşmelerin "çok iyi" gittiğini belirtti. Ancak Tahran, ABD'nin bu teklifini reddederek haksız buldu.


İran’daki radikaller nükleer bomba edinme çağrılarını yoğunlaştırıyor

Planet Labs uydusu tarafından çekilen fotoğrafta, İran’ın İsfahan Nükleer Tesisi’nde yıkılan bir binanın üzerine yeni çatı yapıldığı görülüyor. (Reuters)
Planet Labs uydusu tarafından çekilen fotoğrafta, İran’ın İsfahan Nükleer Tesisi’nde yıkılan bir binanın üzerine yeni çatı yapıldığı görülüyor. (Reuters)
TT

İran’daki radikaller nükleer bomba edinme çağrılarını yoğunlaştırıyor

Planet Labs uydusu tarafından çekilen fotoğrafta, İran’ın İsfahan Nükleer Tesisi’nde yıkılan bir binanın üzerine yeni çatı yapıldığı görülüyor. (Reuters)
Planet Labs uydusu tarafından çekilen fotoğrafta, İran’ın İsfahan Nükleer Tesisi’nde yıkılan bir binanın üzerine yeni çatı yapıldığı görülüyor. (Reuters)

İran’da, ABD-İsrail saldırılarının sürmesiyle birlikte Tahran’ın nükleer silah edinip edinmemesi gerektiğine ilişkin tartışmalar giderek büyüyor. İranlı kaynaklara göre, daha önce kapalı çevrelerde yürütülen bu tartışma, artık kamuoyunda daha sert bir söylemle dile getiriliyor.

Rejim içi verilere göre, 28 Şubat’ta savaşın başında Dini Lider Ali Hamaney’in öldürülmesi, radikal kanadın konumunu güçlendirdi. İki üst düzey İranlı kaynağın Reuters’a verdiği bilgilere göre, Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) nükleer politika üzerindeki etkisi de artış gösterdi.

Batılı ülkeler uzun süredir İran’ın nükleer silah elde etmeye çalıştığını ya da en azından bunu kısa sürede üretebilecek kapasiteye ulaşmayı hedeflediğini öne sürüyor. Ancak Tahran yönetimi, Hamaney’in nükleer silahları yasaklayan fetvasına ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na taraf olmasına atıfla bu iddiaları reddediyor.

Kaynaklardan biri, İran’ın nükleer doktrinini değiştirmeye yönelik bir karar almadığını ve nükleer silah edinmeye yönelik resmi bir plan bulunmadığını belirtti. Ancak rejim içinde etkili bazı çevrelerin mevcut politikayı sorgulamaya başladığı ve gözden geçirilmesi çağrısı yaptığı ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, nükleer programla ilgili müzakereler sürerken gerçekleşen ABD-İsrail saldırıları, bazı karar alıcıların hesaplarını değiştirmiş olabilir. Bu çerçevede, nükleer silah seçeneğinden vazgeçmenin ya da anlaşmaya bağlı kalmanın, artan askeri gerilim ortamında somut bir kazanım sağlamadığı yönünde değerlendirmeler yapılıyor.

Sert söylemlerin yükselişi

Son dönemde İran devlet medyasında, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’ndan çekilme çağrıları artış gösterdi. Bu çağrılar, doğrudan nükleer silah edinme fikrinin de gündeme taşınmasıyla eş zamanlı ilerliyor. Söz konusu yaklaşım, yakın zamana kadar kamuya açık söylemde tabu olarak değerlendiriliyordu.

DMO’ya bağlı Tesnim Haber Ajansı, anlaşmadan hızlı bir şekilde çekilmeyi ve buna karşın sivil nükleer programın sürdürülmesini savunan bir makale yayımladı.

Devlet medyasında yer alan haberlere göre, kısa süre önce hayatını kaybeden Ali Laricani’nin kardeşi, muhafazakâr siyasetçi Muhammed Cevad Laricani de İran’ın anlaşmadaki üyeliğini askıya alması çağrısında bulundu. Cevad Laricani, “Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması askıya alınmalı. Anlaşmanın bizim için herhangi bir fayda sağlayıp sağlamadığını değerlendirecek bir komite kurulmalı. Eğer faydalı olduğu görülürse geri döneriz, değilse onlar saklasın” ifadelerini kullandı.

Bu ayın başlarında ise devlet televizyonunda yayımlanan bir röportajda, muhafazakâr yorumcu Nasır Turabi, kamuoyunun nükleer silah edinilmesi yönünde adım atılmasını talep ettiğini belirtti. Turabi, bunun üretim yoluyla ya da başka yöntemlerle gerçekleştirilebileceğini dile getirdi.

Rejim kurumları içindeki tartışma

Kaynaklar, nükleer dosyanın artık yönetim içindeki çevrelerde açık biçimde tartışıldığını ve başta DMO olmak üzere sertlik yanlısı kanat ile siyasi elitin bazı kesimleri arasında nükleer silah seçeneğine yönelmenin faydası konusunda belirgin görüş ayrılıkları bulunduğunu aktardı.

Tahran yönetimi daha önce de Batı ile yürüttüğü uzun müzakereler sırasında, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’ndan çekilme tehdidini bir pazarlık unsuru olarak kullanmış, ancak bunu hayata geçirmemişti.

Mevcut tartışmaların da bu yaklaşımın devamı olabileceği değerlendiriliyor. Bu süreçte İran’ın nükleer ve bilimsel kapasitesi son haftalarda tekrarlanan saldırılarla hedef alınırken, İsrail ve ABD tarafından daha önce yürütülen hava harekâtının etkileri de sürüyor.

İsrail ise uzun süredir, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerindeki ilerleme ve füze programına dayanarak nükleer silah elde etmeye kısa bir mesafede olduğunu savunuyor.

Şu ana kadar resmi bir değişiklik yapılmadı

Analistler, İran’ın son yıllarda ‘eşik devlet’ konumuna ulaşmayı hedeflediğini belirtiyor. Bu strateji, uluslararası sonuçlardan kaçınmak amacıyla nükleer silaha fiilen sahip olduğunu ilan etmeden, ihtiyaç halinde kısa sürede üretebilecek teknik kapasiteye sahip olmayı ifade ediyor.

Bu çerçevede, DMO liderleri daha önce rejimin varlığının tehdit edilmesi durumunda nükleer silah seçeneğinin gündeme gelebileceği uyarısında bulunmuştu. Mevcut savaş koşullarında bu senaryonun olasılığının arttığı değerlendiriliyor.

Ali Hamaney’in nükleer silahları yasaklayan fetvası, 2000’li yılların başında yazılı bir metne dökülmeden verilmiş, 2019 yılında ise yeniden teyit edilmişti.

Kaynaklardan birine göre, Hamaney’in yokluğu ve daha önce sertlik yanlısı kanadı dengeleyen Ali Laricani’nin öldürülmesi, rejim içinde bu eğilimin dengelenmesini zorlaştırdı.

Aynı kaynak, Hamaney’in ölümünün ardından fetvaya bağlılığın sürüp sürmeyeceğinin belirsizliğini koruduğunu aktardı. Buna karşın, görevi devralan yeni Dini Lider Mücteba Hamaney’in fetvayı kaldırmadığı sürece yürürlükte kalmasının beklendiği, ancak kendisinin göreve gelmesinden bu yana kamuoyu önüne çıkmadığı ifade edildi.